onecikan-yargitay

ÖZET: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2863 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin kararı incelemiştir. İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığın eski yapıyı onardığını ve bu onarımın esaslı bir müdahale olduğunu belirterek, 2863 sayılı Kanun’un 9. maddesine aykırı hareket ettiğine hükmetmiştir. Mahkeme, sanığı 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırmış ve hapis cezasını ertelemiştir.

Yargıtay, sanığın temyiz başvurusunu değerlendirirken, 2863 sayılı Kanun’un 65. maddesi çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerin hukuka aykırı olduğunu vurgulamış, ancak mahkumiyet hükmünde 5728 sayılı Kanun ile değişik 65/1-b maddesinin yerine 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1. maddesinin dayanak gösterilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, sanığın mahkumiyetine ilişkin kararı düzeltmiş ve hükmün onanmasına karar vermiştir. Bu süreçte, sanığın eyleminin hukuka aykırı olduğu ve gerekli yasal düzenlemelere uygun olarak değerlendirildiği sonucuna ulaşılmıştır.

12. Ceza Dairesi         2020/5171 E.  ,  2024/4218 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
    SAYISI : 2018/663 E. 2019/923 K.
    SUÇ : 2863 sayılı Kanun’a aykırılık
    HÜKÜM : Mahkumiyet
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

    Yargıtay 18. Ceza Dairesinin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    1.İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.07.2014 tarih, 2014/37 Esas, 2014/583 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.

    2.Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 20.03.2018 tarih, 2016/1958 Esas, 2018/3942 Karar sayılı bozma ilamında; “Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
    Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

    Ancak;
    Suça konu binanın bulunduğu yerin 1. ve 2. derece korunması gerekli kültür varlığı olduğunun anlaşılması nedeniyle 2863 sayılı Kanunu’nun 9 ve 65. maddelerine aykırılıktan suç duyurusunda bulunulması, eğer açılırsa bu davaların birleştirilerek TCK’nın 44. maddesi gereğince unsurları bulunan daha ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerekirken, eksik kovuşturma ve yerinde olmayan gerekçeyle atılı suçtan beraat kararı verilmesi” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

    3.Bozma ilamı sonrası sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılan İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/716 Esas sayılı dosyası ile İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/891 Esas sayılı dosyalarının eldeki dosya ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

    4.İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2019 tarih, 2018/663 Esas, 2019/923 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun’un 65/1-b, 5237 sayılı Kanun’un 62/1, 52/2, 51/1-3-7-8 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 28.09.2020 tarih, 2020/15286 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.

    II. TEMYİZ SEBEPLERİ
    Sanık müdafiinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun maddi unsurlarının oluşmadığına, unsurlarını oluştuğu kabul edilse dahi 2863 sayılı Kanun’un 65/4. Maddesinin tatbik edilmesi gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

    III. OLAY VE OLGULAR
    Mahkemece, söz konusu doğal sit alanı içinde sanık tarafından eski yapının onarıldığı ve fotoğraflardan da anlaşılacağı gibi bu onarımın esaslı bir onarım olduğu, temelsiz olsa bile çok kolay bir biçimde kaldırılması ve taşınması mümkün olmayan bu yapı ve işlemlerin 2863 sayılı Yasanın 9. md de belirlenen inşai ve fiziki müdahale sayılması gerektiği gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

    IV.GEREKÇE VE KARAR
    2863 sayılı Kanun’un 9. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulmayacağının düzenlendiği, anılan düzenlemeye aykırı olarak, izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının ise, aynı Kanun’un 65. maddesi ile yaptırım altına alındığı, buna karşılık, 3194 sayılı İmar Kanununa 11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanun’a tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanun’un 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği değerlendirilerek yapılan incelemede;

    Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak, “Sanık hakkında tesis edilen mahkumiyet hükmünde, 2863 sayılı Kanun’un 5728 sayılı Kanun ile değişik ve Anayasa Mahkemesince iptal edilen 65/1-b maddesi yerine, 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1. maddesinin dayanak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,” hususu ile “Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkumiyet hükmü tesis edildiği gözetilmeksizin, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılan davalara katılma hakkı olmayan … lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ” hususu Kanuna aykırı bulunduğundan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün (1) nolu bendindeki “2863 sayılı Kanun’un 65/1-b” ibaresinin çıkartılması ve yerine ” 2863 sayılı Kanun’un 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1. maddesi” ibaresinin eklenmesi ve hükmün … lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin (9) nolu bendinin hükümden çıkartılması suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

    Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

    12.09.2024 tarihinde karar verildi.