ÖZET: Başvuru, Bartın Huzurevi Müdürlüğü’nde Sosyal Çalışmacı olarak görev yapan bir kişinin, 2019 yılında disiplin soruşturması neticesinde Bartın Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi’ne atanması ve bu atamanın iptali sonrasında ödenmeyen yatılı kuruluş ücretinin yasal faiziyle birlikte talep edilmesi üzerinedir. Başvuran, mahkeme kararı ile atama işleminin iptal edilmesi sonrası tekrar Huzurevi Müdürlüğü’nde göreve başlamış, ancak fiili olarak görev yapmadığı gerekçesiyle ücret talebi reddedilmiştir.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, başvuranın yargı kararıyla iptal edilen atama işlemi nedeniyle yatılı kuruluş ücretinin ödenemeyeceğini belirtmiştir. Ancak, mahkeme kararları ve hukuki ilkeler gereği, idarenin hukuka aykırı işlemleri nedeniyle başvuranın mağduriyetinin giderilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Anayasa’nın 125. maddesi, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararları tazmin etme yükümlülüğünü açıkça ortaya koymaktadır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin incelenmesi sonucunda, Bartın Huzurevi’nde göreve başladığı döneme kadar olan yatılı kuruluş ücretinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na tavsiyede bulunmuştur. İdarenin bu tavsiyeye uygun hareket etmesi, hukukun üstünlüğü ve iyi yönetim ilkeleri açısından önem taşımaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/6503-S.24.10208

BAŞVURU NO : 2024/7

KARAR TARİHİ : 14.06.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Yatılı kuruluş ücretlerinin yasal faiz hesaplanarak ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 01.01.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran; Bartın Huzurevi Müdürlüğünde ‘Sosyal

Çalışmacı’ unvanı ile görev yapmakta iken 2019 yılında hakkında yürütülen disiplin soruşturması nedeniyle aynı unvan ile Bartın Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğüne atandığını, Aile, Çalışma ve

Sosyal Hizmetler Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 29.03.2021 tarihli ve sayılı Personel Hareket

Onayı ile Bartın Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğüne kadrosu ile birlikte 12.04.2021 tarihinde görevlendirildiğini, söz konusu idari işlemin iptaline ilişkin Zonguldak İdare Mahkemesine müracaat ederek davayı kazandığını, atama işleminin iptaline ilişkin açmış olduğu davayı kazanması nedeniyle 15.08.2022 tarihinde Bartın Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğünden ayrılış yaparak tekrar Bartın Huzurevi Müdürlüğünde göreve başladığını, bu süreçte haksız yere tarafına ödenmeyen ‘yatılı kuruluş ücretinin’ tarafıma ödenmesine ilişkin ilgili idareye müracaatta bulunduğunu; ancak talebinin ‘fiili olarak görev yapmaması’ nedeniyle reddedildiğini, her ne kadar fiili olarak Bartın

Huzurevi Müdürlüğünde görev yapmamış olsa da söz konusu atama kararının disiplin soruşturması neticesinde ve kendi rızası dışında idarece alınmış bir karar olup Mahkeme Kararı sonucunda yapılan atama işleminin ortadan kaldırıldığını belirterek yoksun kaldığı yatılı kuruluş ücretlerinin yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 30.01.2024 tarihli bilgi ve belge isteme yazısında istinaden Aile ve Sosyal Hizmetler

Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından 01.03.2024 tarihinde gönderilen ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1. Adı geçenin tesis edilen işlem nedeniyle 10.000 TL manevi tazminat istemiyle Zonguldak İdare

Mahkemesi nezdinde esasına kayden açmış olduğu dava bulunduğu ve mahkeme sonucuna göre işlem tesis edileceği, 2.2. Başvuru konusuna ilişkin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı

Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği ve konu hakkında verilen mahkeme kararı hükümlerinin uygulandığı, 2.3. Başvurana ait güncel hizmet belgesi ve kadro durumuna ilişkin bilgiler ile başvuranın yatılı kuruluş ücreti için dilekçe yolu ve elektronik olarak yaptığı başvuruların onaylı birer örneğinin yazı ekinde sunulduğu, 2.4. Bartın Huzur Evinde Sosyal Çalışmacı olarak görev yapmakta iken, 657 sayılı Kanun’un 76 ncı maddesi ile Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 08.03.2021 tarihli ve sayılı yazısı ekinde alınan

27.01.2020 tarihli ve sayılı disiplin soruşturması raporunda huzurevi dışındaki birimlerde

görevlendirmesinin daha uygun olacağı görüşü ve Bartın Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün

24.03.2021 tarihli ve sayılı teklif yazısına istinaden 29.03.2021 tarihli ve sayılı Personel Hareket

Onayı ile Bartın Çocuk Evleri ve Koordinasyon Merkezine aynı unvanla atandığı ve adı geçenin anılan işlemi yargıya taşıması sonucunda; Zonguldak İdare Mahkemesinin 30.03.2023 tarihli ve sayılı kararı ile “dava konusu işlemin iptali” yönündeki kararına istinaden 08.08.2022 tarihli ve sayılı Personel Hareket Onayı ile Bartın Huzur Evine atandığı ancak maddi talebe ilişkin bu konuda verilmiş bir yargı kararı bulunmaması nedeniyle davacıya ödeme yapılamadığı, 2.5. (Mülga) Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Vekilinin Huzurevi tadilatına destek olmak adı altında taşerondan kadroya geçen personelden herhangi bir makbuz olmadan 1.000-10.000 TL arasında para topladığı ve vermeyenleri ise işten çıkarma tehdidinde bulunduğu, yine huzurevinde kalan yaşlılardan ve yine şoförler ile ek ders karşılığı çalışan personelden mevzuata aykırı şekilde huzurevi inşaatı için bağış alındığı” iddiasıyla ilgili olarak 4483 sayılı Kanun Uyarınca düzenlenen 09.03.2020 tarihli ve sayılı Ön İnceleme Raporunun Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 10.03.2020 tarihli ve sayılı yazısı ile Genel Müdürlük makamına bildirildiği, Genel Müdürlüğün 24.03.2021 tarihli ve sayılı yazısında; “ilgililerin atanabilecekleri kuruluşların bildirilmesinin” talep edilmesi üzerine

Bartın Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün 24.03.2021 tarihli ve sayılı yazısında davacı

‘nın ÇEKOM emrine atanmasının yapıldığı 2.6. Başvuru konusu talebe ilişkin, aynı durumda olan başka kişiler ile ilgili Kurumca nasıl bir uygulama yapıldığına ilişkin olarak, yargı kararında belirtilmesi halinde ödeme yapıldığı hüküm yok ise ödeme yapılmadığı, benzer konudaki mahkeme kararının yazı ekinde sunulduğu, 2.7. Şikâyet konusu talebe ilişkin olarak şikâyet sahibinin yargılama süreci devam etmekte olup, diğer ilgililer tarafından yargı organlarında açılmış/sonuçlanmış örneği aynı olan dava bulunmadığı, 2.8. Adı geçenin 08.08.2022 tarihli ve sayılı Personel Hareket Onayı ile Bartın Huzur

Evine atandığı ancak davacının tesis edilen işlem nedeniyle 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmakta ve iş ve işlemlerin mahkeme kararı sonucuna istinaden yapılacağı, Hususları ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18.10.1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü

ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 3.2. “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesi; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 3.3. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesi; “…Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” 4. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 06.01.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28 inci maddesi; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.” 6. 25.08.2021 tarihli ve 31579 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Geneline ve

Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2022 ve 2023 Yıllarını Kapsayan 6. Dönem

Toplu Sözleşme’nin ‘Sağlık ve Sosyal Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme’ başlıklı Üçüncü

Bölümünün “Bazı sosyal hizmet çalışanlarına ek ödeme artışı” başlıklı 36 ncı maddesi; “2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu kapsamında yaşlı, ağır engelli ve çocuklara yönelik hizmet veren yatılı sosyal hizmet kuruluşlarında, kadın konuk evlerinde, şiddet önleme ve izleme merkezlerinde ve sosyal hizmet merkezlerindeki şiddetle mücadele irtibat noktalarında fiilen görev yapan personele 375 sayılı

Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) sayılı Cetvele göre yararlanmakta oldukları ek ödeme oranına 20 puan ilave edilir.”

Hükümlerini amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Kamu Denetçisi tarafından, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan Tavsiye Karar

Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; Bartın Huzurevi Müdürlüğünde ‘Sosyal

Çalışmacı’ unvanı ile görev yapmakta iken 2019 yılında hakkında yürütülen disiplin soruşturması nedeniyle

aynı unvan ile Bartın Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğüne atandığını, söz konusu idari işlemin iptaline ilişkin Zonguldak İdare Mahkemesine müracaat ederek davayı kazandığını ve 15.08.2022 tarihinde Bartın Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğünden ayrılış yaparak tekrar Bartın

Huzurevi Müdürlüğünde göreve başladığını, bu süreçte haksız yere tarafına ödenmeyen ‘yatılı kuruluş ücretinin’ tarafıma ödenmesine ilişkin ilgili idareye müracaatta bulunduğunu; ancak talebinin ‘fiili olarak görev yapmaması’ nedeniyle reddedildiğini, her ne kadar fiili olarak Bartın Huzurevi Müdürlüğünde görev yapmamış olsa da söz konusu atama kararının disiplin soruşturması neticesinde ve kendi rızası dışında idarece alınmış bir karar olup Mahkeme Kararı sonucunda yapılan atama işleminin ortadan kaldırıldığını belirterek yoksun kaldığı yatılı kuruluş ücretlerinin yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesini talep etmektedir.

9. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından gönderilen cevabi yazıda ise özetle; başvuranın Bartın

Huzur Evinde Sosyal Çalışmacı olarak görev yapmakta iken, başvuran hakkında yürütülen disiplin soruşturması raporunda huzurevi dışındaki birimlerde görevlendirmesinin daha uygun olacağı görüşü ve

Bartın Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün teklif yazısına istinaden 29.03.2021 tarihli ve sayılı

Personel Hareket Onayı ile Bartın Çocuk Evleri ve Koordinasyon Merkezine aynı unvanla atandığı ve adı geçenin anılan işlemi yargıya taşıması sonucunda; Zonguldak İdare Mahkemesinin 30.03.2023 tarihli ve sayılı kararı ile “dava konusu işlemin iptali” yönündeki kararına istinaden

08.08.2022 tarihli yazı ile tekrar Bartın Huzur Evine atandığı ancak maddi talebe ilişkin bu konuda

verilmiş bir yargı kararı bulunmaması nedeniyle davacıya ödeme yapılamadığı hususları ifade edilmiştir.

10. Başvuranın iddiaları ve idarenin cevabi yazısı incelendiğinde somut uyuşmazlığın; idarenin daha sonra yargı kararı ile iptal edilen işlemi sebebiyle başvuranın yatılı kuruluş ücreti ödemesinden faydalandırılmaması noktasında toplandığı görülmektedir.

11. Anayasamızın 2 nci maddesinde belirtilen “hukuk devleti” ilkesi, vatandaşlarına hukuk güvenliğini sağlayan, idarenin hukuka bağlılığını amaç edinen, buna karşılık kamu gücünün sınırsız, ölçüsüz ve keyfi kullanılmasını önleyen en önemli unsurlardan biridir. Anayasanın 125 inci maddesinde de, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu kuralına yer verilmiştir.

12. Mahkeme kararlarının nasıl uygulanması gerektiği konusunda ise, Danıştay 5. Dairesinin 27.10.2010 tarihli ve sayılı kararında; istikrar kazanmış yargısal içtihatlara göre iptal kararları dava konusu işlemi kurulduğu tarihe kadar geriye yürür şekilde ortadan kaldırarak, söz konusu işlemin kurulmasından önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlayan nitelikte ve davacıyı işlemin kurulduğu tarihteki konumuna getiren kararlardır. Bu sebeple, idari yargılamada iptal kararlarının hukuki sonuçları itibarıyla başvuruya konu idari işlemin sanki hiç yapılmamış gibi işlem tesis edilmeden önceki duruma geri getirilmesi ve söz konusu hukuka aykırılığın giderilmesinin yargısal bir zorunluk olduğu vurgulanmıştır.

13. Somut olaya ilişkin Zonguldak İdare Mahkemesinin sayılı kararında; “Dava dosyasının incelenmesinden; davacı Bartın Huzurevi Müdürlüğü’nde sosyal çalışmacı olarak görev yapmakta iken … Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün

29.03.2021 tarih ve sayılı işlemi ile davacının, Bartın Huzurevi Müdürlüğünden Bartın Çocuk

Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğü’ne sosyal çalışmacı unvanı ile atamasının yapıldığı; anılan atama işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

…

Bu durumda, davacı hakkında, isnat edilen fiilleri sebebiyle tanzim edilen disiplin soruşturma raporu ile yer değişikliği teklif edildiği; aynı soruşturma raporu getirilen disiplin cezası verilmesi yönündeki teklif neticesinde kınama disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin ise, işleme yapılan itiraz neticesinde Bartın Valiliği İl Disiplin Kurulunun 07.05.2021 tarih ve sayılı kararı ile iptal edildiği; bu bağlamda atama sebebinin ortadan kalktığı; kaldı ki, aynı fiiller nedeniyle yürütülen adli soruşturmada

Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davacı hakkında takipsizlik kararı verildiği; itiraz üzerine iptal edilen ve takipsizlik kararı verilen fiilleri dışında davacının bulunduğu yerde görev yapma niteliğini yitirdiğine yahut fiillerin atamayı gerektirecek boyuta ulaştığına ilişkin idarece başka somut bilgi ve belge sunulmadığı dikkate alındığında; disiplin soruşturma raporu ile getirilen teklif doğrultusunda davacının

Bartın Huzurevi Müdürlüğünden Bartın Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğüne atanmasına ilişkin dava konusu işlemde sebep ve maksat yönlerinden hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmaktadır…” ifadelerine yer verildiği ve idarenin ilgili işleminin mahkeme tarafından iptal edildiği görülmektedir.

14. Mahkeme kararı incelendiğinde başvuranın Bartın Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğüne atanmasına ilişkin idare tarafından tesis edilen 29.03.2021 tarihli ve sayılı işlemin hukuka aykırı bulunarak mahkeme tarafından iptal edildiği, dolayısıyla idarenin hukuka aykırı işlemi sebebiyle başvuranın Bartın Huzurevi Müdürlüğünde yeniden göreve başladığı dönemler arasında fiili olarak çalışmadığı için yatılı kuruluş ücretinden faydalandırılamadığı görülmektedir. Bu kapsamda başvuranın hukuka aykırı şekilde görev yerinin değiştirildiğinin yargı organları tarafından ortaya konulduğu, başvuranın bu zaman zarfında istese dahi fiilen çalışma olanağına sahip olmadığı, sözü edilen idari işlem tesis edilmemiş olsaydı başvuranın fiilen çalışma şartını yerine getiremeyeceği yönünde bir iddianın da bulunmadığı, aksine idarenin hukuka aykırı işlemi olmasaydı başvuranın fiilen çalışma şartını yerine getireceğinin tartışmasız olduğu ve kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle fiilen çalışmadığı konusunda tereddüt bulunmamaktadır.

15. Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/05/2015 tarihli ve sayılı kararında da “Anayasanın 125 inci maddesi gereğince, davacının, hukuka aykırılığı yargı kararıyla saptanarak iptal edilmiş olan işlemden kaynaklanan zararının idarece tazmini zorunlu olup davacının çevre sağlığı teknisyeni olarak “fiilen” çalışamaması, hukuka aykırı bulunan söz konusu işlemden kaynaklandığından, bu işlem sonucu uğradığı zararların bir başka deyişle, alması gereken ancak alamadığı döner sermaye katkı paylarından doğan zararının davalı idarece tazmini zorunlu olduğundan, davacının bu yöndeki başvurusunun (döner sermaye ek ödemelerinin yasal faiziyle ödenmesi yönündeki talebinin) reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” hükmüne yer verildiği görülmektedir. Bu yaklaşım çerçevesinde, idari yargının iptal kararı sonrası ilgili idari işlemin tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkması ve mali haklarının ödenmesi, ancak görevlerinin başında olan görev arkadaşlarının elde ettikleri ödeneklerin bu kişilere de görevde olmadıkları dönem boyunca görevini yerine getirmiş sayılarak ödenmesi ile mümkündür.

16. Yukarıda anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte göz önünde bulundurularak Kurumumuzca yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; başvuranın idarenin mahkeme tarafından iptal edilen işlemi nedeniyle kazancından yoksun kaldığı ve eski görev yerinde tekrar göreve başladığı döneme kadar başvurana toplu sözleşme hükümleri kapsamında yatılı kuruluş ücretinin ödenmediği, iptal kararları sonrası iptal edilen işlemin tüm hüküm ve sonuçlarıyla ortadan kalkacağı ve o işlem hiç tesis edilmemiş gibi sayılacağının yargı içtihatlarıyla da sabit olduğu değerlendirildiğinden başvuranın 08.08.2022 tarihli yazı ile tekrar Bartın Huzur Evine atandığı döneme kadar tekabül eden yatılı kuruluş ücretlerinin başvurana ödenmesi yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

17. Başvuranın yasal faiz talebi kapsamında yapılan incelemede; 17.1. Hukuk devletinin gereklerinden biri de idarenin hukukla bağlı olması ve hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı kişilere verdiği zararların tazmini olup, Anayasanın 125 inci maddesinde de İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun açıkça hüküm altına alındığı 17.2. Faizin hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine

İlişkin Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmediği; ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faizin; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para

Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65) şeklinde tanımlandığı, 17.3. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru üzerine vermiş olduğu 07.02.2017 tarih ve sayılı kararında “…Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranlan dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranlan karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi yönündeki başvurucunun talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yaran ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır.” yönünde değerlendirme yapıldığı, 17.4. Yine Zonguldak İdare Mahkemesinin 22/11/2018 tarih ve sayılı kararında, “Ekonomilerde bir değişim vasıtası olan para, çeşitli ticari, sınai, zirai vs. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine, kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi yararlar sağlayan ekonomik bir değerdir. Paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılması, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu yaratması yanında, enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünü enflasyon oranına bağlı olarak yitirmesine neden olur. Hukuk sistemlerinde paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının neden olduğu bu zarar, “faiz” adı altında yapılan ek ödemelerle karşılanmaktadır. Faiz, konusu para olan borçlarda alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılmamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığıdır. Bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunması kural olarak gerekmez. Bu veriler ışığında; asıl alacağın varlığına ve doğumuna bağlı feri nitelikteki faiz alacağının, 697 sayılı KHK’da belirtilen mali ve sosyal haklar haklar kapsamında kaldığı açık olduğundan, davacıya görevden uzakta kaldığı süre için ödenen mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” yönünde hüküm kurulduğu, söz konusu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise Ankara BİM Yedinci İdari

Dava Dairesinin 08/11/2019 tarihli sayılı kararı ile “idare mahkemesinin kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kesin olarak reddi” yönünde karar verildiği, 17.5. Yukarıda yer verilen yargı içtihatlarında da belirtildiği üzere, faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği söz konusu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idarece tazmin edilmesi Anayasanın 125 inci maddesi ve hukuk devleti ilkesi gereği olduğu,

17.6. Kurumumuzca bu noktada yapılan değerlendirmede; mevzuat hükümleri, doktrinde yer alan görüşler ve yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın mahkeme kararı sonrası görevine iade edildiği döneme kadar geçen sürelere tekabül eden yatılış kuruluş ücretleri ödemelerinin yasal faiz hesaplanarak ödenmesi yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikâyet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği; ancak idarenin başvurana karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idarenin bundan böyle bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu

Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Zonguldak

İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvurana idare mahkemesinin kararına istinaden Bartın Huzurevi Müdürlüğünde yeniden göreve başladığı döneme kadar tekabül eden süreler için yatılı kuruluş ücretlerinin yasal faiz hesaplanarak ödenmesi hususunda AİLE ve SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, AİLE

ve SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana ve gereği için AİLE ve SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi