ÖZET: Başvuran, vergi başmüfettişliği kadrosuna zamanında atanamaması nedeniyle mali haklarının ödenmesini talep etmiştir. İstanbul 2. İdare Mahkemesi, başvuranın 10 yıldan fazla vergi müfettişliği deneyimi olduğunu ve gerekli şartları sağladığını belirterek, atama işleminin hukuken geçerli bir gerekçe olmaksızın yapılmadığını tespit etmiştir. Mahkeme, başvuranın yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Anayasa’nın 125. maddesi gereğince, idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu vurgulanmıştır. İdare, mahkeme kararını yerine getirmediği takdirde adil yargılanma hakkının ihlaline yol açacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda, başvuranın atamasının yapılması ve yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na, mahkeme kararına uygun olarak başvuranın mali haklarının hesaplanarak ödenmesi yönünde tavsiyede bulunulmuştur. İdarenin, mahkeme kararını gecikmeksizin yerine getirmesi gerektiği ifade edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/16093-S.21.25798

BAŞVURU NO : 2021/14022

KARAR TARİHİ : 11/11/2021

TAVSİYE KARARI

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Vergi başmüfettişliği kadrosuna zamanında atanamamasından kaynaklı mali haklarının hesaplanarak tarafına ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 20/08/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda, özetle; Vergi Başmüfettişliğine atanmak ve

zamanında atanmamadan kaynaklı mali haklarının hesaplanarak tarafına ödenmesi istemiyle yaptığı

01.06.2020 tarihli başvurusunun zımnen reddedildiğini, söz konusu işlemin iptali ile Vergi

Başmüfettişliği kadrosunu 11.10.2014 tarihi itibariyle hak ettiği halde 1. derece ve 1. kademe özlük haklarına 26.01.2017 tarihinde ulaşması sebebiyle aradaki süre boyunca doğan özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebiyle açmış olduğu idari dava sonucunda; İstanbul 2.

İdare Mahkemesinin 21/04/2021 tarihinde talebini yerinde bulduğunu ve idari işlemi iptal ettiğini, ancak idarenin söz konusu mahkeme kararını yerine getirmediğini, Vergi Başmüfettişliği kadrosuna geç atanması sebebiyle 34.169,30 TL maaş farkı oluştuğunu belirterek, söz konusu maaş farkı ve mahkeme masrafının yasal faizi birlikte ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Hazine ve Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 20/10/2021 tarihli ve sayılı

yazısı ve eklerinde, özetle;

2.1) Başvuru sahibinin de aralarında bulunduğu Vergi Müfettişlerinin Vergi Başmüfettişliğine

atanmalarının 11/06/2020 tarihli ve 311618 sayılı yazıyla Cumhurbaşkanlığına arz olunduğu, başvuranın Vergi Başmüfettişliğine atanmaması nedeniyle açtığı davada verilen İstanbul 2. İdare

Mahkemesinin 21.04.2021 tarihli ve sayılı iptal kararı da ilaveten 18/06/2021 tarihli ve sayılı yazıyla Cumhurbaşkanlığına arz olunduğu, atama yetkisi Bakanlıkta bulunmayan söz konusu işlemle ilgili olarak idarece yanılması gereken işlemlerin verine getirildiği, 05/10/2021 tarihli ve 31619 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 04/10/2021 tarihli ve sayılı

Cumhurbaşkanlığı Kararı ile başvuranın Vergi Başmüfettişliğine atamasının yapıldığı,

2.2) Atama işlemleri tekemmül ettirilmeden önce 20/12/2018 tarihine kadar (mülga) “Maliye Bakanlığı

Personeli Hakkında Yapılacak Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönergesi” hükümleri uyarınca 20/12/2018 tarihinden sonra ise Hazine ve Maliye Bakanlığı Personeli Hakkında Yapılacak

Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönergesi hükümleri uyarınca arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması yaptırıldığı, bahse konu süreç tamamlanmadan atama işleminin tekemmül ettirilmediği, bu durumun ise, atama işlemi sürecinin uzamasına neden olduğu,

2.3) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 147 inci maddesinin (A) fıkrasında; “(…) Aylık: Bu Kanuna

tabi kurumlarda görevlendirilen memurlara hizmetlerinin karşılığında, kadroya dayanılarak ay itibariyle ödenen parayı, (…)” denilmek suretiyle “aylığın” tanımının yapıldığı, buradan da anlaşılacağı üzere; aylığın kişinin hizmet ifa etmek şartıyla bulunduğu kadro üzerinden aldığı parayı ifade ettiği, bu çerçevede; kadro ile bağ kurmak anlamını ifade eden atama işleminin tekemmül etmesi gerektiği, başvuranın atama işleminin tekemmül etmediği, yani kadro ile bağ kurulmadığı döneme ilişkin olarak, uhdesinde bulunmayan kadronun haklarından yararlanmasının hukuken mümkün bulunmadığı, başka bir deyişle, kişinin bulunmadığı bir kadronun maaş ve özlük haklarından yararlandırılması ve kişiye bulunduğu kadrodan farklı bir kadro üzerinden aylık ödenmesi ve dolayısıyla yoksun kaldığını iddia ettiği mali haklarının karşılanabilmesinin mümkün olmadığı,

2.4) 375 sayılı KHK’nın Ek 10 uncu maddesi uyarınca kapsama dahil idarelerin merkez teşkilatına ait genel

idare hizmetleri sınıfında yer alan başmüfettiş, müfettiş unvanlı kadrolarda bulunanların aylıklarının

KHK’ya ekli III sayılı cetvelde yer alan ücret göstergesi ve tazminat göstergesi üzerinden alacaklarının hüküm altına alındığı, bu hüküm uyarınca III sayılı cetvelde başmüfettiş ve müfettişe yapılan ödemelerin aynı olduğu, Vergi Başmüfettişi unvanında bulunan personel ile Vergi Müfettişi unvanında bulunan personele yapılan ödemelerde -kişiye özel olan eş durumu, çocuk yardımı, yabancı dil tazminatı vb. hariç- herhangi bir farklılık bulunmadığı, başvuranın 26/01/2017 tarihinden itibaren 1.

dereceli Vergi Müfettişi kadrosu üzerinden aylık aldığından ve Vergi Başmüfettişi ile Vergi Müfettişi arasında ödemeler açısından farklılık olmaması nedeniyle herhangi bir maddi kaybının bulunmadığı, İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

3.1) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında,

“Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

3.2) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü

ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

3.3) “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinin son fıkrasında,

“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”

3.4) “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrasında,

“Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin

birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28 inci

maddesinin birinci ve üçüncü fıkrasında, “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (…) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.”

6) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun;

6.1) “Kadroların tespiti” başlıklı 33 üncü maddesinde,

“Kadrosuz memur çalıştırılamaz. Kadrolar, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde gösterildiği şekilde düzenlenir.”

6.2) “Deyimler” başlıklı 147 inci maddesinde,

“Bu Kanunda geçen; A) Aylık: Bu Kanuna tabi kurumlarda görevlendirilen memurlara hizmetlerinin karşılığında, kadroya dayanılarak ay itibariyle ödenen parayı, (…) ifade eder.”

7) Mülga 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnamenin “Vergi Denetim Kurulu Başkanlığında atama, yükselme ve yer değişikliği” başlıklı ek 29 uncu maddesinin yedinci fıkrasında, “Yardımcılık dönemi dahil Vergi Müfettişi olarak en az on yıl çalışan, yeterlik sonrası dönemde en az üç yıl performans değerlendirmesine tabi tutulan ve yapılan performans değerlendirmelerinde başarılı olanlar, Vergi Başmüfettişi kadrolarına atanırlar.

(…)”

/

8) Üst Kademe Kamu Yöneticileri İle Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair 3

sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin,

8.1) “Atama usulü” başlıklı 2 inci maddesinin ikinci fıkrasında;

“Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kadro, pozisyon ve görevlere

Cumhurbaşkanı kararıyla, (II) sayılı cetvelde yer alan kadro, pozisyon ve görevlere Cumhurbaşkanı onayı ile atama yapılır. Bu cetvellerde sayılmayan kadro, pozisyon ve görevlere, ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan veya atamaya yetkili amirler tarafından atama yapılır. Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakan bu yetkisini alt kademedeki yöneticilere devredebilir.”

8.2) (II) SAYILI CETVEL’de “(…) BAKANLIK MÜFETTİŞLERİ (ADALET, MÜLKİYE, VERGİ VE

İŞ MÜFETTİŞLERİ DÂHİL) (…)”

9) Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliğinin “Vergi Başmüfettişliğine yükselme” başlıklı 34 üncü

maddesinde, “(1) Yardımcılık dönemi dahil Vergi Müfettişi olarak en az on yıl çalışan ve Vergi

Müfettişliğine atanma tarihi sonrasında en az altı yıl performans değerlendirmesinde başarılı olanlar, Vergi Başmüfettişi kadrolarına atanırlar.”

Hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

10) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; hazırlanan tavsiye kararı önerisi

Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

11) Başvuran, vergi başmüfettişliği kadrosunu 11/10/2014 tarihi itibariyle hak ettiği halde 1. derece ve 1.

kademe özlük haklarına 26/01/2017 tarihinde ulaşabildiğini belirterek, vergi başmüfettişliğine zamanında atanamamasından kaynaklı mali haklarının hesaplanarak tarafına ödenmesini talep etmektedir.

12) Başvuru konusu incelendiğinde, başvuranın 11/08/2003 ile 11/10/2004 tarihleri arasında bütçe uzman

yardımcısı, 11/10/2004 ile 24/01/2008 tarihleri arasında stajyer gelirler kontrolörü, 24/01/2008 ile 10/07/2011 tarihleri arasında gelirler kontrolörü, 10/07/2011 tarihinden itibaren vergi müfettişi olarak görev yaptığı, 05/10/2021 tarihli ve 31619 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 04/10/2021 tarihli ve 2021/471 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile de vergi başmüfettişi kadrosuna atamasının yapıldığı anlaşılmaktadır.

13) Başvuran hakkında verilen İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 21/04/2021 tarihli ve

sayılı kararında; “(…) vergi müfettişliği kadrosunda 10 yıldan fazla çalışma süresi olan ve 2012 yılından itibaren 2019 yılına kadar tabi olduğu bütün performans değerlendirmelerinde başarılı olan, bir başka ifadeyle başmüfettişliğe atanmak için gerekli şartları sağlayan veya hakkında sağlamadığına dair hukuken itibar edilebilir bir veri sunulmayan davacının, makul bir süre içinde vergi başmüfettişi kadrosuna atanması gerekirken hukuken geçerli sayılabilecek bir gerekçe sunulmaksızın atamasının yapılmamasına ve mali haklarının ödenmemesine ilişkin dava konusu zımni ret işleminde

hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan; Anayasanın 125. maddesi gereğince, Mahkememizce hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle davalı idarece hesaplanarak ödenmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak davacıya ödenmesine, (…) 21/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” denilmektedir.

14) Kararın “İlgili Mevzuat” kısmında yer verilen düzenlemelere göre; yasama ve yürütme organları ile

idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği açıkça belirtilmiştir.

15) Anayasa Mahkemesinin 14/01/2010 tarihli ve E.2009/27, K.2010/9 sayılı kararında; “Anayasa’nın

36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır.” ifadeleri kullanılmıştır.

16) Anayasa’nın 138 inci maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idarenin

sorumlu tutulduğu görülmektedir. Öte yandan İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğunun da devam edeceği bir gerçektir. Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararından; Anayasanın 36 ncı maddesinde yer alan ‘hak arama hürriyeti’nin yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı anlaşılmakta olup, ayrıca mahkeme kararlarının uygulanması yargılama sürecinin devamı niteliğinde görülerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını saylayan unsur olarak nitelendirildiği görülmektedir.

17) Somut olayın değerlendirilmesi neticesinde, söz konusu Mahkemenin “(…) Açıklanan nedenlerle, dava

konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak davacıya ödenmesine, (…)” kararı neticesinde, İdarenin başvuranı vergi başmüfettişliğine ataması ve başvuranın yoksun kaldığı özlük haklarını ödemesi gerektiği, 05/10/2021 tarihli ve 31619 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 04/10/2021 tarihli ve 2021/471 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile başvuranın vergi başmüfettişliğine atamasının yapıldığı, ancak başvuranın yoksun kaldığı parasal haklarının başvurana ödenmediği, İdarenin söz konusu mahkeme kararını makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı değerlendirilmiştir.

18) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; İstanbul 2. İdare Mahkemesince “(…) Açıklanan

nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak davacıya ödenmesine, (…)” kararı neticesinde başvuranın atamasının yapılması ve mahkeme kararı gereğince ödenmesi gereken parasal hakların başvurana ödenmesi gerektiği, zira Anayasa’nın 138 inci maddesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28 inci maddelerinde yargı kararlarına uyma zorunluluğunun açıkça belirtildiği, söz konusu düzenlemeler gereğince İdarenin idari yargı organlarınca verilen kararların icaplarına göre, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu

dikkate alındığında mahkeme kararının verildiği 21/04/2021 tarihinden bu zamana kadar mahkeme kararı gereğince ödenmesi gereken parasal hakların başvurana ödenmemesinin makul olmadığı, İdarenin söz konusu mahkeme kararını makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı değerlendirildiğinden söz konusu mahkeme kararı gereğince ödenmesi gereken parasal hakların başvurana ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

19) 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde iyi yönetim ilkelerine yer verilmiş olup; idare tarafından, Kurumumuzca talep edilen bilgi ve belgeler süresi içinde gönderildiğinden ve Gönderme Kararımız üzerine hem başvurana hem de Kurumumuza kısa sürede cevap verdiğinden “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uygun hareket edildiği; ancak, başvuranın talebini reddederken bu işlem karşısında hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

20) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci

fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İstanbul İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 21/04/2021 tarihli ve E: sayılı kararı gereğince başvuranın yoksun kaldığı parasal hakların hesaplanarak tarafına ödenmesi yönünde HAZİNE VE

MALİYE BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın Başvurana ve HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Hazine

ve Maliye Bakanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi