|
ÖZET: Başvuran, 1992-2007 yılları arasında vergi mükellefi olduğunu belirterek, bu döneme ait sigortalılık kaydının yapılmasını ve emeklilik işlemlerinin tamamlanmasını talep etmiştir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan incelemede, başvuranın belirtilen tarihler arasında sigortalılık kaydını yaptırmadığı ve bu nedenle emeklilik şartlarını sağlamadığı ifade edilmiştir. 1479 sayılı Kanun’un geçici 18. maddesi uyarınca, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başladığı belirtilmiştir.
Kurum, başvuranın geçmişe dönük sigortalılık kaydının yapılabilmesi için gerekli başvuruları zamanında yapmadığını ve dolayısıyla geriye dönük borçlanma talebinde bulunma hakkının bulunmadığını vurgulamıştır. Başvuranın, vergi kaydı bulunduğu dönemde SGK’ya herhangi bir başvuru yapmadığı ve bu nedenle sigortalılık kaydının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin reddedilmesinin hukuka uygun olduğunu belirterek, SGK’nın işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmediğini ifade etmiştir. Başvuranın, emeklilik işlemleri için gerekli şartları yerine getirmediği ve dolayısıyla talebinin kabul edilmediği karara bağlanmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/14864-S.21.23789
BAŞVURU NO : 2021/10978
KARAR TARİHİ : 14/10/2021
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Başvuranın vergi kaydına istinaden geçmişe dönük sigortalı olarak
BAŞVURUNUN KONUSU :
kayıt ve tescilinin yapılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 17/06/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle; 1992-2007 tarihleri arasında oda ve sicil kaydı ile vergi mükellefiyetliğinin bulunduğunu beyan ederek söz konusu döneme ilişkin sigortalılığının sağlanarak emeklilik işlemlerinin gerçekleştirilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 09/08/2021 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel
Müdürlüğü tarafından gönderilen 08/09/2021 tarihli ve sayılı yazıda
ilgili mevzuat hükümlerine de yer verilmek suretiyle özetle:
2.1. 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) geçici 1 inci maddesinde; “1479 sayılı Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun
Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Ancak, 1479 sayılı Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20/04/1982 tarihinden bu Kanun Hükmünde
Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler bu süreye ilişkin primleri ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” hükmüne yer verildiği, /
2.2. 1479 sayılı Kanuna göre sigortalılık nitelikleri taşıdıkları halde 04/10/2000 tarihine kadar Bağ-Kur’a kayıt ve tescil yaptırmayanların her türlü hak ve yükümlülüklerinin 04/10/2000 tarihinde başlayacağına ilişkin bu düzenlemeyi içeren, 619 sayılı KHK’nın tüm hükümleri Anayasa Mahkemesinin 26/10/2000 günlü ve 2000/61 Esas 2000/34 Karar sayılı Kararı uyarınca iptal edildiği ve bu iptal kararı Resmi
Gazete’de yayımlanmasından itibaren 9 ay sonra (08/08/2001 tarihinde) yürürlüğe girdiği, 2.3. 02/08/2003 tarihli ve 4956 sayılı Yasayla, 1479 sayılı Kanuna göre sigortalılık nitelikleri taşıdıkları halde 04/10/2000 tarihine kadar Bağ-Kur’a kayıt ve tescil yaptırmayanların her türlü hak ve yükümlülüklerinin 04/10/2000 tarihinde başlayacağı hükmünün yeniden düzenlendiği ve böylece 619 sayılı KHK’nın geçici 1 inci maddesindeki hükmün aynı şekilde muhafaza edilerek konunun yasal bir temele kavuşturulduğu, 4956 sayılı Kanun’un 47 nci maddesiyle 1479 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 18 inci maddesinde; “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04/10/2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04/10/2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20/04/1982-04/10/2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” hükmüne yer verildiği, 2.4. Aktarılan geçici 18 inci maddesine ilişkin Anayasa Mahkemesinin 06/10/2012 tarihli Resmi
Gazetede yayımlanan 22/03/2012 tarihli ve 2012/44 sayılı Kararında geçici 18 inci maddenin Anayasaya aykırı olmadığına karar verildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kumlunun 24/04/2013 tarih ve 2013/570 sayılı ilamında; davacının geçici 18 inci maddenin 2 nci cümlesinde öngörülen ve 04/10/2000 tarihi öncesi döneme ait vergi kaydı bulunan dönemler için borçlanma imkânı sağlayan hükmünden yararlanmak için maddede belirtilen süre içinde Kuruma müracaatı veya borçlanma iradesini ortaya koyacak şekilde herhangi bir prim ödemesi bulunmadığından, süresinde borçlanma talebinde bulunmayan davacının, geriye dönük olarak vergiye kayıtlı olduğu süreleri borçlanması ve buna dayalı olarak sigortalılığının tespitine yasaca olanak bulunmadığına karar verildiği, 2.5. Başvuranın vergi mükellefiyetinin bulunduğu döneme ilişkin Kurumlarına yapılmış herhangi bir başvurusunun bulunmadığı, 14/12/1992-31/12/2007 tarihleri arasındaki vergi mükellefiyetinin mülga 1479 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi kapsamında 04/10/2000 tarihinden itibaren altı ay içerisinde Kurum kayıtlarına intikal ettirilmemesi ve yine 5510 sayılı Kanunun 1479 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri başlıklı geçici 8 inci maddesi doğrultusunda, Kanunun yürürlük tarihi olan 1/10/2008 tarihinden itibaren altı ay içinde Kurumlarına bildirilmemesi nedeniyle, vergi kaydına istinaden mülga 1479 sayılı Kanunun
24 üncü maddesi kapsamında sigortalı olarak kayıt ve tescilinin yapılmasının mevcut kanun hükümleri
gereği mümkün olmadığı, 2.6. Kurum kayıtlarının tetkiki sonucunda başvuranın ilk kez 12/11/2011 tarihinde 5510 sayılı Kanunun
4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başladığı ve tamamı
bu kapsamda olmak üzere, 585 prim ödeme gün sayısının bulunduğu, başvuranın yaşlılık aylığı hak kazanma koşullarının; en fazla sigortalılığının 4/1-(a) kapsamında olması halinde; 7200 prim ödeme gün sayısı ve prim ödeme gün sayısı koşulunun (7200 gün) yerine getirildiği tarih aralığındaki yaş haddi veya
4900 prim ödeme gün sayısı ve prim ödeme gün sayısı koşulunun (4900 gün) yerine getirildiği tarih
aralığındaki yaş haddi, en fazla sigortalılığının 4/1-(b) kapsamında olması halinde; 9000 prim ödeme gün sayısı ve prim ödeme gün sayısı koşulunun (9000 gün) yerine getirildiği tarih aralığındaki yaş haddi veya
5400 prim ödeme gün sayısı ve prim ödeme gün sayısı koşulunun (5400 gün) yerine getirildiği tarih
aralığındaki yaş haddi olacağı, buna göre, başvuranın 63 yaşını 01/05/2031 tarihinde, 4900 günü aralıksız çalışması halinde gün sayısını tahmini olarak 30/08/2033 tarihinde tamamlayacağı, İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.
5. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu
Kanunu’nun; 5.1. “Kanunun amacı, sigortalı sayılanlar ve sayılmayanlar” başlıklı 24’üncü maddesinin birinci fıkrasının (I) bendinin (a) alt bendi; “Aşağıda sayılan sigortalılar hakkında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde bu Kanunda yazılı şartlarla sosyal sigorta yardımları sağlanır.
I – Sigortalı sayılanlar:
Kanunla ve Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; a) (Değişik alt bend: 04.10.2000 – 619 S.KHK/Madde 13) Esnaf ve sanatkarlar ile diğer bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olanlardan esnaf ve sanatkar siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar, …
Bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.
5.2. “Yazılma” başlıklı 26’ncı maddesinin birinci fıkrası; “Sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz. Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlülüklerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz. Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak
kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Üç ay içinde kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalılar
Kurumca resen kayıt ve tescil edilir.” 5.3. “Tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler” başlıklı Ek Geçici 13 üncü maddesi;
1479 sayılı Kanun ve aynı Kanunda değişiklik yapan kanunlara göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde
bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların her türlü hak ve mükellefiyetleri bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte başlar.
Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak kayıt ve tescilli bulunmak kaydı ile, 1/10/1972 tarihinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalılar belgeledikleri süreyi borçlanabilirler.
Borçlanma primleri sigortalının bulunduğu basamak üzerinden yürürlükteki prim tutarlarına göre hesaplanarak defaten veya bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren en geç iki yıl içinde ödenir. Bu süre içinde primi ödenmeyen borçlanma süreleri hizmetten sayılmaz.
Borçlanma talebi bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde Kuruma yazılı olarak yapılır ve bu süre içinde vergi dairelerince verilecek belgelerle tevsik edilir.
…” hükmünü amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvuran özetle, sigortalı tescil tarihinin vergi mükellefi olarak çalışmaya başladığı tarihten itibaren başlatılmasını ve emeklilik işlemlerinin tamamlanmasını talep etmektedir.
8. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; 1479 sayılı Kanunun Ek Geçici 13 üncü maddesine göre, sigortalılık niteliği taşıdıkları halde anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar Kuruma kayıt ve tescil yaptırmayanların hak ve yükümlülüklerinin maddenin yürürlük tarihi itibarıyla başlayacağının düzenlendiği, buna göre işe giriş bildirgesi maddenin yürürlük tarihinden sonra Kurumlarına verilen sigortalının tescil tarihinin vergi kayıt tarihine çekilmesine kanunen imkân bulunmadığı ve başvuranın emekli olması için gerekli şartları sağlamadığı belirtilmiştir.
9. Bu çerçevede uyuşmazlığın, başvuranın 14/12/1992 tarihinde başlayan vergi mükellefiyeti kaydına istinaden anılan tarih itibarıyla 1479 sayılı Kanun kapsamında tescilinin yapılıp yapılamayacağı noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
10. Bilindiği üzere 1479 sayılı Kanun’a tabi sigortalılar, kendi adlarına ve hesaplarına bağımsız olarak çalışmaktadırlar. Dolayısıyla bu kapsamdaki sigortalılar, bir işverenleri bulunmadığı için kendi sigorta primlerini bizzat yatırmakla yükümlüdürler. Bu nedenle 1479 sayılı Kanun’da sigortalının hizmet tespiti davası açmasına imkân tanınmamaktadır. Diğer taraftan sigortalılığa esas vergi kaydının bulunduğu geçmiş
sürelere yönelik olarak, kanun koyucu çıkardığı kanunlarla zaman zaman bir hak tanıyarak bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesini sağlamaktadır. Bu itibarla 1479 sayılı Kanun’a tabi sigortalılığın, geçmişe yönelik tespiti ve tescili için bir yasal düzenlemenin bulunması zaruridir. Bu çerçevede 1982, 2003 ve 2008 yıllarında yapılan yasal düzenlemelerle, sigortalılık niteliği taşıdığı halde anılan düzenlemelerin yapıldığı tarihlere kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri düzenlemelerin yürürlük tarihinden itibaren yeniden başlatılmış, bu tarihlerin öncesinde kalan sürelerin ise borçlanma yapılması yoluyla hizmet olarak sayılmasına imkân sağlanmıştır.
11. Nitekim 05/05/1994 tarihinden itibaren vergi, 03/01/1996 tarihinden itibaren oda kaydı bulunmakla birlikte, 02/12/2009 tarihli giriş bildirgesi ile kayıt ve tescil talebinde bulunan, bu tarihten önce Kuruma herhangi bir başvurusu veya prim ödemesi bulunmayan, Kurumca 5510 sayılı Kanun’un geçici 8’nci maddesi uyarınca sigortalılığı 01/10/2008 tarihinden itibaren başlatılan davacının, 05/05/1994 tarihi itibari ile 1479 sayılı Kanun’a tabi olarak sigortalılığının başladığının tespiti istemine ilişkin olarak açılan davada
Yüksek Mahkemenin; davacının Kuruma tescil için başvurduğu 02/12/2009 tarihinde yürürlükte bulunan düzenlemeleri dikkate alarak, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin 01/10/2008 tarihinde başlatılmasına yönelik Kurum işlemini, bu tarihten önce Kuruma kayıt ve tescili bulunmayan davacı açısından yerinde bulduğu görülmektedir. Yüksek Mahkeme ayrıca davacının; 5510 sayılı Kanun’un geçici 8’inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen ve 01/10/2008 tarihi öncesi döneme ait vergi kaydı bulunan dönemler için borçlanma imkânı sağlayan hükmünden yararlanmak için, maddede belirtilen süre içinde Kuruma müracaatı veya borçlanma iradesini ortaya koyacak şekilde herhangi bir prim ödemesi bulunmaması ve dolayısıyla süresinde borçlanma talebi olmaması nedenleri ile geriye dönük olarak vergiye kayıtlı olduğu süreleri borçlanması ve buna dayalı olarak sigortalılığının tespitine mevcut yasal düzenlemeler karşısında
imkân bulunmadığını belirtmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27/11/2013 tarihli, E:
2013/21444 ve K: 2013/1593 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr )
12. Öte yandan 05/10/1982 – 17/01/2000 tarihleri arasında vergi mükellefiyet kaydı, 20/12/1982 ile 12/05/2005 tarihleri arasında esnaf ve sanatkârlar odası kaydı bulunan başvuranın, bu tarihler arasında geriye dönük BağKur sigortalısı olarak kabul edilmesi talebini konu alan 2014/592 numaralı başvuruya ilişkin olarak Kurumumuzca; başvuranın BağKur sigortalılık tescil talebinin 29/05/2013 olduğu, 1479 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesi gereğince 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil işlemlerini yaptırdığına dair herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, yine başvuran tarafından 1479 sayılı Kanun’un geçici 18’inci madde hükmünden yararlanmak amacıyla Kuruma süresi içerisinde başvuruda bulunulmadığı, ayrıca başvuranın 5510 sayılı Kanun’un geçici 8’inci maddesi uyarınca bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunmadığı anlaşıldığından, başvuranın vergi mükellefiyeti ve oda kaydının bulunduğu dönemlere ilişkin BağKur sigortalılığının tesciline yönelik talebinin Kurum tarafından reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak 24/07/2014 tarihli Ret Kararı’nın verildiği anlaşılmaktadır.
13. Başvuru konusu somut olayda, başvuranın 14/12/1992-31/12/2007 tarihleri arasında vergi mükellefiyet kaydı bulunmasına rağmen anılan dönem içinde vergi mükellefiyetine istinaden kendi adına ve bağımsız çalışmasını Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirerek sigortalılık kayıt ve tescil işlemlerini yaptırmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim başvuranın Kuruma kayıt ve tescil yaptırılmadan geçen vergi mükellefiyeti sürelerinin borçlanma suretiyle sigortalılık süresi sayılmasına imkân veren mülga 1479 sayılı
Kanunun geçici 18 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 1479 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri
başlıklı geçici 8 inci maddesinden yararlanmak için herhangi bir başvuruda bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Buraya kadar yapılan açıklamalar doğrultusunda, sigortalı kayıt ve tescil işlemlerini yaptırmayan ve süresinde borçlanma talebinde bulunmayan başvuranın, geriye dönük olarak vergi kaydının bulunduğu süreleri borçlanmasının ve buna dayalı olarak sigortalılığının başlatılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.
14. Yukarıda yer verilen açıklamalar kapsamında Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvuranın sigortalılığının vergi mükellefiyet kaydı bulunduğu tarihten itibaren başlatılmaması ve borçlanma talebinin reddi yönünde tesis edilen Sosyal Güvenlik Kurumu işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde
gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Trabzon İş Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/