ÖZET: Başvuran, 2009 yılında vefat eden babası için dul ve yetim maaşı talep etmiş, ancak yersiz ödeme nedeniyle maaşının kesildiğini ve borçlandığını belirtmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), başvuranın babasının prim gün sayısının yetersiz olduğunu ve hatalı işlem nedeniyle ölüm aylığı bağlandığını açıklamıştır. SGK, 5510 sayılı Kanun’un 32. maddesine göre, ölüm aylığı bağlanabilmesi için en az 1800 gün prim ödenmiş olması gerektiğini vurgulamıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve SGK’nın açıklamalarını değerlendirerek, başvuranın ölüm aylığı talebinin reddedilmesinin hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. Ancak, başvuranın yersiz ödeme nedeniyle oluşan borç tahakkukunun iptal edilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Bu bağlamda, SGK’nın hatalı işlemlerinin sonuçlarını başvurana yüklemesinin adil olmayacağı ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın ölüm aylığı talebi reddedilmiş, ancak yersiz ödemelere ilişkin borç tahakkukunun iptal edilmesi ve benzer durumdaki hak sahiplerinin eksik prim gün sayılarının tamamlanabilmesi için düzenlemeler yapılması önerilmiştir. Bu karar, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla kamu yararını gözetmektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/2678-S.20.4374

BAŞVURU NO : 2019/14370

KARAR TARİHİ : 20/02/2020

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Yersiz ödeme kaynaklı borcun iptal edilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 22/08/2019

I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1.Başvuran, 01/02/2009 tarihinde babasının vefat ettiğini, dul ve yetim maaşı için başvurduklarında askerlik borçlanmasıyla birlikte babasının 1300 – 1400 civarında günü olduğunu ve emekli olabileceğinin söylendiğini, 10 yıldır maaş almalarına rağmen yersiz ödeme kaynaklı maaşlarının kesildiğini ve borç çıkarıldığını belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

II.İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2.Kurumumuzun 13/11/2019 tarihli ve … sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal

Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından

gönderilen 20/11/2019 tarihli ve … sayılı yazıda özetle:

2.1. 01/02/2009 tarihinde vefat eden … TC. Kimlik Numaralı …’ın hak sahipleri hakkında 5510 sayılı kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre işlem yapılması gerekirken, sehven 506 sayılı Kanunun geçici 93 üncü maddesine göre işlem yapılarak askerlik borçlanması dahil 1430 prim ödeme gün sayısı ile ölüm aylığı bağlandığı,

2.1. 25/09/2018 tarihinde hatalı işlemin tespit edilmesi üzerine, tespit tarihinden geriye doğru

5 yıllık süre belirlenmek suretiyle; hak sahibi eş … ve hak sahibi çocuk … hakkında

21/10/2013-20/10/2018 süresi için borç kaydı oluşturulduğu,

2.2. Gerek başvuran hak sahibi oğlu … hakkında gerekse diğer hak sahipleri hakkında, 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının “b” bendi doğrultusunda, “Kurum Hatası” kapsamında işlem yapıldığı,

2.3. 5510 sayılı Kanunun 32 nci maddesine göre, ölen sigortalıların hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanabilmesi için, sigortalılar adına en az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi bildirilmiş veya 4/1 – a(21) sigortalıları için her türlü borçlanma hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi bildirilmiş olması şartının yerine gelmesi gerektiği,

2.4. 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinde: Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara, gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerince genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen Kanun kapsamındaki her türlü ödemelerin İlgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanması halinde, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeleri kapsayacak şekilde, ödemelerin yapıldığı tarihlen itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte geri alınacağı,

2.5. Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanması halinde ise hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemelerin toplamıyla sınırlı olmak üzere geri alınacağı belirtilmektedir.

III.İLGİLİ MEVZUAT

3.18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesi; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”

5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

6.05/12/2017 tarihli ve 30261 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal

Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin geçici 35’inci maddesinin birinci fıkrası;1)Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kanuna veya ilgili sosyal güvenlik kanunlarına göre aylık bağlanmış olanlardan, tahsis talep veya ölüm tarihi itibariyle ilgili kanunlarında öngörülen aylık bağlama koşullarından prim ödeme gün sayısı şartının sigortalıların kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanmayan nedenlerle yerine gelmediği daha sonra anlaşılanların eksik hizmet süreleri; a)Kanuna veya 3201 sayılı

Kanuna göre borçlanılacak süresi olanlar, borçlanma talep tarihinde Kanunun 82 nci maddesine göre tespit edilecek prime esas günlük kazanç alt sınırı üzerinden eksik hizmet süresi kadar borçlandırılmak, b)Birinci fıkranın (a) bendi kapsamında borçlanılacak süresi olmayanlar ile borçlanılacak süreleriyle eksik hizmet süresini tamamlamayanlardan; tahsis talep tarihi ile yersiz ödemenin tespit edildiği tarih arasında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında sigortalılığı bulunanların eksik hizmet süresinin tamamlanacağı tarihe kadar hizmet verilmek, c)Birinci fıkranın (a) ve (b) bendi kapsamında süresi olmayanlardan; isteğe bağlı, 2925 sayılı Kanuna tabi, Kanunun ek 5 inci maddesi ile ek 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki sigortalılıkları tahsis talep tarihi itibariyle aylığa hak kazanmaları nedeniyle sona erenlere, eksik hizmet süresinin tamamlanacağı tarihe kadar belirtilen kapsamdaki sigortalılıkları devam ettirilmek, suretiyle tamamlatılır.”

7. Mülga 506 sayılı kanununun “Ana ve babalarından gelir veya aylığa hak kazanan çocuklar” başlıklı 93.maddesinde: “Sigortalı olan ana ve babalarının ölümlerinde her ikisinden de gelir veya aylık bağlanmasına hak kazanan çocuklara, ana veya babadan bağlanan gelir ve aylıklardan, önce bu Kanunun 92 nci maddesi dikkate alınarak yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır.” denilmektedir.

8. 506 sayılı Geçici 93 ncü maddesinde: “Bu Kanunun 66 ncı maddesinin (c) bendi ile 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununun 26 ncı maddesinin (a) bendinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu değişiklikle öngörülen şartları yerine getiren sigortalının hak sahiplerinin aylıkları bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ödeme dönemi başından geçerli olmak üzere başlatılır.” denilmektedir.

9. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Ölüm

Sigortasından Sağlanan Haklar ve Yararlanma Şartları” başlıklı 32 ncı maddesinde:

“Ölüm sigortasından sağlanan haklar şunlardır: a) Ölüm aylığı bağlanması. b) Ölüm toptan ödemesi yapılması. c) Aylık almakta olan eş ve çocuklara evlenme ödeneği verilmesi. d)

Cenaze ödeneği verilmesi. Ölüm aylığı; a) En az beş yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak

900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş,” denilmektedir.

10. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Ölüme bağlı toptan ödeme ve ihya” başlıklı 36 ncı maddesinde: “Ölen sigortalının hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanamaması durumunda, ölüm tarihi esas alınmak kaydıyla 31 inci maddenin birinci fıkrasına göre hesaplanan tutar, 34 üncü madde hükümleri dikkate alınarak hak sahiplerine toptan ödeme şeklinde verilir.” denilmektedir.

11.5510 sayılı Kanunu “Yersiz ödemelerin geri ödenmesi” başlıklı 96 ncı maddesinin

birinci fıkrasının (b) bendi;“Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu

Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” denilmektedir.

IV.KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE

ÖNERİSİ

12. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Kısmen Tavsiye

Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

13.Başvuran, özetle; 01/02/2009 tarihinde babasının vefat ettiğini, dul ve yetim maaşı için başvurduklarında askerlik borçlanmasıyla birlikte babasının 1300 – 1400 civarında günü olduğunu ve emekli olabileceğinin söylendiğini, 10 yıldır maaş almalarına rağmen yersiz ödeme kaynaklı maaşlarının kesildiğini ve borç çıkarıldığını belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

14.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca …’ın hak sahipleri hakkında 5510 sayılı kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre işlem yapılması gerekirken, sehven 506 sayılı Kanunun geçici 93 üncü maddesine göre işlem yapılarak ölüm aylığı bağlandığı, 25/09/2018 tarihinde hatalı işlemin tespit edilmesi üzerine

5510 sayılı Kanunun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesinin (b) bendi

kapsamında hak sahibi eş … ve hak sahibi çocuk … hakkında 21/10/2013-20/10/2018 süresi için 72,616,62 TL borç kaydı oluşturulduğu tespit edilmiştir.

15. Öncelikle ölüm sigortasında hakkı doğuran olay ölüm olup hak sahiplerine ölüm sigortasından aylık bağlanmasında sigortalıların öldüğü tarihte geçerli olan mevzuatın esas alınması gerekmektedir. Başvuranın babası 01/02/2009 tarihinde vefat etmiş olup 5510 sayılı

Kanun hükümlerine göre aylık bağlanabilmesi için sigortalının ölüm tarihinin Kanunun yürürlük tarihi olan 2008/Ekim ayı başından sonra olması ve 32 nci maddesinin ikinci fıkra hükmündeki şartların sağlanmış olması gerekmektedir. Ölüm aylığı bağlanabilmesi için sadece 4/1-(a) sigortalıları için öngörülen her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması şartında; gerek ölen sigortalı tarafından, gerekse hak sahipleri tarafından yapılan tüm borçlanmalar 900 gün prim hesabında kabul edilmemiştir.

16. Başvuranın şikayet başvurusuna ilişkin bilgi ve belgelerin tetkiki neticesinde, başvuranın babasının 01/02/2009 tarihinde vefat ettiği 540 gün askerlik borçlanması dâhil 1430 prim ödeme gün sayısının, askerlik borçlanması hariç ise 890 gün prim ödeme gün sayısının bulunduğu ve her türlü borçlanma süreleri hariç 900 gün prim ödeme gün sayısı şartının; ayrıca borçlanma dahil en az 1800 gün prim gün sayısı şartının yerine getirilmemiş olduğu tespit edilmiştir.

17. 5510 sayılı Kanunun ölüm aylığı şartlarını düzenleyen 32 nci maddesinin 17/04/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 20’inci maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan

“her türlü borçlanma süreleri hariç” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine Anayasa Mahkemesince (3/9/2015 tarihli ve E.2015/82, K.2015/76 sayılı karar) karar verilmiştir.

18.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2016/1507, K.2017/1747 sayılı ve 12/12/2017 tarihli kararında da; “… Anayasa Mahkemesi yapılan başvurular üzerine yaptığı değerlendirme sonucunda…32’inci maddesinin, 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 20’inci maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “her türlü borçlanma süreleri hariç” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oy çokluğu ile karar verilmiştir.

19. Sonuç olarak 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 32’inci maddesinde yer alan “her türlü borçlanma süreleri hariç” ibaresi eşitlik ilkesine aykırı olmadığı gibi, bu ibarenin anılan Kanun’da belirtilen ve ölüm sigortasından yararlanma koşulları arasında sayılan “en az 5 yıldan beri sigortalı” olunması ve “900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş” bulunması şartlarının her ikisi yönünden de aranması gerekmektedir.

20. Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında somut olay incelendiğinde; 01/2/2009 tarihinde yaşamını yitiren sigortalı için 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmekte olup, borçlanılan sürelerin 900 malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları priminde dikkate alınması mümkün değildir. Bu nedenle davacının anılan Kanun’un 32’inci maddesi uyarınca 1800 prim gün sayısının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır…” denilmek suretiyle borçlanma sürelerinin 900 malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları priminde dikkate alınmasının mümkün olmadığı borçlanılan sürelerin ancak 1800 prim gün sayısı hesabında esas alınabileceği hükmedilmiştir.

21. Başvuruya konu talep ve olaylar örgüsü bakımından emsal niteliğinde olan Anayasa

Mahkemesinin, 17/01/2019 tarihli ve 30658 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2015/18919

No’lu Ümmü Çakır başvurusunda, yüksek mahkeme; ölüm aylığının iptali suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin içerdiği kamu yararı amacı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasındaki adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu hükmüne varmış ise de söz konusu başvuruda ölüm aylığının iptaline yol açan hata; askerlik borçlanması yapılan toplam süre içerisindeki 24 günlük prim gün sayısının bir diğer sigortalılık statüsü ile çakışmasından dolayı iptalinden kaynaklanmış olup karar içeriğinde bu husus;

“…hatanın yalnızca prim ödeme gün sayısından kaynaklandığı, eksik kalan gün sayısının ise oldukça az olduğu, başvurucunun üstelik zamanında bu gün sayısı üzerinden prim de ödemiş olduğu …” şeklinde ifade edilmiştir.

22. Kurumumuza yapılan başvuru özelinde ise başvurana bağlanan ölüm aylığı, 5510 sayılı kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre işlem yapılması gerekirken, sehven 506 sayılı

Kanunun geçici 93 üncü maddesine göre işlem yapılarak bağlandığından iptal edilmiştir.

23. Başvurucuya ölüm aylığının iptal edilmesi ve 5510 sayılı Kanunun m.96-1/(b) uyarınca geriye dönük beş yıllık aylık tutarının idare tarafından geri istenmesi kurum hatasına dayandığından bu somut olayın mülkiyet hakkı bağlamında incelenmesi gerekmektedir.

24.Zira Anayasa Mahkemesinin, 2015/18919 No’lu Ümmü Çakır başvurusunda değinildiği üzere mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade edilmiştir.

25.1. Bu kapsamda Kurumumuza yapılan somut başvurunun anılan ilkelerden “kanunilik” yönünden yapılan incelemede; Uyuşmazlıkların, olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri esas alınarak incelenmesi ve çözülmesi gerektiğinden, ölüm sigortasından aylık bağlama koşulları değerlendirilirken de kural olarak hakkı doğuran ölüm tarihi itibarıyla yürürlükte olan yasal düzenlemenin uygulanması gerekmektedir. Başvuranın babası 01/02/2009 tarihinde vefat etmiş olup 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanabilmesi için 32 nci maddesinin ikinci fıkra hükmündeki şartların sağlanmış olması gerekmektedir. Önerinin, 8, 9 ve 10’uncu paragraflarında başvuranın ölüm aylığı talebinin reddi işleminin kanuni dayanağı ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Ayrıca 5510 sayılı Kanunun m.96/1(b) hükmünün (5.2. pragraf), başvurana yersiz olarak ödendiği tespit edilen geriye dönük 5 yıllık tutar (72,616,62 TL.) açısından müdahalenin kanuni dayanağını oluşturduğunu söylemek mümkündür.

25.2.Kurumumuza yapılan somut başvuru hakkında “kamu yararı amacı taşıma” ilkesi yönünden yapılan incelemede; Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri içinde geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığını sağlamaktır. Kamu yararı açısından başvuruyu değerlendirdiğimizde; ölüm sigortasında gerek sigortalılar gerekse hak sahipleri yönünden sigortalının ölüm tarihinde geçerli olan mevzuatın uygulanacağı ifade edilmiştir. Bu kapsamda 5510 sayılı Kanunun 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması şartının sağlanmamış olması nedeniyle (başvuranın babasının, 540 gün askerlik borçlanması dahil 1430 prim ödeme gün sayısının, askerlik borçlanması hariç ise 890 gün prim ödeme gün sayısının bulunmaktadır) zaten başvuranın normal şartlar altında almaması gereken ölüm aylığının iptal edilmesi ve akabinde kişiden yersiz ödeme adı altında yapılan ödemelerin geri alınmasındaki temel maksadın sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir. Bunun da kamu yararı amacını taşıdığı değerlendirilmektedir.

25.3.Kurumumuza yapılan somut başvuru hakkında “ölçülülük” ilkesi yönünden yapılan incelemede; Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sonucu vermiş olduğu kararında (Ümmü

Çakır); ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, § 38).

25.3.1.Başvurucunun babasının kanunda öngörülen her türlü borçlanma süreleri hariç 900 prim ödeme gün sayısı bulunmamasına rağmen başvurucuya sehven 506 sayılı Kanunun geçici 93 üncü maddesi gereğince ölüm aylığı bağlandığı ve 9 yıl boyunca ödendiği, söz konusu tahsis işlemi iptal edilmezse de daha uzun yıllar ölüm aylığı ödemesinin gerekeceği böyle bir kabulün de başvuran adına sebepsiz zenginleşmeye yol açabileceği gibi sosyal sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları halde kanunun aradığı şartları taşımadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kişiler yönünden adil olmayan sonuçların doğmasına ve sınırlı olan kamu kaynaklarının uygun olmayan usullerle dağıtılmasına cevaz verilmesi sonucunu doğuracağı dolayısıyla başvuranın ölüm aylığı talebinin reddi halinde kamu yararı amacı ile mülkiyet hakkının korunması arasındaki makul dengenin bozulmayacağı değerlendirilmektedir.

25.3.2.Anayasa Mahkemesince yukarıda yer verilen Ümmü Çakır başvurusunda orantılılık ilkesi değerlendirilirken dikkate alınması gereken hususlardan birisinin de kamu makamlarının tutum ve davranışları olduğu zikredilmiştir. Bu bağlamda idarenin iyi yönetim ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. İyi yönetim ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu makamlarının uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı hareket etmelerini gerektirir. Bu bağlamda idarenin kendi hatalarının sonuçlarını gidermeleri ve bireylere yüklememeleri gerekmektedir (Anayasa Mahkemesinin Reis Otomotiv

Ticaret ve Sanayi A.Ş., B. No:2015/6728, 1/2/2018 tarihli ve Kenan Yıldırım ve Turan

Yıldırım, B. No:2013/711, 03/04/2014 tarihli kararı)

26. Bu bağlamda aradan geçen uzun zaman dilimi sonrasında (aylık bağlandıktan sonra 9 yıl)

hak sahipleri hakkında 5510 sayılı kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre işlem yapılması gerekirken, sehven 506 sayılı Kanunun geçici 93 üncü maddesine göre işlem yapılarak askerlik borçlanması dâhil 1430 prim ödeme gün sayısı ile ölüm aylığı bağlanması işleminin idarenin tamamen kendisine ait olan kusur ve hatasının sonuçlarını başvurana yükleterek başvuran nezdinde hakkaniyete uygun olmayan çok ağır bir sonucun yaşanmasına yol açacağı değerlendirilmektedir.

27. 6’ncı pragrafta yer alan 05/12/2017 tarihli ve 30261 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik

Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin geçici 35’inci madde hükmü gibi idarenin, başvuran ve başvuranla benzer konum ve koşullarda bulunan hak sahiplerine eksik kalan gün sayılarını tamamlayabilmelerine ve sosyal güvenlik ödemesinden faydalanabilmelerine imkan verecek düzenlemelerde bulunması gerektiği böylelikle idarenin kusur ve hatasının sonuçlarını telafi etmeye vesile olunacağı değerlendirilmektedir.

28. Başvurucudan ödenen aylıkların 5510 sayılı Kanunun m.96/1-(b) uyarınca son 5 yıla ilişkin aylık toplamı için icra takibine girişilmesinin somut olayın özel koşulları altında başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği, hizmet kusurunu ikrar eden idarenin bu kadar uzun bir süre sonra yapılan ödemeleri geri istemesinin hukuk güvenliği ilkesini de zedelediği dolayısıyla başvuran adına geriye dönük 5 yıla ilişkin yapılan borç tahakkuku işlemi ile kamu yararı amacı ile mülkiyet hakkının korunması arasındaki makul dengenin kişi aleyhine bozulduğu kanaatiyle birlikte yersiz ödeme altında yapılan borç tahakkukunun iptal edilerek başvuran adına yapılan icra takibinin sonlandırılması gerektiği değerlendirilmektedir.

29. Yukarıda yer verilen açıklamalar ve tüm dosya kapsamında, başvuranın ölüm aylığı bağlanması talebinin reddine ilişkin idari işlemin hukuka aykırı olmamakla birlikte hakkaniyet gereğince;

29.1. 5510 sayılı kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre işlem yapılması gerekirken, sehven 506 sayılı Kanunun geçici 93 üncü maddesine göre işlem yapılarak askerlik borçlanması dâhil 1430 prim ödeme gün sayısı ile ölüm aylığı bağlanması işlemi sonucu ölüm aylığının iptal edilmesinin muris tarafından karşılanabilmesinin imkânsız ve telafisinin mümkün olmaması nedeniyle idarece, 05/12/2017 tarihli ve 30261 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik

Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin geçici 35’inci madde hükmü gibi başvuran ve başvuran ile benzer durumda bulunan hak sahiplerinin kalan gün sayısını tamamlayabilmelerine ve sosyal güvenlik ödemesinden faydalanabilmelerine imkan verecek düzenlemelerin yapılması,

29.2.Somut olayın özel koşulları altında başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yükleyeceği değerlendirilen geriye dönük 5 yıla ilişkin yapılan borç tahakkuku işlemi ile kamu yararı amacı ile mülkiyet hakkının korunması arasındaki makul dengenin kişi aleyhine bozulacağı kanaatiyle birlikte yapılan borç tahakkukunun iptal edilerek icra takibinin sonlandırılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

30. Ümmü Çakır başvurusunda Anayasa Mahkemesi; “…benzeri ihlallere yol açılmaması bakımından kararın bir örneğinin de bilgi edinilmesi için ilgili idareye gönderilmesi gerekir.” benzer mağduriyetlerde emsal niteliği taşıması amacıyla kararın bir örneği de Sosyal Güvenlik

Kurumu Başkanlığına gönderilmiş olup karar gereğinin değerlendirilmek suretiyle yerine getirilmesi beklenmektedir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

31. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle

“karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

V.HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

32. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.

Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede Ankara İş Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VI. KARAR

Açıklanan gerekçelerle ve dosya kapsamına göre;

1) Ölçülülük ilkesi gereğince 5510 sayılı Kanunun m.96/1-(b) uyarınca geriye dönük 5 yıla

ilişkin yapılan borç tahakkuku işleminin somut olayın özel koşulları altında başvurucuya aşırı bir külfet yükleyeceği kanaatiyle birlikte yersiz ödeme altında yapılan borç tahakkuk işleminin iptal edilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

2) Başvuranın, ileriye dönük ölüm aylığının bağlanması talebinin ise REDDİNE,

3) Eksik kalan 10 prim gün sayısının başvuran tarafından karşılanabilmesinin imkansız olması

nedeniyle sistemin yapısına zarar vermeyecek şekilde konunun etki analizi ve aktüeryal denge faktörleri araştırılarak, 05/12/2017 tarihli ve 30261 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin

Yönetmeliğin geçici 35’inci madde hükmü gibi başvuran ve başvuran ile benzer konumda bulunan hak sahiplerinin kalan gün sayısını tamamlayabilmelerine imkan verecek düzenlemelerin yapılması hususunda AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER

BAKANLIĞINA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, AİLE, ÇALIŞMA VE

SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU

BAŞKANLIĞINCA bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA ve AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi