ÖZET: Başvuran, 01.07.1996 tarihinden itibaren malulen emekli olduğunu ve 01.06.2007-20.06.2007 tarihleri arasında 20 gün sigortalı olarak çalıştığını belirtmiştir. Ancak, çalıştığı dönemde Sosyal Güvenlik Kurumu’na gerekli bildirimlerin yapılmasına rağmen, 2022 yılına kadar kendisine yersiz ödemeler yapılmıştır. Başvuran, bu durumu itiraz ederek yersiz ödeme borcunun kaldırılmasını ve yeniden maluliyet aylığının bağlanmasını talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın malullüğünün devam etmediğine dair raporlar sunarak, yersiz ödemelerin geri alınması gerektiğini ifade etmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve ilgili mevzuatı değerlendirerek, yersiz ödeme borcunun kaldırılması konusunda Sosyal Güvenlik Kurumu’na tavsiyede bulunmuştur. Ancak, başvuranın maluliyet aylığının yeniden bağlanması talebi reddedilmiştir. Bu karar, başvuranın maluliyet durumunun devam etmediği ve yersiz ödemelerin geri alınmasının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle verilmiştir. İdarenin, yersiz ödemelerin tahsili sırasında başvuran üzerinde aşırı bir yük oluşturduğu ve bu durumun mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığı da belirtilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/345-S.23.648

BAŞVURU NO : 2022/11660

KARAR TARİHİ : 10/01/2023

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın yersiz ödeme borcunun kaldırılması ile yeniden maluliyet aylığının bağlanması talepleri hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 15/08/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza tarihinde Av. tarafından müvekkili T.C. Kimlik Numaralı adına yapılan başvuruda vekil özetle, müvekkilinin 01.07.1996 tarihinden itibaren malulen emekli olduğunu, farklı tarihlerde kontrol muayenesine tabi tutulup raporunun onandığını, 01.06.2007-

20.06.2007 tarihleri arasında 02 Belge Türü ile 20 gün sigortalı olarak çalıştığını, işverenin Sosyal Güvenlik

Kurumuna emekli çalışan istihdam ettiğine dair yasal sorumluluğuna uygun bildirimde bulunmasına rağmen müvekkiline 2022 yılına kadar yersiz ödemede bulunulduğunu, Elazığ Sosyal Güvenlik İl

Müdürlüğüne; 10.05.2020 tarih, sayılı ve 20.05.2022 tarih, sayılı dilekçelerle itiraz ettiklerini, 15 yıl beklenilip geriye dönük borç çıkarılmasının haksız olduğunu belirterek, yersiz ödeme adı altındaki borcun kaldırılmasını ve yeniden maluliyet aylığının bağlanmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 02/09/2022 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına istinaden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından alınan 26/09/2022 tarihli ve sayılı cevabi yazıda;

2.1. 5510 sayılı Kanunun “Malullük aylığının hesaplanması, başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanması” başlıklı 27 nci maddesinin üçüncü fıkrası; “Malullük aylığı almakta iken bu Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların malullük aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesilir ve bu Kanuna tabi olarak çalıştıkları süre zarfında 80 inci maddeye göre belirlenen prime esas kazançları üzerinden 81 inci madde gereğince kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortasına ait prim alınır. Bunlardan işten ayrılarak yeniden malullük aylığı bağlanması için yazılı istekte bulunan ya da emekliye ayrılan veya sevk edilenlere; kontrol muayenesine tabi tutulmak ve ilk aylığına esas malullüğünün devam ettiği anlaşılmak kaydıyla, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışıyorsa görevinden ayrıldığı tarihi, diğerlerine ise istek tarihlerini takip eden ödeme döneminden itibaren yeniden malullük aylığı hesaplanarak bağlanır.” hükmünü,

2.2. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin “Aylık almakta iken çalışmanın sonradan tespit edilmesi” başlıklı ek 10 uncu maddesi ise; “Malullük, yaşlılık, ölüm aylığı veya ölüm geliri almakta iken, gelir veya aylıkları Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlaması nedeniyle kesilmesi gerektiği daha sonra tespit edilenler hakkında yersiz ödenen aylıkların tespitinde sadece çalışılan süreler esas alınarak Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre işlem yapılır. Bunlardan işten ayrılmış olanların malullük veya yaşlılık aylıkları, sigortalılığın sona erdiği tarih yazılı istek tarihi kabul edilerek, bu tarihi takip eden ödeme dönemi itibarıyla Kanunun 27 veya 30 uncu maddesine göre yeniden hesaplanarak bağlanır. Hak sahiplerinin aylıkları ise işten ayrıldıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren ödenmeye devam edilir.” hükmünü amir olduğu,

2.3. 2018/38 sayılı Genelgenin “Malullük Aylığı Almakta İken Çalışma Nedeniyle Aylığın Kesilmesi

Gerektiği Daha Sonra Tespit Edilenler” başlığı altında ise; “Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin ek 10 uncu maddesi uyarınca, malullük aylığı almakta iken, aylıkları Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlaması nedeniyle kesilmesi gerektiği daha sonra tespit edilenler hakkında yersiz ödenen aylıkların tespitinde sadece çalışılan süreler esas alınarak Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre işlem yapılacaktır. Ancak, sigortalıların çalıştığı sürelerle ilgili olarak yasal süresinde bildirim yapılmadığının tespit edilmesi halinde Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a)

bendi gereğince işlem yapılacaktır. Bu sigortalılardan işten ayrılmış olanların malullük aylıkları, sigortalılığın sona erdiği tarih yazılı istek tarihi kabul edilerek, kontrol muayenesine tabi tutulmak ve ilk aylığına esas malullük halinin devam ettiği anlaşılmak kaydıyla, bu tarihi takip eden ödeme dönemi itibariyle Kanunun 27 nci maddesine göre yeniden hesaplanarak bağlanacaktır. Kurum sağlık kurulunca malullük halinin devam etmediği anlaşılanlara çalışmaya başladığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren ödenen aylıklar için Kanunun 96 ncı maddesine göre işlem yapılacaktır. Aylık almakta iken aylığının çalışmaya başlaması nedeniyle kesilmesi gerektiği tespit edilen sigortalılardan çalışması devam edenlerin çalışma sürelerinin; -Kesintisiz olması durumunda, ödenmekte olan aylıklar çalışmaya başladığı tarihi takip eden ödeme dönemi itibariyle kesilerek yersiz ödenen aylıkların tamamı için, – Kesintili olması durumunda, aylığı kesilerek kontrol muayenesine tabi tutulacak ve ilk aylığına esas malullük halinin devam etmesi halinde yersiz ödenen aylıkların tespitinde sadece çalışılan süreler esas alınarak, malullük halinin devam etmediği anlaşılanlara ise çalışmaya başladığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren yersiz ödenen aylıkların tamamı için, Kanunun 96 ncı maddesine göre işlem yapılacaktır.” düzenlemelerinin yer aldığı,

2.4. Buna göre ’nun dosyası üzerinde yapılan incelemede; başvurana 14.06.1996 tarihli talebine istinaden 01.07.1996 tarihinden itibaren 4/1-(a) statüsünde malullük aylığı bağlandığı,

/

2.5. Başvuranın 01.06.2007-20.06.2007 tarihleri arasında İnş. San. Tic. A.Ş.

ünvanlı işyerinde çalışması bulunduğunun Mart/2021 döneminde tespit edilmesi üzerine Sosyal Sigorta

İşlemleri Yönetmeliğinin ek 10 uncu maddesi gereğince sigortalılığın sona erdiği tarih yazılı istek tarihi kabul edilerek 5510 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kontrol muayenesine tabi tutulduğu,

2.6. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesinin 15.03.2022 tarih ve sayılı raporunu esas alan Malatya

Kurum Sağlık Kurulunun 30.03.2022 tarih ve sayılı kararıyla malullüğünün devam etmediğine karar verilmesi üzerine çalıştığı dönemi takip eden ödeme döneminden itibaren malullük aylığının durdurulduğu,

2.7. Malatya Kurum Sağlık Kurulunun kararına itiraz edilmesi üzerine başvuranın malullük durumunun

Kurum Yüksek Sağlık Kurulu tarafınca da değerlendirilmesi sonrasında Kurulun 01.06.2022 tarih ve sayılı kararıyla da başvuranın malul sayılamayacağına karar verildiği,

2.8. Gerçekleşmiş olan yersiz ödeme; sigortalının çalıştığı sürelerle ilgili olarak yasal süresinde bildirim gerçekleştirilmiş olması sebebiyle kurum hatası kapsamında değerlendirilmiş olup sigortalıya 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince son 5 yıl içinde Nisan/2017Mart/2022 ödeme dönemi boyunca ödenmiş olan tutarlar borç tahakkuk ettirildiği,

2.9. Başvuranın 01.06.2007-20.06.2007 tarihleri arasındaki çalışmaları Kurumları sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma olarak bildirildiğinden sistemsel kontrollerde tespit edilemediği, 506 sayılı

Kanuna göre malullük aylığı bağlanan sigortalıların sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma hususunda tercih hakları bulunmadığından bu sürelerin uzun vadeli sigorta kollarına tabi çalışma olarak düzeltilmesi sonrasında sigortalının maluliyet durumunun 5510 sayılı Kanunun 27 nci maddesi hükmü gereği yeniden değerlendirilmesi gereği doğduğu,

2.10. Başvuranın aylığı 5510 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince çalıştığı dönemi takip eden ödeme dönemi olan Haziran/2007 dönemi itibariyle durdurulduğu, kontrol muayenesi sonucunda başvuranın malullük durumunun devam ettiği tespit edilmiş olsa idi; Sosyal Sigorta İşlemleri

Yönetmeliğinin ek 10 uncu maddesi uyarınca yalnızca çalışılan süre olan 01.06.2007-20.06.2007 dönemi için borç tahakkuk işlemi gerçekleştirileceği, sonraki süre için ödenen aylıkların borç çıkarılmayacağı ve aylık kesintiye uğramaksızın ödenmeye devam edeceği,

2.11. Başvurana 14.06.1996 tarihli talebine istinaden 01.07.1996 tarihinden itibaren malullük aylığı bağlandığı, başvuranın 01.04.1998 tarihinde kontrol muayenesine tabi tutulduğu, 01.04.1998 tarihli kontrol muayenesi sonucunda malullük durumunun devam ettiğine ve tekrar kontrol muayenesine tabi tutulmasına gerek olmadığına karar verildiğinden Malatya Kurum Sağlık Kurulunun 30.03.2022 tarih ve sayılı (başvuranın malullüğünün devam etmediğini tespit eden) kararına esas kontrol muayenesine kadar kontrol muayenesine tabi tutulmadığı,

Açıklamalarına yer verildiği görülmüştür.

2.12. İdarenin sunduğu ek evrakların tetkikinden; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Elazığ Sosyal

Güvenlik İl Müdürlüğü’nün 31/03/2022 tarihli yazısı ile Günlük ödeme kapsamında sigortalıya toplam 122.829,90 TL borç çıkarıldığı tespit edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın:

3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesi; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesi; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,

3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4. 31/5/2006 tarih ve 5510 sayılı Kanununun:

4.1. “Malûl sayılma” başlıklı 25 inci maddesinde; “(Değişik: 17/4/2008-5754/13 md.) Sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği

Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı, malûl sayılır.” 4.2. “Malullük aylığının hesaplanması, başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanması” başlıklı 27 nci maddesinin üçüncü fıkrasında; “Malûllük aylığı almakta iken bu Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların malûllük aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesilir ve bu Kanuna tabi olarak çalıştıkları süre zarfında 80 inci maddeye göre belirlenen prime esas kazançları üzerinden 81 inci madde gereğince kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortasına ait prim alınır. Bunlardan işten ayrılarak yeniden malûllük aylığı bağlanması için yazılı istekte bulunan ya da emekliye ayrılan veya sevkedilenlere; kontrol muayenesine tabi tutulmak ve ilk aylığına esas malûllüğünün devam ettiği anlaşılmak kaydıyla, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışıyorsa görevinden ayrıldığı tarihi, diğerlerine ise istek tarihlerini takip eden ödeme döneminden itibaren yeniden malûllük aylığı hesaplanarak bağlanır.” 4.3. “Kontrol muayenesi” başlıklı 94 üncü maddesinde; “Kurum yürütülen soruşturma kapsamıyla sınırlı olmak üzere; a) Sağlık hizmeti alan genel sağlık sigortalısından veya bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilerden, sağlık hizmetinin gerçekten alınıp alınmadığını, b) Sigortalının, isteğe bağlı sigortalının veya bunların hak sahiplerinin malullük, iş göremezlik raporlarında belirtilen rahatsızlıklarının mevcut olup olmadığını, tespit amacıyla kontrol muayenesi ve tetkik yaptırılmasını talep edebilir. Malûllük, vazife malullüğü aylığı veya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış sigortalılar, malullük durumlarında artma veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç olduğunu ileri sürerek aylık ve gelirlerinde değişiklik yapılmasını isteyebilecekleri gibi; Kurum da harp malullüğü, vazife malullüğü, malullük aylığı veya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış sigortalılar ile aylık veya gelir bağlanan ve çalışma gücünün en az %60’ını yitiren malûl çocukların kontrol muayenesine tâbi tutulmasını talep edebilir.180 Kurumca yaptırılan kontrol muayenesinde veya sigortalının isteği üzerine ya da işe alıştırma sonunda yapılan muayenesinde yeniden tespit edilecek malullük durumuna göre, malullük aylığı veya sürekli iş göremezlik geliri, yeni malullük durumuna esas tutulan raporun tarihini takip eden ödeme dönemi başından başlanarak artırılır, azaltılır veya kesilir.”

4.4. “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” 4.5. “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı GEÇİCİ 1 inci maddesinde: “(Değişik: 17/4/2008-5754/68 md.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı

Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve

Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi

Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı ve 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı kanunlara göre ödenmekte olan sosyal yardım zammı ile telafi edici ödeme tutarları, bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ödenen tutarlar esas alınarak, ilgililerin gelir ve aylıklarına ilâve edilerek ödenir. Sosyal yardım zammının ilavesinde tamamı dağıtılacak şekilde, hak sahiplerinin gelir ve aylıklardaki hisseleri esas alınır. Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre sigortalı sayılanlara ve bunların hak sahiplerine bağlanmış olan aylık ve gelirler, 55 inci maddenin ikinci fıkrasına göre artırılır. 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı kanunlar kapsamında geçen sigortalılık süresi fiili hizmet süresi ve prim ödeme gün sayısı, genel sağlık sigortasının uygulanmasında gerekli olan sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayılarında dikkate alınır.” 5. 2018/38 sayılı Genelgenin Malullük Sigortası başlıklı 2nci Bölümü “2.nci maddesi; “Malul

Sayılma” başlığında; “Sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu, Kanunun 4/1-(a) ve 4/1-(b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az % 60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum sağlık kurulunca tespit edilen sigortalı malul sayılacaktır” 5.1. 6ncı maddesi, “Malullük Aylığının Kesilmesi, Yeniden Başlaması ve Durum Değişiklikleri” başlığında; “Malullük aylığı, sigortalıların çalışmaya başlamaları veya kontrol muayenesi sonucu malul olmadığının Kurum sağlık kurulunca tespit edilmesi durumunda kesilmektedir. Bu çerçevede, Kanunun malullük aylığının kesilmesine ilişkin 27 nci maddesine göre; malullük aylığı almakta iken bu Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların malullük aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesilecektir. Bunlardan işten ayrılarak yeniden malullük aylığı bağlanması için yazılı istekte bulunan ya da emekliye ayrılan veya sevk edilenlere; kontrol

muayenesine tabi tutulmak ve ilk defa malul hale geldiği sigortalılık statüsü ve görevi dikkate alınarak aynı usul ve esaslara göre maluliyet halinin tekrar incelenmesi ve devam ettiğine dair karar verilmesi kaydıyla, Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamında çalışıyorsa görevinden ayrıldığı tarihi, diğer statülerde ise istek tarihlerini takip eden ödeme döneminden itibaren yeniden malullük aylığı hesaplanarak bağlanacaktır.

Kanunun 4/1-(a), 4/1-(b) ve 4/1-(c) bendi kapsamındaki sigortalıların, malullük aylığı kesildikten sonra geçen çalışmalarının hangi statüde olduğuna bakılmaksızın malullük aylığı bağlanan ilk statü kapsamında yeniden hesap yapılarak malullük aylığı bağlanacak olup, yeniden bağlanacak aylıkların hesabında; Kanunun 27 nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü dikkate alınacaktır.” 5.2. 7nci maddesi, “Malullük Aylığı Almakta İken Çalışma Nedeniyle Aylığın Kesilmesi Gerektiği

Daha Sonra Tespit Edilenler” başlığında; “Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin ek 10 uncu maddesi uyarınca, malullük aylığı almakta iken, aylıkları Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlaması nedeniyle kesilmesi gerektiği daha sonra tespit edilenler hakkında yersiz ödenen aylıkların tespitinde sadece çalışılan süreler esas alınarak Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre işlem yapılacaktır. Ancak, sigortalıların çalıştığı sürelerle ilgili olarak yasal süresinde bildirim yapılmadığının tespit edilmesi halinde Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince işlem yapılacaktır. Bu sigortalılardan işten ayrılmış olanların malullük aylıkları, sigortalılığın sona erdiği tarih yazılı istek tarihi kabul edilerek, kontrol muayenesine tabi tutulmak ve ilk aylığına esas malullük halinin devam ettiği anlaşılmak kaydıyla, bu tarihi takip eden ödeme dönemi itibariyle Kanunun

27 nci maddesine göre yeniden hesaplanarak bağlanacaktır. Malullük aylığı almakta iken yeniden

sigortalı olarak çalışmaya başlamaları nedeniyle malullük aylığı kesilenlerin kontrol muayenesi sonucu temin edilen sağlık kurulu raporları Kurum sağlık kurulunca Kanun gereği ilk maluliyetlerinin tespit edildiği tarihteki mevzuata göre değerlendirilecektir. Ancak, ilk maluliyetlerinin tespit edildiği mevzuata göre malul sayılmayanların durumları, bir kez de işten ayrıldıkları tarihteki mevzuata göre değerlendirilecektir. Kurum sağlık kurulunca malullük halinin devam etmediği anlaşılanlara çalışmaya başladığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren ödenen aylıklar için Kanunun 96 ncı maddesine göre işlem yapılacaktır.”

6. 17/7/1964 tarih ve 506 sayılı mülga Sosyal Sigortalar Kanunu’nun:

6.1. “Sigortalının kontrol muayenesi başlıklı” 57 nci maddesinde; “(Mülga madde: 31/05/2006 t. 5510 s. K. m.106) Malullük aylığı bağlandıktan sonra sigortalı, her zaman, başka birinin sürekli bakımına muhtaç duruma girdiğini ileri sürerek malullük aylığının artırılmasını isteyebilir. Malullük aylığı bağlanan sigortalıları Kurum da her zaman kontrol muayenesine tabi tutabilir. Gerek Kurumca yaptırılan kontrol muayenesinde, gerekse sigortalının isteği üzerine veya işe alıştırma sonunda yapılan muayenesinde

yeniden tesbit edilecek malullük durumuna göre malullük aylığı: I-Sigortalının istekte bulunması halinde:

a) Yazılı isteğini, b) Yeni malüllük durumuna esas tutulan rapor yazılı isteğini takib eden takvim ayından sonraki bir tarihi taşımakta ise bu raporun tarihini, II- Kurumca kontrol muayenesine veya işe alıştırmaya tabi tutulma halinde de yeni malüllük durumuna esas tutulan raporun tarihini, takip eden ay başında başlanarak gerekirse artırılır, azaltılır veya kesilir. Kabul edilir bir özürü olmadığı halde kontrol muayenesini Kurumun yazılı bildirisinde belirtilen tarihten sonraki aybaşına kadar yaptırmayan sigortalının malüllük aylığı, kontrol muayenesi için belirtilen tarihten sonraki ay başından başlanarak kesilir. Şu kadar ki, kontrol muayenesini Kurumun yazılı bildirisinde belirtilen tarihten başlayarak üç ay içinde yaptıran ve malüllük halinin devam ettiği tesbit edilen sigortalının malullük aylığı, ödemenin kesildiği tarihten başlanarak verilir. Kontrol muayenesini Kurumun yazılı bildirisinde belirtilen tarihten üç ay geçtikten sonra yaptıran ve malüllük halinin devam ettiği tesbit edilen sigortalının malüllük aylığı, rapor tarihinden sonraki ay başından başlanarak ödenir.”

/

6.2. “Aylığın kesilmesi ve yeniden başlaması” başlıklı 58 inci maddesinde; “(Mülga madde: 31/05/2006 t. 5510 s. K. m.106) Malullük aylığı almakta iken sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 63 üncü maddenin (A) fıkrası hükümleri uygulanır. Şu kadar ki, malullük aylıkları kesilenlerden işten ayrılarak malullük aylığı verilmesi için yazılı istekte bulunan sigortalıya aylık bağlanması, kontrol muayenesi sonunda malullüğün devam ettiğinin anlaşılması şartına bağlıdır.

6.3. “Yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışmaları” başlıklı 63 üncü maddesinde; “(Mülga madde:

31/05/2006 t. 5510 s. K. m.106) A) Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken, sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları çalışmaya başladıkları tarihte kesilir. Yaşlılık aylıkları kesilenlerden yeniden çalıştıkları süre zarfında 78 inci maddeye göre prime esas kazançları üzerinden 73 üncü madde gereğince prim alınır. Yaşlılık aylıkları kesilenlerden işten ayrılarak yaşlılık aylığı verilmesi için yazılı talepte bulunan sigortalıya yeniden bağlanacak yaşlılık aylığı talep tarihini takip eden ödeme döneminden başlanarak ödenir. Yeni aylık, eski aylığın kesildiği tarihten sonra aylıklara yapılan artışlar uygulanarak ikinci fıkrada belirtilen aylık başlangıç tarihi itibariyle bulunan tutarı ile emeklilik sonrası çalışmaya ait kısmî aylığın toplamından oluşur. Emeklilik sonrası çalışmaya ait kısmî aylık, talep tarihindeki emeklilik öncesi ve sonrası prim ödeme gün sayısı toplamı üzerinden, 61 inci maddeye göre hesaplanan aylığın emeklilik sonrası prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadardır.”

7. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin “Aylık almakta iken çalışmanın sonradan tespit edilmesi” başlıklı ek 10 uncu maddesi ise; “(Ek:RG-5/12/2017-30261) (1) Malullük, yaşlılık, ölüm aylığı veya ölüm geliri almakta iken, gelir veya aylıkları Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlaması nedeniyle kesilmesi gerektiği daha sonra tespit edilenler hakkında yersiz ödenen aylıkların tespitinde sadece çalışılan süreler esas alınarak Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre işlem yapılır. Bunlardan işten ayrılmış olanların malullük veya yaşlılık aylıkları, sigortalılığın sona erdiği tarih yazılı istek tarihi kabul edilerek, bu tarihi takip eden ödeme dönemi itibarıyla Kanunun 27 veya

30 uncu maddesine göre yeniden hesaplanarak bağlanır. Hak sahiplerinin aylıkları ise işten ayrıldıkları

tarihi takip eden aybaşından itibaren ödenmeye devam edilir.”

Hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi”

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9. Başvuran özetle; 01.07.1996 tarihinden beri malulen emekli olduğunu, farklı tarihlerde kontrol muayenesine tabi tutulup raporunun onandığını, 01.06.2007-20.06.2007 tarihleri arasında 20 gün sigortalı olarak çalıştığını, işverenin Sosyal Güvenlik Kurumuna emekli çalışan istihdam ettiğine dair bildirimde bulunmasına rağmen 2022 yılına kadar yersiz ödemede bulunulduğuna ilişkin tarafına borç çıkarıldığını ifade ederek yersiz ödemenin iptal edilmesi ile tekrar malulen emekli olmayı talep etmektedir.

10. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden özetle; başvuranın 01.07.1996 tarihinden itibaren 4/1-(a)

statüsünde malullük aylığı aldığı, başvuranın 01.04.1998 tarihinde kontrol muayenesine tabi tutulduğu, 01.04.1998 tarihli kontrol muayenesi sonucunda malullük durumunun devam ettiğine ve

tekrar kontrol muayenesine tabi tutulmasına gerek olmadığına karar verildiğinden Malatya Kurum

Sağlık Kurulunun 30.03.2022 tarihli kontrol muayenesine kadar kontrol muayenesine tabi tutulmadığı, başvuranın 01.06.2007-20.06.2007 tarihleri arasında çalışması bulunduğunun Mart/2021 döneminde tespit edilmesi üzerine kontrol muayenesine tabi tutulduğu, Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesinin

15.03.2022 tarih ve sayılı raporunu esas alan Malatya Kurum Sağlık Kurulunun 30.03.2022 tarihli

kontrol muayenesinde malullüğünün devam etmediğine karar verilmesi üzerine malullük aylığının durdurulduğu, itiraz üzerine başvuranın malullük durumunun Kurum Yüksek Sağlık Kurulu tarafınca değerlendirildiği ve başvuranın malul sayılamayacağına karar verildiği, gerçekleşmiş olan yersiz ödemenin; kurum hatası kapsamında değerlendirilerek son 5 yıl içinde Nisan/2017-Mart/2022 ödeme dönemi boyunca ödenmiş olan tutarlar borç tahakkuk ettirildiği, kontrol muayenesi sonucunda başvuranın malullük durumunun devam ettiği tespit edilmiş olsa idi yalnızca 01.06.2007-20.06.2007 dönemi için borç tahakkuk işlemi gerçekleştirileceği, sonraki süre için ödenen aylıkların borç çıkarılmayacağı ve aylık kesintiye uğramaksızın ödenmeye devam edeceği belirtilmektedir.

11. Somut olaya bakıldığında başvurunun; yersiz ödemenin tahsili talebi ve yeniden malulen emekli sayılma talebi olmak üzere iki başlık altında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Yersiz Ödemenin Tahsili Yönünden;

12. Öncelikle İdarenin gönderdiği cevabi yazının tetkikinden başvurana yönelik iş ve işlemlerin 5510 sayılı

Kanun hükümlerine göre yapıldığı, oysa başvuran 01.07.1996 tarihinde malulen emekli olduğundan ve 01.06.2007-20.06.2007 tarihleri arasında çalışması bulunduğundan 5510 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin; “…Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa …tabi olanlar… gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır” hükmüne uygun olarak başvurana 506 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

13. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek (1) No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” kenar başlıklı 1 inci maddesinde “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” denilmiştir.

14. Aynı çerçevede, Anayasa’nın 35 inci maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmış, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır.

15. Anayasa Mahkemesi’nce verilmiş kararlarda Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkının, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsadığı (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20), bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacağın da mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60) ifade edilmektedir.

16. Anayasa’nın ve Sözleşmenin ortak koruma kapsamında yer alan mülkiyet hakkı, sosyal güvenlik ödemesi hakkını içermemekle beraber, yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak, sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise, yargısal içtihatlara paralel olarak, ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/06/2015, § 36; Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Stec ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 65731/01 ve 65900/01, 12/4/2006, § 53-55; Andrejeva-Letonya [BD], B. No: 55707/00, 18/2/2009, § 77).

17. Başvuru konusu olayda başvurucunun mülga 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken SGK’ya yaptığı başvuru üzerine Kanunda aranan şartları taşıması nedeniyle 01.07.1996 tarihinden itibaren 4/1-(a)

statüsünde malullük aylığı almaya başladığı, 01.06.2007-20.06.2007 tarihleri arasında çalışması bulunduğunun Mart/2021 döneminde tespit edilmesi üzerine kontrol muayenesine tabi tutulduğu anlaşılmıştır. Bu açıklamalar ışığında, başvurucuya ödenen malullük aylıkları üzerinde başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaatinin bulunduğu değerlendirilmektedir.

18. Öte yandan, Anayasa’nın 35’inci maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği belirtilmiştir. Ayrıca, Anayasa’nın 13’üncü maddesinde temel hak ve özgürlüklerin, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği öngörülmüştür. Buna göre mülkiyet hakkı da yapılan müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesinin gözetilmesi şartıyla sınırlanabilmektedir.

19. Bu nedenle somut olay, yapılan müdahalenin bu kapsamda olup olmadığının değerlendirilmesini

zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda:

19.1. Kanunilik ilkesi bakımından yapılan değerlendirmede;

19.1.1. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır.

(AYM, Bekir Yazıcı, B. No: 2013/3044, 17/12/2015, §§ 61, 62).

19.1.2. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 56).

19.1.3. Sigortalılara yersiz ödenen aylıkların hangi esaslar çerçevesinde geri alınacağı 5510 sayılı Kanunun

96 ncı maddesinde belirlenmiştir. Madde ile Kurum tarafından fazla veya yersiz yapıldığı anlaşılan her

türlü ödemenin geri alınacağı ancak fazla veya yersiz ödemenin ne şekilde ve hangi esaslar doğrultusunda geri alınacağının ise fazla veya yersiz ödemeyi doğuran sebebin sigortalıların kasıt veya kusurundan doğması ile Kurum hatasından kaynaklanmasına göre farklılaşacağı belirlenmiştir. Nitekim başvurana aylığının kesildiği 01/11/2007 tarihinden sonra ödenen aylıklar, yersiz ödendikleri gerekçesiyle 5510 sayılı yasanın 96 ncı maddesinin (b) bendi gereğince son 5 yıl içinde Nisan/2017-Mart/2022 ödeme dönemi boyunca ödenmiş olan tutarlar borç çıkarılmıştır. Bu durumda ödenmiş emekli aylıklarının geri alınması

/

suretiyle başvuranın mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin 5510 sayılı Kanun uyarınca gerçekleştirildiği, dolayısıyla müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

19.2. Meşru amaç ilkesi bakımından yapılan değerlendirmede; 19.2.1. Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olup, idarenin yersiz ödemeden kaynaklı alacaklarını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlılığını sağlamaktır.

19.2.2. 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin (a) ve (b) bentlerinin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için itiraz yoluna başvurulmuş ve Anayasa Mahkemesi anılan kuralların kamu yararı amacı taşıdığı sonucuna ulaşmış, ilgililere yapılan fazla veya yersiz ödemelerin geri alınmasıyla

Kurumun gider kaybının önlenmesi, Kurumun aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunması ve böylece

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amaçlandığını ifade etmiştir (AYM

E.2015/97, K.2016/10, 10/02/2016; E.2017/44, K.2017/118, 12/07/2017).

19.2.3. Sigortalılara bağlanan malullük aylıklarının kontrol muayenesi yaptırılmaması ya da malullüğün ortadan kalkması halinde kesilmesinin temelinde yatan amacın, sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlılığının sağlanması olduğu, bu amacın da kamu yararına dönük olduğu açıktır. Bu nedenle müdahalenin sosyal güvenlik sisteminin devamlılığını ve sınırlı kamusal kaynakların doğru şekilde harcanmasını gözeten meşru bir amacının bulunduğu değerlendirilmektedir.

19.3. Ölçülülük ilkesi bakımından yapılan değerlendirmede;

19.3.1. Anayasa Mahkemesi’nce yapılan değerlendirmelerde mülkiyet hakkının sınırlamaları ve güvenceleri açısından Anayasa’nın mülkiyeti bir hak olarak tanımlayan 35 inci maddesinin temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasının düzenlendiği 13 üncü maddeyle birlikte ele alınması gerektiği, 35 inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan sınırlama ve güvence ölçütlerinin 13 üncü madde ışığında yorumlanması gerektiği ifade edilmekte, bu kapsamda bireyin hakkıyla kamu yararı arasında kurulması gereken adil dengeye vurgu yapılmaktadır (AYM, E.1999/33, K.1999/51, 29/12/1999). Bu noktada, ihlal teşkil ettiği iddia edilen önlemin temelini oluşturan kamu yararı karşısında bireye düşen fedakârlığın ağırlığının göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmektedir (Korkut Bahadır, B. No: 2014/4025, 11/12/2014, § 43; Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074, 09/03/2016, § 48-49).

19.3.2.Yine Mahkemece, kanuni bir dayanağı olup meşru amaçlara dayansa dahi müdahalenin amacı ve kullanılan araçlar ile başvurucuya yüklenen külfetin ölçülü olup olmadığı hususları değerlendirme konusu yapılmakta (Tevfik Baltacı, § 50), mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerektiği ifade edilmektedir ( Tevfik Baltacı, § 66).

19.3.3. Anayasa Mahkemesi kararlarında ölçülülük ilkesinin “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluştuğu, “elverişlilik” ilkesinin öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, “gereklilik” ilkesinin ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, “orantılılık” ilkesinin ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir

dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade ettiği (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102,

14.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015;

E.2015/43, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, 142016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38), yine ölçülülük ilkesinin, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkate alınması gereken bir güvence olduğu; ölçülülüğün, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıttığı; ölçülülük denetiminin, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak için seçilen aracın denetlenmesi olduğu; bu sebeple mülkiyet hakkına getirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir (Osman Bayrak, B. No: 2013/3803, 25/2/2015, § 74; Tevfik Baltacı, § 65).

19.3.4. Hukuka aykırı ödemelerin tahsiline ilişkin uyuşmazlıklarda mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü hakkında ise, kanuna aykırı olarak ödeme yapılması biçiminde ortaya çıkan sonuca tarafların ne derece katkısının olduğuna bakılması gerektiği, bu bağlamda tarafların yasal yükümlülüklerinin neler olduğu, bunların yerine getirilmesinde ihmalkârlık gösterilip gösterilmediği ve ihmalin varlığının tespiti hâlinde bunun hukuka aykırı sonucun doğmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerektiği değerlendirilmektedir (Fatma Ülker Akkaya, B. No: 2014/18979, 22/2/2018, § 50; Uğur Ziyaretli, § 65).

19.3.5. Orantılılık ilkesi değerlendirilirken dikkate alınması gereken hususlardan birinin de kamu makamlarının tutum ve davranışları olduğu, bu bağlamda idarenin “iyi yönetişim” ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunduğu, “iyi yönetişim” ilkesinin, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirdiği; idarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumunun yanında işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz uygulanması gibi yaptırımların öngörülüp görülmediğinin önem arz ettiği belirtilmektedir (Fatma Ülker Akkaya, §51,52; Tevfik Baltacı, § 48,70,71).

19.3.6. Ayrıca sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalı işlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlarda kaldırabileceği, bu tespitin hatalı idari işlemden kaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olduğu, aksi durumda kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları hâlde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar doğurabileceği, bu durumun sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüşmeyeceği değerlendirilmektedir (Fatma Ülker Akkaya, § 53; Tevfik

Baltacı, § 74).

19.3.7. Buna göre, hatalı idari işlemin üçüncü kişilerin yönlendirmesi olmaksızın idarenin kendisinden kaynaklandığı durumlarda farklı bir ölçülülük yaklaşımının benimsenmesi ve başvurucu üzerinde aşırı ve orantısız bir yüke sebep olunup olunmadığının tespit edilmesi, emekli aylığının sosyal bir ödeme olduğu hususu da dikkate alındığında yersiz yapılan ödemelerin iade edilebilmesi için ilgililerin ekonomik anlamda dara düşmesini önleyecek şekilde bir takvime bağlanması gerektiği ifade edilmektedir (Tevfik

Baltacı, § 76, Fatma Ülker Akkaya, § 58).

19.3.8. Bu çerçevede somut olayda yasal bir dayanağı ve kamu yararına dayanan meşru bir amacı olan sınırlamanın Anayasa’nın 13 üncü maddesinde ifade edildiği şekilde ölçülü olup olmadığının yani diğer

bir deyişle mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

19.3.9. Somut olayda başvurana ödenen malullük aylıklarının 2021 yılı Mart ayında yapılan kontrol muayenesi sonucunda ve başvuranın artık malul olmadığı gerekçesiyle 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) fıkrası uyarınca borç çıkarılmıştır. Bu noktada başvuran, farklı tarihlerde kontrol muayenesine tabi tutulup raporunun onandığını belirtmekte, İdare ise; başvuranın 01.04.1998 tarihinde kontrol muayenesine tabi tutulduğunu, 01.04.1998 tarihli kontrol muayenesi sonucunda malullük durumunun devam ettiğine ve tekrar kontrol muayenesine tabi tutulmasına gerek olmadığına karar verildiğinden Malatya Kurum Sağlık Kurulunun 30.03.2022 tarih ve sayılı (başvuranın malullüğünün devam etmediğini tespit eden) kararına esas kontrol muayenesine kadar kontrol muayenesine tabi tutulmadığını belirtmektedir.

19.3.10. Başvuranın 2022 yılı Mart ayına kadar kontrol muayenesinin yapılmamasında ve ödenen malullük aylığının yersiz olduğunun tespit edilmesinde sosyal güvenlik sistemine ilişkin her türlü kaydı tutmakla ve kontrol muayenesinin yaptırılması hususunda yasa gereği sigortalılara yazılı bildirim yapmakla yükümlü olan idarenin de sunmakla yükümlü olduğu hizmeti gereği gibi yürütmediği açıktır.

19.3.11. Bu çerçevede somut olayda başvuranın malullük aylığının bağlanması, hesaplanması, kesilmesi ve yeniden bağlanması işlemlerinde tüm yetki ve sorumluluğun idarede olduğu, söz konusu iş ve işlemlerde başvuranın herhangi bir yetki, sorumluluk ya da müdahalesi bulunmadığı gibi kasıt, kusur ve ihmalini gösteren herhangi bir bulguya da rastlanmadığı, idare tarafından malullük aylığı ödemelerinin yersiz olduğu yönündeki hatalı işlemin başvuranın 2007 yılında 20 gün çalıştığına ilişkin işverence beyan verilmesine rağmen on dört yıl sonra Mart/2021 döneminde tespit edildiği, 09.02.1949 doğum tarihli başvuranın şuan 73 yaşında olduğu ve yaşı itibariyle çalışma hayatına katılmasının olası olmadığı, malullük aylığı kesildiğinden yersiz ödemenin başvuranın aylığından dörtte bir oranında kesinti yapılarak tahsili imkânı da bulunmadığı, Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün 31/03/2022 tarihli yazısı ile sigortalıya toplam 122.829,90 TL borç çıkarıldığı, başvuran karşısında idarenin kusurunun ağırlığı dikkate alındığında, ulaşılmak istenen kamu yararının sağlanmasındaki toplumsal menfaat ile başvuranın mülkiyet hakkının korunmasındaki bireysel yarar arasında kurulması gereken makul dengenin başvuran aleyhine bozduğu, başvurana şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği ve bunun da mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığı, dolayısıyla idarece başvurana yersiz ödenen malullük aylıklarının geri alınması işleminin ölçülü olmadığı ve bu yönüyle hakkaniyete aykırı olduğu sonucuna ve kanaatine varılmıştır.

Maluliyet Aylığının Yeniden Bağlanması Talebi Yönünden yapılan incelemede;

20. İdareden alınan bilgi ve belgelerin tetkikinden; başvuranın 2007 yılındaki 20 günlük çalışmasının

Mart/2021 döneminde tespit edilmesi üzerine sigortalılığın sona erdiği tarih yazılı istek tarihi kabul edilerek kontrol muayenesine tabi tutulduğu, Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesinin 15.03.2022 tarih ve sayılı raporunu esas alan Malatya Kurum Sağlık Kurulunun 30.03.2022 tarih ve sayılı kararıyla malullüğünün devam etmediğine karar verilmesi üzerine çalıştığı dönemi takip eden ödeme döneminden itibaren malullük aylığının durdurulduğu, başvuranın Malatya Kurum Sağlık Kurulunun kararına itiraz etmesi üzerine malullük durumunun Kurum Yüksek Sağlık Kurulu tarafınca da değerlendirilmesi sonrasında Kurulun 01.06.2022 tarih ve sayılı kararıyla da başvuranın malul sayılamayacağına karar verildiği tespit edilmiştir.

21. Anayasa Mahkemesi mülkiyet hakkına konu bir menfaatin sonradan ortadan kaldırılmasının, AİHM tarafından, en azından ortadan kaldırıldığı ana kadar bu menfaatin, 1 No.lu ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında mülk olarak değerlendirildiğini ancak uyuşmazlık konusu menfaate hak kazanmanın şarta bağlandığı ve bu şartın yerine getirilmediği durumlarda söz konusu menfaatin 1 No.lu ek Protokol’ün 1.

maddesi anlamında mülk olarak değerlendirilemeyeceğinin belirtildiğini, sosyal güvenlik sisteminin düzenlenmesi ve bu kapsamda hangi yardımların veya ödemelerin yapılacağı ya da ne kadar yapılacağı hususunda devletlerin geniş bir takdir yetkileri olduğunun kabul edildiğini ifade etmektedir (İsmail Hakkı

Bulunmaz, B. No: 2014/2960, 4/102/2017, § 31-32).

22. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; 5510 sayılı Kanunun Malûl sayılma başlıklı 25 inci maddesinde uyuşmazlık konusu menfaate hak kazanma şartı; sigortalının veya işverenin talebi üzerine

Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b)

bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az

%60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin Kurum Sağlık

Kurulunca tespit edilmesi şartına bağlandığından; anılan sağlık kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu raporları ile malulen emeklilik şartlarını taşımadığı tespit edilen başvuran hakkında yeniden malulen emeklilik aylığı bağlanmaması işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin cevabında başvuranın hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması beklenilmektedir.

24. Anayasa’nın 2’nci maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan devlet olarak tanımlanmaktadır. Diğer yandan hukuk devleti ilkesi, idarenin “belirlilik”, “istikrar”, “öngörülebilirlik” ve “haklı beklenti” ilkelerine uygun davranmasını içermektedir. Buna göre, idarenin vatandaşların güvenini boşa çıkaracak uygulamalardan kaçınması gerekir.

25. Hukukun üstünlüğünü kabul eden idare, tüm faaliyetlerini yargı önünde hesap verebilir doğrulukta ve daha dikkatli icra etmek zorundadır. Nitekim Anayasa’nın 125’inci maddesinde, idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu ifade edilerek yukarıda belirtilen hukuk devleti ilkesinin hayata geçirilmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte idare, kamu hizmeti ödevini üstlenmiş olmanın getirdiği sorumluluk ile hizmeti sürekli ve kesintisiz olarak idare edilenlere sunmakla da mükelleftir. Kamu gücünü elinde bulunduran üstün yetkilerle donatılmış idare karşısında bireylerin koruma altına alınması; idarenin hem hukuki hem de mali sorumluluğunun kabul edilmesiyle mümkün olacaktır. Nitekim idarenin bireylere verdiği zararlardan doğan maddi sorumluluğu anayasal bir kural olarak da karşımıza çıkar.

26. Öte yandan idarenin “iyi yönetişim” ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. İyi yönetişim ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun

/

zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir (AYM Kenan

Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 68).

27. Sosyal güvenlik uygulamaları, çalışanlar bakımından tüm çalışma hayatını etkileyen, sosyal devlet olmanın gereği olarak kapsama alınan risklere karşı bir güvence, devlet için ise bir ödev niteliğindedir.

İdarenin, hizmetin gerekleri göz önüne alınarak personelin eğitimi ve yetiştirilmesine ve kendi içinde kontrol ve denetim mekanizmalarına gereken önemi vermesi gerektiği, yine yaptığı hataları düzeltirken iyi bir zamanlamayla, uygun bir şekilde ve tutarlı olarak hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

28. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABUL-KISMEN REDDİNE;

Başvurana çıkarılan yersiz ödeme borcunun hakkaniyet gereğince kaldırılması hususunda SOSYAL

GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA

Başvuranın mevcut şartlarda maluliyet aylığının kesilmesi üzerine geleceğe yönelik yeniden maluliyet aylığı bağlanması talebinin REDDİNE,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL

GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi