|
ÖZET: Başvuran, emekli aylığının durdurulması ve yersiz ödeme nedeniyle oluşturulan borcun iptali talebinde bulunmuştur. 2012 yılında emekli olan başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sahte sigortalı olarak bildirildiği gerekçesiyle aylığının kesildiğini ve bu durumun haksızlık oluşturduğunu ifade etmiştir. Başvuran, SGK’nın zamanında denetim yapmadığını ve bu nedenle hak kaybı yaşadığını belirtmiştir. Ayrıca, kendisine ait olan prim gün sayısının eksik gösterildiğini savunarak, emekli aylığının yeniden bağlanmasını ve borç kaydının iptal edilmesini talep etmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın aylığının iptaline ilişkin olarak, yapılan denetimlerde başvuranın çalıştığı işyerlerinde fiili bir çalışma tespit edilmediğini ve bu nedenle prim gün sayısının yetersiz kaldığını açıklamıştır. Kurum, başvuranın 3600 prim gün sayısını tamamlayamadığı için yaşlılık aylığının bağlanamayacağını ve yersiz ödemelerin geri alınmasının hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. Anayasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde, yersiz ödemelerin geri alınması işleminin kamu yararını gözettiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından yapılan inceleme neticesinde, başvurunun reddedilmesi gerektiği yönünde bir öneri sunulmuştur. Bu öneri, yersiz ödemelerin geri alınmasının hukuki dayanakları ve sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği açısından önem taşımaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/4535-S.21.7340
BAŞVURU NO : 2020/97559
KARAR TARİHİ : 22/03/2021
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Yersiz ödeme kaynaklı borcun iptal edilmesi talebi hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 29/09/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza, yapılmış olan başvuruda; başvuran, “01/08/2012 tarihi itibariyle emekli aylığı almaya başladığını, ancak Konak Sosyal Güvenlik Merkezinin cevabi yazısına göre rapora dayanılarak unvanlı işyerinden sahte sigortalı olarak bildirildiği tespit edildiği gerekçesiyle 18/12/2019 tarihinde emekli aylığının durdurulduğunu, ayrıca aylığının bağlandığı tarihten kesildiği tarihe kadar tarafına ödenen aylıklara ilişkin borç kaydı oluşturulduğunu, isimli şahsı tanımadığını, çalıştığı iş yerinin söz konusu sahte sigortayı yaptığını, buna ilişkin bilgi sahibi olamayacağını, ancak SGK tarafından aylıklarının kesilmesi ve tarafına ödenen aylıkların borç kaydedilmesinin haksızlık olduğunu, SGK’nın zamanında denetim yapmadığını, söz konusu denetim emekli olduğu tarihte yapılmış olsaydı eksik günlerini tamamlayabileceğini ve çalıştığı yerden bunu talep edebileceğini, ayrıca aylığının kesilmesine sebep söz konusu raporun da tarafına verilmediğini, SGK tarafından ifadesine dahi başvurulmadığını, 3290 gün geçerli prim ödeme gün sayısı olduğunu, 50 gün sebebiyle aylığının kesilmesi işleminin ve borç yansıtılması işleminin ölçüsüz olduğunu ifade ederek, emekli aylığının tekrar bağlanmasını ve oluşturulan borç kaydının iptalini” talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin 14/01/2021tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle;
2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre sigortalı olanların yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları Kanun hükümlerine, Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanların yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları 506, 2925, 1479 ve mülga 2926 sayılı
Kanun hükümlerine göre belirlendiği, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına prim ödeyenlerin, bu sigorta kollarından aylığa hak kazanıp kazanmadıklarının tespitinde; belli bir yaşa ulaşma, belli bir süre prim ödeme, belli bir süre sigortalı olma, sigortalı işten ayrılma ve
Kurumdan yazılı istekte bulunma koşullarının yerine getirilmesi aranmakta olduğu, bu koşullardan herhangi birinin eksik olması halinde, sigortalıya aylık bağlanmasına imkan bulunmadığı, 2.2. Diğer taraftan, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca düzenlenen denetim raporlarının incelenmesinde; sigortalıların aylık bağlama işlemleri sırasında dikkate alınan hizmetlerin sahte olduğunun tespit edilmesi halinde, söz konusu hizmetler için hizmet bildirimi ve hizmet birleştirmesi yapılmaması nedenleriyle, sigortalıların gerek aylığa hak kazanma koşullarının tespitinde, gerekse gelir/aylık bağlama işlemlerinde anılan hizmetlerin dikkate alınmadığı, 2.3. Öte yandan, Kanunun 96 ncı maddesinin; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten İtibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır.” hükmünü amir olduğu,
2.4. Başvurana 01.08.2012 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin (C) bendine göre 3694 prim ödeme gün sayısı üzerinden 2105778427 tahsis numarası ile yaşlılık sigortasından aylık bağlandığı, – Kurumun denetim ve kontrolle yetkilendirilen memurları tarafından işyeri sicil numaralı ve ünvanlı işyerlerinde yapılan denetimler sonucu düzenlenen 28/09/2018 tarihli sayılı ve 16/02/2018 tarihli ve sayılı denetim raporlarında, başvuranın söz konusu işyerlerinde geçen çalışmalarının fiili olmadığının tespit edilmesi nedeniyle 436 günün iptal edilmesi sonucu prim ödeme gün sayısının 3258 olduğu, bu durumda 3600 prim ödeme gün sayısı koşulunu yerine getirememesi nedeniyle başvuranın yaşlılık aylığının başlangıç tarihi (01.08.2012) itibariyle iptal edilerek, yersiz ödendiği tespit edilen aylıkların Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendi gereğince borç kaydedildiği aylığının iptal edilmesi üzerine başvuranın, 30.1.2020 tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödediği, 3600 prim ödeme gün sayısı koşulunun yerine gelmesi ve yazılı istekte bulunması halinde tarafına yaşlılık sigortasından aylık bağlanabileceği, bunun dışında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hata bulunmadığı, belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmü,
5. 5510 sayılı Kanunu “Yersiz ödemelerin geri ödenmesi” başlıklı 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu
tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır. Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır. Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” Hükmü yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE
ÖNERİSİ
6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun reddi gerektiği yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
7. Başvuran, yersiz ödeme sebebiyle tarafına borç çıkarıldığını ve söz konusu borcun iptal edilerek emekli maaşının tekrar bağlanmasını talep etmektedir.
sürede yapılan ödemelerin, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edileceği, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınacağı öngörülmektedir. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçman, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılması zorunludur. Kanun koyucunun, Anayasa’ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü düzenlemeyi yapma konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır.
Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan Ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır. Sosyal hukuk devletinin somut göstergelerinden biri olan sosyal güvenlik hakkının yer aldığı Anayasa’nın 60. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.” denilmektedir. Bu hüküm bireylere yaşlılık, hastalık, kaza, ölüm ve malullük gibi sosyal riskler karşısında asgari ölçüde bir yaşam düzeyi sağlamayı amaçlamaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da “Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denilerek bu görevin, devlet tarafından oluşturulacak kuruluşlar yoluyla yerine getirilmesi öngörülmektedir.
Kural, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle, var olmayan bir sosyal güvenlik hakkının gerçekleştiği değerlendirmesiyle Kurumun ilgililere yaptığı ve malvarlıklarında sebepsiz zenginleşmeye yol açan yersiz ödemelerin iadesine ilişkindir. Bu nedenle kişinin malvarlığında ekonomik bir değer taşımakla birlikte geçerliliği bulunmayan bir sosyal güvenlik hakkından kaynaklanan yersiz ödemenin iadesi talebini düzenleyen kuralın sosyal güvenlik hakkıyla bir ilgisi bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasamın 2.
maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.” ibarelerine yer vermiştir.
12. Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri içinde geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığı sağlamaktır. Söz konusu borcun ve faizin terkin edilmemesi halinde, idarenin yersiz ödemeler nedeniyle, yapmakla görevli ve yükümlü olduğu ödemeleri yerine getirememesi söz konusu olabilecektir.