|
ÖZET: Başvurucu, 67 yaşında yeşil kart sahibi olup, eşi % 86 engelli olduğu için 2022 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık ve engelli aylığı başvurusu yapmıştır. Ancak başvuruları, çocuklarının nafaka yükümlülüğüne haiz altsoyu olarak değerlendirilerek reddedilmiştir. İlgili idare, başvurucunun çocuklarının maddi durumlarının iyi olduğunu ve nafaka yükümlülüğü bulunduğunu tespit etmiştir. Anayasa’nın belirlilik ilkesine göre, yasal düzenlemelerin açık ve anlaşılır olması gerektiği vurgulanmıştır.
Yapılan incelemelerde, başvurucunun ikamet ettiği dairenin mülkiyetinin çocukları adına kaydedildiği ve çocuklarının gelirleri olduğu belirlenmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 364. maddesi gereği, altsoy ve üstsoy arasında nafaka yükümlülüğü devam etmektedir. Başvurucu ve eşinin aylık taleplerinin reddedilmesi, yasal şartlar ve yapılan sosyal incelemeler doğrultusunda hukuka uygun bulunmuştur. Bu nedenle, başvurunun reddine karar verilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/15674-S.22.23929
BAŞVURU NO : 2022/13903
KARAR TARİHİ : 05/12/2022
RET KARARI ,TCKN:
BAŞVURUYA KONU İDARE : KARESİ SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA VAKFI
BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : 2022 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylıklara ilişkin iş ve işlemler hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 26/09/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza gönderilmiş olan şikâyet başvurusunda; adı geçen, 67 yaşında yeşil kart sahibi bir vatandaş olduğunu, hiçbir geliri olmadığını, eşinin de % 86 oranında engelli olduğunu, bu sebeple 2022 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı alabilmek için Karesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Vakfına başvurduğunu, aynı şekilde eşinin de anılan Vakfa engelli aylığı için başvurduğunu, çocuklarının farklı adreslerde ikamet etmesine ve hiçbiriyle görüşmemesine rağmen başvurularının “nafaka yükümlülüğüne haiz altsoyu bulunduğu” gerekçesiyle usulsüz bir şekilde reddedildiğini iddia etmiş olup, gereğinin yapılmasını talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2.Başvurucu tarafından bahse konu talep hakkında, ilk olarak 10.03.2022 tarihinde Kamu Denetçiliği
Kurumuna başvurulduğu, yapılan inceleme sonrasında başvuru hakkında Karesi Kaymakamlığına 18/03/2022 tarihinde “Gönderme Kararı” verildiği, Kararımıza istinaden Karesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının 28.03.2022 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle; müracaatçı
2022 sayılı Kanun kapsamında yaşlı aylığından faydalanabilmek için 25.06.2021, 16.07.2021,
05.08.2021, 18.11.2021 ve 10.03.2022 tarihlerinde hem CİMER üzerinden hem de bizzat başvuruda bulunduğu, bahse konu başvuruların mütevelli heyeti toplantılarında Türk Medeni Kanunun 364.
maddesinde yer alan “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.” hükmüne istinaden nafaka yükümlülüğüne haiz altsoyu bulunduğundan uygun görülmediği, % 86 oranında engelli eşi engelli aylığı başvurularının da aynı gerekçe ile kabul görmediği, yapılan inceleme neticesinde başvurucunun eşi ile
birlikte kızına ait olan doğalgazlı apartman dairesinde ikamet ettiği, vatandaş beyanına göre daha önce başvurucu adına olan 4 katlı apartman kat mülkiyetine geçtikten sonra giriş ve zemin katının kızı adına, diğer üç dairenin ise oğlu adına tapuda tescil edildiği, her iki çocuğunun da ayrıca gelirleri olduğu, adlarına kayıtlı gayrimenkul ve menkullerin bulunduğu, bir diğer oğlunun ise Almanya’da yaşadığı ve maddi durumunun iyi olduğunun tespit edilmesi üzerine bahse konu başvuruların kabul edilmediği belirtilmiştir.
3. Akabinde, adı geçenin aynı şikâyet konusu ile tekrar Kurumumuza başvurması üzerine şikayet başvurusunda yer alan iddialar hakkında daha önce değerlendirme heyetinde yer almayan ve mesleki yeterliliği haiz bir komisyon marifetiyle bizzat mahallinde yapılacak inceleme ve çevre araştırması sonrasında, yeterli geliri olduğu tespit edilen çocukların ilgili Yönetmelik hükümleri nazara alınarak başvurucu baba ve aynı hanede ikamet eden annelerine maddi destek sağlayıp sağlamadıklarının da yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığından şikayet başvurusu gereği için 25/07/2022 tarihinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir.
4. Kurumumuz talebine istinaden Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü Engelli ve Yaşlı Yardımları
Daire Başkanlığının E- sayılı cevabi yazısındaise özetle; 4.1. 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık
Bağlanması Hakkında Kanunun 1.maddesinin birinci fıkrasında; “Sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar, nafaka bağlanmış veya nafaka bağlanması mümkün olanlar veya 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal
Hizmetler Kanunu hükümlerine göre harçlık ödenenler hariç olmak kaydıyla, Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilen 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarına, muhtaçlık hali devam ettiği müddetçe (4.387) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır.”hükmünün bulunduğu, 4.2. 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları ile Engelli ve Muhtaç Türk
Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f)
bendinde “Nafaka yükümlüsü: 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 364 üncü maddesinde ifade edilen altsoy, üstsoy ve refah durumlarına göre kardeşlerini, ifade eder.” düzenlemesine,7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde “nafaka bağlanmış veya bağlanması mümkünolanlar, aylığa hak kazanamaz.” düzenlemesine, , yine 7 nci maddenin yedinci fıkrasında ise “Aylık başvurusunda bulunan kişiye 22/10/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 364 üncü maddesine göre tespit edilen yakınlarından nafaka bağlanmasının mümkün olup olmadığı Mütevelli Heyet tarafından tespit edilir.
Nafaka bağlanması mümkün olduğu belirlenenlerin aylık başvurusu reddedilir. Nafaka bağlanması mümkün olmadığı belirlenenler hakkında ise, bu Yönetmeliğin durumlarına uygun hükümleri çerçevesinde işlem tesis olunur.”düzenlemesine yer verildiği, 4.3. Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi üzerinden yapılan kontroller ile Karesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; 4.3.1. Başvurucu eşi ile birlikte . Mahallesi Sokak
No Karesi adresinde kızı ait olan doğalgazlı apartman dairesinde ikamet ettiği, iki oğlu ve bir kızının olduğu,oğlununaynı mahallede kızının ise aynı ilçede ikamet ettiği, bir diğer oğlunun ise Almanya’da yaşadığı ve hepsinin evli olduğu, 4.3.2. Yapılan çevre araştırmasında, daha önce adına olan dört katlı apartmanın İmar Barışı
Kanunu kapsamında kat mülkiyeti alınarak giriş zemin kat kaydının kızı adına, diğer üç dairekaydının ise oğlu adına tescil edildiği,
4.3.3. Eşi 66 yaşında % 86 görme, ortapedik ve kronik engelli olduğu, üzerine
Mahallesinde 11,35 dönüm tarla kaydının bulunduğu, nafaka yükümlülüğüne haiz çocukları; oğlu daha önce astsubay olarak çalıştığı, hali hazırda belediye bünyesinde 9.296,50-TL maaşla emekli sandığı çalışanı olduğu, babasının ikamet ettiği dairenin üzerindeki 3 katlı daire kat mülkiyetinin kendisine ait olduğu ve kira gelirlerinin bulunduğu, ayrıca farklı bir adreste ailesi ile birlikte yaşadığı, 254 m2 arsa kaydının olduğu, 2017 model araç kaydının olduğu ve eşinin 7.968,75-TL maaşla emekli sandığı çalışanı öğretmen olduğu, diğer oğlu Almanyada ikamet ettiği, kızı ise ” yiyecek ağırlıklı hizmet veren kafe ve kafeteryaların faaliyetleri” üzerine faal vergi mükellefi olduğu, babasının ikamet ettiği dairede kat mülkiyetinin bulunduğu, damadının 7.947,18-TL maaşla SSK emeklisi olduğu, bir fabrikada 24.555,54-TL brüt maaşla ustabaşı olarak çalıştığı, damadın üzerine mahallesinde bir adet mesken ve dükkan, ilçesi mahallesinde 5,50 dönüm tarla, 2013 model araç ve “kendine ait veya kiralanan gayrimenkullerin kiraya verilmesi” faaliyet alanında vergi mükellefiyeti kaydının bulunduğu, 4.4.4. Adı geçenin, eşi ile birlikte kızına ait dairede ikamet etmesi, ikamet ettiği apartmandaki diğer üç dairenin oğluna ait olması, üstelik yapılan çevre araştırmasında bahse konu dört katlı apartmanın daha önce kendisine ait iken İmar Barışı Kanunu kapsamında kat mülkiyeti alınarak çocukları adına kaydedildiğinin anlaşılması, ayrıca kızının aynı ilçede, oğlunun ise aynı mahallede ikamet etmesi nedeniyle çocukların mali durumunun nafaka verebilecek durumda olduğu değerlendirildiğinden adı geçenin kendi adına yaşlı aylığı ve eşi adına engelli aylığı başvurularının ilgili Kanun ve Yönetmelik hükümlerince anılan Vakıf Mütevelli Heyetince “Nafaka Alabilecek Olması”nedeniyle reddedildiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5.18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılıTürkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 5.1. “Devletin temel amaç ve görevleri”başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 5.2. “Kanun önünde eşitlik”başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasında; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket zorundadırlar.”, 5.3. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı”başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 5.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 6. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun; 6.1.“Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmaktır.”,
6.2.“Kurumun görevi” başlıklı5incimaddesininbirincifıkrasında;“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 7. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 364 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.”
8.2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık
Bağlanması Hakkında Kanunun; 8.1. 1 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar, nafaka bağlanmış veya nafaka bağlanması mümkün olanlar veya 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler
Kanunu hükümlerine göre harçlık ödenenler hariç olmak kaydıyla, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilen 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarına, muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (4.387) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır.
Birinci fıkra kapsamına girenlerden, her ne nam altında olursa olsun kendisine ve eşine ait her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden fazla olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler muhtaç kabul edilemez ve kendilerine aylık bağlanamaz.”, 8.2. 2 nci maddesinde;“65 yaşını doldurmamış olmasının yanı sıra; a) Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olduklarını ilgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını dolduran Türk vatandaşı engellilerden; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (4.860) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda, b)İlgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile engelli olduklarını kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve talebine rağmen Türkiye İş Kurumu tarafından işe yerleştirilememiş olan Türk vatandaşlarından; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (3.240) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda, aylık bağlanır…
Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına giren engellilerden veya ikinci fıkra gereğince aylık bağlanacak engelli yakınlarından, her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden fazla olanlarr (2022 yılı için 1.833,45,-TL)
ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler muhtaç kabul edilemez ve kendilerine aylık
bağlanamaz. Ayrıca, 2828 sayılı Kanun hükümlerine göre harçlık ödenenler de muhtaç olarak kabul edilemez ve kendilerine bu Kanun hükümlerine göre aylık bağlanamaz…”, 9. 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları İle Engelli ve Muhtaç
Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin; 9.1. “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde; “Nafaka yükümlüsü: 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 364 üncü maddesinde ifade edilen altsoy, üstsoy ve refah durumlarına göre kardeşlerini,” 9.2. “Değerlendirme” başlıklı 7 inci maddesinin ikinci ve yedinci fıkralarında; “…sistem üzerinden yapılan sorgulamalar ve sosyal incelemeden elde edilen verilere göre; … c) Nafaka bağlanmış veya bağlanması mümkün olanlar,…aylığa hak kazanamaz.
Aylık başvurusunda bulunan kişiye 22/10/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 364 üncü maddesine göre tespit edilen yakınlarından nafaka bağlanmasının mümkün olup olmadığı Mütevelli
Heyet tarafından tespit edilir. Nafaka bağlanması mümkün olduğu belirlenenlerin aylık başvurusu reddedilir. Nafaka bağlanması mümkün olmadığı belirlenenler hakkında ise, bu Yönetmeliğin durumlarına uygun hükümleri çerçevesinde işlem tesis olunur.”, 9.3. “Aylıkların durdurulması ve kesilmesi” başlıklı 11 inci maddesinin ikinci fıkrasının (h)
bendinde; “Nafaka alabilecek olması ya da muhtaçlık sınırına eşit veya üzerinde kişi başına düşen gelir elde edebilecek olması ya da başka sebeplerle muhtaçlık halinin ortadan kalktığının tespit edilmesi.”, 9.4. “Muhtaçlık ve bakım ilişkisinin kontrolü” başlıklı 17 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “İnceleme neticesinde muhtaç olmadıkları anlaşılanlara aylık bağlanmaz ve varsa bağlanmış aylık ödemesi durdurulur…”, Hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Bahse konu şikâyet başvurusunda özetle; 67 yaşında yeşil kart sahibi bir vatandaş olduğunu, hiçbir geliri olmadığını, eşinin de % 86 oranında engelli olduğunu, bu sebeple 2022 sayılı
Kanun kapsamında yaşlılık aylığı alabilmek için Karesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına başvurduğunu, aynı şekilde eşinin de anılan Vakfa engelli aylığı için başvurduğunu,çocuklarının farklı adreslerde ikamet etmesine ve hiçbiriyle görüşmemesine rağmen başvurularının “nafaka yükümlülüğüne haiz altsoyu bulunduğu” gerekçesiyle usulsüz bir şekilde reddedildiğiniiddia etmiş olup, gereğinin yapılmasını talep etmiştir.
12. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de “belirlilik”tir.
Anayasa Mahkemesinin 17/04/2008 tarihli ve 2005/5 Esas, 2008/93 Karar sayılı ilamı ile aynı
Mahkemenin 07.04.2016 tarihli ve 2015/94 Esas, 2016/27 Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulanan belirlilik ilkesine göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması ayrıca, kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik
ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup, bireyler belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi şekilde müdahale yetkisi verdiğini bilmelidir. Ancak bu durumda kişiler kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuk güvenliği, de normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır.
13. Somut başvuru hakkında yapılan inceleme neticesinde; ilk olarak 10.03.2022 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurduğu, başvurusu hakkında Karesi Kaymakamlığına
“Gönderme Kararı” verildiği, Kararımıza istinaden Karesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Vakfının cevabi yazısında özetle; adı geçen müracaatçının 2022 sayılı Kanun kapsamında yaşlı aylığından faydalanabilmek için 25.06.2021, 16.07.2021, 05.08.2021, 18.11.2021 ve 10.03.2022 tarihlerinde hem CİMER üzerinden hem de bizzat başvuruda bulunduğu, bahse konu başvuruların mütevelli heyeti toplantılarında Türk Medeni Kanunun 364. maddesinde yer alan “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.” hükmüne istinaden nafaka yükümlülüğüne haiz altsoyu bulunduğundan uygun görülmediği, % 86 oranında engelli eşi engelli aylığı başvurularının da aynı gerekçe ile kabul görmediği, yapılan inceleme neticesinde başvurucunun eşi ile birlikte mülkiyeti kızına ait olan doğalgazlı apartman dairesinde ikamet ettiği, vatandaş beyanına göre daha önce başvurucu adına tapuda kayıtlı olan
4 katlı apartman kat mülkiyetine geçtikten sonra giriş ve zemin katının kızı adına, diğer üç dairenin ise
oğlu adına tapuda tescil edildiği, her iki çocuğunun da ayrıca gelirleri olduğu, adlarına kayıtlı gayrimenkul ve menkullerin bulunduğu, bir diğer oğlunun ise Almanya’da yaşadığı ve maddi durumunun iyi olduğunun tespit edilmesi üzerine bahse konu başvuruların kabul edilmediği belirtilmiştir.
14. Akabinde, adı geçenin aynı şikâyet konusu ile tekrar Kurumumuza başvurduğu, her ne kadar ilgili
Vakıf tarafından başvurucu ve % 86 oranında engelli olan eşi 2022 sayılı Kanun kapsamında yapılan aylık başvurularının ilgili mevzuat hükümleri gereğince uygun görülmediği belirtilmiş ise de adı geçenin Kurumumuza yaptığı ikinci şikayet başvurusunda bu defa yasal koşulları taşımasına rağmen kendisine bakmayan çocuklarının gelirleri sebebiyle başvurularının reddedildiğini, çocukları ile görüşmediklerini, çocuklarının kendilerine yardım etmediğini, eşi ve kendisinin yeşilkartlı olduğunu, herhangi bir yerden ya da kişiden nafaka, yardım vs. almadıklarını, evine inceleme için gelen Vakıf personelinin ise evin içine girmeden adres kontrolü yapıp gittiğini iddia ettiğinden yeterli geliri olduğu tespit edilen çocukların ilgili Yönetmelik hükümleri nazara alınarak başvurucu baba ve aynı hanede ikamet eden annelerine maddi destek sağlayıp sağlamadıklarının da bizzat mahallinde yapılacak inceleme ve çevre araştırması sonrasında yeniden değerlendirilmesi gerektiğine karar verilerek söz konusu başvuru gereği için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı
Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir.
15. Kurumumuz talebine istinaden Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü Engelli ve Yaşlı Yardımları
Daire Başkanlığının cevabi yazısında ise özetle; 15.1. Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi üzerinden yapılan kontroller ile Karesi Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurucu eşi ile birlikte mülkiyeti kızı ait olan doğalgazlı apartman dairesinde ikamet ettiği, eşinin üzerine Mahallesinde 11,35 dönüm tarla kaydının bulunduğu, nafaka yükümlülüğüne haiz çocukları; oğlu hali hazırda belediye bünyesinde 9.296,50-TL maaşla emekli sandığı çalışanı olduğu, babasının ikamet ettiği dairenin üzerindeki 3 katlı dairenin kat mülkiyetinin kendisine ait olduğu ve kira gelirlerinin bulunduğu, aynı mahallede farklı bir adreste ailesi ile birlikte yaşadığı, ayrıca 254 m2 arsa kaydı ile 2017 model araç kaydı bulunduğu, öğretmen eşinin ise 7.968,75-TL maaşla emekli sandığı çalışanı olduğu, diğer oğlu
Almanya’da ikamet ettiği, kızı da başvuru ile aynı ilçede ikamet ettiği, “kafeterya faaliyetleri” üzerine aktif vergi mükellefi olduğu, başvurucunun ikamet ettiği dairede kat mülkiyetinin bulunduğu, damadının ise 7.947,18-TL maaşla SSK emeklisi olduğu, bir fabrikada 24.555,54-TL brüt maaşla ustabaşı olarak çalıştığı, damadının üzerine bir adet mesken ve dükkan, 5,50 dönüm tarla, 2013 model araç ile kira gelirlerinin bulunduğu, 15.2.Yapılan çevre araştırmasına göre, daha önce başvurucu adına olan ve halen ikamet ettiği dört katlı apartmanın İmar Barışı Kanunu kapsamında kat mülkiyeti alınarak giriş – zemin kat kaydının kızı adına, diğer üç daire kaydının ise oğlu adına tapuya tescil edildiği, hane takip formu incelendiğinde ise 2020 yılında eşi yaptığı engelli aylığı başvurusunun adına kayıtlı üç katlı ev bulunması sebebiyle nolu karar ile reddedildiği, imar barışından sonra adı geçen ve eşinin yaptığı yaşlı ve engelli aylığı başvurularının ise “çocuklarının ekonomik durumları itibariyle anne ve babasına destek sağlayabilecekleri” ve “nafaka yükümlülüğüne haiz altsoy bulunması” sebepleriyle reddedildiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.
16. Bilindiği üzere; 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına
Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinde; “Sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar, nafaka bağlanmış veya nafaka bağlanması mümkün olanlar veya 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler
Kanunu hükümlerine göre harçlık ödenenler hariç olmak kaydıyla, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilen 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarına, muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (4.387) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır.” hükmüne yer verilmiş olup, buna göre sadece nafaka bağlanmış kişiler değil, nafaka bağlanması mümkün olan kişiler de aylık bağlanacaklar kapsamı dışında tutulmuştur.
17. Anılan Kanunun 2 nci maddesinde ise kimlerin “muhtaç” olarak kabul edileceği ve kimlere aylık bağlanabileceği ile aynı Kanuna dayanılarak çıkarılan 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz
Türk Vatandaşları ile Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında
Yönetmeliğinilgili maddelerinde nafaka hususu ile bahse konu aylıklara hak kazanma durumları uygun olanların muhtaçlığının; gelir, servet ve harcamalar esas alınarak nasıl belirleneceği, değerlendirme sonucunda kişi başına düşen hane geliri muhtaçlık sınırının altında olanlara ise ne şekilde aylık bağlanacağı ayrıntılı şekilde hüküm altına alınmıştır.
18. Bununla birlikte, yardım nafakası, ekonomik durumu iyi olan aile bireylerinin ekonomik açıdan zorda olan aile bireyine verdiği destektir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 364 üncü maddesinde; altsoy, üstsoy ve kardeşlerin birbirlerine yardım nafakası vermekle yükümlü oldukları belirtilerek kardeşlerin nafaka yükümlülüğünde “refah içinde bulunma” şartı aranırken altsoy ve üstsoy arasındaki nafaka yükümlülüğü her halükarda mevcut olup, herhangi bir kısıtlayıcı şarta bağlanmamıştır. Konuya ilişkin olarak Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.06.2017 tarih ve 2016/18287 E., 2017/10525 K. sayılı kararında da,“Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir.”denilmek suretiyle bir kişinin aile içi sorunlar veya ilişkilerin zayıflamış olmasından bahisle altsoy, üstsoy ve kardeşlerinden yardım nafakası talep etmemesinin nafaka yükümlülerinin yasal sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağı vurgulanmıştır.
/
19. Bu itibarla, ilgili mevzuat hükümleri, yapılan hane ziyaretleri ve çevre araştırmaları sonrasında düzenlenen Sosyal İnceleme Raporları ile adı geçen ve ailesine ait Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmetleri
Bilgi Sisteminde yer alan “Hane Özeti” bilgileri birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar başvurucu
2022 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylıklar için ilgili Vakfa kendisi ve eşinin yaptığı başvuruların,
yasal şartları taşımasına rağmen “nafaka yükümlülüğüne haiz altsoy bulunduğu” gerekçesiyle usulsüz bir şekilde reddedildiğini iddia etmiş ise de, başvurucu ve eşinin daha önce ilgili idareye yaptığı başvuruların adlarına kayıtlı apartman bulunması sebebiyle reddedildiği, akabinde 3194 sayılı İmar Kanununa eklenen Geçici 16 ncı madde doğrultusunda imar barışından yararlanan başvurucunun, mülkiyeti kendisine ait dört katlı apartmanın bağımsız bölümlerinde kat mülkiyeti tesis ederek halen ikamet ettiği zemin kattaki daireyi kızı adına, üst katlardaki üç daireyi ise oğlu adına tapuya tescil ettirdiği, bu aşamadan sonra başvurucu ve eşinin yaptığı yaşlı ve engelli aylığı başvurularının ise bu defa “çocuklarının ekonomik durumları itibariyle anne ve babalarına destek sağlayabilecekleri” ve “nafaka yükümlülüğüne haiz altsoylarının bulunması” sebepleriyle reddedildiği, yapılan çevre araştırması ve gelir tespitlerine göre de başvurucu ile aynı ilçede ikamet eden bu çocuklarının maddi durumlarının nafaka verebilecek düzeyde olduğu, kaldı ki emredici yasa hükmü gereği altsoyun her halükarda nafaka yükümlülüğünün devam ettiği, ayrıca Kurumumuza yapılan başvuru sonrasında da başvurucu ve nafaka yükümlüsü altsoyu bakımından mahallinde yeniden net gelir tespiti ve muhtaçlık sınırı yönüyle inceleme yaptırıldığı, bu haliyle ilgili idarenin başvurucu ve eşinin yaşlı/engelli aylığı taleplerini reddetmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı görülmüştür.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
21. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın, BAŞVURUCU, AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI SOSYAL YARDIMLAR
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İLE KARESİ KAYMAKAMLIĞI(SOSYAL YARDIMLAŞMA VE
DAYANIŞMA VAKFI)NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi