ÖZET: Başvuru, 2006 yılından bu yana dul aylığı alan bir kişinin, annesinin tarım BAĞ-KUR borcunu ödemesi üzerine ikinci bir maaş bağlanacağına dair verilen bilgilere dayanarak yapılmıştır. Başvuran, bu borcu ödedikten sonra BAĞ-KUR aylığının bağlandığını, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından bu maaşın yersiz olduğu gerekçesiyle geri istendiğini belirtmiştir. Başvuran, SGK’nın kendisine iki ayrı maaş bağlanırken bu durumu bildiğini ifade ederek, ödenen prim borcunun maaşından düşülmesini ve maaşının kesilmemesini talep etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın iddialarını değerlendirerek, ölüm aylığının bağlanmasında geçerli olan mevzuat hükümlerine atıfta bulunmuştur. 5510 sayılı Kanun çerçevesinde, başvuranın müteveffa eşinden dolayı ölüm aylığı alırken, annesinin prim borcunu ödemesi üzerine bağlanan BAĞ-KUR aylığının kesilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kurum, yersiz ödemelerin geri alınmasının hukuka uygun olduğunu savunarak, başvuranın talebini reddetmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve idarenin açıklamalarını inceleyerek, işlemin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu tespit etmiştir. Başvuru, bu nedenle reddedilmiş ve başvuranın yersiz ödemelerin geri alınmasına ilişkin itirazı kabul edilmemiştir. Başvurana, kararın tebliğ tarihinden itibaren yargı yoluna başvurma hakkı olduğu bildirilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 12484-12484 |sayi|53878609-101.07.05-E.53878609-101.07.05-E.

BAŞVURU NO : 2017/4352 2017/ 4352

KARAR TARİHİ : 17/10/2017 |tarih|

RET KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK)

BAŞVURUNUN KONUSU : Ödenen primlerden yersiz ödemelerin mahsubu ve aylık bağlanması hakkında .

BAŞVURU TARİHİ : 17/04/2017 17.4.2017

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Şikâyet başvurusunda, 2006 yılından itibaren dul aylığı aldığını, Kırşehir Sosyal Güvenlik Kurumu

İl Müdürlüğü tarafından kendilerine annesinin tarım BAĞ-KUR borcunun ödenmesi halinde tarafına ikinci bir maaşın bağlanacağının bildirildiği, söz konusu borcun ödenmesi üzerine BAĞ-KUR maaşının da ayrıca bağlandığı, ancak anılan idare tarafından aynı anda ikinci maaşın kanunsuz olduğundan geri istediklerini, daha önceki yasada farklı iki sosyal güvenceden asgari ücreti geçmemek şartıyla aylık bağlanabildiği, söz konusu idarenin kendisine BAĞ-KUR aylığı bağlarken kendisinin de eşinden dolayı SGK maaşını aldığını bilmesine rağmen, SGK’nın sehven ödenen aylıkların iadesini istediği, buna göre maaşından kesinti olacaksa ödenen prim borcundan düşülmesini, söz konusu maaşın kesilmemesini talep etmektedir .

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 01/ 06/ 2017 tarih ve sayılı şikâyet konusuna ilişkin bilgi/belge isteme

yazısına istinaden, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının (SGK) 04/ 07/ 2017 tarih ve sayılı yazılarında;

2.1) Hak sahiplerine ölüm sigortasından aylık bağlanmasında sigortalıların öldüğü tarihte geçerli

olan mevzuat hükümleri esas alınmakta olduğu, 2008/Ekim ayı başından önce sigortalıların hak sahiplerine mülga kanun hükümlerine 2008/Ekim sonrası ölen sigortalıların hak sahiplerine ise 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre ölüm aylığının bağlandığı,

1 / 92.2) 01/ 01/ 1984 – 03/ 10/ 2000 ile 08/ 08/ 2001 – 02 / 08/ 2003 tarihleri arasında ölen 2926 Sayılı

Kanuna tabi sigortalıların hak sahipleri çocuklarına aylık bağlanabilmesi için 3 tam yıl sigortalı olma şartının yanında “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak (gelir unsuru)” şartı aranmaksızın sadece herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi işte çalışıp çalışmadıkları ile buralardan aylık veya gelir alıp almadıkları dikkate alınarak aylık bağlandığı,

2.3) İlgilinin 5510 Sayılı Kanunun 4/ 1-(a) bendi kapsamındaki müteveffa sigortalı eşinden dolayı

01/ 02/ 2006 tarihinden itibaren ölüm aylığı aldığı, 17/ 08/ 1993 tarihinde vefat eden 2926 Sayılı Kanun kapsamındaki sigortalı annesine ait prim borcu için tarafına bildirilen 3.292,39 TL’yi 24/ 11/ 2014 tarihinde ödeyerek 25/ 11/ 2014 tarihinde annesinden dolayı ölüm aylığı talebinde bulunduğu ve 01/ 12/ 2014 tarihinden itibaren tarafına ölüm aylığı bağlandığı,

2.4) 5510 Sayılı Kanunun 4/ 1-(a) bendi kapsamında ölüm aylığı almakta iken kapsam kontrolü

neticesinde, “aylık bağlanmasına engel aylık/gelir veya çalışması bulunduğu” kontrolü ile İl

Müdürlüğünün hatalı yapılan işlemi nedeniyle ilgilinin annesinden dolayı almış olduğu ölüm aylığının iptal edildiği, hak sahibine ödenmiş olan yersiz ödemenin 5510 Sayılı Kanunun 96’nci maddesinin (b) bendi hükmüne göre tahsil edilmesine karar verildiği, 01/ 12/ 2014 – 04/ 02/ 2016 süresi için tarafına 6.127,01 TL borç kaydı yapıldığı, 4/ 1 (a) kapsamındaki ölüm aylığı tutarından söz konusu tutarı kesileceği bilgisinin verildiği,

2.5) 5510 Sayılı Kanunun 36’ncı ve 2926 Sayılı Kanunun 4946 Sayılı Kanunla mülga 26’ncı

maddeleri gereğince ölen sigortalıların hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanamaması durumunda ölüm toptan ödeme tutarı sigortalının hak sahiplerine Kanunda belirtilen hisseler oranında paylaştırılacağı,

2.6) Anılan Kanunlarda hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanamaması durumu sigortalıya ilişkin

şartların yerine getirilmemiş olmasını ifade etmekte olup, ilgilinin sigortalıya ilişkin şartları yerine getirdiği, müteveffa sigortalının prim borçları karşılığı olarak Kurumumuza ödemiş olduğu tutarın tarafına ölüm topta ödemesi olarak verilmesine imkan bulunmadığı, Açıklaması yapılmıştır .

III- İLGİLİ MEVZUAT

3) Anayasamızın ‘Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı’ başlıklı 74’ üncü

maddesinin üçüncü fıkrasında ; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir .”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun ‘Kurumun görevi’ başlıklı 5’ inci

maddesinin birinci fıkrasında ; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”

5) 28.03.2013 tarih ve 28601 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri başlıklı 6’ncı maddesinde; ( 1) Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin

2 / 9kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik,

haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar .

6) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun “Yersiz ödemelerin geri

alınması” başlıklı 96’ncı maddesinde ;

Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

6.1) a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru

en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır .

6.2) Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî

faiz kalan borca uygulanır . Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır .

Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır .

Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir .

7) 5510 sayılı Kanun’un 96’ ncı maddesine istinaden düzenlenen ve 27/ 09/ 2008 tarihli 27010

sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve

Esaslar Hakkında Yönetmelik’in;

7.1) Kurumun hatalı işlemlerinden doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 6’ncı

maddesinde; ( 1) İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışları dışında kalan, Kurum çalışanlarının kasıtlı veya kusurlu davranışı, ihmali, dikkatsizliği ve bilgisizliği gibi sebeplerden kaynaklanan yersiz ödemeler

Kurumun hatalı işlemlerini oluşturur .

( 2) Birinci fıkrada sayılan sebeplerin tespit edildiği tarihten geriye doğru en fazla beş yıllık süre içinde yapılan ödemeler, borcun ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde ödendiği takdirde faizsiz; yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemeler, bu sürenin dolduğu tarihten itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte tahsil edilir .

7.2) “Fazla veya yersiz ödemenin tespiti” başlıklı 7’nci maddesinde;

Fazla veya yersiz ödeme; kontrol, denetim, inceleme, Sayıştayca kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilir .

3 / 97.3) “Fazla veya yersiz ödemeden kaynaklanan alacağın tahakkuk ettirilmesi” başlıklı 10’uncu

maddesinde; ( 2) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanan fazla veya yersiz ödemeler için de bir önceki fıkrada belirtilen borç tablosu düzenlenir . Ancak, bu tür alacaklar için borcun tahakkuk ettirilmesi sırasında her hangi bir faiz hesaplanmaz . Bu şekilde tahakkuk ettirilen borçlar için faiz başlangıç tarihi, borcun ilgiliye tebliğ edildiği tarihi takip eden yirmi dördüncü ayın bittiği tarihtir .

8) 2926 Sayılı Tarımda Kendi Adına Ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu

(Mülga :24 / 7/ 2003- 4956/ 56 md.)

8.1) “Yaşlılık sigortasından toptan ödeme yapılması ve hizmet ihyası” başlıklı 21’inci

maddesinde; “Kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş bulunmakla beraber, malullük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan sigortalılara; ödedikleri primler, sigortalılıklarının sona ermesi halinde, yazılı istekleri üzerine toptan ödeme şeklinde geri verilir .

8.2) “Ölüm sigortasından sağlanan yardımlar” başlıklı 22’nci maddesinde ; Ölüm sigortasından

sağlanan yardımlar şunlardır :

a) Ölen sigortalının eşine, çocuklarına, ana ve babasına aylık bağlanması, b) Ölen sigortalının eşine, çocuklarına, ana ve babasına toptan ödeme yapılması,

8.3) “Ölüm sigortasından aylık bağlama şartları” başlıklı 23’üncü maddesinde;

a) Ölüm tarihinde an az üç tam yıl sigorta primi ödemiş olan, b) Malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken veya yazılı olarak istekte bulunup malullük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazandıktan sonra ölen, c) Bağlanmış bulunan malullük veya yaşlılık aylıkları kesilmiş iken ölen, d) En az üç tam yıl sigorta primi ödemiş olanlardan 21 inci maddeye göre toptan ödeme isteğinde bulunmakla beraber toptan ödeme yapılmadan ölen, Sigortalının hak sahiplerine yazılı istekleri üzerine aylık bağlanır .

8.4) “Toptan ödeme” başlıklı 26’ncı maddesinde ; Ölen sigortalının hak sahiplerinden hiçbiri bu

Kanuna göre ölüm sigortasından aylık bağlanmasına hak kazanmadıkları takdirde, sigortalının ödediği primler hak sahiplerine toptan ödeme şeklinde geri verilir .

8.5) “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlıklı 27’nci maddesinde ; Ölen

sigortalının tahsis yapılmasına hak kazanan kimselerine aşağıdaki hükümlerde belirtilen oran ve şartlarda aylık bağlanır veya toptan ödeme yapılır .

Ölen sigortalının 24 üncü madde gereğince tespit edilecek aylığının veya 26 ncı madde gereğince yapılacak toptan ödeme tutarının; a) Dul karısına % 50’si; aylık alan çocuğu bulunmaması halinde ise % 75’i, b) Sigortalı kadının ölüm tarihinde çalışamayacak durumda malul veya 55 yaşını doldurmuş olup da geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen kocasına % 50’si, aylık alan çocuğu bulunmaması halinde ise % 75’i, c) 18 yaşını veya ortaöğrenim yapması halinde 20, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul bulunan erkek çocukları ile

4 / 9herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmayan veya buralardan aylık veya gelir

almayan yaşları ne olursa olsun evli olmayan kız çocukların her birine % 25’i, d) Sigortalının ölüm tarihinde veya sonradan eşine veya çocuklarına yapılması gereken tahsisin toplamı sigortalıya ait tahsisten aşağı olursa artan kısım eşit paylar halinde, geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen ana ve babasına, her birinin hissesi sigortalıya ait aylığın en çok % 25’i olacak şekilde, Aylık veya toptan ödeme şeklinde verilir .

8.6) Ölüm sigortasından bağlanan aylığın kesilmesi başlıklı 28’nci maddesinde ; “Sigortalının

dul eşi evlenirse aylığı kesilir . Aylığın kesilmesine yol açan evlenme son bulunca aylık yeniden bağlanır . Sonraki eşinden de aylık almaya hak kazanan dul eşe bu aylıklardan fazla olanı ödenir .

Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi işlerde çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden dönem başından itibaren kesilir . Aylığın kesilmesine yol açan sebebin son bulması halinde, bu tarihi takip eden aybaşından itibaren herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmamak veya buralardan aylık veya gelir almamak kaydıyla yeniden aylık bağlanır .

Sigortalının erkek çocuklarına bağlanan aylıklar; çocuğun 18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurduğu tarihe kadar devam eder . Belirtilen yaşları doldurdukları tarihlerde çalışamayacak durumda malul olan çocukların aylıkları, bu yaşları doldurduktan sonra da kesilmez .

8.7) Yersiz olarak alınan primlerin geri verilmesi başlıklı 38’nci maddesinde; Yanlış ve yersiz

olarak alındığı anlaşılan primler, alındığı tarihten itibaren 10 yıl geçmemiş ise sigortalıya geri verilir .

Primleri geri verilenlerin, primleri iptal edilen çalışmaları dolayısıyla kurumca malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından verilmekte olan aylıklarının ödenmesi, bu sebeple gerekli tahsis ve ödeme şartlarını yitirmiş olurlarsa durdurulur .

Şu kadar ki, daha önce sağlanan yardımlara ilişkin giderler ilgililerden geri alınmaz .

9) 19/ 10/ 2006 tarihli 26324 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2006/ 11058 sayılı Bakanlar Kurulu

Kararıyla yürürlüğe konulan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmelik’in; 13.1. “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde kamu zararı; mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıyla doğan zarar olarak tanımlanmıştır .

10) “Sorumluluk” başlıklı 5’inci maddesinde; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol

Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince, kamu görevlilerinin; kamu kaynaklarının etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, yönetilmesinden, kullanılmasından, korunmasından, kötüye kullanılmaması ve her an hizmete hazır bulundurulması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu olduğu düzenlenmiştir .

11) 31/ 07/ 2009 Tarih ve 27305 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Hizmetlerinin

Sunumunda Uyulacak Usul Ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 1’inci maddesinde; ( 1) Bu

Yönetmeliğin amacı; etkin, verimli, hesap verebilir, vatandaş beyanına güvenen ve şeffaf bir kamu yönetimi oluşturmak; kamu hizmetlerinin hızlı, kaliteli, basitleştirilmiş ve düşük maliyetli bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak üzere, idarelerin uyması gereken usul ve esasları düzenlemektir .

11.1) Kamu hizmetlerinin ilk kademede ve vatandaşa en yakın yerde sunulması başlıklı 3’üncü

5 / 9maddesinde; ( 1) Kamu hizmetlerinin, başvuru yapılan ilk kademeden sunulması ve

sonuçlandırılması, başvuru mercii ile karar/onay mercii arasında birden fazla kademe oluşturulmaması esastır . İdare, başvuruların, doğrudan kamu hizmetini sunan birime yapılmasını ve ilk kademede sonuçlandırılmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır .

Düzenlemeleri yer almaktadır .

IV. Kamu Denetçisi Celile Özlem TUNÇAK’ın Kamu Başdenetçisi’ne Önerisi

12) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı

birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

13) Başvuru sahibi paragraf 1’de belirtildiği üzere, 2006 yılından itibaren dul aylığı aldığını,

annesinin tarım BAĞ-KUR borcunun ödemesi halinde tarafına ikinci bir maaşın bağlanacağının bildirilmesi üzerine prim borcunun ödeyerek BAĞ-KUR maaşı ayrıca bağlandığı, ancak anılan idare tarafından aynı anda ikinci maaşın kanunsuz olduğundan geri istediklerini, kendisine BAĞ-KUR aylığı bağlarken annesinin de eşinden dolayı SGK maaşını aldığını bilmesine rağmen SGK’nın sehven ödenen aylıkların iadesini istediği, buna göre maaşından kesinti olacaksa ödenen prim borcundan düşülmesini, söz konusu maaşın kesilmemesini talep etmektedir .

14) Sosyal güvenlik hakkı, bireylerin geleceğe güvenle bakmalarını sağlayan bir insan hakkı olması

sebebiyle, “sosyal hukuk devleti” olgusunu oluşturan temel kavramlardan birisidir . Bu esastan hareketle Anayasamız, “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlığı altında sosyal güvenlik hakkını da düzenlemiş ve 60’ıncı madde ile herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu kabul etmiş, Devlet’in de, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmakla yükümlü olduğunu düzenlemiştir . Böylece, vatandaşlara bu konuda anayasal bir hak tanınırken, devlete de onların bu haktan yararlanmasını sağlayacak şartları hazırlama görevi yüklenmiştir .

15) Hukuk devletinin gereği olarak, sosyal risklerin bu risklerle karşılaşan insan üzerindeki etkisini

ortadan kaldırmak veya azaltmak amacıyla ekonomik ve sosyal gelişmelere bağlı olarak yenilenen sosyal politikalar çerçevesinde yasalarla düzenlenmektedir . Sosyal güvenlik politikaların anlamları sosyal risk kavramından hareketle belirlenmektedir . Bireyin ekonomik güvencesini sarsan riskler değişik görünümlerde ortaya çıkar, bu risklerin sınırlarını belirlemek aynı zamanda sosyal güvenliğin kapsamını da belirleme anlamına gelir .

16) Sağlık hizmetlerine ihtiyaç öngörülemez olup, tamamen rastlantısaldır . Kişi her an hiç ummadığı

bir hastalık veya kazayla karşılaşıp, tahmin etmediği ölçüde bir maliyetle yüzleşebilir . Bazı durumlarda ise, yakalanılan bir hastalık sadece kişiyi tehdit etmekle kalmaz, başta yakınları olmak üzere geniş kesimleri de tehdit eder hale gelebilmektedir . Sağlık hizmetleri ertelenemediğinden ve yeri başka bir şeyle ikame edilemediğinden, bu ihtiyacın karşılanması zorunludur . Bu nedenle sosyal güvenlik hakkı uluslararası sözleşmelerde ve Anayasamızda kişiler için temel ve vazgeçilemez bir hak olarak öngörülürken, bu alanda devlete bir takım yükümlülükler getirilmiştir .

6 / 917) Anayasa Mahkemesi’nin 15/ 12/ 2006 tarihli sayılı Kararında; söz

konusu iddia ile ilgili olarak, Sosyal Güvenlik Kurumunun amacına uygun olarak hizmet verebilmesi sahip olduğu parasal kaynaklara bağlı olduğundan, temel kaynağı prim olan bu Kurumda sigortalıların kuralda belirtilen süre kadar prim ödemek suretiyle Kurum ile ilişkilerini devam ettirmelerini ve Kurumun sağlayacağı haklardan bu suretle yararlanmalarını öngören böyle bir düzenleme sistemin doğal bir sonucu olduğuna karar vermiştir .

18) Başvuru sahibinin müteveffa eşinden dolayı 01/ 02/ 2006 tarihi itibariyle 4/a kapsamında ölüm

aylığı bağlandığı, ayrıca İdare tarafından kendisine bildirilen müteveffa annesine ait BAĞ-KUR pim borcu olan 3.292,39 TL’yi ödenmesi üzerine 25/ 11/ 2014 tarihinde annesinden dolayı ölüm aylığı talebinde bulunduğu ve 01/ 12/ 2014 tarihinden itibaren de ikinci bir ölüm aylığı bağlandığı, ancak

İdare kapsam kontrolü neticesinde bağlanan BAĞ-KUR ölüm aylığının kesilmesi gerektiği ve ödenen aylıkların yersiz olduğundan ilgiliden geri istediği, öte yandan İdarenin söz konusu aylığın hak sahibine bağlanmasında ve ödenmesinde hatalı davrandığını kabul ettiği anlaşılmaktadır .

19) Anayasa Mahkemesi’nin Başvuru No’lu ve 9/ 3/ 2016 tarihli başvuruya ilişkin

kararında; “ İlgili Kanun maddesine karşın, hatalı işlemi sonucunda SGK, başvurucuya yaşlılık aylığı ödemeye devam etmiştir . “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir . İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde; idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumu, işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz gibi yaptırımların öngörülüp görülmediği önem arz etmektedir . …

Başvurucuya ödenen yaşlılık aylığının yersiz olduğunun tespit edilmesinde geçen dört yıl dokuz aylık süre oldukça uzundur . …kamu otoritelerinden beklenen, sosyal güvenlik hakkından doğan ödemeler gibi bireylerin hayatlarını devam ettirmesi bakımından büyük öneme sahip konularda azami özenin gösterilmesidir . Somut olayda idare tarafından yaşlılık aylığı ödemelerinin yersiz olduğu yönündeki hatalı işlemin dört yıl dokuz ay sonra tespit edildiği , kamu kurumlarının uygun zamanda, uygun yöntemle ve tutarlı olarak hareket etme sorumluluğunda başarısız olduğu anlaşılmıştır . … Somut olayda, idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen anapara tutarının iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır . Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır .

20) Başvuruya konu ölüm aylığının düzenlendiği 2926 Sayılı Kanunda ölen sigortalının eşine,

çocuklarına, ana ve babasına aylık bağlandığı veya toptan ödeme yapılabildiği, hak sahiplerinden hiçbiri bu Kanuna göre ölüm sigortasından aylık bağlanmasına hak kazanmadıkları takdirde, sigortalının ödediği primler hak sahiplerine toptan ödeme şeklinde geri verileceği, 18 yaşını veya ortaöğrenim yapması halinde 20, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul bulunan erkek çocukları ile herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmayan veya buralardan aylık veya gelir almayan yaşları ne olursa olsun evli olmayan kız çocukların her birine % 25’i, aylık veya toptan ödeme şeklinde verileceği belirtilmiştir .

21) İdarenin kendi hatası bile olsa sigortalılardan 5510 Sayılı Kanunun 96’ncı maddesi gereğince

başvuru sahibinden yersiz ödemeleri tahsil etmesi yönündeki idari işlem kamu yararı çerçevesinde

7 / 9meşru bir amaç taşımaktadır . Zira aksi durum, kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği

gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları halde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden de adil olmayan sonuçların doğmasına sebep olacaktır . Bu durum; sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına geleceğinden, kamu yararıyla da örtüşmeyecektir . Dolayısıyla idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen aylıkların iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır .

22) Aylıkları ödemek ve gerekli şartların oluşması halinde söz konusu aylıkların ödenmesine

son vermekle yükümlü olan bir kamu otoritesinin, başından beri bilgisi dahilinde olan iki ayrı veriyi kullanamaması, gerekli çapraz sorgulamaları etkin bir şekilde yapamaması, buna uygun yazılımı bulundurmaması, yersiz bir şekilde aylık ödemeye devam edilmesi Kamu Mali

Yönetimi ve Kontrol Kanununda yer alan “Hesap Verme Sorumluluğu” ile bağdaşmamaktadır . Zira anılan Kanunda, her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak kullanılmasından sorumlu olduğunu amirdir . Nitekim, Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin

Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 4 üncü maddesinde de, mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasının yol açtığı zarar kamu zararı olarak nitelendirilmektedir .

23) Somut olayda, yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri, değinilen

Anayasa Mahkemesi kararları ile dosya içindeki bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; idarenin hatalı işlemi sonucunda başvuru sahibinden tahsil edilen Bağ-Kur prim borçlarının yersiz ödeme tutarından düşülmesinin veyahut da söz konusu aylığın tekrar bağlanmasının 2926 Sayılı Kanunun 27’nci maddesinin c fıkrası gereğince mümkün olamayacağı, zira 4/a kapsamında ölüm aylığı aldığı, sürekli bir geliri olduğu dikkate alındığında, 2926 Sayılı

Kanun kapsamına giremediği anlaşılmaktadır . Ayrıca, başvuru sahibinin 2926 Sayılı Kanun kapsamında hak sahibi olamayacağı kabul edildiğinde ölüm toptan ödemesi ve aylığı ödenmesi mümkün olamayacaktır . Öte yandan, başvuru sahibi ve yakınlarının öngörülemez haller karşısında anılan Kanun kapsamında hak sahibi olabileceği göz önünde bulundurulduğunda ödenen prim borçlarının yersiz ödenen aylıklardan mahsup edilmesi veya yeniden ölüm aylığı bağlanması talebinin reddedilmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırı olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır .

24) Ayrıca, Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul Ve Esaslara İlişkin Yönetmelik

kapsamında idarelerin kamu hizmetlerinin hızlı, kaliteli, basitleştirilmiş ve düşük maliyetli bir şekilde yerine getirilmesini sağlanması ve kamu hizmetlerinin, başvuru yapılan ilk kademeden sunulması ve sonuçlandırılması, başvuru mercii ile karar/onay mercii arasında birden fazla kademe oluşturulmaması, İdarenin, başvuruların, doğrudan kamu hizmetini sunan birime yapılmasını ve ilk kademede sonuçlandırılmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alması önem arz etmektedir .

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

25) İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler i

8 / 9yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusu kapsamında idarenin başvuranla

ilgili işlemleriyle ilgili bilgi ve belgelerin, süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve

“makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket edildiği, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir .

26) Somut olayda yersiz ödemelerin başvuru sahibi gibi sigortalılardan tahsil edilmesi işlemlerinin

sürekli meydana gelmemesi, taraflar için hem özel ve kamu zararı yaratmaması, idarenin “İyi

Yönetişim” ilkesi gereğince kamu yararı kapsamında kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmeleri açısından, gerekli çapraz sorgulamaların zamanında ve etkin yapılması adına personelinin yeterli bilgiyle donatılması ve gerekli teknik kontrol yazılımlarının sağlanmasının, kamu yönetiminde önemli bir yere sahip olan Sosyal Güvenlik

Kurumunun sunduğu hizmetlerin kalitesine olumlu katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

27) 14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin

birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Kırşehir

İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .

V1I. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Bu kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi