|
ÖZET: Başvuru, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından incelenmiş ve sonuç olarak reddedilmiştir. Başvuran, 2017 yılında emekli olduktan sonra, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yersiz ödeme yapıldığı gerekçesiyle aylığının iptal edildiğini belirtmiş, kesintilerin geri alınmasını talep etmiştir. Ancak yapılan incelemeler sonucunda, başvuranın 2013-2013 yılları arasında fiili çalışmaya dayanmayan sigortalılık bildirimi yapıldığı tespit edilmiştir. Bu durum, başvuranın emeklilik şartlarını sağlamadığını ve dolayısıyla yersiz ödenen aylıkların geri alınması gerektiğini ortaya koymuştur.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın yaşlılık aylığını iptal ederek, yersiz ödenen miktarları borç kaydetmiştir. Kamu Denetçisi, başvuranın talebinin hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum oluşturmadığına karar vermiştir. İlgili mevzuat çerçevesinde, yersiz ödemelerin geri alınması işlemi kamu yararını gözetmekte olup, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin de Anayasa’ya uygun olduğu değerlendirilmiştir. Başvuranın, sahte sigortalılık nedeniyle prim gün sayısının yetersiz kalması, yersiz ödemelerin geri alınmasını gerektiren bir durum olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun reddedilmesi yönünde alınan karar, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından onaylanmış ve ilgili taraflara tebliğ edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/5347-S.20.8509
BAŞVURU NO : 2019/18466
KARAR TARİHİ : 03/04/2020
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Yersiz ödeme işleminin iptali talebi hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 21/10/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, 2017 yılı Haziran ayından de emekli olduğunu sonrasında yersiz ödeme yapıldığı gerekçesiyle aylığının iptal edildiğini, bunun üzerine eksik günlerini tamamlayarak tekrardan emekli aylığı almaya başladığını ancak yaşlılık aylığından kesintiler yapıldığını belirterek kesintilerin iptali ve çıkarılan borcun iptal edilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun konuya ilişkin 12/02/2020 tarihli ve … sayılı bilgi ve belge talep yazısına cevaben, Sosyal Güvenlik Kurumunun 02/03/2020 tarihli ve … sayılı yazısı ve eklerinde özetle;
2.1. Başvuranın 12/05/2017 tarihli tahsis talebine istinaden, başvurana 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin (B/a) bendine göre 01/06/2017 tarihinden itibaren 5004 prim ödeme gün sayısı üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak 29/06/2018 tarih ve … sayılı denetmen raporu ile 01/06/2013-30/06/2013 tarihleri arasındaki döneme ait 29 günlük fiili çalışmaya dayanmayan sigortalılık bildirimin yapıldığı tespit edildiğinden yaşlılık aylığı iptal edilerek
5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında 01/06/2017 ile
17/06/2019 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen aylıkların borç kaydedildiği,
2.2. Başvuranın 01/06/2018 tarihinde 4/1-(b) kapsamında tescilinin yapıldığı, 10/07/2019 tarihine kadar bu kapsamda geçen çalışmaları ile birlikte 4/1-(a) kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli koşulları yerine getirmesiyle birlikte 10/07/2019 tarihli tahsis talebine istinaden, 01/08/2019 tarihi itibariyle 4/1-(a) kapsamında başvurana yaşlılık aylığı bağlandığı,
Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu
Denetçisine Başvurma Hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Geçici 81 inci maddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte; A) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümlere göre yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olanlar ile sigortalılık süresi 18 yıl ve daha fazla olan kadınlar ve sigortalılık süresi 23 yıl ve daha fazla olan erkekler hakkında, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümler uygulanır.”,
6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.
Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”,
7. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2018/38 sayılı Genelgesi İkinci Kısım Birinci Bölümünün;
7.1. “Yaşlılık Aylığının Kesilmesi ve Yeniden Bağlanması” başlıklı 6 ncı maddesinde; “Yaşlılık aylığının kesilmesi ve yeniden bağlanmasında, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa bu Kanuna tabi sigortalılar ile Kanunun yürürlük tarihinden önce mülga kanunlara göre sigortalı olanlar için farklılık bulunmaktadır.”,
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
7.2. “Aylığa Hak Kazanma Koşullarının Oluşmadığının Aylık Bağlandıktan Sonra Tespit
Edilmesi ve Aylığın Tekrar Başlaması” başlıklı 6.5. maddesinde; “Kurumumuza tahsis talebinde bulunan 4/1-(a), 4/1-(b) ve 4/1-(c) sigortalılarının talep tarihi itibariyle Kanunda öngörülen aylık bağlama koşullarını yerine getirip getirmediklerine bakılarak aylık bağlama işlemleri gerçekleştirilmekte, bu koşulların oluşmadığının daha sonra tespit edilmesi halinde ise, sigortalıya ödenen aylıklar başlangıç tarihi itibariyle iptal edilerek yersiz ödenen aylıkların tahsili yoluna gidilmektedir.
Bu sigortalıların yeniden aylık bağlanması talebinde bulunmaları halinde, aylığa hak kazanma koşullarının oluşması koşuluyla, aylık bağlanması talep tarihlerini takip eden ay başından itibaren aylıkları tekrar bağlanmaktadır.
4/1-(c) sigortalısı olarak görev yapmakta iken emekliye sevk edilmesi üzerine, görevleriyle ilişikleri kesilerek emekli aylığı bağlananların, aylık bağlandıktan sonra aylık bağlama koşullarının (yaş ve hizmet) oluşmadığının anlaşılması halinde ise, emeklilik işlemleri iptal edilerek yersiz ödenen emekli aylıkları borç çıkarılarak, göreve iade edilecektir.
Aylığa hak kazanma koşulları yerine gelmediği halde sigortalıların kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanmayan ve Kurum hatası (hizmetlerin karışması, hizmet çakışmalarının daha sonra fark edilerek hizmet iptallerinin yapılması, yaş, prim gün sayısı veya sigortalılık süresinin yanlış tespit edilmesi vb.) nedeniyle yanlış aylık bağlandığının sonradan tespit edilmesi halinde, sigortalılara yersiz ödenen aylıkların tahsili yoluna gidilecek olmakla birlikte, – Kurum hatası nedeniyle yanlış aylık bağlandığının tespit edilmesinden önce, aylığa hak kazanma koşullarının oluştuğunun anlaşılması durumunda, bu koşulların yerine geldiği tarihi takip eden ay başından itibaren yeniden talep şartı aranmaksızın aylıkları bağlanacaktır.
– Kurum hatası nedeniyle yanlış aylık bağlandığının tespit edilmesinden sonra aylığa hak kazanma koşullarının oluşması durumunda, yeniden tahsis talebinde bulunması halinde aylık bağlanacaktır.
Hizmet birleştirmesi yapılarak aylık bağlanan, ancak Kurumun hatalı işlemleri sonucu yanlış statüde aylık bağlandığı tespit edilen sigortalıların, farklı statüde geçen hizmet sürelerinin tahsis talep tarihinden önce olması şartıyla, mevcut tahsis talebi diğer statüler için de geçerli sayılacağından, yanlış statüde bağlanan aylığın iptal edilerek, aylığa hak kazandığı statüdeki hak kazanma şartlarının yerine gelmesi halinde, yeni bir tahsis talep dilekçesi alınmaksızın, sigortalıya aylığa hak kazanma koşullarının yerine geldiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle yaşlılık aylığı bağlanacaktır.
Ayrıca, fazla ve yersiz ödenmelerle ilgili olarak da Genelgenin Yersiz Ödemeler başlıklı
Ondördüncü Bölümünün “5.Yersiz yapılan gelir/aylık ödemelerinin tespiti ile tahsiline ilişkin işlemler” alt başlığı altında belirtilen hükümler doğrultusunda işlem yapılacaktır”,
hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan değerlendirmede, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun olmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9. Başvuran 1 numaralı paragrafta yer verildiği üzere; yapılan denetim sonucunda sosyal güvenlik prim günlerinin iptal edilmesi sebebiyle emekli aylığının durdurulduğu ve 01/07/2017 tarihinden itibaren ödenen 37525.23TL’nin borç çıkarıldığından bahisle, borca ilişkin işlemin geri alınması, yaşlılık aylığının yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıkların ödenmesini talep etmektedir.
10. Başvuranın tahsis talebinde bulunmasının akabinde, İdare tarafından 506 sayılı Kanun’un
Geçici 81 inci maddesine istinaden başvurana yaşlılık sigortasından aylık bağlandığı, bununla birlikte yapılan denetim sonucu 01/06/2013-30/06/2013 tarihleri arasındaki prim ödemelerinin fiili çalışmaya dayanmadığının tespit edildiği, bunun üzerine 01/06/2017-18/06/2019 arasında ödenen aylıkların yersiz ödenmesi sebebiyle 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesi uyarınca başvuran aleyhine borç kaydedildiği anlaşılmıştır.
11. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı addedilmiştir. 5510 sayılı Kanun bakımından sigortalı sayılmanın hukuki şartlarından iş ilişkisi, esas olarak hizmet akdine dayanmalıdır ve hizmet akdine tabi çalışma işverene ait işyerinde yerine getirilmelidir. Bir başka ifadeyle 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a)
bendine göre (SSK) sigortalı sayılmanın temel kuralı, iş veya çalışma ilişkisinin hizmet akdine dayanması gerektiğidir. Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanunda hizmet akdinin tarifine yer verilmemiş olup hizmet akdi Borçlar Kanunda tanımlanmıştır. Borçlar Kanununa göre hizmet akdi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre kişinin belirli veya belirsiz bir zamanda hizmetini kiralaması hizmet sözleşmesidir.
Anayasa Mahkemesi ise hizmet akdinin iş, ücret ve bağımlılık olmak üzere üç unsurdan oluştuğuna karar vermiştir. (Anayasa Mahkemesinin Esas No.1963/336, Karar No.1967/29 ve
Resmi Gazete tarih/sayı: 19/10/1968/13031)
12. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin E.2016/7568, K.2017/904 numaralı ve 13/02/2017 tarihli kararında; “Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın ikinci maddesi ve 5510 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6 ncı maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay
Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.” hükmüne varılmış olup, aynı Dairenin E. 2014/3422, K.2015/2638 numaralı ve 17/02/2015 tarihli kararında da; davanın yasal dayanağını oluşturan sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğu, eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceği, Kurumun suç duyurusu üzerine ceza soruşturması yapılıp yapılmadığı ve buna bağlı olarak dava açılıp açılmadığının araştırılması gerektiği, 5510 sayılı
Yasanın 59 uncu maddesine göre aksi kanıtlanana kadar Kurum denetim memurlarının inceleme raporundaki tespitlerin doğru olduğu ifade edilmiştir.
13. Başvuranın 01/06/2013-30/06/2013 tarihleri arasındaki 29 günlük hizmetinin iptal edilmesi sonucunu doğuran 29/06/2018 tarihli ve 2018/AÖU/96 sayılı Denetim Raporunun içeriğinden; işyerinde yerel denetim yapıldığı ve faaliyet göstermediğinin tespit edildiği, adına sigortalı hizmet bildirilenlerin ve işyeri çalışanlarının ifadelerinin alındığı ve tespitin
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
doğrulandığı, , belge ve kayıtların da incelenmesi sonucunda … Pet. Ür. Ltd. Şti. isimli işyeri adına yapılan sigortalılık bildirimlerinin iptal edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
14. Anılan Denetmen Raporları ile İdare tarafından Kurumumuza gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu; İdarece yapılan denetim neticesinde başvuranın işyeri olarak görünen …
Pet. Ür. Ltd. Şti. unvanlı işyerinde, 2011 yılı itibariyle denetmen raporuna adları sayılan kişiler hariç başvuranın da dâhil olduğu diğer kişilerin bu işyerlerinde geçen hizmetlerinin iptal edildiği, sonuç olarak, söz konusu şirketlerde geçen sürelere ilişkin sigorta primlerinin fiili çalışmaya dayanmadığının denetim raporu neticesinde ortaya çıkarıldığı, buna istinaden söz konusu prim günlerinin iptal edilmesi sebebiyle başvuranın toplam prim sayısının gerekli prim gün sayısının karşılamadığı, bu nedenle başvuranın yaşlılık aylığının iptal edildiği, prim gün sayısının tamamlanması durumunda başvurana yaşlılık aylığı bağlanacağının ifade edildiği anlaşılmıştır.
15. 2017/44 E. ve 2017/118 K. sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme Bakırköy 2. İş
Mahkemesinin itiraz yoluyla önüne getirdiği 5510 sayılı Kanunun Sosyal Güvenlik Kurumunca tahsil edilecek yersiz ve fazla ödemelere ilişkin 96 ncı maddesinin sigortalının kasıtlı veya kusurlu davranışından kaynaklanan yersiz ödemelere ilişkin (a) bendinin Anayasa’nın Sosyal
Güvenlik Hakkını düzenleyen 60 ıncı maddesine aykırılığını incelemiş, ilgili maddenin düzenlemesinin kanun koyucunun takdir hakkı içerisinde kaldığını ve bu şekilde yapılan düzenlemenin Sosyal Güvenlik Hakkına engel teşkil etmediği sonucuna varmıştır. Mahkeme, kararında aynı zamanda “Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla
Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” ifadelerine yer verilmiştir.
16. Anayasa Mahkemesinin 2013/673 Başvuru numaralı 20/04/2016 tarihli kararında geçmişte yapılan usulsüz prim girişleri nedeniyle başvuranın yaşlılık aylığının kesilmesi ve kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının faiziyle birlikte geri ödenmesi noktasında faizle geri ödemenin mülkiyet hakkı ihlali olduğu yönündeki başvuru kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük gibi kriterler esas alarak değerlendirmiş ve başvuruya konu olayda mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.
“Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurucudan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır. Öyleyse bu noktada ortaya konması gereken, usulsüz prim girişlerine istinaden yersiz ödenen söz konusu meblağın üzerine yasal faiz ilave edilerek tahsilinin istenmesinin başvurucuya -kamu yararı dikkate alındığında- aşırı bir yük yükleyip yüklemeyeceği hususudur.
Anayasa Mahkemesince bu çerçevede başvurucunun emekli olduğu tarih itibarıyla SGK müfettişlerince de tespit edildiği üzere sosyal güvenlik prim hesabında on dört aylık usulsüz prim girişi olduğu bu çerçevede başvurucunun hileli bir hizmet süresinden yararlandırıldığı ortaya konmuş bu durumda somut olayın özelliklerine göre yapılan değerlendirmede,
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
başvurucunun kendisine kazandırılan on dört aylık hileli hizmet süresinden haberdar olması gerektiği ve toplam hizmet süresine söz konusu hileli hizmet süresi de eklenerek gerçekte hak kazanmadığı tam yaşlılık aylığı ödemelerinden yararlandığı anlaşılmış, eksik kalan hizmet süresi üzerinden usulsüz olarak aldığı aylıkların kendisinden daha sonra 5510 sayılı
Kanun’un 96. maddesinin (a) bendi uyarınca kanuni faizi ile birlikte iadesinin isteneceğini bilebileceği kanaatine varılmıştır.”.
17. Mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun en azından ortadan kaldırılıncaya kadar “mülk” olarak kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül, B.
No: 2013/3391, 16/9/2015, § 56). Somut olayda olduğu gibi Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylıklarının geri ödenmesine karar verilmesi sonucunda başvuranın mülkiyet hakkına müdahale edilip edilmediğinin tespiti için öncelikle bu durumun mülkiyet hakkı kapsamında bir hak teşkil edip etmediğinin, eğer böyle bir hak söz konusu ise bu hakka müdahale bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Geçmişte yapılmış usulsüz prim ödemelerinin sorumluluğunun başvurana yüklenerek yersiz ödenmiş aylıkların geri ödenmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Öyleyse kendisine ödenen aylık tutarı üzerinde başvuranın mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaatinin bulunduğu ile idarece bu tutarın yasal faizi ile birlikte iadesinin istenmesinin başvuranın mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğine kuşku yoktur.
18. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin belirlediği esaslar çerçevesinde başvuranın taleplerini değerlendirmemiz gerekirse;
18.1. Kanunilik
Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen şartlar yerine getirilmediği müddetçe Anayasa’nın 35. maddesinin ihlaline yol açacaktır. Bu itibarla sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen koşullara uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. (AYM,Bekir Yazıcı, B.
No: 2013/3044, 17/12/2015, §§ 61, 62).
Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 56).
Somut olayımızda, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 96 ncı maddesinin yasal dayanak olduğu görülmektedir. Anılan düzenlemenin yeterli açıklıkta ve başvuranın davranışlarının sonuçlarını
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
önceden öngörmesini sağlamaya yetecek hukuki belirlilikte olduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı sonucuna varılmıştır.
18.2. Meşru Amaç
Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığını sağlamaktır.
2017/44 E., ve 2017/118 K., sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme 5510 sayılı
Kanunun 96 ncı maddesinin Anayasa’ya uygunluğunu denetlemiş ve “ Kural, Sosyal Güvenlik
Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından
Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” demiştir.
Bu anlamda başvuranın sahte sigortalılık nedeniyle prim günlerinin silinmesi ve bunun sonucunda emeklilik şartlarını taşımıyor hale gelmesi nedeniyle geriye dönük olarak ödenmiş olan aylıkların ilgili madde çerçevesinde geri alınmasında temel amacın sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir. Bu bağlamda, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
18.3. Ölçülülük
Anayasa Mahkemesinin ölçülülük ilkesine yönelik değerlendirmesini elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilke üzerinden yapmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir
(AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13,
K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).
Mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekmektedir (Korkut Bahadır, § 43).
Diğer taraftan, “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir(AYM, Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68). İyi yönetişim ilkesi, mülkiyet hakkı kapsamında yapılan incelemelerde hususi bir öneme sahiptir. Bu çerçevede kamu otoritelerinden beklenen, sosyal güvenlik hakkından doğan ödemeler gibi bireylerin hayatlarını devam ettirmesi bakımından büyük öneme sahip konularda
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
azami özenin gösterilmesidir (Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074, 9/3/2016, § 73). Bununla birlikte kamu otoritelerine yüklenen bu özen sorumluluğu bireyleri de sosyal güvenlik hakkı kapsamında kendilerine yapılan ödemeler yönünden tamamen sorumsuz kılmamalıdır.
Başvuru konusu olaya ilişkin denetim raporunda başvuranın sahte işyerinde sahte sigortalı olarak bildirildiğinin belirlendiği, bu belirleme neticesinde başvuranın tam yaşlılık aylığına hak kazanma yönünden prim gün sayısının eksik kaldığının görülmektedir.
Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurandan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvuranın sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır.
Öte yandan mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda başvuranın mülkiyet hakkına, kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı
Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendi çerçevesinde faizi ile birlikte iadesinin istenmesi yönünde yapılan müdahalenin, başvuranın böyle bir müdahalenin gerçekleşebileceğini öngörebileceği ve yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen kamu yararı dikkate alındığında, ölçülü olduğu, mülkiyet hakkının korunması açısından adil bir dengenin gözetildiği değerlendirilmiştir.
19. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın sahte sigortalılık nedeniyle emekli olma şartlarını taşımadığı gerekçesiyle yaşlılık aylığının kesilmesine ve tarafına borç yansıtılmasına dayanak, 29/06/2018 tarihli ve 2018/AÖU/96 sayılı rapor kapsamında, … Pet. Ür.. Ltd. Şti. unvanlı işyeri sahte işyeri olarak tespit edildiğinden, anılan işyerinde 01/06/2013-30/06/2013 tarihleri arasındaki prim ödemelerinin fiili çalışmaya dayanmadığının tespit edildiği, Kurumumuza dosya kapsamında gönderilen bilgi ve belgelerden bu hususun delillerle ve detaylı bir şekilde gerekçelendirildiği, bu itibarla başvuranın söz konusu tarihleri arasındaki çalışmalarının silinmesiyle birlikte emeklilik şartlarından olan mevzuatta belirlenen prim gün koşulunu sağlamadığı gerekçesiyle yaşlılık aylığının kesilmesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
20. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine de uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi Yönetim İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde “Kurumun, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözeteceği düzenlenmiştir. Söz konusu Yönetmelik hükmünde yer alan ilkelerin kaynağını teşkil eden
Avrupa Birliği Temel Haklar Şartının 41 inci maddesinde de iyi yönetim hakkından bahsedilmekte olup, benzer ilkelere Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen ” Avrupa
Doğru İdari Davranış Yasası’nda” da yer verilmiştir.
21. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurana yersiz ödeme kapsamında borç çıkarılmasına sebep; fiili olmayan çalışmaların tespitini yapan denetmen raporunun hazırlandığı 29/06/2018 tarihinden bir yıl sonrasında 17/06/2019 tarihinde uygulamaya koyularak borç çıkarma işleminin gerçekleşmesi; başka bir deyişle idarenin makul sürede işlem tesis etmemesi, idarenin geç işlemesi niteliğinde olduğu bu nedenle idarenin
“makul sürede işlem yapma”, ilkesine uymadığı,
21.1. Diğer taraftan idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkelere de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İzmir İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın BAŞVURAN ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.