|
ÖZET: Başvuru sahibi, İş Bankası A.Ş.’den emekli olduğunu ve 2014 Ocak ayında babasından yetim aylığı aldığını belirtmiştir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından 17 Ocak 2018 tarihinde bu aylığın kesildiği ve 53.987,02 TL borç çıkarıldığı iddia edilmiştir. Başvuru sahibi, bu durumun incelenmesini talep etmiştir.
SGK, başvuru sahibine 11 Aralık 2013 tarihli talep üzerine, 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığını ve bu sürede toplam 4.901,44 TL ödendiğini açıklamıştır. Ancak, başvuru sahibinin Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfından emekli maaşı aldığı tespit edilince, 1 Ocak 2009 ile 16 Ocak 2018 tarihleri arasında yersiz ödenen 53.987,02 TL tutarındaki aylıkların geri alınması kararlaştırılmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuru sahibinin iddialarını ve SGK’nın açıklamalarını değerlendirerek, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu ve başvurunun reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Ayrıca, başvuru sahibinin bayram ikramiyesi talebi de, SGK’nın bu ödemeleri yapma yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/11299-S.17487
BAŞVURU NO : 2019/9917
KARAR TARİHİ : 11/11/2019
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Yersiz ödemeler hakkında.
BAŞVURU TARİHİ : 14/05/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuru sahibi özetle başvuruda, İş Bankası A.Ş.’den emekli olduğunu, aynı zamanda 2014
yılı Ocak ayında babasından yetim aylığı aldığını, ancak SGK tarafından 17/01/2018 tarihinde yetim maaşının kesildiğini ve 53.987,02 TL borç çıkarıldığını belirterek konu hakkında inceleme yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzun 21/05/2019 tarihli ve … sayılı şikâyet konusuna ilişkin bilgi/belge isteme
yazısına istinaden, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) tarafından gönderilen 29/05/2019 tarih ve … sayılı yazıda özetle;
2.1) Başvuru sahibine 11/12/2013 tarihli tahsis talep ve beyan taahhüt belgesi ile 19/11/1993
tarihinde vefat eden babası …’dan dolayı ölüm aylığı talebine istinaden, tarafına zaman aşımı hükümleri uygulanarak, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi kapsamında ve … tahsis numarasıyla Ocak/2014 ödeme dönemine işlem yapılarak, 01/01/2009 tarihi itibariyle ölüm aylığı bağlandığı, 01/01/2009-16/01/2014 süresince tarafına 4.344,52 TL aylık ve 556,92 TL ek ödeme olmak üzere toplam 4.901,44 TL birikmiş ödendiği,
2.2) Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfının 15/11/2017 tarihli ve 5115
sayılı yazısı ile çalışmalarından dolayı anılan sandıktan emekli aylığı almakta olduğunun anlaşılması üzerine adına bağlanmış olan ölüm aylıklarının Ocak/2018 ödeme dönemine işlem yapılarak aylık başlangıç tarihi olan 01/01/2009 tarihi itibariyle iptal edildiği,
2.3) Başvuru sahibine 01/01/2009 – 16/01/2018 süresi için yersiz ödendiği tespit edilen
53.987,02 TL tutarındaki aylıkların 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında borç kaydedildiği, konu ile ilgili Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları
Emekli Sandığı Vakfından temin edilen yazıyla anılan sandıktan emekli aylığı almakta olduğu tespit edilerek, gerekli işlemlerin yapıldığı açıklaması yapılmıştır.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) Anayasamızın ‘Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı’ başlıklı
74’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”,
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun ‘Kurumun görevi’ başlıklı 5’inci
maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun;
5.1) “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96’ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere,
sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.”,
5.2) Ek 18 inci maddesinde (Ek: 11/5/2018-7143/23 md.) “Kurumca bu Kanun ve ilgili
mevzuat uyarınca gelir ve aylık ödemesi yapılanlara, ödemenin yapılacağı tarihte gelir ve aylık alma şartıyla, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramında 1.000’er TL tutarında bayram ikramiyesi ödenir…
Bu madde kapsamında yapılacak ödemeleri karşılamak amacıyla gerekli olan tutar, yazılı talebe istinaden ayrıca fatura aranmaksızın Hazinece Kuruma ödenir.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile ödeme tarihlerini belirlemeye Kurum yetkilidir.”,
5.3) “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 1
inci maddesinin ikinci fıkrasında; “17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.”
6) Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun “Eş ve çocuklara aylık bağlanması”
başlıklı 68 inci maddesinde; “(Değişik: 1753 / 21.06.1973) Ölen sigortalının aylık bağlanmasına hak kazanan kimselerine aşağıdaki hükümlere göre aylık bağlanır. I- Ölen sigortalının 67 nci madde gereğince tespit edilecek aylığının;…C) Çocuklardan; a) 18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olan veya çalışamayacak durumda malûl bulunan ve Sosyal Sigortaya, Emekli
Sandıkları’na tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan (…) çocuklarla, yaşları ne olursa olsun, evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve Sosyal
Sigortaya, Emekli Sandıkları’na tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocukların her birine % 25’i,…Oranında aylık bağlanır. …VI- Sigortalının kız çocuklarına
bağlanan aylıklar, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya (Ek ibare:
495829.7.2003/ m.35) “buralardan gelir veya aylık almaya” başladıkları veya evlendikleri tarihi takibeden devre başından itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde I inci bölümün (C) fıkrası hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihten başlanarak yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almağa hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” Hükmünü düzenlemektedir.
7) 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesine istinaden düzenlenen ve 27/09/2008 tarihli
27010 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin
Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin;
7.1) “İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemeler”
başlıklı 5’inci maddesinde “(1) Bu Yönetmeliğin uygulamasında; a) Kuruma verilen veya ibraz edilen belgelerle gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması, b) Örneği Kurumca hazırlanan belgelerle bildirilmesi taahhüt edilen durum değişikliklerinin bir ay içinde Kuruma bildirilmemesi, c) Kanunda öngörülen şartlar yerine gelmediği hâlde, sahte bilgi ve belgelerle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, ç) Sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, d) Boşanma nedeniyle gelir veya aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşanması, e) Gelir ve aylıklarının kesilmesi gerektiği hâlde durumun gizlenmesi ve/veya bildirilmemesi, f) Sigortalılar ile gelir veya aylık alanlara yapılan ödemelerden, hak sahipliği sona ermesine rağmen her hangi bir kişi tarafından tahsilat yapılması, ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarını oluşturur…”,
7.2) “Fazla veya yersiz ödemeden kaynaklanan alacağın tahakkuk ettirilmesi” başlıklı
10’uncu maddesinde; “(1) Düzenlenen borç tablosu üzerinde ilgilinin kasıtlı ve kusurlu davranışı sebebiyle yapılan fazla veya yersiz ödemelerin her biri için, ödemenin yapıldığı tarihten hatalı işlemin tespit edildiği tarihe kadar kanunî faiz hesaplanır. Yapılan ödemeler ve hesaplanan faiz toplamı ilgilisi adına borç kaydedilir. Bu şekilde tahakkuk ettirilecek borçlarda daha sonra hesaplanacak faizler için faiz başlangıç tarihi borcun tespit edildiği tarihtir…” düzenlemeleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
8) Başvuru sahibinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya
kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9) Başvuran özetle, İş Bankası A.Ş.’den emekli olduğunu, 2014 Ocak ayında babasından yetim
aylığı almaya başladığını, ancak SGK tarafından yetim maaşının kesildiğini ve 53.987,02 TL borç çıkarıldığını belirterek konu hakkında inceleme yapılmasını talep etmektedir.
10) Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; başvuru sahibinin müteveffa babasından
11/12/2013 tarihli talebine istinaden 01/01/2009 tarihi itibariyle babasından dolayı ölüm aylığı bağlandığı, 01/01/2009 ila 16/01/2014 süresince ölüm aylığı ödendiği, yine kendisinin Türkiye
İş Bankası A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfından emekli maaşı aldığının SGK’ya bildirilmesi neticesinde 2018 Ocak ayı döneminde işlem yapılarak 01/01/2009 – 16/01/2018 süresi için yersiz ödendiği tespit edilen 53.987,02 TL tutarındaki aylıkların 5510 sayılı
Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında borç kaydedildiği, ayrıca söz konusu borcun “Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 16 ncı maddesi gereğince taksitler halinde ödenmesi için talepte bulunulduğu anlaşılmaktadır.
11) Başvuru sahibinin Banka Sandığından emekli maaşı aldığı bilgisinin Türkiye İş Bankası
A.Ş. tarafından SGK’ya bildirilmesi neticesinde başvuranın babasından dolayı almış olduğu ölüm aylığının yersiz ödenmiş olduğunun tespit edildiği, bunun üzerine aylık iptal edilerek
5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesinde idare
tarafından başvuran adına faiziyle birlikte geçmişe dönük (2009-2018 yılları arası) borç tahakkuku yapıldığı görülmektedir.
12) Başvurucuya babasının vefatı üzerine ödenen yetim aylığının iptal edilmesi ve 2009-2018
yılları arasında yapılan ödemelerin idare tarafından geri istenmesi nedeniyle başvuru konusu olayın mülkiyet hakkı bağlamında incelenmesi gerekmektedir.
13) Anayasa Mahkemesinin, 27/04/2016 tarihli ve 29696 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
2013/8074 no.lu Tevfik BALTACI başvurusunda, yüksek mahkeme; açık yasal düzenlemeye aykırı olarak SGK tarafından başvurucuya yaşlılık aylığı ödenmesine uzun bir süre devam edilmesi, başvurucunun tekrar emeklilik talebinde bulunması sonucunda adına yüksek tutarda borç kaydedilerek 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendine göre tahsil edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği yönünde karar vermiştir.
14) Bir üst paragrafta belirtilen Anayasa Mahkemesi kararında da değinildiği üzere, mülkiyet
hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir.
15) Başvuru sahibinin müteveffa babasından dolayı almış olduğu ölüm aylığının kesilmesi ile
ilgili olarak mülga 506 sayılı Kanunda, sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklarının sosyal sigortaya tabi işlerde çalışmalar karşılığında gelir ve aylık almaya başladıkları tarihi takip eden devre başından itibaren kesileceği açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla bu durumun yasa koyucu tarafından öngörüldüğü üzere başvuru sahibinin özel emekli sandığından emekli maaşı alması hasebiyle hak sahibine ödenen ölüm aylıklarının 5510 Sayılı Yasanın 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince talep edilmesi gerekmektedir.
16) 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesinde düzenlenen kuralın, Kurum tarafından Kanun’a
aykırı şekilde ilgililere yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır. Öte yandan Kurum’un hatalı işleminden kaynaklanan nedenlerle yapılan fazla veya yersiz ödemelerin yaptırımı, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışı sonucu yapılan fazla veya yersiz ödemelerin hükümlerine göre hafifletilmiş, kanun koyucu sebepsiz zenginleşene hatalı işlemin tebliğinden itibaren yirmi dört ay gibi uzun bir süre faizsiz iade yapması için seçenek tanımıştır. Dolayısıyla kural Anayasa’nın 2.
maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırı değildir. (Anayasa Mahkemesi Kararı, Esas
Sayısı: 2015/97, Karar Sayısı: 2016/10, Karar Tarihi : 11/11/2019 10.2.2016 R.G. Tarih-Sayı : 2019/11299-S.1748703.03.201629642).
17) Anayasa Mahkemesi’nin 9/3/2016 tarihli ve 2013/8074 başvuru no.lu kararında; idare
tarafından yaşlılık aylığı ödemelerinin yersiz olduğu yönündeki hatalı işlemde kamu kurumlarının uygun zamanda, uygun yöntemle ve tutarlı olarak hareket etme sorumluluğunda başarısız olduğu anlaşılmıştır… Somut olayda, idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen anapara tutarının iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır.
18) Ayrıca, 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesiyle getirilen düzenleme, sebepsiz
zenginleşmede iade konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, zamanaşımı hükmü olarak nitelenmesine olanak bulunmamaktadır. (Yargıtay 10’uncu Hukuk Dairesi, Esas
No:2007/22686 Karar No:2009/6618 Karar Tarihi : 11/11/201907.04.2009). Bunun temel amacının da sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu, dolayısıyla kamu yararı amacını taşıdığı değerlendirilmektedir.
19) Öte yandan başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınmasına ilişkin Sosyal Güvenlik
Kurumunca 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre işlem tesis edildiği görülmüştür. Söz konusu madde hükmü çerçevesinde kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler şahsın hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemelerin geri alınacağı ifade edilmiştir. Buna göre, kurum hatası olmaksızın yersiz olarak ödendiği tespit edilen borcun 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendi gereğince başvurana borç çıkarılarak tahsil yoluna gidilmesi işleminde yapılan müdahalenin kanuni dayanağının oluştuğunu söylemek mümkündür. Sigortalılar veya SGK aleyhine özel ve kamusal bir zararın meydana gelmemesi için kamu idarelerin kamu hizmetlerinin hızlı, kaliteli, basitleştirilmiş ve düşük maliyetli bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak için gerekli tedbirleri alması önem arz etmektedir.
20) Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı
amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olup, idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirmesi işleminde kamu yararının asıl amacı, sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığının sağlanmasıdır.
21) Benzer bir başvuruya Kurumumuz Başdenetçilik Makamının 19/10/2017 tarih ve
2017/6242 başvuru no’lu Tavsiye Kararında; İdarenin 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesi gereğince başvuru sahibinden yersiz ödemeleri tahsil etmesi yönündeki idari işlem kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşımaktadır. Zira aksi durum, kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları halde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden de adil olmayan sonuçların doğmasına sebep olacaktır. Bu durum; sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına geleceğinden, kamu yararıyla da örtüşmeyecektir. Dolayısıyla idarece yersiz olarak ödendiği tespit edilen aylıkların iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmadığı belirtilmiştir.
22) Bununla birlikte, sigortalılar veya SGK aleyhine özel ve kamusal bir zararın meydana
gelmemesi için kamu idarelerin kamu hizmetlerinin hızlı, kaliteli, basitleştirilmiş ve düşük maliyetli bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak için gerekli tedbirleri alması da önemlidir.
23) 09/08/2019 tarihli ve 2019/6010 no’lu başvuruya ilişkin başka bir Tavsiye Kararında;
İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde, idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumu, işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacak kanuni faizi gibi yaptırımların öngörülüp görülmediği önem arz ettiğine yer verilmiştir.
24) Öte yandan mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında
makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, mevcut başvuru kapsamında yapılan yersiz ödemelerin kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki dengenin sağlanması açısından 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendi çerçevesinde geriye dönük azami 10 yıllık kısmının istenmesin ölçülü olduğu, mülkiyet hakkının korunması açısından adil bir dengenin gözetildiği değerlendirilmiştir.
25) Ayrıca; başvuran bayram ikramiyesi alamadığını belirtmektedir. 5510 sayılı Kanunun Ek
18 inci maddesine göre; bayram ikramiyesi ödemeleri SGK tarafından yapılmakta, anılan
ikramiye kaynağı Hazine tarafından sağlanmakta olup aylıkları SGK tarafından ödenmeyen özel sandık emeklilerine SGK tarafından bayram ikramiyesi ödemesi yapılamayacağı değerlendirilmektedir.
26) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvurana yapılan yersiz ödemenin
tahsil edilmesi işleminde başvuranın mülkiyet hakkının kanunilik, kamu yararı ve ölçülülük ilkeleri bağlamında ihlal edilmediği ve idarenin işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
27) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir.
İdarenin Kurumumuz tarafından istenilen bilgi ve belgeleri süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderdiği, ancak idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
28) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin
birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İstanbul İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi