ÖZET: Başvuran, yıllık izin talebinin onaylanmaması nedeniyle yaşadığı mağduriyeti dile getirerek Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvuruda bulunmuştur. Başvurusunda, annesinin hac vazifesi için yola çıkacağı tarihte yanında olabilmek amacıyla 13-24 Mayıs 2024 tarihleri için izin talep ettiğini, ancak bu talebin gerekli onayların zamanında alınmaması nedeniyle yerine getirilemediğini belirtmiştir. Başvuran, bu durumun hem kendisini hem de annesini üzdüğünü, kamu hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi için amirlerin takdir yetkisinin adalet ve eşitlik ilkelerine uygun şekilde kullanılması gerektiğini vurgulamıştır.

Sayıştay Başkanlığı, başvuranın izin taleplerinin uygun şekilde değerlendirilmediğini kabul ederek, yıllık izinlerin amirin takdir yetkisi çerçevesinde kullanılması gerektiğini ancak bu yetkinin sınırsız olmadığını ifade etmiştir. İlgili mevzuat ve yargı kararları doğrultusunda, başvuranın izinlerini kullanamamasına neden olan işlemlerin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, idarenin başvuranın hak arama özgürlüğünü yeterince desteklemediği tespit edilmiştir.

Sonuç olarak, başvurunun kabulü ile başvuranın yıllık izin haklarının engellenmesine neden olan uygulamalardan kaçınılması ve sorumlu personel hakkında gerekli işlemlerin yapılması tavsiye edilmiştir. Sayıştay Başkanlığı’na, bu kararın uygulanması için 30 gün içinde gerekli işlemleri bildirmesi gerektiği belirtilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/8937-S.24.13888

BAŞVURU NO : 2024/7830

KARAR TARİHİ : 26.08.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, yıllık izinlerini kullanamamasına sebep olan personel hakkında inceleme yapılması talebi hk.

BAŞVURU TARİHİ : 24.06.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan şikâyet başvurusunda başvuran, annesinin İstanbul üzerinden 24.05.2024 tarihinde hac vazifesi için yola çıkacak olması nedeniyle misafirlerle ilgilenilmek ve yolcu etmek amacıyla Sayıştay

Başkanlığı PYBS sistemi üzerinden, 13-24.05.2024 tarihleri için 02.05.2024 tarihinde doldurmuş olduğu yıllık izin talebinin grup başkanı tarafından aynı gün onaylandığını, ancak bölüm başkanı tarafından

13.05.2024 tarihinde yani iznin başladığı tarihten sonra onaylandığını, bunun sonucunda, tekrar Ankara’ya

görev mahalline dönmek zorunda kaldığını, sonrasında tekrar annesinin gidiş tarihi olan 24.05.2024 tarihi için bir günlük izin talebinde bulunduğunu, grup başkanı tarafından onaylanan izin talebinin yine bölüm başkanı tarafından annesinin yola çıkacağı tarihten önce onaylanmadığını, bu sebeple, annesini hac ziyaretine uğurlarken İstanbul’da yanında bulunamadığını, bu durumun, hem annesini hem de kendisini manen üzdüğünü, kamu hizmetlerinin sevk ve idaresinin kesintisiz olarak yürütülmesini sağlamak amacıyla, memurların yıllık izin haklarını kullanma zamanları bakımından amirlere tanınan takdir yetkisinin mevzuatın çizdiği sınırlar içinde, adalet ve eşitlik ilkelerine uygun bir şekilde, kamu hizmet ve gerekleri ile kamu yararı amacıyla kullanılması gerektiğini, bahse konu takdir yetkisinin Anayasal ve yasal olarak tanınmış bir haktan ilgililerin faydalanamaması sonucunu doğuracak şekilde kullanılmasının hukuka uygun olmadığını iddia ederek, yaşadığı mağduriyete neden olan sorumlu personel hakkında inceleme yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi ve belge talebi içeren yazımıza istinaden Sayıştay

Başkanlığı tarafından gönderilen 25.07.2024 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde;

zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izleyen iki yılın izni bir arada verilebilir.” hükmüne uygun olarak yürütüldüğünün ifade edildiği görülmektedir.

9. Anayasanın 50’nci maddesi ile çalışanların dinlenme hakkı teminat altına alınmakta, 657 sayılı Kanunun 103’ üncü maddesinde ise, yıllık izinlerin, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabileceği hüküm altına alınmaktadır.

10. 657 sayılı Kanunun 103 üncü maddesi hükmü metninde yer alan “… Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, … kullanılabilir.” ibarelerinden de anlaşılacağı üzere, yıllık izinlerin kullandırılması hususunda amirlerin takdir yetkisi bulunmaktadır. Danıştay 16. Dairesinin 2015/7625E., 2016/3687K. sayılı ve 25/05/2016 tarihli kararında, “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun yıllık izinlerin kullanılış şeklini düzenleyen 103. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, yıllık izinlerin amirin uygun bulacağı zamanlarda kullanılabilmesi mümkün olup, ihtiyaca göre toptan veya kısım kısım kullandırılacaktır. Bu düzenleme ile, hizmetin aksamadan yürütülebilmesi için izin konusunda amirlere takdir yetkisi tanınmıştır. Bu takdir yetkisini kullanan amirlerin, memurların isteklerini de dikkate almak suretiyle yıllık izinlerin hangi zamanlarda ve ne şekilde kullanılacağı, kısım kısım kullanılacak ise kullanma süre ve tarihlerini de belirlemek suretiyle hizmetin aksamasına mahal vermeyecek biçimde bir planlamaya gitmeleri gerekmektedir. Bu planlamanın doğal sonucu olarak, tüm personelin istediği zamanda ve istediği biçimde izin kullanmasına imkân verilmemesi de söz konusu olabilecektir. Ancak, hizmet gerekleri gözetilerek yapılacak planlamanın doğuracağı bu tür kısıtlamaların, hukuka aykırı olmaması ve ilgililerin mağduriyetine sebebiyet vermemesi gerekir.

Kurum amirlerine tanınmış olan bu takdir yetkisinden hareketle, idarenin en üst amiri tarafından, yürütülen kamu hizmetinde zaman zaman meydana gelebilecek olası aksamalar öngörülerek belirli süreyle personelin bir kısmına veya tamamına yıllık izin kullanması hususunda müsaade edilmemesi hizmet gereklerine uygun düşmekle birlikte, idarenin yürüttüğü hizmetle doğrudan ilgili olmayan bir sebepten dolayı yapılacak bu tür kısıtlamaların, 657 sayılı Kanunun 103. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen takdir yetkisinin aşılması anlamına geleceği ve ilgililere Kanunla tanınan izin hakkının bu şekilde kısıtlanmasının mağduriyetlere sebebiyet vereceği açıktır.” İfadelerine yer verilmek suretiyle, yıllık izinlerin kullandırılması hususunda idareye tanınan takdir yetkisinin sınırlarının açıkça belirlendiği, sahip olunan bu takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığının vurgulandığı görülmektedir.

11. Somut olayda, her ne kadar ilgili idare tarafından, 657 sayılı Kanunun 103 üncü maddesi uyarınca, yıllık izinlerin, amirin sahip olduğu takdir yetkisi kapsamında amirin uygun bulacağı zamanlarda kullandırıldığı ifade edilmişse de, başvuranın 13.05.2024-24.05.2024 tarihlerini kapsayan 02.05.2024 tarihli izin talebinin, grup başkanlığı makamı tarafından 02.05.2024 tarihinde onaylandığı, bölüm başkanlığı makamı tarafından ise, 13.05.2024 tarihinde saat 15:08’de onaylandığı, yani, bu izin talebinin, izin hususunda yetkili her iki makam tarafından da, kullanılacak iznin zaman aralığının uygun bulunmaması nedeniyle reddedilmediği, bölüm başkanlığı makamı tarafından iznin başlaması gereken tarihinde önce onaylanmaması sebebiyle iznin başlayacağı süreden önce tamamlanması gereken işlemin tamamlanamadığı ve bunun sonucunda, başvuran tarafından yıllık izninin kullanılamadığı, başvuranın

24.05.2024 tarihine ilişkin 21.05.2024 tarihli izin talebinin de, yine grup başkanlığı makamı tarafından

aynı gün onaylandığı, bölüm başkanlığı makamı tarafından ise, başvuran tarafından ilgili idareye ibraz edilen yıllık izin kullanamamasına ilişkin mağduriyetini konu edinen dilekçesinin tarihi olan 27.05.2024 tarihi itibariyle onaylanmadığı ve bunun sonucunda, başvuranın bir günlük yıllık izin hakkını da kullanamadığı tespit edilmiş olup, 657 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan “amirin uygun bulacağı zaman” ibaresinden, “iznin kullanılacağı zaman aralığının, hizmetin yürütülmesinde aksamaya sebebiyet vermeyecek tarih aralığı”nın anlaşılması gerektiğini, bu ibarenin, izin talebinin,

“amir tarafından uygun bulunacak tarihte onaylanacağı” anlamına gelmeyeceğini öncelikle belirtmek gerekmektedir.

12. Bu kapsamda, ilgili idare tarafından sahip olunan takdir yetkisinin, yukarıda yer verilen yargı kararında açıkça belirtilen sınırların dikkate alınması suretiyle kullanıp kullanılmadığı incelenecek olursa, başvuranın her iki izin talebinin de, izin hususunda yetkili her iki makam tarafından, kullanılacak iznin zaman aralığının uygun bulunmaması nedeniyle reddedilmediği, bölüm başkanlığı makamı tarafından izinlerin başlaması gereken tarihlerden önce onaylanmaması sebebiyle izinlerin başlayacağı sürelerden önce tamamlanması gereken işlemlerin tamamlanamaması sebebiyle başvuran tarafından yıllık izinlerinin kullanılamadığı, başvuranın izinlerini kullanamamasına sebebiyet veren bu uygulamanın, idarenin makul sürede hareket etme yükümlülüğünü yerine getirme hususundaki ihmalinin sonucu olduğu, yani, idarenin yürüttüğü hizmetle doğrudan ilgili olan bir sebepten kaynaklanmadığı, ayrıca, ilgili idare tarafından, sadece, bu konuda amirin takdir yetkisi bulunduğu şeklinde soyut bir açıklama ile yetinildiği, başvuranın izinlerini kullanamaması sonucunu doğuran işlemlerin tesisini gerektiren somut sebebi içerir bilgi ve belgelerin ilgili dosya kapsamında Kurumumuza ibraz edilemediği hususları göz önünde bulundurulduğunda, ilgili idarece sahip olunan takdir yetkisinin, yukarıda yer verilen yargı kararında açıkça belirtilen sınırlar dahilinde kullanılmadığı değerlendirilmektedir.

13. Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; yukarıda sözü edilen mevzuat hükümleri ve yargı içtihadı uyarınca, ilgili idarenin, başvuranın yıllık izinlerini kullanamaması sonucu doğuran işlemlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

14. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikâyet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde gönderdiği, bu anlamda “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uygun hareket ettiği ancak, başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

15. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan nedenlerle BAŞVURUNUN KABULÜNE,

Başvuranın yıllık izinlerinin kullanımı sürecinde hatalı davranıldığının kabulü ile bundan böyle, hizmette aksamaya neden olunmaması kaydı ile yıllık izin hakkının kullanılmasını engelleyecek uygulamalardan kaçınılması, başvuranın yıllık izin haklarını kullanamamasına sebebiyet veren ilgililerin tespit edilerek

gerekli işlemlerin tesisi hususlarında SAYIŞTAY BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, SAYIŞTAY BAŞKANLIĞINCA bu

karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesi gerektiğine,

Kararın BAŞVURANA ve SAYIŞTAY BAŞKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi