ÖZET: Başvuru, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumu’na 10/02/2016 tarihinde yapılmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen yersiz ödemenin geri alınması ve kesilen emekli aylığının yeniden ödenmesi talebini içermektedir. Başvuran, 2009 yılından itibaren yaşlılık aylığı almakta iken, 2010 yılında Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildiğini SGK’ya bildirmiştir. Ancak, SGK, başvuranın durumunu değerlendirmekte gecikmiş ve yersiz ödeme yapmıştır. Başvuran, bu yersiz ödemenin iptal edilmesini ve kesilen aylığının yeniden ödenmesini talep etmiştir.

Kurum, başvurunun incelenmesi sürecinde, başvuranın meşru bir menfaatinin bulunduğunu ve idari başvuru yollarının tüketildiğini tespit etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmesi sonrası yaşlılık aylığının kesilmesi gerektiğini belirtmiş, ancak bu süreçte idarenin hatalı işlemleri nedeniyle yersiz ödemeler yapılmıştır. Sonuç olarak, başvurunun kısmen kabulü ile yersiz ödemenin geri alınmasına yönelik işlemin hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir.

Karar, başvuranın yersiz ödemeye ilişkin itirazının kısmen kabul edilmesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na tavsiyede bulunulması yönündedir. Bu bağlamda, yersiz ödemelerin geri alınması işleminin hukuka uygun hale getirilmesi için gerekli adımların atılması gerektiği vurgulanmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 944-944 95802452- 101.07.06-E.

BAŞVURU NO : 2016/669 2016/ 669

KARAR TARİHİ : 09/02/2017

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURU VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : –

BAŞVURUYA KONU İDARE : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı

BAŞVURUNUN KONUSU : Yersiz ödemenin geri alınması işleminin iptali ve kesilen emekli aylığının tekrar ödenmeye başlanması talebi hakkındadır .

BAŞVURU TARİHİ : 10/02/2016 9.2.2016

I. USUL

A. Başvuru Süreci 1. Başvuru, Kurumumuza elden teslim edilen ve 09/ 02/ 2016 tarih ve sayı ile kayıt altına alınan , gerçek kişiler için başvuru formu vasıtasıyla yapılmıştır . Başvurunun karara bağlanması için 14/ 06/ 2012 tarihli 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 28/ 3/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve İmza Yetkileri Yönergesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, başvurunun incelenmesine ve araştırılmasına geçilmiş olup, 2016/ 669 başvuru sayılı “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi”yle Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

B. Ön İnceleme Süreci 2. Yapılan ön inceleme neticesinde, başvuru konusunun Kurumumuzun görev alanına girdiği, başvuranın meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin olduğu, idari başvuru yollarının tüketildiği, başvurunun süresinde yapıldığı ve diğer ön inceleme konularında da bir eksiklik bulunmadığı, bu nedenle başvurunun incelenmesine ve araştırılmasına engel bir durumun olmadığı tespit edilmiştir .

1 / 14II. OLAY VE OLGULAR

A. Başvuranın Konu Hakkındaki Açıklamaları ve İddiaları 3. Başvuran özetle; 2009 yılı Mart ayından itibaren Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) yaşlılık aylığı aldığını, bununla birlikte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek serbest avukatlık mesleğini yürütmeye devam ettiğini; 13/ 10/ 2010 tarihinde TBMM tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildiğini ve keyfiyeti 03/ 11/ 2010 tarihli dilekçesi ile SGK’ya bildirdiğini; SGK’nın düzenlediği 25/ 05/ 2015 tarihli “borç bildirim belgesi” tarafına tebliğ edilene kadar yaşlılık aylığını almaya devam ettiğini; mezkûr borç bildirimi uyarınca, belirtilen tarih aralığına ait yersiz ödeme aylıklarının faizi ile birlikte adına borç çıkartıldığını; tahakkuk eden borcun anaparaya ilişkin kısmını ihtirazı kayıtla ödemek durumunda kaldığını belirtmiş; sonuç itibarıyla borçlandırma işleminin iptal edilerek tahsil edilen meblağın ödeme tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte tarafına iadesini, bu bağlamda kesilen emekli aylığının da kesilme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tekrar ödenmeye başlanmasını talep etmiştir .

B. İdarenin Başvuru Konusuna İlişkin Açıklamaları 4. Başvuruya konu iddialar hakkındaki bilgi ve belge talebimize istinaden Sosyal Güvenlik

Kurumu Başkanlığından alınan 12/ 04/ 2016 tarihli ve sayılı cevap yazısı ve eklerinde

özetle :

4.1. Başvuranın 13/ 10/ 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulunca Anayasa Mahkemesi asil üyeliğine seçilmesi üzerine, 03/ 11/ 2010 tarihli yazılı dilekçe ile Afyon Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezine başvuruda bulunarak yaşlılık aylığı ile ilgili gerekli işlemin yapılmasını talep ettiği; bunun üzerine anılan Sosyal Güvenlik Merkezinin 24/ 11/ 2010 tarihli ve sayılı yazısı ile aylığın durdurulup durdurulmayacağı konusunda Başkanlıklarından görüş sorulduğu, 4.2. Bu bağlamda Başkanlığın 20/ 12/ 2010 tarihli ve sayılı yazısı ile aylığın kesilmemesi yönünde talimat verildiği, ancak akabinde 29/ 12/ 2010 tarihli ve sayılı yazı ile daha önce verilen talimatın dikkate alınmaması ve ikinci bir talimata kadar sigortalı hakkında bir işlem yapılmaması yönünde görüş bildirildiği, bu meyanda Başvuranın durumunun 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (h) bendi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda 24/ 01/ 2011 tarihli sayılı yazı ile Anayasa Mahkemesi

Başkanlığına görüş sorulduğu ancak cevap alınamadığı, 4.3. Afyon Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezince ilgili sigortalı hakkında yapılacak işlemin tekrar sorulması üzerine, konuyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi Başkanlığına 27/ 01/ 2014 tarih ve sayı ile tekrar yazı yazıldığı, 4.4. Anayasa Mahkemesi Başkanlığından alınan 05/ 02/ 2014 tarihli ve sayılı yazıda “Anayasa

Mahkemesi üyelerinin mali ve sosyal hakları 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usuller Hakkında Kanun’da düzenlenmiş olup, adı geçen Üyemizin maaşı 6216 sayılı

Kanun’un 68 inci ve 69 uncu maddelerine göre ödenmektedir” şeklinde görüş bildirildiği, ancak başvuranın durumunun 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (h) bendi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu doğrultuda tahsis numarası ile almakta olduğu yaşlılık aylığına ne yönde işlem yapılacağı konusunda bilgi verilmediği, .

2 / 144.5. Bunun üzerine, “5335 sayılı Kanunla getirilen düzenlemenin Maliye Bakanlığının 07/ 01/ 2005

tarihli ve satılı Tel Emri doğrultusunda yürütülmekte olduğu, Kanunun 30 uncu maddesinde sayılan kamu kurum ve kuruluşlarının, çalıştıracakları veya çalıştırdıkları emekli personelleri

Kurumumuza bildirmelerine müteakip gerekli işlemlerin yapıldığı” belirtilmek suretiyle Anayasa

Mahkemesi Başkanlığından 19/ 02/ 2014 tarihli sayılı yazı ile tekrar görüş istendiği; alınan cevabi yazıda adı geçen Üyeye 6216 sayılı Kanun’un 68 inci ve 69 uncu maddelerine göre maaşının ödenmekte olduğu tekrar edilerek ayrıca bir görüş bildirilmediği, 4.6. 6216 sayılı Kanun’un 68 inci ve 69 uncu maddelerinin incelenmesi sonucunda, Anayasa

Mahkemesi üyelerine, emeklilik veya yaşlılık aylıkları kesilmeksizin çalıştırılma veya görev yapma hakkı verildiğine yönelik herhangi bir ibare bulunmadığının tespit edilmesi üzerine, bu defa 05/ 05/ 2014 tarihli ve sayılı yazı ile Maliye Bakanlığından görüş sorulduğu, 4.7. Maliye Bakanlığından alınan 27/ 03/ 2015 tarihli ve sayılı cevap yazısında, “Anayasa

Mahkemesinin genel bütçe kapsamındaki bir kamu idaresi olduğu ve Anayasa Mahkemesi üyeliği görevine seçilenlerin almakta oldukları emeklilik veya yaşlılık aylıkları kesilmeksizin görev yapabileceklerine yönelik özel bir yasal düzenleme bulunmadığı dikkate alındığında, Anayasa

Mahkemesi üyeliği görevinin 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrası kapsamına girmediği ve üyelik görevine seçilenlerden daha önce emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanmış olanların bu aylıklarının görevleri süresince kesilmesinin gerekli olduğu” yönünde mütalaada bulunulduğu, açıklamalarına yer verilmiş, 4.8. Sonuç itibarıyla da, yersiz ödenen borcun hatalı işlemlerinden kaynaklanmadığı bahsi ile Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 5’inci maddesi uyarınca kanuni faizi ile birlikte tahsili gerektiği belirtilmiştir .

C. Olaylar

Başvuru formu ve ekleri ile idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden

anlaşıldığı üzere olaylar özetle şöyledir :

5. Başvuran, SGK sicil numarası ile avukatlık faaliyetine devam etmekte iken, 28/ 01/ 2009 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmuş ve bu bağlamda kendisine 01/ 02/ 2009 tarihinden geçerli olmak üzere tahsis numarası ile yaşlılık aylığı bağlanmış olup, sonrasında

TBMM Genel Kurulu tarafından 13/ 10/ 2010 tarihinde Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilerek 14/ 10/ 2010 tarihi itibarıyla bu görevine başlamıştır .

6. Anayasa Mahkemesinin, Sosyal Güvenlik Kurumu Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezine muhatap 21/ 10/ 2010 tarihli ve sayılı yazısı ile Başvuranın, Anayasa Mahkemesi üyeliğine 13/ 10/ 2010 tarihinde seçildiği bilgisi verilmiş, bu çerçevede Emekli Sandığına bildirilmek üzere ilgilinin Sosyal

Sigortalar Kanunu’na bağlı olarak geçen hizmet sürelerinin bildirilmesi istenmiştir .

7. Başvuran, 03/ 11/ 2010 tarihli dilekçesi ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına müracaatta bulunarak Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildiği hususunu bildirmiş ve Kurumdan almakta olduğu yaşlılık aylığı yönünden gerekli işlemin yapılmasını talep etmiştir . Söz konusu dilekçesinde, Kurum tarafından yaşlılık aylığının kesilmesi yoluna gidilmesi halinde her türlü yasal haklarını saklı tuttuğunu da beyan etmiştir .

.

3 / 148. Afyonkarahisar Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, 24/ 11/ 2010 tarihli ve sayılı yazısı ile

Anayasa Mahkemesinin 21/ 10/ 2010 tarihli yazısına (Bkz . 6’ncı paragraf) atıfta bulunarak, ilgilinin

Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmiş olması karşısında, yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği hususu ile mezkûr yazı ile istenen hizmet süresi bilgisinin bildirilip bildirilmeyeceği hususlarında

SGK Başkanlığının talimatlarını istemiştir . Başkanlığın 20/ 12/ 2010 tarihli ve sayılı yazısı ile aylığın kesilmemesi yönünde talimat verilmiş, ancak akabinde 29/ 12/ 2010 tarihli ve sayılı yazı ile daha önce verilen talimatın dikkate alınmaması bildirilmiştir . Sonrasında SGK Başkanlığı tarafından gerek Anayasa Mahkemesi nezdinde gerekse Maliye Bakanlığı nezdinde konuya ilişkin görüş talep edilmiştir (Bkz . 4.1 ila 4.7’nci paragraflar) .

9. Son olarak Maliye Bakanlığından alınan 27/ 03/ 2015 tarihli ve sayılı görüş yazısı üzerine, SGK Başkanlığının, Afyonkarahisar Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne muhatap 22/ 04/ 2015 ve 12/ 05/ 2015 tarihli yazıları ile; 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun ile mülga 2949 sayılı Kanunda, emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta olanlardan

Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilenlerin bu aylıklarının kesilmeyeceğine yönelik bir hükme yer verilmemiş olması; Maliye Bakanlığından konuya ilişkin alınan görüş yazısında da söz konusu görevin, 5335 sayılı Kanunun 30’uncu maddesinin dördüncü fıkrası kapsamına girmediğinin belirtilmiş olması karşısında, ilgilinin aylıklarının Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildiği 13/ 10/ 2010 tarihini takip eden ay başından itibaren kesilerek yersiz ödeme çıkartılması; ayrıca yersiz ödenen bu borcun, SGK’nın hatalı işlemlerinden kaynaklanmadığı cihetiyle 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesinin (a) bendi kapsamında değerlendirilerek kanuni faizi ile birlikte tahsili talimat verilmiştir . Bu bağlamda, 24/ 10/ 2010 tarihi ile 24/ 04/ 2015 tarihleri arasında yapılan yersiz ödemeye ilişkin 72.622,81 TL asıl alacak, 25/ 05/ 2015 tarihi itibarıyla hesaplanan 14.188,94 TL yasal faizi ile birlikte tahakkuk ettirilmiştir .

10. Başvuran 05/ 06/ 2015 tarihi itibarıyla asıl borcun tamamını ödemiş, aynı gün Afyonkarahisar

Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne iletmiş olduğu dilekçe ile borcun faiz kısmına itiraz ederek iptalini talep etmiş, ancak söz konusu talebi İdarenin 11/ 09/ 2015 tarihli yazısı ile reddedilmiştir . Sonuç itibarıyla Başvuran, 09/ 02/ 2016 tarihli dilekçesi ile Kurumumuza başvuruda bulunmuştur .

D. Kamu Denetçisi Abdullah Cengiz MAKAS’ın İnceleme ve Araştırma Bulguları 11. Başvurunun çözümüne dayanak teşkil etmek üzere 11/ 03/ 2016 tarihli ve sayılı yazı ile

SGK Başkanlığından bilgi ve belge talep edilmiş olup, İdare tarafından gönderilen cevabi yazı ve eklerine “İdarenin Başvuru Konusuna İlişkin Açıklamaları” ve “Olaylar” bölümünde yer verilmiştir .

12. SGK tarafından gönderilen söz konusu bilgi ve belgeler üzerinde mevzuat ve yargı içtihatları kapsamında devam eden inceleme nedeniyle başvurunun altı aylık inceleme ve araştırma süresinde tamamlanamayacağı hususu ile dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu 09/ 08/ 2016 tarihli ve sayılı yazı ile başvurana bildirilmiştir .

E. Başvuru Konusu Uyuşmazlığın Çözümü İçin Yürütülen Uzlaşma Çalışmaları 13. İdare tarafından sunulan cevap yazısında yersiz ödenen borcun hatalı işlemlerinden kaynaklanmadığı bahsi ile Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

.

4 / 14Yönetmelik’in 5’inci maddesi uyarınca borcun kanuni faizi ile birlikte tahsili gerektiği açıkça

belirtildiği cihetiyle, başvuru konusu uyuşmazlığın çözümünde İdare ile uzlaşma yoluna gidilememiştir .

III. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. İlgili Mevzuat 14. 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler .” hükmüne yer verilmiştir .

15. Birleşmiş Milletler “İnsan Haklarının Geliştirilmesi ve Korunması İçin Kurulan Ulusal

Kuruluşların Statüsüne İlişkin İlkeler/Paris Prensipleri’nde;

“[…] Ulusal kuruluşlar, yürürlükteki yasaları, mevzuatı ve yasa tasarıları ile yasa önerilerini incelerler ve metinlerin, insan haklarının temel ilkeleriyle uyumlu hale getirilmeleri için uygun gördükleri tavsiyeleri yaparlar; gerek gördükleri takdirde, yeni yasaların kabul edilmesini, yürürlükteki yasaların uyumlu hale getirilmesini ve idari önlemlerin alınmasını veya değiştirilmesini tavsiye ederler […]

[…]Ulusal düzeyde yürürlükte olan yasaların, mevzuatın ve uygulamaların, insan haklarına ilişkin uluslararası belgeler ve mekanizmalarla uyumlu hale getirilmesini ve hayata geçirilmesini teşvik ederler ve sağlarlar […]” , hükmü yer almaktadır .

16. 14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” 17. 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Tavsiye kararı” başlıklı 32 nci maddesinde;

“İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye

kararı verilir . Kararda idare hakkında aşağıdaki tavsiyelerden bir veya birkaçına yer verilir :

d) İşlemin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya düzeltilmesi .”, hükmü yer almaktadır .

18. Anayasanın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35’inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir . Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir .” hükmüne yer verilmiştir .

19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek I No’lu Protokolün “Mülkiyetin korunması”

.

5 / 14başlıklı 1’inci maddesi uyarınca;

“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır .

Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir .

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez .” 20. 16/ 06/ 2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, 20.1. “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96’ncı maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır .” hükmüne, 20.2. “Uygulanmayacak hükümler” başlıklı 105’inci maddesinde, “21/ 4/ 2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi , 26/ 10/ 1990 tarihli ve 3671 sayılı

Kanunun 4 üncü maddesi ile 10/ 7/ 1987 tarihli ve 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinin onbirinci fıkrası hariç olmak üzere, diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz .” hükmüne yer verilmiştir .

21. 30/ 03/ 2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanunun “Mali haklar” başlıklı 68’inci maddesi uyarınca;

“Anayasa Mahkemesi Başkanı, başkanvekilleri, üyeleri, Anayasa Mahkemesi raportörleri, raportör yardımcıları ve raportör yardımcısı adaylarının aylık ve ödenekleriyle diğer mali, sosyal hak ve yardımları bu Kanun hükümlerine tabidir .” 22. 24/ 02/ 1983 sayılı ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun, 22.1. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinin, 30/ 03/ 2011 tarihli ve 6216 sayılı Kanun’un 75’inci maddesiyle değiştirilmeden önceki hali, “Bu Kanun, adli yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile idari yargı hâkim ve savcıları hakkında uygulanır .

.

6 / 14Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay Başkan ve üyeleri de 1 inci maddenin (b) bendinde

sayılan özlük hakları bakımından bu Kanun hükümlerine tabidirler .” hükmüne, 22.2. “Mali haklar” başlıklı 102’nci maddesinin birinci fıkrası ise, “Bu Kanunun 2 nci maddesinde belirtilenlerin; aylık ve yargı ödeneği toplamından oluşan malî hakları bu Kanun hükümlerine tâbidir” hükmüne haizdir .

23. 21/ 04/ 2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde

Değişiklik Yapılasına Dair Kanun’un 30’uncu maddesinde;

“ […]

Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler[de], […] herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar .

Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 11 inci maddesine göre

1.1.2005 tarihinden önce alınmış Bakanlar Kurulu kararları uygulanmaz .

Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri;

[…] h) Özel kanunlarında emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veya görev yapma hakkı verilenlerden Cumhurbaşkanı tarafından atananlar, Başbakan tarafından atananlar, Bakanlar

Kurulu kararı veya müşterek kararname ile atanan veya görevlendirilenler ve Türkiye Büyük Millet

Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler, Hakkında uygulanmaz . […]” hükmüne yer verilmiştir .

24. 27/ 09/ 2008 tarihli ve 27010 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Fazla veya Yersiz

Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in, 24.1. “İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 5’inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

“( 1) Bu Yönetmeliğin uygulamasında; a) Kuruma verilen veya ibraz edilen belgelerle gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması, b) Örneği Kurumca hazırlanan belgelerle bildirilmesi taahhüt edilen durum değişikliklerinin bir ay içinde Kuruma bildirilmemesi, c) Kanunda öngörülen şartlar yerine gelmediği hâlde, sahte bilgi ve belgelerle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, ç) Sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması,

7 / 14d) Boşanma nedeniyle gelir veya aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşanması,

e) Gelir ve aylıklarının kesilmesi gerektiği hâlde durumun gizlenmesi ve/veya bildirilmemesi, f) Sigortalılar ile gelir veya aylık alanlara yapılan ödemelerden, hak sahipliği sona ermesine rağmen her hangi bir kişi tarafından tahsilat yapılması, ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarını oluşturur .

( 2) Birinci fıkrada sayılan durumların tespit edildiği tarihten geriye doğru en fazla on yıllık süre içinde yapılan fazla veya yersiz ödemeler, her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren hesaplanacak kanunî faizi ile birlikte tahsil edilir .” hükmüne, 24.2. “Kurumun hatalı işlemlerinden doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 6’ncı maddesinde ise;

“( 1) İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışları dışında kalan, Kurum çalışanlarının kasıtlı veya kusurlu davranışı, ihmali, dikkatsizliği ve bilgisizliği gibi sebeplerden kaynaklanan yersiz ödemeler

Kurumun hatalı işlemlerini oluşturur .

( 2) Birinci fıkrada sayılan sebeplerin tespit edildiği tarihten geriye doğru en fazla beş yıllık süre içinde yapılan ödemeler, borcun ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren (Değişik ibare : RG- 12/ 5/ 2011- 27932) yirmi dört ay içinde ödendiği takdirde faizsiz; (Değişik ibare : RG- 12/ 5/ 2011- 27932) yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemeler, bu sürenin dolduğu tarihten itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte tahsil edilir .” hükmüne yer verilmiştir .

B. Başvuru Konusuna İlişkin Uygulamalar 25. Anayasa Mahkemesinin 09/ 03/ 2016 tarihli ve 2013/ 8074 sayılı kararında özetle;

“[…] 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesinde yer alan açık yasal düzenlemeye karşın başvurucunun

506 sayılı Kanun uyarınca aldığı yaşlılık aylığı ödemelerine devam edildiği, başvurucunun görev

yaptığı Orman Genel Müdürlüğü tarafından SGK’ya bildirimde bulunulmadığı, SGK tarafından da bu konuda herhangi bir araştırmanın yapılamadığı, başvurucunun emekli olduktan sonra tekrar çalışmaya başladığı yönündeki bildiriminin SGK kayıtlarında mevcut olduğu, başvurucunun tekrar emekli olduğu tarihe kadar geçen süreçte her iki idarenin de hareketsiz kaldığı, bu durumun iyi yönetişim ilkesi ile bağdaşmadığı ve yersiz yapılan ödemelerde idarenin de kusurunun bulunduğu anlaşılmıştır .

Somut olayda, idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen anapara tutarının iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır . Aksi durumun belirtildiği üzere (bkz . § 74)

başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır .

Buna karşın alacağın başvurucudan tahsilindeki yöntem önem arz etmektedir . Nitekim SGK tarafından yapılan hatalı ödemelerin tahsilindeki usul 5510 Kanun’un 96. maddesinde; kusurun bireyden veya Kurumdan kaynaklanması durumuna göre belirlenmektedir . Yapılan hatalı ödemelere ilişkin SGK’ya herhangi bir bildirimde bulunmaması nedeniyle başvurucuya kusur atfedilebileceği kabul edilse de yukarıda yapılan değerlendirmeler çerçevesinde söz konusu hatalı ödemelerde

.

8 / 14idarenin de kusurunun bulunduğu tespit edilmiştir . Buna rağmen 5335 sayılı Kanun’un 30.

maddesine aykırı olarak başvurucuya ödenen yaşlılık aylıkları; 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin (a) bendi uyarınca geri alınmıştır . Hatalı idari işlemdeki bütün kusurun başvurucuya yüklenmesi ve 35.945,41 TL asıl alacağın kanuni faiziyle birlikte 56.330,14 TL olarak tahsil edilmesiyle başvurucu üzerinde aşırı ve orantısız bir yüke sebep olunmuş ve hakkın özüne dokunur şekilde ölçülülük ilkesi ihlal edilmiştir . […]” ifadelerine yer verilmiştir .

26. Anayasa Mahkemesinin 03/ 04/ 2007 tarihli ve E: 2005/ 52, K : 2007/ 35 sayılı kararı ile 21/ 04/ 2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun’un 30’uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının Anayasaya aykırılığı iddiası hakkında yapılan incelemede;

“Anayasa’nın 49. maddesinde, çalışmanın herkesin hakkı ve ödevi olduğu belirtilmiş, Devlete, çalışanların yaşam düzeyini yükseltmek, çalışma yaşamını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı denetlemek ve işsizliği gidermeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli önlemleri almak ödevi verilmiştir . Devlet, kişinin çalışma hakkını kullanabilmesi için iş alanında gerekli önlemleri alacak ve sınırlamaları kaldırarak görevini yerine getirecek, bireyde çalışarak topluma yük olmaktan kurtulacaktır .

Devletin herkese iş verme, herkesi işe yerleştirme zorunluluğu bulunmamaktadır . Ancak, Devlet olanakları ölçüsünde, yeterli örgütler kurarak iş bulmayı kolaylaştırıp sağlamak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür . İşsizliği önlemek amacıyla yapacağı çalışmalarla Devlet, öncelikle kamu sektöründe iş vermek yolunu izleyecek, bu nedenle de yasal düzenlemeler yapacaktır . Buna göre, Devlet işsizlere de iş imkanı sağlayacak istihdam tedbirlerini almak zorundadır . Sosyal güvenlik kurumlarından emekli veya yaşlılık aylığı almakta iken kendi isteği ile belirtilen yerlerde yeniden çalışmaya başlayanların emekli veya yaşlılık aylıkların kesilmesinin, özellikle öğrenimlerini tamamlayıp iş arayan gençlere iş bulma amacı dikkate alındığında daha büyük sorunların çözümüne yönelik düzenlemeler olduğu anlaşılmaktadır .” ifadelerine yer verilerek iptal isteminin reddine karar verilmiştir .

27. Anayasa Mahkemesinin 10/ 02/ 2016 tarihli ve E: 2015/ 97, K : 2016/ 10 sayılı kararı ile 16/ 06/ 2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin Anayasaya aykırılığı iddiası hakkında yapılan incelemede;

“Kural, var olmayan bir sosyal güvenlik hakkının gerçekleştiği zannıyla Kurum’un hatalı işlemiyle ilgililere yaptığı ve malvarlıklarında sebepsiz zenginleşmeye yol açan yersiz ödemelerin iadesine ilişkindir . Bu nedenle kişinin malvarlığında ekonomik bir değer taşımakla birlikte geçerliliği bulunmayan bir sosyal güvenlik hakkından kaynaklanan yersiz ödemenin iadesi talebini düzenleyen kuralın mülkiyet hakkı ve sosyal güvenlik hakkıyla bir ilgisi bulunmamaktadır .” İfadesine yer verilerek iptal talebinin reddine karar verilmiştir .

C. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

28. Başvuran, 13/ 10/ 2010 tarihinde Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilerek görevine başlamış olması gerekçesiyle tesis edilen, tahsis numaralı yaşlılık aylığının kesilmesi işleminin iptalini, yaşlılık aylığının kesilme tarihinden itibaren yasal faizi ile ödenmeye devam olunmasını, bu

.

9 / 14bağlamda tarafından tahsil olunan 72.625 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile

tarafına iade edilmesini talep etmiştir .

29. Söz konusu yaşlılık aylığının kesilmesi yönündeki işlemin yasal dayanağını 5335 sayılı

Kanun’un 30’uncu maddesi oluşturmaktadır . Anılan hüküm ile herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların, bu aylıkları kesilmeksizin çalıştırılamayacağı ve görev yapamayacağı yerler ile haller açıkça düzenlenmiştir (Bkz . 23’üncü paragraf) . 5018 sayılı

Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na Ek (I) Sayılı Cetvel ile Anayasa Mahkemesi, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasında sayılmış olup, bu cihetle Anayasa Mahkemesi Üyeliği görevinin de mezkûr hüküm kapsamında kalacağı kuşkusuzdur .

30. Bununla birlikte, 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (h) bendinde, ikinci ve üçüncü fıkra ile getirilen hükümlerin, özel kanunlarında emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veya görev yapma hakkı bulunması kaydıyla, Türkiye Büyük Millet

Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler hakkında uygulanmayacağına dair bir istisna hükmü getirilmiştir . Dolayısıyla başvuran tarafından üstlenilen üyelik görevinin, söz konusu istisna kapsamına girip girmediğinin de ayrıca değerlendirilmesi gereklidir .

31. Başvuran, Anayasa Mahkemesi üyeliğine 13/ 10/ 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu tarafından seçilerek 14/ 10/ 2010 tarihi itibarıyla bu görevine başlamıştır . Ancak üstlenilen görevin istisna kapsamına girmesi için, TBMM Genel Kurulu tarafından seçilerek görev verilmiş olması yeterli olmayıp, özel kanunlarında yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veya görev yapma hakkı tanıyan bir hüküm bulunması da gereklidir . Başvuran özlük hakları bakımından, 6216 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin yürürlüğüne kadar 2802 sayılı Kanun hükümlerine, devamında ise 6216 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak görev yapmıştır . Ancak, gerek 2802 sayılı Kanun’da, gerek mülga 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’da gerekse de 6216 sayılı Kanun’da Anayasa Mahkemesi üyelerine emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veya görev yapma hakkı tanıyan bir hükme yer verilmemiş olup, bu çerçevede üyelik görevi söz konusu düzenleme ile getirilen istisna kapsamına girmemektedir .

32. Yukarıdan beri anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Anayasa Mahkemesinin ilgili kararları (Bkz . 25, 26 ve 27’nci paragraflar) ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, tahsis numaralı yaşlılık aylığının kesilmesi ile yersiz ödemeye ilişkin 72.622,81 TL asıl alacağın tahsiline ilişkin işlemde “hukuka aykırılık tespit edilemediğinden” başvurunun bu yönden reddine karar vermek gerekmiştir .

33. Diğer yandan İdare, söz konusu yersiz ödemenin kendi hatalı işlemlerinden kaynaklanmadığını öne sürerek, geri alma işlemini 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesinin (a) bendi kapsamında yürütmüş, başka bir ifade ile 24/ 10/ 2010 tarihi ile 24/ 04/ 2015 tarihleri arasında yapılan yersiz ödemeye ilişkin 72.622,81 TL asıl alacağı, 25/ 05/ 2015 tarihi itibarıyla hesaplanan 14.188,94 TL yasal faizi ile birlikte tahakkuk ettirmiştir .

34. Anayasa Mahkemesi, Başvuranın 13/ 10/ 2010 tarihinde Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmesi üzerine, Sosyal Güvenlik Kurumu Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezine muhatap 21/ 10/ 2010 tarihli ve sayılı yazısı ile keyfiyeti bildirmiştir . Söz konusu bildirim üzerine durumdan haberdar olan

Afyonkarahisar Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, ilgilinin yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği

10 / 14hususunda SGK Başkanlığının talimatlarını istemiştir (Bkz . 8’inci paragraf) . Kaldı ki bizzat

Başvuran tarafından da 03/ 11/ 2010 tarihli dilekçe ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına müracaatta bulunularak Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildiği hususu bildirilmiştir .

35. Kişilerin, Anayasa’nın 35’inci maddesi ile koruma altına alınan mülkiyet haklarına getirilecek bir müdahale söz konusu olduğunda, İdarenin azami dikkat ve özen yükümlülüğü altında hareket etmesi gerektiği kuşkusuzdur . Somut olayda İdare, gerek Başvuranın gerekse Anayasa Mahkemesinin yapmış olduğu bildirimler sonucunda durumdan haberdar olmuş ve esasında Afyonkarahisar Sosyal

Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından gecikmeksizin SGK Başkanlığının yürütülecek işleme ilişkin talimatları istenmiştir . Kaldı ki idarenin durumdan haberdar olmadığının kabulü idarenin bütünlüğü ilkesi ile de bağdaşmaz niteliktedir . Takip eden süreçte, SGK Başkanlığınca müteaddit kereler

Anayasa Mahkemesinden, Başvuranın durumunun 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (h) bendi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda görüş sorulmuş, açık bir yanıt alınamadığı cihetiyle de son olarak Maliye Bakanlığından konuya dair görüş istenmiştir . Bu süreç 5 yıl gibi uzun bir süre içerisinde tamamlanmıştır . Bu noktada gözden kaçırılmaması gereken en önemli husus, Başvuranın 13/ 10/ 2010 tarihinde Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilerek görevine başladığına ilişkin durumunu makul bir süre içerisinde İdareye bildirilmiş olmasıdır . Bu bildirimden sonra, ilgilinin durumunun 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (h) bendi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusundaki takdir, işlemi yürütmekle görevli İdarenin sorumluluğundadır . İdarenin bu çerçevede diğer kamu kurum ve kuruluşlarından görüş istemesi olağandır; ancak görüş taleplerine süresinde veya istenilen açıklıkta yanıt alınamadığı gerekçesi ile yapılan yersiz ödemenin Başvuranın kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuş olduğunu söylemek hukuka ve hakkaniyete uygun olmayacaktır .

36. Bu çerçevede İdarenin, yersiz ödemenin geri alınmasına yönelik işlemini 5510 sayılı Sosyal

Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96’ncı maddesinin (a) bendi kapsamında yürütmesinde hukuka uyarlık tespit edilemediğinden, bu yönden idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır .

D. İnsan Hakları Yönünden Değerlendirme 37. Anayasa’nın 35 inci maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu; bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği; mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı düzenlenmiştir . Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek I No’lu Protokolün 1’inci maddesinde de , her gerçek ve tüzel kişinin, mal ve mülk dokunulmazlığına riayet edilmesini isteme hakkının olduğu, herhangi bir kimsenin ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve Uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği hüküm altına alınmıştır .

38. Bu çerçevede, mevzuat hükümlerinin idarece yorumunda yaşanan gecikme nedeniyle yapılan yersiz ödemelerde, başvuranın açık hatası, hilesi veya gerçek dışı beyanı olmadığı gibi başvuran lehine olduğu tespit edilen Anayasa Mahkemesi içtihatları gözetildiğinde, bu ödemelerin faiziyle birlikte başvurandan talep edilmesinin, hem Anayasa hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yer bulan mülkiyet hakkının korunması ilkesine uygun olmayacağı kanaatine varılmıştır .

11 / 1439. Diğer yandan, başvuruya konu somut olayda Anayasa’nın “Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı

10’uncu maddesinde ifadesini bulan kanun önünde eşitlik ilkesinin, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesinin 13’üncü maddesindeki etkili başvuru hakkının ve 17’nci maddesindeki hakları kötüye kullanma yasağının ihlal edildiğine dair herhangi bir bulgu ve bilgiye rastlanmadığı gibi başvuruya konu olayda, uluslararası sözleşmelerde yazılı ve güvence altına alınmış olan diğer haklara da aykırı bir durum tespit edilememiştir .

E. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 40. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetim ilkelerine de uygun işlem tesis etmeleri beklenmektedir .

41. 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar .” hükmü yer almaktadır . Söz konusu Yönetmelik hükmünde yer alan ilkelerin kaynağını teşkil eden Avrupa Birliği Temel Haklar Şartının 41’inci maddesinde de iyi yönetim hakkından bahsedilmekte olup, benzer ilkelere Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen

“Avrupa Doğru İdari Davranış Yasası”nda da yer verilmiştir .

42. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “ eşitlik”, “tarafsızlık”, “dürüstlük”, “nezaket”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, “ ölçülülük ” ve “ karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir .

IV. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

A. Dava Açma Süresinin Yeniden Başlaması 43. 14/ 06/ 2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiş; Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 38 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da Kurumun inceleme ve araştırmasını, şikâyet başvuru tarihinden itibaren, altı ay içinde sonuçlandıramaması halinde durumun gerekçesiyle birlikte şikâyetçiye tebliğ edileceği ve

.

12 / 14durmuş olan dava açma süresinin tebliğden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacağı

belirtilmiştir . Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 09/ 08/ 2016 tarihli ve sayılı yazı ile bildirilmiştir .

B. Yargı Yolu 44. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinin ikinci fıkrasında “ Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır .” hükmü yer almakta olup, 6328 sayılı

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgili idarenin işlemine karşı dava açma süresinden varsa arta kalan süre içinde yargı yolu açıktır .

V. KARAR

Açıklanan gerekçeler ve dosyanın kapsamına göre, ŞİKAYETİN KISMEN REDDİ KISMEN

KABULU ile, 1. tahsis numaralı yaşlılık aylığının kesilmesi ve bu bağlamda yersiz ödemeye ilişkin 72.622,81 TL asıl alacağın tahsili işleminde “hukuka aykırılık tespit edilemediğinden” başvurunun bu yönden REDDİNE, 2. Yersiz ödemenin geri alınmasına yönelik işlemin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık

Sigortası Kanunu’nun 96’ncı maddesinin (a) bendi kapsamında yürütülmesinde hukuka uyarlık tespit edilemediğinden başvurunun bu yönden kabul edilerek, işletilen kanuni faizin iptali hususunda

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA ,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Maliye Bakanlığı’nca bu karar

üzerine tesis edilecek işlem ya da tavsiye edilen çözümün uygulanabilir nitelikte görülmediği takdirde gerekçesinin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

.

13 / 14.