|
ÖZET: Başvuran, İzmir Emniyet Müdürlüğü’nde bilgisayar işletmeni olarak çalışırken 18 Temmuz 2016 tarihinde görevden uzaklaştırılmış ve 677 sayılı KHK ile ihraç edilmiştir. Olağanüstü Hal İşleri İnceleme Komisyonu’nun 10 Mart 2020 tarihli kararı ile 3 Temmuz 2020’de görevine iade edilmiştir. Başvuran, geçmiş dönem maaşlarının gelir vergisi kesintilerine tabi tutulmasını, fazladan kesilen gelir vergisinin yasal faiziyle birlikte iadesini ve görevden uzaklaştırma süresince ödenmeyen asgari geçim indirimlerinin de yasal faiziyle ödenmesini talep etmiştir. Ancak, talebi ilgili idare tarafından reddedilmiştir.
Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, başvuranın ödemelerinin tahakkuk ve ödeme döneminin 2020 yılına ait olduğunu ve bu nedenle gelir vergisine tabi tutulması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca, asgari geçim indirimlerinin yalnızca ödemenin yapıldığı dönemdeki tahakkuk eden vergiden mahsup edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü de, yasal faiz ödenmesi için bir yargı kararı gerekliliğine dikkat çekmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabulüne karar vererek, başvuranın ödemenin her bir vergilendirme döneminde yeniden hesaplanmasını ve varsa fazla tahsil edilen tutarların iade edilmesini tavsiye etmiştir. İlgili idarenin bu tavsiyeye uyması ve işlemleri 30 gün içinde bildirmesi zorunludur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/140-S.21.221
BAŞVURU NO : 2020/99164
KARAR TARİHİ : 04/01/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : Emniyet Genel Müdürlüğü
BAŞVURUNUN KONUSU : Vergi kesintilerinin iadesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 19/10/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, İzmir Emniyet Müdürlüğü bünyesinde bilgisayar işletmeni olarak çalışmakta iken 18/07/2016 tarihinde görevden uzaklaştırıldığını, 677 sayılı KHK ile görevinden ihraç edildiğini, Olağanüstü Hal İşleri İnceleme Komisyonunun 10/03/2020 tarih ve 2020/5927 sayılı kararı ile 03/07/2020 tarihinde İzmir Emniyet Müdürlüğünde yeniden görevine başladığını, ilgili idareden tüm mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiğini ancak talebinin reddedildiğini iddia ederek geçmiş yıllara ait dönem için ödenen maaşların her bir yıla ait olanının ayrı ayrı gelir vergisi kesintisine tabi tutulmasını, fazladan kesilen Gelir
Vergisinin yasal faizi ile birlikte ödenmesini ve görevden uzaklaştırma ile ihraç döneminde ödenmeyen asgari geçim indirimlerinin (AGİ) tarafına yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuz tarafından bilgi-belge isteme yazısına istinaden Hazine ve Maliye
Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan alınan cevabi yazıda;
“… ‘a ait ilgide kayıtlı yazınız incelenmiş olup konu hakkında aşağıdaki açıklamaların yapılması uygun görülmüştür.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
61’inci maddesinde,
‘Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar allında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.’
94’üncü maddesinde,
‘Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
1-Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61’inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104’üncü maddelere göre,
…
Yukarıdaki bentlerde yazılı vergi tevkifatının yapılmasında 96’ncı madde hükmü göz önünde tutulur.’,
96’ncı maddesinde,
‘Vergi tevkifatı, 94’üncü madde kapsamına giren nakten veya hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.’,
hükümlerine yer verilmiştir.
166 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde ise bir ücret ödemesinin tahakkuk ve ödemesi
hangi ayda yapılmışsa bu ödemenin o ay ücreti kabul edilerek, Gelir Vergisi Kanununun 103 ve 104’üncü maddeleri dikkate alınmak suretiyle vergi tevkifatı yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 193 sayılı Kanunun “Asgari geçim indirimi” başlıklı 32’nci maddesinde de ücretin gerçek usulde vergilendirilmesinde asgari geçim indirimi uygulanacağı, asgari geçim indiriminin mahsup edilecek vergiden fazla olması halinde iadenin yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.
Asgari geçim indirimi uygulamasına ilişkin usul ve esaslara ilişkin ayrıntılı açıklamalar 265
Seri No.lu Gelir Genel Tebliğinde yapılmıştır.
Anılan Tebliğin;
‘Asgari Geçim İndirimi Tutarının Hesaplanması’ başlıklı 5’inci bölümünde;
‘Asgari geçim İndirimi (A.G.İ,) tutarı, ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin yıllık brüt tutarına bu Tebliğin ‘3. Uygulamanın Esasları’ başlıklı bölümünde yer alan oranların uygulanması ile bulunun tutarın, gelir vergisi tarifesinin birinci dilimine karşılık gelen oranla çarpımı sonucu bulunur.
A.G.İ. Yıllık Tutarı=(Asgari Ücretin Yıllık Bürüt Tutarı x A.G.İ. Oram) x %15
Asgari geçim indirimi yıllık tutarı, ücretlinin asgari geçim indiriminden bir yıl boyunca faydalanacağı net menfaattir. Aylık yapılan ücret ödemelerinde ise asgari geçim indirimi, hesaplanan yıllık tutarın 12 ye bölünmesi suretiyle uygulanacak ve bir ay içerisinde yararlanılabilecek asgari geçim indirimi tutarı, yıllık olarak hesaplanan tutarın 1/12 sini geçemeyecektir.’,
‘Medeni Durum ve Eşin Gelirinin Olmadığının Tespiti’ başlıklı 6’ncı bölümünde ise ‘Ücretliler, medeni durumları ve çocuk sayıları ile eşinin iş ve gelir durumu hakkında Tebliğ ekinde yer alan ‘Aile Durumu Bildirimi’ ile işverenlerine bildirimde bulunacaklardır.’,
açıklamalarına yer verilmiştir.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun,
‘Vergiyi Doğuran Olay’ başlıklı 19’uncu maddesinde,
‘Vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.
Vergi alacağı mükellef bakımından vergi borcunu teşkil eder.’,
hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, vergi alacağı, vergi yasalarının vergiyi bağladıkları olayın oluşması sonucu veya hukuki durumun tamamlanmasıyla doğar.
Vergi kanunlarında; verginin konusu, mükellefi ve vergiyi doğuran olay belirlenir. Verginin konusu gelir, servet, sermaye gibi maddi; hizmet, kıymet, belge, iş ve işlemler gibi gayrimaddi şeylerdir. Vergiyi doğuran olay ise, bu şeylerin elde edilmesi, kullanılması, alınması veya satılması gibi işlemlerdir. Vergiyi doğuran olayın meydana gelmesi sonucu Devletin vergi alacağı doğar.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre, gelir vergisi gerçek kişilerin elde ettiği gelir üzerinden
alınmakta olup, gelir vergisinden söz edebilmek için ortada bir gelir, bir mükellef ve gelirin bu mükellef tarafından elde edilmiş olması gerekmektedir. Vergileme süreci gelirin elde edilmesiyle başlamakta ve arkasından vergileme ile ilgili tüm işlemler devreye girmektedir.
Gelirin elde edilmesi ise vergiyi doğuran olayın varlığı ile mümkün olmaktadır.
Gelir vergisi açısından vergiyi doğuran olay, gelirin elde edilmesidir. Bu nedenle gelirin ne zaman elde edilmiş sayılacağı, başka bir deyişle, vergiyi doğuran olayın ne zaman gerçekleşeceği vergilendirme açısından büyük bir öneme sahiptir. 193 sayılı Gelir Vergisi
Kanununda farklı kazanç ve irat türlerini düzenleyen ayrıntılı hükümlerde her bir kazanç ve irat bakımından vergiyi doğuran olayın belirlenmesinde; ‘doğma’ (GVK. md. 111d, md. 37, md. 52, md. 65), ‘tahsil edilen veya tahakkuk eden hasılat’ (G.V.K. md. 39, md. 55), ‘ödeme’ (GVK. md. 61), ‘nakden veya hesaben ödeme’ (G.VK. md. 96) gibi farklı kavramlar kullanılmaktadır.
Buna göre, ticari ve zirai kazançlarda elde etme tahakkuk esası geçerli olup tahakkuk gelirin mahiyet ve tutar itibariyle kesinleşmesidir. Serbest meslek ve gayrimenkul sermaye iradında ise tahsil esası geçerli olup tahsil gelirin sahibinin mal varlığına dahil olması olarak ifade edilmektedir.
Gerçek usulde vergilendirilen ücret gelirlerinde elde etme, gelirin kişinin hukuki ve ekonomik tasarrufuna girmesi ile gerçekleşmektedir. Hukuki tasarruf, gelirin sahibi tarafından talep edilebilir hale gelmesini; ekonomik tasarruf ise gelirin sahibinin emrine amade kılındığı zamanı ifade eder. Ücret geliri de ancak bu şartların sağlanması ile vergilendirilecek aşamaya gelmiş olur.
Dolayısıyla, bir ücret ödemesine vergi tevkifatı yapılabilmesi için nakten veya hesaben ödeme yapılmış olması gerekmekledir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre; Aysel Durukan’ın Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden ihraç edildiği ve Olağanüstü Hal Komisyon Kararı ile görevine iade edilmesi nedeniyle ihraç edildiği 18/07/2016 tarihi ile 03/07/2020 tarihi arasındaki süreler için tarafına yapılan ödemenin, tahakkuk ve ödemesinin yapıldığı dönemin (2020 yılı ilgili ayın) ücreti sayılması ve Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94 ve 103’üncü maddelerine göre gelir vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
Diğer taraftan, bu ödemenin yapıldığı ayı izleyen aylarda ödenen ücretler üzerinden tevkif edilecek vergilerin hesabında, bu ödemenin yapıldığı dönem dahil kümülatif vergi matrahının dikkate alınması gerektiği tabiidir.
Ayrıca, bir ay içinde yararlanılacak asgari geçim indirimi tutarının, yıllık olarak hesaplanan tutarın 1/12 sini geçmemesi gerekir. Dolayısıyla, anılan personelin ‘Aile Durumu Bildirimini’
Başkanlığımıza zamanında vermiş olması halinde, asgari geçim indiriminin de sadece ödemenin yapıldığı dönemdeki tahakkuk eden vergiden mahsup edilerek uygulanması, geçmiş dönemler için asgari geçim indirimi uygulanmaması gerekmektedir.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 122’nci maddesinde,
‘Mükellefler, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilirler.’
hükmü yer almış,
124 üncü maddesinde ise,
‘Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri ret olunanlar şikâyet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler.’
denilmiştir.
Buna göre, konu ile ilgili olarak; kesintiyi yapmakla sorumlu bulunan işyerine müracaat edilerek temin edilen kesinti tutarlarını gösterir belge ve bilgileri içeren bir düzeltme dilekçesi ile Başkanlığımıza şikâyet yoluyla başvuruda bulunulması mümkün bulunmaktadır.
Bu kapsamda, Başkanlığımız kayıtlarında Aysel Durukan’a ait herhangi bir başvurusunun yer almadığı ve dolayısıyla Başkanlığımızda adı geçenin başvuru konusu ile ilgili herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, dolayısıyla henüz idari başvuru yollarının tüketilmediği görülmüştür.
Ayrıca, 193 sayılı Kanunun 100’üncü maddesinde,
‘Genel bütçeye dahil idare ve müesseseler yaptıkları vergi tevkifatı için beyanname vermezler.’,
hükmüne yer verilmiş olup Aysel Durukan’a yapılan ödemeler ile söz konusu ödemeler üzerinden kesilen gelir vergisi kesinti tutarları adı geçenin görev yaptığı kurumun bilgisi dahilindedir. Bu nedenle adı geçene yapılan ödemenin yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre vergilendirilmediği varsayımı altında oluşacak vergi farkı tutarının ilgili
Kurum tarafından hesaplanabileceği değerlendirilmektedir.
Diğer taraftan, benzer durumda kamu görevinden ihraç edilen ve Olağanüstü Hal Komisyon
Kararıyla görevine iade edilen veya 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun disiplin hükümleri gereği görevden çıkarma işlemi uygulanan, daha sonra idari işlemle veya mahkeme kararı ile görevine iade edilen Başkanlığımız personeli için de yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre işlem tesis edilmektedir.
Ayrıca, benzer durumda olanlarca Başkanlığımıza yapılan başvurularının reddedilmesi üzerine açılan davalar bulunmakta olup, Zonguldak Vergi Mahkemesi tarafından verilen 28/02/2019 tarihli ve Esas No: 2018/1033, Karar No: 2019/174 sayılı kararla davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Başkanlığımızca söz konusu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 11/09/2019 tarihli ve Esas No: 2019/820, Karar No: 2019/1393 sayılı kararıyla istinaf başvurumuzun kabulüne ve söz konusu kararın usul yönünden kaldırılmasına karar verilmiştir. Zonguldak Vergi
Mahkemesi tarafından verilen 21/09/2020 tarihli ve Esas No: 2020/78, Karar No: 2020/498
sayılı ve Gaziantep 1. Vergi Mahkemesi tarafından verilen 13/11/2019 tarihli ve Esas No:
2019/362, Karar No: 2019/959 sayılı kararda işe davacının talebi kabul edilmiştir. Söz konusu kararlar istinaf aşamasındadır.
Yukarıda bahşedilen hüküm ve açıklamalarla birlikte Kurumunuz tarafından başvuru yapanların talebi doğrultusunda verilen tavsiye kararları Kurumumuz ilgili birimlerince değerlendirilmeye alınmış olup değerlendirme neticesinden Kurumunuza bilgi verilecektir.
Bilgi edinilmesini arz ederim.”, şeklinde ifade edilmiştir.
3. Kurumumuz tarafından bilgi-belge isteme yazısına istinaden İçişleri Bakanlığı Emniyet
Genel Müdürlüğü’nden alınan cevabi yazıda;
“…İlgi (a) yazı ile isimli başvuran tarafından, İzmir Emniyet Müdürlüğü bünyesinde bilgisayar işletmeni olarak çalışmakta iken 18/07/2016 tarihinde görevden uzaklaştırıldığını, 677 sayılı KHK ile görevinden ihraç edildiğini, Olağanüstü Hal İşleri
İnceleme Komisyonunun 10/03/2020 tarih ve 2020/ sayılı kararı ile 03/07/2020 tarihinde
İzmir Emniyet Müdürlüğünde yeniden görevine başladığını, ilgili idareden tüm mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiğini, ancak talebinin reddedildiğini iddia ederek, görevden uzaklaştırıldığını ve ihraçta kaldığı dönemlere ait ödenen maaşlarının hak ediş tarihlerinden başlamak üzere işletilecek yasal faizinin ödenmesi talebiyle Kamu Denetçiliği
Kurumuna yaptığı başvuru ile ilgili olarak,
Uygulayıcı birimimizden alınan ilgi (b) yazıda;
7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 7145 sayılı
Kanunun 22’nci maddesi ile değişik 10’uncu maddesinin birinci fıkrasında,
‘…İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz.’ düzenlemesine yer verildiği,
Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun,
‘Görevden uzaklaştırılan veya görevinden uzak kalan memurların hak ve yükümlülüğü’ başlıklı 141’inci maddesinde;
‘Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu
Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler.
143’üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve görevden uzakla geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir’, denildiği,
Ancak, yukarıdaki madde hükümlerinde bu ödemelerin yasal faiziyle birlikte yapılması yönünde herhangi bir hususa değinilmediği, ayrıca bütçe sistemimizde faiz ödenmesine ilişkin herhangi bir kanuni düzenleme de yer almamakta olup, bu nedenle yargı kararı olmaksızın yasal faiz ödenmesi imkanının bulunmadığı,
Bununla birlikte, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun,
‘Kararların sonuçları’ başlıklı 28’inci maddesinin birinci fıkrasında;
‘Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur…’, ifadesine yer verildiği,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 138’inci maddesinin son fıkrasında da;
‘Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez’,
hükmüne yer verildiği,
06/04/2009 tarihli ve 26 Numaralı Genel Müdürlüğümüz Genelgesinin,
‘Ödeme Birimlerince Yapılacak İşlemler’ başlıklı (c) bendinin 9’uncu sırasında ise,
‘Yargı organlarınca verilen kararların yalnızca davaya taraf olan ilgililer hakkında uygulanması gerektiği, kişilere özgü yargı kararlarının ise genelleştirilerek uygulanmasının mümkün olmadığı hukukun genel kuralları içerisindedir.
Bu nedenle mahkeme kararma istinaden mali hakların ödenmesi aşamasında, iptal edilen dava konusu işlemin, sadece davaya konu edilen olayla ilişkilendirilmesi gerektiğinden davaya taraf olan ilgililer ve nihai karar çerçevesinde işlem tesis edilmelidir.’,
denildiği bildirilmiştir.
Uygulayıcı birimimizden alman ilgi (c) yazıda; İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün Şubeleri ile yaptığı tüm yazışmaların gönderildiği belirtilmiştir.
11/11/2020 tarihi itibarıyla adı geçen tarafından başvuru konusuna ilişkin idare aleyhine açılan, konu ile ilgili bir dava kaydına rastlanmamıştır.
İlgili birimlerimizden alınan bilgi ve belgeler Kurumunuzca da değerlendirilmek üzere yazımız ekinde gönderilmiştir.
Bilgilerinize arz ederim.”, şeklinde ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının,
4.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde;
“Vatandaşlar… kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”,
4.2. “Yargı yolu” başlıklı 125’inci maddesinde;
“…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”,
4.3. “Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler: Genel ilkeler” başlıklı 128’nci maddesinde;
a) Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi,
b) Öğrencilikle ilişiğin kesilmesi,
c) Dernekler, vakıflar, sendika, federasyon ve konfederasyonlar, özel sağlık kuruluşları, özel öğretim kurumları, vakıf yükseköğretim kurumları, özel radyo ve televizyon kuruluşları, gazete ve dergiler, haber ajansları, yayınevleri ve dağıtım kanallarının kapatılması. …” ,
7.3. “Kararların uygulanması” başlıklı 10’uncu maddesinde;
“Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü hâlinde karar, kadro veya pozisyonunun bulunduğu kuruma, yükseköğretim kurumlarında kamu görevinden çıkarılan öğretim elemanları için
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilir. Kamu görevine iade edilmesine karar verilenlerin eski kadro veya pozisyonuna atanması esastır. Ancak müdür yardımcısı veya daha üstü ile bunlara eşdeğer yöneticilik görevinde bulunmakta iken kamu görevinden çıkarılmış olanların atamalarında, söz konusu yöneticilik görevlerinden önce bulundukları kadro ve pozisyon unvanları dikkate alınır. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilenlerin atama teklifleri; Ankara, İstanbul, İzmir illeri dışında ve 2006 yılından sonra kurulan yükseköğretim kurumlarına öncelik verilmek kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından kamu görevinden çıkarıldığı yükseköğretim kurumu haricinde tespit edilecek yükseköğretim kurumlarından birine önceki kadro unvanlarına uygun olarak on beş gün içinde yapılır.
Kurumlar, bildirim veya atama teklif tarihini takip eden otuz gün içerisinde atama işlemlerini tamamlar. Bu kapsamda yer alan personele ilişkin kadro ve pozisyonlar, ilgililere ilişkin atama onaylarının alındığı tarih itibarıyla diğer kanunlardaki hükümlere bakılmaksızın ve başka bir işleme gerek kalmaksızın ilgili mevzuatı uyarınca ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır. Söz konusu kadro ve pozisyonlar, herhangi bir şekilde boşalmaları hâlinde başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Atama emri, ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgililere tebliğ edilir.
Tebliğ tarihini takip eden on gün içerisinde göreve başlamayanların bu maddeden doğan atanma hakkı ile mali hakları düşer. Kamu kurum ve kuruluşları atama ve göreve başlatma işlemlerinin sonucunu, işlemlerin tamamlanmasını takip eden on beş gün içinde Devlet
Personel Başkanlığına bildirirler. İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz.
Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin başvurunun kabulü halinde ilgili kanun hükmünde kararname hükümleri, söz konusu kurum ve kuruluş bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte söz konusu kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır. Buna ilişkin işlemler ilgisine göre İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir.
Komisyonun karara bağladığı dosyaya ilişkin olarak Komisyonda bulunan tüm evrak, birinci fıkra kapsamına giren dosyalarda ilgilinin son görev yaptığı kurum veya kuruluşa, ikinci fıkra kapsamına giren dosyalarda ilgili kurum veya kuruluşa, diğer dosyalarda ise ek 1 inci maddeye göre husumetin yöneltileceği kurum veya kuruluşa devredilir.”,
8. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
8.1. “Mevzuu” başlıklı 1’nci maddesinde;
“Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tabidir. Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.”,
8.2. “Ücretin Tarifi” başlıklı 61’nci maddesinde;
“Ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.”,
8.3. “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94’üncü maddesinde;
“Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, Vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zırai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
1. Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61’inci Maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104’üncü maddelere göre….vergi tevkifatı yapılır…”,
8.4. “Vergi Tevkifatında Uyulacak Esaslar” başlıklı 96’ncı maddesinde;
“Vergi tevkifatı, 94’üncü madde kapsamına giren nakten veya hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.”,
9. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun;
9.1. “Düzeltme talebi” başlıklı 122’nci maddesinde;
“Mükellefler, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilirler…”,
9.2. “Şikayet yolu ile müracaat” başlıklı 124’üncü maddesinde;
“Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanlar şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler…”,
10. 166 Seri No.1u Gelir Vergisi Genel Tebliğinin; “Toplu İş Sözleşmeleri İle Eskiye
Yönelik Olarak Ödenen Ücret Farklarının Vergilendirilmesi” başlıklı 6’ncı maddesinde;
“Bilindiği gibi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61’inci maddesinde ücretin tanımı yapılmış, 94’üncü maddesinde ise yaptıkları ödemelerden vergi tevkifatı yapmak zorunda olan vergi sorumluları belirtilmiştir. Aynı Kanunun 98’inci maddesinde de, ‘94’üncü madde gereğince vergi tevkifatı yapmağa mecbur olanlar bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın 20’nci günü akşamına kadar bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.’ denilmiştir.
Kanunun 96’ncı maddesinde ise, vergi tevkifatının nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanacağı, hesaben ödeme deyiminin de vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade edeceği belirtilmiştir.
Buna göre, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uzaması ve sözleşmenin sonraki takvim yılında imzalanması veya sözleşme aynı yılda imzalamakla beraber sözleşmeden doğan farkların müteakip takvim yılında tahakkuk ettirilerek ödenmesi halinde, toplu sözleşmeden doğan farklar, tahakkuk ve ödemesinin yapıldığı yılın ücreti olarak kabul edilmek suretiyle vergilendirilecektir.”, hükümlerine amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
11. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin
“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
12. Başvuran, İzmir Emniyet Müdürlüğü bünyesinde bilgisayar işletmeni olarak çalışmakta iken 18/07/2016 tarihinde görevden uzaklaştırıldığını, 677 sayılı KHK ile görevinden ihraç edildiğini, Olağanüstü Hal İşleri İnceleme Komisyonunun 10/03/2020 tarih ve 2020/ sayılı kararı ile 03/07/2020 tarihinde İzmir Emniyet Müdürlüğünde yeniden görevine başladığını, ilgili idareden tüm mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiğini ancak talebinin reddedildiğini iddia ederek geçmiş yıllara ait dönem için ödenen maaşların her bir yıla ait olanının ayrı ayrı gelir vergisi kesintisine tabi tutulmasını, fazladan kesilen Gelir Vergisinin yasal faizi ile birlikte ödenmesini ve görevden uzaklaştırma ile ihraç döneminde ödenmeyen asgari geçim indirimlerinin (AGİ) tarafına yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiği tespit edilmiştir.
13. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Kurumumuza verdiği cevabi yazı tetkik edildiğinde, ‘ın Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden ihraç edildiği ve Olağanüstü Hal Komisyon Kararı ile görevine iade edilmesi nedeniyle ihraç edildiği 18/07/2016 tarihi ile 03/07/2020 tarihi arasındaki süreler için tarafına yapılan ödemenin, tahakkuk ve ödemesinin yapıldığı dönemin (2020 yılı ilgili ayın) ücreti sayılması ve
Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94 ve 103’üncü maddelerine göre gelir vergisine tabi tutulması gerektiği; bu ödemenin yapıldığı ayı izleyen aylarda ödenen ücretler üzerinden tevkif edilecek vergilerin hesabında, bu ödemenin yapıldığı dönem dahil kümülatif vergi matrahının dikkate alınması gerektiği; bir ay içinde yararlanılacak asgari geçim indirimi tutarının, yıllık olarak hesaplanan tutarın 1/12 sini geçmemesi gerektiği ifade ettiği tespit edilmiştir.
14. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Kurumumuza verdiği cevabi yazı tetkik edildiğinde, 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un
7145 sayılı Kanunun 22’nci maddesi ile değişik 10’uncu maddesinin birinci fıkrası ile
düzenleme yapıldığı; diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun, ‘Görevden uzaklaştırılan veya görevinden uzak kalan memurların hak ve yükümlülüğü’ başlıklı 141’inci maddesi ile bu ödemelerin yasal faiziyle birlikte yapılması yönünde herhangi bir hususa değinilmediği, ayrıca bütçe sistemimizde faiz ödenmesine ilişkin herhangi bir kanuni düzenleme de yer almadığı; bu nedenle yargı kararı olmaksızın yasal faiz ödenmesi imkanının bulunmadığı; bununla birlikte, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun, ‘Kararların sonuçları’ başlıklı 28’inci maddesinin birinci fıkrasına yer verildiği; Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının 138’inci maddesinin son fıkrasında hükmüne yer verildiği; 06/04/2009 tarihli ve
26 Numaralı Genel Müdürlüğümüz Genelgesinin, ‘Ödeme Birimlerince Yapılacak İşlemler’
başlıklı (c) bendinin 9’uncu sırasında hükmünün olduğunu ifade ettiği tespit edilmiştir.
15. Bilindiği gibi 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan hain darbe girişimi nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarında çeşitli kadrolarda görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı / iltisakı bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan ancak sonrasında yapılan incelemeler neticesinde terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisak veya bunlarla irtibatı olmadığı tespit edilenler çeşitli kanun hükmünde kararnameler ile yine doğrudan başka bir idari işlem tesis edilmesine gerek olmadan kamu görevine iade edilmişlerdir.
16. Söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamelerin “İade hükümleri” başlıklı maddelerinde; daha önce çeşitli OHAL Kararnameleri ile kamu görevinden çıkarılan ilgililerin kamu görevine iadeleri hususundaki usul belirtilerek; iade olan kamu görevlileri hakkında anılan OHAL
Kararnamelerinin tüm hüküm ve sonuçlarının yayım tarihinden itibaren ortadan kalkmış sayılacağı, ilgililerin kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
17. Diğer yandan, 23/1/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin “Komisyonun Oluşumu” başlıklı 1 inci maddesinde;
“Anayasanın 120’nci maddesi kapsamında ilan edilen ve 21/712016 tarihli ve 1116 sayılı
Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur” hükmü ile Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur.
18. Ancak 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnamede ilgililerin göreve iadesi durumunda kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödenmesine ilişkin hüküm bulunmaması nedeniyle OHAL Komisyonuna yapılan başvurunun kabulü sonucu kamu görevine iade usulü ile anılan Komisyon kurulmadan önce olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile yapılan iade usulü farklılığını gidermek amacıyla 25/7/2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 7075 sayılı Olağanüstü Hal
İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 10’uncu maddesinde yapılan değişiklik ile ilgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümlerinin, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılacağı bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakların ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
19. Bilindiği gibi hukuk devletinin gereklerinden biri de idarenin hukukla bağlı olması ve hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı kişilere verdiği zararların tazmini olup, Anayasanın 125’inci maddesinde de idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır.
20. Bu çerçevede ülkemizde 15 Temmuz 2016 tarihinde Devletimize ve milletimize karşı başlatılan hain darbe girişimi nedeniyle kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasanın 120’inci maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununu uyarınca ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilmesine karar verilmiş, alınan tedbirler çerçevesinde Anayasa ile kurulan demokrasi düzeninin korumak amacıyla terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; vakıf, dernek, televizyon ve sair birçok müessese kapatılmış ve birçok kamu görevlisi de ihraç edilerek başta
FETO/PDY olmak üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı yahut bunlarla irtibatlı olduğu değerlendirilen kişiler kamu kurum ve kuruluşlarından çıkarılmışlardır.
21. Diğer yandan alınan tedbirler nedeniyle idarî işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanların mağduriyetlerini gidermek amacıyla da ilgililerin kamu görevine dönmesini öngören OHAL KHK’larıyla düzenleme yapılarak, görevine iade edilmesine karar verilenler açısından çıkarılmaya ilişkin Kanun Hükmünde Kararname Hükümlerinin tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılacağı, bu kapsamda göreve başlayanlara kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakların ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
22. Kurumumuza benzer nitelikte “Vergi kesintilerinin iadesi talebi” ile ilgili 2019/17171 numaralı başvuru hakkında 27/03/2020 tarihinde; “Bölge tazminatı ödenmesi talebi” ile ilgili 2019/18199 numaralı başvuru hakkında 03/01/2020 tarihinde; “Başvuranın kamu görevinden çıkarıldığı döneme ait mali ve sosyal haklarının ödenmesi talebi” ile ilgili 2019/12302 numaralı başvuru hakkında 19/12/2019 tarihinde; “Promosyon ödeme talebi” ile ilgili 2019/13756 numaralı başvuru hakkında 07/01/2020 tarihinde ve benzeri konularda benzeri nitelikte farklı tarihlerde olmak üzere tavsiye kararları verilmiştir.
23. Tüm bu açıklamalar, mevzuat hükümleri ve yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde; idarenin tesis etmiş olduğu idari işlem nedeniyle kendi iradesi dışında görevinden çıkarılan ancak daha sonra görevine iade edilen başvurana, göreve döndükten sonra yapılan ödemenin her bir vergilendirme döneminde ilgili dönemlere ait
Gelir Vergisi dilimleri esas alınmak suretiyle tekrar hesaplanması, bu hesaba göre vergilendirilmesi, bu şekilde vergilendirme yapıldıktan sonra önceki vergilendirmeden dolayı fazladan tahsil edilen tutar oluşması durumunda bu tutarın ve Gelir İdaresi
Başkanlığı’nın yazısında belirttiği şekilde asgari geçim indirimlerinin hesaplanıp varsa iade edilmesi gerektiği, bunun aksi yönünde tesis edilen idari işlemin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı tespit edilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
24. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Bu ilkelere göre yapılan değerlendirmede, başvurana idarece verilen cevabi yazıda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup, ilgili İdarenin “Karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir. İdarenin bundan sonra bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
25. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İzmir
Vergi Mahkemesi’nde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Başvurana, göreve döndükten sonra yapılan ödemenin her bir vergilendirme döneminde ilgili dönemlere ait Gelir Vergisi dilimleri esas alınmak suretiyle tekrar hesaplanması, bu hesaba göre vergilendirilmesi, bu şekilde vergilendirme yapıldıktan sonra önceki vergilendirmeden dolayı fazladan tahsil edilen tutar oluşması durumunda bu tutarın ve
Gelir İdaresi Başkanlığı’nın yazısında belirttiği şekilde asgari geçim indirimlerinin hesaplanıp varsa iade edilmesi yönünde yeni bir işlem tesisi için Emniyet Genel
Müdürlüğü’ne ve İzmir Valiliği’ne (İl Emniyet Müdürlüğü’ne) tavsiyede bulunulmasına,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idare tarafından
bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın başvurana, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ve İzmir Valiliği’ne (İl Emniyet
Müdürlüğü’ne) tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi