|
ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacının sigorta başlangıç tarihi ve yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları üzerine bir hukuki uyuşmazlık incelenmiştir. Davacı, 01.03.1982 tarihinde işe başladığını ve 03.01.2012 tarihinde yaşlılık aylığı talebinde bulunduğunu belirtmiştir. Ancak, mahkemece yapılan değerlendirmede, davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1984 olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu tarihte 48 yaşını doldurmadığı gerekçesiyle talebinin reddedilmesi uygun bulunmuştur.
Mahkeme, 506 sayılı Kanun’un geçici 81. maddesi uyarınca, yaşlılık aylığına hak kazanmak için gerekli olan 25 yıl sigortalılık süresi ve 5225 prim gün sayısı koşullarının sağlanmadığını belirtmiştir. Bu nedenle, davacının tahsis talep tarihinde yaş koşulunu yerine getiremediği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, davanın reddine karar verilmiştir. Bu durum, sigorta başlangıç tarihi ve yaş koşulunun belirlenmesinde hukukun nasıl uygulandığını göstermektedir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/2225 E. , 2024/3732 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1355 E., 2023/2384 K.
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 18. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/20 E., 2020/92 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen Kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığı bağlanması davasında davanın kabulüne dair verilen kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına ve yeniden davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmişt olup kararın yeniden bozulmasına karar verilmesi neticesinde bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı iş yerinde 01.03.1982 tarihinde işe başladığını işe giriş bildirgesinin SGK’ya bildirildiğini sigorta başlangıcının tespiti için Kuruma başvurulduğunu Kurumun talebi kabul etmediğini belirterek davacının sigorta hizmet başlangıcının 01.03.1982 olduğunun tespitini ve 03.01.2012 tarihli emeklilik müracaatı talebini reddeden Kurum işleminin reddi ile davacıya 01.02.2012 tarihinden itibaren emekli maaşı bağlanması gerektiğinin tespitini hak edilen maaşların hak ediş tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum evraklarının esas olduğunu hak düşürücü süre itirazı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2017 tarih ve E.2016/65, K.2017/22 sayılı kararı ile “Dava dışı iş yeri tarafından düzenlenen 01.03.1982 tarihli işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına intikal ettiği iş yerinin kanun kapsamına alındığı işe giriş bildirgesinde ki kimlik bilgilerinin davacıya ait olduğu işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına intikal ettirilmesi sebebiyle davada 5 yıllık hak düşürücü sürenin oluşmadığı tanıkların bordro tanığı olduğu davacının iş yerinde ki fiili çalışma olgusunu ispatlar nitelikte beyanda bulundukları anlaşıldığından tüm dosya kapsamı da birlikte değerlendirilerek davacının 01.03.1982 tarihinde dava dışı iş yerinde çalışmaya başladığı işe giriş bildirgesinin düzenlenip Kurum kayıtlarına intikal ettirilmesinin en az 1 günlük çalışmaya karine teşkil ettiği anlaşılmıştır. Bağcılar SGM’ye yazılan yazı cevabı ve davalı Kurum vekilinin duruşmada ki beyanlarında davacının Bağ-Kur borcunun ödendiği 15.08.2014 tarihini takip eden ay başı olan 01.09.2014 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı bağlandığının belirtildiği 01.03.1982 tarihinde 03.01.2012 tarihinde ki tahsis talebinde ki şartları sağlanmış olsa da mevzuat gereği sigortalının tahsis tarihinde Bağ-Kur borcunun bulunması nedeniyle Bağ-Kur borcu 15.08.2014 tarihinde ödenmiş olduğundan bu tarihi takip eden ay başı itibari ile aylık bağlandığı belirtilmişse de davacının 4-1 (B) Bağ-Kur’dan emekli olmadığı 01.03.1982 tarihli işe giriş bildirgesi ve 1 gün tespitine göre Kuruma tahsis talebinde bulunduğu 03.01.2012 tarihinde emeklilik şartlarını taşımış olduğu anlaşıldığından davalı Kurumun ve davalı vekilinin bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiş davacının talebi doğrultusunda tahsis tarihine göre yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine ve birikmiş emekli aylıklarının hak ediş tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar vermek gerekmiştir. Davacının doğum tarihine göre bu tarih itibari ile 18 yaşını ikmal etmediği anlaşılmışsa da dava dışı iş yerinde 1 gün süre ile çalıştığını tespiti yapıldığından bu 1 günlük çalışmanın ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalılığının prim ödeme gün sayısına eklenmesine davacıya tahsis talebine göre 1 günlük çalışmasının prim ödeme gün sayısına eklenmesine karar vermek gerekmiş emsal Mahkeme kararları, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2015/19605 sayılı kararları da dikkate alınarak davanın kabulüne karar vermek gerektiği” gerekçesiyle;
“1-Açılan davanın kabulü ile
Kurum işleminin iptali ile
Davacının dava dışı Memiş Asaf Ayverdi iş yerinde 01.03.1982 tarihinde 1 gün süre ile çalıştığının tespiti ile, bu 1 günlük çalışmasının 18 yaşını doldurmadan önceki döneme ait olması nedeniyle ödenen malullük yaşlılık ve ölüm sigortalılığının prim ödeme gün sayısı hesabına eklenmesine ve davacının 01.02.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, yaşlılık aylığının hak ediş tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı SGK vekili;davacının tahsis talep tarihinde prim borcu bulunduğunu, prim borcunu 15.08.2014 tarihinde ödediğini ve 01.09.2014 tarihi itibarıyle aylık bağlandığını, Mahkemece talep aşılarak karar verildiğini, hizmet tespitine dair bir talep bulunmamasına rağmen Mahkemece hizmet tespit kararı verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2017 tarih ve E.2017/817, K.2017/986 sayılı kararı ile “Dosyadaki bilgi ve belgelerin tetkikine göre;
Davacının Bakırköy 16. İş Mahkemesinin 2012/284 E. sayılı dosyasında sigorta başlangıç tarihinin 01.03.1982 olduğunun tespitini talep ettiği,mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının 8968 sicil numaralı işyerinde 1 gün süre ile çalıştığının tespitine, aylığa hak kazandığının tespiti ile ilgili talebin atiye bırakılması sebebiyle bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin kararı “davacının 8968 sicil numaralı işyerinde 01.03.1982 tarihinde 1 gün süre ile çalıştığının, sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 01.01.1984 tarihi olduğunun ve 1 günlük çalışmasının prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine” şeklinde düzelterek onadığı anlaşılmıştır.
Davacının 03.01.2012 tarihinde aylık bağlanması yönünde tahsis talebinde bulunduğu, Kurumun sigorta başlangıç tarihinin 03.12.1984 olduğunun kabulü ile yaş şartını yerine getirmediğinden bahisle talebi reddettiği, Bakırköy 16. İş Mahkemesinin kararının kesinleşmesinden sonra Kuruma müracaat edildiği,ancak mahkeme kararı ile sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1984 olarak kabul edilmesi nedeniyle 25 yıl 48 yaş ve 5225 prim ödeme gün sayısını tamamlaması gerektiği tüm şartları sağlamadığı gerekçesiyle talebin yeniden reddedildiği anlaşılmıştır.
Kesinleşen yargı kararıyla davacının sigorta başlangıç tarihi 01.01.1984’tür.Kurum davacının ilk tahsis talep tarihinde yaş şartını yerine getirmediğinden bahisle talebi reddetmişse de sigortalıların 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesine göre aylığa hak kazanma koşullarının belirlenmesinde 18 yaş uygulamasına bakılmaksızın ilk işe giriş tarihine göre yaş,prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilecek olup sözkonusu koşullardan sigortalılık süresi koşulunun tahsis talep tarihinde yerine gelip gelmediği belirlenirken ise 18 yaş uygulamasına bakılacaktır.
Bu haliyle davacının ilk işe giriş tarihi 01.03.1982 olarak ve fakat sigorta başlangıç tarihi 01.01.1984 olarak kabul edilmesi gerektiğinden ilk işe giriş tarihine göre aranan 46 yaş 25 yıl sigortalılık ve 5075 gün prim ödeme gün sayısı aylık bağlanması için yeterli olup davacının 03.01.1982 tahsis talep tarihinde 46 yaş, 28 yıl sigortalılık ve 8821 prim ödeme gün sayısı ile aylığa hak kazandığı açık olup aksi yöndeki Kurum işleminin hatalı olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan Kurumun davacının tahsis talep tarihinde prim borcu olduğu yönündeki iddiasında da geçerli bir yön bulunmadığı zira davacının 4/a sigortalılığının tek başına aylık bağlanması için yeterli olduğu,hizmet birleştirilmesi gibi bir talebi bulunmadığı gibi 4/a sigortalılığının tek başına aylık bağlanmasına yeterli olduğu için 4/b sigortalılığı ile birleştirilmesinin zorunlu olmadığı Kurumun bu yöndeki işleminin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç olarak davacının 03.01.2012 tahsis talep tarihinde aylığa hak kazandığı, aksi yöndeki Kurum işleminin yerinde olmadığı, Mahkemenin kararının bu yönden usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış ve davalı Kurum vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, ancak Mahkemece herhangi bir talep olmadığı ve zaten kesinleşmiş bir karar olduğu halde davacının sigorta başlangıç tarihine ilişkin hüküm kurduğu anlaşılmakla Mahkeme kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurmak gerektiği” gerekçesiyle;
“1-Davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine
2-Bakırköy 18. İş Mahkemesinin 2016/65 Esas 2017/22 Karar sayılı ve 08.02.2017 tarihli kararının ortadan kaldırılmasına,
3-Davanın kabulüne
Davacının 03.01.2012 tahsis talep tarihinde aylığa hak kazandığının ve takip eden 01.02.2012 tarihi itibarıyle aylık bağlanması gerektiğinin tespiti ile birikmiş aylıkların hakediliş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine” karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 21.10.2019 gün, 2018/344 E., 2019/7721 K. kararında; “… Yukarıdaki açıklama ve yasal düzenlemeler ışığında dava irdelendiğinde, 18 yaşın doldurulduğu 0.01.1984 günü esas alındığında 23.05.2002 tarihi itibarıyla 18 yıl 4 ay 22 günlük sigortalılık süresi bulunan davacının Geçici 81 inci maddenin (B) bendinin 48 yaş, 25 yıl sigortalılık süresi, 5.225 prim ödeme gün sayısı koşullarının yer aldığı (e) alt bendine tabi tutulması gerektiği gözetilerek karar verilmelidir.” gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 17.06.2020 tarih ve E.2020/20, K.2020/92 sayılı kararı ile “… Dava dışı iş yeri tarafından düzenlenen 01.03.1982 tarihli işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına intikal ettiği iş yerinin Kanun kapsamına alındığı işe giriş bildirgesinde ki kimlik bilgilerinin davacıya ait olduğu işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına intikal ettirilmesi sebebiyle davada 5 yıllık hak düşürücü sürenin oluşmadığı tanıkların bordro tanığı olduğu davacının iş yerinde ki fiili çalışma olgusunu ispatlar nitelikte beyanda bulundukları anlaşıldığından tüm dosya kapsamı da birlikte değerlendirilerek davacının 01.03.1982 tarihinde dava dışı iş yerinde çalışmaya başladığı işe giriş bildirgesinin düzenlenip Kurum kayıtlarına intikal ettirilmesinin en az 1 günlük çalışmaya karine teşkil ettiği anlaşılmıştır. Bağcılar SGM’ye yazılan yazı cevabı ve davalı Kurum vekilinin duruşmada ki beyanlarında davacının Bağ-Kur borcunun ödendiği 15.08.2014 tarihini takip eden ay başı olan 01.09.2014 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı bağlandığının belirtildiği 01.03.1982 tarihinde 03.01.2012 tarihinde ki tahsis talebinde ki şartları sağlanmış olsa da mevzuat gereği sigortalının tahsis tarihinde Bağ-Kur borcunun bulunması nedeniyle bağkur borcu 15.08.2014 tarihinde ödenmiş olduğundan bu tarihi takip eden ay başı itibari ile aylık bağlandığı belirtilmişse de davacının 4-1 (B) Bağ-Kur’dan emekli olmadığı 01.03.1982 tarihli işe giriş bildirgesi ve 1 gün tespitine göre Kuruma tahsis talebinde bulunduğu 03.01.2012 tarihinde emeklilik şartlarını taşımış olduğu anlaşıldığından davalı Kurumun ve davalı vekilinin bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiş davacının talebi doğrultusunda tahsis tarihine göre yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine ve birikmiş emekli aylıklarının hak ediş tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar vermek gerektiği” gerekçesiyle;
“1-Açılan davanın kabulü ile,
Davacıya 01.12.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine,
Yaşlılık aylığının hakediş tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine” karar verilmiştir.
C. 2 nci Bozma Kararı
Dairenin 09.06.2021 gün, 2020/9836 E., 2021/7981 K. Kararında; “… 05.02.2016 tarihinde açılmış eldeki davada ise Mahkemece verilen 08.02.2017 tarihli ilk karar ile davanın kabulüne dair karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf yoluna başvurması nedeniyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf istemi incelenmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince, 01.11.2017 tarihinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca işin esası hakkında yeniden karar tesis etmek suretiyle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına dair karar verilmiş ve bu kararın temyizi üzerine de Dairemizin 21.10.2019 tarih ve 2018/344 E., 2019/7721 K. sayılı ilamı ile kararın bozulmuş olduğu, ne var ki bozma ilamımızın sonuç kısmında zuhulen dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine dair karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak işin esasına girilerek, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, aslen temyize konu davadaki, Dairemiz bozma hükmünün, Bölge Adliye Mahkemesince işin esası hakkında ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi kapsamında verilmiş olan karara yönelik olduğu, Dairemiz bozma ilamı sonrası yargılama ve hüküm tesis etme yetkisinin Bölge Adliye Mahkemesine ait olacağı açık olmakla, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde verilen kararın kaldırılarak, Dairemiz bozma ilamı sonrasında yargılama yapmak ve bir karar vermek üzere, dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir.” gerekçesiyle Mahkemece verilen karar bozulmuştur.
D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.12.2023 tarih ve E.2021/1355, K.2023/2384 sayılı kararı ile “… Eldeki davada; davacının sigorta başlangıç tarihinin kesinleşen Mahkeme kararı ile 18 yaşını ikmal ettiği 01.01.1984 olduğu, 01.01.1966 doğumlu olan davacının ilk işe giriş tarihinin ise 01.03.1982 olduğu, 506 sayılı Kanun’un Geçici 81 inci maddesinin B bendinin (e) alt bendine göre 01.01.1984 sigorta başlangıç tarihine göre 25 yıl sigortalılık 5225 prim gün şartını yerine getiren davacının 03.02.2012 tarihli tahsis başvuru tarihinde 48 yaşını ikmal etmediği, yaş koşulunu yerine getiremediği anlaşılmakla, davanın reddine” karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davanın kabulü ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
506 sayılı Kanun’un geçici 81’inci maddesinin B-e bendinde;
23.05.2002 tarihinde; …
“… Sigortalılık süresi 17 (dahil) yıldan fazla, 18 yıl 6 aydan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 48 yaşını doldurmaları ve en az 5225 gün” …
Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.” hükmü yer almaktadır.
3. Değerlendirme
Eldeki davada, 01.01.1966 doğumlu olan davacının sigorta başlangıç tarihinin kesinleşen Mahkeme kararı ile 18 yaşını ikmal ettiği 01.01.1984 olduğu, davacının ilk işe giriş tarihinin ise 01.03.1982 olduğu, Mahkemece, 506 sayılı Kanun’un Geçici 81 inci maddesinin B bendinin (e)alt bendine göre 01.01.1984 sigorta başlangıç tarihine göre 25 yıl sigortalılık 5225 prim gün şartını yerine getiren davacının 03.02.2012 tarihli tahsis başvuru tarihinde 48 yaşını ikmal etmediği,yaş koşulunu yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yargılama aşamasında yaş koşulunun tahsis talebinden sonra 01.01.2014 tarihinde gerçekleşmiş olması karşısında yaş koşulunun gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşı itibari ile tahsise karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tahsis talep tarihini takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığına hükmedilmiş olması isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.