onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, hizmet ve prime esas kazanç tespitine ilişkin bir uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, yabancı uyruklu öğretim üyesi olarak çalıştığı dönemde sigortasız çalıştırıldığını iddia ederek, sosyal güvenlik haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Davalı taraf ise, davacının yabancı uyruklu olması nedeniyle 2527 sayılı Kanun’un kapsamına girmediğini ve dolayısıyla sosyal güvenlik haklarının uygulanmadığını savunmuştur.

Mahkeme, davacının Türk vatandaşlığına geçtikten sonra da kesintisiz çalıştığını ve bu nedenle tüm sigorta kollarından yararlanması gerektiğine hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, davacının işe giriş bildirgesinin verildiği tarihten önceki ve sonraki çalışmalarının kesintisiz devam etmesi nedeniyle hak düşürücü sürenin geçmediğini belirlemiştir. Tüm bu değerlendirmeler sonucunda, temyiz başvuruları esastan reddedilmiş ve ilk derece mahkemesinin kararı onanmıştır. Bu durum, sosyal güvenlik haklarının korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur.

10. Hukuk Dairesi         2024/8951 E.  ,  2024/11775 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/764 E., 2024/879 K.
    KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 5. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2022/3 E., 2023/56 K.

    Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı vekili ve fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili ve fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı … Üniversitesinde yıllık tip sözleşmeler yapılarak 2000 – 2006 yılları arasında sürekli şekilde yabancı uyruklu öğretim üyesi olarak Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümünde çalıştırıldığını, 2006 tarihinde kadroya atanarak çalıştırılmaya başlandığını, 17 Mart 2006 tarihinde 5467 sayılı kanun ile davacının görev yapmakta olduğu KTÜ Fen Edebiyat Fakültesi’nin yeni kurulan Rize Üniversitesine devredildiğini, 2012 yılında Rize Üniversitesinin isminin … Tayyip … Üniversitesi olarak değiştirildiğini, davacının halen Prof. Dr. olarak … Tayyip … Üniversitesinde görev yaptığını, ilk çalışmaya başladığı tarihten itibaren sürekli ve kesintisiz bir şekilde görev yaptığını, dava konusu dönemde sigortasız olarak çalıştırıldığını, çalışmaya başladığı dönemde Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu, 2527 sayılı Türk Soylu Yabancıların Türkiye’de Meslek ve Sanatlarını serbestçe yapabilmelerine, kamu, özel kuruluş veya işyerlerinde çalıştırılabilmelerine ilişkin kanun hükümlerinden faydalandığını, bahsi geçen kanunun 5. maddesinde “Bu Kanunun kapsamına girenler; çalıştıkları kamu, özel kuruluş veya işyerinde uygulanan personel, sosyal güvenlik, çalışma, çalıştırma ve diğer konulara ilişkin mevzuat hükümlerine tabidir” hükmünün bulunduğunu, davacının 2006 yılında Türk vatandaşı olduğunu, Türk vatandaşı olduğu dönemden önceki çalışmaları bakımından da 2527 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi gereğince Türk vatandaşları ile aynı sosyal güvenlik haklarına tabi olmakla birlikte bu hususun davalı Üniversite Rektörlüğü tarafından yerine getirilmediğini, davacı tüm sigorta kollarına tabi olarak çalıştırılması gerekirken dava konusu olan dönemde uzun dönem sigorta kollarından yararlandırılmadan çalıştırılmasının yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, davacının davalı … Üniversitesinde 03.07.2000-31.12.2000 tarihleri arasında aylık 775.000.000 (E)TL, 01.01.2001-31.12.2001 tarihleri arasında aylık 968.000.000 (E)TL, 01.01.2002-31.12.2002 tarihleri arasında aylık 1.900.000.000 (E)TL, 01.01.2003-31.12.2003 tarihleri arasında aylık 2.400.000.000 (E)TL, 01.01.2004-31.12.2004 tarihleri arasında aylık 2.750.000.000 (E)TL, 01.01.2005- 13.09.2005 tarihleri arasında aylık 3.200 YTL ücret ile 01.01.2006-30.05.2006 tarihleri arasında aylık 3.312 YTL ücret ile 506 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi) kapsamında sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

    II.CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süreden reddinin gerektiğini, davacının, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 34 üncü maddesi uyarınca Eğitim Fakültesi ve Rize Fen Edebiyat Fakültesinde sözleşmeli yabancı uyruklu öğretim üyesi olarak görev yaptığını, çalıştığı dönemde yabancı uyruklu olduğunu, 2527 sayılı Kanun kapsamında olmadığını, davacının sözleşmelerinin de yabancı uyruklular için tip sözleşme olduğunu, davacının 2527 sayılı Kanun’a tabii olduğu varsayımında da Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca mevzuat hükümlerine tabi olacağını, bu itibarla hakkında 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin uygulanması gerekeceğinde kuşku olmadığını, dava dışı personelin, üniversitelerinde 2547 sayılı Kanun’un Yabancı Uyruklu Öğretim Elemanları başlıklı 34 üncü maddesi kapsamında çalışmış olduğunu, anılan 34 üncü maddenin ‘Yükseköğretim kurumlarında, sözleşme ile görevlendirilecek yabancı uyruklu öğretim elemanlarının ilgili fakülte, enstitü veya yüksekokul yönetim kurulunun önerisi ve üniversite yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından atanırlar’ düzenlemesini içerdiğini ve bu hüküm uyarınca sözleşmeli yabancı öğretim görevlilerinin çalıştırılması konusunda esasları belirleyen 31.10.1983 tarih ve 18207 sayılı Resmi Gazete 83/7148 karar sayılı Bakanlar Kurulu kararında belirtilen maddeler doğrultusunda sözleşmesinin ‘tip sözleşme’ olduğunu, her yıl yenilenmek kaydıyla yabancı uyruklu öğretim üyesi olarak çalıştığını, davacı ile imzalanan sözleşmenin ilgili Bakanlar Kurulu kararıyla Üniversitelerin görüş ve onayı ile düzenlemesi yapılan belirli süreli tip sözleşme olduğunu, personelin haricen kendi ülkesinden sağlık sigortasından faydalandığını, ayrıca ücretinden kesilerek prim ödemesi gerektiğinden talepte bulunmadığını ve sözleşmelerin de bu şekilde düzenlendiğini, yani çalıştığı dönemde ücretinden kesilerek ödenmesi gereken primlerin ödenmesini istemediğini, “Yabancı uyruklu sözleşmeli personelin sosyal güvenlik haklarıyla ilgili olarak ülkemizin taraf olduğu ikili ve çok taraflı anlaşmalar ile ülkemizde uygulanmakta olan sosyal güvenlik mevzuatına göre işlem yapılacağı” nın düzenlendiğini, bu düzenlemeden sonra idarelerin buna göre uygulama yaptığını ve 2006 yılından itibaren primleri eksiksiz olarak yatırdığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

    Fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir

    III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
    Yapılan yargılama, toplanan deliller, Kurum kayıtları, özlük dosyası, tip sözleşmeler, ücret ödeme belgeleri, vize cetvelleri, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı … Fen-Edebiyat Fakültesinde hizmet akdi her yıl yenilen tip sözleşmesi ile öğretim üyesi olarak 03.07.2000 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı, 2006 yılında Türk vatandaşlığına geçtiği, sözleşme içerikleri nazara alındığında davacının Azerbaycan kayıtları ile Türk dünyasından olduğu, 17.03.2006 tarihinden sonra KTÜ Fen Edebiyat Fakültesinde çalıştığı, 2012 yılından bu yana da Rize … Tayyip … Üniversitesi bünyesinde kesintisiz çalıştığı ve işe alındığı tarih itibariyle bütün sigorta kollarından sigortalı olması gerektiği, davacı vekilince her ne kadar dava dilekçesinde, davacının 01.01.1995 tarihinden itibaren çalıştığının tespiti talep edilmiş ise de bilirkişi raporuna karşı itiraz ve dava dilekçesindeki yazım yanlışlığının düzeltilmesi talepli dilekçesinde işe giriş tarihinin sehven 01.01.1995 olarak belirtildiği, davacının davalı bünyesinde 01.09.1995 tarihinden itibaren çalışmaya başladığına yönelik talebi maddi hata olarak kabul edilerek, davanın kabulü ile davacı … ‘nun 03.07.2000-31.12.2000 tarihleri arasında 775.000.000 TL, 01.01.2001-31.12.2001 tarihleri arasında 968.000.000 TL, 01.01.2002-31.12.2002 tarihleri arasında 1.900.000.000 TL, 01.01.2003-31.12.2003 tarihleri arasında 2.400.000.000 TL, 01.01.2004-31.12.2004 tarihleri arasında 2.750.000.000 TL, 01.01.2005-13.09.2005 tarihleri arasında 3200 YTL, 01.01.2006-30.05.2006 tarihleri arasında 3.312 YTL ile 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında … bünyesinde çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.

    IV.İSTİNAF
    A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer’i müdahil SGK vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

    B.İstinaf Sebepleri:
    1.Davalı Vekilinin İstinaf Sebepleri
    Davalı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunmalarına ve aşamalardaki beyanlarına ilaveten, Mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

    2.Fer’i Müdahil SGK Başkanlığı Vekilinin İstinaf Sebepleri
    Fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, davalı bünyesinde davaya delil teşkil edecek herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığını, sigortalılığın oluşumu yönünden fiilen çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğunu, kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı verildiğini belirterek, kaldırılmasını istemiştir.

    C.Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri nazara alındığında, hizmet süresinin son geçtiği tarih ile dava tarihi arasında 5 yıllık sürenin geçtiği anlaşılmış ise de davacının işe giriş bildirgesinin verildiği tarihten önceki ve sonraki çalışmalarının bildirgenin verildiği tarihi de kapsar şekilde kesintisiz devam etmesi halinde, hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceği, kaldı ki davacının çalışmasının dava tarihi itibariyle de kesintisiz olarak devam ettiği, 06.08.2003 tarihinden sonraki çalışmalarının 4958 sayılı Kanun ile 506 sayılı Kanunda yapılan değişikliğe göre bildirilmesinin zorunlu olduğu, bu tarihten önceki döneme ilişkin olarak da 2527 sayılı kanuna göre verilen kararda hata bulunmadığı, (Aynı yönde Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2018/7203 Esas, 2020/1923 Karar sayılı ilamı), Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

    B. Temyiz Sebepleri
    1.Davalı Vekilinin Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.

    2.Fer’i Müdahil SGK Başkanlığı Vekilinin Temyiz Sebepleri
    Fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyizen bozulmasını istemiştir.

    C.Gerekçe
    1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazanç tespitine ilişkindir.

    2.İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 80 inci maddeleri.

    3.Değerlendirme
    1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle,
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.