ÖZET: Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından başvurana yersiz ödeme gerekçesiyle çıkarılan borcun iptali talebine ilişkindir. Başvuran, 1998 yılında malulen emekli olduğunu, ancak 2009-2014 yılları arasında sigortalı çalışmadığı halde SGK tarafından borçlandırıldığını iddia etmektedir. Başvuran, bu süreçte usulsüz sigortalı gösterildiğini ve borç kaydının hukuka aykırı olduğunu belirterek, geriye dönük aylıkların ödenmesini talep etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın maluliyet aylığının kesilmesinin yasal dayanağının bulunduğunu ve geçmişteki ödemelerin geri alınmasının 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi gereğince mümkün olduğunu ifade etmiştir. Başvuranın talebi, maluliyet aylığının yaşlılık aylığına dönüştürülmesi yönünde olmasına rağmen, bu iki aylık türünün farklı hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. İdare, başvuranın fiili çalışmasının tespit edilmesi nedeniyle maluliyet aylığının kesilmesinin ve yersiz ödemelerin geri alınmasının hukuka uygun olduğunu savunmuştur.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin reddedilmesine karar vermiştir. İdarenin işlemlerinin hukuka uygun olduğu, başvuranın geçmişteki usulsüz prim ödemelerinin sorumluluğunun kendisine ait olduğu vurgulanmıştır. Başvuranın yersiz ödemelere ilişkin itirazlarının, sosyal güvenlik sisteminin dengesini koruma amacıyla değerlendirildiği belirtilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/9850-S.21.15921

BAŞVURU NO : 2021/678

KARAR TARİHİ : 05/07/2021

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Başvuranın yersiz ödeme sebebiyle hakkında düzenlenen borcun terkin

BAŞVURUNUN KONUSU :

edilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 09/01/2021

I.BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuran, 10/08/2020 tarihinde e başvuru yoluyla yapılan başvuruda başvuran; 01/12/1998 tarihinde malulen emekli olduğunu ve söz konusu tarihten sonra herhangi bir işte sigortalı çalışmadığını, ancak 11/03/2009 tarihi ila 12/09/2014 tarihi arasında tarafına ödenen aylıkların 4/1-a kapsamında çalışması olduğu gerekçesiyle SGK tarafından borç çıkarıldığını ve icra takibi yoluna gidildiğini, oysa daha önce çalıştığı şirket tarafından kendi adına kredi çekmek amacıyla fiilen çalışmadığı halde sigortalı gösterildiğini, şahsı adına yapılan sigorta işleminin usulsüz olduğunu, söz konusu olaya ilişkin adli sürecin

Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin / Esas sayılı dosyasında yargılaması ile devam etmekte olduğunu, diğer yandan SGK tarafından söz konusu şirkette çalıştığına ilişkin tespit yapılmaksızın borç çıkarıldığını, yersiz ödendiği iddia edilen ve borç kaydı oluşturulan maluliyet aylıklarının, normal emekli aylığına çevrilebileceğini nitekim malulen emekli olduğu tarihte normal emekliliğe de hak kazandığını ve normal emekliliğin ise sigortalı bir işte çalışmaya engel olmadığını, dolayısıyla yersiz ödendiği iddia edilen aylıkların yersiz ödeme kapsamına alınmaması gerektiğini, malulen emekliliği iptal edildiği tarihte normal emekliliğe hak kazandığı tespit edildiğinde aylık bağlandığı, diğer yandan usulsüz sigortalı gösterilme işleminin sadece bir aya ilişkin yapıldığı ancak tarafına geriye dönük beş yıllık borç çıkarıldığını söz konusu durumun hukuka ve hakkaniyete aykırılık oluşturduğunu ifade ederek, oluşturulan borç kaydının iptalini ve geriye dönük aylıkların ödenmesini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. 10/02/2021 tarih ve S. sayılı yazımıza istinaden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı 24/05/2021 tarih ve sayılı cevabi yazıda özetle; 2.1. Başvuranın 19/11/1998 tarihinde yapmış olduğu tahsis talebine istinaden 01/12/1998 tarihinde kendisine 506 sayılı Kanun kapsamında maluliyet aylığı bağlandığı, /

2.2. Başvuranın 05/09/2014 tarihli yaşlılık aylığı talebinin değerlendirilmesi esnasında 11/03/2009 tarihinden 23/08/2014 tarihine kadar geçen sürede çalışması tespit edildiği, bu sebeple söz konusu süre zarfında ödenen maluliyet aylıklarından ötürü başvuran hakkında 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesinin a bendi kapsamında borç tahakkuk ettirildiği, 2.3. Başvurucuya ödenen malullük aylığının yaşlılık aylığına dönüştürülmesi talebinin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı, malullük aylığı ve yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları ile söz konusu aylıkların kesilme koşullarının 5510 sayılı Kanun ve daha önceki düzenlemelerde farklı şekilde düzenlendiği, sigortalının talep ettiği aylığa göre Kurum tarafından aylık bağlanma işleminin gerçekleştirildiği, 2.4. Başvuranın 05/092014 tarihli talebine istinaden 01/10/2014 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı ve halen ödendiği ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine

Başvurma Hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden…. itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

5.1. Geçici 1’inci maddesinin ikinci fıkrası “17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.” 5.2. Geçici 14’üncü maddesinde “ Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi veya sigortalı olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ya da sonra malullük, yaşlılık veya emekli aylığı bağlananlardan; 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışanlar hakkında, bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili Kanun hükümleri uygulanmaz. Bunlar hakkında, 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (n) bendi veya 30 uncu maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ya da sonra 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre vazife malullüğü aylığı bağlananlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi

kapsamında çalışanlar hakkında ise; bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, sosyal güvenlik destek primine ilişkin hükümler uygulanmaksızın ve genel sağlık sigortası primi alınmaksızın iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri ile yazılı talepleri hâlinde uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanır.”, 6. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nu 58’inci maddesi “Malullük aylığı almakta iken sigortalı olarak çalışmaya başlıyanların malullük aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihten başlıyarak kesilir.”

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran 1 numaralı paragrafta yer verildiği üzere; yapılan denetim sonucunda sosyal güvenlik prim günlerinin iptal edilmesi sebebiyle maluliyeti sebebiyle bağlanan emekli aylığının kesildiğini, 2009-2014 yılları arasında çalışması sırasında aldığı emekli aylıkları sebebiyle kendisine borç çıkarıldığını ifade etmekte; yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek söz konusu işlemin geri alınmasını talep etmektedir.

9. İdarece Kurumumuza gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu, başvuranın 19/11/1998 tarihinde yapmış olduğu tahsis talebine istinaden 01/12/1998 tarihinde kendisine 506 sayılı Kanun kapsamında maluliyet aylığı bağlandığı, bununla birlikte 11/03/2009 tarihi ile 12/09/2014 arasında fiili çalışmasının tespit edilmesi sebebiyle 506 sayılı Kanun’un 58’inci maddesi uyarınca maluliyet aylığının kesildiğini ve 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesinin a bendi gereğince borç aleyhine borç tahakkuk ettirildiği görülmüştür.

10. İdareden gelen bilgi ve belgeler incelendiğinde, başvuranın fiili çalışmasının tespit edilmesi sebebiyle maluliyet aylığının kesildiği, bu durumun yasanın amir hükmünün icrası olduğu anlaşılmıştır. Başvuranın maluliyet aylığını almaya hak kazandığı dolayısıyla fiili çalışması bulunması sebebiyle aldığı maluliyet aylığının idarece geri istenmemesi, geçmişe dönük işlem yapılarak yaşlılık aylığı bağlanması ve aldığı maluliyet aylıklarının yaşlılık aylığından mahsup edilmesi talebi incelendiğinde; sosyal güvenlik sistemimizde kişilere bağlanan iki aylık türü olan maluliyet aylığı ve yaşlılık aylığının farklı hükümlere tabi olduğu, kişilerin tahsis talebine istinaden söz konusu aylıkların Kurum tarafından şahıslara bağlandığı görülmüştür. Başvuranın talebi ile bağlanana maluliyet aylığı almakta iken fiili olarak çalışması, söz konusu aylığın kesilmesi sebebidir. Başvuranın Kurumumuza yapmış olduğu başvuruda talep ettiği üzere geçmişe dönük talep alınarak maluliyet aylığının yaşlılık aylığına dönüştürülmesi ve aleyhine borç çıkarılmayarak

Kurum tarafından mahsup işleminin yapılması sosyal güvenlik sistemi içerisinde yerine getirilebilecek bir işlem olmadığı anlaşılmıştır.

11. 2017/44 E. ve 2017/118 K. sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme Bakırköy 2. İş

Mahkemesinin itiraz yoluyla önüne getirdiği 5510 sayılı Kanunun Sosyal Güvenlik Kurumunca tahsil edilecek yersiz ve fazla ödemelere ilişkin 96 ncı maddesinin sigortalının kasıtlı veya kusurlu davranışından kaynaklanan yersiz ödemelere ilişkin (a) bendinin Anayasa’nın Sosyal Güvenlik Hakkını düzenleyen 60 ıncı maddesine aykırılığını incelemiş, ilgili maddenin düzenlemesinin kanun koyucunun takdir hakkı içerisinde kaldığını ve bu şekilde yapılan düzenlemenin Sosyal Güvenlik Hakkına engel teşkil etmediği sonucuna varmıştır. Mahkeme, kararında aynı zamanda “Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un

gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” ifadelerine yer verilmiştir.

12. Anayasa Mahkemesinin 2013/673 Başvuru numaralı 20/04/2016 tarihli kararında geçmişte yapılan usulsüz prim girişleri nedeniyle başvuranın yaşlılık aylığının kesilmesi ve kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının faiziyle birlikte geri ödenmesi noktasında faizle geri ödemenin mülkiyet hakkı ihlali olduğu yönündeki başvuru kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük gibi kriterler esas alarak değerlendirmiş ve başvuruya konu olayda mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

“Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurucudan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır. Öyleyse bu noktada ortaya konması gereken, usulsüz prim girişlerine istinaden yersiz ödenen söz konusu meblağın üzerine yasal faiz ilave edilerek tahsilinin istenmesinin başvurucuya

-kamu yararı dikkate alındığında- aşırı bir yük yükleyip yüklemeyeceği hususudur.

Anayasa Mahkemesince bu çerçevede başvurucunun emekli olduğu tarih itibarıyla SGK müfettişlerince de tespit edildiği üzere sosyal güvenlik prim hesabında on dört aylık usulsüz prim girişi olduğu bu çerçevede başvurucunun hileli bir hizmet süresinden yararlandırıldığı ortaya konmuş bu durumda somut olayın özelliklerine göre yapılan değerlendirmede, başvurucunun kendisine kazandırılan on dört aylık hileli hizmet süresinden haberdar olması gerektiği ve toplam hizmet süresine söz konusu hileli hizmet süresi de eklenerek gerçekte hak kazanmadığı tam yaşlılık aylığı ödemelerinden yararlandığı anlaşılmış, eksik kalan hizmet süresi üzerinden usulsüz olarak aldığı aylıkların kendisinden daha sonra 5510 sayılı

Kanun’un 96. maddesinin (a) bendi uyarınca kanuni faizi ile birlikte iadesinin isteneceğini bilebileceği kanaatine varılmıştır.”.

13. Mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun en azından ortadan

kaldırılıncaya kadar “mülk” olarak kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül, B. No:

2013/3391, 16/9/2015, § 56). Somut olayda olduğu gibi Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylıklarının geri ödenmesine karar verilmesi sonucunda başvuranın mülkiyet hakkına müdahale edilip edilmediğinin tespiti için öncelikle bu durumun mülkiyet hakkı kapsamında bir hak teşkil edip etmediğinin, eğer böyle bir hak söz konusu ise bu hakka müdahale bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Geçmişte yapılmış usulsüz prim ödemelerinin sorumluluğunun başvurana yüklenerek yersiz ödenmiş aylıkların geri ödenmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Öyleyse kendisine ödenen aylık tutarı üzerinde başvuranın mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaatinin bulunduğu ile idarece bu tutarın yasal faizi ile birlikte iadesinin istenmesinin başvuranın mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğine kuşku yoktur.

14. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin belirlediği esaslar çerçevesinde başvuranın taleplerini değerlendirmemiz gerekirse; 14.1. Kanunilik

Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen şartlar yerine getirilmediği müddetçe Anayasa’nın 35. maddesinin ihlaline yol açacaktır. Bu itibarla sınırlamanın Anayasa’nın 13.

maddesinde öngörülen koşullara uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme

yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. (AYM,Bekir Yazıcı, B. No:

2013/3044, 17/12/2015, §§ 61, 62).

Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik

koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:

2013/1301, 30/12/2014, § 56).

Somut olayımızda, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 96 ncı maddesinin yasal dayanak olduğu görülmektedir. Anılan düzenlemenin yeterli açıklıkta ve başvuranın davranışlarının sonuçlarını önceden öngörmesini sağlamaya yetecek hukuki belirlilikte olduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı sonucuna varılmıştır.

14.2. Meşru Amaç

Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığını sağlamaktır.

2017/44 E., ve 2017/118 K., sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin Anayasa’ya uygunluğunu denetlemiş ve “ Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” demiştir.

Bu anlamda başvuranın malullük aylığı almakta iken çalışması tespit edildiğinden, 506 sayılı Kanun’un 58’inci maddesi uyarınca maluliyet aylığının kesilmesi ve çalıştığı dönemde ödenen malullük aylıklarının ilgili madde çerçevesinde geri alınmasında temel amacın sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir. Bu bağlamda, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

14.3. Ölçülülük

Anayasa Mahkemesinin ölçülülük ilkesine yönelik değerlendirmesini elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilke üzerinden yapmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

Mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekmektedir (Korkut Bahadır, § 43).

Diğer taraftan, “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir(AYM, Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68). İyi yönetişim ilkesi, mülkiyet hakkı kapsamında yapılan incelemelerde hususi bir öneme sahiptir. Bu çerçevede kamu otoritelerinden beklenen, sosyal güvenlik hakkından doğan ödemeler gibi bireylerin hayatlarını devam

ettirmesi bakımından büyük öneme sahip konularda azami özenin gösterilmesidir (Tevfik Baltacı, B. No:

2013/8074, 9/3/2016, § 73). Bununla birlikte kamu otoritelerine yüklenen bu özen sorumluluğu bireyleri de sosyal güvenlik hakkı kapsamında kendilerine yapılan ödemeler yönünden tamamen sorumsuz kılmamalıdır.

Başvuru konusu olayda başvuranın 2014 yılında yaşlılık aylığı bağlanması talebiyle Sosyal Güvenlik

Kurumu Başkanlığı’na başvurması ile 2009-2014 yılları arasında fiili çalışmasının tespit edildiği, 1998 yılında bağlanan malullük aylığının söz konusu dönemde ödenmesinin yersiz olduğu ve iadesi gerektiğinin tespit edildiği dikkate alındığında, idarenin iş ve işlemlerinde ölçüsüz bir uygulamanın bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

15. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın 11/03/2009 tarihi ile 12/09/2014 arasında fiili çalışmasının tespit edilmesi sebebiyle 01/12/1998 tarihinde bağlanan maluliyet aylığının kesilmesi ve bu süre zarfında almış olduğu aylıkların 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesinin a bendi kapsamında geri istenilmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı, başvuranın talebinin reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 16. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Kocaeli İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN REDDİNE; Bu kararın BAŞVURANA, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Karar verilmesi yönünde hazırlanan işbu öneri Kamu Başdenetçisinin uygun görüşlerine arz olunur.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi