onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, davacının 01.03.2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebinin reddedilmesi ve fuzulen ödenen 900 günlük yurt dışı borçlanma bedelinin geri ödenmesi talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davacının yaşlılık aylığına hak kazanmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Mahkeme, davacının sigortalılık sürelerinin çakıştığını ve bu nedenle yaşlılık aylığına hak kazanamayacağını, dolayısıyla Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu ifade etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının istinaf başvurusunu esastan reddederek, İlk Derece Mahkemesi kararını onaylamıştır. Temyiz aşamasında ise, davacı vekilinin ileri sürdüğü nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığına karar verilmiştir. Sonuç olarak, temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmış ve davacının talebi reddedilmiştir. Bu durum, sosyal güvenlik sistemindeki çifte sigortalılığın mümkün olmadığı ve mevcut mevzuatın uygulanması gerektiği ilkesini pekiştirmektedir.

10. Hukuk Dairesi         2024/4227 E.  ,  2024/5503 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/687 E., 2023/1985 K.
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2019/197 E., 2020/152 K.

    Taraflar arasındaki 01.03.2018 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsisi, fuzulen ödenen 900 günlük yurt dışı borçlanma ödemesi olan 19485,00 TL’nin yasal faiziyle geri ödenmesi gerektiğinin tespiti, şimdilik ödenmeyen aylıklar ve yersiz ödenen borçlanma bedelinden 2000,00TL’nin ödenmesi, aksine işlemlerin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili, müvekkilinin 23.02.2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebinin, aylık bağlanması için yeterli prim ödeme gün sayısı bulunmadığından haksız yere reddedildiğini, davalı Kurumun hizmet sürelerini iptal etmesi nedeniyle prim ödeme gün sayısının eksildiğini, aylık bağlanması için fuzulen 900 gün daha yurt dışı borçlanması yaptırılarak 01.03.2019 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığını, aksine tüm Kurum işlemlerinin iptali ile 01.03.2018 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsisi, fuzulen ödenen 900 günlük yurt dışı borçlanma ödemesi olan 19485,00 TL’nin yasal faiziyle geri ödenmesi gerektiğinin tespiti, şimdilik ödenmeyen aylıklar ve yersiz ödenen borçlanma bedelinden 2000,00TL’nin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı Kurum vekili, davacının çakışan hizmetlerinde düzenleme yapıldığını, yaşlılık aylığının bağlanması koşullarının oluştuğu vakitte talep üzerine aylığın bağlandığını, yapılan işlemlerde usul ve yasaya aykırı bir hususun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… davacının 506 sayılı Yasa kapsamında 1525 gün, 1479 sayılı Yasa kapsamında 29.12.1977-25.09.1978, 07.02.1980-30.03.1980, 01.04.1980-30.11.1981 tarihleri arasında 919 günlük sigortalılık sürelerinin bulunduğu, 300 günlük yurt dışı borçlanma süresinin bulunduğu, davacının 23.02.2018 tarihli tahsis talebi üzerine Kurum tarafından 3600 gün hizmeti bulunmadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiği, 26.02.2019 tarihli ikinci tahsis talebi üzerine 01.03.2019 tarihinden geçerli olmak üzere toplam 3644 prim gün sayısı üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 3201 sayılı Kanun ile yapılmış toplam 1200 gün yurt dışı borçlanmasında bulunduğu görülmüştür.

    Davacının 1980 – 1981 yılları arasında SSK ve Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin 509 günlük kısmının çakışmış olduğu görülmüştür. Çakışma durumunda sigortalılık hallerinin başladığı dönemde yürürlükte olan mevzuata bakılarak çözüm yoluna gidilmesi gerekmektedir. Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp önceden başlayıp çakışma tarihinde süregelen sigortalılığa geçerlilik tanınmaktadır. Açıklanan bu bilgi doğrultusunda düzenlenen ve hükme esas alınan, hüküm kurmaya ve denetime elverişli 14.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının 23.02.2018 tarihli tahsis talep tarihinde toplam 2744 prim gününün bulunduğu, yaşlılık aylığına hak kazanamayacağının belirtildiği, 900 günlük yurt dışı borçlanma süresiyle toplam 3644 gün üzerinden davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı bu sebeple Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olduğu, davacının ilk tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanamayacağı anlaşılmakla davacının Kurumdan tahsili mümkün herhangi bir alacağının bulunmaması… ” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B.İstinaf Sebepleri
    Davacı vekili, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu usul ve yasaya aykırı olarak verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili istinaf gerekçelerini tekrarla temyiz başvurusunda bulunmuştur.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, 01.03.2018 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsisi, fuzulen ödenen 900 günlük yurt dışı borçlanma ödemesi olan 19485,00 TL’nin yasal faiziyle geri ödenmesi gerektiğinin tespiti, şimdilik ödenmeyen aylıklar ve yersiz ödenen borçlanma bedelinden 2000,00TL’nin ödenmesi, aksine işlemlerin iptali istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 ve 3201 sayılı Yasanın ilgili maddeleri.

    3. Değerlendirme
    1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.