|
ÖZET: Başvuran, Muğla Sosyal Bilimler Lisesi Okul Aile Birliği’nde çalıştığı dönemlerde yıllık izin ücretlerinin ödenmesi talebiyle Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurmuştur. İlk başvurusu 23 Mart 2016 tarihinde yapılmış, ancak idari başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yönlendirilmiştir. İlgili idare, başvuranın yıllık izin hakkı olmadığını belirtmiş ve başvuran, 11 Temmuz 2016 tarihinde ikinci kez başvuru yapmıştır. İdare, başvuranın çalıştığı sürelerin mevsimlik iş niteliğinde olduğunu ve yıllık izin hakkı kazanmadığını ifade etmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın çalıştığı sürelerin bir tam yılı doldurmadığını ve okulun eğitim-öğretim dönemleriyle sınırlı olduğunu tespit etmiştir. Yıllık izin hakkı için en az bir yıl çalışma şartı arandığı ve mevsimlik işlerde yıllık izin hakkının bulunmadığı belirtilmiştir. Başvuranın, 2008-2015 yılları arasında yaptığı çalışmaların mevsimlik iş olarak değerlendirildiği ve bu nedenle yıllık izin ücreti talebinin reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve idarenin açıklamalarını değerlendirerek, yıllık izin hakkının bulunmadığını ve başvurunun hukuka uygun olduğunu tespit etmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2983-2983 53878609- 101.07.05-E.
BAŞVURU NO : 2016/2871 2016/ 2871
KARAR TARİHİ : 06/04/2017 |tarih|
RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : –
BAŞVURUYA KONU İDARE : 1- Muğla Çalışma ve İş Kurumu İl
Müdürlüğü
Adres : Orhaniye Mah . Uğur Mumcu Bulvarı
No:5 MUĞLA 2- Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğü (Resen)
Adres : Emirbeyazıt Mah . Dr . Baki Ünlü
Cad . Blok No:12 İç Kapı No:1
Menteşe/MUĞLA
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, okul aile birliğine ait işyerinde çalışmış olduğu dönemlere ilişkin yıllık izin ücretlerinin ödenmesi talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 11/07/2016 11.7.2016
I. USÛL
A. Başvuru Süreci 1. Başvuru, Kurumumuza posta yolu ile gönderilen, 11/ 07/ 2016 tarih ve 8092 sayı ile kayıt altına alınan, gerçek kişiler için başvuru formu vasıtasıyla yapılmıştır . Başvurunun karara bağlanması için 14/ 06/ 2012 tarihli 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve İmza Yetkileri Yönergesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, başvurunun incelenmesine ve araştırılmasına geçilmiş olup, 2016/ 2871
1 / 13başvuru sayılı “Ret Karar Önerisi”yle Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
B. Ön İnceleme Süreci 2. Yapılan ön inceleme neticesinde başvuranın 23/ 03/ 2016 tarihinde Kurumumuza yapmış olduğu ilk başvurusunun diğer şartları taşıdığı ancak 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve ilgili Yönetmeliğin 12 nci maddesi uyarınca 06/ 01/ 1982 tarihli ve
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda öngörülen idari başvuru yolları ile özel kanunlarda yer
alan zorunlu idari başvuru yollarının tüketilmemiş olduğu görüldüğünden başvuru ve eklerinin bahsi geçen Yönetmeliğin 20 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderilmesine 04/ 05/ 2016 tarihinde karar verilmiştir . Gönderme Kararı üzerine, idarece başvuruya 16/ 06/ 2016 tarihinde olumsuz cevap verilmesi nedeniyle başvuran bu kez 11/ 07/ 2016 tarihli başvuru dilekçesiyle yeniden Kurumumuza başvurmuştur .
3. Öte yandan başvuruya konu idare olarak Muğla Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü gösterilmişse de başvuru konusu uyuşmazlığın çözümünde Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğünün konuyla ilgili karar alıcı olduğu tespit edildiğinden, ilgili Yönetmeliğin 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca
Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğünün başvuruya konu idareler arasında gösterilmesine karar verilmiştir . Kurumumuza yeniden yapılan başvurunun Kurumumuzun görev alanına girdiği, başvuranın meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin olduğu gönderme kararı üzerine yapılan başvurunun süresinde olduğu ve diğer ön inceleme konularında da bir eksiklik bulunmadığı, bu nedenle başvurunun incelenmesine ve araştırılmasına engel bir durumun olmadığı tespit edilmiştir .
II. OLAY VE OLGULAR
A. Başvuranın Konu Hakkındaki Açıklamaları ve İddiaları 4. Başvuran, Muğla Sosyal Bilimler Lisesi Okul Aile Birliğine ait işyerlerinde; 07/ 11/ 2008 – 30/ 06/ 2009 tarihleri arasında 234 gün, 23/ 10/ 2009 – 19/ 11/ 2009 tarihleri arasında 28 gün, 20/ 11/ 2009 – 18/ 06/ 2010 tarihleri arasında 209 gün, 20/ 09/ 2010 – 17/ 06/ 2011 tarihleri arasında 268 gün, 22/ 09/ 2011 – 16/ 02/ 2012 tarihleri arasında 145 gün, 17/ 02/ 2012 – 30/ 06/ 2012 tarihleri arasında
133 gün, 01/ 09/ 2012 – 30/ 06/ 2013 tarihleri arasında 300 gün, 01/ 09/ 2013 – 30/ 06/ 2014 tarihleri
arasında 300 gün, 02/ 09/ 2014 – 16/ 03/ 2015 tarihleri arasında 195 gün, 17/ 03/ 2015 – 30/ 06/ 2015 tarihleri arasında 105 gün ve 01/ 09/ 2015 – 31/ 10/ 2015 tarihleri arasında ise 60 gün olmak üzere eğitim-öğretim dönemlerinde çalıştığını, iş akdinin tek taraflı feshedildiğini ve çalıştığı pozisyona
İşKur aracılığıyla işçi alındığını, çalıştığı dönemlerde yıllık izin kullandırılmadığını belirterek; yıllık izin ücretlerinin ödenmesi hususunda gereğinin yapılmasını Kurumumuzdan talep etmektedir .
B. İdarenin Başvuru Konusuna İlişkin Açıklamaları 5. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi-belge talebimize istinaden, Muğla İl Milli Eğitim
Müdürlüğünün 24/ 10/ 2016 tarihli, sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle :
5.1. Başvuranın Menteşe Sosyal Bilimler Lisesi Okul Aile Birliği çalışanı olarak 07/ 11/ 2008 tarihinden sözleşmesinin feshedildiği 31/ 10/ 2015 tarihine kadar okulun açık olduğu dönemlerde görev yaptığı, 5.2. Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Diğer Personel” başlıklı 94 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında geçen “…veya bütçe dışı kaynaklarca…” ibaresinin
2 / 13yürütmesinin durdurulması ve iptaline yönelik açılan Esas sayılı davada, Danıştay 8.
Dairesinin; okullarda kadrolu personelin yetersiz kaldığı ve genel bütçe ile sözleşmeli personel için yeterli ödenek ayrılmadığı hallerde velilerden eğitim hizmetinin karşılığı olarak veya bu hizmetlerle ilişkilendirilerek bağış veya yardım toplanarak personel çalıştırılmasına neden olabileceği gerekçesiyle yürütmeyi durdurma kararı verdiği ve idari yargı sürecinin devam etmekte olduğu, 5.3. Mezkur Yönetmelik hükmünün yürütmesinin durdurulması nedeniyle bu kapsamda yapılacak hizmet satın alma işlemlerinde anılan hükmün uygulanmamasının Milli Eğitim Bakanlığının 07/ 05/ 2015 tarihli, sayılı yazısı ile bildirildiği, 5.4. Bu gelişmeler sonrasında, Okul Aile Birliği çalışanı olan başvuranın ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenerek, 31/ 10/ 2015 tarihi itibariyle işten çıkarıldığı, 5.5. Başvuranın okulların açık olduğu dönemde ihtiyaç duyulduğunda çalıştığı, bu dönemde haftalık izinlerini kullandığı ancak tam yıl çalışmadığı için yıllık izin kullandırılmadığı, ihbar ve kıdem tazminatının ise altı eşit taksitte ödendiği, hususları bildirilmiştir .
6. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi-belge talebimize istinaden, Muğla Çalışma ve İş
Kurumu İl Müdürlüğünün 15/ 11/ 2016 tarihli, sayılı ve 12/ 12/ 2016 tarihli, sayılı
cevabi yazılarında özetle :
6.1. Muğla Sosyal Bilimler Lisesi Okul Aile Birliği tarafından sunulan Sosyal Güvenlik Kurumu kayıt ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda; başvuranın mezkur işyerinde fasılarla çalıştığı, işveren vekilinin beyanlarıyla uyuşmayan bir kayda rastlanmadığı, başvuranın yıllık izin ücreti talebiyle ilgili olumlu bir tespit yapılamadığı, hususları bildirilmiştir .
7. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi-belge talep yazımıza istinaden, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğünün 10/ 01/ 2017 tarihli, sayılı cevabi
yazısında özetle :
7.1. Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinin “Mevsimlik veya Kampanya İşlerinde Yıllık Ücretli İzin” başlıklı 12 nci maddesinde, nitelikleri yönünden bir yıldan az süren mevsim veya kampanya işlerinin yürütüldüğü işyerlerinde devamlı olarak çalışan işçilerin yıllık ücretli izinleri hakkında mezkur
Yönetmeliğin uygulanacağı hükmünün yer aldığı, devamlı olarak çalışan işçiler ibaresinden, nitelikleri yönünden bir yıldan az süren mevsim veya kampanya işlerinin yürütüldüğü işyerlerinde mevsimlik veya kampanya işçisi olarak çalışmayan, mevsim veya kampanya dönemleri dışında da çalışmasını sürdüren işçilerin anlaşılmasının gerektiği, mevsimlik işin, niteliği gereği yılın belli mevsimlerinde veya dönemlerinde yapılabilen işler olarak, mevsimlik işçinin de bir iş sözleşmesine dayanarak herhangi bir mevsimlik veya kampanya işinde ücret karşılığı çalışan kişi olarak tanımlanmasının mümkün olduğu, 7.2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08/ 05/ 2013 tarih, E :2013 / 9- 257 ve K:2013 / 592 sayılı kararında özetle; mevsimlik çalışmada, işçinin yılın değişik zamanlarında belli bir mevsime bağlı olmaksızın çalışmasının söz konusu olamayacağı, işçi hiçbir kurala bağlı olmaksızın yılın değişik dönemlerinde çalıştırılmakta ve diğer dönemlerde iş sözleşmesi askıya alınmakta ise, mevsimlik
3 / 13değil, fasılalı çalışmadan söz edileceğinin ve fasılalı çalışmaların toplamı bir yılı aştığında işçinin
yıllık izne hak kazanacağının, yasa koyucunun mevsimlik işte yıllık izin öngörmemiş olmasının temel gerekçesinin çalışılan süre itibariyle dinlenme ihtiyacının ortaya çıkmaması olduğu ancak işçinin her yıl on bir ay civarında veya on bir ayı aşan çalışmasının bulunması ve kısa bir askı süresinden sonra yeniden çalışmaya devam etmesi halinde dinlenme hakkının kullanılması için gereken süre bulunmadığından bu çalışmanın mevsimlik değil fasılalı çalışma olması nedeniyle işçinin bir yılı doldurmak koşulu ile yıllık izne hak kazanacağının, çalışmaların mevsimlik iş olup olmadığının, işin ve işyerinin özelliğine göre titizlikle irdelenmesi gerektiğinin belirtildiği, ifade edilmiştir .
8. Ayrıca başvuru konusu ile ilgili olarak bilgi-belge talebimize istinaden, Türkiye İşçi
Sendikaları Konfederasyonunun 21/ 02/ 2017 tarihli, sayılı cevabi yazısında özetle :
8.1. Mevsimlik işin Yargıtay içtihatlarında, çalışmanın sadece yılın belirli bir döneminde sürdürüldüğü veya tüm yıl çalışılmakla birlikte çalışmanın yılın belirli dönemlerinde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler olarak tanımlandığı, söz konusu dönemlerin işin niteliğine göre uzun veya kısa olabileceği, 8.2. Başvuru konusu olayda, bir eğitim kurumunda, eğitim faaliyeti kapsamında okul aile birliği tarafından, eğitim dönemi içinde dönemsel olarak yürütülen bir mevsimlik işin bulunduğu, tatil dönemlerinde çalışma yapılmıyor olmasının mevsimlik iş olma özelliğini güçlendirdiği ve nispi emredici bir hüküm olan İş Kanunu’nun 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan mevsimlik işlerde yıllık ücretli iznin uygulanmayacağına ilişkin hükmün aksine herhangi bir sözleşme bulunmadığı, değerlendirmelerine yer verilmiştir .
9. Başvuru konusu ile ilgili olarak bilgi-belge talebimize istinaden Hak İşçi Sendikaları
Konfederasyonunun 22/ 02/ 2017 tarihli, sayılı cevabi yazısında özetle :
9.1. İş sözleşmesinin esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste zincirleme olarak yapılamayacağı aksi halde iş sözleşmesinin başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edileceği, 9.2. Başvurana kıdem tazminatının ödenmiş olduğundan hareketle kıdem tazminatına hak kazanma açısından en az bir yıllık çalışmanın gerekmesi, 5620 sayılı Kamuda Geçici İş Pozisyonlarında
Çalışanların Sürekli İşçi Kadrolarına veya Sözleşmeli Personel Statüsüne Geçirilmeleri, Geçici İşçi
Çalıştırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna göre kamuda geçici iş pozisyonlarında 5 ay 29 günlük sürenin üzerinde işçi çalıştırılmasının yasak olması karşısında başvuranın 5620 sayılı Kanunda belirtilen sürenin üzerinde fiili çalışmasının bulunması ve kıdem tazminatı için geçerli olan bir yıllık sürenin yıllık izin alacağına hak kazanma açısından da evleviyetle geçerli olacağı nedenleri ile başvuranın mevsimlik işçi sayılamayacağı ve yıllık izin alacağına hak kazandığı, hususları ifade edilmiştir .
10. Başvuru konusu hakkında bilgi-belge talebimize istinaden Türkiye Devrimci İşçi
Sendikaları Konfederasyonunun 28/ 02/ 2017 tarihli, sayılı cevabi yazısında özetle :
10.1. Yargıtay kararları ve doktrinde yer alan görüşlerden hareketle mevsimlik işe ilişkin 8 ve 9
4 / 13numaralı paragraflarda yer verilen cevabi yazılara benzer değerlendirmelere yer verilmekle birlikte,
tek bir mevsim için yapılmış iş sözleşmelerinin mevsimin bitimi ile kendiliğinden sona ereceği, işçinin ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamayacağı ancak zincirleme iş sözleşmeleriyle yapılan bir çalışmanın varlığı halinde iş sözleşmesinin belirsiz süreli niteliğini kazanacağı, bir işyerinde iş kolundaki faaliyetin yılın her dönemi yapılması ancak bazı işçilerin yılın belirli zamanlarında çalıştırılması halinde bu işçilerin mevsimlik işçi değil aralıklı çalıştıklarının kabulünün gerekeceği, 10.2. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda eğitim ve öğretime ara verilen yaz döneminde öğrenciler okulda eğitim görmemesine rağmen, okulun idari bakımdan açık olduğu bu dönemde öğretmenlere seminer eğitimlerinin verildiği, başvuranın devamlılık arz eden sekreter, müstahdem gibi daimi bir görev yapması durumunda mevsimlik işçi olarak sayılmayacağı ancak görev yaptığı okulun büyüklüğüne, öğrenci sayısına göre eğitim ve öğretim döneminde artan öğrenci sayısına bağlı olarak sadece eğitim ve öğretim döneminde temizlik görevlisi, kat görevlisi gibi dönemsel görev yapması, dönem sonunda görevinin askıya alındığı, dönem başında tekrar çalışmaya başlanması durumunda bir mevsimlik çalışmadan söz edilebileceği ve yıllık ücretli izin hakkından yararlanamayacağı, açıklamalarına yer verilmiştir .
C. Olaylar
11. Başvuru belgesi ve ekleri ile idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi
neticesinde olaylar özetle şöyledir :
11.1. Başvuran, Muğla Sosyal Bilimler Lisesi Okul Aile Birliğine ait işyerinde çalışmakta iken
Danıştay 8. Dairesinin, Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Diğer
Personel” başlıklı 94 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında geçen “…veya bütçe dışı kaynaklarca…” ibaresinin yürütmesini durdurması nedeniyle 31/ 10/ 2015 sözleşmesi feshedilmiştir .
11.2. Başvuran, çalıştığı dönemlere ilişkin yıllık izin ücretinin ödenmesi talebiyle 23/ 03/ 2016 tarihinde Kurumumuza başvurmuş, idari başvuru yolları tüketilmeksizin Kurumumuza yapılan başvuru hakkında Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğüne 04/ 05/ 2016 tarihinde Gönderme Kararı verilmiştir .
11.3. Gönderme Kararı üzerine Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından mezkur talebin reddedilmesi üzerine, başvuran yıllık izin ücretlerinin ödenmesi talebiyle 11/ 07/ 2016 tarihinde
Kurumumuza ikinci kez başvuruda bulunmuştur .
D. İnceleme ve Araştırma Bulguları 12. Başvurunun çözümüne dayanak teşkil etmek üzere ilgili idarelerden istenen bilgi ve belgeler ile idarelerin cevaplarına “İdarenin Başvuru Konusuna İlişkin Açıklamaları” bölümünde yer verilmiştir .
12.1. Başvuruya ilişkin yazışma sürecinin devam etmesi nedeniyle, başvurunun altı aylık inceleme ve araştırma süresinde tamamlanamayacağı hususu ile dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu 02/ 01/ 2017 tarihli E . sayılı yazı ile başvurana bildirilmiştir .
E. Başvuru Konusu Uyuşmazlığın Çözümü İçin Yürütülen Uzlaşma Çalışmaları 13. Başvuranın talebi hakkında Muğla Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün 02/ 12/ 2015 tarihli ve sayılı yazısı ile yıllık izin ücretinin bulunmadığı bildirildiğinden, başvuru konusu
5 / 13uyuşmazlığın çözümünde İdare ile uzlaşma yoluna gidilememiştir .
III. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat 14. 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .” hükmü yer almaktadır .
15. 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” hükmü yer almaktadır .
16. 22/ 05/ 2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun “Yıllık ücretli izin hakkı ve izin süreleri” başlıklı 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları;
“İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir .”
“Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara bu
Kanunun yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümleri uygulanmaz .” şeklindedir .
17. 07/ 09/ 2013 tarihli ve 28758 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı
Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Diğer Personel” başlıklı 94 üncü maddesinin üçüncü fıkrası;
“(Değişik : RG- 1/ 7/ 2015- 29403) Hizmet satın alma yoluyla çalıştırılacak personelin görevlerine ilişkin esas ve usuller sözleşmeyle belirlenir .” şeklindedir .
B. Başvuru Konusuna İlişkin Uygulamalar 18. Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 20/ 05/ 2014 tarih, E.2013/ 12444 ve K .2014/ 13170 sayılı kararında özetle; “Dosya içeriğine ve davacının hizmet döküm cetvelindeki kayıtlara göre, davacının Kredi ve Yurtlar Kurumu Yurt Müdürlüğünde, okulların açık olduğu dönemle sınırlı olarak çalıştığı, her yıl haziran ayının sonunda çıkışının yapıldığı ve eylül sonu ekim başı gibi de tekrar işe girişinin bildirildiği, yalnızca 2008 ve 2009 yıllarında yaz aylarında da çalışmasının bildirildiği anlaşılmaktadır . Okulların kapalı olduğu Haziran-Ekim döneminde davacının çalıştığı işyeri de kapalı olacağından davacının davalı işyerinde mevsimlik işçi olarak çalıştığı kabul edilmelidir . Bu durumda az yukarıda açıklandığı üzere, davacının hizmet süresi hesaplanırken mevsimlik çalıştığı süreler dikkate alınarak ve hizmetinin bildirildiği dönemlerle sınırlı olarak hesaplama yapılmalıdır .
Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir .
Davacı işçinin yıllık izne hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında ihtilaflıdır . Somut
6 / 13olayda; davacının yaptığı iş mevsimlik iş olup, 2008 ve 2009 yılları dışındaki dönemlerde yılda 330
günü geçen çalışması bulunmadığından; yıllık izin alacağı 2008 ve 2009 yılları ile sınırlı olarak hesaplanmalıdır . Tüm dönem için ücreti izin alacağına hükmedilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir .” şeklinde yapılan değerlendirme ile başvuru konusu olaya benzer bir iş ilişkisi mevsimlik iş olarak değerlendirilmiştir .
19. Sezonluk olarak faaliyet gösteren tuğla fabrikasında kül temizleme işinde çalışan işçinin, işverenin işçilik haklarını ödememesi ve sigortayla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle işten ayrılmak zorunda kaldığını belirterek kıdem tazminatı, fazla mesai alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı ve yıllık izin alacaklarının davalıdan tahsili için açılan davaya ilişkin olarak verilen Yargıtay 7 nci Hukuk Dairesinin 03/ 05/ 2016 tarih, E:2016 / 15593 ve
K :2016 / 9862 sayılı kararında özetle;
“Yılın çalışılmayan bölümünde işçi bu hakkını kulanmış olup, yasa koyucunun mevsimlik işte yıllık izin öngörmemiş olmasının temel gerekçesi de çalışılan süre itibarıyla dinlenme ihtiyacının ortaya çıkmamış oluşudur .
Gerek 1475 sayılı Yasanın 50 nci maddesinde gerekse 4857 sayılı İş Kanununun 53 üncü maddesinde mevsimlik işlerde yıllık izin hakkının doğmayacağı belirtilmiş ise de, yılın ne kadar bölümünde çalışılma halinde mevsimlik iş sayılacağı yönünde bir düzenlemeye yer verilmemiştir .
Öyle ki yılın tamamına yakın bir bölümünde çalışılma halinde Anayasal temeli olan dinlenme hakkının tanınması gerekeceği açıktır . Yargıtay ilgili hukuk dairelerinin istikrar kazanan kararlarında da çalışmanın on bir ayın üzerine çıktığı hallerde mevsimlik iş ilişkisinin dışına çıkıldığı kabul edilmiştir .
Yapılan bu açıklamalara göre mevsimlik işlerde çalışmanın on bir ayın üzerine çıktığı yıllar için istekle ilgili bir karar verilmelidir . Davacının davalı şirkete ait sezonluk olarak iş yapan tuğla fabrikasında kül temizleme işinde çalıştığı ve yılın dördüncü ayında çalışmaya başlayıp, yılın onuncu veya on birinci ayında işten ayrıldığı, yapılan işin niteliğiyle birlikte hizmet tespit davasına göre de davacının yaptığı işin sezonluk bir iş olduğu anlaşıldığından ve davacının yıllık on bir ayı geçen çalışması bulunmadığından, yıllık izne hak kazanamadığının kabulüyle yıllık izin alacağı talebinin reddi gerekirken mahkemece hatalı değerlendirmeyle yıllık izin talebinin kabul edilmesi bozmayı gerektirmiştir .” değerlendirmelerine yer verilmiştir .
20. Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin 04/ 10/ 2010 tarih, E:2008 / 36852 ve K :2010 / 26733 sayılı kararı;
“Çalışmanın sadece yılın belirli bir döneminde sürdürüldüğü veya tüm yıl boyunca çalışılmakla birlikte çalışmanın yılın belirli dönemlerinde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler mevsimlik iş olarak tanımlanabilir . Söz konusu dönemler işin niteliğine göre uzun veya kısa olabilir . Her zaman aynı miktarda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yıl belirli sürelerde yoğun olarak çalıştıkları ve fakat yılın diğer döneminde işçilerin iş sözleşmelerinin ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar ara vermeyi gerektiren işler mevsimlik iş olarak değerlendirilebilir .
Mevsimlik iş sözleşmeleri 4857 sayılı İş Kanununun 11 inci maddesindeki hükümlere uygun olarak,
7 / 13belirli süreli olarak yapılabileceği gibi belirsiz süreli olarak da kurulabilir . Objektif nedenlerin varlığı
halinde, tek bir mevsim için yapılmış belirli süreli iş sözleşmesi, mevsimin bitimiyle kendiliğinden sona erer ve bu durumda işçi ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamaz .
Buna karşılık, işçiyle işveren arasında mevsimlik bir işte belirli süreli iş sözleşmesi yapılmış ve izleyen yıllarda da zincirleme mevsimlik iş sözleşmelerle çalışılmışsa iş sözleşmesi 4857 sayılı İş
Kanununun on birinci maddesi uyarınca belirsiz süreli nitelik kazanacaktır .
Mevsime tabi olarak yapılan işlerde, belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçi hizmet edimini, ancak iş mevsiminde ifa etmekle yükümlüdür . Mevsimlik çalışmanın sona ermesi nedeniyle işyerinden ayrılmak zorunda kalan, fakat iş sözleşmesi bozulmamış olan işçi, ertesi mevsim başına kadar işverene hizmet etmek, işveren de ona ücret ödemek zorunda değildir . Bir başka anlatımla, işçi ve işverenin iş sözleşmesinden doğan temel borçları bir sonraki mevsim başına kadar askıya alınmaktadır . Askı döneminde, işçinin iş görme, işverenin ise ücret ödeme borcu ortadan kalkmakta, ancak işçinin sadakat ve kısmen işyerindeki kurallara uyma talimat borçları, işverenin ise gözetme borcu ve eşit işlem borçları devam etmektedir . İşçi mevsim başında işbaşı yapınca, tarafların askıda olan temel borçları yeniden aktif hale gelmektedir . Mevsim sona ermiş olmasına rağmen, iş sözleşmesi bozulmamış olduğu için yeni mevsim başında tarafların tekrar sözleşme yapmalarına gerek kalmaksızın işçinin iş görme edimini ifa, işverenin de işçisine iş verme ve ücret ödeme borçları yeniden yürürlük kazanacaktır .
İşçi mevsimlik işlerde çalışmış ise; mevsimlik çalıştığı sürelerin dikkate alınarak ve bu sürelere göre kıdem tazminatının ödenmesi gerekir . Başka bir anlatımla, işçinin askıda geçen süresi, fiilen çalışma olgusunu taşımadığından kıdemden sayılmayacaktır .
İş sözleşmesinin askıda olması, işçinin askı süresi içinde başka bir işverenin emrinde çalışmasına engel değildir . Çünkü işverenin işçisine ücret ödeme borcu, işçinin de iş görme borcu askı süresince yerine getirilmediği için, işçi mevsimlik işe tekrar başlayana kadar, başka bir işverenin İş Kanunu kapsamına giren işyerinde çalışabilir . Bu durumda, mevsimlik iş, bir tür yıl bazında kısmi süreli iş özelliğini taşıyacaktır . Ancak işveren farklı olduğunda, işçinin askı dönemine rastlayan kıdemi, mevsimlik olarak çalıştığı işyerindeki kıdemine eklenmez…
4857 sayılı İş Kanununun 53’üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, mevsimlik işlerde yıllık
ücretli izinlere ilişkin hükümler uygulanmaz . Bir başka anlatımla, mevsimlik işçi, 4857 sayılı İş
Kanununun yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak, yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamaz…
Dosya içeriğine göre, davacı işçinin, önce …, sonra … tuzlasında 1976 tarihinden emekli olduğu 14/ 07/ 2002 tarihine kadar, bazen 3- 7 ay süreli, bazen bitiş tarihi yazılı olmayan hizmet akitleri ile ve yılın belirli dönemlerinde, toplam 12 yıl 3 ay 15 gün çalıştığı dosyadaki hizmet akitleri ve hizmet cetvelinden anlaşılmaktadır . Anlatılan şekli ile bu tür çalışmalar mevsimlik iş niteliğinde olmakla birlikte, dairemizin anılan çalışmalarda ki yerleşmiş görüşü; ancak yılda, on bir ay veya daha fazla çalışıldığında artık, bu çalışmanın mevsimlik olarak nitelendirilemeyeceği, dolayısıyla işçinin yıllık izin hakkından yoksun bırakılamayacağı şeklindedir . Hukuk Genel Kurulunun 2007/ 9- 148 E, 2007/ 148 sayılı kararı ile de bu görüş benimsenmiş olmakla, mahkemece davacının sadece yılda 330 gün ve daha fazla süre çalıştığı yıllar için yıllık izin alacağının kabulüne karar verilmesi gerekirken tüm süre için anılan alacağın kabulüne karar verilmesi hatalıdır .” değerlendirmelerine yer vererek
8 / 13mevsimlik iş ilişkisinin nasıl değerlendirilmesi konusunda yol göstermektedir . “Ayrıca bkz . Yargıtay
22. Hukuk Dairesi, 07/ 11/ 2012 Tarih, E :2012 / 4883, K:2012 / 24508.”
C. Kamu Denetçisi Celile Özlem TUNÇAK’ın Kamu Başdenetçisi’ne Önerisi
21) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın,
eğitim-öğretim dönemi ile sınırlı olmak üzere yapmış olduğu çalışmanın mevsimlik iş niteliğinde olması nedeniyle yıllık izin ücreti ödenmemesi yönündeki idari işlemin hukuka uygun olduğu tespit edilmiş olup, başvurunun reddi yönünde hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
D. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 22. Başvuran, 3 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, Muğla Sosyal Bilimler Lisesi Okul Aile
Birliğine ait işyerinde çalıştığı döneme ilişkin yıllık izin ücretinin ödenmesi hususunda gereğinin yapılmasını Kurumumuzdan talep etmektedir .
23. Başvuranın, 2008–2015 yılları arasında Muğla Sosyal Bilimler Lisesi Okul Aile Birliğine ait işyerinde işçi statüsünde çalıştığı, bu dönemlerde çalışma sürelerinin bir tam yılı doldurmayıp, okulun eğitim-öğretim dönemi ile sınırlı olduğu görülmektedir . Yıllık ücretli izne hak kazanma açısından İş Kanunu en az bir yıllık çalışma şartı aramakta ve niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik işlerde yıllık ücretli izne hak kazanılamayacağını düzenlemektedir . Yasa koyucu mevsimlik işin ne olduğu konusunda bir tanım getirmemekle birlikte; öğreti ve yargı kararlarında çoğunlukla kabul edildiği üzere, yılın belirli dönemlerinde çalışılan ya da yılın tamamında çalışılmakla birlikte çalışmanın yılın belirli dönemlerinde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler mevsimlik iş olarak değerlendirilmektedir . Bu noktada yapılan işin uzun ya da kısa olması bir başka deyişle bir ya da iki mevsimde yapılması şart olmayıp, niteliğinin mevsimlik işe uygun olması aranmaktadır . Bu nedenlerle mevsimlik işçi statüsünde yapılan çalışmada sözleşme süresince yıllık ücretli izin kullanma talep edilemeyeceği gibi iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra da yıllık ücretli izin alacağına hak kazanılamayacaktır . Ancak 7 numaralı paragrafta değinilen
Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinin 12 nci maddesi gereğince, mevsim veya kampanya işlerinin yürütüldüğü işyerlerinde devamlı olarak çalışan işçiler yıllık ücretli izne hak kazanacaklardır . Bu noktada başvuranın yılda on ayı geçmeyen çalışmalarının bulunduğu ve ayrıca okulun idari bakımdan açık olduğu tatil döneminde de çalışmasını gerektirecek devamlı nitelikte bir görevinin olmadığı anlaşılmaktadır . Nitekim 10 numaralı paragrafta değinilen DİSK’in değerlendirmesinde de okullarda, sadece eğitim-öğretim dönemi ile sınırlı olarak temizlik görevlisi, kat görevlisi gibi yapılan çalışmaların mevsimlik çalışma niteliğinde olduğu kabul edilmektedir .
24. Somut olayda eğitim-öğretim faaliyeti yürütülen okulda işverenin ihtiyaç duyduğu çalışma yılın tamamını kapsamadığından, iş sözleşmesi okulun tatil olduğu dönemlerde askıda olmaktadır . Bu kapsamda başvuranın çalışmasının niteliği bir tam yılı kapsamayan dönemsel nitelikte bir çalışmadır . 20 numaralı paragrafta değinilen Yargıtay kararında da belirtildiği üzere; mevsimlik işlerde, işverenin çalışma gücüne ihtiyaç duymadığı ve iş sözleşmesinin askıda olduğu dönemde, işçi iş görme ediminden ve işveren ücret ödeme borcundan kurtulmaktadır . Mevsimlik bir çalışma ile yükümlü olan işçi, çalışmadığı dönemlerde iş görme edimini yerine getirmek zorunda olmadığından bir tam yıl çalışma şartını yerine getiremeyecek ve yıllık ücretli izne hak kazanamayacaktır . Zira 19 numaralı paragrafta değinilen Yargıtay kararında da ifade edildiği
9 / 13üzere, İş Kanununda mevsimlik işlerde yıllık izin öngörülmemiş olmasının temel gerekçesi
çalışılan süre itibarıyla dinlenme ihtiyacının ortaya çıkmamasıdır .
25. Öte yandan 7 numaralı paragrafta değinilen Yargıtay kararında da belirtildiği üzere, işçinin hiçbir kurala bağlı olmadan yılın değişik dönemlerinde çalıştırılması, diğer dönemlerde ise sözleşmesinin askıya alınması ve mevsimlik işlerde yapılan çalışmaların yılda on bir ayı aşması durumunda, artık bu çalışmanın mevsimlik iş olarak değerlendirilmeyeceği ve işçinin yıllık ücretli izne hak kazanacağı kabul edilmektedir . Bu bağlamda somut olayda zincirleme iş sözleşmeleri ile çalışmış olan başvuranın on bir ayı aşan çalışması bulunmadığı gibi iş sözleşmesinin askıya alındığı dönem olan tatil dönemleri de söz konusu çalışmanın mevsimlik iş sayılmasını güçlendiren objektif nitelikte askı dönemleri olarak görülmektedir . İş sözleşmesinin bu askı dönemi işverenin iradesinden değil işin, niteliği gereği iş ilişkisinin süreklilik unsurunu etkileyen bir dönemi barındırmasından kaynaklanmaktadır . Nitekim 8 numaralı paragrafta değinilen TÜRK-İŞ’in cevabi yazısında da okul aile birliğinin eğitim dönemi içinde dönemsel olarak mevsimlik bir işi yürüttüğü, tatil dönemlerinde çalışma yapılmıyor olmasının mevsimlik iş niteliğini güçlendirdiği ifade edilmektedir . Ayrıca benzer bir iş ilişkisinin mevsimlik olma niteliğini değerlendiren 18 numaralı paragrafta değinilen Yargıtay kararında, okulların kapalı olduğu
Haziran-Ekim döneminde işyeri olan yurt kapalı olacağından okulların açık olduğu dönemlerle sınırlı çalışması bulunan işçinin mevsimlik işçi olarak çalıştığı kabul edilmektedir .
26. Diğer taraftan nisbi emredici olan İş Kanununun 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının aksine, başvurana; yıllık ücretli izin hakkı tanındığına ilişkin de herhangi bir belge sunulmamaktadır .
Başvuranın genellikle iki ya da üç ay çalışmadığı yaz döneminde dinlenme ihtiyacını karşılayabileceği ve mevsimlik işçi olması nedeniyle bu dönemde ücret alamayacağı açıktır . Somut olayımızdaki iş ilişkisinin mevsimlik bir çalışma olduğu değerlendirildiğinde tarafların iradeleriyle kurulan iş ilişkisinin bu sonucunun baştan işçi tarafından da bilindiği kabul edilmelidir . Tüm bu değerlendirmelerden sonra 9 numaralı paragrafta yer verilen HAK-İŞ’in cevabi yazısında değinilen başvurana kıdem tazminatının ödenmesinden hareketle bir yıllık çalışma süresinin dolması nedeniyle evleviyetle yıllık izin ücretinin de ödenmesi gerektiği yönündeki değerlendirmeye katılmak mümkün olmamaktadır . Zira öncelikle kıdem tazminatı için gerekli olan fiili çalışmaların bir yıl içerisinde olması gerekmemekte, işçinin toplam fiili hizmet süresi esas alınarak bir ödeme yapılmaktadır .
Ayrıca Yargıtay kararlarında mevsimlik işçilerin yıllık izin ücretleri ile kıdem tazminatları iki ayrı husus olarak değerlendirilmekte ve mevsimlik işçinin fiili hizmet süresi bir yılın üzerine çıktığı durumlarda işçinin kıdem tazminatına hak kazandığı kabul edilmekte iken somut olay çerçevesinde işin niteliği değerlendirilmeden kıdem tazminatı ödenen her işçiyi mevsimlik işçi saymamak eksik bir değerlendirme olmaktadır . Hatta bu yorum farklı şartlar altında değerlendirilmesi gereken yıllık izin ücreti ve kıdem tazminatının aynı şartlarla değerlendirilmesine yol açarak, bir tam yıl çalışmayan ancak mevsimlik iş ilişkisinin sürdürüldüğü toplam sürede bir yıllık fiili çalışma süresini doldurarak kıdem tazminatına hak kazanan mevsimlik işçilere kıdem tazminatı ödenemeyeceği sonucuna götürmektedir . Oysa İş Kanunu ve Yargıtay kararları ışığında böyle bir değerlendirme yapmak mümkün görünmemektedir . Mezkur yazıda değinilen 5620 sayılı Kanunu ise İş Kanununa tabi, bireysel iş sözleşmesi ile çalışan başvuran ile işveren arasındaki özel hukuk ilişkisini kapsamadığından somut olayımızda değerlendirmeye almak mümkün olmamaktadır .
27. Yukarıdan beri anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili
10 / 13açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte
değerlendirildiğinde, somut olayda iş ilişkisinin temelini oluşturan Yönetmelik hükmünün yürütmesinin durdurulması nedeniyle, belirsiz süreli mevsimlik iş sözleşmesini ihbar ve kıdem tazminatını başvuruna ödeyerek feshetmek zorunda kalan idarenin, zincirleme iş sözleşmeleri ile mevsimlik işçi statüsünde yılda en fazla on aya varan çalışmaları bulunan başvurana, sözleşmenin sona ermesinden sonra yıllık izin ücretine hak kazanmadığı gerekçesiyle yıllık izin ücreti ödememesine yönelik işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden başvurunun reddine karar vermek gerekmiştir .
E. İnsan Hakları Yönünden Değerlendirme 28. 2709 sayılı T .C. Anayasasının “Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinde ifadesini bulan kanun önünde eşitlik ilkesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13 üncü maddesindeki etkili başvuru hakkının ve 17 nci maddesindeki hakları kötüye kullanma yasağının ihlal edildiğine dair herhangi bir bulgu ve bilgiye rastlanmadığı gibi başvuruya konu olayda, uluslararası sözleşmelerde yazılı ve güvence altına alınmış olan diğer haklara da aykırı bir durum tespit edilememiştir .
F . İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 29. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetim ilkelerine de uygun işlem tesis etmeleri beklenmektedir .
30. 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar .” hükmü yer almaktadır . Söz konusu Yönetmelik hükmünde yer alan ilkelerin kaynağını teşkil eden Avrupa Birliği Temel Haklar Şartının 41 inci maddesinde de iyi yönetim hakkından bahsedilmekte olup, benzer ilkelere Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen
“Avrupa Doğru İdari Davranış Yasası”nda da yer verilmiştir .
31. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Muğla İl Milli Eğitim
Müdürlüğünden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, başvurana verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı, Muğla Çalışma ve İş Kurumu İl
Müdürlüğünden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde Kurumumuza gönderilmediği bu nedenle
“kanunlara uygunluk” ilkesine uymadığı ve başvurana verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere
11 / 13başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle de “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi”
ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; mezkur idarelerin bundan böyle bu ilkelere de uyması beklenmektedir .
IV. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
A. Dava Açma Süresinin Yeniden Başlaması 32. 14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır .
33. 14/ 06/ 2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiş; Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 38 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da Kurumun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren, altı ay içinde sonuçlandıramaması halinde durumun gerekçesiyle birlikte başvurana tebliğ edileceği ve durmuş olan dava açma süresinin tebliğden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir . Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 02/ 01/ 2017 tarihli E . sayılı yazı ile bildirilmiştir .
B. Yargı Yolu 34. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı
40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve
mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır .” hükmü yer almakta olup, 6328 sayılı
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgili idarenin işlemine karşı dava açma süresinden varsa arta kalan süre içinde Muğla İş Mahkemesine yargı yolu açıktır .
V. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosyanın kapsamına göre, BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve MUĞLA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .
Şeref MALKOÇ
12 / 13Kamu Başdenetçisi