ÖZET: Başvuru, Gelir İdaresi Başkanlığı’na yönelik olarak yargılama giderlerine ilişkin amme alacaklarının tecil faizi işletilmeden taksitlendirilmesi talebini içermektedir. Başvuran, cezaevinde bulunması nedeniyle herhangi bir gelir elde edemediğini, bu durumun kendisi ve eşi için maddi zorluklar yarattığını belirtmiştir. Borçlarının toplamda 50.000-60.000 TL’ye ulaştığını ifade eden başvuran, bu borçların silinmesini veya tahliye olduktan sonra faizlerin kaldırılarak taksitlendirilmesini istemiştir.

İlgili idareler, yargılama giderlerinin kamu alacağı olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun çerçevesinde takip edildiğini ve tecil faizi alınmasının zorunlu olduğunu açıklamıştır. Adalet Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı, başvuranın talebinin yasal dayanağı olmadığını ve bu nedenle borçların silinmesi veya faizlerin kaldırılması yönünde bir işlem yapılamayacağını belirtmiştir. Ayrıca, başvuranın sosyal yardımlardan faydalanabileceği önerilmiştir.

Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiştir. İlgili idarelerin hukuka uygun hareket ettiği ve başvuranın talebinin kabul edilemez olduğu değerlendirilmiştir. Başvuran, bu karara karşı yargı yoluna başvurabilecektir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/2789-S.20.4545

BAŞVURU NO : 2019/14547

KARAR TARİHİ : 21/02/2020

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Yargılama giderlerine ilişkin amme alacaklarına tecil faizi işletilmeden taksitlendirme yapılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 24/08/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Şikâyetçi, eşi ile birlikte cezaevinde olduğunu, herhangi bir gelirlerinin olmadığını,

cezaevinde iken yıllarca işletilen yargılama giderlerine ilişkin faizin kanun gereği olsa da hakkaniyete aykırı olduğunu, cezaevinden çıktıktan sonra da sosyal hayata uyum sağlamayı ve aile bütünlüğünü korumayı zorlaştıracak bir durum olduğunu, eşi ve kendisi için bu borcun yaklaşık 15.000,00-TL’yi bulduğunu, ilaveten cezaevinde kaldıkları sürece biriken iaşe masrafları ile birlikte 50.000,00-60.000,00-TL’ye ulaştığını, cezaevinde iken 4 üniversite bitirdiğini, okul birinciliğinin olduğunu, 5. ve 6. üniversiteleri okuduğunu, eşinin de ilkokul mezunu iken fakülte okuduğunu, çıktığında ailesi ve toplum için faydalı bir birey olmak için çalışacağını iddia ederek, söz konusu bu borçlarının silinmesini, değilse en azından tahliye olup bir işe yerleştikten sonra faizlerin silinerek ve taksitlendirilerek ödeme kolaylığı sağlanmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı ile Gelir İdaresi

Başkanlığı’ndan bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.

2.1) Adalet Bakanlığı’nın 11/11/2019 tarih ve … sayılı cevabi yazısında özetle;

2.1.1) Yargılama giderlerinin bir kamu alacağı olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil

Usulü Hakkında Kanun’a göre ilgili vergi dairesi tarafından takip ve tahsil edildiği, zorunlu nedenlerle tecil ve taksitlendirme talebi kabul edilse dahi 6183 sayılı Kanuna göre tecil faizinin işlemeye devam edeceğinin belirtildiği ayrıca yasal düzenleme ile çerçevesi belirlenmiş bir konuda farklı irade ortaya konulamayacağı,

2.2) Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 06/11/2019 tarih ve … sayılı cevabi yazısında özetle;

2.2.1) Anayasanın 73 üncü maddesi gereğince vergi, resim, harç ve benzeri mali

yükümlülüklerin konulmasının, değiştirilmesinin ve kaldırılmasına ilişkin düzenlemelerin

Kanunla yapılmasının gerektiği, Kanun yapma yetkisinin de Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğundan adı geçenin amme borçlarının ve bu borçlarına ait faizlerinin silinmesi talebine ilişkin olarak tesis edilebilecek herhangi bir işlem bulunmadığı,

2.2.2) Diğer taraftan, 6183 sayılı Amme Alacaklarının tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci

maddesine göre göre, mükelleflerin çok zor durumda olmaları nedeniyle borçlarını defaten ödeyemeyeceğini belirterek bağlı oldukları vergi dairesinden borçlarının tecil ve taksitlendirilmesini talep etmeleri ve yapılacak değerlendirme sonucunda da bu taleplerinin kabul edilmesi halinde, anılan madde uyarınca tecil kapsamına giren borçları cari oranda alınacak tecil faizi karşılığında taksitler halinde ödemeleri mümkün bulunmadığı,

2.2.3) Öte yandan, taksitlendirilen borçlar için de tecil faizi alınmasının 6183 sayılı Kanun

kapsamında bir zorunluluk olduğundan faiz alınmaksızın borçların tecil edilmesinin mümkün bulunmadığı açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu

denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,

4) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5) 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun

48 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Amme borcunun vadesinde ödenmesi veya haczin

tatbiki veyahut haczolunmuş malların paraya çevrilmesi amme borçlusunun çok zor duruma düşürecekse, borçlu tarafından yazı ile istenmiş ve teminat gösterilmiş olmak şartıyla, alacaklı amme idaresince veya yetkili kılacağı makamlarca; amme alacağı 36 ayı geçmemek üzere ve faiz alınarak tecil olunabilir.”

6) 12/01/2011 tarihli Hukuk Muhakemeleri Kanunun “Yargılama Giderlerinin Kapsamı”

başlıklı 323 üncü maddesinde;

1) Yargılama giderleri şunlardır:

a) Celse, karar ve ilam harçları.

b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri.

c) Dosya ve sair evrak giderleri.

ç) Geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekaletname düzenlenmesine ilişkin giderler.

d) Keşif giderleri.

e) Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler.

f) Resmi dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler.

g) Vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hakimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu halde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap olunmak veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri.

ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti.

h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

7) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya

kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Tavsiye Karar

Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8) Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, yargılama giderlerine yönelik borçlarının

silinmesini, bu durum mümkün değilse tahliye olup bir işe yerleştikten sonra faizlerin silinerek ve taksitlendirilerek ödeme kolaylığı sağlanmasını talep etmektedir.

9) Devletin en temel fonksiyonlarından biri, yargı fonksiyonudur. Dolayısıyla yargı fonksiyonu

aracılığıyla, adalet dağıtımının sağlanması da bir kamu hizmetidir. Devlet, bu kamu hizmetini gereği gibi ifa edebilmek ve yargı organlarını işler bir şekilde hak arayanların hizmetinde tutabilmek için bazı giderler yapmaktadır. Bu kapsamda yargı yoluna başvuran bireylerin belli ölçüde yargılama giderleri ödemek zorunda olmaları kabul edilmekle birlikte söz konusu yargılama giderlerinin sosyal hukuk devleti anlayışı çerçevesinde makul düzeyde olması diğer bir ifadeyle kişileri hak aramaktan vazgeçirtebilecek kadar yüksek olmaması gerekmektedir.

(Leyla AKYOL ASLAN, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 Tarihli Kararı Çerçevesinde Yargı

Harçlarına İlişkin Bazı Sorunlar ve Güncel Gelişmeler, s.34)

10) Yargılama giderlerine ilişkin doktrinde farklı tanımlar yapılmakla birlikte, genel olarak

yargılama gideri ile bir davanın açılıp yürütülebilmesi için, davanın açıldığı andan kararın kesinleşmesine kadar geçen dönem içinde davanın tarafları ve Devlet tarafından gerçekleştirilmesi zorunlu olan giderlerin tamamı kastedilmekte olup bu kapsamda yargılama giderlerini, yargılama harçlarının yanı sıra, kanunî vekâlet ücreti, gider avansı, delil avansı, ıslah için yapılan giderler, tebligat ve benzeri diğer giderler oluşturmaktadır. (İbrahim

ERMENEK, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Yürürlüğe Girmesinden Sonra Yargılama Giderlerine

İlişkin Olarak Ortaya Çıkan Bazı Güncel Sorunlar Ve Usul Ekonomisi İlkesi S.D.Ü. Hukuk Fakültesi

Dergisi MİHBİR Özel Sayısıs.219.)

11) Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun “yargılama giderlerinin kapsamı”

başlığını taşıyan 323’üncü maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı sayma yoluyla belirtilmiş, “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332’nci maddesinde ise yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılmaktadır.

12) Diğer taraftan kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin,

gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, haklı oldukları yolunda kanaat uyandırmak kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler. Adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiği ortaya çıkar veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği anlaşılırsa adli yardım kararı kaldırılır. Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması halinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler halinde ödenmesine karar verilebilir.

13) Dolayısıyla yargılama giderlerini ödeyemeyecek durumda olanlar için adli yardım

müessesinin kabul edilmesi nedeniyle yargılama harç ve giderlerinden hak arayanların bütünüyle muaf tutulması olanağı bulunmadığı ve yargılama gideri adı altında bir miktar para alınmasında haksız bir yön olmadığı değerlendirilmektedir. Bu kapsamda bir kamu alacağı olarak 6183 sayılı Kanuna göre ilgili vergi dairesi tarafından takip ve tahsili yapılan yargılama giderlerinin öngörülen süreler içerisinde ödenmesi gerekmektedir.

14) Örneğin yargılama giderlerinin bir kısmını oluşturan ve Harçlar Kanununun 28’inci

maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiği halde bu süre içinde ödenmeyen bakiye karar ve ilam harçları, Harçlar Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca ilgili mahkeme ve daireler tarafından sürenin sonundan itibaren onbeş gün içinde bir yazı ile o yerin vergi dairesine bildirilmektedir. Buna bağlı olarak da bakiye karar ve ilam harcının kanunla belli edilen ödeme zamanında ödenmemesi durumunda gecikme zammı uygulanmaktadır.

15) Bu kapsamda amme alacaklarının ilgili kanunlarda belirtilen sürelerde ödenmesi

gerekmektedir. Ancak vadesi gelen ya da vadesi geçmiş olan giderlerin ödenmemesi nedeniyle cebren tahsil edilmesi, haciz uygulanması kişiyi zor durumda bırakacağı gerekçesiyle ilgilinin talebi halinde borcun belli bir süre ertelenmesi mümkündür. Bu çerçevede ilgilinin tecil talebinin kabul edilmesi durumunda 6183 sayılı Kanunun 48’inci maddesi hükmünde belirtilen

36 aylık süreyi aşmamak kaydıyla tecil faizi alınmak suretiyle tecil işlemi

gerçekleştirilebilmektedir. Dolayısıyla söz konusu tecil faizi; ilgili vergi dairesince tecil talebinin kabul edilmesi koşuluyla borcun geciktirilerek ödenmesinden kaynaklanan bir bedeldir. Bu itibarla kanunun amir hükmü gereği tecil faizi alınmaksızın amme alacağının taksitlendirilmesine imkân bulunmamaktadır. Başvuranın bu tutarları ödeme noktasında geçimini sağlayamayacak duruma düşme ihtimalinin mevcudiyeti halinde ise kaymakamlıklar bünyesinde bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına başvurarak sosyal yardım talebinde bulunabileceği değerlendirilmektedir.

16) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, yargılama giderlerine yönelik

borçlarının silinmesi ya da başvuranın tahliye olup bir işe yerleştikten sonra faizlerin silinerek ve taksitlendirilerek ödeme kolaylığı sağlanması talebinin reddi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

17) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘kanunlara uygunluk’, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

18) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin

birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Kocaeli Vergi Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle başvurunun REDDİNE, Kararın, Başvuran ile Adalet Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi