|
ÖZET: Pamukkale Belediyesi’ne yapılan başvuruda, yapı kullanma izin belgesinin düzenlenmesi talep edilmiştir. Başvuran, inşaatı tamamlanan binası için gerekli belgeleri sunmasına rağmen, müteahhitin vergi ve sigorta borçları nedeniyle izin belgesinin verilmediğini belirtmektedir. Başvuru, 30/01/2021 tarihinde yapılmış olup, belediyeden alınan yanıt, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan ilişiksizlik belgesinin sunulmasının zorunlu olduğunu vurgulamaktadır. Ancak, başvuranın durumu, müteahhitin borçlarından dolayı mağduriyet yaşamasına yol açmaktadır.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek, müteahhitin borçları nedeniyle diğer mal sahiplerinin mağdur edilmemesi gerektiğini belirtmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 28. maddesi uyarınca, yapı müteahhidi olmayan mal sahiplerinin taleplerinin dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Bu bağlamda, başvuranın yapı kullanma izin belgesinin ivedilikle düzenlenmesi için Pamukkale Belediyesi’ne tavsiyede bulunulmuştur. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabul edilmesi ve gerekli işlemlerin yapılması için belediyeye yönlendirmede bulunmuştur. İdarenin, hukuk devleti ilkelerine uygun davranarak, başvuranın haklarını koruması gerektiği vurgulanmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/10234-S.21.16497
BAŞVURU NO : 2021/2160
KARAR TARİHİ : 09/07/2021
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : PAMUKKALE BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Yapı kullanma izin belgesinin düzenlenmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 30/01/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Şikâyetçi dilekçesinde özetle; Pamukkale ilçesi Mahallesi Sokak No: adresi üzerinde bulunan ada parseldeki özel bina inşaatına ilişkin adına kayıtlı kat irtifakı tapusunun bulunduğunu, söz konusu daireyi/ bağımsız bölümü 2018 yılında kat karşılığı anlaşmalarına rağmen müteahhitin iskan ruhsatını almadığını ve daireyi teslim etmediğini, bütün çabalarına rağmen müteahhite ulaşamadıklarını ve belgelerini alamadıklarını, fenni mesullerce denetime ilişkin mimarlık ve mühendislik işlemleri tamamlanmış olan yapının, yapı müteahhitinin yapım işlerinden doğan vergi ve sigorta prim borçlarından dolayı yapı kullanım izin belgesi alamamaktan dolayı mağdur olduklarını, Pamukkale
Belediye Başkanlığına 26/06/2020 tarihinde kat malikleri olarak oturma izni için başvuru yaptıklarını, 07/07/2020 tarihli yazı ile gerekli belgeleri düzenleyip başvuru yapmaları halinde değerlendirileceğinin bildirildiğini, gerekli evrakları düzenleyerek Belediyeye teslim ettiklerini, dilekçelerine Bakanlık görüş yazısını ekledikleri halde SGK dan ilişiksiz belgesi olmadığından dolayı sözlü olarak taleplerinin ret olduğu cevabının verildiğini, Belediyenin 3194 sayılı İmar Kanununun 28 inci maddesinin onuncu fıkrası hükmünü uygulamadığını, müteahhitten sonra şimdide Belediye tarafından mağdur edildiklerini belirterek, ilgili kanun maddesi uyarınca oturma izinin verilmesi, sorumlular hakkında idari işlem yapılması, başvuru tarihinden itibaren kullanılan şantiye elektriği ve suyunun farkının Belediye tarafından karşılanması talebinde bulunmaktadır.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kamu Denetçiliği Kurumumuzca şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla şikâyet edilen idareden dostane çözüme ilişkin mevzuat bilgilerini hatırlatan bilgi ve belge talebinde
bulunulmuştur. Pamukkale Belediye Başkanlığı tarafından gönderilen 22/03/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazıda özetle; “ … Bahse konu Denizli İli Pamukkale İlçesi
Mahallesi ada parselde bulunan arsaya Belediyemizce 30.09.2017 tarihli ve sayılı yapı ruhsatı düzenlenmiştir. 2020 yılında inşaat tamamlanarak mal sahiplerince Belediyemize yapı kullanım izin belgesi talebinde bulunulmuştur. Ancak başvuru dosyasında SGK İlişiksizlik Belgesi bulunmadığından, yapı kullanım izin belgesi müracaatları ret edilmiştir. Konu hakkında sorulan sorular incelenmiş olup; 1- İdaremizce başvurunun ret edilmesinden sonra herhangi bir işlem yapılmamıştır. Çözüm yolu bulunamamıştır.
2- 5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 90. maddesinin 4. ve 5. fıkrasında
“(4) Valilikler, belediyeler, il özel idareleri ve ruhsat vermeye yetkili diğer merciler tarafından, geçici iskan veya yapı kullanma izin belgesi verilmeden önce yapılan inşaat dolayısıyla, diğer kamu idareleri ile döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar ve bankaların ise Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenecek işlemlerinde Kuruma borçlarının bulunmadığına dair ilgililerden Kurumca düzenlenmiş bir belgenin istenmesi zorunludur. (5) Bu maddede belirtilen yükümlülükler yerine getirilmeden hak ediş ödenmesi, kesin teminatın iade edilmesi veya geçici iskan izin belgesi ve yapı kullanma izin belgesi verilmesi veya diğer işlemlerin gerçekleştirilmesi hallerinde, ilgililer hakkında genel hükümlere göre idarî ve cezaî işlem yapılır.” hükmü gereği başvuru sahibinin müracaatı ret edilmiştir.
3- Konu hakkında Denizli SGK İl Müdürlüğüne Belediyemizce görüş sorulmuş (Ek1), Denizli
SGK İl Müdürlüğünce görüş verme yetkilerinin bulunmadığı bildirilmiştir. (Ek2)
4- Şikâyetçinin ve Kanunu Temsilcisinin başvuruları ile Belediyemizce verilen cevaplar ve bu maddede bahsi geçen diğer görüş ve yazışmalar ektedir.
5- Şikâyetçi, bahse konu adrese 20.02.2020 tarihinde Pamukkale Nüfus Müdürlüğünce kaydedilmiş ve halen aynı yerde ikamet etmektedir. Ancak Yapı Kullanma İzin Belgesi bulunmayan, adres kayıt sisteminde inşaat niteliğinde bulunan natamam binaya adres kayıt yapılması yasal değildir. Yapı Kullanım
Başvurusunda bulunması gereken evrakları gösterir matbu dilekçe ektedir. Şikâyetçinin başvuru dosyasında 5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 90. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen Kuruma borçlarının bulunmadığına dair Kurumca düzenlenmiş bir belge bulunmamaktadır.
Belediyemizce şimdiye kadar ilgili mevzuat gereği SGK İlişiksizlik Belgesi olmadan herhangi bir Yapı
Kullanım İzin Belgesi düzenlenmemiştir ve düzenlenmemektedir.
6- Her ne kadar 3194 Sayılı İmar Kanununun 28. Maddesinde aksine hüküm bulunsa da, 5510 sayılı Sosyal
Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 90. maddesinin 5. fıkrasında “Bu maddede belirtilen yükümlülükler yerine getirilmeden hak ediş ödenmesi, kesin teminatın iade edilmesi veya geçici iskan izin belgesi ve yapı kullanma izin belgesi verilmesi veya diğer işlemlerin gerçekleştirilmesi hallerinde, ilgililer hakkında genel hükümlere göre idarî ve cezaî işlem yapılır.” hükmü gereğince idaremiz personeline idari ve cezai işlem uygulanmaması açısından, ilişiksizlik belgesi olmasa bile, ilgili SGK Müdürlüğünden
İlişiksizlik Belgesi aranmadan bahse konu Yapı Kullanma İzin Belgesinin verilebileceği görüşü istenmiştir.
7- Şikâyetçinin yasal temsilcisi olarak Avukat tarafından dava açılmak üzere belediyemizden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. …” şeklinde belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “Vatandaşlar… kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir…
Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.
… ” hükmüne, 4. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün
“Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1’inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri, yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” düzenlemesine, 5. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmüne, 5.1. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliği’nin “Karar verme süresi” başlıklı 36’ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.” düzenlemesine, 6. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun, “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14’üncü maddesinde; “Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla … a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (Bu Kanunun 75 inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait her derecedeki okul binalarının yapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır. … Belediyenin görev, sorumluluk ve yetki alanı belediye sınırlarını kapsar…” hükmüne, 7. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Müelliflik, fenni mesuliyet, şantiye şefliği, yapı müteahhitliği ve kayıtlar” başlıklı 28’inci maddesinin onuncu fıkrasında; “Fenni mesullerce denetime ilişkin mimarlık ve mühendislik raporları hazırlanan, yapı sahibi, fenni mesuller ve ilgili idare elemanlarının birlikte düzenlediği tespit tutanağı ile tamamlandığı belirlenen, ancak, yapı müteahhidinin yapım işlerinden doğan vergi ve sigorta primi borçlarının ve diğer sorumluluklarının gereğinin yerine getirilmemesi sebebiyle yapı kullanma izin belgesi verilmesi işlemleri tamamlanamayan yapılar için, yapının müteahhidi olmayan yapı sahibinin talebi üzerine, ilgili idarece durum tespit edilerek yapı kullanma izin belgesi verilir. Bu belgenin bir örneği, ilgili kurumlara ve ilgililerin kayıtlarına işlenmek ve değerlendirilmek üzere ilgili meslek odalarına ve Bakanlığa gönderilir.” hükmüne,
7.1 “Yapı kullanma izni” başlıklı 30’uncu maddesinde; “Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının,
kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye, valilik bürolarından; 27 nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir.
Belediyeler, valilikler mal sahiplerinin müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır.
Bu maddeye göre verilen izin yapı sahibini kanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten doğacak mesuliyetten kurtarmayacağı gibi her türlü vergi, resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz.” hükmüne, 8. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Prim ve idari para cezası borçlarının hakedişlerden mahsubu, ödenmesi ve ilişiksizlik belgesinin aranması” başlıklı 90’ıncı maddesinde; “(Değişik dördüncü fıkra: 17/4/2008-5754/54 md.) Valilikler, belediyeler, il özel idareleri ve ruhsat vermeye yetkili diğer merciler tarafından, geçici iskân veya yapı kullanma izin belgesi verilmeden önce yapılan inşaat dolayısıyla, diğer kamu idareleri ile döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar ve bankaların ise Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenecek işlemlerinde Kuruma borçlarının bulunmadığına dair ilgililerden Kurumca düzenlenmiş bir belgenin istenmesi zorunludur.
Bu maddede belirtilen yükümlülükler yerine getirilmeden hak ediş ödenmesi, kesin teminatın iade edilmesi veya geçici iskân izin belgesi ve yapı kullanma izin belgesi verilmesi veya diğer işlemlerin gerçekleştirilmesi hallerinde, ilgililer hakkında genel hükümlere göre idarî ve cezaî işlem yapılır.” hükmüne, 9. 03/07/2017 tarihli ve 30113 saylı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin
“Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde; “(1) Bu Yönetmelikte geçen; … öööö) (Değişik:RG-27/10/2018-30578) Yapı kullanma izin belgesi: Yapının ruhsat eki projelerine uygun olarak tamamlandığını gösteren, yapının kullanımına izin veren, Ek-9’da yer alan forma uygun olarak düzenlenen, onaylı belgeyi, … rrrr) (Değişik:RG-27/10/2018-30578) Yapı ruhsatı: Bir parselde, Ek-10’da yer alan forma uygun olarak bu Yönetmelikle öngörülen belgeler ile projelerin onaylanması sonrasında ilgili idaresince tanzim edilen, onaylı resmi izin belgesini, ifade eder. ” hükmüne, 9.1. “Yapı kullanma izni” başlıklı 64’üncü maddesinde; “(1) Yapı tamamlandığında tamamının veya kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığında bu kısımlarının kullanılabilmesi için, mal sahibinin müracaatı üzerine yapı ruhsatını veren ilgili idareden izin alınması zorunludur. Bu iznin alınması için ilgili idareye yapılan başvuru dilekçesi ekinde, fenni mesullerin veya yapı denetim kuruluşlarının yapının ruhsat eki projelerine, fen ve sağlık kurallarına uygun olarak yapılıp yapılmadığını, mevzuata uygun malzeme kullanılıp kullanılmadığını belirten raporları, yetki belgesini haiz mimar, mühendis veya kuruluşlarca tanzim edilen enerji kimlik belgesi ile yapıya ilişkin fotoğrafları yer alır.
(2) İlgili idareler, yapı kullanma izni işlemlerinde; … denetlemek zorundadır.
(3) (Değişik:RG-27/12/2019-30991) Mal sahibinin yapı kullanma izni müracaatı üzerine ruhsat vermeye yetkili idare, ayrıca bir başvuru aramaksızın yapının ruhsat ve eklerine, fen ve sağlık kurallarına uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığını belirler.
(4) Yapının mevzuata uygun bulunması halinde, 30 gün içinde yapı kullanma izin belgesi düzenlenir. Aksi halde, eksikliklerinin tamamlanarak yapının mevzuata uygun hale getirilmesi istenir. Eksikliklerin tamamlanmasından sonra, aynı süreç izlenerek yapı kullanma izin belgesi düzenlenip, yapı kullanma izni verilir. Yapı kullanma izin belgesinin birer örneği, mal sahibi ve/veya sahiplerine, yapının müteahhidine ve fenni mesullere verilir.
… (12) Yapının ruhsat ve eki projelerine uygun olarak yasal süresi içinde tamamlandığı ilgili idare tarafından fenni mesuller ve yapı sahibi ile birlikte belgelenmiş ise, yapı kullanma izin belgesi düzenlenmeden önce yapı müteahhidinin, şantiye şefinin, mimari proje müellifinin vefat etmesi, mahkûmiyet ve benzeri nedenlerle kendisine ulaşılamadığı veya yapının yapı kullanma izni almasına engel haklı bir gerekçe göstermeksizin imzadan imtina ettiği durumlarda; yapı kullanma izin belgesinde ilgili bölümlere yapı müteahhidinin, şantiye şefinin, mimari proje müellifinin bilgileri kaydedilerek imzaları olmadan yapı kullanma izin belgesi düzenlenir ve bu kişiler, haklarında işlem yapılmak üzere ilgili meslek odasına bildirilir. Bu durumda daha önce ilgili idare tarafından verilmiş iskâna uygunluk raporu, süresi içinde yapılan yapı kullanma izin belgesi başvurusuna ilişkin belgeler, ilgililere ulaşılamadığına dair belgeler ve bunlarla yapılan sözleşmeler ruhsat dosyasında bulunmak zorundadır. Yapı kullanma izin belgesinde müteahhidin, şantiye şefinin, mimari proje müellifinin imzasının bulunmaması, sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.” hükmüne, 9.2. “Yapı kullanma izinlerinde başvuru sahibinden bilgi ve belge istenmesine ilişkin esaslar” başlıklı 65’inci maddesinde; “(1) Yapı kullanma izinlerine ilişkin başvurularda, başvuru sahibinin dilekçesi veya idare tarafından hazırlanmış matbu form ile yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğuna, uygun malzeme kullanılıp kullanılmadığına ve yapının kullanılmasında fen ve sağlık bakımından mahsur görülmediğine ilişkin fenni mesul veya yapı denetim kuruluşu raporları ile birlikte enerji kimlik belgesi ve yapının fotoğrafları dışında herhangi bir belge istenmez.
(2) Yapı kullanma izni vermeye yetkili idarenin görevi gereği kendisinde bulunan bilgi ve belgeler ile daha önce başvuru sahibinden alınarak kurum kayıtlarına aktarılan ve değişmediği başvuru sahibi tarafından beyan edilen belgeler yeniden istenmez.
(3) Diğer idarelerin elektronik ortamda paylaşıma açtığı bilgi ve belgeler, başvuru sahibinden istenmez.
Ancak, bu bilgi ve belgelere kolayca erişim için gerekli bilgiler istenebilir.
(4) Yapı ruhsatına ilişkin bilgilerin Kimlik Paylaşım Sisteminde (KPS) bulunması halinde söz konusu bilgiler buradan temin edilir. KPS üzerinden erişilebilen bilgiler yapı sahipleri veya vekillerinden istenmez.
(5) Yapı kullanma izin belgesi verilmesine ilişkin işlemler sırasında ilgili yapıya ait numarataj veya kanal bağlantısı yapılmasına ilişkin bilgilere ihtiyaç duyulması halinde bu bilgiler belediyelerin numarataj veya kanal işlemlerinden sorumlu birim veya kurumları tarafından ilgili idareye elektronik ortamda sunulur.
(6) Başvuru sahiplerinden numarataj veya kanal işlemlerine ilişkin belge istenmez. Belediyelerin numarataj ve kanal işlemlerinden sorumlu birim veya kurumları söz konusu bilgileri elektronik ortamda kayıt altına almakla ve yapı kullanma izni vermeye yetkili idarelerle paylaşmakla yükümlüdür.
(7) Yapı kullanma izni vermeye yetkili idarece, birinci fıkrada belirtilenler haricinde başvuru sahibinden; kullanılan malzemenin irsaliye ve faturası, doğalgaz uygunluk belgesi, yangın güvenlik (itfaiye) raporu, sığınak raporu, emlak alım vergisi ve ilişik kesme belgesi, yapı denetim kuruluşu tarafından gerçekleştirilen temel, toprak ve ısı yalıtım vizeleri başta olmak üzere herhangi bir vize işlemi için ilgili idarece hazırlanacak onay belgesi, çevre düzenine ilişkin yazı, işgaliye borcu olmadığına ilişkin yazı, vergi dairelerinden vergi borcu olmadığına ilişkin belge, belediye tarafından alınan vergi ve harçların makbuzları ve buna benzer belgeler de istenmez.
(8) İlgili idareler, bu maddede yapı kullanma izin belgesi için öngörülen elektronik ortamda veri paylaşımına ilişkin tedbirleri almak ve bu verileri yapı kullanma izni vermeye yetkili idarelerin erişimine açmakla yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. Kamu Denetçisi tarafından, şikâyetçinin talebinin kabulü ile mevzuatta belirtilen diğer şartların taşınması halinde şikâyete konu yere ilişkin “yapı kullanma izin belgesi”nin ivedilikle düzenlenmesi için gerekli işlemin tesis edilmesi için tavsiyede bulunulması yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Uyuşmazlık konusu özetle; yapı müteahhitinin yapım işlerinden doğan vergi ve sigorta prim borçlarından dolayı yapı kullanım izin belgesi verilmemesine itiraz hakkındadır.
12. İlgili İdare tarafından talebin reddedilme gerekçesi olarak özetle; 5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve
Genel Sağlık Sigortası Kanununun 90’ıncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları uyarınca SGK
İlişiksizlik Belgesinin sunulmasının zorunlu olduğu, bu belge sunulmadan Yapı Kullanım İzin Belgesi düzenlenemeyeceği belirtilmiştir.
13. Hukuk devleti ilkesi idarenin “belirlilik”, “istikrar”, “öngörülebilirlik” ve “haklı beklenti” ilkelerine uygun davranmasını içermektedir. Buna göre, idarenin vatandaşların güvenini boşa çıkaracak uygulamalardan kaçınması gerekir. Hukuk devletinde idareden beklenen açık ve güvenilir olma yükümlülüğüne uygun davranmasıdır. Haklı beklenti, idarenin ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin bir çıkarları ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ya da edinebileceklerini ümit etmelerini ifade eder (Anayasa Mahkemesinin 31/01/2013 tarihli E. 2011/45 K.
2013/24 sayılı kararı).
14. Anayasa’nın 2’nci maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin önkoşullarından biri kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanmasıdır. Hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
(Anayasa Mahkemesinin 07/04/2016 tarihli ve E.2015/94, K. 2016/27 sayılı kararı) Hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir devlette hukuk güvenliğinin sağlanması hukuk devleti ilkesinin yerine getirilmesi zorunlu koşullardandır. Bireyin insan olarak varlığının korunmasını amaçlayan hukuk devletinde vatandaşların hukuk güvenliğinin sağlanması zorunludur. Devlet açık ve belirgin hukuk kurallarını yürürlüğe koyarak bunları uyguladığı zaman hukuk güvenliği sağlanır. (Anayasa Mahkemesinin
18.10.2003 tarihli ve E.2003/67, K.2003/88 sayılı kararı)
15. Anayasanın 35’inci maddesi, mülkiyet hakkını Anayasal bir kurum olarak düzenlemekte ve Anayasal güvenceye bağlamaktadır. Bu maddeye göre herkes mülkiyet hakkına sahiptir; bu hak kamu yararı amacıyla yasayla sınırlanabilir ve bu hakkın kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.
16. Anayasa’nın 35’inci maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye, başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma ve ondan tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı verir (Mehmet
Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, mülkün semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53).
17. Diğer yandan Anayasa’nın 38’inci maddesinin yedinci fıkrasında ceza sorumluluğunun şahsi olduğu belirtilerek, herkesin kendi eyleminden sorumlu tutulacağı, başkalarının suç oluşturan eylemlerinden dolayı cezalandırılamayacağı kabul edilmiştir.
18. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun evrensel ilkelerindendir. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Diğer bir anlatımla, bir kimsenin başkasının fiilinden sorumlu tutulmamasıdır.
19. Ruhsat ve eklerine uygun olarak inşaatı tamamlanan yapıların, imar mevzuatına uygun olup olmadığını tespit amacıyla yapılan kontroller sonrasında yapı kullanma izni düzenlenir. Yapı kullanım belgesi/iskân belgesi verebilmek için ilgili belediye veya valiliğin yapının ruhsata uygun olarak tamamlanmış olduğunu tespit etmesi gerekir. Yapının ruhsat ve eklerine uygun tamamlandığı ve sağlık açısından kullanılmasında sakınca bulunmadığı görülürse yapı kullanma izni verilir.
20. 3194 sayılı İmar Kanununun 30’uncu maddesi, yapının tamamen bitmesi halinde kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediyeden izin alınmasını mecburi kılmıştır. Söz konusu iznin alınması için mal sahibinin müracaat etmesi ve yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ile kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Ayrıca Kanunun anılan hükmü, müracaatların en geç 30 gün içinde neticelendirilmesi mükellefiyetini de ilgili idarelere getirmiş bulunmaktadır. Hatta bu müddetin sonunda gerekli işlemlerin tesis edilmemesi halinde, yapı kullanma izninin verilmiş sayılacağı da açıkça Kanunun 30’uncu maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanmıştır. Bu hususta, Danıştay 6. Dairesi de, 07/11/2002 tarihli ve 2001/5448 E., 2002/4886 K. sayılı kararında, “3194 sayılı İmar Kanununun yapı kullanma iznini düzenleyen 30’uncu maddesinin ikinci fıkrasında, belediyelerin, valiliklerin mal sahiplerinin müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetinde olduğu, aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Anılan Yasa kuralı uyarınca davacının başvurusu üzerine yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin saptanması halinde ilgili idarece yapı kullanma izninin verileceği, başvuru tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili idarece yanıt verilmediği takdirde yapının kullanılmasına izin verilmiş sayılacağı açık olduğu…” ifadelerine yer vermiştir. (Kamu
Denetçiliği Kurumunun 2018/3354 sayılı kararı)
21. Yine Danıştay 6. Dairesinin bir kararında; “İnşaat ruhsatı adına düzenlenen 3. kişinin sosyal sigortalar kurumuna prim borcu olduğundan bahisle, binanın bağımsız bölümlerinden birisinin sahibi olan davacıya yapı kullanma izni verilmemesine ilişkin işlemde, 3194 sayılı yasanın 30’uncu maddesine
uyarlık görülmediği” yönünde karar vermiştir. (Esas : 1994/4348, Karar : 1995/1092, Tarih:
16/03/1995)
22. Sosyal Güvenlik Kurumu Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünün “İlişiksizlik belgesi” konulu 2011/13 sayılı Genelgesinin “Biten bir binanın bağımsız bölümlerinin satın alınması” başlıklı 9.19 numaralı maddesinde şu hükümler yer almaktadır.
“İşverenlerden, biten bir binanın bağımsız bölümlerini satın alan bazı kişilerin, işveren konumunda olmamalarına karşılık satın aldıkları bölümler için yapı kullanma izin belgesi alabilmek amacıyla
Kurumumuza başvurarak ilişiksizlik belgesi istemekte, ancak işveren konumunda olmamalarına ve işverenin Kuruma borçlu bulunmasına bağlı olarak, bunlara ilişiksizlik belgesi verilmediğinden bu kişilerin mağdur oldukları görülmektedir.
Bu kişilerin mağdur olmaması ve ayrıca işverenlerin inşaat işyerlerinden dolayı Kurumumuza olan prim borçlarının kısmen de olsa tahsiline olanak sağlanması açısından, işverenlerden biten bir binanın bağımsız bölümlerini satın alanlara, bunu kanıtlamaları kaydıyla ve istekleri halinde, ilişiksizlik belgesi verilebilmesi uygun görülmüştür. Ancak, bunun için ödeme tarihine kadar hesaplanacak gecikme zamları ile birlikte hem prim borcunun, hem de (araştırma) sonucunda hesaplanan fark tutarın, satın alınan bağımsız bölüme düşen kısmının, ilişiksizlik belgesi isteyen kişilerce işveren nam ve hesabına ödenmiş olması gerekmektedir.
…(Ek: 02/06/2015 tarihli ve 2015-16 sayılı Genelge)
3194 sayılı İmar Kanununun 28’inci maddesinin onuncu fıkrası uyarınca, yapının müteahhidi olmayan
yapı sahiplerinin talebi üzerine Kurumumuzdan “borcu yoktur yazısı” aranmaksızın iskân ruhsatı veren ilgililer hakkında, 5510 sayılı Kanunun 90’ıncı maddesinin beşinci fıkrası kapsamında işlem yapılmayacaktır.” 23. Görüldüğü üzere biten bir binanın bağımsız bölümlerini işverenlerden satın alan kişilerin yapı kullanma izin belgesi almak istediğinde işveren konumunda olmamalarına ve işverenin Kuruma borçlu bulunmasına bağlı olarak ilişiksizlik belgesi verilemediğinden yaşadıkları mağduriyetin giderilmesini teminen işverenlerden biten bir binanın bağımsız bölümlerini satın alanlara, bunu kanıtlamaları kaydıyla ve istekleri halinde, ilişiksizlik belgesinin verilebilmesi uygun görülmüştür. Ayrıca 2011/13 sayılı Genelgede 02/06/2015 tarihli ve 2015-16 sayılı Genelge ile eklenen paragrafa göre; yapının müteahhidi olmayan yapı sahiplerinin talebi üzerine “borcu yoktur yazısı” aranmaksızın iskân ruhsatı veren ilgililer hakkında, 5510 sayılı Kanunun 90’ıncı maddesinin beşinci fıkrası kapsamında işlem yapılmayacağı açıkça belirtilmiştir.
24. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının konuya ilişkin vermiş olduğu 03/04/2017 tarihli ve E.4744 sayılı görüş yazısında; “… bağımsız bölümü veya hissesi bulunan müteahhidin vergi ve sigorta borcu olduğu gerekçesiyle diğer bağımsız bölümlere yapı kullanma izin belgesi verilip verilemeyeceği konusunda görüş talep edilmektedir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 17/04/2008 tarihli ve 5754 sayılı
Kanunla değişik 90’ıncı maddesinin dördüncü fıkrası ile belediyeler tarafından geçici iskân veya yapı kullanma izin belgesi verilmeden önce yapılan inşaat dolayısıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna borçlarının bulunmadığına dair belge istenmesi zorunluluğu getirilmiştir.
Ancak uygulamada yapı müteahhidinin vergi ve sigorta borcundan dolayı yapı kullanma izni verilememesinin diğer maliklerin mağduriyetine sebep olması nedeniyle, 3194 sayılı İmar Kanununun 28’inci maddesi, 09/12/2009 tarihli ve 5940 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve onuncu fıkrasına … hükmü eklenmiştir. Bu düzenlemenin gerekçesinde de hâlihazırda, yapı sahibinin aynı zamanda yapı müteahhidi
olmadığı yapılarda, yapı müteahhidinin yapım işlerine ait vergi ve sigorta bedellerini ödememesi nedeniyle yapı kullanma belgesi düzenlenemediğinden ve bu nedenle yapı sahipleri mağdur edildiğinden yeni bir hüküm olarak getirildiği belirtilmiştir.
Getirilen düzenleme ile müteahhidin vergi ve sigorta borcundan dolayı yapı kullanma izni verilmesi, “yapının tamamlandığını gösteren tespit tutanağı düzenlenmesi” ve “yapının müteahhidi olmayan yapı sahibinin talebi” olmak üzere sadece iki şarta bağlanmış ve bunun dışında başka bir şart öngörülmemiştir.
Dolayısıyla yapıda müteahhidin bağımsız bölüm sahibi/hissesi olması, diğer yapı sahiplerinin yapı kullanma izin taleplerinin karşılanmasına engel teşkil etmeyecektir. Esasen Kânunun 28’inci maddesinin onuncu fıkrası metni ve gerekçesine bakıldığında düzenlemenin amacının, bir yandan 5510 sayılı Kanunun 90’ıncı maddesinin dördüncü fıkrasının uygulamasını sınırlandırarak müteahhidin kusurundan dolayı yapıda diğer bağımsız bölüm sahiplerinin mağduriyetini gidermek, diğer yandan vergi ve sigorta borcunu ödemeyen müteahhidin sahip olduğu bağımsız bölümlere ise yapı kullanma izni verilmesini önlemek olduğu görülmektedir. Hukukun temel kurallarından birisi de kanunların amacına uygun yorumlanması ilkesidir.
Nitekim Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 10.07.2013 tarihli, E.2012/104 ve K.2013/87 sayılı kararında; ayrıca amaçsal yorum yönteminin de kuralın anlamına, düzenlemenin amacına ya da temel gerekçesine, kanunun çıkarılış nedenine göre yorumlanmasını gerekli kılacağı belirtilmiştir.
Hukuk müşavirliğinin görüş yazısında da “Kanunun 28’inci maddesinin onuncu fıkrasından anlaşılması gereken yapı kullanma izni belgesi için müracaat edildiğinde, ilgili idarece asıl araştırılacak olan, yapı kullanma izni talep eden kişinin (yapı sahibinin) yapının aynı zamanda “yapı müteahhidi” olup olmadığıdır. Şayet yapı kullanma izni için müracaat eden kişi (yapı sahibi) “yapı müteahhidi” değilse, müteahhidin vergi ve sigorta borcu bulunsa bile izin talebinin gereği yerine getirilmelidir.
Diğer bir ifade ile bu düzenlemeyle yapı müteahhidinin kusuru sebebiyle bağımsız bölüm sahiplerinin cezalandırılması manasına gelen uygulamaya son verilmesi amacı güdülmektedir. Buna göre yapı müteahhidinin hissesinin olması veya bağımsız bölüm maliki olması durumunda sırf yapı müteahhidinin vergi ve sigorta borçlarını ödememiş olması sebebiyle yapı kullanma izni verilmemesi yolunun tercih edilmesi, diğer hissedarların veya bağımsız bölüm maliklerinin mağduriyetinin devamı anlamına gelir ki, bu düzenlemenin getiriliş amacıyla da örtüşmeyecektir.” denilmektedir.
Diğer taraftan Anayasa’nın 35’ıncı maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve 38’inci maddesinin yedinci fıkrasında da, “Ceza sorumluluğu şahsidir.” hükmü yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 02/02/2017 tarihli, AE.2014/1546 ve K.2017/ sayılı Kararında
Bilindiği üzere mülkiyet hakkı malike mülkiyetinde bulunan şeyi kullanma, semerelerinden yararlanma ve o şey üzerinde tasarrufta bulunma yetkilerini tanımaktadır.” denilmiş ve Anayasa Mahkemesi Genel
Kurulunun 11.02.2014 tarihli, E.2014/20 ve K.2014/28 sayılı Kararında ise; Anayasa’nın 38’inci maddesinin yedinci fıkrasında idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından adli ve idari cezaların bu maddede öngörülen ilkelere tabi olduğu ve herkesin kendi eyleminden sorumlu tutulacağı belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 8’inci maddesinin birinci fıkrası “vergi mükellefini, vergi kanunlarına
göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişi” olarak, ikinci fıkrası ise “vergi sorumlusunu, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi” olarak tanımlamıştır. Yapının müteahhidi olmayan bağımsız bölüm sahipleri vergi borcunun ne mükellefi ne de sorumlusu olmadığı gibi, sigorta priminin de borçlusu değildir. Vergi ve sigorta borcunun mükellefiyeti ve sorumluluğu yapı müteahhidinin şahsındadır. Müteahhidin vergi ve sigorta borcu nedeniyle diğer kişilerin sorumlu tutularak mağdur edilmesi, Anayasa’da belirtilen mülkiyet hakkının kullanımını kısıtlayacağı gibi, ceza sorumluluğunun şahsi olması ilkesiyle de bağdaşmayacaktır.
Yukarıda yapılan açıklamalar, Anayasa ve kanun hükümleri ile yargı kararlan birlikte değerlendirildiğinde, getirilen düzenlemenin amacına da uygun olması bakımından, 3194 sayılı Kanunun 30’uncu maddesine göre kısmi yapı kullanma izni verilebildiği hükmü de dikkate alınarak. Kanunun 28’inci maddesinin onuncu fıkrasında belirtildiği şekliyle yapının tamamlandığının tutanakla belgelenmesi ve yapının müteahhidi olmayan yapı sahibinin (bağımsız bölüm sahibi) talebi üzerine, vergi ve sigorta borcu bulunan müteahhidin hissesi veya maliki olduğu bağımsız bölümler hariç tutularak, diğer bağımsız bölümler için kısmi yapı kullanma izni belgesi verilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.” şeklinde belirtilmiştir.
25. Başvuru konusu somut olayda; şikâyete konu ada parselde bulunan arsaya 30/09/2017 tarihli ve / sayılı yapı ruhsatı düzenlendiği, inşaatın tamamlanmasıyla şikâyetçi tarafından yapı kullanım izin belgesi talebinde bulunulduğu, anılan başvurunun idare tarafından dosyasında SGK İlişiksizlik Belgesi bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği, ret gerekçesi olarak idare tarafından 5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 90’ıncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları uyarınca “idaremiz personeline idari ve cezai işlem uygulanmaması” şeklinde belirtildiği, şikâyetçinin bahse konu adreste 20/02/2020 tarihinden bu yana ikamet ettiği ve ikametgâh kaydının bu adreste olduğu, idare tarafından söz konusu hususla ilgili “ancak Yapı Kullanma İzin Belgesi bulunmayan, adres kayıt sisteminde inşaat niteliğinde bulunan natamam binaya adres kayıt yapılması yasal değildir.” şeklinde belirtildiği tespit edilmiştir.
26. Şikâyet konusuna benzer bir başvuruda Kurumumuz tarafından 2018/8324 Esas No.lu dosyada verilmiş olan 07/12/2018 tarihli Tavsiye Kararında; “…müteahhidin, başvuruya konu yapı için Sosyal Güvenlik
Kurumunda dosya açtırmayarak sorumluluklarının gereğini yerine getirmemiş olduğu açık olup 3194 sayılı
Kanunun 28’inci maddesi onuncu fıkrası düzenlemesi çerçevesinde yapı kullanma izin belgesi verilmesi gerektiği aşikârdır.” şeklinde belirtilmiştir.
27. 02/03/2021 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Makamı tarafından kamuoyuna açıklanmış olan ve 30/04/2021 tarihli ve 31470 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2021/9 sayılı
Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile “İnsan Hakları Eylem Planı’nın uygulanması sürecinde tüm bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşların, görev ve sorumluluklarını Uygulama Takvimi çerçevesinde ve hassasiyetle yerine getirilmesi” şeklinde talimatlandırılan İnsan Hakları Eylem Planının “Mülkiyet
Hakkı” başlığı altında “Ayrıca, mülkiyet hakkının imar uygulamaları ve parselasyon işlemleri esnasında daha etkin bir şekilde korunması amacıyla faaliyetler öngörülmüş ve şeffaflık, hesap verilebilirlik ve objektiflik ilkeleri çerçevesinde uygulama birliğinin sağlanması hedeflenmiştir. (İnsan Hakları Eylem
Planı, s.83)” şeklinde, 27.1. İnsan Hakları Eylem Planının “Hukuk Güvenliği ve Hukuki Öngörü” başlığı altında “Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri hukuk güvenliği ilkesidir. Bu ilkeye göre, hukuk kuralları hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, öngörülebilir, anlaşılır ve uygulanabilir olmalı, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı da koruyucu birtakım güvenceler içermelidir. (İnsan Hakları Eylem Planı, s.38) Öngörülebilirlik ilkesi, hukuk güvenliği ilkesi ile de doğrudan bağlantılıdır. Bireyler, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların kamu otoritesine hangi müdahale yetkisini sağladığını, önceden bilecek durumda olmalıdır. Hukuki öngörülebilirliğin tam olarak sağlandığı bir sistem aynı zamanda bireylere hukuk kurallarının mutlaka hayata geçirileceği güvencesini verir. Hukuk, kişilerin makul ve haklı beklentilerini öngörülebilir kurallarla karşıladığı ölçüde güven verir. (İnsan Hakları Eylem Planı, s.38)
Hukuk güvenliği, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de kanuni
düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır. (İnsan
Hakları Eylem Planı, s.39)” şeklinde, 27.2. 3 No.lu Amacın “Hukuki Öngörülebilirlik ve Şeffaflık” başlığı altında; “Belgede, hukuk kurallarını sosyal ve ekonomik hayatın bir teminatı olarak gören uygulama anlayışına yönelik faaliyetler de öngörülmüştür. Hukuk düzenimizin bir bütün olarak, en yüksek evrensel standartlarda hukuk güvenliği ilkesini gerçekleştirmeye devam etmesi vurgulanmış, bu sayede bireylerin haklı beklentilerinin hukukun koruması altında olduğuna yönelik güçlü bir mesaj verilmiştir. Bu amaç altında ortaya konulan hedefler öncelikle idari usulleri ve bürokratik süreçleri kapsamaktadır. Bu doğrultuda, idarenin işlemlerine karşı yapılan başvurularda bireylere hızla ve tatmin edici cevap verilmesi, bürokrasinin azaltılması ve idareden kaynaklanan sebeplerle hukuka aykırı olan işlemin maliyetinin kişilere yüklenmemesi gerekmektedir.” şeklinde belirtilerek “İdarenin İş ve İşlemlerinde Hukuki Öngörülebilirlik ve Şeffaflığın
Güçlendirilmesi” hedefler arasında sayılmış (İnsan Hakları Eylem Planı, s.39), 27.3. “İyi Yönetim” başlığı altında ise “İdarenin işlemlerine karşı yapılan başvurularda bireylere hızla ve tatmin edici cevap verilmesi, bürokrasinin azaltılması ve idareden kaynaklanan sebeplerle hukuka aykırı olan işlemin maliyetinin kişilere yüklenmemesi gerekmektedir. İdarenin işlemlerine karşı yapılan başvurularda bireylere (İnsan Hakları Eylem Planı, s.38)” şeklinde belirtilmiştir.
27.4. Kamu Denetçiliği Kurumuna atıf yapan söz konusu İnsan Hakları Eylem Planında belirtilen hususlar devletimizin iş ve işlemlerinde idarelerin davranış usulünü ve mülkiyet hakkına yönelik vatandaş odaklı bakış açısını ve yol haritasını göstermektedir. Ayrıca 2021/9 sayılı
Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile de idareler tarafından dikkate alınma ve uygulanma zorunluluğu bulunmaktadır. Söz konusu Eylem Planında belirtilen hususların İdareler tarafından yapılacak iş ve işlemlerde takip edilmesi ve uygulanması gerekmektedir.
28. Şikâyetçinin iddiaları, İdarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri, konuyla ilgili yargı kararları, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının Genelgeleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görüş yazısı ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; 28.1. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 28’inci maddesinin onuncu fıkrasında yapı müteahhidinin yapım işlerinden doğan vergi ve sigorta primi borçlarının ve diğer sorumluluklarının gereğinin yerine getirilmemesi sebebiyle yapı kullanma izin belgesi verilmesi işlemleri tamamlanamayan yapılar için, yapının müteahhidi olmayan yapı sahibinin talebi üzerine, ilgili idarece yapı kullanma izin belgesi verileceği amir hükmüne yer verildiği, 28.2. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 90’ıncı maddesinde belirtilen yapı kullanma izin belgesi verilmeden önce Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçlarının bulunmadığına dair bir belge istenmesi, bu yükümlülük yerine getirilmeden yapı kullanma izin belgesi verilmesi halinde ilgililer hakkında genel hükümlere göre idarî ve cezaî işlem yapılacağına ilişkin hükmün mağduriyetlere sebep olmaması için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Genelgesi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görüş yazısı ile konunun açıklığa kavuşturulduğu, 28.3. Buna göre 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 28’inci maddesinin onuncu fıkrasında belirtildiği üzere yapı sahibinin talebi üzerine yapı kullanma izni verilmesi gerektiği, “borcu yoktur yazısı” aranmaksızın iskân ruhsatı veren ilgililer hakkında 5510 sayılı Kanunun 90’ıncı maddesinin beşinci fıkrası kapsamında işlem yapılmayacağının açıkça belirtildiği,
28.4. Açıklanan gerekçelerle; İdare tarafından 5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu’nun 90’ıncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları uyarınca “idaremiz personeline idari ve cezai işlem uygulanmaması” gerekçesi ile yapı kullanım izin belgesi düzenlenmeyerek mülkiyet hakkının ve ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği ve hukuka ve hakkaniyete aykırı davranıldığı, 28.5. İdarenin hukuk devleti ilkelerinde olan “belirlilik”, “istikrar”, “öngörülebilirlik” ve “haklı beklenti” ilkelerine uygun davranması ile “idarenin vatandaşların güvenini boşa çıkaracak uygulamalardan kaçınması” ilkeleri ve İnsan Hakları Eylem Planınında belirtilen amaç ve hedefler doğrultusunda mevzuatta belirtilen diğer şartların taşınması halinde şikâyete konu yere ilişkin “Yapı kullanma izin belgesi”nin ivedilikle düzenlenmesi için gerekli işlemin tesis edilmesi hususunda ilgili idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 29. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde şikâyet kapsamında bilgi ve belge talebinde bulunulan konu İdarelerin
Kurumumuz bilgi ve belge talep yazılarına gerekçeli olarak cevap verdiği değerlendirildiğinden, idarenin iyi yönetim ilkelerinden “kararların gerekçeli olması”, “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı görülmüştür.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
30. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Denizli
İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre ŞİKÂYET BAŞVURUSUNUN KABULÜNE, Mevzuatta belirtilen diğer şartların taşınması halinde şikâyete konu yere ilişkin “yapı kullanma izin belgesi”nin ivedilikle düzenlenmesi için gerekli işlemin tesis edilmesi hususunda PAMUKKALE
BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın, ŞİKÂYETÇİYE ve PAMUKKALE BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi