|
ÖZET: Başvuran, 2015 yılında eşinin vefatı sonrası dul ve yetim maaşı almakta iken, 2018 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan bir düzenleme ile yersiz ödeme gerekçesiyle borçlandırıldığını iddia etmiştir. Başvuran, kendisi ve oğluna yapılan kesintilerin SGK’nın hatasından kaynaklandığını belirterek, yaşamış oldukları mağduriyetin giderilmesini talep etmektedir. SGK ise, vefat eden sigortalının kızı için yapılan aylık bağlanması sonrası, başvuran ve oğlunun fazla ödeme aldığını ve bu nedenle yersiz ödeme kaydedildiğini ifade etmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve SGK’nın açıklamalarını değerlendirerek, başvurunun reddine karar vermiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilgili maddelerine dayanarak, yersiz ödemelerin geri alınmasının kamu yararına uygun olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, başvuranın mülkiyet hakkının ihlal edilmediği, idarenin işlemlerinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. İdarenin, hatalı işlemlerden kaynaklanan yersiz ödemelerin tahsilinde kamu yararını gözettiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun reddedilmesi, SGK’nın yersiz ödemeleri geri alma yetkisini ve kamu yararını koruma amacını desteklemektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu, idarenin iyi yönetim ilkelerine uygun hareket ettiğini, ancak başvuranın itiraz yollarının daha net bir şekilde belirtilmesi gerektiğini de vurgulamıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/68628-S.20.74631
BAŞVURU NO : 2019/14045
KARAR TARİHİ : 12/08/2020
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Yersiz ödemeden kaynaklanan mağduriyet hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 15/08/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran 19/09/2015 tarihinde eşinin vefat etmesi nedeniyle 01/10/2015 tarihinde şahsına dul maaşı ve oğluna da yetim maaşı bağlandığını, 23/02/2018 tarihinde SGK tarafından gönderilen yazıda; vefat eden eşinin ilk hanımından olan kızının aylığa bağlanması nedeniyle kendisine ve oğluna yersiz ödeme adı altında borç çıkarıldığını, dolayısıyla kendi emekli aylığı ile dul aylığından ve oğlunun yetim aylığından kesinti yapıldığını, kendilerinin herhangi bir hatalarının olmadığını aksine ilgili kurumun hatasından kaynaklandığını, taraflına çıkarılan 13.858,72 TL’yi taksitler halinde ödemeye başladığını belirterek, yaşamış oldukları mağduriyetin giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının konuya ilişkin 27/04/2020 tarih ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Sigortalı ’in vefatı nedeniyle ilgiliye 5510 sayılı Kanunun 32 nci maddesi hükümleri doğrultusunda 4/1-(a) kapsamında tahsis numarası ile 01/10/2015 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, 2.2. Sigortalının kızı ’e 01/10/2015 tarihinden itibariyle ölüm aylığı bağlanması nedeniyle 01/10/2015-17/03/2018 tarihleri arasında süresi fazla ödendiği tespit edilen tutarlar yersiz ödeme kapsamında borç kaydedildiği, 2.3. 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanan yersiz ödemeler için uygulanmakta olup, yapılan işlemde kurum hatası bulunmadığı, 2.4. 2008/Ekim aybaşından sonra ölen sigortalıların hak sahiplerine 5510 sayılı Kanunun 32 nci maddesi hükümlerine göre ölüm aylığı bağlandığı, diğer taraftan 5510 sayılı Kanunun
“Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlıklı 34 üncü maddesinde, ölen sigortalının
33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığın;
– Dul eşine %50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu Kanunun 5 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde %75’i
– Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;
a) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanların veya, b) Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az %60 oranında yitirip malul olduğu anlaşılanların veya, c) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarının, – (b) bendinde belirtilen çocuklardan sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle, ana ve babaları arasında evlilik bağı bulunmayan veya sigortalının ölümü tarihinde evlilik bağı bulunmakla beraber ana veya babaları sonradan her birine %25’i oranında aylık bağlanacağının hüküm altına alındığı, 2.5. Sigortalının kızı ’in ölüm aylığı bağlanması için kuruma talepte bulunması üzerine aylık bağlanan yeni hak sahibi ile sigortalı aylığı yeniden hisselendirilmiş olup, yapılan işlem sonucu daha önce aylık almakta olan hak sahiplerinin aylıklarındaki değişme nedeniyle yersiz ödeme oluştuğu, İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.
5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun:
5.1. “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlıklı 34 üncü maddesinde; Ölen sigortalının 33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının;
a) (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.) Dul eşine % 50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu
Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde % 75’i,
b) (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.) Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b)
ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;
1) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması
halinde 25 yaşını doldurmayanların veya,
2) Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malûl
olduğu anlaşılanların veya,
3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul
kalan kızlarının, her birine % 25’i
c) (b) bendinde belirtilen çocuklardan sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle, ana ve babaları arasında evlilik bağı bulunmayan veya sigortalının ölümü tarihinde evlilik bağı bulunmakla beraber ana veya babaları sonradan evlenenler ile kendisinden başka aylık alan hak sahibi bulunmayanların her birine % 50’si,
d) (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.) Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam % 25’i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam % 25’i, oranında aylık bağlanır. (Ek cümle: 21/3/2018-7103/66 md.) Ancak, hak sahibi çocuklardan 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanların, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmaları, bunlara aylık bağlanmasına engel oluşturmaz.
Sigortalı tarafından evlât edinilmiş, tanınmış veya soy bağı düzeltilmiş veya babalığı hükme bağlanmış çocukları ile sigortalının ölümünden sonra doğan çocukları, bağlanacak aylıktan yukarıda belirtilen esaslara göre yararlanır. Hak sahiplerine bağlanacak aylıkların toplamı sigortalıya ait aylığın tutarını geçemez. Bu sınırın aşılmaması için gerekirse hak sahiplerinin aylıklarından orantılı olarak indirimler yapılır.”
5.2. “Yersiz ödemelerin geri alınması başlıklı” 96 ncı maddesininde; Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.
Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
6. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvuran; 19/09/2015 tarihinde eşinin vefat etmesi nedeniyle 01/10/2015 tarihinde şahsına dul maaşı ve oğluna da yetim maaşı bağlandığını, 23/02/2018 tarihinde SGK tarafından gönderilen yazıda; vefat eden eşinin ilk hanımından olan kızının aylığa bağlanması nedeniyle kendisine ve oğluna yersiz ödeme adı altında borç çıkarıldığını belirterek, yaşamış olduğu mağduriyetin giderilmesini talep etmektedir.
8. Başvuranın eşinin 19/09/2015 tarihinde vefat etmesi nedeniyle tahsis talebinde bulunan kendisi ve oğluna no’lu dosyadan 01/10/2015 tarihinden başlamak üzere ölüm aylığı bağlanmıştır.
9. Vefat eden ’in boşandığı eşi ile olan evliliğinden hak sahibi
’in 05/02/2018 tarihli tahsis talep dilekçesine istinaden Genel Müdürlükçe tarafına üvey çocuk kodu ile 01/10/2015 tarihinden başlamak üzere aylık bağlanmıştır..
10. ’e bağlanan aylıkla birlikte yeniden hisse düzenlemesi yapılmış olup, başvuran ve oğlunun 01/10/2015-17/03/2018 tarihleri arasında almış oldukları fazla aylıklar yersiz ödeme şeklinde kaydedilerek taraflarına borç olarak çıkarılmıştır.
11. Anayasanın 13’üncü ve 35’inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri içinde geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığını sağlamaktır. Kamu yararı açısından başvuruyu değerlendirdiğimizde; ölüm sigortasında gerek sigortalılar gerekse hak sahipleri yönünden sigortalının ölüm tarihinde geçerli olan mevzuatın uygulanacağı ifade edilmiştir.
12. Bu kapsamda 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde, ölen sigortalıların dul eşlerine ve Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklarından yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarına aylık bağlanacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda başvuranın vefat eden eşten dolayı aylık bağlanabilecek kapsamda olduğu anlaşılmaktadır.
13. 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesine istinaden düzenlenen kuralın, Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde ilgililere yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır. Öte yandan Kurum’un hatalı işleminden kaynaklanan nedenlerle yapılan fazla veya yersiz ödemelerin yaptırımı, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışı sonucu yapılan fazla veya yersiz ödemelerin hükümlerine göre hafifletilmiş, kanun koyucu sebepsiz zenginleşene hatalı işlemin tebliğinden itibaren yirmi dört ay gibi uzun bir süre faizsiz iade yapması için seçenek tanımıştır. Dolayısıyla kural Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırı değildir. (Anayasa
Mahkemesi Kararı, Esas Sayısı: 2015/97, Karar Sayısı: 2016/10, Karar Tarihi : 12/08/2020 10.2.2016 R.G.
Tarih-Sayı : 2020/68628-S.20.7463103.03.2016- 29642).
14. Anayasa Mahkemesi’nin, 15/12/2006 tarihli, 2006/111 E.ve 2006/112 K. sayılı
Kararında, Sosyal Güvenlik Kurumunun amacına uygun olarak hizmet verebilmesi sahip olduğu parasal kaynaklara bağlı olduğundan, temel kaynağı prim olan bu Kurumda sigortalıların kuralda belirtilen süre kadar prim ödemek suretiyle Kurum ile ilişkilerini devam ettirmelerini ve Kurumun sağlayacağı haklardan bu suretle yararlanmalarını öngören böyle bir düzenleme sistemin doğal bir sonucu olduğuna karar vermiştir.
15. Anayasa Mahkemesi’nin 2013/8074 Başvuru No’lu ve 9/3/2016 tarihli başvuruya ilişkin kararında; idare tarafından yaşlılık aylığı ödemelerinin yersiz olduğu yönündeki hatalı işlemde kamu kurumlarının uygun zamanda, uygun yöntemle ve tutarlı olarak hareket etme sorumluluğunda başarısız olduğu anlaşılmıştır. … Somut olayda, idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen anapara tutarının iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır.
Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır.
16. Ayrıca, 5510 sayılı Yasa’nın 96’uncu maddesiyle getirilen düzenleme, sebepsiz zenginleşmede iade konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, zamanaşımı hükmü olarak nitelenmesine olanak bulunmamaktadır. (Yargıtay 10’uncu Hukuk Dairesi, Esas
No:2007/22686 Karar No:2009/6618 Karar Tarihi : 12/08/202007.04.2009). Bunun temel amacının da sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu, dolayısıyla kamu yararı amacını taşıdığı değerlendirilmektedir.
17. İdarenin kendi hatası bile olsa sigortalılardan 5510 Sayılı Kanunun 96’ncı maddesi gereğince başvuru sahibinden yersiz ödemeleri tahsil etmesi yönündeki idari işlem kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşımaktadır. Zira aksi durum, kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları halde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden de adil olmayan sonuçların doğmasına sebep olacaktır. Bu durum; sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına geleceğinden, kamu yararıyla da örtüşmeyecektir. Dolayısıyla idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen aylıkların iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır
18. Bununla birlikte sigortalılar veya SGK aleyhine özel ve kamusal bir zararın meydana gelmemesi için kamu idarelerin kamu hizmetlerinin hızlı, kaliteli, basitleştirilmiş ve düşük maliyetli bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak için gerekli tedbirleri alması da önem arz etmektedir.
19. İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde, idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumu, işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacak kanuni faiz gibi yaptırımların ön görülüp görülmediği önem arz etmektedir.
20. Öte yandan mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, mevcut başvuru kapsamında yapılan yersiz ödemelerin kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki dengenin sağlanması açısından 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesine göre geriye dönük yaklaşık 2,5 yıllık kısmının istenmesinin ölçülü olduğu, mülkiyet hakkının korunması açısından adil bir dengenin gözetildiği ve başvuranın ekonomik durumu üzerinde derinden sarsacak bir işlem yapılmadığı değerlendirilmiştir.
21. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvurana yapılan yersiz ödemenin tahsil edilmesi işleminde başvuranın mülkiyet hakkının kanunilik, kamu yararı ve ölçülülük ilkeleri bağlamında ihlal edilmediği ve idarenin işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin
Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
23. “14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun
“Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinde, Kamu
Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiş; Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 38 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da Kurumun inceleme ve araştırmasını, şikâyet başvuru tarihinden itibaren, altı ay içinde sonuçlandıramaması halinde durumun gerekçesiyle birlikte şikâyetçiye tebliğ edileceği ve durmuş olan dava açma süresinin tebliğden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu şikayetçiye 12/02/2020 tarihli ve S.20.3649 sayılı yazı ile bildirilmiştir.”
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Bu kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi