|
ÖZET: Başvuran, 16.05.2023 tarihinde İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yıllık izninin kabul edilmemesi nedeniyle maaşında yapılan kesintinin iadesini talep etmektedir. Başvurusunda, izninin mevzuata aykırı bir şekilde reddedildiğini ve bu durumun kendisine ekonomik zarar verdiğini ifade etmektedir. Sağlık Bakanlığı, başvuranın izin talebine ilişkin vekaletinin uygun görülmediğini, bunun sebebinin diğer hekimlerin muayene yükünün artması olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, başvuranın yıllık izin hakkından mahrum bırakılmadığı, vekalet talebinin reddedilmesinin kamu hizmetinin sürekliliği açısından gerekli olduğu ifade edilmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin kabul edilmesi yönünde bir öneri hazırlamıştır. İncelemeler sonucunda, başvuranın yıllık izni sırasında vekalet bırakma zorunluluğunun Anayasa’nın 50. maddesine aykırı olduğu ve bu durumun hukuka uygun bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, başvuranın izinli olduğu süre zarfında maaşından yapılan kesintinin yasal faizle birlikte kendisine ödenmesi gerektiği tavsiye edilmiştir. Sağlık Bakanlığı’na, bu kararın uygulanması için otuz gün içinde işlem tesis etmesi gerektiği bildirilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/2986-S.24.4741
BAŞVURU NO : 2023/17250
KARAR TARİHİ : 14.03.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI
İzinli geçirilen sürede yapılan ücret kesintisinin iadesi talebi
BAŞVURUNUN KONUSU :
hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 28.10.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda, başvuran özetle; İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından
16.05.2023 tarihli 1 (bir) günlük yıllık iznine dair vekâletin mevzuata aykırı bir şekilde ve yetki aşımı
yapılarak kabul edilmediğini, bu nedenle maaşından kesinti yapıldığını, bunun sonucunda ekonomik zarara uğratıldığını ifade ederek, konunun incelenerek ek dilekçesinde sunduğu hukuki dayanaklarının dikkate alınmasını, ihlal edilen anayasal kişisel hakkı olan gelir hakkının korunmasını ve maaşından kesilen tutarın iade edilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi ve belge talebi içeren yazımıza istinaden gönderilen
Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün 11.01.2024 tarih ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Başvuranın İstanbul Sultanbeyli Hamidiye Aile Sağlığı Merkezinde ( No.lu Birim) aile hekimi olarak görev yaptığı, 2.2. Başvurana izin kullandığı dönemde yapılan ödemeler ile ilgili olarak 30.06.2021 tarih ve sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinin uygulandığı, mezkûr Yönetmelik hükümleri uyarınca vekâlet verilmesi ve vekâletin Müdürlükçe uygun görülmesi durumunda asıl aile hekimine tam ödeme yapıldığı, Müdürlükçe vekâletin uygun görülmemesi veya tek
birimli aile sağlığı merkezlerinde olduğu gibi vekâletin söz konusu olmaması halinde ise görevlendirme yapılacağından asıl ve geçici aile hekimine ilgili Yönetmelikte bahsi geçtiği üzere ödeme yapıldığı, 2.3. Başvuranın 16.05.2023 tarihli 1 (bir) günlük yıllık izin talebine istinaden yapmış olduğu vekâlet talebinin; günlük ortalama muayene sayısının çok yüksek olması, aynı aile sağlığı merkezindeki diğer birim hekimlerinin de günlük ortalama muayene sayılarının yüksek olması, vekâlet bırakılan hekimin üzerinde oluşturacağı iş yükünün bir hekimin kaldıracağı günlük muayene sayısının çok üzerinde olacağından hasta mağduriyetlerinin oluşacağı gerekçesiyle uygun görülmediği, 2.4. Başvuranın herhangi bir yıllık izin kullanma hakkından mahrum bırakılmadığı, her vekâleten hizmet gördürme talebinin onaylanmasının idari anlamda görev ve yetkileri anlamsız kılacağı ve farklı mağduriyetlere neden olacağı, uygulamanın yetkisiz yapıldığı iddiasının gerçek dışı olduğu, sağlık hizmetinin vekâleten görülmesi talebinin kamu yararı taşımayan bir gerekçeyle reddedilmesinin söz konusu olmadığı, 2.5. Başvuranın yıllık izin talebi kabul edilmekle birlikte, yıllık izin talebine istinaden yapmış olduğu vekâlet talebinin reddedildiği ve yerine hekim görevlendirmesi yapılması sebebiyle mezkûr Yönetmeliğin
19 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükümleri kapsamında işlem tesis edildiği,
ifade edilmektedir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18.10.1982 tarih ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, 3.1. “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50 nci maddesi dördüncü fıkrasında; “Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.” 3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 3.3. “Genel ilkeler” başlıklı 128 inci maddesi ikinci fıkrasında; “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. (Ek cümle: 07.05.2010 – 5982 S.K/Madde 12) Ancak, mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” 4. 14.06.2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 24.11.2004 tarih ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununun; 5.1. “Personelin statüsü, hak ve yükümlülükleri ” başlıklı 3 üncü maddesinin onikinci fıkrasında; “(Ek fıkra:15/11/2018-7151/26 md.) Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, yıl içinde çalışılan süre ile orantılı olmak ve ait olduğu sözleşme döneminde kullanılmak üzere otuz gündür. Ayrıca beş gün kongre ve seminer izni ile yıllık izin bitiminden sonra mazeretleri nedeniyle beş gün idari izin
verilebilir. Evlenme, ölüm, doğum ve emzirme hâllerinde, 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi kapsamındaki sözleşmeli personele ilişkin izin süreleri uygulanır. Hastalık durumunda, bir malî yılda en çok on günlük dönemler halinde toplam kırk güne kadar hekimin uygun görmesiyle hastalık izni verilebilir. Bir defada on günü aşan hastalık izni ancak sağlık kurulu raporu ile verilebilir. Sözleşmeli aile hekimi iken aile hekimliği uzmanlık eğitimi almakta olanlar, bu eğitimleri kapsamındaki hastane rotasyonu süresince izinli sayılır.”, 5.2. “Yönetmelikler” başlıklı 8 inci maddesinde; “Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının çalışma usul ve esasları; çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralaması; aile hekimliği uygulamasına geçişe ve nakillere ilişkin puanlama sistemi ve sayıları; aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fizikî ve teknik şartlar; meslek ilkeleri; iş tanımları; performans ve hizmet kalite standartları; hasta sevk evrakı, reçete, rapor ve diğer kullanılacak belgelerin şekli ve içeriği, kayıtların tutulması ile çalışma ve denetime ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar ve bu Kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartları, (…) Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”, 6. 30.06.2021 tarih ve 31527 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve
Ödeme Yönetmeliğinin; 6.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; Sağlık Bakanlığınca aile hekimliği uygulaması kapsamında sözleşmeli olarak çalıştırılan aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarına yapılacak ödemeler, izinler, sözleşme esasları ve disiplin işlemleri ile aile hekimliği uygulamaları için Sağlık
Bakanlığınca görevlendirilen uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanlarına yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esasları belirlemektir.” 6.2. “İzinler” başlıklı 13 üncü maddesinde; “(1) Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, bir mali yılda otuz gündür. Mali yıl başladıktan sonra sözleşme imzalayarak göreve başlayan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanına, mali yıl sonuna kadar çalışacakları sürenin bir yıllık çalışma süresine oranının yıllık izin süresi ile çarpılması suretiyle bulunacak süre kadar yıllık izin verilir. Hesaplamada kesirler tama iblağ edilir. Bir sözleşme döneminde birinci mali yılda kullanılmayan yıllık izinler ikinci mali yıla aktarılabilir, ancak bir sözleşme dönemi içerisinde kullanılmayan yıllık izinler sonraki sözleşme dönemine aktarılamaz. Ayrıca beş gün kongre ve seminer izni ile yıllık izin bitiminden sonra mazeretleri nedeniyle beş gün idari izin verilebilir. Evlenme, ölüm, doğum ve emzirme hallerinde, 657 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin (B) bendi kapsamındaki sözleşmeli personele ilişkin izin süreleri uygulanır.
Süt izni kullanan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanının yerine bu süre içerisinde görevlendirme yapılma zorunluluğu yoktur.
Hastalık durumunda, bir mali yılda en çok on günlük dönemler halinde toplam kırk güne kadar hekimin uygun görmesiyle hastalık izni verilebilir. Bir defada on günü aşan hastalık izni ancak sağlık kurulu raporu ile verilebilir.
Sözleşmeli aile hekimi iken aile hekimliği uzmanlık eğitimi almakta olanlar, bu eğitimleri kapsamındaki hastane rotasyonu süresince izinli sayılır.
Aile sağlığı çalışanına izin verilmesi veya görevlendirilmesi öncesinde aile hekimi bilgilendirilir ancak onayı aranmaz.
Aile hekimi ile aile sağlığı çalışanına izin vermeye ve hastalık raporlarını izne çevirmeye müdürlük yetkilidir. Müdürlük bu yetkisini sınırları belirli olmak üzere ilçe sağlık idare amirlerine devredebilir.
İzinlere ilişkin diğer hususlar Bakanlıkça belirlenir.
6.3. “Görevlendirme” başlıklı 16 ncı maddesi ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; Aile hekimi
ve aile sağlığı çalışanlarının, görev başında bulunamayacağı durumlar aşağıda sayıldığı şekildedir:
a) İzinli olması.
b) Raporlu olması.
c) Sözleşmeli aile hekimliği uzmanlık eğitimi klinik rotasyonlarında bulunması.
ç) Gözaltına alınma, tutuklanma, hükümlülük durumları ile 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı verilmesi.
d) 10 uncu maddenin yedinci fıkrası gereğince görevden uzaklaştırılması durumunda.
e) Sağlık raporuyla belgelendirilmiş ve müdürlükçe onaylanmış olması koşuluyla Bakanlıkça ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanmış olması veya yakalanma riski taşıması.
Sözleşmeli olarak çalıştırılan aile hekimi veya aile sağlığı çalışanı, birinci fıkranın (c) bendi ile ikinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen hallerde, 5 inci maddede belirtilen şartları taşıyan hekim ya da sağlık personeli ile anlaşarak vekâleten hizmetin görülmesini geçici olarak sağlar. Bu anlaşma, müdürlükçe uygun görülmesi halinde uygulanır.
(4) Birinci fıkranın (a) ve (b), ikinci fıkranın (ç), (d) ve (e) bentlerinde belirtilen haller ile üçüncü fıkra gereğince vekâleten hizmetin gördürülemediği veya bunun uygun görülmediği hallerde aynı aile sağlığı merkezinden veya Bakanlığa bağlı, aile sağlığı merkezi dışındaki diğer birimlerden, müdürlükçe geçici aile hekimi veya geçici aile sağlığı çalışanı görevlendirilir.
6.4. “Aile hekimi ödeme esasları” başlıklı 18 inci maddesi birinci fıkrasında; “(1) Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine çalışılan gün sayısına göre ödeme yapılır.” 6.5. “Aile hekimi ödemelerine ilişkin diğer esaslar” başlıklı 19 uncu maddesinde; “(1) Sözleşme ile çalıştırılan aile hekimine, 16 ncı maddenin; …
c) Üçüncü fıkra kapsamında vekâleten hizmetin görülmesini sağlaması halinde, …
ödemeler tam olarak yapılır. Bu fıkra kapsamında tam ödeme yapılan aile hekimlerine, ikinci fıkraya göre ayrıca ödeme yapılmaz.
(2) Sözleşmeli aile hekimi yerine geçici aile hekimi görevlendirilmesi durumunda; a) 18 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre kayıtlı kişiler için yapılacak brüt ödeme miktarının
% 50’si yasal kesintiler yapıldıktan sonra asıl aile hekimine, % 50’si ise geçici aile hekimine veya geçici aile hekimi olarak Bakanlık personeli görevlendirilmiş ise bu personele ödenmek üzere kadrosunun bulunduğu kurum döner sermaye emanet hesabına,
b) 18 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendine göre ödenecek sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi ücretinin
% 50’si asıl aile hekimine, ödenir…” hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kabulü yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran, İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından 16.05.2023 tarihli 1 (bir) günlük yıllık iznine dair vekâlet talebinin reddi nedeniyle maaşından yapılan kesinti dolayısıyla yaşadığı mağduriyetin giderilmesini talep etmektedir.
9. İdarece gönderilen bilgi ve belgelerin tetkiki neticesinde, başvuranın yıllık izin sebebiyle kullandığı izin günü için vekâleten hizmetin görülmesini geçici olarak sağlamak üzere anlaştığı aile hekiminin İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından uygun görülmemesi ve yerine başka geçici aile hekimi görevlendirilmiş olması gerekçesiyle ödemelerin Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinin 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
10. Anayasa’nın 128 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir” denilmek suretiyle memurlar ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri ve atanmalarına ilişkin hususlar ile hak ve yükümlülükleri, aylık ödenek ve diğer özlük işlerinin de kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Anayasanın bu hükmü, memurların ve diğer kamu görevlilerinin anayasal ve yasal güvence altına alınması amacını taşımaktadır.
11. Türevsel nitelikteki düzenleyici işlemler bakımından kural olarak kanun koyucunun genel ifadelerle yürütme organını yetkilendirmesi yeterli olmakla birlikte Anayasa’da kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda genel ifadelerle yürütme organına düzenleme yapma yetkisi verilmesi yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık oluşturabilmektedir. Bu nedenle Anayasa’da temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin konması ve memurların atanması, özlük hakları gibi münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması gerekmektedir. Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmenin türevsel nitelikteki işlemlerine bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamaz
(AYM, E.2011/42, K.2013/60, 09.05.2013).
12. Bununla birlikte, önemi ve değeri nedeniyle devletin başlıca görevleri içindeki hizmetler, genel idare esaslarına göre yürütülen hizmetlerdir. Genel idare hizmetlerinin yapısal ve işlemsel özellikleri, onu diğer hizmetlerden ayırır. Genel idare hizmetlerinde görevli kimseler yasaların güvencesi altındadırlar. Bu gereği yerine getirmeyen, dışlayan düzenleme, kamu hizmetinin sürekliliğine ters düşer. Sözleşme ile çalıştırılan memurların da yasa güvencesi altında görev yapması Anayasal zorunluluktur. Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının sözleşmeli personel statüsünde 657 sayılı Kanunun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın çalıştırılması için bunların memur veya
diğer kamu görevlisi olması yetmez. Ayrıca bu görevlilerin aylıklarının, işe girme ve ayrılmalarının, hak ve yükümlülüklerinin kendi özel kanunlarında düzenlenmesi gerekir. Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları, kamu görevlisi niteliğinde olduklarından bunların nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile ilgili tüm kuralların; Anayasanın 128 inci maddesi uyarınca, kanunla düzenlenmesi gerekirken çıkarılacak bir yönetmeliğe bırakılmış olması Anayasanın bu hükmüne açıkça aykırılık teşkil edecektir. Diğer yandan yasada esasları gösterilmemiş ise, bu hususlarda yönetmelikle yapılacak düzenleme, bir asli düzenleme niteliği taşıyacaktır. Bir hususun yönetmelikle düzenleneceğinin yasada belirtilmiş olması, bu konuda yasanın gerekli asli düzenlemeyi yapmış olduğu anlamına gelmez. Asli düzenlemenin yapılmış sayılabilmesi için en azından düzenlenecek alanla ilgili temel ilkelerin ve belirlemelerin yasada gösterilmiş olması gerekir (AYM, E. 2005/10, K. 2008/63, 21.02.2008).
13. Kanun, aile hekimliği hizmetlerinin yürütülebilmesi için sözleşmeli veya görevlendirme suretiyle istihdam edilmesi öngörülen aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarının statüsü, mali hakları ve hizmet esaslarını düzenlemektedir. Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, Sağlık Bakanlığının, Bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşları personeli olan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı elemanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarının veya Bakanlığın muvafakatı üzerine,
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki
hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya bu nitelikteki Bakanlık personelini aile hekimliği uygulamaları için görevlendirmeye yetkili olduğu; ikinci fıkrasında ise ihtiyaç duyulması halinde, Türkiye’de mesleğini icra etmeye yetkili ve 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin (A) bendinin (4), (5) ve (7) numaralı alt bentlerindeki şartları taşıyan kamu görevlisi olmayan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı elemanlarının da Sağlık Bakanlığının önerisi, Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine aile hekimliği uygulamalarını yürütmek üzere sözleşmeli olarak çalıştırılabileceği hüküm altına alınmıştır.
14. 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununun ilk halinde aile hekimi ve sağlığı çalışanlarının izin hakkına yönelik bir düzenleme bulunmazken Kanunun 8 inci maddesi ile çalışanların izin hakkına ilişkin düzenlemelerin Yönetmelik ile yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Anayasaya aykırılığı iddia edilerek
Danıştay Beşinci Dairesi tarafından Anayasa Mahkemesi önüne itiraz yolu ile getirilen hüküm, Anayasanın
128 inci maddesi kapsamında kanun ile genel çerçeve çizilmeksizin memurlar ve diğer kamu görevlilerinin
izin hakkına ilişkin düzenlemeyi Yönetmeliğe bırakması nedeniyle iptal edilmiştir (AYM, E. 2014/82, K.
2014/143, 11.09.2014).
15. Anayasa Mahkemesi kararı üzerine 2018 yılında 5258 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine aile hekimliği çalışanlarının yıllık izin hakkına ilişkin olarak hüküm getirilmiş ve aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, yıl içinde çalışılan süre ile orantılı olmak ve ait olduğu sözleşme döneminde kullanılmak üzere otuz gün olduğu belirlenmiştir. Yine ilgili fıkrada kongre ve seminer izni ile idari izin süreleri belirlenmiş; evlenme, ölüm, doğum ve emzirme hallerinde ise 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi kapsamındaki personele uygulanan sürelerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarının yıllık izin ve sair izin hakları yasal güvenceye kavuşturulmuştur.
15.1. Bununla birlikte, Kanunun 8 inci maddesi ikinci fıkrasında ise, aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar ve bu Kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartlarının Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
16. 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince çıkarılan
24.12.2010 tarih ve 2010/1237 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Aile Hekimliği Ödeme
ve Sözleşme Yönetmeliği’nin yerini 30.06.2021 tarih ve 31527 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Aile
Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği almıştır. İlgili Yönetmelik 01.07.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anılan Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde 5258 sayılı Kanun ile uyumlu şekilde izin hakkı yönünden düzenleme yoluna gidilmiştir.
17. Ancak; anılan Yönetmeliğin 16 ncı maddesi ile aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının izinli ve raporlu olmaları halinde, şartları taşıyan hekim ya da sağlık personeli ile anlaşarak vekâleten hizmetin görülmesini sağlayacakları, aksi durumda Bakanlıkça yerlerine geçici aile hekimi veya geçici aile sağlığı çalışanı görevlendirileceği ifade edilmiştir. Bununla birlikte 22 nci maddede ise vekâleten hizmetin görülmesini sağlaması halinde ücretin tam olarak ödeneceği; izin kullanan personelin yerine geçici aile sağlığı çalışanı görevlendirilmesi halinde ise ödeme yapılacak oranların belirlendiği anlaşılmaktadır.
18. Öte yandan, Anayasa’nın “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50 nci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında “Dinlenmek, çalışanların hakkıdır. Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.” hükümlerine yer verilmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde, dinlenmenin hem çalışanın bedenen korunması için zorunlu hem de çalışanın dinlenme sonrası çalışmasının verimi için gerekli olduğu belirtilmek suretiyle dinlenme hakkının önemi vurgulanmıştır (AYM, E.2019/95,
K. 2019/89, 14.11.2019).
19. Dinlenme hakkı özü itibarıyla bireyin beden ve ruh sağlığının korunması ve geliştirilmesinin sağlanması amacına yönelik olarak düzenli geliriyle ilgili herhangi bir kaygı duymaksızın çalışma hayatından belirli bir süre uzaklaşabilmesini ifade etmektedir. Dolayısıyla söz konusu hakkın kullanılmasında temel ölçüt bireyin belirli bir çalışma döneminde makul kabul edilebilecek bir süre için ücretini de almaya devam etmek kaydıyla çalışma ortamından uzaklaşmasına imkân sağlanması, bir başka ifadeyle çalışmak zorunda bırakılmamasıdır.
20. Ücretli izin hakkı Anayasal temelleri olan bir hak olup buna yönelik düzenlemelerin Kanun ile yapılması gerektiği de yine Anayasada belirtilmiştir. 5258 sayılı Kanun ile Anayasa hükmüne uygun olarak çalışanların izin hakları belirlenmiş ancak bu izinlerin kullanımında çalışanlara vekâlet bırakma gibi bir sorumluluk yüklenmemiş ve ayrıca bu kapsamda ücretlerinden kesinti yapılabilecek hallere ilişkin herhangi bir kısıtlamaya cevaz verecek bir düzenlemeye de yer verilmemiştir. Ancak 5258 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ikinci fıkrası dayanak gösterilerek yürürlüğe konulan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme
Yönetmeliği ile aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına yıllık izinli ya da sıhhi izinli olmaları halinde yerlerine vekâleten bir personel bırakma ödevi yüklenmekte ve vekâlet bırakılan kişinin uygun görülmesi halinde halde ücretlerinin tam olarak ödeneceği ifade edilmektedir. Bu hususun Anayasa ile güvence altına alınan çalışanların ücretli yıllık izin haklarına ilişkin 50 nci maddesine aykırılık taşıdığı değerlendirilmektedir.
21. Dosya kapsamında yapılan inceleme ve araştırma ile Kurumumuzca 2021/9995, 2022/4900 ve 2023/3750 numaralı başvurulara verilen emsal tavsiye kararlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarına 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu ile tanınan ücretli yıllık izin hakkı çalışanlarca kullanılabilirken, Yönetmelik hükmü ile belirlenen yerine vekâleten birinin bırakılması, aksi halde (vekâlet bırakılmaması veya vekâlet bırakılan kişinin uygun görülmemesi)
Sağlık Müdürlüğü tarafından geçici görevlendirme yapılması ve bu durumda aile hekimi ya da aile sağlığı
çalışanlarının ücretinden kesinti yapılacağına ilişkin düzenlemeler dayanak gösterilerek başvuranın yıllık izin kullandığı sürede ücretinde yapılan kesintide hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikâyet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri gerekçeli olarak Kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması” ilkesine uygun hareket ettiği ancak, bahse konu bilgi ve belgelerin 10/11/2023 tarihli bilgi ve belge talep yazımızda belirtilen 30 günlük süre geçtikten sonra Kurumumuza iletildiği, dolayısıyla “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uymadığı, ayrıca başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
23. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul
İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvuranın kullandığı izin nedeniyle ücretinden yapılan kesintinin yasal faiz uygulanarak tarafına ödenmesi ve başvuranın mağduriyetinin giderilmesi hususunda SAĞLIK BAKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURAN ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi