|
ÖZET: Başvuran, 65 yaşını doldurmuş ve hiçbir geliri olmayan bir birey olarak, Bağlar Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na yaşlılık aylığı talebinde bulunmuş, ancak başvurusu “nafaka yükümlülüğüne haiz altsoyu bulunduğu” gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvuran, bu kararın usulsüz olduğunu iddia ederek gereğinin yapılmasını talep etmiştir. Bağlar Kaymakamlığı, başvuranın 4 kişilik bir hanede yaşadığını, oğlunun kamu sektöründe çalıştığını ve kızının asgari ücretle istihdam edildiğini belirterek, hane gelirinin asgari ücretin 1/3’ünden fazla olduğunu tespit etmiştir.
Yapılan incelemeler sonucunda, başvuranın sosyal yardıma muhtaç kabul edilmediği ve başvurusunun reddedilmesinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince, nafaka yükümlülüğü olan bireylerin, başvuranın durumunu etkilediği belirtilmiştir. Ayrıca, benzer başvurularla ilgili daha önce verilmiş emsal kararlar da bulunmaktadır. Sonuç olarak, başvurunun reddine dair karar, başvuran ve Bağlar Kaymakamlığı’na tebliğ edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun hukuka uygunluğunu değerlendirerek, ilgili idarenin işlemlerinin iyi yönetim ilkelerine uygun olduğunu tespit etmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/16653-S.23.26177
BAŞVURU NO : 2023/11937
KARAR TARİHİ : 28.12.2023
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAĞLAR SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA VAKFI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : 2022 sayılı Kanun kapsamında yaşlı aylığı talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 02.08.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza gönderilmiş olan şikâyet başvurusunda; adı geçen, hiçbir geliri olmayan 65 yaşını doldurmuş bir vatandaş olarak Bağlar Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına yaşlılık aylığı için başvuruda bulunduğunu, ancak başvurusunun “nafaka yükümlülüğüne haiz altsoyu bulunduğu” gerekçesiyle usulsüz bir şekilde reddedildiğini iddia etmiş olup, gereğinin yapılmasını talep etmiştir
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Somut başvuru ile ilgili olarak Bağlar Kaymakamlığı ile iletişime geçilmiş olup, konuyla ilgili gerekli tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesi talep edilmiştir.
3. Talebimize istinaden Bağlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının ve sayılı cevabi yazılarında özetle; 3.1. Bahse konu şikâyetin incelendiği, yapılan inceleme neticesinde; başvurucu ’ın 4 kişilik bir hanede yaşadığı, 3.2. Şahsın birlikte yaşadığı oğlunun sağlık personeli olarak (kamu) çalıştığı, kızının ise asgari ücretli olarak çalıştığı, oğlu adına kayıtlı model marka otomobil ile şahsın eşi adına ilçesinde dekar arazinin bulunduğu, 3.3. Hane içinde kişi başına düşen gelirin asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden (3.800,80 TL) fazla olduğu tespit edildiğinden bahse konu talebin kabul edilmediği, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılıTürkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 4.2. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasında; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket zorundadırlar.”, 4.3. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 4.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun; 5.1.“Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmaktır.”, 5.2.“Kurumun görevi” başlıklı 5inci maddesinin birinci fıkrasında;“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 6. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 364 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.” 7. 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık
Bağlanması Hakkında Kanunun; 7.1. 1 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar, nafaka bağlanmış veya nafaka bağlanması mümkün olanlar veya 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler
Kanunu hükümlerine göre harçlık ödenenler hariç olmak kaydıyla, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilen 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarına, muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (4.387) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır.
Birinci fıkra kapsamına girenlerden, her ne nam altında olursa olsun kendisine ve eşine ait her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı asgari ücretin aylık
net tutarının 1/3’ünden fazla olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler muhtaç kabul edilemez ve kendilerine aylık bağlanamaz.”, 7.2. 2 nci maddesinde;“65 yaşını doldurmamış olmasının yanı sıra; a) Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olduklarını ilgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını dolduran Türk vatandaşı engellilerden; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (4.860) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda, b)İlgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile engelli olduklarını kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve talebine rağmen Türkiye İş Kurumu tarafından işe yerleştirilememiş olan Türk vatandaşlarından; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (3.240) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda, aylık bağlanır…
Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına giren engellilerden veya ikinci fıkra gereğince aylık bağlanacak engelli yakınlarından, her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden fazla olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler muhtaç kabul edilemez ve kendilerine aylık bağlanamaz. Ayrıca, 2828 sayılı Kanun hükümlerine göre harçlık ödenenler de muhtaç olarak kabul edilemez ve kendilerine bu
Kanun hükümlerine göre aylık bağlanamaz…”, 8. 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları İle Engelli ve Muhtaç
Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin; 8.1. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; “Bu Yönetmelik; a) Sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar, nafaka bağlanmış veya nafaka bağlanması mümkün olanlar veya 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler
Kanunu hükümlerine göre harçlık ödenenler hariç olmak kaydıyla, her ne nam altında olursa olsun kendisine ve eşine ait her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden az olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olmayanlardan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilen 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarını, …kapsar.
8.2. “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde; “Nafaka yükümlüsü: 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 364 üncü maddesinde ifade edilen altsoy, üstsoy ve refah durumlarına göre kardeşlerini,” 8.3. “Değerlendirme” başlıklı 7 inci maddesinin ikinci ve yedinci fıkralarında; “ 2022 sayılı
Kanunun uygulanmasında;
(1) a) Yaşlı aylığında, aynı hanede ikamet edip etmediklerine bakılmaksızın aylık bağlanacak kişinin kendisine ve eşine ait her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden az olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olmayanlar,…
(2) 2 nci maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentleri kapsamında, sistem üzerinden yapılan sorgulamalar ve sosyal incelemeden elde edilen verilere göre;…c) Nafaka bağlanmış veya bağlanması mümkün olanlar,…d) Herhangi bir şekilde kişi başına düşen gelir tutarı, asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’üne eşit veya üzerinde olanlar ile aynı tutara eşit veya üzerinde gelir sağlaması mümkün olanlar,…aylığa hak kazanamaz.
Aylık başvurusunda bulunan kişiye 22/10/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 364 üncü maddesine göre tespit edilen yakınlarından nafaka bağlanmasının mümkün olup olmadığı Mütevelli
Heyet tarafından tespit edilir. Nafaka bağlanması mümkün olduğu belirlenenlerin aylık başvurusu reddedilir. Nafaka bağlanması mümkün olmadığı belirlenenler hakkında ise, bu Yönetmeliğin durumlarına uygun hükümleri çerçevesinde işlem tesis olunur.”, 8.4. “Muhtaçlık ve bakım ilişkisinin kontrolü” başlıklı 17 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “İnceleme neticesinde muhtaç olmadıkları anlaşılanlara aylık bağlanmaz ve varsa bağlanmış aylık ödemesi durdurulur…”, Hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SN. CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret
Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Bahse konu şikâyet başvurusunda özetle; adı geçen, hiçbir geliri olmayan 65 yaşını doldurmuş bir vatandaş olarak Bağlar Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına yaşlılık aylığı için başvuruda bulunduğunu, ancak başvurusunun “nafaka yükümlülüğüne haiz altsoyu bulunduğu” gerekçesiyle usulsüz bir şekilde reddedildiğini iddia etmiş olup, gereğinin yapılmasını talep etmiştir 11. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de “belirlilik”tir.
Anayasa Mahkemesinin 17/04/2008 tarihli ve 2005/5 Esas, 2008/93 Karar sayılı ilamı ile aynı
Mahkemenin 07.04.2016 tarihli ve 2015/94 Esas, 2016/27 Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulanan belirlilik ilkesine göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması ayrıca, kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup, bireyler belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi şekilde müdahale yetkisi verdiğini bilmelidir. Ancak bu durumda kişiler kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuk güvenliği, de normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır.
12. Bu kapsamda, somut başvuru ile ilgili olarak Bağlar Kaymakamlığı ile iletişime geçilerek, konuyla ilgili gerekli tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesi talep edilmiş olup, talebimize istinaden Bağlar Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının cevabi yazılarında özetle; bahse konu şikâyetin incelendiği, yapılan inceleme neticesinde; başvurucu ’ın 4 kişilik bir hanede yaşadığı, şahsın birlikte yaşadığı oğlunun sağlık personeli olarak (kamu) çalıştığı, kızının ise asgari ücretle çalıştığı, oğlu adına kayıtlı model marka otomobil ile şahsın eşi adına ilçesinde dekar arazinin bulunduğu, neticede hane içinde kişi başına düşen gelirin asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden (3.800,80 TL) fazla olduğu tespit edildiğinden bahse konu talebin kabul edilmediği belirtilmiştir.
13. Bilindiği üzere; 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına
Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinde; “Sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar, nafaka bağlanmış veya nafaka bağlanması mümkün olanlar veya 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler
Kanunu hükümlerine göre harçlık ödenenler hariç olmak kaydıyla, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilen 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarına, muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (4.387) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır.” hükmüne yer verilmiş olup, buna göre sadece nafaka bağlanmış kişiler değil, nafaka bağlanması mümkün olan kişiler de aylık bağlanacaklar kapsamı dışında tutulmuştur.
14. Anılan Kanunun 2 nci maddesinde ise kimlerin “muhtaç” olarak kabul edileceği ve kimlere aylık bağlanabileceği ile aynı Kanuna dayanılarak çıkarılan 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz
Türk Vatandaşları ile Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin ilgili maddelerinde nafaka hususu ile bahse konu aylıklara hak kazanma durumları uygun olanların muhtaçlığının; gelir, servet ve harcamalar esas alınarak nasıl belirleneceği, değerlendirme sonucunda kişi başına düşen hane geliri muhtaçlık sınırının altında olanlara ise ne şekilde aylık bağlanacağı ayrıntılı şekilde hüküm altına alınmıştır.
15. Bununla birlikte, yardım nafakası, ekonomik durumu iyi olan aile bireylerinin ekonomik açıdan zorda olan aile bireyine verdiği destektir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 364 üncü maddesinde; altsoy, üstsoy ve kardeşlerin birbirlerine yardım nafakası vermekle yükümlü oldukları belirtilerek kardeşlerin nafaka yükümlülüğünde “refah içinde bulunma” şartı aranırken altsoy ve üstsoy arasındaki nafaka yükümlülüğü her halükarda mevcut olup, herhangi bir kısıtlayıcı şarta bağlanmamıştır. Konuya ilişkin olarak Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.06.2017 tarih ve 2016/18287 E., 2017/10525 K. sayılı kararında da,“Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir.”denilmek suretiyle bir kişinin aile içi sorunlar veya ilişkilerin zayıflamış olmasından bahisle altsoy, üstsoy ve kardeşlerinden yardım nafakası talep etmemesinin dahi nafaka yükümlülerinin yasal sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağı vurgulanmıştır.
16. Bu itibarla, ilgili mevzuat hükümleri, yapılan sosyal incelemeler ile Bütünleşik Sosyal Yardım
Hizmetleri Bilgi Sisteminde yer alan “Hane Özeti” bilgileri birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar başvurucu 2022 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylıklar için ilgili Vakfa yaptığı başvuruların, yasal şartları taşımasına rağmen “nafaka yükümlülüğüne haiz altsoy bulunduğu” gerekçesiyle usulsüz bir şekilde reddedildiğini iddia etmiş ise de, ilgili Vakıf tarafından yapılan inceleme neticesinde, başvurucunun 4 kişilik bir hanede yaşadığı ve hane içinde kişi başına düşen gelirin asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden (3.800,80 TL) fazla olduğunun tespit edildiği, bununla birlikte başvurucu ve
çocukları bakımından emredici yasa hükmü gereği aynı hanede ikamet edip etmediklerine bakılmaksızın altsoy ve üstsoy arasındaki nafaka yükümlülüğünün her halükarda devam ettiği de nazara alındığında ilgili idarenin başvurucunun bahse konu talebini reddetmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
17. Ayrıca, benzer taleplerle ilgili olarak Kurumumuza yapılan şikayet başvurularında (05.12.2022 tarihli ve 2022/13903 başvuru nolu Ret Kararı, 01.12.2021 tarihli ve 2021/10592 başvuru nolu Ret Kararı, vb.)
verilmiş emsal kararlar bulunmaktadır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı görülmüştür.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın, BAŞVURUCU İLE BAĞLAR KAYMAKAMLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi