onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının yaşlılık aylığı talebinin reddedilmesine ilişkin olup, davacı vekili, müvekkilinin gerekli prim gün sayısını ve yaş şartını yerine getirdiğini, ancak Kurumun son 7 yılın 4/b kapsamında geçtiğini öne sürerek talebin reddedildiğini belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının tüm şartları yerine getirdiğine karar vererek yaşlılık aylığının bağlanmasına hükmetmiştir. Davalı Kurum ise, son 7 yıl içinde yeterli gün sayısının 4/a kapsamında olmadığını savunarak istinaf başvurusu yapmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi, davalının istinaf başvurusunu esastan reddederek, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirtmiştir. Temyiz aşamasında, davalı Kurum vekili, eksik inceleme yapıldığını ve resmi belgelerin yeterince değerlendirilmediğini iddia etmiştir. Ancak Yargıtay, temyiz dilekçesindeki gerekçelerin kararın bozulmasını gerektirmediğine karar vererek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır. Bu durumda, davacının yaşlılık aylığına hak kazandığı tespit edilmiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/8145 E.  ,  2024/10650 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2024/468 E., 2024/876 K.
    KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2022/116 E., 2023/221 K.

    Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun
    esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 31.05.2022 tarihinde davalı Kuruma yaşlılık aylığı için tahsis talebinde bulunduğunu, tahsis talep tarihi itibarıyla SSK hizmetleri aylık almasına yeterli olmasına rağmen, Kurumun tahsis talebine ret kararı verildiğini, Kurumca “son 7
    yıl 4-b kapsamında olduğundan 4-a’dan yaşlılık aylığı bağlanamayacağı anlaşılmış olup, talebiniz reddedilmiştir” gerekçesinin ileri sürüldüğünü, müvekkilinin 01.11.1988 sigorta başlangıç tarihine göre, SSK
    kapsamındaki hizmet dökümünden de görüleceği üzere 25 yıl 51 yaş 5450 gün prim şartını yerine getirdiğini, SSK statüsünde tüm şartlarını tamamlamış ve başvurusunu yapmış iken ihtiyacı ve arzusu hilafına hizmet
    birleştirme yapılarak, emeklilik şartların haiz olmadığı varsayılarak yaşlılık aylığı talebinin reddedilmesinin
    mağduriyetine yol açtığını belirterek, müvekkilinin Bağ-Kur kapsamında hizmetleri dikkate alınmadan sadece 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetleri ile 31.05.2022 tarihinde SSK’dan emekliliğe hak kazandığının tespitine, 01.06.2022 tarihi itibariyle SSK aylığının bağlanmasına, mahrum kalınan aylıkların (Kurum aylık bağlama süresi de dikkate alınarak) ödenmeleri gerektiği tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte taraflarına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının 31.05.2022 tarihinde yaşlılık aylığı dilekçesi verdiğini, dosyasının tetkikinde 51 yaş, 5450 gün emeklilik şartlarını tamamladığını ancak, …
    Bektaş’ın 4/b dosya muhteviyatı ilgide kayıtlı yazıya istinaden 4/b emeklilik işlemleri bakımından 2829 sayılı
    Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına Tabi Hizmetlerinin Birleştirilmesine İlişkin Kanun gereğince son 7 yıllık fiili hizmet süresinin (1260 gün) Kuruma tabi olarak geçmesi gerektiğinden emeklilik talebinin ret edildiğini, son 7 yılda
    4-a kapsamında 31.05.2022 tarihine kadar 413 günü mevcut bulunduğunu, Kurumca tesis edilen işlemin kanuna
    ve mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesi, cevap dilekçesi, Kurum kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının vekili aracılığı ile 31.05.2022 tarihinde emeklilik aylığı bağlanması talebinde bulunduğu, davalı Kurumun ise 14.06.2022 tarih 47249361 sayılı cevabi yazısı ile davacının emeklilik aylığı talebini ret ettiği, davalı Kurum vekilinin cevap dilekçesinde, davacının 51 yaş, 5450 gün emeklilik şartlarını tamamlandığını, ancak 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına Tabi Hizmetlerinin Birleştirilmesine İlişkin Kanun gereğince son 7 yıllık fiili hizmet süresinin (1260 gün) Kuruma tabi olarak geçmesi gerektiğinden emeklilik talebinin reddedildiği, son 7 yılda 4a kapsamında 31.05.2022 tarihine kadar 413 günün mevcut bulunduğunu beyan ettiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, 15.08.1970 tarihinde … davacının 31.05.2022 talep tarihi itibariyle 51 yaşını ikmal ettiği 33 yıl sigortalılık süresi ve 5456 gün hizmetinin mevcut olduğu, 4759 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 23.05.2002 tarihinde 13 yıl 6 ay 22 gün sigortalılık süresi bulunan davacının, 506 sayılı Kanun’un 4759 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ile değişik geçici 81 inci maddesinin B/h bendine göre (talep tarihinde) yerine getirmesi gereken 25 tam yıl sigortalılık süresi şartını, 5450 gün prim ödeme şartını ve 51 yaşını doldurma şartını yerine getirmiş olduğu sonucuna varıldığından, davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, 01.06.2022 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanmasına ve ödemenin yapılacağı tarihe kadar ay be ay tahakkuk edecek yaşlılık aylıklarının 01.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine dair karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle;
    -Öncelikle yetki, görev ve dava süresi bakımından inceleme talep ettikleri,

    -Davacı vekili, emekliliğe hak kazandığının tespitini dava etmiş olup, iş bu davayı açmış ve yargılama sonunda davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Yerel Mahkeme tarafından verilen karar, usul ve yasaya aykırıdır. Eksik inceleme yapmak suretiyle hatalı hükümler tesis eden Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerekir.

    -İşbu dava 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmamış olup Yerel Mahkemenin davanın esasına girilmeden süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde vermiş olduğu karar yasaya aykırı olduğundan davanın tümüyle reddi gerekmektedir.

    -Müvekkil Kurum kayıtlarının incelenmesinde, davacı … tarafından 31.05.2022 tarihinde merkezimize emekli dilekçesi verilmiş olup,dosyasının tetkikinde 51 yaş, 5450 gün emeklilik şartlarını tamamladığı ancak, 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına Tabi Hizmetlerinin Birleştirilmesine İlişkin Yasa gereğince son 7 yıllık fiili hizmet süresinin (1260 gün) Kurumumuza tabi olarak geçmesi gerektiğinden emeklilik talebi ret edilmiş olup son 7 yılda 4a kapsamında 31.05.2022 tarihine kadar 413 günü mevcut bulunmaktadır.

    -Yerel Mahkemenin tüm bu incelemeleri yapmadan sadece davacının işe giriş bildirgesinin varlığına dayanarak sigortalı hizmetinin başlangıcının bu tarih olduğunun tespitine karar verilmesi hatalı olup eksik ve yetersiz inceleme sonucunda hüküm tesis edilmiştir.

    -Yargıtay “çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de, mümkün oldukça işverenin ücret bordroları, dönem bordroları ve SSK kayıtları getirilerek resmi kayıtlara geçmiş amir, şef ustabaşı, postabaşı gibi görevlileri ile diğer çalışanları ile o işyerine komşu olan ve yakın işyerlerinde bu işyerini bilen resmi belgelere geçmiş tanıkların ifadesine başvurulmalıdır.” Kararda da belirtildiği gibi resmi kayıtlara geçmiş amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlilerin dinlenilmesi ve anlatımlarına önem vermek gerekir. Aksi durumda kötü niyetli kişiler her zaman tedariki mümkün tanıklarla hizmet tespitine gidebilirler ve bunun da önü alınamaz. Hizmet tespitine ilişkin davaların kamusal niteliği dikkate alındığında davacının davaya konu sürede çalışmanın sürekli olduğunun kabulü için yazılı belgelerin ve davacının imzasını havi ücret tediye bordrolarının varlığı gereklidir.

    – Bunun için 506 ve 5510 sayılı Kanun ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 17 nci maddesinde belirtilen Kuruma verilmesi zorunlu dört aylık prim bordrolarının verilmiş, primlerinin ödenmiş olması gerekmektedir. Eylemli ve gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet aktine dayanılarak dahi, sigortalılıktan söz edilemez. (Yargıtay 10.H.D. 2004/9958Esas- 2005/649 Karar) Bu nedenle davanın kabulüne karar vermek Kanuna aykırıdır.

    -Resmi belge olan Kurum kayıtlarının aksi ancak eş değer yazılı belgelerle ispat edilebileceği ilkesi de göz önünde bulundurularak davanın tanık beyanlarıyla ispatı mümkün değildir. Nitekim, Yargıtay 10. ve 21. Hukuk Dairesinin muhtelif kararlarında kamu düzenini ilgilendiren bu tür hizmet tespiti davasının hakimlikçe titizlikle incelenmesi gerektiği, işyerinin açılış ve kapanış tarihlerinin araştırılması gerektiği, şahit beyanlarıyla davanın ispatının mümkün olmadığı, yazılı bir takım belgelerin varlığının araştırılması (ücret bordrosu, vizite kağıdı vb. gibi) işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığının araştırılması, ait değilse bildirge geçersiz olacağından işyeri kayıtları ve Kurum kayıtları araştırılarak bordrolarda ismi geçen yakın çalışma arkadaşlarının dinlenmesi gerektiği, işyerinin kapsam ve kapasitelerinin araştırılması vb. hususlarda araştırılmalı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde inceleme ve araştırma yapılmalıdır.

    -Yerel Mahkemece verilen karar Bilirkişi Raporu esas alınarak verilmiş olup, başkaca araştırma yapmadan eksik ve hatalı karar verilmiştir. Her ne kadar yerel Mahkemece alınmış olan Bilirkişi Raporuna 28.10.2023 tarihli dilekçe ile itiraz edilmiş olsa da yerel Mahkeme itirazları değerlendirmemiş, hatalı ve eksik düzenlenmiş olan Bilirkişi Raporu doğrultusunda karar verilmiştir. Yerel Mahkemenin maddi gerçeğe ulaşmak konusunda yeterince araştırma yapmaksızın hüküm tesis etmesi hukuka ve yasaya uygun değildir. Bu yönü ile de yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerekir. Gerekçeleri ile kararı istinaf etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, istinaf dilekçesinde ileri sürülen hususlara, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına, HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme ile dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesine usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılarak, davalının istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili; istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

    C.Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, hizmet birleştirilmesine zorlanmaksızın yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, mülga 506 sayılı Kanun’un ve 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri.

    3. Değerlendirme
    1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.