TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
: 95802452-101.07.04-E.
SAYI
:
BAŞVURU NO
KARAR TARİHİ
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN
BAŞVURAN VEKİLİ/ TEMSİLCİSİ
BAŞVURUYA KONU İDARE Sağlık Bakanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU Yanlış teşhis ve tedavi uyguladığı iddia edilen hekimler hakkında idari işlem talebi yapılması hakkındadır.
BAŞVURU 14.11.2016
TARİHİ
1. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran; 24/03/2015 tarihinde sağ testisinde ağrı ve şişlik olması nedeniyle Ankara Abdmrnhim
Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştınna Hastanesine gittiğini, burada üroloji bölümünde Dr. ■ arafından gerekli tetkikler yapılmaksızın sadece elle muayene edildiğini, “orşit” tanısı konularak antibiyotik tedavisi başlandığını, ağrılarının geçmemesi üzerine 26/03/2015 tarihinde bu kez Ankara Gazi Mustafa Kemal Hastanesi üroloji bölümünde Dr. tarafından yine elle muayene edildiğini, adı geçen doktonın muayene sonrasında kendisinden ultrason göıüntüsü istediğini ve aynı hastanede ultrason işlemi yapılıp ultrasonun Dr. tarafından incelendiğini ve ultrason raponında “sağ testisin kanlanması sola göre azalmıştır” ibaresi nedeniyle ultrasonu çeken doktorla telefon göıüşmesi yaptıktan sonra daha önceki doktoıun koymuş olduğu
“orşit” tanısını koyduğunu ve önceki doktonın verdiği ilaçlan değiştirerek bir haftalık ilaç tedavisi önerdiğini, ağrılarının geçmemesi üzerine 01/04/2015 tarihinde Antalya Atatürk Devlet
Hastanesi ‘nde üroloji uzmanı Dr. ‘a muayene olduğunu, adı geçen hekimin testis ultrasonu sonrasında “testis dönmesi” yani “torsiyon” a bağlı olarak testisinin kangren olduğunu ve canlılığını kaybettiğini bu sebeple de testisin alınması gerektiğini, daha önce 2 üroloji uzmanı
1 / 10 tarafından konulan “orşit” teşhisinin yanlış olduğunu söylediğini, bunun üzerine 02/ 04/ 2015
tarihinde Antalya Özel Yaşam Hastanesi Üroloji Bölümünde ameliyatının yapılarak sağ testisinin alındığını, ameliyatı yapan doktorun kendisine testiste oluşan torsiyon durumunda testisin canlılığını kaybetmemesi için acil müdahalenin şart olduğunu, geç kalındığı için canlılığını kaybeden testisin alınmasından başka bir çarenin bulunmadığını beyan ettiğini, konuyla ilgili olarak Sağlık
Bakanlığına başvurduğunu, ancak başvurusunun anılan idarece reddedildiğini, Kurumumuza yaptığı başvuru sonrasında da idarenin kendisine olumsuz yanıt verdiğini, bu sebeple Kurumumuza yaptığı 22/ 05/ 2016 tarihli başvurusunu yinelediğini belirterek, Dr . ve Dr .
’dan şikayetçi olduğunu, adı geçen hekimlerin en azından uyarılarak başka hastaların mağduriyetlerine neden olunmamasını talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun konuya ilişkin 01/ 02/ 2017 tarih ve
sayılı ve 13/ 03/ 2017 tarih ve sayılı yazısı ve eklerinde;
2.1) Başvuru sahibine Gazi Mustafa Kemal Hastanesi ve Dr . Abdurrahim Yurtaslan Onkoloji Eğitim
ve Araştırma Hastanesinde yapılan teşhis, tedavi ve tetkiklere ilişkin hasta dosyalarının ilgili hastanelerden temin edilerek Kurumumuza gönderildiği bildirilmiş olup gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde;
2.2) Başvuru sahibinin vekili vasıtasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvurusu üzerine,
başvuru sahibinin iddialarına ilişkin olarak şikayet olunan hekimler Dr . ve Dr .
’ın 4483 sayılı Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması
Hakkında Kanuna tabi olmaları nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 09/ 10/ 2015 tarih ve Soruşturma No sayılı yazı ile Ankara Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğünden
4483 sayılı Kanun uyarınca ilgililer hakkında gereğinin takdir ve ifasının istendiği, bunun üzerine
Ankara Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğünün 20/ 10/ 2015 tarih ve sayılı yazısı ile Sağlık
Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumundan konuyla ilgili ön inceleme yapılmasının talep edildiği, anılan Kurumun Denetim Hizmetleri Daire Başkanlığının 05/ 11/ 2015 tarih ve sayılı ön inceleme emri ile adı geçen hekimler hakkında ön inceleme yapmak üzere
Sağlık Başdenetçisi ’ın görevlendirildiği,
2.3) Sağlık Başdenetçisi tarafından müşteki, şikayet olunanlar ve konu ile ilgisi olan
tüm hekimlerin ifadesi alındıktan sonra, şikayete konu hekimlerin sorumluluklarının, teşhis ve tedaviye ilişkin her hangi bir kusur ve ihmallerinin bulunup bulunmadığının tespiti bakımından bilirkişi görüşüne başvurulduğu, bilirkişi heyetinin düzenlemiş olduğu teknik tıbbi görüş ve kanaat raporu sonrasında düzenlenen 26/ 11/ 2015 tarihli ve sayılı ön inceleme raporunda; “hastanın testis torsiyonu nedeniyle sağ testisini kaybetmesi ile üroloji uzmanları Dr . ve Dr .
ın orşit tanısı koymaları ve ilaç tedavisi vermeleri arasında illiyet bağının ortaya konulması ve sorumluluklarının bulunup bulunmadığına karar verilmesinin mevcut bulgular (bulgular sübjektif olup sonradan tekrar değerlendirilemeyecek gerçek zamanlı bulgulardır) ile mümkün olmadığı belirtildiğinden, adı geçen hekimler hakkında soruşturma izni verilmemesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır .” şeklinde görüş bildirildiği,
2.4) Söz konusu ön inceleme raporu üzerine Ankara Valiliğinin Dr . hakkında
2 / 1007/ 12/ 2015 tarih ve sayılı kararı ile soruşturma izni verilmemesi, başvuru sahibinin
söz konusu karara itirazı üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurul tarafından 02/ 02/ 2016 tarihli ve sayılı kararla soruşturma izni verilmemesi kararına itirazın reddine, uzman Dr . hakkında ise Yenimahalle Kaymakamlığının 23/ 12/ 2015 tarihli ve sayılı kararıyla soruşturma izni verilmemesi kararı ve söz konusu kararlara istinaden Ankara
Cumhuriyet Başsavcılığının 30/ 12/ 2015 tarihli ve 2015/ 137011 Soruşturma No, Karar
Nolu kararı ile de “soruşturma izni verilmemesi” teklifine bağlı olarak dosya hakkında işlemden kaldırma kararı verildiği anlaşılmıştır .
2.5) Başvuru sahibinin Kurumumuza yapmış olduğu 22/ 05/ 2016 tarihli ve sayılı başvuru
üzerine Kurumumuzca idari başvuru yolları tüketilmediğinden 2016/ 2242 sayılı dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 30/ 05/ 2016 tarihinde Gönderme Kararı verilmiş ve Sağlık Bakanlığı
Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Ankara 3. Bölge Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğinin 21/ 07/ 2016 tarih ve sayılı yazısına istinaden 26/ 07/ 2016 tarihinde, müşteki
’ün 22/ 05/ 2016 tarihli başvuru dilekçesinde yer alan uzman Dr . ’ın tanı ve tedavisinde ihmal sonucu müştekinin uzuv kaybına neden olduğu iddiasıyla ilgili olarak disiplin ve idari inceleme raporu düzenlemek üzere uzman Dr . ’nun incelemeci olarak görevlendirildiği ve 05/ 09/ 2016 tarihli adı geçen hekim tarafından düzenlenen raporda; “mevcut ifadeler, belgeler ve bilirkişi raporları incelenmiş, uzman Dr . ’ın ’ün tanı ve tedavisinde ihmali olduğuna dair iddialar sübuta erdirilememiştir . Bu nedenle kişi hakkında disiplin ve idari yönden herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı kanaatine varılmıştır” şeklinde rapor düzenlendiğinin,
2.6) Başvuru sahibi ile İdareleri arasında yargı organlarında görülmekte olan ya da karara bağlanmış
herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığının,
2.7) Konuya ilişkin olarak Sağlık Başdenetçisi tarafından düzenlenen 26/ 11/ 2015
tarihli ve sayılı Ön İnceleme Raporunda belirtilen Başdenetçi kanaatinden hariç, konuya ilişkin olarak Başkanlıklarının başkaca bir görüş/kanaatinin bulunmadığının,
2.8) Başvuru sahibinin iddia ettiği konular Kurumlarınca Sağlık Başdenetçisi tarafından
incelendiğinden ve düzenlenen rapora istinaden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 30/ 12/ 2015 tarihli ve 2015/ Soruşturma No, Karar No ile “soruşturma izni verilmemesi” teklifine bağlı olarak dosya hakkında işlemden kaldırma kararı verildiği görüldüğünden, Başkanlıklarınca bu aşamada yapılabilecek başkaca bir işlem bulunmadığının,
3) Antalya İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğinin 06/ 02/ 2017 tarih ve sayılı
yazısı ve eklerinde;
3.1) Konuya ilişkin olarak Antalya Atatürk Devlet Hastanesi Yöneticiliğinden temin edilen bilgi ve
belgelerin yazı ekinde gönderildiğinin, yazı ekinde yer alan bilgi ve belgelerde hastanelerinde yapılan tetkikler ile muayeneyi yapan üroloji uzmanı Dr . ’dan alınan “ 01/ 04/ 2015 tarihinde isimli hastayı poliklinikte muayene ettim . Ultrason istedim . Ultrason sonucunda testis torsiyonu olduğu belirtildi . Dolayısıyla geç kalındığından ameliyat ile testisin alınması gerektiğini söyledim . Hasta gitti bir daha bana gelmedi .” şeklindeki bilgi notunun yer aldığının,
3 / 104) Antalya Özel Yaşam Hastanesinin 20/ 02/ 2017 tarih ve 2017/ sayılı yazısı ve eklerinde;
4.1) ’e ait tedavi dosyalarının gönderildiğinin, 02/ 04/ 2015 tarihli hasta epikrizinde
sağ testiste şişlik ve ağrı şikayetiyle başvuran hastaya 9 gün önce bir başka merkezde enfeksiyon tanısıyla antibiyotik tedavisi verildiğinin, şikayetlerinin geçmemesi üzerine polikliniklerine başvurduğunun, fizik muayenede sağ testisin sert ve ödemli, sağ skrotumun ciddi ödemli olduğunun ve doppler USG izlemi sonucu sağ testiste kan akımı gözlenmediği ve testis torsiyonu tanısı konularak hastanın genel anestezi altında ameliyata alındığının ve şifa ile taburcu olduğunun bildirildiği görülmüştür .
III. İLGİLİ MEVZUAT
5) 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu
denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde üçüncü fıkrasında; “ Herkes bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir .” Aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise
“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”,
6) Avrupa Birliği ülkelerinin ulusal sağlık sistemleri arasında uyum sağlanması amacıyla 2002
yılında Roma’da imzalanan Hasta Haklarına İlişkin Avrupa Statüsünün 5 inci maddesi
“Özgür Seçim Hakkı” başlığını taşımakta olup; bu maddede bireylerin farklı tedavi prosedürleri ve tedaviyi verecek kişiler arasında seçim yapma hakkına sahip oldukları, hastanın, hangi teşhis ve tedavi yönteminin kullanılacağı ve doktor, uzman veya hastane seçimi konularında karar verme hakkına sahip olduğu, doktoruna güvenmeyen bir kişinin başka bir doktor talep edebileceği, yine söz konusu Sözleşmenin “Güvenlik” başlıklı 9 uncu maddesinde; kötü işleyen sağlık hizmetlerinden, tıbbi yanlışlık ve hatalardan meydana gelen zararlardan her bir bireyin korunma hakkının bulunduğu bu hakkın temini için hastane ve sağlık hizmetleri risk faktörlerinin sürekli kontrol edilmesi ve operatörlerin iyi eğitilmiş olmasınının temin edilmesi gerektiği, diğer sağlık profesyonellerinin tedavinin bütün aşamaları ve unsurlarının güvenliğinden tam olarak sorumlu oldukları, devamlı eğitim alarak ve örnekleri inceleyerek tıp doktorlarının hata riskine karşı korunmayı sağlamaları gerektiği, “Şikayet Hakkı” başlıklı 13 üncü maddesinde; zarar gördüğünde her bireyin şikayette bulunma hakkının bulunduğu ve “Tazminat Hakkı” başlıklı 14 üncü maddesinde; sağlık tedavisi sırasında fiziksel veya manevi ve psikolojik zarar gören bireyin kısa bir sürede tazminat alma hakkının bulunduğu, hususlarına yer verildiği görülmektedir .
7) Dünya Tabipler Birliğinin 1981 tarihli Lizbon Bildirgesinde; hastanın hekimini özgürce seçme
ve hastanın yeterli ölçüde bilgilendirildikten sonra tedaviyi kabul ya da reddetme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almaktadır .
8) 28- 30 Mart 1994 tarihli Avrupa’da Hasta Haklarının Geliştirilmesi Bildirgesinin
(Amsterdam Bildirgesi) 1.6. maddesinde; herkesin hastalıkların önlenmesi ve sağlık bakımı için yeterli ölçüde çaba gösterilerek sağlığının korunması ve kendisi için edinilebilir en yüksek sağlık seviyesine kavuşma fırsatı hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir .
9) 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun :
9.1) “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin
4 / 10işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını;
insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygu nluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”,
9.2) “Bilirkişi görevlendirilmesi ve tanık dinlenmesi ” başlıklı 19 uncu maddesinin birinci
fıkrasında ; “İnceleme ve araştırma konusu ile ilgili olarak Başdenetçi veya denetçilerin bilirkişi görevlendirebileceği”,
10) 14/ 04/ 1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair
Kanunun :
10.1) “Ahkamı umumiye” fasıl başlığı altındaki 69. uncu maddesinde; “Tabipler, diş tabipleri,
dişçiler ve ebeler bu kanunda tasrih edilmiyen ve sair kavanin ve nizamat ile kendilerine tevdi edilmiş olan bilcümle vezaifin ifasiyle mükelleftirler .” ,
10.2) Ek 12 nci maddedesinin birinci fıkrasında; “((Ek : 21/ 1/ 2010- 5947/ 8 md.) Kamu sağlık
kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden talep edilebilecek zararlar ile kurumlarınca kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırmak zorundadır . Bu sigorta priminin yarısı kendileri tarafından, diğer yarısı döner sermayesi bulunan kurumlarda döner sermayeden, döner sermayesi bulunmayan kurumlarda kurum bütçelerinden ödenir .” ,
11) Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin :
11.1) “Umumi Kaide ve Esaslar” başlığı altında düzenlenen 2 nci maddesinde; “Tabip ve diş
tabibinin başta gelen vazifesi, insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermektir .
Tabip ve diş tabibi; hastanın cinsiyeti, ırkı, milliyeti, dini ve mezhebi, ahlâki düşünceleri, karakter ve şahsiyeti, içtimai seviyesi, mevkii ve siyasi kanaatı ne olursa olsun, muayene ve tedavi hususunda
âzami dikkat ve ihtimamı göstermekle mükelleftir .”
11.2) “Umumi Kaide ve Esaslar” başlığı altında düzenlenen 6 ncı maddesinde; “Tabip ve diş
tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatına göre hareket eder .
Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir .”,
11.3) “Meslekdaşların hastaları ile münasebetleri” başlıklı 13. üncü maddesinde; “Tabip ve diş
tabibi, ilmî icaplara uygun olarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi tatbik eder . Bu faaliyetlerinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı, deontoloji bakımından muaheze edilemez .”,
12) 01/ 08/ 1998 tarihli ve 23420 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hasta Hakları
Yönetmeliğinin :
12.1) “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Yönetmelik; temel insan haklarının sağlık
hizmetleri sahasındaki yansıması olan ve başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda, diğer mevzuatta ve milletlerarası hukuki metinlerde kabul edilen “hasta hakları”nı somut olarak göstermek ve sağlık hizmeti verilen bütün kurum ve kuruluşlarda ve sağlık kurum ve kuruluşları dışında sağlık hizmeti
5 / 10verilen hallerde, insan haysiyetine yakışır şekilde herkesin “hasta hakları”ndan faydalanabilmesine,
hak ihlallerinden korunabilmesine ve gerektiğinde hukuki korunma yollarını fiilen kullanabilmesine dair usül ve esasları düzenlemek amacı ile hazırlanmıştır .”,
12.2) “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinin (b) bendinde; “ Hasta : Sağlık hizmetlerinden
faydalanma ihtiyacı bulunan kimseyi, (e) bendinde; “ Hasta hakları : Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin, sırf insan olmaları sebebiyle sahip bulundukları ve T.C.
Anayasası, milletlerarası andlaşmalar, kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan haklarını…”
12.3) “Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım” başlıklı 11 inci maddesinde; “Hasta,
modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir .
Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz .”,
12.4) “Tıbbi Özen Gösterilmesi” başlıklı 14 üncü maddesinde; “Personel, hastanın durumunun
gerektirdiği tıbbi özeni gösterir . Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur .”
12.5) Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı başlıklı 42 nci maddesinde; “ Hastanın ve hasta ile ilgili
bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır .”,
12.6) “Hastanın Uyması Gereken Kurallar” başlıklı 42/A (Ek : RG- 8/ 5/ 2014- 28994) maddesinin
birinci fıkrasının (c) bendinde ; “ Hekim tarafından belirlenen sürelerde kontrole gelmeli ve tedavisinin gidişatı hakkında geri bildirimlerde bulunur .”,
12.7) “Devlet Memuru veya Diğer Kamu Görevlisi Personelin Sorumluluğu” başlıklı 44 üncü
maddesinde ; “Bu Yönetmelikte gösterilmiş olan hasta haklarının fiilen kullanılmasına mani olan veya bu hakları başka şekilde ihlal eden personelin, cezai, mali ve inzibati sorumluluklarının tamamı veya bunlardan bir kısmı doğabilir .
Birinci fıkrada belirtilen sorumluluklar haricinde, ihlalin durumuna göre, personeli istihdam eden kurum ve kuruluş tarafından personel hakkında uygulanacak idari tedbir ve müeyyideler saklıdır .”
12.8) “Kamu Personeli Hakkındaki Müeyyideler” başlıklı 46 ncı maddesinde; “Hasta haklarının
Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi personel tarafından ve görevleri sırasında herhangi bir
şekilde ihlali halinde uygulanacak müeyyideler aşağıda gösterilmiştir :
a) Kamu görevlisi olan personelin fiilinin niteliğine göre, soruşturmacı tarafından hakkında disiplin cezası teklif edilmiş ise, mevzuatın öngördüğü disiplin cezaları yetkili amir veya kurullarca usulüne göre takdir edilir .
b) Hak ihlali aynı zamanda ceza hukukuna göre suç teşkil ettiği takdirde, memur olan personel hakkında, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre yapılan soruşturma sonucunda lüzum-u muhakeme kararı verilir ise, dosya cumhuriyet başsavcılığı’na gönderilerek ceza
6 / 10davası açılması ve böylece personel hakkında fiiline uygun bulunan cezai müeyyidenin tatbiki
sağlanır .
c) Anayasa’nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 657 sayılı
Devlet Memurları Kanunu’nun 13 üncü maddesi ve ilgili diğer mevzuat uyarınca, memurların ve diğer kamu görevlilerinin hukuki sorumluluğu doğrudan doğruya memur aleyhine açılacak dava yolu ile gerçekleştirilemez . Dava, 43 üncü maddede gösterilen usule göre, ancak idare aleyhine açılabilir . Bu personelin hukuki sorumluluğunun doğması, idare aleyhine açılacak dava neticesinde tazmin kararı verilmesine bağlıdır .
Kamu görevlisi personelin verdiği zarar, mahkeme kararı üzerine idare tarafından tazmin edildikten sonra, müsebbibi olan sorumlu personele rücu edilir .”
13) 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanununun 59/g maddesine dayanılarak çıkarılan ve
Türk Tabipler Birliği Büyük Kongresinde kabul edilen Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının :
13.1) “Vicdani ve Mesleki Kanı” başlıklı 8 inci maddesinde : “Hekim, mesleğini uygularken
vicdani ve mesleki bilimsel kanaatine göre hareket eder .”
13.2) “Hekimliğin Kötü Uygulanması (Malpractice)” başlıklı 13 üncü maddesinde : “Bilgisizlik,
deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi “hekimliğin kötü uygulaması” anlamına gelir .”
13.3) Hüküm Bulunmayan Durumlar başlıklı 45 inci maddesinde; “Bu kurallarda yer almayan
durumlarla karşılaşıldığında, hekim, genel etik ilkelere, ulusal düzenlemelere, uluslararası düzeydeki bildirge ve sözleşme hükümlerine uyar .”
13.4) “Disiplin Kovuşturması” başlıklı 46 ncı maddesinde; “Hekimler bu kurallar bütünü
hükümlerine aykırı davranışlarda bulunduklarında, 6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği Yasası’na göre tabip odaları yönetim kurulları tarafından onur kurullarına sevk edilirler . Hekimlerin disiplin soruşturmasına uğraması, haklarında ayrıca hukuki veya cezai takibat yapılmasına engel değildir .”
Düzenlemeleri yer almaktadır .
IV. KAMU DENETÇİSİ MUSTAFA ÖZYAR’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
14) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı
birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
15) Somut olayda başvuru sahibinin sağ testisindeki ağrı ve şişlik üzerine Ankara Abdurrahim
Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde üroloji hekimi Dr . ’ın ve akabinde şikayetlerinin geçmemesi üzerine 2 gün sonra Gazi Mustafa Kemal Hastanesi üroloji hekimi Dr . ’ın elle muayenesi sonucunda kendisine yanlış tanı konulduğunu ve yanlış tanıya bağlı olarak da yanlış tedavi uygulandığını, bu durumu tedaviye rağmen ağrılarının geçmemesi üzerine 01/ 04/ 2015 tarihinde Antalya Atatürk Devlet Hastanesi’nde üroloji uzmanı Dr .
’a muayene olduktan sonra anladığını, zira adı geçen hekimin kendisine uyguladığı
7 / 10testis ultrasonu sonrasında “testis dönmesi” yani “torsiyon” a bağlı olarak testisinin kangren
olduğunu ve canlılığını kaybettiğini bu sebeple de testisin alınması gerektiğini, daha önce 2 üroloji uzmanı tarafından konulan “orşit” teşhisinin yanlış olduğunu söylediğini, bunun üzerine 02/ 04/ 2015 tarihinde Antalya Özel Yaşam Hastanesi Üroloji Bölümünde ameliyatının yapılarak sağ testisinin alındığını, ameliyatı yapan hekimin kendisine testiste oluşan torsiyon durumunda testisin canlılığını kaybetmemesi için acil müdahalenin şart olduğunu, geç kalındığı için canlılığını kaybeden testisin alınmasından başka bir çarenin bulunmadığını beyan ettiğini, dolayısıyla kendisine yanlış teşhis ve tedavi uygulayan hekimler Dr . ile Dr . ’dan şikayetçi olduğunu beyan ettiği görülmektedir .
16) “Bir meslek mensubunun mesleğini, toplumda mesleğin ortalama basiretli ve saygın bir
mensubunun her şart altında uygulaması gereken bilgi ve beceri ile uygulamaması sonucu hizmetten yararlanan kişiye bir zarar vermesi” olarak tanımlanan “malpraktis” terimi, genel anlamda mesleki hatayı ifade etmektedir . Bu bağlamda ihmal, dikkatsizlik, bilgisizlik, beceri eksikliği ve hasta bakımında yetersizlik sonucunda ortaya çıkan tıbbi uygulama hataları da “tıbbi malpraktis” olarak değerlendirilmekte ve hekimin mevcut şartlarda makul olan hizmet ve bakımı başaramaması, meslekte tecrübeli bir hekimin aynı şartlar altında sergileyebileceği performansı gösterememesi, normal uygulamanın gereklerinden sapması ve standartlarını düşürmesi, bundan bir zararın doğmuş olması olarak tanımlanabilmektedir .
17) Tıbbî hataya (malpraktis) ilişkin uyuşmazlıklarda, hekim-hasta ilişkisinin varlığına dayanan
hekimin hastaya karşı bir yükümlülüğünün bulunması, uygulanabilir bir bakım veya tedavi standardı ve bunun hekim tarafından ihlal edilmesi, bu ihlal neticesinde bir zararın doğması ve bakım ve tedavi standardının ihlali ile meydana gelen zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerekmektedir . Söz konusu uyuşmazlıklarda hekime hukuki, cezai veya idari bir müeyyide uygulanabilmesi için tedbirsizlik, dikkatsizlik nedeniyle gerçekleşen ve/veya gerçekleşmeyen bir fiilin olması, bir zarar doğması ve gerçekleşen ve/veya gerçekleşmeyen fiil ile doğan zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir .
18) Her ne kadar Tıbbi Deontoloji Tüzüğünün 13 üncü maddesinde hekimin, modern tıp bilimine
uygun olarak koyduğu teşhis ve uyguladığı tedavinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı deontoloji bakımından eleştirilemeyeceği düzenlenmişse de, bunun kişiye doğru teşhis ve tedavinin uygulanıp uygulanmadığının araştırılması hususunu içermediğinin; kişinin tedavinin tamamlanmasından sonra şifa bulamaması ve hastalığının, maddi ve manevi varlığını tehdit etmesi durumlarında kendisine uygulanan teşhis ve tedaviyi sorgulayarak doğru, uygun ve gerektiği gibi bir tedavi uygulanıp uygulanmadığına ilişkin oluşan şüpheyi bertaraf etmek istemesinin son derece doğal ve zaruri bir talep olduğunun kabulü gerekir .
19) Bu bağlamda, Kurumumuzca başvuruya konu edilen doktorların tanı ve tedavide kusur ve/veya
ihmalin bulunup bulunmadığının net olarak ortaya konulabilmesi amacıyla 20/ 11/ 2017 tarih ve sayılı yazımızla başvuru dosyası Adli Tıp Kurumuna gönderilmiştir . Adli Tıp Kurumunun 20/ 02/ 2018 tarih ve sayılı yazısı ekinde alınan ve 7. Adli Tıp İhtisas
Kurulu tarafından hazırlanan 9 sayfalık Adli Tıp Raporunda;
“Akut başlayan testis ağrısı ve şişliği ile müracaat eden hastada testis torsiyonu olup olmadığının ayırıcı tanısı yapılması gerektiği, doppler incelemesi olmaksızın torsiyon tanısını dışlamanın uygun
8 / 10olmadığı klasik bilgi olduğundan Op. Dr . ’ın doppler ultrasonografi istememesi
nedeniyle hatalı olduğu, Hastanın 26/ 03/ 2016 tarihinde müracaat ettiği Üroloji Uzmanı Op. Dr . ’ın istediği doppler ultrasonografi raporunda torsiyon bulgusu olan “kanlanmanın azalması” bulgusunu dikkate almaması ve orşit tanısıyla tedavi düzenlemesi nedeniyle hatalı olduğu, Radyoloji uzmanı Dr . ’un doppler ultrasonografi raporunda hem testis kanlanmasının azaldığını belirtmesi hem de orşit tanısı yazması nedeniyle hatalı olduğu, Testis torsiyonu vakalarında tanının zamanında konulması durumunda da testisin kaybı ile sonuçlanabileceği bilindiğinden belirtilen hatalar ile meydana gelen zarar arasında kesin illiyet bağı kurulamadığı oy birliği ile mütalaa olunur .” görüşüne yer verilmiştir .
20) İdarenin yürüttüğü kamu hizmetinin gereği gibi işlememesi durumunda hizmet kusurunun
varlığından söz edilmektedir . Sağlık hizmetleri bünyesinde sunulan teşhis ve tedavide, hizmetin niteliği gereği doğal kabul edilebilecek hatalar dışında kalan tedavinin tıbbi gereklere uygun olmadığına ilişkin açık ve belirgin kusurlar idarenin tazmin sorumluluğunu gerektirecektir .
21) Bu nedenle her ne kadar 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporunda, başvuran hakkında doğru tanının
zamanında konulması durumunda dahi aynı neticenin ortaya çıkabileceğinden bahisle tespit edilen hatalar ile meydana gelen zarar arasında kesin illiyet bağı kurulamadığı ifade edilmiş ise de doğru tanının zamanında konulması durumunda nasıl bir neticenin ortaya çıkacağının bilinemediği ancak somut olayda testis kaybının gerçekleştiği ve bu neticeye adı geçen doktorların tanıda gecikmeye sebebiyet vermelerinin yol açtığının kabulü gerektiği, dolayısıyla zarar ile kusur arasında illiyet bağının bulunduğu değerlendirilmiştir .
22) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; sağlık hizmetinin niteliği gereği doğal
karşılanamayacak nitelikte açık ve belirgin olarak tanıda gecikme şeklinde ortaya çıkan hizmet kusuru neticesinde maddi ve manevi zarar oluştuğu, dolayısıyla idarenin hatalı davrandığını kabul ederek bu yönde aksaklıkların oluşmaması için gerekli tedbirleri alması ve başuranın talep etmesi halinde maddi ve manevi zararının tazmin edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
23) İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin, başvuru sahibine verdiği cevapta hangi sürede hangi merciye başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24) 6328 sayılı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci
maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir . Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma
9 / 10süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 18/ 05/ 2017 tarihli ve
sayılı yazı ile bildirilmiştir .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Hatalı davranıldığının kabul edilerek, başvuruya konu durumlarda tanıda gecikmeye sebebiyet verilmemesi için gerekli tedbirlerin alınması ve başvuranın talep etmesi halinde maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesi hususunda SAĞLIK BAKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Sağlık Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Tavsiye Kararının BAŞVURANA ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi