|
ÖZET: Uyuşmazlık, 18.11.2016 tarihli denetmen raporunun iptali istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiş, ancak temyiz aşamasında hukuki yarar eksikliği nedeniyle davanın esastan reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86/6. maddesi gereğince, davacının öncelikle Kuruma müracaat etmesi ve işlemin iptalini istemesi gerektiği belirtilmiştir.
Mahkeme, davanın açılmasında korunmaya değer bir hukuki yararın bulunmadığı sonucuna vararak, hukuki yararın varlığını incelemiş ve bu durumun dava şartı olduğunu vurgulamıştır. Somut olayda, yasal prosedürün izlenmediği ve hukuki yararın devam edip etmediğinin araştırılması gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuş ve hukuki yarar eksikliği nedeniyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. Bu durum, dava açma hakkının dürüstlük kuralına uygun kullanılmasını sağlamak amacıyla önem taşımaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2022/2246 E. , 2024/3010 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2562 E., 2021/3324 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/486 E., 2021/333 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirkete 27.12.2016 tarihinde tebliğ edilen, Sosyal Güvenlik Kurumu Isparta Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 12.12.2016 gün ve 843.699.88/1018583.032 sayılı, belge istem konulu yazısı ile 18.11.2016 tarih ve 2016/95 sayılı denetmen raporuna istinaden, sigortalı …’la ilgili olarak, 2 3109 08 08 1086904 034 32-81 sicil nolu … Mobilya San. Ticaret Ltd. Şti. ve 2 3109 08 08 1191898 034 32-24 sicil sayılı dosyalardaki hizmetlerinin iptali ile iptal Aylık Prim Hizmet Belgesi düzenlenerek, müvekkili şirketin Isparta Mağazası işyeri dosyasına açılacak alt taşeron dosyasına 01.11.2013-11.12.2013 dönemlerine aktarılması gerektiğinden bahisle Ek Aylık Prim Hizmet Belgesi düzenlenmesinin istendiğini, belgenin müvekkili şirkete 27.12.2016 gününde tebliğ edildiğini, henüz tebliğ edilen bir denetim raporu bulunmadığını, ancak 18.11.2016 tarih ve 2016/95 sayılı Denetmen Raporuna muttali olunduğundan, rapora karşı yazılı beyanda bulunma ve fazlaya ilişkin tüm itiraz hakları saklı kalmak kaydı ile anılan raporun iptali doğrultusunda, iş bu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı 18.11.2016 tarih ve 2016/95 sayılı Denetmen Raporuna itirazlarının kabulü ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1 Dahili davalı … vekili, cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı Kurum vekili, cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “davanın kabulüne, 18.11.2016 tarih ve 2016/95 sayılı Kurum işleminin iptaline” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde özetle; kararın kaldırılmasına ve talep doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 18.11.2016 tarih ve 2016/95 sayılı denetmen raporunun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
Dava, 18.11.2016 tarih ve 2016/95 sayılı denetmen raporunun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 18.11.2016 tarih ve 2016/95 sayılı Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86/6 ncı maddesinde; “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmü bulunmaktadır.
Dava hakkı hukuki yarar ile sınırlıdır. Davacının dava açma hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Davacının Mahkemeden hukuki korunma istemesinde korunmaya değer bir yararı olmalıdır. Hukuki yarar bir dava şartı olup Mahkeme dava şartlarını resen incelemekle görevlidir. Dava açılmasında korunmaya değer bir hukuki yarar yok ise davanın bu yönden esasa girilmeden reddi gerekir.
Bu ilkeden hareketle, dava şartı olarak hukuki yararın varlığının, Mahkemece, taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olay veya olgular çerçevesinde, kural olarak davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerekir. Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)’nin 6 ncı maddesi ve 1982 Anayasası’nın 36 ncı maddesinde düzenlenen “hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kölüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır.
Somut olayda, yukarıda bahsi geçen 5510 sayılı Kanun’un 86/6 ncı maddesinde belirtilen prosedür uygulanmadan eldeki davanın açıldığı anlaşılmış olup öncelikle yasal prosedür gereğince Kuruma müracaat edip işleminin iptalini isteneceği, Kurum Komisyon kararı ile red edilmesi halinde dava açılacağı belirgindir. Davacı tarafından yargılama süresince Kuruma müracaat edilmiş ise de, Kurumun 26.11.2019 tarihli yazısında öncelikle taşeron tescili yapılan iki firmadan belge isteminde bulunulması gerekirken sehven işyeri denetim raporu gereği taşeron tescili altına yapılan anafirmadan yapıldığı, anafirmadan yapılan yersiz belge isteminin geri çekildiğinin bildirilmesi karşısında hukuki yararın halen devam edip etmediği araştırılması ile varılacak sonuç uyarınca karar verilmelidir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.