onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin tespit talebi ve yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı üzerinedir. İlk Derece Mahkemesi, davacının 31.03.2001 tarihi itibarıyla Bağ-Kur sigortalılığının sona erdiği ve prim borcunun bulunmadığını tespit etmiş, ayrıca davacının yaşlılık aylığı talep şartlarını yerine getirmediği gerekçesiyle talebini reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını hukuka uygun bulmuş ve istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Ancak Yargıtay, davacının yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarının yargılama sürecinde gerçekleşebileceğini belirterek, eksik araştırma ve inceleme nedeniyle mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna hükmetmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, davacının yaşlılık aylığına hak kazanma durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğine ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir. Bu durum, sosyal güvenlik hukukunun temel ilkeleri doğrultusunda, bireylerin haklarının korunması açısından önem taşımaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/4471 E.  ,  2024/11044 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/2729 E., 2024/273 K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2018/452 E., 2023/386 K.

    Taraflar arasındaki tespit davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.12.1997 tarihinden 31.03.2001 tarihine kadar gerçek usul vergi mükellefiyeti ile Ordu ilinde mobilya mağazası açarak ticaret yaptığını 08.02.2001 yılında evlendiğini bu nedene 31.03.2001 yılında ticari faaliyetine son vererek iş yerini ve vergi kaydını kapattığını, ancak sehven Esnaf ve Sanatkarlar Odasına sicilini sildirmediğini, oda kaydının 26.05.2005 tarihinde Esnaf ve Sanatkarlar sicilinin 16.07.2002 tarihinde resen silindiğini, 6552 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur prim borçlarının yapılandırıldığını ve 11.04.2016 tarihinde tüm borçlarını ödediğini, hizmet birleştirilmesi için başvurduğunu, Ordu SGK İl Müdürlüğünün önce 120 gün hizmet çakışması olduğunu 3900 SSK ile 1170 gün Bağ-Kur hizmetinin olduğunu ve toplamda 5070 gün sigortalı sayıldığını 5225 gün tamamlandığında emekli olacağının bildirildiğini, birkaç ay sonra Ordu SGK İl Müdürlüğünün yeni yazı göndererek Esnaf ve Sanatkarlar sicili ile oda kaydının 26.05.2005 tarihinde kapandığı için bu tarihe kadar zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayıldığını ve hizmet süresinde 1375 gün artış olduğunun ve prim borcunun çıktığının 1 ay içerisinde ödendiği takdirde 6522 sayılı Kanun kapsamında yapılan yapılandırmanın bozulacağının bildirildiğini ve 1 ay içerisinde iptal edildiğini, bu nedenlerle zorunlu Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin vergi kayıtlarına göre esas alınmasını ve tespitini, 6522 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur prim borçlarını yapılandırıp tüm prim borçlarının ödendiği ve başka hiç bir prim borcunun olmadığının tespitine 30.12.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine ve birikmiş aylıklarının faiz ile birlikte kendisine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
    II.CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı bakımından uygulanması gereken düzenlemenin 1479 sayılı Kanun’un 22.03.1985 tarihinde 3165 sayılı Kanun ile değiştirilen 24. madde hükmü olduğunu söz konusu değişiklik ile zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunmasının yeterli görüldüğünü davacının borca ilişkin 06.10.2014 tarihli 6552 sayılı Kanun’un yapılandırma başvuru hakkı saklı tutularak oluşturulan 15.400,31 TL tutarında ki borçtan ödendiği tutarlar düşülerek çıkan 12.025,61 TL ihya fark borç tutarı davacıya tebliğ edildiği tebliğ edilen ihya fark borcunun davacı tarafından süresi içinde ödenmediğinden ihya süresi geçersiz sayıldığından davacının Bağ-Kur hizmetinin bulunmadığını davacının emekli olabilmek için yazılı talepte bulunmadığını bu nedenlerden dolayı haksız ve yersiz açılmış olan davanın reddini talep etmiştir.
    III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
    İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacının sigortalılık tespiti yönünden yapılan incelemede: dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının faaliyetini 31.03.2001 tarihinde terk ettiği, Ordu Esnaf ve Sanatkarlar Sicil kaydının 16.07.2002 tarihinde silindiği, Bakkallar ve Bayiler Esnaf Odası üyelik kaydı ise ilgili oda yönetim kurulunun 26.05.2005 tarih ve 16-1 sayılı kararı ile resen silindiği, akabinde davalı Kurumca Esnaf Sanatkarlar Sicil Memurluğu kayıtları doğrultusunda davacının terk tarihi 26.05.2005 olarak düzenlenerek 7 yıl 25 gün (2545 gün) sigortalılık süresi olduğu, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kaydının yapıldığı tarihte yukarıda da bahsi geçen 3165 sayılı Kanun ile getirilmiş şeklinin yürürlükte olduğu göz önünde bulundurulduğunda somut uyuşmazlığın anılan düzenleme doğrultusunda çözümleneceğini, sigortalılığın oluşumu için “kendi adına ve bağımsız çalışma” olgusunun zorunlu olduğu, Köprübaşı Vergi Dairesi Müdürlüğünün 18.05.2001 tarihli yoklama fişi ile ilgili adreste araştırma yapıldığı ve araştırma neticesinde 31.03.2001 tarihi itibariyle ticari faaliyeti tamamen terk ettiğinin tespit edildiği, iş bu durumun yine Köprübaşı Vergi Dairesi ve Boztepe Vergi Dairelerince düzenlenen yoklama fişleri teyit edildiği, davacının 05.02.2002 tarihinde doğum yaptığını gösterir belge ile de iş bu durumun daha da pekiştiği, davacının Ordu Bakkallar ve Bayiler Esnaf Odası kaydının 26.05.2005 tarihine kadar devam etmiş olsa da Bakkallar ve Bayiler Esnaf Odasının 28.04.2022 tarihli yazı ekinde ibraz edilen 1999-2000 ve 2001 yıllarına ait Genel Kurul toplantısı haziran cetvelinin incelenmesinde davacının bahsi geçen yıllar dahilinde hiçbir toplantıya katılmadığı, yine Bakkallar ve Bayiler Esnaf Odasının 28.04.2022 tarihli yazı ekinde ibraz edilen üyelerin aidatlarının incelenmesinde davacının en son aidat ödemesini 1999 yılında gerçekleştirdiği, bu tarih sonrası başkaca da bir ödeme yapmadığı, sigortalılığın oluşumu için “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgusunun ve oda üyeliğinin davacı nezdinde 31.03.2001 tarihi itibariyle ortadan kalktığı, giderek davacının salt evrak üzerindeki oda kaydı nedeniyle 31.03.2001 tarihi itibariyle zorunlu sigortalı olarak sayılarak ihya fark tutarı çıkartılması ve 6552 sayılı Kanun kapsamındaki yapılandırmasının iptal edilmesi yönündeki davalı Kurum işleminin yerinde olmadığı, davacının talebi üzerine 6552 sayılı Kanun kapsamındaki 3.604,36 TL tutarındaki yapılandırma işleminin geçerli olduğu ve giderek ödemelerin düzenlenen yapılandırma takvimi doğrultusunda yapılması gerektiği, dosyada mübrez ödeme dekontları da dikkate alındığında davacının toplamda 3.374,70 TL ödeme yaptığı, davalı Kurumun 01.06.2023 tarihli yazısı ekinde ibraz olunan davacıya ait 18.11.2016 tarihli 1479 sigortalı bilgilerinin incelenmesinde, davalı Kurumca söz konusu amir hüküm uyarınca yeniden ödenecek tutarın revize edildiği ve davacı tarafından yapılan ödeme sonrasında söz konusu prim borcunun bittiği anlaşıldığından, davacının Bağ-Kur sigortalılığının bittiği ve prim borcunun bulunmadığı kabul edilmiş, davacının yaşlılık aylığı tahsis talebi yönünden yapılan değerlendirme; davacının sigorta başlangıç tarihi olan 10.11.1987 tarihine göre öncelikle 506 sayılı Kanun hükümleri, akabinde 5510 sayılı Kanun doğrultusunda, 506 sayılı Kanun’un geçici 81. maddesinin b fıkrasının e bendi “…Sigortalılık süresi 14 (dahil) yıldan fazla 15 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 44 yaşını doldurmaları ve en az 5225 gün…” hükmüne; yine 506 sayılı Kanun’un 60 ıncı maddesinin H fıkrası “… yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için sigortalının çalıştığı işten ayrılması ve yazılı talepte bulunması şarttır.” hükmüne amir olduğu, 5510 sayılı Kanun’un 28. maddesinin 9. fıkrası ise “… yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan, …..yazılı istekte bulunmaları şarttır.” hükmüne amir olduğu, 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesinin b fıkrasının e bendi hükmü doğrultusunda; davacının sigorta başlangıcı 10.11.1987 olarak dikkate alındığında, 20 yıllık sigortalılık süresini 10.11.2007 tarihinde, 44 yaşını ise 22.12.2008 tarihinde yerine getirdiği, 5225 prim günü şartını ise öncelikle 6552 sayılı Kanun kapsamındaki yapılandırma ödemesi ile birlikte devredilen SSK kapsamında devam eden fiili çalışmaları ile beraber 25.12.2016 tarihinde yerine getirdiği, davacı tarafından 25.10.2016 tarihinde tahsis talebinde bulunulduğu belirtilmiş ise de öncelikli olarak davacının zikredilen tarihte yazılı olarak herhangi bir tahsis talebinde bulunmadığı ve yine dosyada mübrez davacıya ait SGK hizmet dökümünün incelenmesinde davacının tahsis talep tarihinde halen çalışmaya devam ettiği, davacı vekilinin 06.07.2020 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinin tarihi olan 03.02.2017 tarihinin yaşlılık aylığı tahsis talebi olarak kabul edilmesi gerektiği hususunda beyanının bulunduğu, aynı zamanda dosyada mübrez davacıya ait SGK hizmet dökümünün incelenmesinde davacının 03.02.2017 tarihinde de halen çalışmaya devam ettiği, tüm açıklamalar doğrultusunda davacının zikredilen 25.10.2016 ve 03.02.2017 tarihlerinde yaşlılık aylığı tahsis talep şartlarını haiz olmadığı bilirkişi tarafından tespit edilmiş,
    Dosyaya celp edilen yazı cevapları ve bilirkişi raporuna göre davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine;
    a)Davacının 31.03.2001 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalılığının bittiği ve prim borcunun bulunmadığının tespitine,
    b) Davacının 30.12.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı tespiti talebinin reddine karar verilmiştir.
    IV.İSTİNAF
    A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.
    B.İstinaf Sebepleri:
    1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kurumun işlemi nedeni ile prim gün sayısının azaldığını, emeklilik için yazılı talep imkanının bulunmadığını, yapılandırmanın bozulması nedeni ile davacının geçimini sağlamak amacı ile çalışmak zorunda kaldığını, Kurumun hatalı işlemi nedeni ile çalışmak zorunda kaldığını, 15.10.2018 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sigortalılığının 22.03.1985 tarih ve 3165 sayılı Kanun’a göre belirlenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    C.Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK ‘nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    1.Davacı vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur.
    2.Davalı Kurum vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur.
    C.Gerekçe
    1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, 1479 sayılı Kanun kapsamında Esnaf Bağ-Kur sigortalılığının vergi kaydı esas alınarak 31.03.2001 tarihinden sonra Bağ-Kur sigortalısı olmadığının ve prim borcu bulunmadığının tespiti ile 30.12.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ve ödenmeyen aylıkların faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
    2.İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Geçici 9. maddesi ilgili hükümlerdir.
    2. Anayasa’nın 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
    “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”
    3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
    “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
    3. Değerlendirme
    1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı Kurum vekilinin tüm davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    2.Eldeki davada davacının zorunlu Bağ Kur sigortalılık sürelerinin vergi kayıtlarına göre esas alınmasını ve tespitini ve 6522 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur prim borçlarını yapılandırıp tüm prim borçlarının ödendiği ve başka hiç bir prim borcunun olmadığının tespitine, 30.12.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine ve birikmiş aylıklarının faiz ile birlikte kendisine ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece davacının 31.03.2001 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalılığının bittiği ve prim borcunun bulunmadığının tespitine, davacının 03.02.2017 tarihinde de halen çalışmaya devam ettiği, davacının zikredilen 25.10.2016 ve 03.02.2017 tarihlerinde yaşlılık aylığı tahsis talep şartlarını haiz olmadığı gerekçesiyle davacının 30.12.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı tespiti talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
    3.Yaşlılık aylığı tahsis istemine ilişkin davalarda, davalı Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibariyle tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi mümkündür. Bu durumda özellikle Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten hüküm ve 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde yer alan, hâkimin yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme ile sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortaların, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması gerekir.
    4. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    14.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.