|
ÖZET: Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan yersiz ödeme nedeniyle tarafına borç kaydı oluşturulması ile ilgilidir. Başvuran, eşi vefatından önce beş yıl boyunca emekli aylığı aldığını ve ölüm aylığı bağlandığını, ancak daha sonra maaşında kesinti yapıldığını belirtmiştir. Kesintinin gerekçesi olarak, müteveffa eşinin prim gün sayısının yetersiz olduğu ve başka bir kişi ile karışıklık yaşandığı ifade edilmiştir. Başvuran, bu durumun SGK’nın hatasından kaynaklandığını ve kesintilerin iadesini talep etmektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın eşinin prim gün sayısının 4931 olduğunu ve bu nedenle yaşlılık aylığına hak kazanamadığını belirtmiştir. Bu durum sonucunda, yersiz ödenen 71.197,39 TL için borç kaydı oluşturulmuş ve kesintilerin Eylül 2019’dan itibaren başladığı ifade edilmiştir. Başvurunun reddedilmesine dair öneri, Kamu Başdenetçisi tarafından incelenmiş ve idarenin işlemlerinde hukuka aykırılık tespit edilmediği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvurunun reddi yönünde karar verilmiş ve bu kararın tebliğ tarihinden itibaren ilgili idarenin işlemine karşı dava açma süresinin devam edeceği belirtilmiştir. Başvuran, Tekirdağ İş Mahkemelerinde yargı yoluna başvurabilecektir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/68718-S.20.74756
BAŞVURU NO : 2020/3379
KARAR TARİHİ : 14/08/2020
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Yersiz ödeme kapsamında tarafına borç kaydı oluşturulması
BAŞVURUNUN KONUSU :
işleminin iptali hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 18/02/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarihinde e-başvuru yoluyla yapılan başvuruda başvuran, eşi vefatından önce beş yıl boyunca emekli aylığı aldığını, 29/08/2018 tarihinde de vefat ettiğini, daha sonra kendisine eşinden dolayı ölüm aylığı bağlandığını, ancak 19/09/2019 tarihinde maaşından kesinti yapıldığını öğrendiğini, Tekirdağ Sosyal Güvenlik
Müdürlüğünce müteveffa eşinin prim gün sayısını doldurmadığı ve başka bir şahısla karışıklık yaşandığı gerekçesiyle aylığından kesinti yapıldığına ilişkin bilgi verildiğini, SGK’nın hatasından kaynaklanan durumun mağduriyetine sebebiyet verdiğini ifade ederek, maaşından yapılan kesintilerin iadesini ve tarafına yansıtılan borcun iptalini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. 19/03/2020 tarihli ve sayılı bilgi belge isteme yazımıza gönderilen, Sosyal
Güvenlik Kurumunun 27/04/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle; 2.1. T.C. Kimlik Numaralı ; 21/01/2014 tarihinde SGK tarafından tahsis talebinde bulunması üzerine, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici
81 inci maddesinin (B) bendinin (f) alt bendine göre, 6351 prim ödeme gün sayısı üzerinden
01/02/2014 tarihinden itibaren tahsis numarası ile yaşlılık sigortası yönünden aylık bağlandığı, 2.2. Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezinin 21/03/2019 tarihli ve sayılı yazılarından sigortalıya aylık bağlama işlemlerinde dikkate alınan yıllarında geçen hizmetlerin
T.C. Kimlik Numaralı başka bir ait olduğunun komisyon kararı ile tespit edildiği, 2.3. Hizmet ayrışmasından sonra sigortalının askerlik borçlanması dahil prim ödeme gün sayısının 4931 gün olduğu, dolayısıyla, sigortalının aylığa hak kazanma koşulu olan 25 yıl sigortalılık süresi 49 yaş, 5300 prim ödeme gün sayısı koşullarından prim ödeme gün sayısı koşulunu yerine getiremediği, bu nedenle yaşlılık aylığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edilerek hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru beş yıllık sürede yersiz olarak ödenen 71.197,39 TL için borç kaydı oluşturulduğu, 2.4. 29/08/2018 tarihinde vefat eden T.C. Kimlik Numaralı hizmet ayrıştırması sigortalının vefatından sonra Bağcılar Sosyal Güvenlik
Merkezinin 19/03/2019 tarihli komisyon kararı gereğince yapılmış olup, bu nedenle sigortalının aylıklarından herhangi bir kesinti yapılmadığı, 2.5. aylıklarından söz konusu borca istinaden 2019/Eylül ayından itibaren kesinti yapılmaya başlandığı, 2.6. Müteveffa sigortalının hizmet ayrıştırması sonucu aylığa hak kazanma koşullarını yitirmesi sonucu hak sahibine Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre bağlanan ölüm aylığının (a) bendine göre yeniden hesaplanması sonucu yersiz ödenen aylıklarla ilgili olarak 71.197,39 TL için 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında borç kaydı oluşturulduğu ve söz konusu mevzuat hükümleri doğrultusunda hak sahibinin aylıklarından kesinti yapıldığı, 2.7. 29/08/2018 tarihinde vefat eden T.C. Kimlik Numaralı hak sahibi eşi T.C. Kimlik Numaralı 5510 sayılı
Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince 01/09/2018 tarihinden itibaren
6351 prim ödeme gün sayısı üzerinden tahsis numarası ile ölüm aylığı bağlandığı,
ancak, müteveffanın hizmet ayrıştırmasından sonra yaşlılık sigortası yönünden aylığa hak kazanamaması nedeniyle hak sahibine bağlanan ölüm aylığının anılan fıkranın (a) bendi gereğince yeniden hesaplandığı, 2.8. Başvuranın eşi hizmet ayrışmasından sonra prim ödeme gün sayısının 4931 olduğu, hizmet ayrıştırmasından önce ise 6351 prim günü bulunduğu, 2.9. SGK’nın aylığa hak kazanma koşullarının tespitinde; belli bir yaşa ulaşma, belli bir süre prim ödeme, belli bir süre sigortalı olma, sigortalı işten ayrılma ve Kurumdan yazılı istekte bulunma koşullarının yerine getirilmesi aranmakta olup, bu koşullardan herhangi birinin eksik olması halinde sigortalılara aylık bağlanmasına imkan bulunmadığı, dolayısıyla müteveffa sigortalının tahsis talep tarihinde 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin (B) bendinin (f) alt bendine göre aylığa hak kazanma koşullarını yerine getiremediği anlaşıldığından tarafına yersiz ödenen aylıklar için 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında borç kaydı oluşturulduğu, ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesi; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmünü, 3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35’inci maddesi; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmünü, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” hükmünü, 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, hükmünü, 5. 16/06/2006 tarihli ve 26200 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; 5.1. “Ölüm sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartları” başlıklı 32 nci maddesi;
“Ölüm sigortasından sağlanan haklar şunlardır:
a) Ölüm aylığı bağlanması.
b) Ölüm toptan ödemesi yapılması.
c) Aylık almakta olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.
d) Cenaze ödeneği verilmesi.
Ölüm aylığı; a) En az 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş, b) 47 nci maddede yazılı sebeplerle kazaya uğramış, malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığı almakta iken veya malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olup henüz işlemi tamamlanmamış, c) Bağlanmış bulunan malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığı, sigortalı olarak çalışmaya başlamaları sebebiyle kesilmiş, durumda iken ölen sigortalının hak sahiplerine, yazılı istekte bulunmaları halinde bağlanır.
Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların hak sahiplerine aylık bağlanabilmesi için ölen sigortalının genel sağlık sigortası primi dahil kendi sigortalılığından dolayı prim ve prime ilişkin her türlü borcunun olmaması veya ödenmesi şarttır.” hükmünü, 5.2. “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesi; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonunda, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanuni faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanuni faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.
Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmünü, amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
6. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yürütülen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvuranın müteveffa eşi 21/01/2014 tarihli tahsis talebine istinaden
SGK tarafından, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun Geçici 81 inci maddesinin (B)
bendinin (f) alt bendine göre 6351 prim ödeme gün sayısı üzerinden, 01/02/2014 tarihinden itibaren yaşlılık sigortası yönünden aylık bağlandığı, 29/08/2018 tarihinde vefatına kadar aylık almaya devam ettiği, müteveffanın hak sahibi eşi de 5510 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince, 01/09/2018 tarihinden itibaren 6351 prim ödeme gün sayısı üzerinden ölüm aylığı bağlandığı, diğer yandan Bağcılar Sosyal Güvenlik
Merkezinin 21/03/2019 tarihli ve 2019/1371601 sayılı yazılardan sigortalıya aylık bağlama işlemlerinde dikkate alınan; 1997/3-1998-1999-2000 ve 2001 yıllarına ait hizmetlerinin başka bir ait olduğunun komisyon kararıyla tespit edildiği, hizmet ayrışmasından sonra sigortalının askerlik borçlanması dahil prim ödeme gün sayısının 4931 gün olarak tespit edildiği, sigortalının aylığa hak kazanma koşulu olan 25 yıl sigortalılık süresi 49 yaş ve 5300 prim ödeme gün sayısı koşullarından, prim ödeme gün sayısı koşulunu yerine getiremediği, bu nedenle yaşlılık aylığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiği, geriye doğru beş yıllık sürede yersiz olarak ödenen 71.197,39 TL için 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında borç kaydı oluşturulduğu, borç kaydına istinaden Eylül/2019 tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanunun “ölüm sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartları” başlıklı 32 nci maddesinin ikinci fıkrasının a) bendi kapsamında tekrar bağlanan ölüm aylığından kesinti yapılmaya başlandığı, başvuranın söz konusu kesinti işlemine ve borç kaydı oluşturulmasına itiraz ettiği, buna karşın SGK tarafından itirazın reddedildiği, başvuranın bunun üzerine Kurumumuza başvuruda bulunduğu görülmektedir.
8. Başvuruya ilişkin yapılan incelemede; başvuran ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasındaki ihtilafın, başvuranın 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi kapsamında tarafına yansıtılan borcun iptali noktasında toplandığı görülmektedir.
9. Sosyal güvenlik hakkı, bireylerin geleceğe güvenle bakmalarını sağlayan bir insan hakkı olması sebebiyle, “sosyal hukuk devleti” olgusunu oluşturan temel kavramlardan birisidir. Bu esastan hareketle Anayasamız, “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlığı altında sosyal güvenlik hakkını da düzenlemiş ve 60 ıncı madde ile herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu kabul etmiş, Devlet’in de, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmakla yükümlü olduğunu düzenlemiştir. Böylece, vatandaşlara bu konuda anayasal bir hak tanınırken, devlete de onların bu haktan yararlanmasını sağlayacak şartları hazırlama görevi yüklenmiştir.
10. Anayasa Mahkemesi’nin 15/12/2006 tarihli E.2006/111 ve K. 2006/112 sayılı Kararında; Sosyal Güvenlik Kurumunun amacına uygun olarak hizmet verebilmesi sahip olduğu parasal kaynaklara bağlı olduğundan, temel kaynağı prim olan bu Kurumda sigortalıların kuralda belirtilen süre kadar prim ödemek suretiyle Kurum ile ilişkilerini devam ettirmelerini ve
Kurumun sağlayacağı haklardan bu suretle yararlanmalarını öngören böyle bir düzenleme sistemin doğal bir sonucu olduğuna karar vermiştir.
11. İdarenin kendi hatası bile olsa sigortalılardan 5510 Sayılı Kanunun 96’ncı maddesi gereğince başvuru sahibinden yersiz ödemeleri tahsil etmesi yönündeki idari işlem, kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşımaktadır. Zira aksi durum, kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları halde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden de adil olmayan sonuçların doğmasına sebep olacaktır. Bu durum; sınırlı kamu kaynaklarının, uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına geleceğinden, kamu yararıyla da örtüşmeyecektir. Dolayısıyla idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen aylıkların iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır.
12. Diğer yandan; Anayasa’nın “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35. Maddesi; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” şeklindedir.
13. Anayasa Mahkemesi kararlarında, mülkiyet hakkının sınırları ve güvenceleri açısından
Anayasa’nın mülkiyeti bir hak olarak tanımlayan 35 inci maddesinin, temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasını düzenleyen 13 üncü maddesiyle birlikte ele alınması gerektiği; 35 inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan sınırlama ve güvence ölçütlerinin 13 üncü madde ışığında yorumlanması gerektiği ifade edilmekte olup bu kapsamda bireyin hakkıyla kamu yararı arasında kurulması gereken adil dengeye vurgu yapılmaktadır (AYM, E:1999/33, K:1999/51,
T:29/12/1999).
14. Ölçülülük ilkesinin “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluştuğu, “elverişlilik” ilkesinin öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, “gereklilik” ilkesinin ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, “orantılılık” ilkesinin ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliği ifade edilmektedir. (AYM,
E:2011/111, K:2012/56, T:11/4/2012; E:2012/102, K:14.2012/207, T:27/12/2012;
E:2012/149, K:2013/63, T:22/5/2013; E:2014/176, K:2015/53, T:27/5/2015; E:2015/43,
K:2016/37, T:5/5/2016; E:2016/13, K:142016/127, T:22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).
15. Hukuka aykırı ödemelerin tahsiline ilişkin uyuşmazlıklarda mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü hakkında ise, kanuna aykırı olarak ödeme yapılması biçiminde ortaya çıkan sonuca tarafların ne derece katkısının olduğuna bakılması gerektiği, bu bağlamda tarafların yasal yükümlülüklerinin neler olduğu, bunların yerine getirilmesinde ihmalkârlık gösterilip gösterilmediği ve ihmalin varlığının tespiti hâlinde bunun hukuka aykırı sonucun doğmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerektiği değerlendirilmektedir (Fatma Ülker Akkaya, B. No: 2014/18979, 22/2/2018, § 50; Uğur
Ziyaretli, § 65).
16. Ayrıca ihlal teşkil ettiği iddia edilen müdahalenin temelini oluşturan kamu yararı karşısında bireye düşen fedakârlığın ağırlığının göz önünde bulundurulması, kanuni bir dayanağı olup meşru amaçlara dayansa dahi müdahalenin amacı ve kullanılan araçlar ile başvurucuya yüklenen külfetin ölçülü olup olmadığı hususlarının değerlendirme konusu yapılması, mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerektiği ifade edilmektedir (Korkut
Bahadır, B. No: 2014/4025, 11/12/2014, § 43; Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074, 09/03/2016, § 48-50,66).
17. Orantılılık ilkesi değerlendirilirken dikkate alınması gereken hususlardan birinin de kamu makamlarının tutum ve davranışları olduğu, bu bağlamda idarenin “iyi yönetişim” ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunduğu, “iyi yönetişim” ilkesinin, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirdiği; idarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumunun yanında işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz uygulanması gibi yaptırımların öngörülüp görülmediğinin önem arz ettiği belirtilmektedir (Fatma Ülker Akkaya, §51,52; Tevfik Baltacı, § 48,70,71).
18. Ayrıca sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalı işlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlarda kaldırabileceği, bu tespitin hatalı idari işlemden kaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olduğu, aksi durumda kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları hâlde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar doğurabileceği, bu durumun sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüşmeyeceği değerlendirilmektedir (Fatma Ülker Akkaya, § 53; Tevfik Baltacı, § 74).
19. Buna göre, hatalı idari işlemin üçüncü kişilerin yönlendirmesi olmaksızın idarenin kendisinden kaynaklandığı durumlarda farklı bir ölçülülük yaklaşımının benimsenmesi ve başvurucu üzerinde aşırı ve orantısız bir yüke sebep olunup olunmadığının tespit edilmesi, emekli aylığının sosyal bir ödeme olduğu hususu da dikkate alındığında yersiz yapılan ödemelerin iade edilebilmesi için ilgililerin ekonomik anlamda dara düşmesini önleyecek şekilde bir takvime bağlanması gerektiği ifade edilmektedir (Tevfik Baltacı, § 76, Fatma Ülker
Akkaya, § 58).
20. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde başvuruya konu olayda; yersiz ödenen aylıkların
5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesinin (b) bendi uyarınca borç çıkarılması işlemiyle mülkiyet
25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Tekirdağ İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Bu kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi