ÖZET: Başvuru sahibi, 22/02/2017 tarihinde hak kazandığı ölüm aylığı ikramiyesinin 39.840,22 TL tutarının yersiz ödeme olduğunu belirterek, bu miktarın faiziyle birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından geri istendiğini ifade etmiştir. Başvuran, iade talebinin hukuka aykırı olduğunu ve kurumun hatasından kaynaklandığını savunarak, ölüm aylığına uygulanan haczin kaldırılmasını talep etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuru sahibine yapılan ödemenin 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi çerçevesinde yersiz ödeme olarak değerlendirildiğini ve bu nedenle borç kaydedildiğini açıklamıştır. Yapılan inceleme sonucunda, başvuranın babasından dolayı bağlanan ölüm aylığının yersiz ödendiği tespit edilmiştir. İlgili mevzuat gereği, hatalı işlemlerden kaynaklanan ödemelerin geri alınması gerektiği belirtilmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuru sahibinin iddialarını ve idarenin açıklamalarını değerlendirerek, yapılan işlemin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu belirlemiştir. Bu nedenle başvurunun reddine karar verilmiştir. İlgili taraflara bu kararın tebliğ edilmesiyle birlikte, başvuru sahibinin yasal hak arama sürecinin devam edeceği bildirilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/8805-S.13522

BAŞVURU NO : 2019/6634

KARAR TARİHİ : 20/09/2019

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER

BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Yersiz ödeme hakkında.

BAŞVURU TARİHİ : 21/03/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuru sahibi tarafından Kurumumuza yapılan başvuruda, 22/02/2017 tarihinde hak

kazandığı ölüm aylığı ikramiyesinin 39.840,22 TL tutarının yersiz ödeme olduğu gerekçesiyle faiziyle birlikte SGK tarafından 16/02/2018 tarihli borç bildirim belgesiyle geri istendiği, halbuki söz konusu iadesi istenen miktarın usule, yasalara ve hukuka aykırı olduğunu, kurumun tamamen kendi hatasından kaynaklandığını belirterek ölüm aylığına uygulanan haczin kaldırılmasını Kurumumuzdan talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 19/04/2019 tarih ve … sayılı şikâyet konusuna ilişkin bilgi/belge isteme

yazısına istinaden, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın (SGK) 08/05/2019 tarih ve …

sayılı yazılarında;

2.1) Başvuru sahibine, 13/11/2001 tarihinde vefat eden babasından dolayı 07/01/2017 tarihli

ölüm aylığı tahsis talebine istinaden, talep tarihinden geriye doğru beş yıllık süreye ilişkin aylıkları da ödenerek ölüm aylığı bağlandığı, 23/12/1997-30/01/2016 tarihleri arasında …’da çalışmalarının tespit edilmesi sonucu tarafına fuzulen ödenen aylıkların önce 5510 sayılı

Kanunun 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü gereği borç kaydedildiği (39.840,22 TL Ana para+ 14.254,95 TL faiz olarak), ancak başvuranın itirazı sonucu yeniden yapılan değerlendirmeyle yersiz ödemelerin 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmüne göre tahsil edilmesi gerektiği tespit edildiği, söz konusu borç tutarının yeniden revize edildiği açıklaması yapılmıştır.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Anayasamızın ‘Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı’ başlıklı

74’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun ‘Kurumun görevi’ başlıklı 5’inci

maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükümleri yer almaktadır.

5) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun “Yersiz ödemelerin

geri alınması” başlıklı 96’ncı maddesinde; Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

5.1) 5510 sayılı sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Malûllük,

yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası; “17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.”

6) Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun “Eş ve çocuklara aylık bağlanması”

başlıklı 68 inci maddesi: “(Değişik: 1753 / 21.06.1973) Ölen sigortalının aylık bağlanmasına hak kazanan kimselerine aşağıdaki hükümlere göre aylık bağlanır. I- Ölen sigortalının 67 nci madde gereğince tespit edilecek aylığının;…C) Çocuklardan; a) 18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olan veya çalışamayacak durumda malûl bulunan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıkları’na tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan (…) çocuklarla, yaşları ne olursa olsun, evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve Sosyal Sigortaya, Emekli

Sandıkları’na tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocukların her birine % 25’i,…Oranında aylık bağlanır. …VI- Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya (Ek ibare: 495829.7.2003/ m.35)

“buralardan gelir veya aylık almaya” başladıkları veya evlendikleri tarihi takibeden devre başından itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde I inci bölümün (C) fıkrası hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihten başlanarak yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almağa hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” Hükmünü düzenlemektedir.

7) 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesine istinaden düzenlenen ve 27/09/2008 tarihli

27010 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline

İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin;

7.1) Kurumun hatalı işlemlerinden doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 6’ncı

maddesinde; (1) İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışları dışında kalan, Kurum çalışanlarının kasıtlı veya kusurlu davranışı, ihmali, dikkatsizliği ve bilgisizliği gibi sebeplerden kaynaklanan yersiz ödemeler Kurumun hatalı işlemlerini oluşturur.

(2) Birinci fıkrada sayılan sebeplerin tespit edildiği tarihten geriye doğru en fazla beş yıllık süre içinde yapılan ödemeler, borcun ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren (Değişik ibare:RG-12/5/2011-27932) yirmi dört ay içinde ödendiği takdirde faizsiz; (Değişik ibare:RG12/5/2011-27932) yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemeler, bu sürenin dolduğu tarihten itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte tahsil edilir.

7.2) “Fazla veya yersiz ödemeden kaynaklanan alacağın tahakkuk ettirilmesi” başlıklı

10’uncu maddesinde; (2) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanan fazla veya yersiz ödemeler için de bir önceki fıkrada belirtilen borç tablosu düzenlenir. Ancak, bu tür alacaklar için borcun tahakkuk ettirilmesi sırasında her hangi bir faiz hesaplanmaz. Bu şekilde tahakkuk ettirilen borçlar için faiz başlangıç tarihi, borcun ilgiliye tebliğ edildiği tarihi takip eden (Değişik ibare:RG12/5/2011-27932) yirmi dördüncü ayın bittiği tarihtir.

Düzenlemeleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

8) Başvuru sahibinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm

dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Karar Önerisi”

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9) Başvuru 22/02/2017 tarihinde hak kazandığı ölüm aylığı ikramiyesinin 39.840,22 TL

tutarının yersiz ödeme olduğu gerekçesiyle faiziyle birlikte SGK tarafından 16/02/2018 tarihli borç bildirim belgesiyle geri istendiği, halbuki söz konusu iadesi istenen miktarın usule, yasalara ve hukuka aykırı olduğunu, kurumun tamamen kendi hatasından kaynaklandığını belirterek ölüm aylığına uygulanan haczin kaldırılmasını Kurumumuzdan talep etmektedir.

10) Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden başvuru sahibi 13/11/2001 tarihinde vefat eden

sigortalı babasından 07/01/2017 tarihli tahsis talebine istinaden geriye 5 yıl gidilerek 01/02/2012 tarihi itibariyle aylık bağlandığı, SGK tarafından yapılan araştırma neticesinde 23/12/1997 – 30/01/2016 tarihleri arasında özel bir bankada çalıştığı tespit edildiği, bunun üzerine de aylık bağlandığı tarihten işten ayrıldığı tarih olan 21/02/2016 itibariyle 5510 Sayılı

Kanunun 96’ncı maddesinin (a) bendi hükmüne göre 39.840,22 TL + 14.254,95 TL borç çıkarıldığı, söz konusu borca yapılan itiraz neticesinde, anılan Kanunun (b) bendi hükmü gereğince Kurum hatasından dolayı sehven hatalı girilen borcun tespit edilen tarihten geriye 5 yıl gidilerek 22/12/2012-01/02/2016 tarihleri süresi için 31.964,75 TL olarak yeniden revize edildiği ve tahsili yoluna gidildiği anlaşılmaktadır.

11) Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ölüm aylığı alanlar (çocuk) için yapılan kapsam

taramasında başvuranın babasından dolayı almış olduğu ölüm aylığının yersiz ödenmiş olduğunun tespit edildiği, aylık bağlama işleminin kurumun hatalı işleminden kaynaklanması nedeniyle 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesinde idarece başvuran adına faizsiz olarak geçmişe dönük 5 yıla ilişkin (2012-2016 yılları arası)

borç tahakkuku yapıldığı görülmektedir.

12) Anayasanın 13’üncü ve 35’inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı

amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri içinde geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığını sağlamaktır. Kamu yararı açısından başvuruyu değerlendirdiğimizde; ölüm sigortasında gerek sigortalılar gerekse hak sahipleri yönünden sigortalının ölüm tarihinde geçerli olan mevzuatın uygulanacağı ifade edilmiştir.

13) Buna göre başvuru sahibinin müteveffa babasından dolayı almış olduğu ölüm aylığının

kesilmesi ile ilgili olarak mülga 506 Sayılı Kanunun 68’inci maddesinin altınca fıkrası gereğince sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklarının sosyal sigortaya tabi işlerde çalışmalar karşılığında gelir ve aylık almaya başladıkları tarihi takip eden devre başından itibaren kesileceği Yasayla açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla bu durumun yasa koyucu tarafından öngörüldüğü üzere idarenin sehven hatası sebebiyle hak sahibine ödenen ölüm aylıklarının 5510 Sayılı Yasanın 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince talep edilmesi gerekmektedir. Öte yandan başvurana hukuka aykırı bir şekilde yapılan ödemeler tamamen idarenin tasarrufu ve gözetimi altında gerçekleştirilmiş olup başvuranın tesis edilen işlemde hiçbir kusuru bulunmamaktadır.

14) 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesine istinaden düzenlenen kuralın, Kurum tarafından

Kanun’a aykırı şekilde ilgililere yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır. Öte yandan Kurum’un hatalı işleminden kaynaklanan nedenlerle yapılan fazla veya yersiz ödemelerin yaptırımı, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışı sonucu yapılan fazla veya yersiz ödemelerin hükümlerine göre hafifletilmiş, kanun koyucu sebepsiz zenginleşene hatalı işlemin tebliğinden itibaren yirmi dört ay gibi uzun bir süre faizsiz iade yapması için seçenek tanımıştır. Dolayısıyla kural Anayasa’nın 2.

maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırı değildir. (Anayasa Mahkemesi Kararı, Esas

Sayısı: 2015/97, Karar Sayısı: 2016/10, Karar Tarihi : 20/09/2019 10.2.2016 R.G. Tarih-Sayı : 2019/8805-S.1352203.03.201629642).

15) Anayasa Mahkemesi’nin, 15/12/2006 tarihli, 2006/111 E.ve 2006/112 K. sayılı Kararında,

Sosyal Güvenlik Kurumunun amacına uygun olarak hizmet verebilmesi sahip olduğu parasal kaynaklara bağlı olduğundan, temel kaynağı prim olan bu Kurumda sigortalıların kuralda belirtilen süre kadar prim ödemek suretiyle Kurum ile ilişkilerini devam ettirmelerini ve

Kurumun sağlayacağı haklardan bu suretle yararlanmalarını öngören böyle bir düzenleme sistemin doğal bir sonucu olduğuna karar vermiştir.

16) Anayasa Mahkemesi’nin 2013/8074 Başvuru No’lu ve 9/3/2016 tarihli başvuruya ilişkin

kararında; idare tarafından yaşlılık aylığı ödemelerinin yersiz olduğu yönündeki hatalı işlemde kamu kurumlarının uygun zamanda, uygun yöntemle ve tutarlı olarak hareket etme sorumluluğunda başarısız olduğu anlaşılmıştır. … Somut olayda, idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen anapara tutarının iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır.

17) Ayrıca, 5510 sayılı Yasa’nın 96’uncu maddesiyle getirilen düzenleme, sebepsiz

zenginleşmede iade konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, zamanaşımı hükmü olarak nitelenmesine olanak bulunmamaktadır. (Yargıtay 10’uncu Hukuk Dairesi, Esas

No:2007/22686 Karar No:2009/6618 Karar Tarihi : 20/09/201907.04.2009). Bunun temel amacının da sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu, dolayısıyla kamu yararı amacını taşıdığı değerlendirilmektedir.

18) SGK tarafından yapılan hatalı ödemelerin tahsilindeki usul 5510 Kanun’un 96’ncı

maddesinde; kusurun bireyden veya Kurumdan kaynaklanması durumuna göre değişmektedir.

Anılan maddenin (b) bendinde; Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren 24 ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, 24 aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte geri alınacağı hüküm altına alınmıştır. Sigortalılar veya SGK aleyhine özel ve kamusal bir zararın meydana gelmemesi için kamu idarelerin kamu hizmetlerinin hızlı, kaliteli, basitleştirilmiş ve düşük maliyetli bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak için gerekli tedbirleri alması önem arz etmektedir. Yersiz ödemelerin geri alınmasındaki temel maksadın sosyal güvenlik sistemi aktüeryal dengesinin sağlanması, bunun da kamu yararını sağlamaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

19) İdarenin kendi hatası bile olsa sigortalılardan 5510 Sayılı Kanunun 96’ncı maddesi

gereğince başvuru sahibinden yersiz ödemeleri tahsil etmesi yönündeki idari işlem kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşımaktadır. Zira aksi durum, kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları halde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden de adil olmayan sonuçların doğmasına sebep olacaktır. Bu durum; sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına geleceğinden, kamu yararıyla da örtüşmeyecektir. Dolayısıyla idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen aylıkların iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır.

20) Bununla birlikte sigortalılar veya SGK aleyhine özel ve kamusal bir zararın meydana

gelmemesi için kamu idarelerin kamu hizmetlerinin hızlı, kaliteli, basitleştirilmiş ve düşük maliyetli bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak için gerekli tedbirleri alması da önem arz etmektedir.

21) İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü

olup olmadığının tespitinde, idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumu, işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacak kanuni faiz gibi yaptırımların ön görülüp görülmediği önem arz etmektedir.

22) Öte yandan mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında

makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, yukarıda değinildiği üzere yapılan hatalı ödemelere ilişkin Sosyal Güvenlik

Kurumuna kusur atfedilebileceği kabul edilse de söz konusu ödemenin 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesinin (b) bendine göre sadece 3,5 yıllık kısmının geri istenmesinin başvuranın sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, mevcut başvuru kapsamında yapılan yersiz ödemelerin kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki dengenin sağlanması açısından 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesinin (b) bendi çerçevesinde geriye dönük yaklaşık 3,5 yıllık kısmının istenmesinin ölçülü olduğu, mülkiyet hakkının korunması açısından adil bir dengenin gözetildiği ve başvuranın ekonomik durumu üzerinde derinden sarsacak bir işlem yapılmadığı değerlendirilmiştir.

23) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvurana yapılan yersiz ödemenin

tahsil edilmesi işleminde başvuranın mülkiyet hakkının kanunilik, kamu yararı ve ölçülülük ilkeleri bağlamında ihlal edilmediği ve idarenin işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

24) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenilen bilgi ve belgeleri süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderdiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

25) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci

maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İstanbul İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN REDDİNE, Bu kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi