|
ÖZET: Başvuran, 2005 yılında emekli olduğunu ve 2020 yılında emekli aylığının kesildiğini öğrenmiştir. Aylığın kesilme sebebinin, 2018 yılında çalışmaya başlaması olduğu belirtilmiştir. Başvuran, bu süreçte aldığı bayram ikramiyeleri ve emekli aylıklarının geri ödenmesi talebinde bulunmuş, kesintinin Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) hatasından kaynaklandığını öne sürmüştür. Başvuru, SGK’nın yersiz ödeme sebebiyle tahakkuk ettirdiği borcun iptal edilmesi ve ödenen sosyal güvenlik destek primlerinin mahsup edilmesi talebini içermektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın emekli aylığının kesilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu ve yapılan ödemelerin yersiz olduğunu belirtmiştir. 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddelerine atıfta bulunarak, başvuranın kamuya ait bir şirkette çalıştığı dönemde emekli aylığı almasının yasalara aykırı olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca, yersiz ödemelerin geri alınması işleminin SGK’nın hatalı işlemlerinden kaynaklandığı ve bu durumda faiz uygulanmadan geri alınabileceği belirtilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek, SGK’nın işleminin hukuka uygun olduğuna ve başvuranın talebinin reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir. Başvuranın, yersiz ödemelerin geri alınmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini savunsa da, bu müdahalenin kamu yararı amacı taşıdığı ve yasal çerçevede gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/10505-S.21.16900
BAŞVURU NO : 2021/2333
KARAR TARİHİ : 13/07/2021
RET KARARI
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Başvuranın hakkında tahakkuk ettirilen yersiz ödeme
BAŞVURUNUN KONUSU :
borcunun terkini talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 01/02/2021
I.BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuran, 2005 yılında emekli olduğunu, 04/09/2020 tarihinde emekli aylığının kesildiğini şifahen öğrendiğini, emekli aylığının kesilmesinin sebebinin 15/05/2018 tarihinde 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında çalışmaya başlaması olduğunu öğrendiğini, 15/05/2018 – 14/07/2020 tarihleri arasında aldığı bayram ikramiyeleri ve emekli aylıklarının geri ödenmesi hususunun kendisine tebliğ edildiğini, çalıştığı esnada sosyal güvenlik destek primini ödediğini, kesintinin Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığı’nın ağır kusurundan kaynaklandığını ifade etmiş; yersiz ödeme sebebiyle kendisine çıkarılan borcun Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın ağır kusurundan kaynaklanması sebebiyle tahsis edilmemesini ve ödenen sosyal güvenlik destek primlerinin mahsup edilerek borcun düzenlenmesini talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. 08/03/2021 tarih ve sayılı yazı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’ndan başvuruya ilişkin bilgi ve belge talepli yazıya; Başkanlık tarafından verilen 04/04/2021 tarih ve sayılı cevabi yazıda özetle; 2.1. ’nın 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a bendi kapsamında 03/05/2018-24/06/2020 tarihleri arasında Gümüşhane İŞGEM Gümüşhane Teknoloji Geliştirme ve Girişim Hizmetleri Anonim Şirketi’nde çalıştığı, 06/08/2021 tarihinde de Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı Başkanlığı’nda göreve başladığının tespit edildiği,
Mah. Zeytindalı Caddesi No:4 Çankaya/ANKARA
2.2. 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin 4’üncü fıkrasında yer alan istisnalar hariç olmak üzere, aynı maddenin ikinci fıkrasına göre; emekli veya yaşlılık aylığı alanların bütçeden yardım alan kuruluşlarda ve sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda kadrolu (4/1-c) veya sözleşmeli (4/1a) çalışmaları halinde aylıklarının kesilmesi gerektiği, 2.3. Bu itibarla yukarıda yer verildiği üzere, başvuranın yaşlılık aylığı almakta iken kamuya ait ortaklıklarda çalışmasının tespit edilmesi üzerine 15/05/2018-14/07/2020 tarihleri ile 01/09/2020-30/09/2020 tarihleri arasında kendisine ödenen 103.003,08 TL ile 2018-2019 Ramazan ve Kurban Bayramı, 2020 Ramazan
Bayramı ikramiyelerinin adına borç tahakkuk ettirildiğini, 2.4. Başvuranın sosyal güvenlik destek primi ödemiş olmasının borç tahakkukuna bir etkisi olmadığı, 2.5. Başvurana yapılan borç tahakkuk işleminin kurum hatası sebebiyle 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesinin b bendi kapsamında yapıldığı, kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 24 aylık süre zarfında ödeme yapması durumunda faiz uygulanmayacağı ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine
Başvurma Hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.
Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”, /
6. 5335 sayılı Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’un 30’uncu maddesi “Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.” hükümlerini ihtiva eder.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A.Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran, 2005 yılında emekli olduğunu, 04/09/2020 tarihinde emekli aylığının kesildiğini şifahen öğrendiğini, emekli aylığının kesilmesinin sebebinin 15/05/2018 tarihinde 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında çalışmaya başlaması olduğunu öğrendiğini, 15/05/2018 – 14/07/2020 tarihleri arasında aldığı bayram ikramiyeleri ve emekli aylıklarının geri ödenmesi hususunun kendisine tebliğ edildiğini, çalıştığı esnada sosyal güvenlik destek primini ödediğini, kesintinin Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığı’nın ağır kusurundan kaynaklandığını ifade etmiş; yersiz ödeme sebebiyle kendisine çıkarılan borcun Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın ağır kusurundan kaynaklanması sebebiyle tahsis edilmemesini ve ödenen sosyal güvenlik destek primlerinin mahsup edilerek borcun düzenlenmesini talep etmiştir.
9. İdareden gelen bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a bendi kapsamında 03/05/2018-24/06/2020 tarihleri arasında Gümüşhane İŞGEM Gümüşhane Teknoloji Geliştirme ve Girişim
Hizmetleri Anonim Şirketi’nde çalıştığı, 06/08/2021 tarihinde de Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı
Başkanlığı’nda göreve başladığı anlaşılmıştır.
10. 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinde kişilerin emekli aylıkları kesilmeksizin genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamayacakları hüküm altına alınmıştır.
11. Bu hükmün devamında, söz konusu idarelerde görev alırken emekli aylığı alabilecekler ifade edilmiş olup; başvuranın çalıştığı Kurum ve pozisyon söz konusu istisna hükmü kapsamına girmemektedir. Bu itibarla, başvurana 03/05/2018-24/06/2020 tarihleri arasında çalışırken yapılan ödeme Kanun gereği yersiz ödeme olduğunun tespiti gerekmektedir.
12. İdare, yersiz ödemenin tahsilini 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesinin b bendi kapsamında yaptığını ifade etmiştir. Söz konusu hüküm idarenin hatalı işlemlerinden kaynaklanan yersiz ödemelerin tahsil tutarının hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamından oluşabileceğini düzenlemiştir. Ayrıca borç işleminin ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faiz uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Somut olayda,
5335 sayılı Kanun’a aykırı olarak başvurana çalışırken emekli aylığı ödenmesi Kurum hatası olarak
değerlendirilmiş, yersiz ödeme tutarı başvuran aleyhine faiz uygulanmaksızın borç tahakkuk ettirilmiştir
13. Mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun en azından ortadan
kaldırılıncaya kadar “mülk” olarak kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül, B. No:
2013/3391, 16/9/2015, § 56). Somut olayda olduğu gibi Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylıklarının geri ödenmesine karar verilmesi sonucunda başvuranın mülkiyet hakkına müdahale edilip edilmediğinin tespiti için öncelikle bu durumun mülkiyet hakkı kapsamında bir hak teşkil edip etmediğinin, eğer böyle bir hak söz konusu ise bu hakka müdahale bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Somut olayda başvuranın yaşlılık aylığı almakta iken bir kamu iştirakinde çalışması sebebiyle yersiz ödenen aylıkların idarece geri talep edilmesi söz konusudur. Öyleyse kendisine ödenen aylık tutarı üzerinde başvuranın mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaatinin bulunduğu ile idarece bu tutarın Kurum hatasından kaynaklanan ödeme olduğunu kabul ederek 24 ay içinde ödenmesi durumunda faizsiz iadesinin istenmesinin başvuranın mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğine kuşku yoktur.
14. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin belirlediği esaslar çerçevesinde başvuranın taleplerini değerlendirmemiz gerekirse; 14.1. Kanunilik
Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen şartlar yerine getirilmediği müddetçe Anayasa’nın 35. maddesinin ihlaline yol açacaktır. Bu itibarla sınırlamanın Anayasa’nın 13.
maddesinde öngörülen koşullara uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme
yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. (AYM,Bekir Yazıcı, B. No:
2013/3044, 17/12/2015, §§ 61, 62).
Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik
koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:
2013/1301, 30/12/2014, § 56).
Somut olayımızda, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 96 ncı maddesinin yasal dayanak olduğu görülmektedir. Anılan düzenlemenin yeterli açıklıkta ve başvuranın davranışlarının sonuçlarını önceden öngörmesini sağlamaya yetecek hukuki belirlilikte olduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı sonucuna varılmıştır.
14.2. Meşru Amaç
Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığını sağlamaktır.
2017/44 E., ve 2017/118 K., sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin Anayasa’ya uygunluğunu denetlemiş ve “ Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” demiştir.
Bu anlamda başvuranın yaşlılık aylığı almakta iken çalışması tespit edildiğinden, 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi uyarınca tekrar çalışmaya başlamasıyla yaşlılık aylığının kesilmesi gerekirken yapılan aylık ödemelerin ilgili madde çerçevesinde geri alınmasında temel amacın sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir. Bu bağlamda, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
14.3. Ölçülülük
Anayasa Mahkemesinin ölçülülük ilkesine yönelik değerlendirmesini elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilke üzerinden yapmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).
Hukuka aykırı ödemelerin tahsiline ilişkin uyuşmazlıklarda mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilebilmesi için başvurucuya kanuna aykırı olarak ödeme yapılması biçiminde ortaya çıkan sonuca tarafların katkı derecelerine de bakılması gerektiği, bu bağlamda tarafların yasal yükümlülüklerinin neler olduğu, bunların yerine getirilmesinde ihmalkârlık gösterilip gösterilmediği ve ihmalin varlığının tespiti hâlinde bunun hukuka aykırı sonucun doğmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığının da göz önünde bulundurulması gerektiği (Uğur Ziyaretli, § 65), Öte yandan idarenin “iyi yönetişim” ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunduğu, “iyi yönetişim” ilkesinin, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirdiği (Kenan Yıldırım ve Turan
Yıldırım, B. No 2013/711, 3/4/2014, § 68), İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumunun yanında işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz uygulanması gibi yaptırımların öngörülüp görülmediğinin önem arz ettiği (Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074, 9/3/2016, § 71), Sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalı işlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlarda kaldırabileceği hususunda kuşku bulunmadığı, bu tespitin hatalı idari işlemden kaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olduğu, aksi durumun kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları hâlde kanunlardaki
koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar doğurabileceği, bu durum, sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüşmeyeceği (Tevfik Baltacı, § 74), Hatalı idari işlemin üçüncü kişilerin yönlendirmesi olmaksızın idarenin kendisinden kaynaklandığı durumlarda farklı bir ölçülülük yaklaşımının benimsenmesi ve başvurucu üzerinde aşırı ve orantısız bir yüke sebep olunup olunmadığının tespit edilmesi gerektiği (Tevfik Baltacı, § 76), Emekli aylığının sosyal bir ödeme olduğu hususu da dikkate alındığında yersiz yapılan ödemelerin iade edilebilmesi için ilgililerin ekonomik anlamda dara düşmesini önleyecek şekilde bir takvime bağlanmasının, kamu yararı ile bireysel yarar arasında denge kurulması bakımından gerekli olduğu (Fatma
Ülker Akkaya, B. No: 2014/18979, 22/2/2018, § 58)
ifade edilmiştir.
Diğer taraftan, “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir(AYM, Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68). İyi yönetişim ilkesi, mülkiyet hakkı kapsamında yapılan incelemelerde hususi bir öneme sahiptir. Bu çerçevede kamu otoritelerinden beklenen, sosyal güvenlik hakkından doğan ödemeler gibi bireylerin hayatlarını devam
ettirmesi bakımından büyük öneme sahip konularda azami özenin gösterilmesidir (Tevfik Baltacı, B. No:
2013/8074, 9/3/2016, § 73). Bununla birlikte kamu otoritelerine yüklenen bu özen sorumluluğu bireyleri de sosyal güvenlik hakkı kapsamında kendilerine yapılan ödemeler yönünden tamamen sorumsuz kılmamalıdır.
Yukarıda yer verilen ifade ve açıklamalar ışığında somut olayda, başvuranın 2018-2020 yılları arasında ödenen yaşlılık aylıkları ile bayram ikramiyelerinin yersiz ödeme kapsamında başvurandan istendiği görülmektedir. Başvurana ödenen emekli aylıklarının en azından ortadan kaldırılıncaya kadar “mülk” olarak kabul edilmesi gerektiği, Kurum’un hatalı işlemi nedeniyle Kanun’a aykırı şekilde başvurana yapılan fazla veya yersiz ödemelerin 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi ile getirilen kurala dayanarak Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla geri alınmak suretiyle sınırlandırılabileceği, kural ile kanuna aykırı olarak ödeme yapılması biçiminde ortaya çıkan sonuca tarafların katkılarının dikkate alındığı ve hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz uygulanmasındaki usul, tahsilatın başvuranın dara düşmesini önleyecek bir takvime bağlanması gibi kamu yararı ile bireysel yarar arasında denge kurulması bakımından makul kabul edilebilecek şekilde belirlendiği ve idarenin de bu çerçeveye uygun şekilde işlem tesis ettiği değerlendirilmiştir.
15. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvurana 15/05/2018-14/07/2020 tarihleri ile 01/09/2020-30/09/2020 tarihleri arasında kendisine ödenen 103.003,08 TL ile 2018-2019 Ramazan ve
Kurban Bayramı, 2020 Ramazan Bayramı ikramiyelerinin söz konusu tarihlerde Gümüşhane İŞGEM
Gümüşhane Teknoloji Geliştirme ve Girişim Hizmetleri Anonim Şirketi ve Doğu Karadeniz Kalkınma
Ajansı Başkanlığı’nda arasında fiili çalışmasının tespit edilmesi sebebiyle 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesinin b bendi kapsamında geri istenilmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı, başvuranın talebinin reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 16. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde
gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
17. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Erzincan İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN REDDİNE; Bu kararın BAŞVURANA, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi