|
ÖZET: Başvuran, Elektrik Üretim Anonim Şirketi’nde yıllık ücretli izin süresinin hesaplanmasında, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nde (İSKİ) geçirdiği sürelerin dikkate alınmasını talep etmiştir. Başvuru, 29 Şubat 2024 tarihinde yapılmış ve başvuran, İSKİ’nin kamu tüzel kişiliğine sahip olduğunu belirterek, bu sürelerin izin hesabında göz önünde bulundurulmasını istemiştir. Ancak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, başvuranın yalnızca kendi işyerinde geçen sürelerin dikkate alındığını ve İSKİ’de alt işveren olarak çalıştığı için bu sürelerin izin hesabına dahil edilemeyeceğini ifade etmiştir.
İlgili mevzuat çerçevesinde, yıllık ücretli izin süresinin hesaplanmasında, aynı işverenin farklı işyerlerinde geçen sürelerin birleştirilmesi gerektiği belirtilse de, başvuranın İSKİ’deki çalışmasının alt işveren statüsünde olması nedeniyle bu durum geçerli sayılmamıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin reddedilmesine karar vermiştir. Ayrıca, başvuru sürecinde idarenin, başvurana hangi yollara başvurabileceğini belirtmemesi, iyi yönetim ilkelerine aykırı bulunmuştur. Sonuç olarak, başvuranın İSKİ’deki çalışma sürelerinin yıllık izin hesabında dikkate alınmaması yönündeki karar, hukuka uygun bulunmuş ve başvurunun reddine karar verilmiştir. Başvuran, bu ret kararına karşı yargı yoluna başvurabilecektir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/8042-S.24.12632
BAŞVURU NO : 2024/3198
KARAR TARİHİ : 05.08.2024
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ELEKTRİK ÜRETİM ANONİM ŞİRKETİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Yıllık ücretli izin süresi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 29.02.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran özetle; 16/7/2014 tarihinden itibaren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı olan Elektrik
Üretim Anonim Şirketinde çalıştığını, işveren ile TES-İŞ arasında imzalanan 20. Dönem Toplu İş
Sözleşmesi’nin 108. maddesinin (c) bendinde, devlete veya devlete bağlı tüzel kişilerin işyerlerinde veya kamu iktisadi kuruluşlarında veya özel yasalara göre kurulmuş banka veya benzeri kuruluşlarda geçen belgelenmiş çalışma sürelerinin izin süresinin tespitinde nazara alınacağının düzenlendiğini, bu kapsamda 28/7/2008-12/7/2014 tarihleri arasında İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinde güvenlik görevlisi olarak geçen çalışma sürelerinin izin süresi hesabı bakımından dikkate alınmasını talep ettiğini, talebini reddedildiğini, oysa İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluş olduğunu, asıl işvereninin İSKİ olduğunu nitekim 14/12/2020 tarihli ve sayılı çalışma belgesinde de İSKİ bünyesinde çalıştığının açıkça ifade edildiğini, Toplu İş Sözleşmesi’nin mezkûr maddesinde görev yapılan kurumda unvan veya görev tanımı ayrımı yapılmadığını belirterek 28/7/2008-12/7/2014 tarihleri arasında İstanbul Su ve Kanalizasyon
İdaresinde geçen çalışma sürelerinin yıllık ücretli izin süresi hesabında dikkate alınmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Elektrik Üretim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü İnsan
Kaynakları Daire Başkanlığının başvuru konusuna ilişkin 29/3/2024 tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle;
2.1) 15/7/2014 tarihinden beri 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak daimi işçi statüsünde çalışmakta olan
başvuranın yıllık ücretli izin süresinin, herhangi başka bir kamu kurum ve kuruluşunda geçen hizmeti olmaması sebebiyle sadece kendi işyerlerinde geçen hizmetleri dikkate alınarak hesaplandığı,
2.2) Diğer taraftan 4857 sayılı Kanun’un 54. maddesi hükmü doğrultusunda 16/5/2018 tarihli ve
sayılı yazı ile merkez ve taşra teşkilatının 4857 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışan işçi personelden Şirket’te işbaşı yapmadan önce kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapanların, bu kurumlarda geçirdikleri eski hizmet sürelerinin, belgelenmesi kaydıyla yıllık ücretli izin süresi hesabında dikkate alınması gerektiği hususunda bilgilendirildiği,
2.3) Bununla birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel
Müdürlüğü Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığının başvuranın talebi üzerine yazmış olduğu 28/10/2021 tarihli ve sayılı “Çalışma Belgesi” konulu yazısında da ifade edildiği üzere başvuranın çalışmış olduğu eski işyerlerinin İSKİ idaresi ile yüklenici alt işveren firmalar arasında imza altına alınan
“Özel Güvenlik Hizmet Alımı” sözleşmeleri kapsamındaki hizmet alımı işçisi statüsünde özel güvenlik personeli olarak görev yaptığının görüldüğü, bu nedenle başvuranın belirtilen tarihlerde İstanbul
Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İSKİ Genel Müdürlüğü emrinde 4857 sayılı Kanun’a tabi daimi işçi statüsünde kamu işçisi olarak çalışmadığı, sadece İSKİ Genel Müdürlüğü ile yüklenici alt işveren firmalar arasında imza altına alınan “Özel Güvenlik Hizmet Alımı” sözleşmeleri kapsamında özel güvenlik hizmeti veren alt işveren personeli olarak çalıştığının anlaşıldığı, bu bağlamda başvuranın çalışmış olduğu eski hizmetlerinin herhangi bir kamu kurum veya kuruluşunda geçmemesi sebebiyle yıllık ücretli izin süresinin hesabında dikkate alınamayacağı açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı”
başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin
birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5) 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Yıllık ücretli izne hak kazanma ve izni kullanma dönemi” başlıklı 54.
maddesinin birinci ve beşinci fıkralarında;
“Yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları süreler birleştirilerek göz önüne alınır. Şu kadar ki, bir işverenin bu Kanun kapsamına giren işyerinde çalışmakta olan işçilerin aynı işverenin işyerlerinde bu Kanun kapsamına girmeksizin geçirmiş bulundukları süreler de hesaba katılır.
…
Aynı bakanlığa bağlı işyerleri ile aynı bakanlığa bağlı tüzel kişilerin işyerlerinde geçen süreler ve kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanılarak kurulan banka
ve kuruluşlar veya bunlara bağlı işyerlerinde geçen süreler, işçinin yıllık ücretli izin hakkının hesaplanmasında göz önünde bulundurulur.”
6) 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun;
6.1) “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde;
“Bu Kanunun uygulanmasında;
…
Toplu iş sözleşmesi: İş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hususları düzenlemek üzere işçi sendikası ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren arasında yapılan sözleşmeyi, …
ifade eder.”
6.2) “Toplu iş sözleşmesi ve çerçeve sözleşmenin içeriği” başlıklı 33. maddesinin birinci ve ikinci
fıkralarında;
“Toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hükümleri içerir.
Toplu iş sözleşmesi, tarafların karşılıklı hak ve borçları ile sözleşmenin uygulanması ve denetimini ve uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yolları düzenleyen hükümleri de içerebilir.”
7) Elektrik Üretim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü ve Bağlı İşyerleri Adına Türk Ağır Sanayii ve
Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası ile Türkiye Enerji, Su ve Gaz İşçileri Sendikası arasında 20/6/2023 tarihinde akdedilen 1/3/2023 – 28/2/2025 yürürlük tarihli 20. Dönem İşletme Toplu İş
Sözleşmesi’nin “İznin Tanımlanması” başlıklı 108. maddesinin (c) bendinde;
“İşçinin Devlete veya Devlete bağlı tüzel kişilerin işyerlerinde veya Kamu İktisadi Kuruluşlarında veya özel yasalara göre kurulmuş banka veya benzeri kuruluşlarda geçen belgelenmiş çalışma süreleri, izin süresinin tespitinde nazara alınır.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte
değerlendirilerek hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9) Bir numaralı paragrafta da ifade edildiği üzere başvuran özetle, 28/7/2008-12/7/2014 tarihleri arasında
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinde geçen çalışma sürelerinin yıllık ücretli izin süresi hesabında dikkate alınmasını talep etmektedir.
B
10) Bilindiği üzere yıllık ücretli izin hakkı işçinin dinlenme ihtiyacının karşılanması için öngörülen, iş
sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmeyen, anayasal temelli vazgeçilemeyen bir haktır. Öte yandan 4857 sayılı Kanun’un yıllık ücretli izne ilişkin hükümleri nisbi emredici nitelikte olup, iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine düzenlemeler yapılması mümkündür.
11) Bu bağlamda 4857 sayılı Kanun’un 54. maddesinin birinci fıkrasında yıllık ücretli izne hak kazanmak
için gerekli sürenin hesabında, işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı sürelerin birleştirileceğini hükme bağlanmıştır. Bu durumda, işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurumları bakımından sürelerin birleştirilmesine ilişkin kurallara ise aynı maddenin son fıkrasında yer verilmiştir. Buna göre aynı bakanlığa bağlı işyerleri ile aynı bakanlığa bağlı tüzel kişilerin işyerlerinde geçen süreler ve kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar veya bunlara bağlı işyerlerinde geçen süreler, işçinin yıllık ücretli izin hakkının hesaplanmasında göz önünde bulundurulacaktır. Bununla birlikte, işçiye önceki çalışma sürelerine ilişkin kullanmadığı yıllık izin ücreti feshe bağlı olarak tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabında dikkate alınması mümkün değildir. Bu nedenle ancak önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalarına eklenir. Öte yandan 4857 sayılı Kanun’un 54. maddesinin son fıkrasının tüm kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin birleşmesi anlamında yorumlanması da mümkün değildir. Nitekim söz konusu hükümde açıkça aynı bakanlık ve bağlı işyerleri ifadesinden farklı bakanlıklarda geçen çalışma sürelerinin yıllık ücretli izin süresinin hesabında birleştirilmeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla aynı bakanlık veya bağlı tüzel kişiler ile bakanlığa bağlı kamu iktisadi teşebbüslerinde geçmeyen çalışma sürelerinin işçinin yıllık ücretli izin süresinin hesabında birleştirilmesi mümkün değildir. (Yargıtay Dokuzuncu Hukuk
Dairesinin 27/1/2022 tarihli ve E:2021/12471, K:2022/1343 sayılı kararı, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk
Dairesinin 8/11/2023 tarihli ve E:2023/11981, K:2023/16983 sayılı kararı. Aynı yönde bk. Kamu
Denetçiliği Kurumunun 2023/19743 numaralı başvuruya ilişkin 14/5/2024 tarihli Ret Kararı)
12) Öte yandan başvuranın da kapsamında olduğu ve işveren ile yetkili sendika arasında 20/6/2023
tarihinde akdedilen 1/3/2023 – 28/2/2025 yürürlük tarihli 20. Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi’nin 108.
maddesinde, devlete veya devlete bağlı tüzel kişilerin işyerlerinde veya kamu iktisadi kuruluşlarında veya özel yasalara göre kurulmuş banka veya benzeri kuruluşlarda geçen belgelenmiş çalışma sürelerinin yıllık ücretli izin süresinin tespitinde dikkate alınacağı düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre işçinin önceki çalışma süreleri farklı bakanlıklarda geçmiş olsa da yıllık ücretli izin süresinin hesabında birleştirilecektir.
Buna göre toplu iş sözleşmesi hükmünün 4857 sayılı Kanun’un 54. maddesinin son fıkrasına göre işçi lehine bir düzenlemeyi içerdiği anlaşılmaktadır. Nitekim işveren Elektrik Üretim Anonim Şirketi Genel
Müdürlüğü İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı İşçi Personel Atama ve Toplu Sözleşme Müdürlüğünün 16/5/2018 tarihli ve sayılı yazısında da, işçi personelin kamu kurum ve kuruluşlarında geçen önceki çalışma sürelerinin belgelendirilmesi kaydıyla yıllık ücretli izin süresi hesabında dikkate alınacağı ifade edilmiştir. Şu halde uyuşmazlık, başvuranın Elektrik Üretim Anonim Şirketinde çalışmaya başlamadan önce İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinde alt işveren işçisi olarak geçen çalışma sürelerinin, 20. Dönem
İşletme Toplu İş Sözleşmesi’nin 108. maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususundan ibarettir.
13) Bu aşamada 20. Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi’nin 108. maddesinde işçinin önceki çalışma
süreleri farklı kamu kurum ve kuruluşlarında olsa da yıllık ücretli izin süresinin hesabında birleştirileceği
öngörülmekle birlikte, işçilerin önceki çalışmalarının söz konusu işyerlerinde alt işveren işçisi olarak geçmesine yönelik bir hüküm ihtiva etmediği görülmektedir.
14) Toplu iş sözleşmesi işçi kuruluşları ile işveren kuruluşları veya işveren arasında iş sözleşmesine
uygulanabilecek çalışma şartlarını belirleyen ya da düzenleyen sözleşmedir. Toplu iş sözleşmesi işçilerle işverenler arasındaki iş ilişkisini değil, sadece bir veya birçok işyerinde, bir işletmede ya da iş kolunda uygulanabilecek çalışma şartlarını düzenlemektedir. Nitekim 6356 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendindeki tanıma göre toplu iş sözleşmesi; iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hususları düzenlemek üzere işçi sendikası ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren arasında yapılan sözleşmeyi ifade etmektedir. 6356 sayılı Kanun’un 33. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarındaki hükümlerde ise toplu iş sözleşmesinin; iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hükümleri içereceği ayrıca tarafların karşılıklı hak ve borçları ile sözleşmenin uygulanması, denetimi ve uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yolları düzenleyen hükümlere de yer verilebileceği belirtilmiştir. Toplu iş sözleşmelerine kanunen belirlenen amacı içinde kalmak ve kesin emredici nitelikteki kanun hükümlerine aykırı bulunmamak şartı ile iş sözleşmelerinin yapılmasına, türlerine, şekillerine, çalışma şartlarına ve iş sözleşmelerinin sona ermesine ilişkin hükümler konulması mümkündür. (Yargıtay
Yirmi İkinci Hukuk Dairesinin 3/12/2019 tarihli ve E: 2019/7906, K: 2019/22313 sayılı kararı)
15) Öte yandan başvuranın da kapsamında bulunduğu 20. Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi
görüşmelerinde işçi sendikası ile işveren sendikası arasında, yıllık ücretli izin süresinin hesabında işçinin farklı kamu kurum ve kuruluşlarında geçen önceki çalışma sürelerinin nasıl değerlendirileceğinin müzakere edildiği anlaşılmaktadır. Neticede ise işçinin farklı kamu kurum ve kuruluşlarında alt işveren işçisi olarak geçen önceki çalışma sürelerinin yıllık ücretli izin süresinin hesabı yönünden birleştirileceğine yönelik bir hükme yer verilmemiştir. Nitekim işveren Elektrik Üretim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü İnsan
Kaynakları Daire Başkanlığı İşçi Personel Atama ve Toplu Sözleşme Müdürlüğünün 16/5/2018 tarihli ve sayılı yazısında da, işçi personelin kamu kurum ve kuruluşlarında alt işveren işçisi olarak geçen önceki çalışma sürelerinin yıllık ücretli izin süresi hesabında dikkate alınmayacağı ifade edilmiştir. Bu durumda eldeki hukuki uyuşmazlığa ilişkin meselenin toplu iş sözleşmesinde bilinçli olarak düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla tarafların karşılıklı hak ve borçlarının düzenlendiği toplu iş sözleşmesi hükmü dikkate alındığında ve 4857 sayılı Kanun’da konuya ilişkin açık bir düzenlenme bulunmaması karşısında, başvuranın farklı kamu kurum ve kuruluşlarında alt işveren işçisi olarak geçen önceki çalışma sürelerinin yıllık ücretli izin süresinin hesabı yönünden birleştirilmesi gerektiğini kabul etmek mümkün değildir.
16) Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde, başvuranın farklı kamu kurum ve kuruluşunda alt
işveren işçisi olarak geçen çalışma sürelerinin yıllık ücretli izin süresi hesabı yönünden birleştirilmemesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
17) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece
“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye uygun davranması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
18) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının tebliğ tarihinden
itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle başvuranın talebinin reddine;
Kararın başvurana ve Elektrik Üretim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğüne tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi