ÖZET: Başvuran, Türkiye Zirai Donatım Kurumu’nda (TZDK) 1977-1989 yılları arasında teknik kontrolör olarak çalıştığını ve bu süre zarfında emekli ikramiyesi almadığını iddia etmektedir. Başvurusunda, yıllık izninin sona ermesinin ardından öğretmen olarak atandığı için iş akdinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediğini belirtmiştir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan değerlendirmede, başvuranın iş akdinin yıllık izni sonrası göreve başlamaması nedeniyle feshedildiği ve bu durumun kıdem tazminatına hak kazanmasını engellediği ifade edilmiştir.

SGK’nın açıklamalarına göre, 5510 sayılı Kanun’un geçici maddeleri çerçevesinde, başvuranın emekli ikramiyesi hesaplamasında 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi gereği, kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona eren hizmet sürelerinin dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Başvuranın iş akdinin feshi, disiplin kurulu kararı ile gerçekleştiği için, bu süreler emekli ikramiyesi hesaplamasında göz önünde bulundurulmamıştır.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın emekli ikramiyesi talebinin reddedilmesinin hukuka uygun olduğunu belirterek, başvurunun reddine karar vermiştir. Başvuranın, yıllık izni sonrası göreve başlamaması nedeniyle iş akdinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediği sonucuna ulaşılmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/8253-S.21.13237

BAŞVURU NO : 2020/102139

KARAR TARİHİ : 31/05/2021

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Başvuranın kamuda İş Kanununa tabi olarak geçen çalışma sürelerine

BAŞVURUNUN KONUSU :

çalışmasının kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermemesi nedeniyle emekli ikramiyesi ödenmemesi hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 06/12/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, 03.10.1977-29.12.1989 tarihleri arasında Türkiye Zirai Donatım Kurumu Erzurum Tarım

Aletleri ve Makinaları İşletme Müdürlüğünde teknik kontrolör [sosyal güvenlik yönünden 506 sayılı Kanun kapsamında] olarak görev yaptığını, Kurumunca muvaffakat verilmesi üzerine Milli Eğitim Bakanlığının

10.10.1989 tarihli yazısı ile Yozgat İline öğretmen olarak atandığının Kurumunca tarafına tebliğ edildiğini,

yine Yozgat Valiliğinin 16.11.1989 tarihli yazısı ile Yozgat İlinde atandığı okulun Kurumunca tarafına tebliğ edildiğini, atamasının gerekleşmesi üzerine 27.11.1989-26.12.1989 tarihleri arasında yıllık izne ayrıldığını ve 11.12.1989 tarihinde fiilen öğretmen olarak görev yapmaya başladığını, emekli olunca alacağı düşüncesiyle TZDK bünyesinde geçen 12 yıl 18 günlük kıdem tazminatını almadığını, 27.08.2002 tarihinde tarafından gönderilen yazı ile 11.01.1990 tarihinde iş akdinin fesh edildiğine dair tarafına tebligat yapıldığının bildirildiğini, Kurumunca naklen atanması nedeniyle değil de izinsiz ve habersiz işe gelmemesi nedeniyle iş akdinin fesh edildiğini oysa ki dosyasındaki evrakın incelenmesinden

Kurumundan ayrılışının öğretmen olarak atanması sürecine bağlı olduğunun görüleceğini, belirterek anılan sürenin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 14/01/2021 tarihli ve sayılı bilgi belge isteme yazısına cevaben Sosyal

Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 17/02/2021 tarihli ve sayılı yazıda özetle; 2.1. Başvuranın 5510 sayılı Kanunun Geçici 4 üncü maddesi kapsamında bulunması nedeniyle emekli aylığının bağlanması ve emekli ikramiyesi hakkında 2829 sayılı Kanun hükümleri de dikkate alınmak suretiyle 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulandığı,

2.2. 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi uyarınca 2829 sayılı Kanun gereği birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlananlara ödenecek emekli ikramiyesi hesabında 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı alınmasına hak kazanacak şekilde sona ermemiş sürelerin dikkate alınmadığı, 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde İş Kanununa tabi olarak geçen sürelere emekli ikramiyesi ödenebilmesi için iş sözleşmesinin kıdem tazminatını ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermesi gerektiğinin düzenlendiği, 2.3. Dosyası içeriğindeki TZDK Erzurum İşletme Müdürlüğünün 11.1.1990 tarihli yazısında Yıllık izni

26.12.1989 tarihinde sona eren başvuranın 27.12.1989 tarihinde iş başı yapmadığından Toplu İş

Sözleşmesinin 71 inci maddesinin (D) bendinin 27 nci fıkrası gereğince Disiplin Kurulunca 29.12.1989 tarihi itibarıyla iş akdinin fesh edildiği yine TZDK A.Ş. Gn.Md.nün 27.8.2002 tarihli yazısında başvuranın kurumlarındaki hizmetinin kıdem tazminatını hak edecek şekilde sona ermediğinin ifade edildiğinin görüldüğü, Başvuranın çalışmasının geçtiği ilgili Kurumunun devredildiği

15.10.2020 tarihli yazısı ile de aynı hususlara değinilerek başvurana kıdem tazminatının ödenmediğinin

bildirildiği, 2.4. Buna göre, 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca çalışmasının kıdem tazmiantını hak edecek şekilde sona ermediği anlaşılan başvurana anılan çalışma süreleri için emekli ikramiyesi ödenmemesi yönündeki işlemlerde hata bulunmadığı, 3. Kurumumuzun 14/01/2021 tarihli ve sayılı bilgi belge isteme yazısına cevaben

Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 12/02/2021 tarihli ve sayılı yazıda özetle; 3.1. Başvuranın Kurumlarında 1475 sayılı iş Kanuna tabi çalıştığı, bu nedenle 657 sayılı Kanunda belirlenen şekilde bir muvafakat uygulamasının söz konusu olmadığı, anılan uygulamanın ancak kurumdan ayrılmasında bir mahsurun bulunmadığının belirtilmesi niteliğinde olduğu, 3.2. Başvuranın 27.11.1989 tarihinde yıllık izne ayrıldığı, yıllık izin bitişi görevine başlamadığından

2.1.1990 tarihli ve 1990/1 karar nolu Disipli Komisyon kararına istinaden 1475 sayılı iş Kanunun 17. ve

Toplu İş Sözleşmesinin 71 inci maddesinin (D) bendinin 27 nci fıkrası gereğince 29.12.1989 tarihinde iş akdinin feshedildiği, bu nedenle tarafına kıdem tazminatı ödenmediği, İfadelerine yer vermiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 5. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı

5 inci maddesinin birinci fıkrası;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 4 üncü maddesinde; “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun

/

yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Bu fıkra kapsamına girenlerden 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesi kapsamında bulunanların emekli kesenekleri ile kurum karşılıklarının hesabında, işgal ettikleri kadrolar için ilgili mevzuatında belirlenen unsurlar esas alınır.

Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır. Ancak, Polis Akademisinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin yetim aylıkları bu öğrenimleri süresince kesilmeksizin ödenmeye devam edilir.” 7. 5484 sayılı Emekli Sandığı Kanununun “İkramiye” başlıklı 89 uncu maddesinde; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel

Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.”

“Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak

Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.”

“İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.” 8. 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi

Hakkında Kanunun; 8.1. “Aylığı bağlayacak kurum” başlıklı 8. Maddesinde; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.

Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma (Ek ibare: 27/1/2000 – 4505/1 md.) süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.” 8.2. Emekli ikramiyesi başlıklı 12 nci maddesinde; “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara,T.C. Emekli Sandığına tabi daire,kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden,

5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir.

Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce kıdem tazminatı veya emekli ikramiyesi ödenmiş süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz.

Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır.” 9. 1475 sayılı İş Kanunun “kıdem tazminatı” başlıklı 14 üncü maddesinde;

“Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:

1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla, 5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.”

“T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle

Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.

Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz.”

Hükmü yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran özetle, yıllık izin bitiminde göreve başlamaması nedeniyle iş akdinin kıdem tazminatına hak edecek şekilde sona ermediği gerekçesiyle 03.10.1977-29.12.1989 tarihleri arasında Türkiye Zirai Donatım

Kurumu Erzurum Tarım Aletleri ve Makinaları İşletme Müdürlüğünde (TZDK) geçen çalışma süresine emekli ikramiyesi ödenmediğini oysa öğretmen olarak atanması nedeniyle Kurumunca tarafına muvafakat verildiğini belirterek anılan çalışma süresine emekli ikramiyesi ödenmesini talep etmektedir.

12. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle, başvuranın yıllık izin bitimi göreve başlamaması nedeniyle iş akdinin 1475 sayılı Kanunun 17 nci maddesi uyarınca feshedildiği, buna göre çalışmasının kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediği anlaşıldığından başvurana anılan süreler için emekli ikramiyesi ödenmesine imkan bulunmadığı ifade edilmiştir.

13. devrolunan mülga TZDK tarafından özetle; başvuranın Kurumlarında

1475 sayılı Kanun uyarınca çalıştırıldığı, bu nedenle hakkındaki muvaffakat işleminin 657 sayılı Kanuna

tabi personel için öngörülenle aynı nitelikte bulunmadığı, yalnızca kurumlarından ayrılmasında bir sakınca olmadığını belirttiğini, yıllık izin dönüşü görevine başlamadığı anlaşılan başvuranın iş akdinin 1475 sayılı

Kanunun 17 nci maddesi uyarınca fesh edildiği, bu nedenle çalışmasının kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sonlanmadığı ve tarafına kıdem tazminatı ödenmediği ifade edilmiştir.

14. Bu çerçevede uyuşmazlığın, yıllık izin dönüşü göreve başlamaması nedeniyle disiplin kurulu kararı ile iş akdi feshedilen başvurana emekli ikramiyesi ödenip ödenmeyeceği noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

15. 5510 sayılı Kanunun Geçici 4 üncü maddesi gereği Kanunun yürülüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik bakımından 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışan sigortalıların emekli ikramiyeleri hakkında 5510 sayılı Kanunda aksi belirtilmedikçe mülga hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun ve mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılmaktadır. Buna göre, 2008 yılı Ekim ayı öncesinde 5434 sayılı kanuna tabi olduğu anlaşılan başvurana ödenecek emekli ikramiyesinin 5434 ve

2829 sayılı Kanunların ilgili hükümleri çerçevesinde belirlenmesi gerekmektedir.

16. 5434 sayılı Kanunun 89 uncu ve 2829 sayılı Kanunun “Emekli ikramiyesi” başlıklı 12 nci maddelerine göre 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda işçi, mevsimlik işçi geçici işçi vb. statülerde çalışanlara ikramiye ödenebilmesi için bu çalışmaların 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma koşullarına uygun olarak sona ermiş olması ve bu kişilere kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olup başkaca bir ad altında herhangi bir tazminat ödenmemiş olması gerekmektedir.

17. Dosya muhteviyatındaki bilgi ve belgelerden başvuranın TZDK bünyesinde İş Kanununa tabi olarak çalışmaktayken Milli Eğitim Bakanlığı bünyesine öğretmen olarak atandığı, Bakanlıkça Kurumundan muvafakat istenmesi üzerine başvuranın İş Kanunu kapsamında çalıştığının ve 657 sayılı Kanun kapsamında bir muvafakat verilmesinin söz konusu olmadığının belirtilerek işinden ayrılmasında bir mahsur bulunmadığının Bakanlığa bildirildiği, yıllık izin kullanmaktayken öğretmenlik görevine başlayan başvuranın, yıllık izninin bittiği 27.12.1989 tarihinde görevine başlamadığı, göreve başlamaması nedeniyle

1475 sayılı Kanunun 17 nci maddesi ve Toplu İş Sözleşmesinin ilgili hükümleri çerçevesinde 2.1.1990

tarihli Disiplin Kurulu Kararı ile başvuranın iş akdinin feshedildiği ve ilgili Kurumca başvurana kıdem tazminatını ya da başka bir ad altında tazminat niteliğinde herhangi bir ödeme yapılmadığı, 2020 emeklilik talebinde bulunan başvurana TZDK bünyesinde geçen hizmetleri kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediğinden emekli ikramiyesi ödenmediği anlaşılmaktadır.

18. Diğer yandan başvuran TZDK bünyesindeki görevinden ayrılışının Kurumunun muvafakatı ile olduğunu, dolayısıyla anılan ayrışının emekli ikramiyesi ödenmesine engel teşkil etmemesi gerektiğini ifade etmektedir. 1475 sayılı Kanunda 657 sayılı Kanundaki şekilde ilgililer hakkında muvafakat verilmesine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu çerçevede 1475 sayılı Kanun kapsamında çalışan başvuran hakkında atandığı Kurumun talebine bağlı olarak muvafakat niteliğinde bir işlem tesis edilemeyeceği değerlendirilmektedir. Nitekim başvuranın Kurumu tarafından ilgili idareye verilen yanıtta da anılan hususa atıfla yalnızca başvuranın işinden ayrılmasında bir mahsur bulunmadığı açıklamasına yer verildiği görülmüştür. Bu durumda başvuran adına verilmiş bir muvafakattan söz edilemeyeceği değerlendirildiğinden, yıllık izin sonrası göreve başlamaması nedeniyle disiplin kurulu

/

kararı ile iş akdi feshedilen başvuranın çalışmasının kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediği sonucuna ulaşılmıştır.

19. Sonuç olarak yukarıda yapılan açıklamalar, idarenin verdiği cevaplar ve Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, 03.10.1977-29.12.1989 tarihleri arasındaki hizmetinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirir şekilde sona ermediği anlaşılan başvurana, anılan dönemdeki çalışması karşılığı emekli ikramiyesi ödenmemesi yönünde idarece yapılmış işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

21. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa)

dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare

Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/