|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının yaşlılık aylığının iptali ve fiili çalışmasının tespitine ilişkindir. Davacı, 01.05.2006 – 31.10.2006 tarihleri arasında yaptığı çalışmaların fiili olduğunu iddia ederek, iptal edilen emekli aylığının geri verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının tanık beyanları ve belgeler ışığında, iptal edilen hizmetin geçerli olduğuna ve dolayısıyla yaşlılık aylığının iptalinin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, davalı Kurumun istinaf başvurusunu değerlendirirken, davacının fiili çalışmasını doğrulayan tanıkların ifadelerini dikkate almış ve ilk mahkeme kararını onaylamıştır. Mahkeme, davalı Kurumun sunduğu denetim raporunun geçerliliğinin, tanık beyanlarıyla çeliştiğini ve bu nedenle iptal kararının usul ve mevzuata aykırı olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onayarak, davacının yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin hukuka aykırı olduğuna ve iptal edilen aylıkların geri ödenmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu karar, fiili çalışmanın tespitinde tanık beyanlarının önemini vurgulamaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2023/13161 E. , 2024/3047 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2103 E., 2023/1484 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/248 E., 2021/255 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin fiili hizmet ile primlerini doldurarak emekli olduğunu ve kendisine her ay emekli aylığı ödemesi yapılmakta iken müvekkilinin bir kısım çalışmalarının yapılan araştırmayla fiili olmadığı gerekçesiyle davalı Kurum tarafından iptaline karar verildiğini, bu karar göre müvekkilinin emekli aylığının iptal edilerek yersiz aldığı emekli aylıklarının 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesine göre müvekkiline borç tebliğ dildiğini, müvekkilinin 6 aylık çalışmalarının iptaline dair verilen kararın eksik araştırmaya dayandığını, müvekkilinin kereste işi yapan işveren bünyesinde 01.05.2006 tarihinde işe başladığını, iptal edilen çalışma dönemlerinde arazilerde işyerine ait römorklu traktörlere kavak yükleme işi yaptığını, kimi zaman işyerinde işçi olarak çalıştığını, davacının müvekkilinin emekli aylığı iptal kararının iptaline, emekli aylığı iptal tarihine kadar yapılan bütün emekli maaşı aylık ödemelerinin geri ödenmesi talebine ilişkin kararın iptaline, iptal kararından itibaren ödenmeyen tüm aylara ait emekli aylığı ödemelerinin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacıya 01.12.2009 tarihiden geçerli olmak üzere 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığını, SGK denetmenince düzenlenen 28.12.2015 tarihli ve 2015/HA-136 sayılı rapora istanaden davacının 01.05.2006 – 31.10.2006 tarihleri arasındaki çalışmalarının fiili olmadığının tespiti üzerine iptal edildiğini, iptal edilen günlerde sonra 4/1-b’den sonra 1260 gün 4/1-a hizmeti bulunmadığından ve aylık bağlama şartlarını yerine getirmediğinden aylığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiğini, ödenen yersiz aylıkların 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesine göre davacıya borç çıkarıldığını, müvekkil Kurumca yapılan işlemlerin hukuki ve doğru olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Somut olayda; davacının 09.03.1984 – 20.04.2006 arasında 1479 sayılı Kanun kapsamı hizmeti, 360 günlük askerlik borçlanması, 1479 sayılı Kanun sigortalılığı sonrası 506 sayılı Kanun kapsamında 1285 gün prim ödeme gün sayısının bulunduğu, tarafına tahsis talebine istinaden 2829 sayılı Kanun gereği son fiili yedi yıl içinde yarıdan fazla hizmetin 506 sayılı Kanun kapsamında olması nedeniyle 506 sayılı Kanun mevzuatına göre 01.12.2009 dan itibaren yaşlılık aylık bağlandığı, bilahare davalı Kurumun 28.12.2015 gün 2015/HA/136 sayılı İnceleme ve Araştırma Raporu ile davacı adına … ünvanlı işyerinden 01.05.2006 – 31.10.2006 arası bildirilen 180 gün hizmetin fiili ve gerçek olmadığından bahisle iptaline karar verildiği, anılan hizmetin iptali neticesinde son fiili yedi yıl içinde 506 sayılı Kanun hizmeti 1105 güne düştüğünden davacıya bağlanan yaşlılık aylığının da iptal edilerek ödenen aylıkların adına borç kaydedildiği anlaşılmıştır.
… Her ne kadar davalı Kurumca davacı adına … ünvanlı işyerinden 01.05.2006 – 31.10.2006 arası bildirilen 180 gün hizmet iptal edilmiş ise de, yargılama safahatında dinlenilen ve bordro tanığı vasfı taşıyan ve davalı Kurumca da hizmetlerine geçerlik tanınan tanıklar …, …, …, … ve … yemin tahtında vermiş oldukları beyanlarında ihtilaf konusu dönemde davacının fiili çalışmasını doğrulamışlardır. Dolayısıyla davacı adına 01.05.2006 – 31.10.2006 arası bildirilen 180 gün hizmetin eylemli ve gerçek çalışmaya dayalı olduğu anlaşılmakla, bu hizmete geçerlilik tanınması gerekeceği, hizmetin geçerli olması nedeniyle de davacıya tahsis talebine istinaden bağlanan 01.12.2009 başlangıç tarihli yaşlılık aylığın iptaline ilişkin Kurum işleminin de usul ve mevzuata aykırı olduğu Mahkememizce belirlenmiştir.
Bu bağlamda Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, getirtilen ve ibraz edilen bilgi ve belgeler, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 28.06.2018 tarih 2018/551 Esas, 2018/915 Karar sayılı ilamı, gerekçeli ve denetlemeye elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davanın kabulüne” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi için davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, Kurum denetim raporunun aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olduğunu, tanık beyanları çelişkili olup davacının fiili çalışmasını ispat edemediğini, cevap dilekçesi ve aşamalardaki itirazlarını öne sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında “… Somut uyuşmazlıkta; davacı, 09.03.1984 – 20.04.2006 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olup daha sonra 360 günlük askerlik hizmeti borçlanmasını yaparak devamında 506 sayılı Kanun kapsamında 1285 gün prim ödemiş, 01.02.2009 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığı almaya başlamıştır.
Davalı Kurumun 28.12.2015 tarihli inceleme raporunda, davacının 01.05.2006 – 31.10.2006 arasındaki çalışmasının fiili çalışma olmadığının tespiti üzerine davacının son 7 yıl içerisindeki fiili hizmeti 1105 güne düştüğünden davalı Kurum tarafından yaşlılık aylığı iptal edilip davacıya ödenen aylıklar borç kaydedilmiştir.
Davacı, Kurum işleminin iptalini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılamada bordro tanıkları ve SGK denetim raporunda adı geçen kişiler tanık olarak dinlenilmiştir. Bordro tanıkları ile tutanak tanıkları ve komşu işyeri çalışanları talep edilen dönemde davacının fiili çalışma olgusunu doğruladıklarından Kurum işleminin olmadığı anlaşılmıştır.
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, davalı vekilince ileri sürülen tüm istinaf sebeplerinin İlk Derece Mahkemesince usul ve yasaya uygun bir şekilde değerlendirilerek hüküm kurulmasına göre yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/b-1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesi ile aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, fiili çalışmanın ve yaşlılık aylığı bağlanmasının tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 geçici 81 ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.