ÖZET: Başvuran, 2012 yılında emeklilik hakkı kazandığını ve 2021 yılına kadar emekli maaşı aldığını belirtmiştir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından, Ostim’deki bir iş yerinden alınan prim günlerinin silinmesi sonucu emekli aylığının iptal edildiğini ve geriye dönük olarak 221.690,23 TL borç çıkarıldığını ifade etmiştir. Başvuran, bu işlemin haksız olduğunu belirterek, borcun iptal edilmesini ve emekli aylığının yeniden bağlanmasını talep etmiştir.

SGK, başvuranın emeklilik işlemlerinin iptalinin, sahte hizmet bildirimleri nedeniyle gerçekleştiğini açıklamıştır. Yapılan denetimlerde, başvuranın bağlı olduğu iş yerinin fiili olarak çalışmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle, başvuranın prim gün sayısı, emekli aylığına hak kazanmak için gerekli olan seviyenin altına düşmüştür. SGK, bu durumun yasal çerçevede değerlendirildiğini ve yapılan işlemlerde herhangi bir hata bulunmadığını belirtmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerini ve SGK’nın açıklamalarını değerlendirerek, işlemlerde hukuka aykırılık tespit edilmediği sonucuna varmıştır. Bu nedenle, başvurunun reddine karar verilmiştir. Başvuranın, SGK’nın işlemlerine karşı yargı yoluna başvurma hakkı bulunmaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/5891-S.22.8976

BAŞVURU NO : 2021/19255

KARAR TARİHİ : 29/04/2022

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Yersiz ödeme kapsamında oluşturulan borç kaydının geri alınması ve emekli aylığının tekrar bağlanması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 10/11/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza, tarihinde e-başvuru yoluyla yapılmış olan başvuruda; başvuran, 2012 yılında Ostim Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından emekliliğe hak kazandığının tarafına bildirildiğini ve tahsis talebi sonrası emekli olduğunu, 2012-2021 yılları arasında 9 yıl emekli aylığı aldığını, Sıhhiye Sosyal

Güvenlik Merkezinden kendisine hiç bildirim ve yazı gönderilmeksizin Ostim’deki Boya

Fabrikasından ödenen 283 prim gününün silinerek emekliliğinin iptal edildiğini, dokuz yıl boyunca ödenen aylıkların geriye dönük olarak borç çıkarıldığını, 221.690,23 TL aylık ve 9.491,36 TL bayram ikramiyesinin istendiğini ifade ederek, haksız şekilde yapılan prim günü silme işleminin geri alınarak emekli aylığının bağlanmasını ve borcun terkin edilmesini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 09/12/2021 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal

Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen

23/12/2021 tarihli ve sayılı yazı ve eklerinde özetle:

2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre sigortalı olanların yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları Kanun hükümlerine, Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanların yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarının 506, 2925, 1479 ve mülga 2926 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlendiği, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına prim ödeyenlerin, bu sigorta kollarından aylığa hak kazanıp kazanmadıklarının tespitinde; belli bir yaşa ulaşma, belli bir süre prim ödeme, belli bir süre sigortalı olma, sigortalı işten ayrılma ve Kurumdan yazılı istekte bulunma koşullarının yerine getirilmesinin aranmakta olduğu, bu koşullardan herhangi birinin eksik olması halinde, sigortalıya aylık bağlanmasına imkân bulunmadığı, 2.2. Diğer taraftan, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca düzenlenen denetim raporlarının incelenmesinde; sigortalıların aylık bağlama işlemleri sırasında dikkate alınan hizmetlerin sahte olduğunun tespit edilmesi halinde, söz konusu hizmetler için hizmet bildirimi ve hizmet birleştirmesi yapılmaması nedenleriyle, sigortalıların gerek aylığa hak kazanma koşullarının tespitinde, gerekse gelir/aylık bağlama işlemlerinde anılan hizmetlerin dikkate alınmadığı, 2.3. Öte yandan, Kanunun 96 ncı maddesinin; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır.” hükmünü amir olduğu, 2.4. Buna göre, T.C. Kimlik numaralı ‘nın aylığı, sicil numaralı işyeri hakkındaki denetim raporu ile fiili olmadığı tespit edilen çalışmalarının iptal edilmesi sonucu toplam prim ödeme gün sayısının aylığa hak kazanmaya yetecek prim ödeme gün sayısının altına düşmesi nedeniyle başlangıç tarihinden (01/05/2012) geçerli olmak üzere iptal edildiği, 2.5. Sahte hizmet kazandırılmak suretiyle, gelir veya aylık bağlatılması, sigortalının kasıtlı kusurlu davranışlarından doğan yersiz ödemeler kapsamında sayıldığından ödenen aylıklar için, 5510 sayılı

Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında borç kaydı oluşturulduğu, 2.6. Başvurucuya yaşlılık aylığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edilmesi nedeniyle 01/05/201225/09/2021 tarihleri arasında ödenen aylıkların ve bayram ikramiyelerinin faizi ile birlikte borç çıkarıldığı, SGK’ya iade edilen 2.778,6 TL mahsup edildikten sonra kalan borç tutarının 230.817,95 TL olduğu ve

Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hata bulunmadığı, belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu

Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmü, 5. 5510 sayılı Kanunu “Yersiz ödemelerin geri ödenmesi” başlıklı 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu

tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır. Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır. Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yürütülen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvuranın 24/04/2012 tarihli tahsis talebine istinaden tarafına tahsis numarasıyla 01/05/2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 540 gün askerlik borçlanması ile birlikte toplam 5151 prim ödeme gün sayısı üzerinden 506 sayılı Kanunun 81/B-D maddesine göre yaşlılık aylığı bağlandığı, Sosyal Güvenlik Denetmenliğince düzenlenen 26/04/2021 tarihli ve sayılı rapora istinaden, sicil numaralı Boya İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı iş yerinin başvuran

adına bildirdiği 02/04/2011-13/07/2011 ve 24/10/2011-23/04/2012 tarihleri arasındaki hizmetlerin ilgili

SGM tarafından iptal edildiği, sonrasında prim ödeme gün sayısının 4867 güne düştüğü ve prim ödeme gün şartını sağlamadığı gerekçesiyle aylığın başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiği, 01/05/2012 ile 25/09/2021 tarihleri arasında ödenen aylıkların borç çıkarıldığı, itirazının reddedilmesi üzerine, başvuranın

Kurumumuzdan borcun iptalini ve emekli aylığının iptal edildiği tarihten itibaren tekrar bağlanmasını talep ettiği görülmektedir.

8. Bu çerçevede uyuşmazlığın, başvuranın iptal edilen aylığının tekrar bağlanıp bağlanamayacağı noktasında toplandığı görülmektedir.

9. SGK tarafından Kurumumuza gönderilen 26/04/2021 tarihli ve sayılı Denetim

Raporunda; sicil numaralı Boya İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı işyerinin sahte iş yeri olup olmadığı hakkında inceleme yapıldığı, söz konusu rapora göre; 9.1. T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Ostim Vergi Dairesi Müdürlüğü ile

yapılan yazışma sonucu elde edilen bilgilerden, Ostim Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 09.04.2019 tarih ve sayılı yazılarından; Boya İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ünvanlı işyerinin dairelerinde vergi numarasında kayıtlı olduğu, 04.02.2002 tarihinde mükellefiyet tesis edilmiş olduğu,

01.07.2009 tarihi itibariyle mükellefiyetine re’sen son verildiğinin tespit edildiği,

9.2. İşyerinde sigortalı bildirimleri yapılan kişilerden alınan beyanlardan Boya İnş. San. ve Tic.

Ltd. Şti. ünvanlı işyerinin sürekli bir adreste faaliyette olmadığı, sürekli adresini değiştirdiği en son olarak da Kazan’da Keresteciler Sanayii Sitesinde Adnan Menderes Bulvarı üzerinde bir adreste faaliyet gösterdiği, Enerjisa’dan temin edilen belgenin incelenmesinde de Boya İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.

unvanlı işyerinin Saray Keresteciler Sanayi Sitesi Adnan Menderes Bulvarı No: Kazan/Ankara adresinde

2010 yılı Mayıs ayından Aralık kadar elektrik tüketiminde bulunduğunun tespit edildiği,

9.3. Yapılan diğer beyanlarla birlikte değerlendirildiğinde, elektrik tüketimine ilişkin tespitin şirketin fiilen faaliyette olduğuna delil teşkil ettiği, bu nedenle 01/05/2003 tarihinden 2010 yılı Aralık ayı dahil yapılan sigortalı bildirimlerinin fiili çalışmaya dayandırıldığı, bu tarihten sonra bu işyerinden bildirimi yapılan sigortalıların hizmetlerinin sahte olarak kabul edilmesi gerektiği ve bildirimi yapılan kişilerin hizmetlerinin iptal edilmesi gerektiği, 9.4. Sonuç olarak Boya İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ünvanlı işyerinin 01/01/2011 – 28/08/2013 tarihleri arasında sigortalı bildirimi yapılan hizmetlerin gerçek çalışmalara dayanmadığının anlaşıldığı ve iptalinin gerektiği, sonucuna varılmıştır.

10. Sosyal Güvenlik Kurumu denetmen raporunun incelemesi neticesinde; iş yerinde fiilen çalıştığı tespit edilen sigortalıların beyanları, ilgili vergi dairesince hazırlanan raporlar ve diğer belgeler ışığında, raporda her ne kadar başvuranın ifadesine yer verilmemiş olsa da, Boya İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ünvanlı işyerinin en son Aralık 2010 tarihinde faaliyet gösterdiğinin tespit edildiği, başvuran hakkında yapılan sigorta bildirimlerinin ise 02/04/2011-13/07/2011 ve 24/10/2011-23/04/2012 tarihleri arasında yapıldığı,

dolayısıyla şirketin faal olmayan dönemine denk geldiği ve söz konusu tarihlerde yapılan bildirimlerin iptal edildiği, yapılan işlem sonrası başvuranın aylık bağlama şartlarından olan 5150 gün prim ödeme şartını kaybettiği, bu sebeple bağlanan aylığının eksik gün sebebiyle iptal edildiği ve yapılan ödemelerin de borç çıkarıldığı anlaşılmıştır.

11. Kurumumuzun 2020/97133 başvuru no’lu ve 22/03/2021 tarihli Kararında yapılan değerlendirmede değinildiği üzere; SGK tarafından yapılan hatalı ödemelerin tahsilindeki usul 5510 Kanun’un 96 ncı maddesinde; kusurun bireyden veya Kurumdan kaynaklanması durumuna göre değişmektedir. Anılan maddenin (a) bendinde; yersiz ödemenin kişilerin kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğması durumunda, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede, ödeme tarihinden itibaren hesaplanan kanuni faiziyle birlikte geri alınacağı hüküm altına alınmıştır. Fazla veya Yersiz Ödemelerin

Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 5 inci maddesinde de “Kanunda öngörülen şartlar yerine gelmediği halde, sahte bilgi ve belgelerle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması” halinin ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarını oluşturan bir durum olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.

12. Yine Anayasa Mahkemesince 2017 yılı içerisinde verilen 2017/118 K. sayılı kararda, maaş bağlandıktan sonra ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle, sigortalılık bildiriminin yapıldığının tespitiyle şartlar oluşmadığı gerekçesiyle bağlanan maaşın iptal edilmesi işlemine dair; başvuranın sosyal güvenlik hakkının ihlal edildiği iddiasıyla ilgili olarak yapmış olduğu değerlendirmede; “İtiraz konusu kuralda, Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemelerin; ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemelerin, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edileceği, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınacağı öngörülmektedir. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılması zorunludur. Kanun koyucunun, Anayasa’ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü düzenlemeyi yapma konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır.

13. Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır. Sosyal hukuk devletinin somut göstergelerinden biri olan sosyal güvenlik hakkının yer aldığı

Anayasa’nın 60. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.” denilmektedir.

Bu hüküm bireylere yaşlılık, hastalık, kaza, ölüm ve malullük gibi sosyal riskler karşısında asgari ölçüde

bir yaşam düzeyi sağlamayı amaçlamaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da “Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denilerek bu görevin, devlet tarafından oluşturulacak kuruluşlar yoluyla yerine getirilmesi öngörülmektedir.

14. Kural, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle, var olmayan bir sosyal güvenlik hakkının gerçekleştiği değerlendirmesiyle Kurumun ilgililere yaptığı ve malvarlıklarında sebepsiz zenginleşmeye yol açan yersiz ödemelerin iadesine ilişkindir. Bu nedenle kişinin malvarlığında ekonomik bir değer taşımakla birlikte geçerliliği bulunmayan bir sosyal güvenlik hakkından kaynaklanan yersiz ödemenin iadesi talebini düzenleyen kuralın sosyal güvenlik hakkıyla bir ilgisi bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasamın 2. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.” ibarelerine yer vermiştir.

15. Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri içinde geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığı sağlamaktır. Söz konusu borcun ve faizin terkin edilmemesi halinde, idarenin yersiz ödemeler nedeniyle, yapmakla görevli ve yükümlü olduğu ödemeleri yerine getirememesi söz konusu olabilecektir.

16. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; en son faaliyet tarihi Aralık ayı dahil 2010 yılı olduğu tespit edilen Boya İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’de 2011 yılı ve sonrası fiili çalışmaya dayanmadığı tespit edilen primlerinin iptal edilmesi işlemi sonucu idarece yapılmış işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

18. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Rize İş

Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi