|
ÖZET: Başvuran, Şırnak Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü öğretim üyesi olarak, 02.09.2020 tarihinden 20.04.2023 tarihine kadar vekaleten dekanlık görevini yürütmüştür. Vekalet süresince, kendisine ödenmesi gereken fark ödemelerinin yapılmadığını iddia ederek, bu ödemelerin geriye dönük olarak yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir. Başvuran, diğer öğretim üyelerinin benzer durumlarda farklı uygulamalara tabi tutulduğunu ve kendisine yönelik çifte standart uygulandığını belirtmiştir. İlgili idare, başvuranın talebini reddetmiş, ancak Sayıştay’ın kararları doğrultusunda vekalet ücretinin ödenmesi gerektiğine dair görüşler ortaya çıkmıştır.
İdare, başvuranın vekalet süresince yapılan ödemelerin mevzuata uygun olmadığını savunmuş, ancak Sayıştay Temyiz Kurulu’nun kararları, vekalet görevinin fiilen yürütülmesi durumunda ödemelerin yapılabileceğini göstermektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın dekanlık görevini yürüttüğü süre zarfındaki ödemelerin yapılmaması işleminin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Bu bağlamda, başvurana ödenmesi gereken fark ödemelerinin hesaplanarak yasal faiziyle birlikte ödenmesi tavsiye edilmiştir. Sonuç olarak, Şırnak Üniversitesi Rektörlüğü’ne, başvuranın talebinin yerine getirilmesi ve bu konuda 30 gün içinde işlem yapılması gerektiği bildirilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/8895-S.24.13846
BAŞVURU NO : 2024/4735
KARAR TARİHİ : 26.08.2024
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ
Dekanlık görevini vekaleten yürüttüğü döneme ilişkin dekan için
BAŞVURUNUN KONUSU :
öngörülen fark ödemelerin yapılması taleplidir
BAŞVURU TARİHİ : 09.04.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran özetle; Şırnak Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü öğretim üyesi
olduğunu, 02.09.2020 tarihinde atandığı Fakülte Dekanlık görevini (asaleten atanma şartlarını haiz olarak, YÖK Başkanlığından alınan izin ve kabul dahilinde) istifa ettiği 20.04.2023 tarihine kadar kesintisiz olarak vekaleten yürüttüğünü, Sayıştay Birinci Dairesi tarafından; dekanlık görevinin kadroya dayalı bir görev olmadığı, dekanlık kadrosu üniversitelerde bulunmadığından asaleten atanma şartlarını haiz olan ve dekanlık görevini düzenlemede belirtilen usuller dahilinde vekaleten yürüten kişilere vekalet görevi süresince, asaleten atanacak dekanlara yapılması mümkün olan ödemelerin yapılmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı yönünde verilen kararı öğrenmesi üzerine Üniversiteye 07.09.2022 tarihinde yaptığı başvurusuna cevaben gönderilen 17.10.2022 tarihli ve sayılı yazıda; konu hakkında tereddüt oluştuğundan yazının Hazine ve Maliye Bakanlığına (Kamu Mali Yönetim ve Dönüşüm Genel Müdürlüğü)
görüş almak üzere gönderileceğinin ifade edildiğini, aradan geçen zamanda cevap gelmemesi üzerine idareye tekrar yaptığı 02.05.2023 tarihli başvuruya cevap verilmediğini, ayrıca Sayıştay Temyiz Kurulu tarafından aynı konuya ilişkin verilen yeni kararda; üniversitelerde vekaleten yürütülen dekanlık görevlerine yapılan ödemelerin, kamu zararı olmadığına hükmedilerek ilgili daire kararının bozulduğunu, Dekanlık görevini yürüttüğü süreçte maaşı ödenirken kıdemli profesör olduğunun kabul edilmesinde hiçbir sakınca olmadığını, Dekanlık makamından kaynaklı idari görev ödeneği de ödenmesi gerektiğini, ancak bu ödenek Dekan Vekili olarak ödenmekteyken Sayıştay tarafından 2021 yılı sonlarında zimmet çıkarıldığından Dekan Vekili ile Bölüm Başkanı arasındaki ödenek farkını 2022 Mart ayında geri vermek zorunda kaldığını, sonraki maaşlarını istifa edene kadar Bölüm Başkanı unvanı ile aldığını, Strateji
Geliştirme Daire Başkanlığının İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanlığına hitaplı, Rektör imzalı,
03.11.2023 tarihli ve sayılı yazısında; ödemenin yapılması durumunda faiz talep etmemesi ve
zimmet çıkması durumunda itiraz etmeksizin derhal aldığı tutarı iade edeceğine ilişkin bir taahhütname
imzalaması durumunda vekalet ücretinin ödeneceğinin belirtildiğini, söz konusu yazı üzerine gerek geçmiş dönemlerde gerekse halen kendisiyle benzer statüde görev yapmakta olan hocalar ile görüşmeler yaptığını, geçmiş dönemde Ziraat Fakültesinde vekaleten dekanlık görevini yürüten Prof. Dr.
tarafından; ilgili dönemde profesörlükte dört yılını doldurmamış olduğu halde kendisine (bugünkü) 7000 ek gösterge dikkate alınarak maaş ödendiğinin ifade edildiğini, Prof. Dr. tarafından; Sağlık
Bilimleri Fakültesi Dekanlığı vekalet görevinde dört yılı dolmadığı halde 7000 ek gösterge rakamından faydalandığının söylendiğini, en önemlisi de halen Güzel Sanatlar Fakültesinde vekaleten Dekanlık yapmakta olan Prof. Dr. ’e dört yılı dolmadığı halde 7000 ek gösterge rakamı üzerinden maaş ödenmekte olduğunu, diğer hocalara gerek geçmiş dönemlerde gerekse halen Rektörlük tarafından ödeme yapılmaktayken kendisinden ise ödeme yapılacaksa bile faiz talep etmemesinin ve taahhütname imzalamasının istendiğini, şahsına yönelik çifte standart uygulanma nedenini anlayamadığını, adını belirttiği hocalara geçmişte taahhütname imzalamaları karşılığında mı ödeme yapıldığını öğrenmek istediğini, belirtilen isimlere ödemeleri zamanında yapıldığından faiz tahakkuku gibi bir konuya da ihtiyaç kalmamış olduğunu, vekalet ödemesinin mevzuata uygun olduğunu, Sayıştay Kararlarının da bu doğrultuda olduğunu, 02.09.2020-20.04.2023 tarihleri arasında vekaleten Dekanlık yaptığını, 7000 ek gösterge rakamı üzerinden zamanında ödeme yapılsaydı o dönemde alması gereken 100 TL ile bugünkü 100 TL tutarın satın alma gücü bağlamında aynı olmadığını ve mevcut çifte standardın Rektörlük tarafından kaldırılarak adlarını belirttiği hocalara benzer şekilde uygulamaya tabi olmak istediğini ifade ve iddia etmiş olup, ilgili döneme ilişkin geriye dönük tüm maaş bordrolarının 7000 ek gösterge rakamı üzerinden yeniden düzenlenerek faiziyle birlikte tarafına ödenmesini, talebinin Üniversite tarafından reddedilmesi durumunda diğer hocalara geriye dönük zimmet çıkartılıp çıkartılmadığı ile halen belirtildiği şekilde ödeme yapılmaya devam edilip edilmeyeceğine dair bilgi verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzun 06.05.2024 tarihli ve – sayılı yazısına istinaden Şırnak Üniversitesi
Rektörlüğü Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından gönderilen 01.06.2024 tarihli ve E– – sayılı yazı ve eklerinde özetle;
2.1) Başvuru sahibinin, Sayıştay 1. Dairesinin 17.08.2022 tarihinde memurlar.net internet sitesinde
yayımlanan vekalet ücretine ilişkin kararı gerekçe göstererek, 07.09.2022 tarihli dilekçesiyle vekalet ücreti talep ettiği, ancak daha önce İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden aldığı vekalet ücretinin Sayıştay
Denetçileri tarafından zimmet olarak çıkarıldığından, ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığının vekalet ücreti ödenemeyeceğine ilişkin görüş yazısı bulunduğundan 19.10.2022 tarihli ve sayılı yazı ile Hazine ve
Maliye Bakanlığından (Kamu Mali Yönetim ve Dönüşüm Genel Müdürlüğü) görüş talep edildiği, cevap alınamaması üzerine 03.10.2023 tarihli ve sayılı yazı ile yazının akıbeti sorularak cevap verilmesinin talep edildiği, yazılı olarak bugüne kadar herhangi bir cevap alınamadığı, Kasım ayının ilk haftasında telefonla arayarak yazılı görüş vermeyecekleri, daha önce aynı konuya ilişkin 03.10.2022 tarihli ve sayılı yazıyla Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörlüğüne görüş verildiği, bazen Sayıştay
Başkanlığı ile farklı görüşlerde bulunabildikleri ifade edilerek söz konusu yazının e-posta ile gönderildiği,
2.2) Sayıştay Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı arasındaki görüş ayrılığı nedeniyle talep edilen
ödemeler konusunda kararsız kalındığından 03.11.2023 tarihli ve sayılı yazı ile diğer üniversitelerin uygulamalarının sorulması üzerine, vekalet ücretini ödeyen ve ödemeyenlerin de bulunduğunun görüldüğü, bunun üzerine Sayıştay Denetçileri tarafından bahse konu vekalet ücreti nedeniyle daha önce adı geçene zimmet çıkarıldığı ve kendisinin iade ettiği, vekalet döneminde kıdem süresinin 6 ay olduğu, tekrar zimmet çıkması olasılığının yüksek olması nedeniyle, Harcama ve Gerçekleştirme görevlisinin zorda kalmaması
adına, başvurandan -zimmet çıkması durumunda itiraz edilmeksizin derhal aldığı tutarı iade edeceğine ilişkin- yazılı bir beyan talep edildiği,
2.3) Prof. Dr. ’in 21.09.2020 tarihi itibariyle 2 yıl 4 ay 7 gün Profesörlük kıdem süresi
bulunduğu, Prof. Dr. ’in 25.06.2020 tarihi itibariyle İlahiyat Fakültesine asaleten dekanlık görevi bulunduğu, Prof. Dr. ve Prof. Dr. ’in ilgili tarihlerde vekalet görevi bulunmadığı, şikayet başvurusunda bahsedilen hocalardan, belirtilen tarihlerde sadece Prof. Dr.
’in 2 yıl 4 ay 7 günlük süresi bulunduğu ve vekalet ücretini 3 yılını doldurmadığı için Makam ve görev tazminatı almadığı, sadece 6400 ek gösterge farkı ile idari görev ödeneği aldığı, aynı yıllara denk gelen tarihlerde vekalet ücreti alan başvurana daha sonra Sayıştay Denetçileri tarafından zimmet çıkarıldığı, Denetim esnasında denetçilerin tüm evrakları incelemelerine imkan olmadığı için bazılarını gözden kaçırabildiği, konuya ilişkin görüş ayrılığı nedeniyle daha önce zimmet olarak çıkarılan vekalet ücretinin tekrar harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlisine zimmet olarak çıkabileceğinden bu kişilerin zorda kalmamaları adına başvurandan taahhüt alınmasının uygun olacağının düşünüldüğü,
2.4) Diğer taraftan vekalet ücreti ödenmesi konusunda yetkinin harcama yetkililerinin uhdesinde olduğu,
vekalet ücretinin ödenip ödenmeyeceği konusunda 20.05.2024 tarihli ve sayılı yazı ile İktisadi ve
İdari Bilimler Fakültesine başvuru konusunun dostane çözüm yolu ile sonuçlandırılıp sonuçlandırılamayacağının sorulduğu, 24.05.2024 tarihli ve sayılı cevabi yazıları ile sadece idari görev ödeneği ödeyebileceklerinin belirtilmiş olduğu açıklamalarına yer verilmiş ve talep edilen veriler yazı ekinde gönderilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;
3.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
3.2) “Yükseköğretim kurumları” başlıklı 130 uncu maddesinin altıncı fıkrasında “Kanunun belirlediği
usul ve esaslara göre; rektörler Cumhurbaşkanınca, dekanlar ise Yükseköğretim Kurulunca seçilir ve atanır.”,
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin
birinci fıkrasında “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun;
5.1) “Dekan” başlıklı 16 ncı maddesinin (a) fıkrasında “a. (Değişik: 14/4/1982 – 2653/2 md.) Atanması:
Fakültenin ve birimlerinin temsilcisi olan dekan, rektörün önereceği, üniversite içinden veya dışından üç profesör arasından Yükseköğretim Kurulunca üç yıl süre ile seçilir ve normal usul ile atanır. Süresi biten dekan yeniden atanabilir.
Dekan kendisine çalışmalarında yardımcı olmak üzere fakültenin aylıklı öğretim üyeleri arasından en çok iki kişiyi dekan yardımcısı olarak seçer. (Ek: 2/1/1990 – KHK – 398/2 md.; Değiştirilerek Kabul: 7/3/1990 – 3614/2 md.) Ancak merkezi açıköğretim yapmakla görevli üniversitelerde, gerekli hallerde açıköğretim yapmakla görevli fakültenin dekanı tarafından dört dekan yardımcısı seçilebilir.
Dekan yardımcıları, dekanca en çok üç yıl için atanır.
Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekalet eder. Göreve vekalet altı aydan fazla sürerse yeni bir dekan atanır.”,
5.2) “Özlük hakları” başlıklı 62 nci maddesinde “Üniversite öğretim elemanları ve üst kuruluşlar ile
üniversitelerdeki memur ve diğer görevlilerin özlük hakları için bu kanun, bu kanunda belirtilmeyen hususlar için Üniversite Personel Kanunu, Üniversite Personel Kanununda bulunmayan hususlar için ise genel hükümler uygulanır.”,
6) 657sayılı Devlet Memurları Kanununun;
6.1) “Vekalet görevi ve aylık verilmesinin şartları” başlıklı 86 ncı maddesinde (Değişik: 30/5/1974 –
KHK-12; Değiştirilerek kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) “Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir.
Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır…
Aynı kurumdan ayrılmalar dolayısiyle atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı ödenir…”,
6.2) “Zam ve Tazminatlar” başlıklı 152 nci maddesinin “III- Ortak Hükümler” başlıklı bendinde “Bu
zam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul ve esasları bütün kurumları kapsayacak şekilde ve 154 üncü madde uyarınca katsayının Cumhurbaşkanınca değiştirilmesi durumu hariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanır ve Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulur…”,
6.3) “Vekalet görevinin fiilen yapılması şartı” başlıklı 174 üncü maddesinde “Vekalet aylıklarının
ödenebilmesi için görevin fiilen yapılması şarttır.”,
6.4) “Vekalet, ikinci görev aylık ve ücretleri ile diğer ödemeler” başlıklı 175 inci maddesinin ikinci
fıkrasında “Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.”,
7) 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun;
7.1) “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde “Bu Kanun 4/11/1981 tarih ve 2547 sayılı Yükseköğretim
Kanununa tabi üniversite öğretim elamanlarının aylık, ödenek ve sair özlük haklarını kapsar.”,
7.2) “Uygulanacak diğer kanun hükümleri” başlıklı 20 nci maddesinde “Bu Kanunda hüküm
bulunmayan hallerde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi”
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9) Şırnak Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü öğretim üyesi olan başvuran
tarafından, Dekanlık görevini vekaleten yürüttüğü 02.09.2020-20.04.2023 tarihleri arası döneme ilişkin maaş bordrolarının 7000 ek gösterge rakamı üzerinden yeniden düzenlenerek geriye dönük faiziyle birlikte ödenmesi talep edilmektedir.
10) Anayasa, Kanunun belirlediği usul ve esaslara göre dekanların Yükseköğretim Kurulunca atanacağı
hükmünü amirdir. 2547 sayılı Kanunda; dekanın, üniversite içinden veya dışından, rektörün önereceği üç profesör arasından Yükseköğretim Kurulunca üç yıl süre ile seçileceği ve normal usul ile atanacağı, süresi biten dekanın yeniden atanabileceği, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından birinin dekana vekalet edeceği, göreve vekaletin altı aydan fazla sürmesi halinde yeni bir dekan atanacağı, üniversite öğretim elemanları ve üst kuruluşlar ile üniversitelerdeki memur ve diğer görevlilerin özlük hakları için
2547 sayılı Kanunun, bu kanunda belirtilmeyen hususlar için Üniversite Personel Kanununun, Üniversite
Personel Kanununda bulunmayan hususlar için ise genel hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir. 2914 sayılı Kanunda ise bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2547 sayılı Kanun ile 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlemesine yer verilmiştir. 657 sayılı Kanunda; vekalet aylıklarının ödenebilmesi için görevin fiilen yapılmasının ve vekilin asilde aranan şartları taşımasının zorunlu olduğuna hükmedilmiştir.
11) Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün, Yükseköğretim Kurulu
Başkanlığına hitaplı, 23.03.2009 tarihli ve 3449 (B.07.BMK.0.15.115825-3) sayılı görüş yazısında özetle; idari görevlere atanabilecek olanlar ve atanma usulleri ile bu görevlere vekalet edebilecek olanların,
2547 sayılı Kanunla belirlenmiş olması nedeniyle söz konusu idari görevleri, anılan kanunda belirtilen usul
dışında vekaleten yürüten öğretim elemanlarına, yürüttükleri görevlerinden dolayı herhangi bir ödeme yapılmasının mevzuata uygun olmadığı belirtilmiştir (https://kararlar.sayistay.gov.tr/dk/?krr=33765 ).
12) Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Mali Yönetim ve Dönüşüm Genel Müdürlüğünün
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörlüğüne hitaplı 03.10.2022 tarihli, 1531333 sayılı ve
‘Vekaleten Görevlendirme’ konulu yazısında özetle; Üniversite birimlerinde idari görevlere vekaleten yapılan atamalarda idari görev ödeneği ile üniversite ödeneğinin ödenip ödenmeyeceği hususunda tereddüde düşüldüğünden Bakanlık görüşünün talep edilmiş olduğu belirtilmiş, Anayasa’nın 130 uncu maddesi, 2547 sayılı Kanunun 16, 19 ve 20 nci maddesi düzenlemelerine yer verilerek üniversite birimlerinde idari görevlere kimlerin hangi usulle ve hangi makam tarafından atanacağı ile söz konusu idari görevlerde bulunanların görevleri başında bulunmadıkları takdirde bu görevlere bunların yardımcılarından birinin hangi usulle vekalet edeceğinin açıkça düzenlendiği ifade edilmiş ve söz konusu idari görevleri vekaleten yürüten personele 2914 sayılı Kanun uyarınca üniversite ödeneği ile idari görev ödeneği ödenmesine yönelik bir düzenleme öngörülmemiş olması nedeniyle ilgililere bu kapsamda ödeme yapılmasına imkan bulunmadığının değerlendirildiği yönünde görüş bildirilmiştir.
13) Sayıştay Temyiz Kurulunun 14.12.2022 tarihli, 52616 tutanak no.lu ve 49663 dosya no.lu
kararında özetle (https://kararlar.sayistay.gov.tr/tkk/?krr=263384); “Özetle, dekanlık görevine vekaleten atama, benzetme yoluyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndaki boş kadroya vekalet; 2547 sayılı
Kanun’da yer alan “Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekalet eder.” hükmü de dolu kadrodaki geçici ayrılmalar nedeniyle vekalet olarak değerlendirilmelidir. Maliye Bakanlığı Bütçe ve
Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına hitaben yazdığı 23.03.2009 tarihli ve 3449 sayılı görüş yazısında, benzetmiş olduğumuz dolu kadroya vekalet durumunda ödeme yapılıp yapılmayacağı açıklanmakta, söz konusu yazı boş kadroya vekalet durumunu ise kapsamamaktadır.
Kaldı ki, 2547 sayılı Kanunun amacı, kapsamı ve kanun sistematiği ile TBMM’deki yasalaşma süreci incelendiğinde de; Kanunun 16 ncı maddesindeki düzenlemenin dekanlık kadrosunun geçici süreli boşalması haline ilişkin olduğu ve boş bulunan kadroya vekâleten görevlendirmenin ne şekilde yapılacağı ile ilgili olarak Kanunda özel bir düzenleme bulunmadığı görülmektedir.
Olayın bu yönüyle, İlamdaki gibi boş olan dekanlık görevine dekan yardımcıları dışındaki ilgilinin görevlendirilemeyeceğini ve dolayısıyla dekana yapılan ödemelerin bu kişiye yapılamayacağını söylemek, Kanun Koyucunun iradesini aşan bir değerlendirme olacaktır.
Ayrıca aynı ilgili, var olan bir dekanın geçici olarak ayrılması dolayısıyla vekaleten atanmış olmadığından, mükerrer bir ödeme de söz konusu değildir. Bunun yanı sıra, 2547 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin (a)
fıkrası uyarınca, dekanlık görevine sadece profesör olan öğretim üyeleri arasından atama yapılabilmektedir.
Adı geçen ilgili de profesör kadrosunda olup, dekanlık görevine asaleten atanması için aranan akademik koşulları da taşımaktadır…
Dekanlık görevi kadroya dayalı bir görev değildir, dekanlık kadrosu bulunmamaktadır. Dekan atamasında asil olarak atanma ile vekaleten atama arasında 3 yıllık atamanın getirdiği güvence dışında fark yoktur. Her iki halde de aynı görev aynı sorumluluk ve yetki çerçevesinde yapılmaktadır. Yukarıdaki maddeye göre süre dolmadan da yetkili makamca görevden alınabileceğinden; asil olarak atanma ile vekil olarak atanma arasında bu açıdan da fark yoktur…
2914 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun incelendiğinde ise 657 sayılı Kanun’da olduğu gibi vekâleten
atama yönteminin/kurumunun düzenlenmediği görülmektedir. İster rektörlük isterse de dekanlık ve enstitü/yüksekokul müdürlükleri olsun yukarıda da değinildiği gibi kadro statülü olarak değil “görev” tanımlı olarak yapılan kamu hizmetleridir. Haliyle, 2914 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun’da, 657 sayılı
Kanun’da olduğu gibi bir vekâleten atanma yönteminin/kurumunun düzenlenmediği açıktır. Bu durumda, kamu hizmetlerinin sürekliliği ilkesi gereği yapılan vekâleten dekan atamalarında/görevlendirmelerinde vekâlete bağlı ödemelerin yapılıp yapılamayacağı hususunun “ilgili mevzuatında hüküm bulunmayan haller” kapsamında değerlendirilmesi ve 657 sayılı Kanun’a atıf yapılması nedeniyle bu Kanun’daki vekâleten atanma kurumunun kıyasen uygulanabilecek “genel bir hukuk usul ve esası” olarak kabul edilmesi yerinde olacaktır. Yani, usulüne uygun yapılan vekâleten atamalarda, vekâleten görev yapan personele yaptığı görev karşılığı olarak bir ödemenin yapılması adalet ilkesine de uygun olacaktır.
Her ne kadar 2547 saylı Yüksek Öğretim Kanununun 16 ncı maddesinin lafzından dekanlığa vekâletin altı aylık süreyle sınırlı olduğu ve söz konusu vekâlet görevinin dekan yardımcısı tarafından ifa edileceği yorumu çıkarılabilirse de; mevzuatında boş olan dekanlık kadrosuna/görevine asaleten veya vekâleten atanma ayrımı ve düzenlenmesi yapılmamış olduğundan, ilama konu edilen atamaları/görevlendirmeleri mezkûr 16 ncı madde bağlamında değerlendirmek isabetli olmayacaktır. Zira, vekaleten de olsa “uygun görüş ve onay” usulüne göre atanmış ve ilgili mevzuata göre yetki kullanıp görev ve sorumluluklarını yerine getiren bir kamu görevlisinden söz edilmektedir.
Tüm bu açıklamalar bağlamında, asaleten atanma şartlarını haiz olan ve dekanlık görevini Kanunda belirtilen usuller dâhilinde vekaleten yürüten öğretim üyesine vekalet görevi süresince, asaleten atanacak dekana yapılması mümkün olan mali hakların ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı gibi Dekanlık görevini vekâleten yürüten akademik personele asil dekan gibi yapılan ödemelerin, ilgili personelin asaleten atanması da mümkün iken idari tercih olarak vekâleten atanması nedeniyle harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri açısından kasıt, kusur ve ihmal kriterleri ile değerlendirilmesi ve kamu zararı olarak kabul edilmesi de mümkün değildir.” denilerek oy çokluğuyla ilam tanzim kılınmıştır.
14) Dosya kapsamında yer alan;
14.1) Akademik Personel Şube Müdürlüğünün 17.05.2024 tarihli ve sayılı yazısından, 2547 sayılı
Kanunun 16 ncı maddesinin (a) fıkrası düzenlemesine göre başvuranın dekan olma şartlarını taşıdığı ve dekanlık görevlendirme tarihi itibariyle 6 aylık profesör kıdem süresi bulunduğu,
14.2) Başvurana ait 15.05.2024 tarihli Hizmet Belgesinden, 12.03.2020 tarihinde 2547 sayılı Kanunun 26
ncı maddesi gereği profesörlüğe atandığı,
14.3) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Sekreterliğinin Şırnak Üniversitesi Rektörlüğüne hitaplı,
11.09.2020 tarihli ve sayılı yazısından; “Üniversiteniz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. . . ’nin… Üniversitesinde görevlendirilmesi nedeniyle dekanlık görevini Üniversiteniz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. ’ın vekaleten yürütmesi teklifiniz uygun görülmüştür.” denildiği,
14.4) Akademik Personel Şube Müdürlüğünün 26.04.2023 tarihli ve sayılı yazısından; başvuranın
dekan vekili görevinden istifasına ilişkin dilekçesinin kabul edildiği ve dekan vekili görevinin 20.04.2023 tarihi itibariyle sona erdiği,
14.5) Şırnak Üniversitesi Rektörlüğü Strateji Geliştirme Daire Başkanlığının İktisadi ve İdari Bilimler
Fakültesi Dekanlığına hitaplı 03.11.2023 tarihli, sayılı ve ‘Vekalet Ücreti’ konulu yazısında “Diğer üniversitelerde yaptığımız araştırma neticesinde vekalet ücreti ödemesi yapan ve yapmayanların olduğu görülmüştür. Bunun üzerine adı geçen kişiden ödemenin yapılması durumunda herhangi faiz talep etmeyeceği ve ileride yapılacak denetimler soncunda zimmet çıkması durumunda itiraz etmeksizin derhal aldığı tutarı iade edeceğine ilişkin bir taahhütname imzalaması durumunda vekalet ücretinin ödenmesi hususunda gereği…” denildiği görülmüştür.
15) Başvuruya konu olayda; önceki dekanın başka bir üniversitede görevlendirilmesi nedeniyle Şırnak
Üniversitesi Rektörlüğü İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanlığı görevine başvuranın vekaleten atandığı, söz konusu atamanın görevi devam etmekte olan dekanın geçici olarak ayrılması nedeniyle bir vekalet görevi olmadığı, anılan dekanlık kadrosu dolu olmadığı için bu göreve dair aynı anda farklı kişilere de ödeme yapılmamış olduğu, bahsi geçen vekâleten görevlendirmeye ilişkin işlemin yürürlükte olan düzenleme çerçevesinde asili atamaya yetkili olan Yükseköğretim Kurulu tarafından yapıldığı ve başvuranın dekanlık görevine asaleten atanabilmek için mevzuatta aranılan şartları haiz olmadığına dair bir iddia bulunmadığı gibi dekan olma şartlarını taşıdığına ilişkin yazının idare tarafından dosyaya sunulduğunun anlaşıldığı, bu kapsamda; 2547 sayılı Kanuna tabi üniversite öğretim elamanlarının aylık, ödenek ve sair özlük haklarını kapsayan 2914 sayılı Kanunda, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde
2547 sayılı Kanun ile 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlemesi uyarınca, vekalet
aylıklarının ödenebilmesi için görevin fiilen yapılmasının ve vekilin asilde aranan şartları taşımasının zorunlu olduğuna dair 657 sayılı Kanun hükmünün dikkate alınması gerektiği, başvuranın söz konusu görevi fiilen yaptığı ve vekil dekan olarak asil dekanda aranan şartları da taşıdığı, dekanlık vekalet görevi kapsamında dekan için öngörülen ödemelerin yapılmasına engel bir hususun olmadığının değerlendirildiği, ayrıca idare tarafından tekrar zimmet çıkması olasılığından bahsedilmişse de Sayıştay Temyiz Kurulunun
14.12.2022 tarihli ve 49663 dosya no.lu kararında; dekanlık görevine vekaleten atamanın, benzetme yoluyla
657 sayılı Kanundaki boş kadroya vekalet olarak değerlendirilmesi gerektiği, boş bulunan kadroya
vekâleten görevlendirmenin ne şekilde yapılacağına ilişkin 2547 sayılı Kanunda özel bir düzenleme bulunmadığı, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 23.03.2009 tarihli ve 3449 sayılı görüş yazısının boş kadroya vekalet durumunu kapsamadığı, dekan atamasında asil olarak atanma ile vekaleten atama arasında fark olmadığı, her iki halde de aynı görevin, aynı sorumluluk ve yetki çerçevesinde yapıldığı, asaleten atanma şartlarını haiz olan ve dekanlık görevini Kanunda belirtilen usuller dâhilinde vekaleten yürüten öğretim üyesine vekalet görevi süresince, asaleten atanacak dekana yapılması mümkün olan mali hakların ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı gibi Dekanlık görevini vekâleten yürüten akademik personele asil dekan gibi yapılan ödemelerin, ilgili personelin asaleten atanması da
mümkünken idari tercih olarak vekâleten atanması nedeniyle harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri açısından kasıt, kusur ve ihmal kriterleri ile değerlendirilmesi ve kamu zararı olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığının vurgulandığı hususları da dikkate alınarak başvurana İktisadi ve İdari
Bilimler Fakültesi Dekanlığı vekalet görevine ilişkin asil dekana yapılması öngörülen ödemelerin yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
16) Anayasa Mahkemesinin 07.02.2019 tarihli ve 2015/4812 numaralı bireysel başvuru kararının 25
inci paragrafı “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) istikrarlı olarak, kamu makamlarınca yapılacak geri ödemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle ilişkilendirmektedir. Mahkemenin çeşitli kararlarında makul olmayan bir gecikme gibi nedenlerle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın yeterliliğinin azalacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004, § 39; Almeida Garrett, Mascarenhas Falcão ve diğerleri, B. No: 29813/96-30229/96, § 54). Nitekim böyle başvurularda AİHM, esas itibarıyla kamu makamlarının geçen süre nedeniyle ödenmesi gereken tutardaki değer kayıplarını telafi etmek için gecikme faizi ödeyip ödemediğini dikkate almaktadır. Kısacası AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye, B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 29).” şeklinde olup anılan Kararın 40 ıncı paragrafında ise
“Diğer taraftan Danıştayın aynı konuya ilişkin bazı kararlarında da konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak faiz ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Danıştay bu kararlarında, sonuç olarak açığa alınan bir kamu görevlisinden yapılan maaş kesintilerinin faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiğini belirtmiştir.” açıklamasına yer verilip “Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranları karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi yönündeki başvurucunun talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır.” denilmek suretiyle kişilere ödenmesi gereken mali hakların ödenmemesinden doğan zararın mülkiyet hakkının ihlali niteliği taşıdığından bahisle faizin ödenmesi gerektiğine hükmedilmiştir.
17) Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19.03.2014 tarihli ve E.2011/358, K.2014/906 sayılı
kararı ile onadığı Gaziantep 1. İdare Mahkemesinin 28.09.2010 tarihli, E.2010/1211 ve K.2010/844 sayılı ısrar kararında “…faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; esasen bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği; ekonomilerde bir değişim vasıtası olan paranın, çeşitli ticari, sınai, zirai vb. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi ekonomik yararlar sağlayan bir değer olduğu; paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılmaksızın, sahibinin bu ekonomik değerinden mahrum bırakılması sonucunu doğurmasının yanında, yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın
125. maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı…” gerekçesine yer verildiği görülmektedir.
18) Yukarıda 16 ve 17 nci paragraflarda yer verilen yargı içtihatlarında da belirtildiği üzere, faizin; konusu
para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu, bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği ve söz konusu kaybın veya yoksun kalınan kazancın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının gerekmediği, söz konusu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idarece tazmin edilmesinin Anayasanın 125 inci maddesi ve hukuk devleti ilkesi gereği olduğu açıktır.
19) Diğer yandan, idare tarafından; başvuranın -ödemenin yapılması durumunda herhangi faiz talep
etmeyeceğine ve ileride yapılacak denetimler soncunda zimmet çıkması durumunda itiraz etmeksizin derhal aldığı tutarı iade edeceğine ilişkin- bir taahhütname imzalaması durumunda vekalet ücretinin ödeneceği belirtilerek başvurandan bahse konu taahhütname talep edilmişse de anılan şekilde bir taahhütnamenin hukuki dayanağı bulunmadığı aşikardır.
20) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; Şırnak Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler
Fakültesi Dekanlık görevini vekaleten yürüttüğü 02.09.2020-20.04.2023 tarihleri arası döneme ilişkin başvurana dekan için öngörülen fark ödemelerin yapılmaması işleminde hukuka ve hakkaniyete uyarlık tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
21) İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği görülmüştür.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ
tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Mardin İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Başvurana, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanlık görevini vekaleten yürüttüğü 02.09.2020-
20.04.2023 tarihleri arası döneme ilişkin dekan için öngörülen fark ödemelerin hesaplanacak yasal faiziyle
birlikte ödenmesi yönünde ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURAN ile ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; idare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi