|
ÖZET: Başvuru, 2005 yılında emekli olan bir kişinin, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan inceleme sonucunda kendi siciline başkasının prim günlerinin karıştığını ve bu nedenle yaşlılık maaşının kesilerek son beş yıl içinde ödenen maaşların iade edilmesinin istendiğini belirtmektedir. Başvuran, bu durumun kurum hatasından kaynaklandığını ifade ederek dosyasının yeniden incelenmesini talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın yaşlılık aylığına hak kazanmak için gerekli prim gün sayısını sağlamadığını tespit etmiş ve bu nedenle maaşın iptal edildiğini bildirmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun hatalı işleminden dolayı başvurana yersiz ödeme borcu çıkarılmasının hukuka uygun olup olmadığını incelemiştir. Yapılan değerlendirmelerde, başvuranın emeklilik işlemleri sırasında hatalı bir işlem nedeniyle mağduriyet yaşadığı ve bu durumun mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği sonucuna varılmıştır. Anayasa Mahkemesi kararları çerçevesinde, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacı taşıması gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurana çıkarılan borcun kaldırılması için Sosyal Güvenlik Kurumu’na tavsiyede bulunmuş ve bu kararın otuz gün içinde uygulanmasını istemiştir. Başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na karar tebliğ edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/9359-S.14333
BAŞVURU NO : 2019/7444
KARAR TARİHİ : 01/10/2019
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Yersiz ödeme nedeniyle çıkarılan borcun iptal edilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 03/04/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza, … tarafından yapılmış olan başvuruda; başvuran, 2005 yılında emekli olduğunu, akabinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan inceleme neticesinde kendi siciline başkasının sicilindeki prim günlerinin karıştığının tespit edildiğini ve prim ödeme gün sayısının aslında 153 gün eksik olması gerektiğinin anlaşıldığını, bu nedenle yaşlılık maaşının kesilerek son 5 yıl içerisinde ödenen maaşların iade edilmesinin istendiğini, kurum hatası nedeniyle oluşan bu sorun nedeniyle mağdur edildiğini belirterek dosyasının tekrar incelenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının konuya ilişkin 24/07/2019 tarih ve … sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Başvuranın 20/09/2005 tarihli tahsis talebine istinaden … ve … sigorta sicil numaralarında geçen hizmetlerinin dikkate alınarak, engelliği nedeniyle vergi indiriminden yararlanarak 01/10/2005 tarihinden itibaren … tahsis numarasıyla yaşlılık aylığı bağlandığı, 2.2. Kurum kayıtlarında yapılan güncelleme işlemleri neticesinde, … sigorta sicil numarasında geçen hizmetlerin başvurana ait olmadığı, .. T.C. Kimlik numaralı …’a ait olduğunun tespit edildiği, 2.3. Söz konusu tespit üzerine, başvuranın tahsis talebinde bulunduğu 20/09/2005 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanma şartlarını yerine getirememesi nedeniyle yaşlılık aylığının başlangıç tarihi olan 01/10/2005 tarihi itibariyle iptal edildiği, kurumun hatalı işleminden kaynaklanan yersiz ödemelerin 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b)
bendi gereğince başvurana hatalı işlemin tespit tarihinden önceki beş yıl içinde ödenen aylıklar için yersiz ödeme çıkarıldığı,
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
2.4. Başvuranın 20/09/2018-31/05/2019 tarihleri arasında geçen hizmetleri ile yeniden yaşlılık aylığına hak kazandığı, bu nedenle 12/06/2019 tarihli ikinci tahsis talebine istinaden 01/07/2019 tarihi itibariyle kendisine yaşlılık aylığı bağlandığı, İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;
“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.
5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 5.1. “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesinde, “- Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” 5.2.“506 sayılı Kanunun malullük ve engellilik hükümlerine ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “(Değişik ikinci fıkra: 17/4/20085754/71 md.) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olup bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda olan sigortalılar hakkında, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun mülga 60 ıncı maddesinin (c) bendinin (b) alt bendi ve geçici 87 nci maddesine göre işlem yapılır.” hükümlerine yer verilmiştir.
6. Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 6.1. “Yaşlılık aylığından yararlanma şartları” başlıklı mülga 60 ıncı maddesi;
“Yaşlılık aylığından yararlanma esas ve şartları aşağıda gösterilmiştir:
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
…
C)…
b) (Değişik:29/7/2003-4958/34 md.) Sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda olan sigortalılardan; ilgili mevzuatı uyarınca, I. derece sakatlığı olanlar yaşları ne olursa olsun en az onbeş yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak, II. derece sakatlığı olanlar yaşları ne olursa olsun en az onsekiz yıldan beri sigortalı olmak ve en az 4000 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak, III. derece sakatlığı olanlar yaşları ne olursa olsun en az yirmi yıldan beri sigortalı olmak ve en az 4400 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları şartıyla yaşlılık aylığından yararlanırlar. Sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanması dolayısıyla yaşlılık aylığına hak kazanarak yaşlılık aylığı alanlar Kurumca kontrol muayenesine tabi tutulabilir.…” 6.2. Geçici 87 nci maddesi; “506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 60 ıncı maddesinin (C) bendinin (b) alt bendinde yapılan değişikliğin uygulanmasında; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte; a) 12 yıl ve daha fazla sigortalılık süresi bulunanlar hakkında sakatlık derecesi ne olursa olsun bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümler uygulanır.
b) 9 yıldan fazla 12 yıldan az sigortalılık süresi bulunup II. derece sakatlığı olanlar 15 yıl 8 ay sigortalılık süresi ve 3680 gün, 9 yıldan fazla 12 yıldan az sigortalılık süresi bulunup III.
derece sakatlığı olanlar 16 yıl sigortalılık süresi ve 3760 gün, c) 6 yıldan fazla 9 yıldan az sigortalılık süresi bulunup II. derece sakatlığı olanlar 16 yıl 4 ay sigortalılık süresi ve 3760 gün, 6 yıldan fazla 9 yıldan az sigortalılık süresi bulunup III.
Derece sakatlığı olanlar 17 yıl sigortalılık süresi ve 3920 gün, d) 3 yıldan fazla 6 yıldan az sigortalılık süresi bulunup II. derece sakatlığı olanlar 17 yıl sigortalılık süresi ve 3840 gün, 3 yıldan fazla 6 yıldan az sigortalılık süresi bulunup III.
derece sakatlığı olanlar 18 yıl sigortalılık süresi ve 4080 gün, e) 3 yıldan az sigortalılık süresi bulunup II. derece sakatlığı olanlar 17 yıl 8 ay sigortalılık süresi ve
3920 gün, 3 yıldan az sigortalılık süresi bulunup III. derece sakatlığı olanlar 19 yıl
sigortalılık süresi ve 4240 gün, Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla yaşlılık aylığından yararlanırlar.” 7. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Engellilik indirimi” başlıklı 31 inci maddesinin birinci fıkrası; “Çalışma gücünün asgarî % 80’ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı birinci derece engelli, asgarî % 60’ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ikinci derece engelli, asgarî
% 40’ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ise üçüncü derece engelli sayılır…” hükmünü amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran, 2005 yılında emekli olduktan çok sonra Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan inceleme neticesinde kendi siciline başkasının sicilindeki prim günlerinin karıştığının tespit edildiğini ve prim ödeme gün sayısının aslında 153 gün eksik olması gerektiğinin anlaşıldığını, bu nedenle maaşının kesilerek son 5 yıl içerisinde ödenen maaşların iade edilmesinin istendiğini, Kurum hatası nedeniyle oluşan bu sorun nedeniyle mağdur edildiğini belirterek dosyasının tekrar incelenmesini talep etmektedir.
10. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; başvurana 20/09/2005 tarihli tahsis talebine istinaden … ve … sigorta sicil numaralarında geçen hizmetlerinin dikkate alınarak, engelliği nedeniyle vergi indiriminden yararlanması suretiyle 01/10/2005 tarihinden itibaren … tahsis numarasıyla yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmıştır.
11. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kurum kayıtları üzerinde yapılan güncelleme neticesinde, … sigorta sicil numarasında geçen hizmetlerin başvurana ait olmadığı ve …
T.C. Kimlik numaralı …’a ait olduğunun 08/02/2018 tarihli yazıyla tespit edildiği, söz konusu tespit üzerine başvuranın yaşlılık aylığı bağlanma şartlarını yerine getirememesi nedeniyle yaşlılık aylığının başlangıç tarihi olan 01/10/2005 tarihi itibariyle iptal edildiği, Kurumunun hatalı işleminden kaynaklanan yersiz ödemelerin 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi gereğince hatalı işlemin tespit tarihinden önceki beş yıl içinde ödenen aylıkların yersiz ödeme olarak başvurana borç çıkarıldığı ve bu durumun başvurana 25/09/2018 tarihinde bildirildiği görülmüştür.
12. Başvuranın, emeklilik işlemleri sırasında farklı kişilerin sicil numarasında geçen hizmet sürelerinin dikkate alınması nedeniyle emekli aylığının iptal edilmesi ve 2013-2018 yılları arasında yapılan ödemelerin idare tarafından geri istenmesi kurum hatasına dayandığından, bu somut olayın mülkiyet hakkı bağlamında incelenmesi gerekmektedir.
13. Zira Anayasa Mahkemesinin, 17/01/2019 tarihli ve 30658 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2015/18919 No’lu Ümmü Çakır başvurusunda, yüksek mahkeme; ölüm aylığının iptali suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin içerdiği kamu yararı amacı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasındaki adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu hükmüne vararak mülkiyet hakkına müdahale olup olmadığı yönünden değerlendirme yapmıştır.
14. Bir üst paragrafta belirtilen Anayasa Mahkemesi kararında da değinildiği üzere mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade edilmiştir.
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
14.1 Bu kapsamda Kurumumuza yapılan somut başvurunun anılan ilkelerden
“kanunilik” yönünden yapılan incelemede;
Bilindiği üzere . Anayasanın “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61 inci maddesinde devlete, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri almak yönünde görev yüklenmiş, “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinde Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu belirtildikten sonra çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı, “Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları” başlıklı 65 inci maddesinde bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikler gözeterek malî kaynakların yeterliliği ölçüsünde yerine getirileceği ifade edilmiştir. Bu çerçevede engellilerin, sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler kapsamında yer aldığı, bunlara yönelik bir takım koruyucu ve destekleyici tedbirleri almanın devletin görevleri arasında yer aldığı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Sosyal güvenlik kanunlarının da anılan hükümler çerçevesinde düzenlemeler içerdiği bilinmektedir.
Öte yandan, 506 sayılı Kanunun mülga 60 ıncı maddesinde sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda olan sigortalılardan birinci derece sakatlığı olanların 15 yıldan beri sigortalı bulunmak ve 3600 gün, ikinci derece sakatlığı olanların 18 yıldan beri sigortalı olmak ve 4000 gün, üçüncü derece sakatlığı olanların 20 yıldan beri sigortalı olmak ve 4400 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları şartıyla yaşları ne olursa olsun yaşlılık aylığından yararlanabileceği, geçici 87 nci maddesinde 60 ıncı madde uygulamasının sigortalılık sürelerine ve prim ödeme gün sayılarına ilişkin geçiş hükümleri düzenlenmiştir. Bu maddeler ile; 193 sayılı Gelir Vergisi
Kanununun 31 inci maddesinde belirlenen engellilik kapsamında vergi indiriminden faydalananlara hafifletilmiş şartlarla emekli olma imkânı tanındığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinde de anlaşılacağı üzere birinci derece sakatlığı olanların vergi indiriminden faydalanarak hafifletilmiş şartlarda emekli olabilmesi için
3600 gün prim ödemiş olmaları gerektiği açıktır. Başvuranın 20/09/2005 tarihli tahsis
talebine istinaden … ve … sigorta sicil numaralarında geçen hizmetlerinin dikkate alınarak ve engelli vergi indiriminden de yararlanarak emekli aylığı bağlandığı tespit edilmiştir.
Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan incelemeler sırasında … sicil numarasında geçen hizmetlerin başka bir kişiye ait olduğunun tespit edildiği, anılan sicil numarasında geçen sürelerin başvuranın prim gün ödeme sayısından çıkarıldığında başvuranın 3387 günü kaldığı, bu nedenle emekli aylığının bağlanması için gerekli olan
3600 günlük prim ödeme şartının sağlanamaması nedeniyle emekli aylığının kesildiği
görülmüştür. İdare tarafından tesis edilen emekli aylığının kesilmesi işleminin yasal dayanağının oluştuğu ortadadır.
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
Bu kapsamda başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınmasına ilişkin 5510 sayılı
Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi esas alınmıştır. Bu çerçevede; kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemelerin toplamıyla sınırlı olmak üzere geri alınacağı ifade edilmiştir. Buna göre, kurum hatası olmaksızın yersiz olarak ödendiği tespit edilen tutarın 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi gereğince başvurana borç çıkarılarak tahsil yoluna gidilmesi işleminde yapılan müdahalenin kanuni dayanağını oluştuğunu söylemek mümkündür.
14.2. Kurumumuza yapılan somut başvuru hakkında “kamu yararı amacı taşıma” ilkesi yönünden yapılan incelemede;
Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri içinde geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığı sağlamaktır.
Kamu yararı açısından başvuruyu değerlendirdiğimizde; 506 sayılı Kanuna göre birinci derece sakatlığı olanların vergi indiriminden faydalanarak hafifletilmiş şartlarda emekli olabilmesi için 3600 gün prim ödemesi gerekmektedir. Bu bağlamda, daha önce
3600 gün prim ödeme şartını sağladığından bahisle emekli edilen ancak akabinde bu
sürenin hesabında başka bir kişiye ait prim ödeme günlerinin de dikkate alındığının tespit edilmesi üzerine bu günlerin başvuranın prim ödeme gün sayısından düşülmesiyle başvuranın aslında 3387 günü olduğu ve emeklilik için gerekli olan 3600 gün sayısına sahip olmadığı anlaşılmıştır. Bu minvalde başvuranın normal şartlar altında almaması gereken yaşlılık aylığının iptal edilmesi ve akabinde kişiden yersiz ödeme adı altında yapılan ödemelerin geri alınmasındaki temel maksadın sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir. Bu çerçevede, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
14.3.Kurumumuza yapılan somut başvuru hakkında “ölçülülük” ilkesi yönünden yapılan incelemede; Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sonucu vermiş olduğu kararında; ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111 , K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet
Akdoğan ve diğerleri, § 38).
Mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekmektedir (Korkut
Bahadır, § 43).
Diğer taraftan, “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir(Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68).
İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde, idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumu, işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacak kanuni faiz gibi yaptırımların ön görülüp görülmediği önem arz etmektedir.
Somut olayda, idare tarafından yaşlılık aylığı ödemelerinin yersiz olduğu yönündeki hatalı işlemin ilk aylığın ödenmeye başlandığı 01/10/2005 tarihinden itibaren yaklaşık 13 yıl gibi uzun bir süreden sonra tespit edildiği, hatayı tespit etmek için detaylı bir incelemeye ihtiyaç duyulmayacağının da açık olduğu, bu nedenle işlemin fark edilmesinde geçen sürenin makul sürenin çok üzerinde olduğu kanaatine varıldığından Sosyal Güvenlik Kurumunun süresi içerisinde, uygun bir yöntemle ve tutarlı olarak hareket etme sorumluluğunda başarısız olduğu değerlendirilmiştir.
Öte yandan, başvuranın ilk emekliye ayrılma talep tarihi itibariyle kendisinin 3600 gün değil de 3387 gününün olduğu, eksik olan 213 günün (01/03/1991-30/06/1992 ve 12/200410/09/2005 tarihleri arası) başka bir şahsa ait olduğunun 2005 yılındaki şartlar itibariyle bilmesinin başvurandan beklenemeyeceği, kaldı ki engelli durumundaki başvuranın bu hususu bilebilecek durumda olsaydı hayatın olağan akışı içerisinde gerekli olan 3600 günü tamamlayıp emeklilik başvurusunda bulunacağının aşikâr olduğu, nitekim 2018 yılında aylığı kesilen başvuranın prim ödeme gün sayısını çalışarak tamamlayıp 01/07/2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya başladığı, dolayısıyla başvuruna eksik günler dolayısıyla bir kusur atfedilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, emekliye ayrılma sırasında gerekli şartların yerine getirilip getirilmediğinin kontrolünün Sosyal Güvenlik Kurumunda olması, söz konusu görev ve yetkinin yerinde ve süresi içerisinde kullanılmayarak başvuranın eksik gün üzerinden emekli edilmesi, mevcut hatanın idare tarafından derinlemesine bir inceleme yapılmaksızın tespit edilmesinin mümkün olması, hatanın 13 yıl gibi makul olmayan bir sürede tespit edilmesi, eksik günler nedeniyle başvurana kusur atfedilemeyeceği hususları
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
birlikte ele alındığında 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi gereğince başvurana borç çıkarılmasıyla istenen kamu yararının sağlanmasındaki toplumsal menfaat ile başvuranın mülkiyet hakkının korunmasındaki bireysel yarar arasında kurulması gereken makul dengenin başvuran aleyhine bozulduğu ve bunun da mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden (varsa) kalan sürede Ankara İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvurana 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi gereğince çıkarılan borcun kaldırılması için SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA;
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINCA bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna;
Bu kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
Kamu Başdenetçisi
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.