|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı üzerine yoğunlaşmaktadır. Davacı, 01.02.2006-19.02.2007 ve 12.09.2007-10.07.2008 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalılığı olduğunu iddia ederken, davalı SGK, davacının 5300 gün prim ödeme şartını sağlamadığını ve dolayısıyla yaşlılık aylığı bağlanamayacağını savunmaktadır. İlk Derece Mahkemesi, davacının 2010 yılında 30 gün Bağ-Kur sigortalılığı bulunduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, davacının sigorta başlangıç tarihini ve prim gün sayısını değerlendirerek, 21.06.2017 tahsis talep tarihi itibarıyla toplam 5374 gün priminin bulunduğunu tespit etmiş ve aylık bağlama şartlarının oluştuğuna karar vermiştir. Bu karar, davacının yaşlılık aylığı almaya hak kazandığını belirterek, birikmiş aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmetmiştir. Yargıtay, davalı SGK’nın temyiz itirazlarını değerlendirirken, davacının prim gün sayısının yeterli olduğu sonucuna varmış ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek, hükmü düzelterek onamıştır. Bu süreç, sosyal güvenlik hukuku açısından önemli bir içtihat oluşturmakta ve sigortalılık sürelerinin belirlenmesinde dikkat edilmesi gereken unsurları vurgulamaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/9494 E. , 2024/8914 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2948 E., 2024/755 K.
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/171 E., 2022/271 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen aksi Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının tahsise hak kazandığı tarihi takip eden ilk aybaşından itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine ve biriken aylıkların yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, davacının güncel hizmet döküm cetveline göre 2010 yılında 30 gün Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğu, toplam gün sayısının 5197 gün olduğu, 18.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen kıstaslar çerçevesinde yapılan hesaba göre 5197 gün üzerinden davacının yaşlılık aylığına hak kazanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının 01.02.2006-19.02.2007 ve 01.04.2009-20.05.2010 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı kabul edildiğinde prim borcunun bulunmadığını, davalı Kurum tarafından 2925 sayılı Kanun’a göre sigortalılık kapsamında sayılması ve 2006 yılında 180 günü bulunduğunun kabul edilmesinin kanuna aykırı olduğunu, Mahkeme tarafından davacının 2010 yılında 30 gün Bağ-Kur sigortalılığı bulunduğunun kabul edilmesinin de hatalı olduğunu, dosya kapsamındaki hizmet cetvelinde farklılıklar olduğunu, 02.06.2022 tarihinde alınan hizmet cetveline göre davacının yaşlılık aylığına hak kazandığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2023 tarih ve 2022/1554 E. – 2023/563 K. sayılı kararı ile davacının sigorta başlangıç tarihinin 15.09.1986 olduğu, 04.12.1987-04.06.1989 tarihleri arasında askerlik borçlanması yaptığı, 29.09.1995-29.03.1996 tarihleri arasındaki Malta’da geçen hizmetlerinden 180 günü borçlandığı, davacının 26.01.2005 tarihli dilekçesine istinaden 2925 sayılı Kanun kapsamında tescil edildiği, davacının 01.02.2006-19.02.2007, 12.09.2007-10.07.2008 tarihleri arasında vergi kaydı olduğu, 29.06.2017 tarihli Bağ-Kur hizmet cetveline göre 01.02.2006-19.02.2007 ve 01.04.2009-20.05.2010 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı kabul edildiği, davacının 6111 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur prim borcunu yapılandırarak ödediği, davacının 21.06.2017 tarihinde tahsis talebinde bulunması üzerine Kurumun 18.07.2017 tarihli yazı ile 2013/11 tarihli genelge gereği davacının 2925 sigortalılığının 2006-2007 tarihleri arasında geçerli olduğu ve bu dönemdeki Bağ-Kur sicil ödemelerinin çıkarılarak 2925 sayılı tarım hesabına aktarıldığı, yapılan bu işlem sonucunda dosyadaki mükteza tablosuna göre davacının esnaf Bağ-Kur hizmetinin 48 gün olarak belirlendiği ve Kurumun 17.10.2017 tarihli yazı ile davacının sigorta başlangıç tarihinin 15.09.1986 olduğu, 180 gün yurt dışı, 542 askerlik borçlanması, 345 gün tarım hizmeti, 3680 gün 4/a prim gün, toplam prim ödeme gün sayısı 4795 gün olduğu, 25 yıl, 49 yaş ve 5300 gün prim ödeme olmadığından tahsis talebinin reddine karar verildiğinin anlaşıldığı, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde dosya kapsamındaki hizmet cetvellerinde farklılıklar bulunduğunu belirtmiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesince, Mersin Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Akdeniz Sosyal Güvenlik Merkezine yazı yazılarak davacının tahsis talep tarihindeki hizmetlerinin bildirilmesi istendiği, 07.03.2023 tarihli cevapla davacının tahsis talep tarihi olan 21.06.2017 tarihi itibari ile sigortalının sicil numaraları birleştirildikte
n sonra 4/a kapsamında 4996 gün (SSK 3929 gün, yurt dışı borçlanması 722 gün ve 2925 Tarım 345 gün
) hizmeti olduğu, Bağ-Kur hizmetinin ise 1 yıl 1
8 gün (378 gün) olduğu ve Bağ-Kur borcunun 01.08.2013 tarihi itibariyle ödediğinin tespit edildiği, dolayısıyla 21.06.2017 tahsis talep tarihi itibariyle toplam 5374 gün priminin olduğu ve aylık bağlama şartlarının oluştuğunun bildirildiği, davacının 08.04.1967 doğumlu olduğu, 15.09.1986 sigorta başlangıç tarihine göre 506 sayılı Kanun’un geçici 81/b-f maddesine göre 25 yıl sigortalılık 49 yaş ve 5300 prim ödeme şartı olduğu, tahsis talep tarihi olan 21.06.2017 tarihinde aylık bağlanma şartlarının oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacının tahsis talebini takip eden aybaşı olan 01.07.2017 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, birikmiş aylıklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Daire kararında; eldeki dosyada, yargılama sırasında Mahkemece yazılan müzekkereye verilen 07.03.2023 tarihli cevapla, davacının tahsis talep tarihi olan 21.06.2017 tarihi itibari ile daha önce dikkate alınmayan iki sicil numarasındaki hizmetlerinin birleştirilmesi ile iptal ipka işlemi yapılması sonucu hizmet sürelerinin değiştiği, sicil numaraları birleştirildikten sonra 4/a kapsamında 4996 gün (SSK 3929 gün, yurt dışı borçlanması 722 gün ve 2925 tarım 345 gün) hizmeti olduğu, Bağ-Kur hizmetinin ise 1 yıl 18 gün (378gün) olduğu ve Bağ-Kur borcunun 01.08.2013 tarihi itibariyle ödediğinin tespit edildiği, dolayısıyla 21.06.2017 tahsis talep tarih itibariyle toplam 5374 gün priminin olduğu ve aylık bağlama şartlarının oluştuğu bildirilmiş, ekli hizmet cetvelinde 01.07.2022 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığı belirtilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde “08.04.1967 doğumlu davacının 15.09.1986 sigorta başlangıç tarihine ve 506 sayılı Kanun’un geçici 81/b-f maddesine göre 25 yıl sigortalılık 49 yaş ve 5300 prim ödeme şartı olduğu, tahsis talep tarihi olan 21.06.2017 tarihinde aylık bağlanma şartlarının oluştuğu” yani davacının Kurum tarafından geçerli kabul edilen ihtilafsız hizmet süresi ile yaşlılık aylığı almaya hak kazandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş olup, Mahkemece yapılacak işin, gerekçe bölümünde, tahsise karar verilmesinde esas alınacak 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık süreleri ve 2925 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık sürelerini ve dönemlerini, Kurum kabullerini de gözeterek ve geçici 76 ncı madde kapsamındaki uygulamayı da irdeleyerek tartışmak ve gerekçe bölümünde açıkça ve net olarak bu dönemleri belirleyerek tahsis koşullarını da bu kapsamda irdeleyip sonucuna göre karar vermek olduğu belirtilerek, hüküm bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.03.2024 tarih ve 2023/2948 E. – 2024/755 K. sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ile tüm dosya kapsamından, davacının sigorta başlangıç tarihinin 15.09.1986 olduğu, 04.12.1987-04.06.1989 tarihleri arasında askerlik borçlanması yaptığı, 29.09.1995- 29.03.1996 tarihleri arasındaki yurt dışı hizmet borçlanması yaptığı, davacının 26.01.2005 tarihli dilekçesine istinaden 2925 sayılı Kanun kapsamında tescil edildiği ve 01.02.2005-31.12.2006 tarihleri arasında 345 gün 2925 sayılı Kanun’a tabi 4/a sigortalılığı olmak üzere toplam 4996 gün 4/a kapsamında sigortasının bulunduğu, davacının 01.01.2007-19.02.2007, 01.04.2009-28.02.2010 tarihleri arasında 1 yıl 18 gün (378 gün) primi ödenmiş Bağ-Kur hizmeti olduğu, en son 01.08.2013 tarihinde prim ödemesi olduğu, 01.03.2010 – 20.05.2010 (80 gün) tarihleri arası borcu bulunduğundan 5510 sayılı Kanun’un ek geçici 76 ncı maddesine istinaden durdurulduğu, davacının prim ödeme günleri konusunda taraflar arasında bir ihtilaf olmadığı ve 21.06.2017 tahsis talep tarihi toplam 5374 gün priminin olduğunun Kurum tarafından da kabul edilmiş olduğu, davacının 08.04.1967 doğumlu olduğu, 15.09.1986 sigorta başlangıç tarihine göre 506 sayılı Kanun’un geçici 81/b-f maddesine göre 25 yıl sigortalılık 49 yaş ve 5300 prim ödeme şartı olduğu, tahsis talep tarihi olan 21.06.2017 tarihinde aylık bağlanma şartlarının oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulü ile davacının tahsis talebini takip eden aybaşı olan 01.07.2017 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, davacıya yaşlılık aylığının bağlandığı 01.07.2022 tarihine kadar birikmiş aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK Başkanlığı Vekilinin Temyiz Sebepleri
Davalı SGK Başkanlığı vekili; davacının 01.02.2006-19.02.2007 tarihleri ile 12.09.2007-10.07.2008 tarihleri arasında vergi kaydı ve 08.09.2008 tarihinde başlayıp 20.05.2010 tarihinde tasfiyeye giren şirket ortaklığının bulunduğu, 01.02.2005-31.12.2006 tarihleri arası 2925 sayılı Kanun’a tabi 4/a sigortalılığı bulunduğundan ve kesintisiz devam ettiğinden 4/b sigortalılığına ait tescili 2925 sayılı Kanun’a tabi 4/a sigortalılığının sona erdiği 01.01.2007 tarihinde vergi kaydına istinaden yapılmış olup, vergi kaydının sonlandığı 19.02.2007 tarihinde terk verildiği, 12.09.2007-10.07.2008 tarihleri arasında vergi kaydı olmasına rağmen 506 sayılı Kanun’a tabi 4/a sigortalılığı olduğundan yeniden 4/b sigortalılığı başlatılmadığı, ayrıca şirket ortaklığına istinaden 01.04.2009 tarihinde yeniden 4/b sigortalılığı başlatılıp davacının dilekçesi doğrultusunda şirketin tasfiyeye girdiği tarih olan 20.05.2010 tarihi itibari ile sonlandırılmış olup, 01.02.2010-20.05.2010 tarihleri arası borcu olduğundan 5510 sayılı Kanun’un Ek Geçici 76 ncı maddesine istinaden dondurulduğu, davacının prim borcu ödenmiş 11 ay 18 gün 4/b hizmeti bulunduğu, 4/a ve 4/b sigorta kollarından toplam 5084 günü olup 5300 gün şartını sağlamadığı için kendisine yaşlılık aylığı bağlanamadığını, Kurum işlemlerinin usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek, hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, aksi Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de işletilecek faiz yönünden, aylıkların bağlanmasında Kuruma tanınan 5510 sayılı Kanun’un 42 nci maddesindeki 3 aylık işlem süresinin gözetilmemesi, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 nci maddesi gereğince verilen karar düzeltilerek onanmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Davalı SGK Başkanlığı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı SGK Başkanlığı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararında, hükmün (1-a) no.lu bendinin silinerek yerine “1- Davanın kabulü ile a) Davacının tahsis talebini takip eden aybaşı olan 01.07.2017 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, davacıya bağlanacak yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi gözetilmek kaydıyla ödenmesi gereken aylardan yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün bu biçimiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.