ÖZET: Başvuran, vefat eden eşinden dolayı dul aylığı almakta iken, babasından da sehven ölüm aylığı bağlandığını ve bu durumun ardından kendisine yersiz ödenen aylıkların borç olarak tahakkuk ettirildiğini iddia etmektedir. Başvurana, yalnızca eşinden aldığı aylıkla geçinmekte zorluk çektiğini belirterek, babasından kaynaklanan ölüm aylığının yeniden bağlanmasını talep etmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın babasının 1996 yılında vefat ettiğini ve 2006 yılından itibaren babasından ölüm aylığı aldığını, 2007 yılında eşinden de aylık bağlandığını açıklamıştır. Ancak, başvuranın durumu değiştiğinde Kuruma bildirimde bulunmaması nedeniyle yersiz ödeme yapılmıştır.

Sosyal Güvenlik Kurumu, yersiz ödemelerin tespit edilmesi amacıyla yürütülen KAPSAM projesi çerçevesinde, başvurana yapılan aylıkların durdurulduğunu ve borç çıkarıldığını belirtmiştir. İlgili mevzuat gereğince, yersiz ödemelerin geri alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvuranın durumu, hukuka ve hakkaniyete uygunluk açısından değerlendirildiğinde, yersiz ödenen aylıkların geri alınması yönünde yapılan işlemlerde hukuka aykırı bir durum bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Başvurunun reddine karar verilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 13570-13570 |sayi|53878609-101.07.05.99-E.53878609-101.07.05.99-E.

BAŞVURU NO : 2018/1548 2018/ 1548

KARAR TARİHİ : 01/08/2018 |tarih|

RET KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : Sosyal Güvenlik Kurumu

BAŞVURUNUN KONUSU : Eşinden dolayı ölüm aylığı almakta iken vefat eden babasından dolayı da sehven aylık bağlanan başvuranın, kendisine yersiz ödenen aylıkların borç çıkartılmasına itirazı hakkındadır .

BAŞVURU TARİHİ : 08/02/2018 8.2.2018

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1.Başvuran, müteveffa babasının tarım BAĞ-KUR’u dolayısıyla ölüm aylığı aldığını, eşinin vefatı sonrasında eşinden dolayı da dul aylığı aldığını, eşinden dolayı bağlanan aylık sonrasında babasından dolayı bağlanan aylığın kesilerek tarafına borç tahakkuk ettirildiğini, sadece eşinden dolayı aldığı aylıkla geçinmekte zorluk çektiğini belirterek icra yoluyla talep edilen ödemenin sonlandırılmasını ve babasından kaynaklanan ölüm aylığının tarafına tekrar bağlanmasını talep etmektedir .

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2.Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından

gönderilen 15/ 03/ 2018 tarihli ve sayılı yazı ve eklerinde özetle :

2.1.Başvuranın babasının 05/ 09/ 1996 tarihinde vefat etmiş olduğu, 01/ 12/ 2005 tarihli tahsis talebine istinaden 01/ 01/ 2006 tarihi itibariyle 2926 sayılı Kanun kapsamında babasından dolayı ölüm aylığı bağlandığı, 21/ 03/ 2016 tarihinde ikinci karar işlemi sonucu eşinden 4/ 1(a) kapsamında bağlanan ölüm aylığının başlangıç tarihi olan 01/ 03/ 2007 tarihi itibarı ile de babasından dolayı almış olduğu

1 / 10ölüm aylığının durdurulduğu,

2.2.Başvuranın eşinin 13/ 05/ 2005 tarihinde vefat etmesi üzerine 01/ 03/ 2007 tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun kapsamında eşinden de ölüm aylığı bağlandığı ve bu aylığın ödenmeye devam ettiği, 2.3.01/ 01/ 2006 tarihinde 4/ 1 (b) kapsamında babasından ölüm aylığı talebinde bulunan başvuranın, talebinde yasal zorunluluk olarak ”durumunda herhangi bir değişiklik olması halinde durumu derhal yazılı olarak Kuruma bildireceğini” beyan etmesine rağmen 2007 yılında eşinden dolayı da 4/ 1(a)

kapsamında ölüm aylığına girerken, durum değişikliğini bildirmeyerek 4/ 1(b) kapsamında babasından ölüm aylığı almaya devam ettiği, 2.4.Eşinden aylık bağlama işlemleri sırasında 2007 yılında otomasyon kontrolünün olmaması, kişinin aylık talebinde taahhüt ettiği durum değişikliğini bildirmemesi ve Kurumların ayrı olması sebebi ile bu durumun tespit edilmesinin mümkün olmadığı, 2.5.Sosyal Güvenlik Kurumunca sigortalı ve hak sahiplerine bağlanan gelir/aylıklarının yersiz olarak ödenmesinin engellenmesi amacıyla açılan KAPSAM projesi sayesinde 2016 yılında yersiz ödemenin tespiti sonucunda babasından aldığı aylığın durdurulduğu, 2.6.Anılan durumun başvurana özel bir durum olmamakla birlikte, KAPSAM projesinde 2926 Sayılı

Kanun kapsamındaki hak sahibi kız çocuklarına ait kural düzenlemelerinin yapılarak 04/ 02/ 2016 tarihide yapılan toplu sorgulama sonucunda hak sahibi tüm kız çocuklarına ait yersiz bağlanmış olan aylık/gelirlerin durdurulduğu, durdurulan kayıtlar hakkında İl/Merkez Müdürlüklerine ikinci karar işlemlerinin yapılması, yersiz bağlanan aylıkların borç kayıtlarının oluşturulması gerektiği yönünde talimat verildiği, 2.7.Sosyal Güvenlik Kurumunca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamındaki her türlü ödemelerin geri alınmasının anılan

Kanunun 96 ncı maddesinde düzenlenmiş olduğu ve yine yersiz ödemelerin iadesinde 27/ 9/ 2008 tarihli ve 27010 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin

Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğe göre işlem tesis edileceği, 2.8.Başvuranın 01/ 01/ 2006 tarihi itibariyle 2926 sayılı Kanun kapsamında babasından dolayı ölüm aylığı aldığı, 01/ 03/ 2007 tarihinden bu yana da eşinden 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı alırken, 01/ 03/ 2007 tarihi itibariyle 2926 sayılı Kanun Kapsamında ölüm aylığının durdurulduğu ve tarafına yersiz ödenen aylıklar için “Kişi Hatası” kapsamında borç çıkarıldığı, 2.9.27/ 9/ 2008 tarihli ve 27010 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Fazla veya Yersiz Ödemelerin

Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte yapılan değişiklikle anılan Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının sonuna, “Ancak, sigortalılıklarının (b) bendinde belirtilen süre içerisinde bildirim yükümlüleri tarafından Kuruma bildirilmesi halinde ya da Kurum tarafından yeni gelir veya aylık bağlanması durumunda ilgililer (b) ve (e) bentleri kapsamında kasıtlı veya kusurlu sayılmaz .” hükmünün dikkate alınması gerektiği,

2 / 102.10.Bu bağlamda 26/ 03/ 2018 tarihli tarihli yazı ile başvurana tahakkuk ettirilen borç

tutarının “Kişi Hatası” kapsamından çıkarılarak “Kurum Hatası” kapsamında değerlendirilmesi gerekliği konusunda İl Müdürlüğüne verilen talimat verilmesi üzerine borç aslı 34.202,43 TL ve 12.560,00 TL faizi yeniden hesaplanmış olup 25/ 01/ 2011- 25/ 01/ 2016 tarihleri arasında ödenen yersiz aylıklar için borç miktarının 22.955,00 TL olarak revize edildiği, 2.11.01/ 01/ 2006 tarihi itibariyle 2926 sayılı Kanun kapsamında babasından ölüm aylığı bağlanan başvuranın 01/ 03/ 2007 tarihinden itibaren de 13/ 05/ 2005 tarihinde vefat eden eşinden 506 sayılı

Kanun kapsamında ölüm aylığı bağlanması sonucu babasından bağlanan aylığın kesilmesi gerektiğinden ve söz konusu aylık 2018/ 9 sayılı Genelge de iptal edilen aylık kapsamına girmediğinden babasından tekrar talep etmesi halinde de aylık bağlanmasına imkan bulunmayacağı, İfade edilmiştir .

III. İLGİLİ MEVZUAT

3.18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır .

4.6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci

maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” denmektedir .

5.2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunun 4956

sayılı Kanunla Mülga :

5.1.“Ölüm sigortasından aylık bağlama şartları” başlıklı 23’ üncü maddesinde; “ sigortalının ölüm tarihinde en az üç tam yıl sigorta primi ödemiş olması, sigortalının hak sahiplerinin yazılı istekleri üzerine aylık bağlanacağı,” hükmü, 5.2.“Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlıklı 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde ; “ölen sigortalının 24 üncü madde gereğince tespit edilecek aylığının 18 yaşını veya ortaöğrenim yapması halinde 20, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul bulunan erkek çocukları ile herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmayan veya buralardan aylık veya gelir almayan yaşları ne olursa olsun evli olmayan kız çocukların her birine % 25’inin aylık veya toptan ödeme şeklinde verileceği .” hükmü

6.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 1. Maddesinin

ikinci fıkrasında : “17/ 7/ 1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/ 9/ 1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/ 10/ 1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/ 10/ 1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/ 2/ 2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edileceği bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu

Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır .” hükmü,

3 / 106.1.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Yersiz ödemelerin geri

alınması” başlıklı 96 ncı maddesi; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu

Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır .

…

Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır .

Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir .” hükmü 7.12/ 05/ 2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal

Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin Geçici 31 inci maddesinin birinci fıkrasında : “İştirakçiliği

Kanunun yürürlük tarihinden önce başlayan, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c)

bendi kapsamındaki sigortalılar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerinin Kanunun yürürlük tarihinden önce; a) Bir dosyadan gelir veya aylık almakta iken Kanunun yürürlük tarihinden sonra yeni bir dosyadan gelir veya aylığa hak kazanması halinde; eski ve yeni sigortalılık halinin aynı olması durumunda

Kanunun 54 üncü maddesi, farklı olması durumunda ise Kanunun yürürlük tarihinden önceki kanunların mülga hükümleri uygulanır .

……” hükmü, 8.5/ 12/ 2017 tarihli ve 30261 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal

Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 29 uncu maddesiyle yapılan değişikle söz konusu Yönetmeliğin geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında : “Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümleri uygulanır .” hükmü, Bulunmaktadır .

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

4 / 10ÖNERİSİ

9.Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, emsal yargı kararları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “ Ret Karar Önerisi ”

Kamu Başdenetçisi’ ne sunulmuştur .

IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10.Başvuran, özetle; müteveffa babasının tarım BAĞ-KUR’u dolayısıyla ölüm aylığı aldığını, eşinin vefatı sonrasında eşinden dolayı da dul aylığı aldığını, eşinden dolayı bağlanan aylık sonrasında babasından dolayı bağlanan aylığın kesilerek tarafına borç tahakkuk ettirildiğini, sadece eşinden dolayı aldığı aylıkla geçinmekte zorluk çektiğini belirterek icra yoluyla talep edilen ödemenin sonlandırılmasını ve babasından kaynaklanan ölüm aylığının tarafına tekrar bağlanmasını talep etmektedir .

11.Başvuru dosyası kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde açıklamalarına yer verildikten sonra özetle; ödenen gelir/aylıkların mevzuata uygunluğunun kontrolünün yapıldığı 4/B KAPSAM Projesi kapsamında yapılan inceleme sırasında başvurana yersiz aylık ödendiğinin anlaşıldığı ve yersiz ödenen aylığının 01/ 03/ 2007 tarihi itibarıyla durdurulduğu, yersiz ödenen aylıklar için ilk etapta 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a)

bendine göre borç çıkarma işlemlerinin yapılması sonucunda icra takibi başlatılacağı ifade edilmiştir .

12.Bu çerçevede uyuşmazlığın, eşinden dolayı 4/ 1-(a) kapsamında aylık almakta iken sehven babasından dolayı 2926 sayılı kanun kapsamında aylık bağlanan başvurana yersiz ödendiği anlaşılan aylıkların geri istenip istenemeyeceği noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır .

13.Bu kapsamda başvurana babasından hak sahipliği dolayısıyla maaş ödenmesine ilişkin duruma başvuranın babasının 1996 yılında ölmüş olması sebebiyle 6 no.lu paragrafta yer alan hüküm çerçevesinde 2926 sayılı Kanunun uygulanması gerektiği anılan kanun kapsamında : hak sahipleri çocuklarına aylık bağlanabilmesi için 3 tam yıl sigortalı olma şartı yanında, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi işte çalışıp çalışmadıkları veya buralardan aylık veya gelir alıp almadıkları dikkate alınarak aylık bağlanma işlemlerinin yapıldığı anlaşılmaktadır .

14.Yine başvuranın babasının 1996 tarihinde ölmesi sebebiyle her ne kadar 2926 sayılı kanunun ilgili hükmü 4956 sayılı kanunla mülga olsa da anılan kanunu mülga eden 4956 sayılı Kanunun yürürlük tarihinin 08.08.2001 olması sebebiyle başvuranın babasının 2926 sayılı kanun kapsamında sigortalı sayılacağı değerlendirilmektedir .

15.Buna göre, ölen sigortalının 2926 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi gereğince tespit edilecek aylığının herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmayan veya buralardan aylık veya gelir almayan yaşları ne olursa olsun evli olmayan kız çocuklarına hak sahipliği nedeniyle bağlanabileceği hususu düzenlenmiştir .

16.Bu durumda, hak sahipliği dolayısıyla babasından almış olduğu aylığı eşinden hak sahipliği dolayısıyla aldığı aylık sonucunda 15 no.lu paragrafta yer alan gelir unsuru sebebiyle kesilmesi gereken başvurana 01.03.2007 tarihinden sonra sehven ödenen aylıkların yersiz ödeme niteliğinde olduğu değerlendirilmektedir .

17.Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanunun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesinin

5 / 10(a) bendinde sigortalıların kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemelerin

hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru on yıllık sürede ve bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren kanuni faiziyle tahsil edileceği düzenlenmişken, (b) bendinde Kurumun hatalı işleminden kaynaklanan her türlü fazla veya yersiz ödemenin ; hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan kısmının geriye alınacağı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemeler için faiz uygulanmayacağı , yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemeler için ise bu süre sonundan itibaren kanunî faiz uygulanacağı, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edileceği , alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınacağı, Kurumdan gelir veya aylık alınıyor olması durumunda söz konusu ödemelerin gelir ve aylıklardan % 25 oranında kesileceği hüküm altına alınmıştır .

18.Madde ile Kurum tarafından fazla veya yersiz yapıldığı anlaşılan her türlü ödemenin geri alınacağının düzenlendiği, fazla veya yersiz ödemenin ne şekilde ve hangi esaslar doğrultusunda geri alınacağının ise fazla veya yersiz ödemeyi doğuran sebebin sigortalıların kasıt veya kusuru ile

Kurum hatasından doğmasına göre farklılaşacağı belirlenmiştir . Kurumun hatalı işlem yapabileceği öngörülerek Kurumun hatalı işleminden kaynaklanan fazla veya yersiz ödemelerin hafifletilmiş şartlarla geri alınmasına yönelik bir düzenlemeye gidildiği görülmektedir . Somut olayda, ilk etapta ilgili mevzuatın (a) bendi üzerinden başvurana “kişi hatası” kapsamında 34.202,43 TL borç aslı ve 12.560,00 TL faizi olmak üzere borç çıkartılmış Kurumumuzun dostane çözüm girişimleri ve inceleme ve araştırma sürecinde anılan borcun kurumun hatalı işlemi nedeniyle başvurana yersiz ödendiğinin tespiti sağlanarak başvurana çıkarılan borç miktarı 22.955,00 TL olarak ilgili mevzuatın (b) bendi kapsamda revize edilmiştir .

19.Bununla birlikte, 96 ncı maddenin (b) bendinin “hukukun vatandaşlara öngörülebilirlik ve güven sağlaması gerektiği, keyfi şekilde düzenlenen yaptırımların ve vatandaşlara getirilen yükümlülüklerin hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, önceden yapılan ödemelerin geri alınmasına ilişkin düzenlemenin mülkiyet hakkıyla birlikte ağır yaptırım öngörmesi nedeniyle ölçülülük ilkesini de ihlal ettiği, Kurum’un kendi kusurundan dolayı tek taraflı olarak emeklilik statüsünü iptaliyle ortaya çıkan zarardan vatandaşın sorumlu tutulmasının Devlet’in yükümlülüklerine aykırılık teşkil ettiği, Kurum’un kusuru nedeniyle hatalı olarak tesis edilen işlemden kaynaklanan ödemelerin iadesinin iş mahkemelerine açılan davalar ile sağlandığı ve hatalı işlem nedeniyle uğranılan zararın

Kurum’dan tahsili talebinin bu düzenleme karşısında sonuçsuz kalacağı” gerekçesiyle Anayasa’nın 2., 13., 35., 60. ve 125. maddelerine aykırı olduğu ve iptali için itiraz yoluyla yapılan başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesi’nce verilen 10/ 02/2016 tarihli ve sayılı kararda ; “… Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılması zorunludur . Kanun koyucunun, Anayasa’ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü düzenlemeyi yapma konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır .

6. Kural, sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, Kurum’un hatalı işlemi nedeniyle ilgiliye yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir . Kuralın, Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde ilgililere yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır . Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır .

7. Öte yandan Kurum’un hatalı işleminden kaynaklanan nedenlerle yapılan fazla veya yersiz ödemelerin yaptırımı, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışı sonucu yapılan fazla veya yersiz ödemelerin hükümlerine göre hafifletilmiş, kanun koyucu sebepsiz zenginleşene hatalı işlemin tebliğinden itibaren yirmidört ay gibi uzun bir süre faizsiz iade yapması için seçenek tanımıştır .

6 / 10Dolayısıyla kural Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırı değildir .”

denilmek suretiyle itirazın reddine karar verilmiştir .

20.Yine, 96 ncı maddenin (a) bendinin Anayasa’nın 60. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali için itiraz yoluyla yapılan başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesi’nce verilen 12/ 07/ 2017 tarihli ve sayılı kararda ; “…Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılması zorunludur . Kanun koyucunun, Anayasa’ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü düzenlemeyi yapma konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır .

12. Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir . Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından

Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır . Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır .

…

14. Kural, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle, var olmayan bir sosyal güvenlik hakkının gerçekleştiği değerlendirmesiyle Kurumun ilgililere yaptığı ve malvarlıklarında sebepsiz zenginleşmeye yol açan yersiz ödemelerin iadesine ilişkindir . Bu nedenle kişinin malvarlığında ekonomik bir değer taşımakla birlikte geçerliliği bulunmayan bir sosyal güvenlik hakkından kaynaklanan yersiz ödemenin iadesi talebini düzenleyen kuralın sosyal güvenlik hakkıyla bir ilgisi bulunmamaktadır .

15. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir…” denilmek suretiyle itirazın reddine karar verilmiştir .

21.Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesi’nce; 96 ncı maddenin Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olduğu, Kuralın, ilgililere yapılan fazla veya yersiz ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığının anlaşıldığı, böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğunun açık olduğu, bu nedenlerle kuralın Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olmadığı belirtilmiştir .

22.Nitekim kendilerine fazla veya yersiz ödenen emekli aylıklarının geri istenmesi işlemleri üzerine sigortalılar tarafından yapılan bireysel başvurular üzerine verilen benzer nitelikteki kararlar ile mülkiyet hakkına müdahalenin sınırlarının AİHS kapsamında tartışıldığı Anayasa Mahkemesi’nce verilen diğer kararlarda da; 23.Anayasa’da yer alan mülkiyet hakkının, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak ise yargısal içtihatlara paralel sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğunun kabul edilmesi gerektiği (Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/ 2166, 25/ 6/ 2015, Ş 36; benzer yöndeki AİHM kararları için bkz . Stec ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 65731/ 01 ve 65900/ 01, 12/ 4/ 2006, § 53- 55; Andrejeva-Letonya [BD], B. No: 55707/ 00, 18/ 2/ 2009, § 77; Moskal/Polonya, B. No: 10373/ 05, 15/ 9/ 2009, § 38), AİHM’in, bir mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılmasının, onun en azından ortadan kaldırılıncaya kadar

7 / 10“mülk” olarak kabul edilmesine engel olmayacağını ifade ettiği (Moskal/Polonya, B. No: 10373/ 05,

15/ 9/ 2009, § 40), 24.Mülkiyet hakkının mutlak olmayıp bu hakkın sınırlandırılmasının mümkün olduğu, ancak

Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62), 25.Ölçülülük ilkesinin “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluştuğu, “elverişlilik” ilkesinin öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, “gereklilik” ilkesinin ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, “orantılılık” ilkesinin ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade ettiği (AYM, E .2011/ 111, K.2012/ 56, 11/ 4/ 2012;

E .2012/ 102, 14.2012/ 207, 27/ 12/ 2012; E .2012/ 149, K.2013/ 63, 22/ 5/ 2013; E .2014/ 176, K.2015/ 53,

27/ 5/ 2015; E .2015/ 43, K.2016/ 37, 5/ 5/ 2016; E .2016/ 13, 142016/ 127, 22/ 6/ 2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38), 26.Hukuka aykırı ödemelerin tahsiline ilişkin uyuşmazlıklarda mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilebilmesi için başvurucuya kanuna aykırı olarak ödeme yapılması biçiminde ortaya çıkan sonuca tarafların katkı derecelerine de bakılması gerektiği, bu bağlamda tarafların yasal yükümlülüklerinin neler olduğu, bunların yerine getirilmesinde ihmalkârlık gösterilip gösterilmediği ve ihmalin varlığının tespiti hâlinde bunun hukuka aykırı sonucun doğmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığının da göz önünde bulundurulması gerektiği (Uğur Ziyaretli, § 65), 27.Öte yandan idarenin “iyi yönetişim” ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunduğu, “iyi yönetişim” ilkesinin, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirdiği (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No 2013/ 711, 3/ 4/ 2014, § 68), 28.İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumunun yanında işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz uygulanması gibi yaptırımların öngörülüp görülmediğinin önem arz ettiği (Tevfik

Baltacı, B. No: 2013/ 8074, 9/ 3/ 2016, § 71), 29.Sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalı işlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlarda kaldırabileceği hususunda kuşku bulunmadığı, bu tespitin hatalı idari işlemden kaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olduğu, aksi durumun kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları hâlde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar doğurabileceği, bu durum, sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüşmeyeceği (Tevfik Baltacı, § 74), 30.Hatalı idari işlemin üçüncü kişilerin yönlendirmesi olmaksızın idarenin kendisinden kaynaklandığı durumlarda farklı bir ölçülülük yaklaşımının benimsenmesi ve başvurucu üzerinde aşırı ve orantısız bir yüke sebep olunup olunmadığının tespit edilmesi gerektiği (Tevfik Baltacı, § 76), 31.Emekli aylığının sosyal bir ödeme olduğu hususu da dikkate alındığında yersiz yapılan

8 / 10ödemelerin iade edilebilmesi için ilgililerin ekonomik anlamda dara düşmesini önleyecek şekilde bir

takvime bağlanmasının, kamu yararı ile bireysel yarar arasında denge kurulması bakımından gerekli olduğu (Fatma Ülker Akkaya, B. No: 2014/ 18979, 22/ 2/ 2018, § 58)

İfade edilmiştir .

32.Yukarıda yer verilen değerlendirmeler, yargı kararları, ifade ve açıklamalar ışığında somut olayda, ilgili mevzuatın aradığı aylık bağlanma şartlarını; babası yönünden, kocasından hak sahipliği dolayısıyla edindiği maaş sebebiyle kaybeden başvurana ödenen emekli aylıklarının en azından ortadan kaldırılıncaya kadar “mülk” olarak kabul edilmesi gerektiği, Kurum’un hatalı işlemi nedeniyle Kanun’a aykırı şekilde başvurana yapılan fazla veya yersiz ödemelerin 5510 sayılı

Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi ile getirilen kurala dayanarak Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla geri alınmak suretiyle sınırlandırılabileceği, kural ile kanuna aykırı olarak ödeme yapılması biçiminde ortaya çıkan sonuca tarafların katkılarının dikkate alındığı ve hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz uygulanmasındaki usul, tahsilatın başvuranın dara düşmesini önleyecek bir takvime bağlanması gibi kamu yararı ile bireysel yarar arasında denge kurulması bakımından makul kabul edilebilecek şekilde belirlendiği ve idarenin de bu çerçeveye uygun şekilde işlem tesis ettiği değerlendirilmiştir .

33.Başvuru konusu somut olayda, eşinden dolayı aylık almakta iken bu durumu açıkça bildirmek suretiyle tarafına babasından dolayı da aylık bağlanmasını talep eden başvurana, vefat eden babasından dolayı ikinci bir aylık bağlanmasının ve her iki aylığın da ödenmeye devam edilmesinin idarenin açık hatasından kaynaklandığı, idarenin başvurana gönderdiği yazılarda da müteveffa babasından dolayı tarafına bağlanan ölüm aylığının bağlanmaması gerekirken sehven bağlandığını ifade ettiği anlaşılmış olup idarenin açıkça hukuka aykırı işlemlerini her zaman geri alabileceği ve

5510 sayılı Kanunun 96 ıncı maddesi gereği Kurumun hatalı işleminden kaynaklansa dahi

sigortalılara fazla veya yersiz yapılan her türlü ödemenin geri alınmasının bir zorunluluk olduğu değerlendirildiğinden eşinden dolayı aylık alan başvurana daha sonraki bir tarihte babasından dolayı bağlanan aylığın durdurulması ve yersiz ödenen aylıkların 96 ncı maddenin (b) bendine göre geri alınması yönünde idarece yapılan işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır .

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 34.İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin

Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi”, başvuranın taleplerine tam ve açık şekilde cevap verilmemiş olması sebebiyle “idarenin kararların gerekçeli olması”, “bilgi edinme hakkı” ve

“dürüstlük” ilkelerine uygun davranılmadığı görülmüş olup idarenin anılan ilkelerle uygun davranması ve “hukuka uygunluk” ve “nezaket” ilkelerine ise daha fazla özen göstermesi önerilmektedir .

35.Bununla birlikte, hukuk devleti ilkesi idarenin “belirlilik” , “istikrar” , “öngörülebilirlik” ve

“haklı beklenti” ilkelerine uygun davranmasını içermektedir . Buna göre, idarenin vatandaşların güvenini boşa çıkaracak uygulamalardan kaçınması gerekir . Emeklilik çalışanlar bakımından tüm

9 / 10çalışma hayatı boyunca varılmak istenen bir gaye, sosyal devlet olmanın gereği olarak yaşlılık

riskine karşı alınan bir güvence, devlet için bir ödevdir . İdarenin kişilerin, sigortalıların bu hakkın kazanılmasına yönelik beklentiye sokacak davranışlardan kaçınması, kendi iş ve işlemlerinde ise yasaya uygun, gerekli dikkat ve özeni göstermesi beklenmektedir . Bu tür durumlara sebep verilmemesi için idarenin, hizmetin gerekleri göz önüne alınarak personelin eğitimi ve yetiştirilmesine ve kendi içinde kontrol ve denetim mekanizmalarına gereken önemi vermesi gerektiği, yine, yaptığı hataları düzeltirken iyi bir zamanlamayla, uygun bir şekilde ve en önemlisi tutarlı olarak hareket etmesi beklenmektedir .

V. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

36.6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana

tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Yalova İş Mahkemesine yargı yolu açıktır .

VI. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi