|
ÖZET: Başvuru, Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi’nde gerçekleştirilen tıbbi müdahaleler sonucunda köpeğinin ölümüne sebep olduğu iddiasıyla yapılmıştır. Başvuran, 27/04/2018 tarihinde köpeğini hastaneye götürdüğünde, köpeğinin sağlık durumunun acil müdahale gerektirdiğini belirtmiş, ancak hastanede yaşanan gecikmeler ve uygulama hataları nedeniyle köpeğinin durumu kötüleşmiştir. Başvuran, hastane personelinin yetersizliği ve tedavi sürecindeki eksiklikler nedeniyle mağduriyet yaşadığını ifade etmiştir.
Bursa Uludağ Üniversitesi, başvuranın şikayetini inceleyerek, hastanın kabulü ve tedavi sürecinde gerekli müdahalelerin yapıldığını, ancak başvuranın köpeğinin kritik durumunun göz ardı edilerek hastaneden taburcu edilmesinin hatalı olduğunu kabul etmiştir. Bilirkişi raporları, köpeğin tedavi sürecinde yapılan işlemlerin genel olarak uygun olduğunu, ancak hastanın gözetim altında tutulmaması ve yaşanan tartışmaların olayın büyümesine neden olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, idarenin köpeğin ölümünde doğrudan bir kusurunun bulunmadığını, ancak hastanın gözetim altında tutulmaması ve klinik yönetimindeki eksiklikler nedeniyle idarenin kusurlu olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda, hayvan hastanelerinin çalışma düzeninin gözden geçirilmesi ve gerekli mevzuat değişikliklerinin yapılması tavsiye edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/478-S.21.742
BAŞVURU NO : 2019/2476
KARAR TARİHİ : 11/01/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ
TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, idarenin yanlış tıbbi müdahale sonucunda köpeğinin ölümüne sebep olduğu gerekçesiyle mağduriyetinin giderilmesi talebi hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 07/02/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan ( T.C. Kimlik No:
) özetle; 27/04/2018 tarihinde Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Hayvan Hastanesine 3.5 yaşındaki golden cinsi köpeğini rahatsızlığı nedeniyle götürdüğünü, köpeğinde küçük titremelerin olduğunu ve daha öncesinde özel bir klinikte kansızlık tanısı konulduğunu, dahiliye bölümüne göründüklerini, içeride son sınıf öğrencileri ve onlara yol gösteren adını sonradan öğrendiği doktora öğrencisi ’un olduğunu, köpeğini fiziksel muayene ettiklerini, daha sonra kendisine aradaki fiyat farkından dolayı detaylı kan tahlili ya da yüzeysel kan tahlili mi yapılmasını istediklerini sorduklarını, detaylı kan tahlili yapılmasını istediğini, numuneleri alıp laboratuvara gönderdiklerini ve bu arada da köpeğine serum bağladıklarını, bu sırada sonuçların gelmesini beklerken bulundukları oda da 2 adet müdahale masasının bulunduğunu ve o süreç içerisinde tıbbi müdahalede bulunulan diğer masaya gelen hayvanlara saygısızca tıbbi müdahalede bulunulduğunu, eldiven kullanılmadığını ve her hasta için ayrı kullanılması gereken şırıngaların usulüne uygun kullanılmadan aynı şırınga ile diğer hayvanlara da müdahale edildiğini, daha sonra gelen bir öğrencinin kan sonuçlarını alarak orada sorumlu bulunan doktora öğrencisi veteriner hekime gösterdiğini, daha sonra ansızın bir koşuşturmanın başladığını, hemen köpeğine takılan serumu çıkardıklarını, sonradan öğrendiği kadarıyla köpeğinin şeker sonuçlarının çok yüksek çıktığını ve kullanılan serumun da şekerli bir serum olduğunu ve böylece köpeğinin bırakın tedavisini durumunun daha da kötüleşmesine yol açtıklarını, serumu değiştirdiklerini, daha sonra bahse konu doktora öğrencisinin öğle arası nedeniyle gideceklerini söylediğini, ve gittiklerini, bu süreçte köpeğinin kusmaya başladığını ve titremelerinin olduğunu, saat 2 de personelin geldiğini, daha kıdemli
Doktora öğrencisinin köpeğinin sonuçlarına baktığını, köpeğinin aciliyetinin görmezden gelinerek davranılmasına ilişkin uyarıda bulunduğunu, kendisine bir reçete uzatılıp alması gerektiğinin söylendiğini, ilacın uygulanması sırasında doktora öğrencisinin söz konusu toz ilacı içirmeye çalıştığını ve zaten ağrısı olan ve ağzı kuru olan köpeğinin söz konusu tozu yutamadığını ve ilacın dışarı döküldüğünü 1 gün sonra köpeğini Ankara’ya götürdüğünü, basit bir ultrason neticesinde köpeğinde Rahim İltihaplanması bulunduğunu ancak çok geç kalındığı için köpeğini kaybettiklerini belirterek; söz konusu basit bir ultrasonla tespit edilebilecek bir rahim iltihaplanmasının Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesinde tespit edilmemesinin ve aciliyeti bulunduğu sırada öğle arası olması sebebiyle köpeğinin o durumda bırakılmasının ve oda da 2 adet müdahale masasının bulunduğunu ve o süreç içerisinde tıbbi müdahalede bulunulan diğer masaya gelen hayvanlara saygısızca tıbbi müdahalede bulunulmasının, eldiven kullanılmamasının ve her hasta için ayrı kullanılması gereken şırıngaların usulüne uygun kullanılmamasının yarattığı mağduriyetin giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuz 02/04/2019 tarihli ve S sayılı yazısı ile şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanlığı tarafından gönderilen 14/05/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1 tarafından Hayvan Hastanesi hekimlerine yöneltilen şikayet
konusunun incelendiği ve ilgili hekimlerin yazılı açıklamalarının rapor halinde sunulduğu,
2.2 Hastane çalışma disiplini içerisinde, tüm hekimlerin yaptıkları muayene ve tedavileri
kıdemli klinik asistanı ve sorumlu Öğretim Üyesi eşliğinde yürüttükleri,
2.3 Hastane kayıtları incelendiğinde, nun hayvanı içinde gerekli
muayenelerin gerçekleştirilip, tedavi protokolü oluşturulduğu, uygulanmaya başlandığı ve hayvan sahibine bilgilendirme yapıldığı,
2.4 Hastanın, hastanede bulunduğu 6 saatlik süre içinde, hayvan sahibinin tedavinin doğru
olmadığı ve hastasının iyi olmadığını ifade ederek protokolü sonlandırmak istemesine rağmen durumunun ciddiyeti gözetilerek hastanın stabil tutulmaya çalışıldığı,
2.5 Konu ile ilgili incelemede hastanın muayene ve tedavi sürecinde, ‘
nun hastanemiz hekimlerinden doktora öğrencisi veteriner hekim ağır küfür ve tahrik edici sözler söylemiş olduğu,
2.6 Öğrenci şahitliğinde teyit edildiği, ayrıca ‘nun
hekime yumruk atmaya teşebbüsünün fiiliyata dönüşmesinin öğrenci ve doktora öğrencisi veteriner hekim tarafından engellenmiş olduğu belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 15/09/1978 tarihli Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesinin 1. Maddesinde; “Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğar ve aynı var olmak hakkına sahiptir.”,
3.1 2. maddesinde; “Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bir hayvan türü olan
insan, öbür hayvanları yok edemez. Bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların insanlarca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.”,
3.2 3. maddesinde; “Hiçbir hayvana kötü davranılmaz, acımasız ve zalimce işlem yapılamaz.”,
3.3 14. maddesinde; “Hayvanları koruma ve savunma kuralları, hükümet düzeyinde temsil
olunmalıdır. Hayvan hakları da insan hakları gibi yasa ile korunmalıdır.”,
4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, Bilgi Edinme Ve Kamu
Denetçisine Başvurma Hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler … ” ,
4.1 125. Maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle
yükümlüdür.”,
5. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” ,
6. 01/07/2004 tarihli ve 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununun “İlkeler” başlıklı 4.
Maddesinde; “…j) Yerel yönetimlerin, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri ve hastaneler kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlamaları ve eğitim çalışmaları yapmaları esastır…”,
6.1 “Cerrahi Müdahaleler” başlıklı 7. Maddesinde; “Hayvanlara tıbbî ve cerrahi
müdahaleler sadece veteriner hekimler tarafından yapılır.”,
6.2 “Yasak Müdahaleler” başlıklı 8. Maddesinde; “Bir hayvana tıbbî amaçlar dışında, onun
türüne ve etolojik özelliklerine aykırı hale getirecek şekilde ve dozda hormon ve ilaç vermek, çeşitli maddelerle doping yapmak, hayvanların türlerine has davranış ve fizikî özelliklerini yapay yöntemlerle değiştirmek yasaktır”,
7. Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği İle
Odalarının Teşekkül Tarzına Ve Göreceği İşlere Dair Kanunun 5. Maddesinde “Veteriner
hekimlerin vazife ve salahiyetleri aşağıda yazılı fıkralarda gösterilmiştir:
a) Hayvanları muayene, hayvan hastalıklarını tedavi etmek ve hayvanlar üzerinde muktedir olabildiği her türlü ameliyatı yapmak, ihtisası icabettiren ahvalde ise mütehassıs (Veteriner hekim) e müracaatı tavsiye eylemek; b) Hayvanların vasıfları ve sağlık durumları hakkında rapor vermek; c) Kara ve deniz hayvanlarından elde edilen gıdai, sınai maddelerle mamullerini, hayvan yemi olarak kullanılan maddelerin muayene ve ihtisas sahibi ise tahlil etmek; d) (Veteriner hekim) likte tatbik olunan her türlü aşı, serum, biyolojik maddelerle müstahzaratı (ihtisas sahibi olmak ve bu maksatların tahakkuku için tedvin olunmuş hususi kanunların hükümlerine uymak şartiyle) ihzar, muayene,tahlil eylemek ve bu gibi hususatta rapor verebilmek; e) Eczanesi bulunmıyan yerlerde hayvan hastalıklarında kullanılan her nevi aşı, serum, müstahzar ve biyolojik maddeleri muhtevi bir ecza dolabı tesis eylemek ve bu ilaçları satabilmek; f) Memleket hayvancılığının ıslah ve inkişafını engelleyici hareketleri, ve bulaşıcı hayvan hastalıklarını görür veya işitirse en kısa bir zamanda keyfiyetten resmi makamları haberdar etmek ve istilai mahiyet arzeden vakayide ise derhal muktedir olabileceği önleyici tedbirlere girişmek ve zootekni sahasında haiz olduğu ilmi salahiyetini kullanmak.”,
7.1 10. Maddesinde “Veteriner hekimler, hastane, laboratuvar ve muayene yerlerinde
muayene ve tedavileri için getirilen hayvanların eşkalini, sahiplerinin adreslerini, hastalık durumlarını, tedavi şekillerini, yazmak üzere yönetmeliğindeki örneğine uygun gündelik bir protokol defteri tutmaya mecburdurlar. Bu defterlerin sayfaları kayıtlı bulundukları veteriner dairesi tarafından numaralanır ve mühürlenir. Tedavi ve ücretlerden doğacak davalarda işbu defterlerdeki kayıtlar esastır.”,
8. 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda Ve Yem Kanunu’nun “Veteriner hizmetleri ile ilgili faaliyet onayları” başlıklı 11. Maddesinde; “Bu Kanun kapsamında faaliyet gösteren muayenehane, klinik, poliklinik, hayvan hastanesi, ev ve süs hayvanı satış yerleri, hayvan eğitim ve barınma yerleri, otel hizmeti veren hayvan bakımevleri, hayvan pazar ve borsaları, damızlık kümes ve kuluçkahaneler, hayvan hastalıkları teşhis, analiz ve üretim laboratuvarları ile deney hayvanı üretici ve tedarikçileri Bakanlıktan onay almak ve istenen kayıtları tutmakla yükümlüdür. Birinci fıkra kapsamındaki muayenehane, klinik ve polikliniklerin açılması için yalnızca veteriner hekimlere onay verilir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelik ile belirlenir.”,
8.1 “Hayvan sağlığı, hayvan refahı ve zootekni ile ilgili yaptırımlar” başlıklı 36.
Maddesinde;“…i) 11 inci madde gereğince Bakanlıktan onay almadan faaliyette bulunanlara beşbin Türk Lirası idarî para cezası verilir ve bunlar faaliyetten men edilir. İstenen kayıtları tutmayanlara bin Türk Lirası idarî para cezası verilir.”,
9. Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliğinin “Tanımlar” başlıklı 4.
Maddesinde; “…n) Hayvan hastanesi: Evde ya da sokakta yaşayan hayvanların ayakta veya yatarak teşhis ve tedavilerinin yapıldığı yeri, ğ) Sorumlu veteriner hekim: Belediye bakımevlerinde yasalarla belirlenmiş hizmetleri ve sorumlulukları yerine getirecek olan veteriner hekimi, h) Tür: Birbirleriyle çiftleşebilen ve üreme yeteneğine sahip verimli döller verebilen populasyonu, ı) Veteriner hekim: 6343 sayılı Kanun uyarınca mesleğini icra eden ve bu Kanunun 5 inci maddesinde sıralanan görev ve yetkileri kullanan ve bu Yönetmeliğin tatbikinde görevlendirilen veteriner hekimleri..”,
9.1 “Sorumlu veteriner hekimin görev ve sorumlulukları” başlıklı 9. Maddesinde;
“Sorumlu veteriner hekimler; a) Bağlı bulunduğu kurum, kuruluş ve tüzel kişilerle birlikte çalıştığı yerin mevcut mevzuata uygun bir şekilde faaliyet göstermesinden ve bu yerlere hayvanların kabul edilip uygun şartlarda bakılmasından, kayıtların tutulmasından, hayvanlara aşılama, ilaçlama, kısırlaştırma ve işaretlemenin yapılmasından, alet ve malzemelerin temizlik ve dezenfeksiyonundan, atık ve artıkların çevre ve toplum sağlığına zarar vermesini önleyecek tedbirlerin alınmasından, b) Görev yaptığı geçici bakımevinde, 3285 sayılı Kanuna tâbi ihbarı mecburî hastalık çıktığında durumu resmî makamlara haber vermekle ve ilgililerce alınacak yasal tedbirleri uygulamakla, c) Bağlı bulunduğu bölgenin veteriner hekimleri odası tarafından hazırlanarak onaylanmış ve çalışmasına izin verildiğine dair belge ile çalışma saatlerini gösterir belgeyi geçici bakımevinde görülebilir bir yere asmakla görevli ve sorumludur.”,
10. 21/12/2011 tarihli ve 28149 sayılı Hayvan Hastaneleri Yönetmeliğinin “Çalışma saatleri” başlıklı 15. Maddesinde; “Hastaneler 24 saat hizmet verir. En az bir veteriner hekim gece nöbeti tutar. Nöbetçi hekime yardımcı sağlık hizmetleri personeli ile yardımcı personel eşlik eder.”,
10.1 “Dosyalama” başlıklı 16. Maddesinde; “Hastanede, gelen hayvan ve sahiplerine ait
bilgilerin kaydedildiği, sayfaları il müdürlüğü tarafından mühürlü ve onaylı Ek-5’teki örneğe uygun klinik protokol defteri tutulması zorunludur. İtilaflarda bu defter kayıtları esas alınır.” ,
11. 13/092006 tarihli ve 26288 sayılı Türk Veteriner Hekimleri Birliği Hizmetlerinin
Yürütülmesine İlişkin Uygulama Yönetmeliğin 86. Maddesinde ; “Veteriner hekim, bilimsel yöntemlere uyarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi yapar…”,
12. Veteriner Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının “Veteriner hekimin görev ve ödevleri” başlıklı 5. Maddesinde; “Veteriner hekimin öncelikli görevi, hastalıkları önlemeye ve bilimsel gerekleri yerine getirerek hastaları iyileştirmeye çalışarak hayvanların yaşamını ve sağlığını korumaktır. Meslek uygulaması sırasında insan onurunu gözetmesi de hekimin öncelikli ödevidir. Hekim bu yükümlülüklerini yerine getirebilmek için gelişmeleri yakından izler.”,
12.1 “Etik ilkeler” başlıklı 6. Maddesinde ; “Görevlerini yerine getirirken, veteriner hekimin
uyması gereken evrensel veteriner hekimlik etik ilkeleri yararlılık, zarar vermeme, adalet ve özerklik ilkeleridir.”,
12.2 “Veteriner hekimliğin kötü uygulaması” başlıklı 13. Maddesinde; “Bilgisizlik
deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hayvanın zarar görmesi veteriner hekimliğin kötü uygulanması anlamına gelir.”,
12.3 “Hasta haklarına saygı” başlıklı 21. Maddesinde; “Veteriner hekim hastasının sağlığı
ile ilgili kararlar alırken bilgilenme hakkı, aydınlatılmış onam hakkı, tedaviyi kabul ya da red hakkı, vb. Hasta haklarına saygı göstermek zorundadır.”,
12.4 “Muayenesiz tedavi yasağı” başlıklı 23. Maddesinde; “Veteriner hekim, acil vakalar
gibi zorunlu durumlar dışında hastasını bizzat muayene etmeden tedavisine başlayamaz.”,
12.5 “Tedaviyi üstlenmeme veya yarıda bırakma” başlıklı 25. Maddesinde; “Veteriner
hekim ancak veteriner hekimlik bilgisini gerektiği gibi uygulayamayacağına karar verdiğinde ve hastasının başvurabileceği başka bir veteriner hekim bulunduğu durumlarda, hastanın bakımını ve tedavisini üstlenmeyebilir veya yarım bırakabilir. Yukarıdaki koşullarda tedaviyi bırakacak hekim, bu durumu ve hastanın sağlığının tehlikeye düşmeyeceğini hayvan sahiplerine anlatır ve onları başka olanaklar konusunda bilgilendirir. İkinci veteriner hekim bulunmadan veteriner hekim hastasını bırakamaz. Veteriner hekim tedaviyi üstlenen meslektaşına hasta hakkındaki tüm bilgileri aktarmakla yükümlüdür.”,
12.6 “Aydınlatılmış onam” başlıklı 26. Maddesinde;“Veteriner hekim hasta sahibini hastanın
sağlık durumu ve konuları tanı, önerilen tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konusunda aydınlatır.
Bilgiler hayvan sahibi tarafından anlaşılabilecek biçimde verilmelidir. Hasta sahibinin özgür ve aydınlatılmış onamı ile yapılabilir. Alınan onam; baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındıysa geçersizdir. Acil durumlarda hayvan sahibinin izni alınır. Veteriner hekim hayvan sahibinin izin vermemesinin kötü niyete dayandığını düşünüyor ve bu durum hastanın yaşamını tehdit ediyorsa durum adli mercilere bildirilerek izin alınmalıdır. Bunun mümkün olmaması durumunda veteriner hekim başka bir meslektaşına danışmaya çalışır ya da yalnızca yaşamı kurtarmaya yönelik girişimlerde bulunur. Acil durumlarda müdahale etmek hekimin taktirindedir. Tedavisi yasalarla zorunlu kılınan hastalıklar hayvan sağlığı ve toplum sağlığını tehdit ettiği için sahibinin aydınlatılmış onamı alınması da gerekli tedavi yapılır.
Hayvan sahibi vermiş olduğu aydınlatılmış onamı dilediği zaman geriye alabilir.”,
12.7 “Uluslararası sözleşmelere uyma zorunluluğu” başlıklı 33. Maddesinde ; “Her
veteriner hekim tüm hayvan hakları belgelerine ve veteriner hekimlikle ilgili ortak kurallara uymakla yükümlüdür.”, hükümleri mevcuttur.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
13. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 14. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; Bursa Uludağ
Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesinden müdahalede geç kalındığı için hayvanın öldüğü gerekçisiyle şikayetçi olduğunu belirterek; mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
15. Hekimin müdâhalesinin veteriner hekimlik biliminin verilerine, somut vakıaya uygun olup olmadığının tespiti, teknik bilgiyi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine başvurulmuş olup 09/01/2021 tarihli ve sayılı bilirkişi raporu Kurumumuza iletilmiştir.
16. Başvuranın, “3,5 yaşındaki Golden retriever ırkı köpeğini Eskişehir’de bulunan ve ismi belirtilmeyen bir veteriner hekim muayenehanesine tedavi için götürdüğü ve köpeğe burada
“kansızlık” tanısıyla 3 gün boyunca tedavi uygulandığı, tedavi sürecinde köpeğin sağlık durumunda gözle görülür bir bozulma yaşandığı, özel muayenehanede yapılan tedaviyi yetersiz bulması nedeniyle Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden randevu alarak köpeğini 27/04/2018 tarihinde fakülteye ait Hayvan Hastanesi’ne götürdüğü, Bursa’ya vardığında köpekte hafif titremeler bulunduğu, Hastanede kaydı yapılan köpeğin saat 10:30 civarında İç Hastalıkları (Dahiliye) bölümüne kabul edildiği, ilk muayenesini doktora öğrencisi
Veteriner Hekim tarafından yapıldığı, bu kapsamda fiziksel muayeneyi takiben kan örneği alınarak analiz için laboratuvara gönderildiği ve köpeğe damar yolu açılarak damar içi sıvı (serum) verilmeye başlandığı, köpeğin yaklaşık bir saat boyunca sıvı almaya devam ettiği, saat 11:58’de bir öğrenci tarafından getirilen kan sonuçlarının değerlendirilmesinden sonra köpeğe bağlı olan serumun apar topar çıkarıldığı ve başka bir sıvının verilmeye başlandığı, sonradan öğrendiği kadarıyla köpeğinin şeker sonuçlarının çok yüksek çıktığı ve kullanılan serumun da şekerli bir serum olduğu ve böylece köpeğinin bırakın tedavisini durumunun daha da kötüleşmesine yol açtıkları” iddiasına ilişkin olarak;
16.1 Kurumumuza idare tarafından gönderilen cevabi yazıda; genel muayenesinde
hastanın hayatı tehdit edici derecede dehidre (sıvı kaybı) olduğu ve abdominal ağrı bulguları verdiği saptandığı, hastanın 5 gün süresince Eskişehir’de başka bir klinikte tedavi gördüğü, hasta sahibi tarafından, hekimlere bildirildiği, hastaya şiddetli sıvı kaybı nedeni ile acilen intravenöz (damar içi) SIVI takviyesine başlandığı, hastanın durumu göz önüne alınarak laboratuvarda da analiz önceliği sağlandığı ve 11.55’te laboratuvar sonuçlarının gelmesi üzerine sıvı tedavisinin yeniden düzenlendiği, analizler sonucunda hastada ileri derecede böbrek yetmezliği tanısı konulduğu ve yüksek kreatinin değerinin (normalin 20 kat üzeri) bunu kanıtladığı, kliniğimize başvurmadan önce 5 gün boyunca hasta sahibinin bizzat verdiği bilgilere göre hastasına %5 Dekstroz serumu uygulandığı, analizde çıkan yüksek glikoz değerinin her zaman şeker hastalığının (diabetes mellitus) bir belirtisi olmayıp öncesinde kullanılan %5 dektrozlu sıvıların, ileri derecede böbrek yetmezliği ve sepsis nedeni ile de oluşabileceği, hasta sahibinin iddia ettiği gibi hastanın kan sonuçları çıkana kadar verilen 30 cc
%5 dektroz+izotonik NaCl’ün 20 kg’lık bir köpeğin durumunu kötüleştirmesine imkan bulunmadığı belirtilmiştir.
16.2 Kurumumuza iletilen bilirkişi raporunda; tarafların şikâyet dosyası içeriğine yansıyan
ifadelerinden köpeğin rahatsızlığının tedaviye başlanmasından ne kadar zaman öncesine dayandığı net olarak anlaşılamamakla birlikte, analiz sonuçları ve nihai bulgular tıbbi yönden değerlendirildiğinde, köpeğin hastalık geçmişinin uzun vadeye dayandığı, dolayısıyla kronik bir hastalığının olduğu tahmin edildiği, ancak, bu gibi hastalık durumlarında çeşitli faktörlere bağlı olarak hastalıkların gizli seyretmesi ve hiçbir semptom göstermemesi söz konusu olabildiği için, olayın seyri ve hayvanın klinik değerlendirmeleri dikkate alındığında, Eskişehir’de özel muayenehanede tedaviye ilk başlandığı dönemde dahi köpeğin ileri düzeyde hasta olduğu tedavinin devam ettiği süreçte hayvanın genel durumunun kötüye gidişinin hastalığın seyrine bağlı olduğu, köpeğin fakülte hayvan hastanesine ilk kabul usulü ve başlangıçta yapılan uygulamaların, hekimlik icrası açısından değerlendirildiğinde bir kusur bulunmadığı, aciliyeti bulunduğu anlaşılan hayvana triyaj esasları gereği öncelik tanındığı ve ivedilikle muayenehaneye kabul edildiği, titreme ve diğer bulgular nedeniyle tetkik sonuçları beklenmeden ve henüz bir tanı konulmadan tedaviye başlanmış olmasının herhangi bir kusur teşkil etmediği, bilakis doğru olduğu, hekimlik icrasında öncelikli hedef, hastanın yaşamsal fonksiyonlarını korumak ve hastayı hayatta tutmak olduğu, hasta sahibinden edinilen öykü kapsamında (anamnez), hekim tarafından yapılan fiziksel muayene ve damar yolu açılarak sıvı sağaltımına başlanmasının da bu yaklaşımın esasını teşkil ettiği, acil gereksinimle getirilen bir hastayı olabildiğince hızlı şekilde muayene ettikten sonra, ilk tedaviye ne usulde ve hangi tıbbi ürünleri kullanacağına karar vererek başlamanın hekimin takdirinde olduğu, muayene edilen köpekte şiddetli dehidrasyon (sıvı kaybı) bulgusu olduğu bildirildiği için, hayvana uygulanan başlangıç tedavisinin yerinde bulunduğu, kan analiz sonucu çıkmadan önce uygulanmaya başlanan dekstroz solüsyonunun kullanıldığı bildirilen kısa süre zarfında başvuran tarafından iddia edildiği gibi şekerli olduğu için zararlı bir etki göstermiş olmasının söz konusu olmadığı, bilakis aşırı sıvı kaybı bulunan köpek için tercih edilebilecek tedavi seçenekleri arasında yer aldığı, şikayete konu hayvan hastanesinin hastanın kabul, ilk müdahale ve analiz istemlerine yönelik tercihlerinde, bilirkişi kurulu tarafından kusur bulunmadığı belirtilmiştir.
17. Başvuranın, “köpeğin tedavisinin sürdürüldüğü odada iki adet muayene masası bulunduğu, kan analiz sonuçlarının gelmesi beklenirken diğer masada çeşitli hayvanlara sırasıyla hizmet verildiği, başvuranın bu hayvanlara saygısızca tıbbi müdahalede bulunulduğunu düşündüğü, ayrıca müdahale sırasında eldiven kullanılmadığı ve aynı enjektör ile birden fazla hayvana müdahale edildiği” iddiasına ilişkin olarak;
17.1 İdare tarafından gönderilen cevabi yazıda; hayvanlara saygısızca tıbbi muamelenin son
derece yaralayıcı bir ifade olduğu, meslek yemini etmiş veteriner hekimleri ve geçmişi başarılarla dolu ve hasta sayısı binlerce olan bir kurumun karalanmasının da üzüntü verici olduğu, kaldı ki hasta sahibinin de Eskişehir’den Bursa’ya gelerek hastası için kurumlarını tercih ettiğinin de aşikar olduğu, eldiven kulannımının her hasta için gerekli bir uygulama olmadığı, zoonoz hastalık riski taşıyan hastalar için gerekli ve bulaşıcı olmayan durumlarda hekimin insiyatifinde olduğu, enjektörlerin birden fazla kullanımı iddiasının ise mantık dışı olduğu ve her hastaya her enjeksiyon için farklı enjektör kullanılmasının rutin bir prosedür olduğu, aynı zamanda hastanenin bir eğitim kurumu olduğu düşünüldüğünde bu yanlış uygulamanın yapılıyor olmasının imkansız olduğu belirtilmiştir.
17.2 Kurumumuza iletilen bilirkişi raporunda; başvuran tarafından atıfta bulunulan
hayvanların sahiplerinin söz konusu davranışlara karşı bir tepkisinin başvuranın iddialarına yansımamış olması ve iddia edilen davranışlardan yalnızca başvuranın rahatsız olduğu intibaının uyanması, köpeğinin ileri düzeydeki rahatsızlığı nedeniyle ağır stres ve baskı altında olduğu düşünülen başvuranın hekimlik uygulamaları çerçevesinde olan olağan bazı davranışları olduğundan farklı değerlendirdiği kanaatini doğurduğu, klinik uygulamalar sırasında eldiven kullanılmasının hekimin tercihine bağlı bir durum olduğu, “zoonoz” adı verilen ve insanlara da bulaşabilen hastalıklardan şüphelenildiği durumlar dışında zorunlu olmadığı, kaldı ki, bulaşıcı hastalık şüphesi olan hayvanların diğer hayvanlardan farklı, izole bir odada tutulması ve muayene edilmesinin esas olduğu, klinik uygulamalar sırasında eldiven kullanmadığı iddia edilen hekimlerin bu kapsamda bilirkişi kurulu tarafından kusur bulunmadığı belirtilmiştir.
18. Başvuranın, “köpeğin, başında yalnızca kendisi olacak şekilde sıvı almaya devam ettiği, köpeğin aniden titremeye ve kusmaya başladığı ve daha önce tanık olmadığı semptomlar gösterdiği, ancak çevrede yetkili kimse olmadığı için beklemek zorunda kaldığı, klinikte görevli personelin saat 14:00’de görev yerine geldiği” iddiasına ilişkin olarak;
18.1 Kurumumuza idare tarafından gönderilen cevabi yazıda; somut olayın meydana
geldiği günün 27/04/2018 tarihi Cuma günü olup görevli veteriner hekimlerin klinikteki tüm hastaları stabil hale getirdikten sonra öğle yemeği ve Cuma namazı için izinli oldukları, hastane 7/24 hizmet verdiği için acil durumlarda gece nöbetçisi aynı zamanda gündüz öğle saatlerinde de görev yaptığı, hastaların görmezden gelinme durumunun söz konusu olmadığı belirtilmiştir.
18.2 Kurumumuza iletilen bilirkişi raporunda; hayvan hastanesi kliniklerinde sunulan
hizmetin, sağlıkla ilgili farklı derecelerde sorunları ve gereksinimleri olan hayvanlara yönelik olduğu ve kesintisiz bir hizmet sunulması gerektiği, 5996 sayılı kanun kapsamında yayımlanarak yürürlüğe giren Hayvan Hastaneleri Yönetmeliğinin de bu doğrultuda hayvan hastanelerinin 24 saat hizmet vermesini zorunlu kıldığı, fakülte yönetimi tarafından yazılı olarak sunulan ifadelerde olay esnasında klinikte nöbetçi hekim bulunduğuna dair genel bir bilgilendirme yer aldığı halde, şikayet konusu olay özelinde, başvuranın “sorun yaşadığında başvuracak kimseyi bulamadığı” yönündeki iddiasına karşılık somut bir kanıt ya da tanık bulunmadığı, dolayısıyla, durumunun kritik olduğunun muayene eden hekimler ve hastane yönetimi tarafından da ikrar edilen şikayet konusu hayvanın yaklaşık 2 saat süreyle herhangi bir teknik personelin gözetimi olmadan klinikte sahibiyle baş başa bırakılmasının bilirkişi kurulu tarafından kusurlu bulunduğu belirtilmiştir.
19. Başvuranın, “başka bir doktora öğrencisi Veteriner Hekim tarafından saat 14:15 civarında köpeğin kan analiz sonuçlarını incelediği, ancak öğle tatilinde yaşananlar nedeniyle başvuran ile hekim arasında tartışma yaşandığı, başvurana bir reçete verilerek yazılı tıbbi ürünleri alıp getirmesinin istendiği, getirdiği ilaçlar arasında bulunan toz formundaki bir maddenin ilk müdahalede bulunan hekim tarafından köpeğe içirilmeye çalışıldığı sırada bir arbede yaşandığı, zaten ağrısı olan ve ağzı kuru olan köpeğin söz konusu tozu yutamadığı ve ilacın dışarı döküldüğü” iddiasına ilişkin olarak;
19.1 İdare tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda; Veteriner hekimin toz formu
olan fosfor bağlayıcı ilacı içirmeye çalıştığı sırada, hasta sahibinin sözlü saldırısının devam ettiği, ortaya çıkan gergin durumun hekimlerin ruh sağlığını bozduğu ve motivasyon düşüklüğüne neden olduğu belirtilmiştir.
19.2 Kurumumuza iletilen bilirkişi raporunda; veteriner hekimin toz formda olan ilacı
köpeğe içirme usulünün hekimlik uygulamaları kapsamında standart bir prosedür olduğu ancak bu duruma alışık olmayan başvuranın anlık kaygı ve stresin de etkisiyle tepki verdiği, klinik hizmetlerinin sağlıklı yürütülebilmesi ve hastaya ilişkin en doğru kararın verilebilmesi için hekimin özgür iradesi ile mesleki bilgisini ortaya koyabilmesinin önem arz ettiği, sebebi her ne olursa olsun başvuranın tedavi edilmekte olan bir hayvanın yanı başında, klinikte ortaya koyduğu tartışma ve fiziksel müdahale eğiliminin, içinde bulunduğu ruh halinin haklı bir yansıması gibi görülebilmekle birlikte hatalı olduğu, sağlık personeline yönelik hakaret ve şiddet eylemlerinde bulunduğu anlaşılan başvuranın hatalı olduğu, yaşanan olaylara rağmen hayvanın tedavisinin sürdürülmesinin, tedaviyi yürüten veteriner hekimler açısından olumlu bir yaklaşım olarak görüldüğü, ancak, bu raddeye gelmiş bir olayda
Fakülteden herhangi bir kadrolu personelin ya da yöneticinin dahlinin bulunmamasının, olayın büyümesinin temel nedeni olduğu, klinik içinde yaşanan sorunda herhangi bir idarecinin müdahil olmamasının bilirkişi kurulu tarafından kusurlu bulunduğu belirtilmiştir.
20. Başvuranın 27/04/2018 tarihinde Eskişehir Cumhuriyet Savcılığı’na vermiş olduğu suç duyurusu dilekçesinde; “Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan
Hastanesi’ndeki serum uygulaması devam ederken saat 16:00 civarında iyice halsiz düşen köpeğine taleplerine rağmen farklı bir girişimde bulunmayan hekimlere tepki göstererek serumu çıkarmalarını ve köpeğini götürmek istediğini söylediği, köpeğini kucağına alarak otoparka gittiğini ancak köpeğin burada kriz geçirmesi üzerine koşarak kliniğe geri götürdüğü, tekrar serum bağlandığını, saat 17:00’da köpeğin durumu daha da kötü olduğu halde veteriner hekimin serum uygulamasını sonlandırarak tedavinin bugünlük bittiği, köpeği yarın tekrar getirebileceğini söylediği, bunun üzerine kendisinin tepki göstererek tedavinin devam etmesini talep ettiğini ancak veteriner hekimlerin köpeği orada bıraktığı takdirde gece bir iki defa bakılabileceğini söylediği, o saate kadar maruz kaldığı davranışları sorumsuzca bulduğu için de köpeğini alarak Eskişehir’e dönmeye karar verdiği” iddiasına ilişkin olarak;
20.1 İdare tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda; analizler sonucunda hastada
ileri derecede böbrek yetmezliği tanısı konulduğu, hasta sahibine durum açıklandığında aşırı reaksiyon göstererek, tedaviyi beğenmediğini söyleyerek, hastasının ciddiyeti hatırlatılmasına rağmen, hastaneyi terk ettiği, hastasını 10 dakika sonra getirerek tekrar müdahalesini isteyen hasta sahibine son derece sabırlı ve yapıcı davranıldığı, başvuranın, saat 17:00’de tedavinin sonlandırılmaya çalışıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı ve hekimlerin mesailerini uzatarak hayvanın tedavisi bitene kadar yanında durdukları belirtilmiştir.
20.2 Kurumumuza iletilen bilirkişi raporunda; şikayet konusu köpeğin kliniğe intikalinden
tedavisinin sonlandırılmasına karar verildiği ana kadar geçen süreçte, şikayet edilen kurum ya da kişilerin hayvanın sağlık durumunun kötüye gitmesine neden olduğuna dair somut bir bulguya rastlanmadığı, ancak, genel durumunun hala bozuk olduğu anlaşılan ve bu durumu veteriner hekimlerce de inkar edilmeyen hayvanın, başvuranın ısrarlı talebine rağmen hastanede gözetim altında tutulmayarak, taburcu edilmesinin bilirkişi kurulu tarafından kusurlu bulunduğu belirtilmiştir.
21. Başvuranın “ertesi gün köpeğini Ankara da özel bir hastaneye götürdüğü, burada ultrasonografik muayene ile “rahim iltihabı” tanısı konulduğu, ancak müdahalede geç kalındığı için hayvanın öldüğünün söylendiği, bu tanının Bursa Uludağ Veteriner Fakültesi
Hayvan Hastanesi’nde neden konulamadığı” iddiasına ilişkin olarak;
21.1 İdare tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda; sözü edilen rahim iltihabının
(pyometra) hastada sepsise yol açan ve genelde kan bulgularından total lökosit değerinin 40.000-100,000 aralığında olmasına yol açan ateşli bir durum olduğu ancak hastanın WBC değerinin 15.47 olduğunun görüldüğü, hastada vaginadan akıntı gibi bir şikayet olmadığı ve hasta sahibinin tanısal prosedürlerde gösterdiği tepkiler göz önüne alınarak hastanede geçirdiği kısıtlı vakitte ultrason muayenesi yapılmadığı, böbrek enzimlerinin bu kadar yüksek olan bir hastanın pyometra için yapılacak anesteziyi tolare etme ve operasyon stresini kaldırma olasılığı da çok düşük olduğu, normalde 1 yaşına gelmiş her dişi köpeğin yavru istenmiyorsa rahim iltihabı olmaması için kısırlaştırılmasının esas olduğu, hastayı rutin olarak takip eden veteriner hekimin kendisini bu konuda uyarmış olma ihtimalinin de yüksek olduğu belirtilmiştir.
21.2 Kurumumuza iletilen bilirkişi raporunda; ileri düzeyde hasta olarak fakülte hastanesine
götürülen köpeğine öncelikle genel durumunun düzeltilmesi amacıyla temel hekimlik ilkelerine uygun şekilde uygulamalar yapıldığı, durumunun açıklık kazanabilmesi için kan analizi yapıldığı, ancak bir taraftan tedavisi sürdürülürken taraflar arasında yaşanan olaylar ve hayvanın başvuran tarafından geri götürülmesi nedeniyle daha ileri bir tetkik yapılmasına olanak kalmadığı, ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemlerinin ya da diğer tanı araçlarının kullanılması çoğunlukla hasta sahibi aracılığıyla edinilen genel bilgi ve hekim tarafından yapılan ön muayene ile ilk tedavi uygulamasına alınan yanıtlar sonrasında kararlaştırıldığı, köpeğinin genital organlarında bir sorun olduğunu düşündürecek geri bildirimi olmadığı için hekimlerin ilk aşamada bu doğrultuda bir inceleme yapmamış olmasının olağan olduğu, bilirkişi kurulu tarafından kusur bulunmadığı, Fakülte Hayvan
Hastanesi’nde rahim iltihabı tanısı konulmuş olsa idi dahi genel durumu bu denli bozuk olan bir hayvanda cerrahi operasyon yapılması, ilgili Anabilim Dalı’nın resmi yanıtına da yansıdığı üzere yüksek olasılıkla tercih edilmeyeceği, rahim iltihabı bulunan köpeklere yapılacak cerrahi girişimin, hayvanın rahminin genel anestezi altında tıbbi yöntemlerle kesilerek uzaklaştırılmasından ibaret olduğu, genel durumu bozuk olan ve kanındaki üre seviyesinin aşırı düzeyde arttığı tespit edilen bir hayvanın genel anesteziye alınmasının başlı başına bir risk unsuru olduğu, hastalığının başlangıcından itibaren yaşamsal fonksiyonlarıyla ilgili değişken ve kaygı verici semptomların bulunduğu bir hayvanın öncelikle hayatta tutulması ve temel yaşamsal gereksinimlerinin karşılanması esas olduğu, köpeğin kanındaki üre ve kreatinin seviyesinin yüksek olduğu Bursa Uludağ Üniversitesi
Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi’nde de belirlenmiş olup, bu doğrultuda bir tedavi uygulandığı, hayvanın genel anesteziye alınarak opere edilmesinin hekimin takdiri dahilinde olmakla birlikte, anestezinin potansiyel riskleri dikkate alındığında, bu durumdaki bir hayvanın anesteziye alınmaması ya da opere edilmemesi yönündeki bir tercihin kusurlu bulunmasının da söz konusu olmadığı, bu durumun uygulamayı yapan hekimler açısından açık bir kusur olarak değerlendirilmediği belirtilmiştir.
22. Başvuranın “3 günde yapılan uygulamaların köpeği yorması nedeniyle durumunun kötüye gittiği” iddiasına ilişkin olarak;
22.1 Kurumumuza iletilen bilirkişi raporunda; dosyada, ölen hayvana nekropsi (hayvan
otopsisi) yapıldığına ya da hayvan sahibinin böyle bir istemi bulunduğuna dair bir bulgu yer almadığı için, hayvanın gerçek ölüm nedeninin somut olarak ortaya konulmasının olanaklı olmadığı, ancak sürecin başından itibaren yapılan tüm uygulamaların hayvanın genel durumunu düzeltmek amacıyla kurgulandığı, sağlığı bu denli bozulmuş bir hayvanın ölümünde açık bir veteriner hekim kusuru bulunmadığı, uygulanan tedavi protokolünün yeterli olduğu belirtilmiştir.
23. Veteriner Hekimlik Meslek Etiği Kurallarında veteriner hekimin, acil vakalar gibi zorunlu durumlar dışında hastasını bizzat muayene etmeden tedavisine başlayamayacağının bildirildiği açıktır.
24. Hekim, tedavi sözleşmesi dolayısı ile hastaya gerekli tedavi yöntemini belirleyebilmek için öncelikle teşhis koymak zorundadır. Teşhis, bir hastalığın tanınması, tıbbi bir görüş ve değerlendirme demektir. İyi bir teşhis içinde hastalığın tam bir geçmişinin elde edilmesi, öykünün alınması gerekmektedir. Hastalık öyküsünün alınması etkili teşhisin vazgeçilmez bir unsurudur. Hasta öyküsünün alınmaması veya eksik alınması ya da etkili olmayan bir öykü tekniğinin kullanılması tıbbi uygulama hatası olacaktır. Hekim doğru teşhis koyabilmek için hastayı modern teşhis araçları ve imkanlarıyla muayene etmek zorundadır.
Birçok teşhis imkanının bulunması halinde, hekim hasta için en iyi sonuç verebilecek ve hastaya en az zararı verebilecek bir yöntemi seçmek zorundadır. Teşhis bakımından hekimden mutlaka başarı beklenmemekte, hekimin uzmanlığının gerektirdiği şekilde hareket etmesi yeterli kabul edilmektedir. Teşhis için gerekli tetkikleri yaptıran, muayeneyi yapan ve elde edilen bulguları özenle takdir eden hekim bakımından teşhisin yanlış çıkması doğrudan sorumluluğu gerektirmez. Bir teşhis hastası, teşhisin tamamıyla savunulamayacak bir hatalı edim olması veya esaslı tetkiklerin değerlendirilmemesinin bir sonucu olması veya ilk teşhisin tedavi sürecinde kusurlu olarak ihmal edilmesi şeklinde olması halinde hekimin sorumluluğuna gidilebilecektir. (Hakan Hakeri, Tıp Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2007, s.202-210)
25. Hekimin teşhis yükümlülüğünü nasıl yerine getirmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir hukuksal düzenleme bulunmamakla birlikte, hekim teşhis için gerekli bütün tıbbi müdahaleleri, tetkikleri yapmalı ve elde ettiği sonuçları da tıp biliminin gereklerine göre doğru yorumlamalıdır. Bu yöndeki hatalar teşhis hatası olarak adlandırılmaktadır. Hekimin teşhiste başarılı olma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Hekimin yükümlü olduğu husus, uzmanlığın, hastalığın gerektirdiği şekilde hareket etme yükümlülüğüdür. Teşhis bakımından hekimin hatalı davranışı bütün teşhise yönelik olanakları kullanmasına rağmen, bulguları yanlış değerlendirmesi noktasında olabileceği gibi yetersiz ve geç teşhisin hiç yapılmaması şeklinde de olabilir. Hekim çok açık bir hastalığı, dikkatsizliği veya tecrübesizliği nedeniyle tanıyamamakta veya savunulmayacak bir şekilde, tıp biliminin verilerine aykırı olarak yorumlamakta veya geçici teşhis sonrası, teşhisin doğrulunu kontrol etmek için yapılması gereken müdahale veya tedavileri ihmal etmekte ise; bu durum açık hatalı davranış olarak kabul edilmektedir.(Hakan Hakeri, Tıp Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2007, s. 343-348)
26. Veteriner hekimlerin başta gelen vazifeleri arasında hayvan refahını esas almak ve mesleğini bu doğrultuda icra etmek gelmektedir. Bu durum 6343 sayılı kanun ve uygulama yönetmeliği ile güvence altına alınmıştır. Veteriner fakülteleri ve fakülte bünyesinde yer alan hayvan sağlığı hizmet birimleri, veteriner hekim adaylarının her anlamda eğitim gördüğü ve mesleğin esaslarını öğrendiği kuruluşlardır.
27. Gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan hayvan hastanelerinin sahip olması gereken asgari teknik ve sağlık şartları ile açılma, çalışma ve denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenleyen Hayvan Hastaneleri Yönetmeliğinin çalışma saatleri başlıklı 15. maddesinde düzenlenen, hayvan hastanelerinin 24 saat hizmet vereceği, en az bir veteriner hekimin gece nöbeti tutacağı, nöbetçi hekime yardımcı sağlık hizmetleri personeli ile yardımcı personelin de eşlik edeceği düzenleme altına alınmıştır.
28. Başvuranın köpeğinin geçirmiş olduğu ağır hastalık sonrasında ölümü ile sonuçlanan süreçte, şikayete konu idarenin, köpeğin ölümünde doğrudan bir kusurunun bulunmadığı, ancak; Hayvan Hastaneleri Yönetmeliğinin hayvan hastanelerinin 24 saat hizmet vermesini zorunlu kıldığı, fakülte yönetimi tarafından yazılı olarak sunulan ifadelerde olay esnasında klinikte nöbetçi hekim bulunduğuna dair genel bir bilgilendirme yer aldığı halde, şikayet konusu olay özelinde, başvuranın “sorun yaşadığında başvuracak kimseyi bulamadığı” yönündeki iddiasına karşılık somut bir kanıt ya da tanık bulunmadığı, dolayısıyla, durumunun kritik olduğunun muayene eden hekimler ve hastane yönetimi tarafından da ikrar edilen şikayet konusu hayvanın yaklaşık 2 saat süreyle herhangi bir teknik personelin gözetimi olmadan klinikte sahibiyle baş başa bırakılmasında idarenin kusurlu olduğu, genel durumunun hala bozuk olduğu anlaşılan ve bu durumu veteriner hekimlerce de inkar edilmeyen hayvanın, başvuranın ısrarlı talebine rağmen hastanede gözetim altında tutulmayarak, taburcu edilmesinde idarenin kusurlu olduğu, klinikte ortaya çıkan tartışma ve fiziksel müdahale eğiliminde
Fakülteden herhangi bir kadrolu personelin ya da yöneticinin dahlinin bulunmamasının da olayın büyümesinin temel nedeni olduğu değerlendirildiğinde idarenin kusurlu olduğu değerlendirilmiştir.
29. Bütün bunların yanında; somut olayda tıbbi müdahaleleri yapma konusunda doktora öğrencilerinin yetkisinin bulunup bulunmadığı hususuna ilişkin olarak;
29.1 15 Ekim 1978 tarihinde UNESCO Merkezi’nde ilan edilen ve 1989 yılında Hayvan Hakları
Birliği tarafından tekrar düzenlenerek 1990 yılında halka açıklanan Hayvan Hakları Evrensel
Beyannamesinde; bütün hayvanların; yaşam önünde eşit doğdukları ve aynı var olma hakkına sahip oldukları, insanlarca gözetilme, bakılma ve korunma hakları bulunduğu, hiçbir hayvana kötü davranılmayıp, acımasız ve zalimce işlem yapılamayacağı, hayvan haklarının da insan hakları gibi yasa ile korunması gerektiği ifade edilmiştir.
29.2 Bu kapsamda hayvanların rahat yaşamalarını, iyi ve uygun muamele edilmesini temin
etmek, acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını ve her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamak amacıyla 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kabul edilmiştir. Kanunun 7. Maddesi gereğince de hayvanlara tıbbî ve cerrahi müdahalelerin yalnızca veteriner hekimler tarafından yapılacağı düzenlenmiştir.
29.3 Hizmetlerinin yürütülmesine ve veteriner hekimlerin uyması gereken kurallara ilişkin usul
ve esasları düzenleyen 6343 Sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk
Veteriner Hekimleri Birliği İle Odalarının Teşekkül Tarzına Ve Göreceği İşlere Dair
Kanunda da Hayvanları muayene, hayvan hastalıklarını tedavi etmek ve hayvanlar üzerinde muktedir olabildiği her türlü ameliyatı yapmak, veteriner hekimlerin görevi olarak düzenlenmiştir.
29.4 İdare tarafından gönderilen cevabi yazıda; tıbbi müdahalede bulunan doktora
öğrencilerinin veteriner hekim olup, uzmanlıklarını yaptıkları ve hastalara müdahalelerinin de uzmanlık eğitimi çerçevesinde olduğu ve yasal olduğunu, iç hastalıkları anabilim dalında küçük ve büyük hayvan kliniklerinde haftalık rotasyon programı yapıldığı ve hocalarında klinik ve eğitime iştirak ettiği belirtilmiştir.
29.5 Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; Hayvan sağlığı hizmetleri 5996 sayılı Veteriner
Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile bu kanun çerçevesinde hazırlanarak yürürlüğe girmiş olan yönetmelikler doğrultusunda sürdürülmektedir. Şikayet konusu olayın geçtiği yer, Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi’dir. Hayvan hastanelerinin kuruluşunun ve asgari teknik koşullarının tanımlandığı yönetmelik, 21/12/2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hayvan Hastaneleri Yönetmeliği’dir.
Yönetmelik, hayvan hastanesi ruhsatı alınabilmesi için asgari teknik koşulların yanı sıra, 1’i uzman veteriner hekim olmak üzere, asgari 5 veteriner hekimin istihdamını zorunlu tutmakta, ancak çalıştırılacak veteriner hekim sayısı için bir üst sınır tanımlamamaktadır. Yukarıda bahsi geçen mevzuat ve buna ek olarak 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk
Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun’un hükümleri doğrultusunda, veteriner hekim diplomasına sahip ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes hayvan hastanesinde çalışma ve veteriner hekimliği mesleğinin yetkileri dahilinde olan tüm uygulamaları yapma hakkına sahiptir. Dolayısıyla, “veteriner hekim” unvan ve yetkisine sahip kimselerin hayvan hastanelerinde hizmet vermesinde esasen bir kusur bulunmamaktadır.
29.6 Mer-i mevzuat, hayvan hastanelerinin kuruluşuna ilişkin temel hususları tanımlamakla
birlikte, hastanelerin menşei, amacı ya da stratejisi gibi ayrıntıları kapsayacak alt sınıflandırmaları içermemektedir. Tek tip bir hayvan hastanesi yönetmeliğinin hem özel sektör, hem resmi kurum, hem de üniversitelere ait hastanelere uyarlanmaya çalışılması, rutin işleyişte çeşitli aksaklıklara neden olmaktadır. Esasen; veteriner fakülteleri bünyesinde kurulan hayvan hastanelerinin öncelikli hedef ve amacının eğitim, araştırma ve belirli alanlarda ihtisaslaşma faaliyetleri olduğu dikkate alındığında, mevcut yönetmelik hükümlerinin bazı hususlarda yetersiz kaldığı ya da mevcut işleyişle örtüşemediği görülmektedir.
29.7 Ülkemizde ilk veteriner fakültesi 1876 yılında kurulmuş olup, bilimsel anlamda veteriner
hekimliği eğitimine paralel olarak hayvan sağlığı hizmetleri de bu kapsamda verilmeye başlanmıştır. Anılan tarihten bu zamana kadar hayvan sağlığı hizmetlerinin uygulanmasına ilişkin çok sayıda mevzuat revizyonu yapılmış, veteriner fakültelerindeki uygulama eğitimleri ve sağlık hizmetleri bu kapsamda yürütülmüştür. Ancak 2010 yılında yayımlanarak yürürlüğe giren 5996 sayılı Kanunun bahsi geçen yönetmeliğinde, üniversiteler bünyesinde yer alan hayvan hastaneleri ile ilgili ayrıntılı tanımlamaların yapılmaması, süreç işleyişinde bazı aksaklık ve çelişkiler doğurmuştur.
29.8 Şikayet konusu olayda doktora öğrencisi veteriner hekimlerin sağlık hizmeti sunuyor
olması, veteriner hekimliği mesleğinin icrası açısından yasak ya da sakıncalı bir durum değildir.
Klinik bilimleri alanında lisansüstü eğitim yapmakta olan veteriner hekimler bir ihtisas eğitimine tabidir ve tıpkı beşeri hekimlikte olduğu gibi meslek icrası yetki ve yetkinliğine sahip olan bu kimselerin veteriner fakültesi hayvan hastanelerinde sağlık hizmeti sunması sakınca teşkil etmemektedir. Ancak, mevcut yönetmelikte hayvan hastanesinde görev yapacak olan veteriner hekimlerin o kuruluşun sözleşmeli ya da kadrolu personeli olması gerektiği yönündeki atıflar ve bu doğrultudaki rutin uygulamalar, buna paralel olarak veteriner hekimlerin elektronik reçete kullanımına ilişkin alt mevzuatın kadrolu olmayan veteriner hekimlere getirmiş olduğu kısıtlamalar, doktora ve yüksek lisans eğitimini sürdüren veteriner hekimlerin hayvan hastanelerindeki pozisyonunun mevzuata aykırı olduğu yönünde bir izlenim oluşturmaktadır.
Daha somut bir ifade ile, doktora ve yüksek lisans öğrencisi konumundaki veteriner hekimlerin ihtisas yapmakta oldukları birimin bağlı olduğu hayvan hastanesine tedavi için getirilen hayvanlara hizmet vermesini tanımlayan, dolayısıyla bu durumu yasal hale getiren bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır. Veteriner hekimliği klinik bilimleri alanında ihtisas yapmakta olan bireylerin o kuruma ait hayvan hastanesinde hizmet vermesinin herhangi bir sakıncası bulunmadığından en ufak bir şüphe olmamakla birlikte, daha doğrusu söz konusu bireylerin klinik hizmetlerinde görev alması ihtisas eğitimlerinin doğasında bulunmakla birlikte, bu durumun mevzuatta açıkça tanımlanmamış olması anılan süreci mesnetsiz bıraktığı, mevzuat altyapısı hazır olduğu halde henüz fiilen uygulanmaya başlanmadığı için, “veteriner hekimliğinde uzmanlık eğitimi” hususunun atıl durumda bulunduğu, mevzuatta çeşitli vesilelerle atıfta bulunulan “Uzman Veteriner Hekim” gereksinimin doktoralı veteriner hekimlerle karşılandığı, mevcut veteriner fakültelerinin kadro yapısı ve üniversitelerin bu konudaki olanakları göz önüne alındığında, istisnasız tüm hayvan hastanelerinin yetersiz sayıda personelle hizmet sürdürmeye çalışıldığı, önemli bir kamu hizmetinin sunulduğu hayvan hastanelerindeki süreçlerin, lisansüstü eğitim görmekte olan veteriner hekimlerin aktif katkısı olmadan sürdürülebilmesinin olanaklı olmadığı, veteriner hekimler yasal olarak yalnızca
“öğrenci” statüsünde görüldükleri için, bu kişilerin hastanede sürdürdükleri hizmet nedeniyle aldıkları herhangi bir ücret ya da tanımlanmış özlük hakları bulunmadığı, bu hizmet kapsamında disiplin, ödüllendirme vb. hususlarının da belirsiz olduğu dikkate alındığında; üniversite bünyesinde bulunan hayvan hastanelerinde mevcudiyetlerine ve hizmetlerine olan gereksinimin kaçınılmaz olan lisansüstü öğrencilerin yasal statüsünün tanımlanması ve bu kapsamdaki meslek icralarının tanımlı süreçler çerçevesinde yürütülmesi esas alınmalıdır. Bu amaçla, mevcut Hayvan Hastaneleri Yönetmeliği’nin üniversite hayvan hastanelerine ilişkin özel hususları kapsayacak şekilde revize edilmesi ya da tercihen bağımsız bir Yönetmeliğin hazırlanarak, yürürlüğe sokulması önem arz etmektedir.
29.9 Kurumumuz tarafından Mayıs 2019’da yayımlanan Hayvan Hakları Çözüm Çalıştayı
Raporu’nun Sonuç ve Öneriler kısmında yerel yönetimlerin kurmakla yükümlü olduğu
“bakımevleri”nin dahi “klinik” statüsüne geçirilmesi ve bu birimlerin, sağlık hizmeti verebilecek şekilde asgari teknik koşullarının tanımlanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu kapsamda; hayvanlara sağlık hizmeti sunulmasının öneminin bu denli ön plana çıktığı geniş paydaş katılımlı her iki çalışmanın da ışığında, sahipli ve sahipsiz tüm hayvanlara sunulacak sağlık hizmetlerinin iyi tanımlanmış süreçler doğrultusunda, tüm kurum yapılanmalarına ilişkin koşulların titizlikle belirlendiği ve personel yapısına ilişkin hususların somutlaştırıldığı bir mevzuat altyapısı ile sunulması oldukça önemlidir.
29.10 Kurumumuza sunulan Bilirkişi raporunda; veteriner fakülteleri bünyesinde yer alan
hayvan hastanelerinde yeterli sayı ve nitelikte veteriner hekim gereksiniminin karşılanarak vatandaşlarımızdan bu doğrultuda gelen şikâyetlerin en az düzeye indirilebilmesi için, veteriner fakültesi hayvan hastanelerine ilişkin olarak mevzuat düzenlemesinin yapılarak yürürlüğe konulmasının ve bu kuruluşlara yasal olarak “Eğitim ve Araştırma Hastanesi” statüsü kazandırılması gerektiği vurgulanmıştır.
30. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Başvuranın köpeğinin geçirmiş olduğu ağır hastalık sonrasında ölümü ile sonuçlanan süreçte, şikayete konu idarenin, köpeğin ölümünde doğrudan bir kusurunun bulunmadığı, ancak; Hayvan
Hastaneleri Yönetmeliğinin hayvan hastanelerinin 24 saat hizmet vermesini zorunlu kıldığı, fakülte yönetimi tarafından yazılı olarak sunulan ifadelerde olay esnasında klinikte nöbetçi hekim bulunduğuna dair genel bir bilgilendirme yer aldığı halde, şikayet konusu olay özelinde, başvuranın “sorun yaşadığında başvuracak kimseyi bulamadığı” yönündeki iddiasına karşılık somut bir kanıt ya da tanık bulunmadığı, dolayısıyla, durumunun kritik olduğunun muayene eden hekimler ve hastane yönetimi tarafından da ikrar edilen şikayet konusu hayvanın yaklaşık 2 saat süreyle herhangi bir teknik personelin gözetimi olmadan klinikte sahibiyle baş başa bırakılmasında idarenin kusurlu olduğu, genel durumunun hala bozuk olduğu anlaşılan ve bu durumu veteriner hekimlerce de inkar edilmeyen hayvanın, başvuranın ısrarlı talebine rağmen hastanede gözetim altında tutulmayarak, taburcu edilmesinde idarenin kusurlu olduğu, klinikte ortaya çıkan tartışma ve fiziksel müdahale eğiliminde Fakülteden herhangi bir kadrolu personelin ya da yöneticinin dahlinin bulunmamasının da olayın büyümesinin temel nedeni olduğu değerlendirildiğinde idarenin kusurlu olduğu ve Anayasa’nın 125. maddesi hükmü gereğince; idarenin hatalı davrandığının kabulü ile hastanedeki işleyişin mevzuata uygun hale getirilmesi gerektiği, somut olayda tıbbi müdahaleleri yapma konusunda doktora öğrencilerinin yetkisinin bulunup bulunmadığı hususuna ilişkin olarak; doktora ve yüksek lisans öğrencisi konumundaki veteriner hekimlerin ihtisas yapmakta oldukları birimin bağlı olduğu hayvan hastanesine tedavi için getirilen hayvanlara hizmet vermesini tanımlayan, dolayısıyla bu durumu yasal hale getiren bir mevzuat hükmü bulunmadığı dikkate alındığında; mevcut Hayvan Hastaneleri
Yönetmeliği’nin üniversite hayvan hastanelerine ilişkin özel hususları kapsayacak şekilde revize edilmesi ya da tercihen bağımsız bir Yönetmeliğin hazırlanarak, yürürlüğe sokulması gerektiği değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 31. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
32. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinde, Kamu Denetçiliği
Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiş; Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 38 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da Kurumun inceleme ve araştırmasını, şikâyet başvuru tarihinden itibaren, altı ay içinde sonuçlandıramaması halinde durumun gerekçesiyle birlikte şikâyetçiye tebliğ edileceği ve durmuş olan dava açma süresinin tebliğden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu şikayetçiye 01/08/2019 tarihli ve S sayılı yazı ile bildirilmiştir.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile; Başvuranın köpeğinin geçirmiş olduğu ağır hastalık sonrasında ölümü ile sonuçlanan süreçte, şikayete konu idarenin, köpeğin ölümünde doğrudan bir kusuru bulunmamakla birlikte, şikayet konusu hayvanın yaklaşık 2 saat süreyle herhangi bir teknik personelin gözetimi olmadan klinikte sahibiyle baş başa bırakılmasında idarenin kusurlu olduğu, genel durumunun hala bozuk olduğu anlaşılan ve bu durumu veteriner hekimlerce de inkar edilmeyen hayvanın, başvuranın ısrarlı talebine rağmen hastanede gözetim altında tutulmayarak, taburcu edilmesinde idarenin kusurlu olduğu, klinikte ortaya çıkan tartışma ve fiziksel müdahale eğiliminde Fakülteden herhangi bir kadrolu personelin ya da yöneticinin dahlinin bulunmamasının da olayın büyümesinin temel nedeni olduğu değerlendirildiğinde hastanedeki işleyişin mevzuata uygun hale getirilmesine yönelik makul sürede işlem tesisi için BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Ve doktora ve yüksek lisans öğrencisi konumundaki veteriner hekimlerin ihtisas yapmakta oldukları birimin bağlı olduğu hayvan hastanesine tedavi için getirilen hayvanlara hizmet vermesini tanımlayan, dolayısıyla bu durumu yasal hale getiren bir mevzuat hükmü bulunmadığı dikkate alındığında; mevcut Hayvan Hastaneleri
Yönetmeliği’nin üniversite hayvan hastanelerine ilişkin özel hususları kapsayacak şekilde revize edilmesi ya da tercihen bağımsız bir Yönetmeliğin hazırlanarak, yürürlüğe konulması için TARIM VE ORMAN BAKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Bursa Uludağ Üniversitesi
Rektörlüğü ve Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA, BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE ve
TARIM VE ORMAN BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi