|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı ve aylıkların faizi ile ödenmesi talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davacının 506 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmasına hak kazandığını belirterek davanın kabulüne karar vermiştir. Davalı Kurum vekili, istinaf başvurusunda bulunarak, davacının hizmet tespitinin şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması gerektiğini savunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi, davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinin 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında değerlendirildiğini ve 2829 sayılı Kanun gereğince hizmetlerin birleştirilmesine gerek olmadığını belirterek davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Ancak, aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizlerin dikkate alınmaması usul ve yasaya aykırı bulunmuş, bu nedenle kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Sonuç olarak, davacıya 21.11.2019 tarihli tahsis talebine istinaden, 01.12.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına ve ödenecek aylıklara yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. Bu durum, sosyal güvenlik sisteminin amacına uygun bir değerlendirme olarak kabul edilmiştir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/544 E. , 2024/2541 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/122 E., 2023/166 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/154 E., 2021/517 K.
Taraflar arasındaki yaşlılık aylığı bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Sosyal Güvenlik Kurumuna 21.11.2019 tarihinde başvurarak yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu, sadece SSK prim ödeme gün sayısı ile aylığa hak kazanabilecek durumda olduğunu, ancak “2829 sayılı Kanun gereği son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde 4/b sigortalılığının fazla olduğu” gerekçesine dayalı olarak 506 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanması talebinin reddedildiğini belirterek, 21.11.2019 tarihi itibariyle sadece 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetleri ile SSK’dan emekliliğe hak kazandığının tespitini, 01.12.2019 tarihi itibariyle SSK’dan aylığının bağlanması gerektiğinin tespitini ve mahrum kalınan aylıkların ödenmeleri gerektiği tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2829 sayılı Kanun’dan yararlanabilmek için kişiyi tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlamanın sosyal güvenlik sistemi ve yasanın amacıyla bağdaşmadığı gerçeği karşısında, davacıya yalnızca 506 sayılı Kanun’a tabi çalışmaları ile aylık bağlanabiliyorken, ikinci bir sosyal güvenlik Kurumuna tabi hizmetin birleştirilmesinin uygun olmayacağı, davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 21.11.2019 tarihi itibariyle 01.09.1992 tarihinde ilk defa sigortalı olarak işe başladığından 20 yıl sigortalılık süresini doldurduğu, 21.11.1969 doğumlu olduğuna göre 49 yaşını tamamladığı ve 4/1-a Maddesi kapsamında 5808 gün hizmeti bulunduğu görüldüğünden 5600 prim ödeme gün sayısını da haiz olduğu ve dolayısıyla 01.12.2019 tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, “davacı yana 01.12.2019 tarihi itibariyle SSK kapsamında aylık bağlanılması gerektiği ile, işbu 01.12.2019 tarih itibariyle ödenmeyen her bir aylığın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili; davacının hizmet tespiti iddialarını her türlü şüpheden uzak yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, hizmet tespitine yönelik davada gerçek ve fiili çalışmanın tespitinin şüpheden uzak ispatlanması gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile , davacının 21.11.2019 tarihi itibariyle aylık tahsis talebiyle Kadıköy Sosyal Güvenlik Merkezi’ne 20.02.2020 tarihli 3171852 sayılı dilekçesi ile başvuruda bulunduğu, talebinin Kadıköy Sosyal Güvenlik Merkezi’nin 25.02.2020 tarihli E.3369811 sayılı cevap yazısı ile reddedildiği, bu hali ile dava öncesinde davalı Kuruma başvuru şartının yerine geldiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.03.2012 tarihli, 2011/21-813 Esas ve 2012/124 sayılı, E. 2010/10-126, K. 2010/133 ve 10.03.2010 tarihli, E.2002/21-132, K.2002/139 ve 06.03.2002 tarihli kararlarında istikrarlı olarak; “Kanundaki söz ve deyimlerin lafza sıkı sıkıya bağlanarak, 2829 Sayılı Kanundan yararlanabilmek için kişiyi tüm sosyal güvenlik Kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlamanın Sosyal Güvenlik sistemi ve Kanunun amacı ile bağdaşmadığı” görüşü belirtildiği, davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 21.11.2019 tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında 1479 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetleri 2829 sayılı Kanun gereğince birleştirilmeksizin yaşlılık aylığına hak kazandığı, 5510 sayılı Kanun’un 42 nci maddesindeki hükmünün kararın infazında dikkate alınmasının mümkün olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf gerekçelerini tekrarla temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının hizmet birleştirmesi olmaksızın yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ve aylıkların faizi ile ödenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 2829 sayılı Kanun, 506 sayılı Kanun’un Geçici 81/B maddesi.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum’un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1 inci bendinde yer alan “İşbu 01.12.2019 tarih itibariyle ödenmeyen her bir aylığın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine”, cümlesinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “Davacıya 21.11.2019 tarihli tahsis talebine istinaden, tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.12.2019 tarihi itibari ile 4/1-a statüsünden yaşlılık aylığı bağlanmasına, bu kapsamda ödenecek aylıklara, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren başlamak üzere, her bir aylığa ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faiz işletilmesine ve her bir aylığın hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.