ÖZET: Başvuran, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde part-time çalıştığı dönemde, bilgisi dışında sigortalı gösterilmesi nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından 6000 TL borç çıkarıldığını iddia ederek Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurmuştur. Başvurusunda, yersiz ödemeden kaynaklanan mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın 2012’deki tahsis talebine dayanarak 2013’ten itibaren aylık bağlandığını ve başvuranın belirtilen tarihlerde sigortalı olarak çalıştığını açıklamıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve ilgili mevzuatı değerlendirerek, SGK’nın işlemlerinin hukuka uygun olduğuna karar vermiştir. 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesi gereğince, emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların belirli kuruluşlarda çalıştırılmalarının yasak olduğu belirtilmiştir. Bu durum, başvuranın Hacettepe Üniversitesi’nde çalışması nedeniyle yaşlılık aylıklarının durdurulması gerektiğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, başvuranın yersiz ödeme borcunun hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş ve başvurana tebliğ edilmiştir. İlgili idarenin işlemlerinin hukuka uygunluğu ve başvuranın taleplerinin geçersizliği, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından onaylanmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/3189-S.20.5081

BAŞVURU NO : 2019/14816

KARAR TARİHİ : 27/02/2020

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Yersiz ödemeden kaynaklanan mağduriyetin giderilmesi

BAŞVURUNUN KONUSU :

talebi hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 29/08/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza tarihinde e-başvuru yoluyla yapılan başvuruda başvuran, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde tıp öğrencilerinin eğitimi amacıyla part time standart hasta olarak ayda toplam 2 veya 3 gün çalıştığını, bilgisi dışında Hacettepe Üniversitesi tarafından bir yılda üç ay sigortalı gösterildiğini, bu işlem sebebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından 6000 TL borç çıkarıldığını belirterek mağduriyetinin giderilmesini

Kurumumuzdan talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin 28/01/2020 tarihli ve … sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Başvurana 14/12/2012 tarihli tahsis talebine istinaden 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin (B-d) bendine göre 20 yıl sigortalılık süresi, 43 yaş ve 5150 prim ödeme gün sayısı koşullarına tabi olarak 01/01/2013 tarihinden itibaren aylık bağlandığı, başvuranın 15/02/2014 tarihinde 1232001.06 sicil numaralı Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi ünvanlı kamu işyerine sigorta girişinin yapıldığı ve söz konusu işyerinde 15/02/2014-14/03/2014, 15/04/201414/05/2014, 15/10/2014-14/11/2014, 15/01/2015-14/02/2015, 15/03/2015-14/04/2015 dönemlerinde sosyal güvenlik destek primine tabi çalıştığının anlaşıldığı, 2.2. 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi kapsamında Hacettepe Üniversitesi Tıp

Fakültesinde yaşlılık aylığı kesilmeden çalışması nedeniyle sigortalıya ödenen bu aylıklara ilişkin olarak, 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre faizsiz olarak borç kaydı oluşturulduğu, 2.3. Sigortalının, 31/07/2018 tarihli dilekçesine Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından 05/10/2018 tarihli yazı ile, Kurumumuza yapmış olduğu 03/07/2019 tarihli başvuruya ise 21/08/2019 tarihli yazı ile cevap verildiği, İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmü, 5. 21/04/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.

Üçüncü fıkrasında; Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı

Kanununun ek 11 inci maddesine göre 1.1.2005 tarihinden önce alınmış Bakanlar Kurulu kararları uygulanmaz.

Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri; a) Cumhurbaşkanlığına seçilenler, b) Cumhurbaşkanı yardımcılığı veya bakanlığa atananlar, c) Yasama Organı üyeliğine seçilenler, d) Mahalli idareler seçimleri sonucuna göre görev alanlar, e) Sadece toplantı veya huzur ücreti ya da hakkı ödenen görevleri yürütenler ile yönetim ve denetim kurulu üyeliği ücreti karşılığında görevlendirilenler, f) Yaş haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler (üniversitelerde ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler hakkında yaş haddini aşmamış olmaları kaydı aranmaz.), g) Vakıf üniversitelerinde görev alanlar, h) Özel kanunlarında veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veya görev yapma hakkı verilenlerden Cumhurbaşkanı tarafından atanan veya görevlendirilenler ve Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler, i) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca Yasama

Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar, j) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 36 ncı maddesi kapsamında istihdam edilen ihtiyat pilotlar ile Millî Savunma Bakanlığı ve bağlı birimlerinde personel ve askeri öğrenci temin faaliyetine yönelik hizmetlerin yürütülmesi için görevlendirilen emekli subay ve astsubaylar, k) 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesine göre görevlendirilen güvenlik korucuları, Hakkında uygulanmaz.”

Aynı Maddenin Ek fıkrasında; “İkinci fıkraya göre emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilenlerin sigortalılıklarının sona erdiği tarih yazılı istek tarihi kabul edilerek ilgili sosyal güvenlik kanunlarına göre aylıkları yeniden bağlanır.” 6. 5510 sayılı Kanunu “Yersiz ödemelerin geri ödenmesi” başlıklı 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu

tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.”

Aynı Kanunun Geçici 14 üncü maddesinde “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi veya sigortalı olanlar, vazife malullüğü, malullük ve yaşlılık veya emekli aylığı bağlananlar ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya devam edenler hakkında; bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışmaya başlayanlar hariç olmak üzere sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.”

Hükümlerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’ IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuranın, 14/12/2012 tarihli tahsis talebine istinaden SGK tarafından 01/01/2013 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin (B-d) bendi gereğince, 20 yıl sigortalılık süresi, 43 yaş ve 5150 prim ödeme gün sayısı koşullarına tabi olarak aylık bağlandığı, daha sonra başvuranın 15/02/2014 tarihinde 1232001.06 sicil numaralı Hacettepe

Üniversitesi Tıp Fakültesi ünvanlı kamu işyerine sigorta girişinin yapıldığı ve söz konusu işyerinde 15/02/2014-14/03/2014, 15/04/2014-14/05/2014, 15/10/2014-14/11/2014, 15/01/2015-14/02/2015, 15/03/2015-14/04/2015 çalıştığının tespit edildiği, aylığı kesilmeden çalışması nedeniyle sigortalıya ödenen bu aylıklara ilişkin olarak, 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre faizsiz olarak 5.831,64 TL’lik borç kaydı oluşturulmasından kaynaklı mağduriyetin giderilmesini talep etmektedir.

9. Başvuruya ilişkin yapılan incelemede; başvuran ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasındaki ihtilafın, başvurana aylık bağlandıktan sonra çalışmaları nedeniyle tarafına yansıtılan borcun iptal edilip edilmeyeceği noktasında toplandığı görülmektedir.

10. 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasında ise herhangi bir kurumdan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların aylıkları kesilmeksizin bütçeden yardım alan kuruluşlarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamayacağı ve görev yapamayacağı hususu düzenlenmiştir.

11. Ankara 5. İdare Mahkemesinin 2018/435 E., 2018/2708 K. sayılı kararında; “Yukarıda aktarılan 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörüldüğü üzere, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların fıkrada sayılan Kurumlarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılmaları ve görev yapmaları durumunda, aylıklarının kesilmesi gerekmektedir.

Bu durumda, yukarıda sözü edilen mevzuatın değerlendirilmesinden, davalı idareden emekli olanların emekli aylıkları kesilmeksizin bütçeden yardım alan kuruluşlarda çalışamayacağı ve

Kırıkkale Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının da bütçeden yardım alan kuruluş olduğu anlaşılmakla, davacının emekli aylığı alarak bu kuruluşta çalışması mümkün bulunmadığından, emekli aylığının durdurulmasına ve tespitten geriye doğru 5 yıl için hesaplanan emekli aylıklarının borç çıkarılması ile yapılan itirazın reddine yönelik işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Nitekim Danıştay 11. Dairesinin 28/02/2018 gün ve E: 2016/7994, K: 2018/1140 sayılı kararı da aynı doğrultudadır.” değerlendirmesinde bulunmuştur.

12. Mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun en azından ortadan kaldırılıncaya kadar “mülk” olarak kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül, B.

No: 2013/3391, 16/9/2015, § 56). Somut olayda olduğu gibi Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylıklarının geri ödenmesine karar verilmesi sonucunda başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale edilip edilmediğinin tespiti için öncelikle bu durumun mülkiyet hakkı kapsamında bir hak teşkil edip etmediğinin, eğer böyle bir hak söz konusu ise bu hakka müdahale bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Başvuranın almış olduğu yaşlılık aylığının Hacettepe

Üniversitesinde görev alması nedeniyle geçmişte almış olduğu yaşlılık aylıklarının hesaplanarak 15/02/2014-14/03/2014, 15/04/2014-14/05/2014, 15/10/2014-14/11/2014, 15/01/2015-14/02/2015, 15/03/2015-14/04/2015 tarihleri arası ödenen 5.831,64 TL borç çıkarıldığı hususu değerlendirildiğinde başvuranın mülkiyet hakkı çerçevesinde bir menfaatine müdahalede bulunulduğunun kabulü gerekir.

13. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin belirlediği esaslar çerçevesinde başvuranın taleplerini değerlendirmemiz gerekirse; 13.1. Kanunilik; Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen şartlar yerine getirilmediği müddetçe Anayasa’nın 35. maddesinin ihlaline yol açacaktır. Bu itibarla sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen koşullara uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. (AYM,Bekir Yazıcı, B.

No: 2013/3044, 17/12/2015, §§ 61, 62).

Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 56).

Somut olayımızda, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çıkarılan borç kaydının 5510 sayılı

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 96 ncı maddesinin yasal dayanak olduğu görülmektedir. Anılan düzenlemenin yeterli açıklıkta ve başvuranın davranışlarının sonuçlarını önceden öngörmesini sağlamaya yetecek hukuki belirlilikte olduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı sonucuna varılmıştır.

13.2. Meşru Amaç; Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığını sağlamaktır.

2017/44 E., ve 2017/118 K., sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme 5510 sayılı

Kanunun 96 ncı maddesinin Anayasa’ya uygunluğunu denetlemiş ve “ Kural, Sosyal Güvenlik

Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından

Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” demiştir.

Başvuranın yaşlılık aylığı alırken aynı zamanda bütçeden pay alan Hacettepe Üniversitesinde çalışması durumunda ilgili yasal mevzuatı gereği yaşlılık aylıklarının durdurulması gerekirken durdurulmaması ve daha sonrasında bu çalışılan dönemlere ilişkin olarak başvurana yersiz ödeme borç kaydı çıkarılması hususunda tesis edilen işlemlerin amacının sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir. Bu bağlamda, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

13.3. Ölçülülük; Anayasa Mahkemesinin ölçülülük ilkesine yönelik değerlendirmesini elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilke üzerinden yapmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir

(AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13,

K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

Mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekmektedir (Korkut Bahadır, § 43).

Diğer taraftan, “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir(AYM, Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68). İyi yönetişim ilkesi, mülkiyet hakkı kapsamında yapılan incelemelerde hususi bir öneme sahiptir. Bu çerçevede kamu otoritelerinden beklenen, sosyal güvenlik hakkından doğan ödemeler gibi bireylerin hayatlarını devam ettirmesi bakımından büyük öneme sahip konularda azami özenin gösterilmesidir (Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074, 9/3/2016, § 73). Bununla birlikte kamu otoritelerine yüklenen bu özen sorumluluğu bireyleri de sosyal güvenlik hakkı kapsamında kendilerine yapılan ödemeler yönünden tamamen sorumsuz kılmamalıdır.

Başvuru konusu olayda başvuranın yaşlılık aylığı kesilmeden çalışmaması gereken bir üniversitede çalıştığı bu nedenle çalışılan döneme ilişkin olarak ödenen yaşlılık aylıklarının

5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yaklaşık iki yıllık

bir süre için faizsiz olarak ve çalışma döneminden yaklaşık üç yıl sonra borç çıkarıldığı görülmüştür.

Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurucudan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır.

Öte yandan mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda başvurucunun mülkiyet hakkına, kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi çerçevesinde faizsiz olarak iadesinin istenmesi yönünde yapılan müdahalenin, başvurucunun böyle bir müdahalenin gerçekleşebileceğini öngörebileceği ve yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen kamu yararı dikkate alındığında, ölçülü olduğu, mülkiyet hakkının korunması açısından adil bir dengenin gözetildiği değerlendirilmiştir.

14. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; idarenin işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, başvurucunun aylık almakta Hacettepe

Üniversitesi Tıp Fakültesinde çalışması sebebiyle ödenen aylıkların yersiz ödeme kapsamında talep edilmesi işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin

Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

16. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara İş Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi