ÖZET: Başvuran, 18 Temmuz 2019 tarihli dilekçesi ile yurt dışı borçlanma talebinde bulunmuş, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından gönderilen borç tahakkuk cetveli, yurt dışı adresine iadeli taahhütlü olarak gönderilmiş ve teslim alınmadığı için iade edilmiştir. Başvuran vekili, müvekkilinin adresinin doğru olduğunu belirterek, borç tahakkuk cetvelinin yeniden gönderilmesini talep etmiştir. SGK ise, tebligatın geçerli sayılabilmesi için başvurunun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde yapılması gerektiğini ifade ederek, başvurunun geçersiz olduğunu belirtmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve SGK’nın açıklamalarını değerlendirerek, borç tahakkuk cetvelinin tebliğ usulünün hukuka uygunluğunu incelemiştir. Yapılan değerlendirmelerde, SGK’nın tebligat işlemlerinin 7201 sayılı Kanun’a uygun olarak gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, borç tahakkuk cetvelinin tebliğ edilmemesi durumunda, SGK’nın gerekli hukuki çareleri uygulaması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, SGK’nın başvuranın yurt dışı borçlanma talebine ilişkin işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek, borç tahakkuk cetvellerinin tebliği konusunda gerekli düzenlemelerin yapılmasını tavsiye etmiştir. Bu karar, başvuran vekiline ve SGK’ya tebliğ edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/15643-S.21.25007

BAŞVURU NO : 2021/13982

KARAR TARİHİ : 01/11/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Yurt dışı borçlanma hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 19/08/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran vekili; müvekkilinin Manisa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne verdiği 18/7/2019 tarihli

dilekçesi ile 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma başvurusu yaptığını, Şehzadeler Sosyal Güvenlik

Merkezinin 7/4/2021 tarihli ve sayılı yazısında borç tahakkuk cetvelinin 8/8/2019 tarihli ve sayılı yazı ekinde yurt dışı adresine iadeli taahhütlü olarak gönderildiği ve teslim alınmadığından iade olduğu belirtilerek talebin reddedildiğini, müvekkilinin 7186 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerden etkilenmemek amacıyla yurt dışı borçlanma talebinde bulunduğunu ve müvekkilinin Türkiye’deki tebliğe elverişli adresini Kuruma bildirdiğini ancak Kurumun 7201 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak borç tahakkuk cetvelinin iade olmasından sonra başkaca işlem yapmayarak dosyayı arşive kaldırdığını ifade ederek müvekkilinin 18/7/2019 tarihli borçlanma talebine göre düzenlenen borç tahakkuk cetvelinin yeniden gönderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru

konusuna ilişkin 21/9/2021 tarihli ve sayılı yazısında özetle;

2.1) 3201 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, tahakkuk edilen borç tutarının, tebliğ edildiği tarihten itibaren

3 ay içinde ödeneceğinin, tahakkuk ettirilen prim borcunu tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde

ödemeyenler için yeniden başvuru şartı aranacağının, Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve

Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik’in 10. maddesinde de, tahakkuk ettirilen borç tutarının, ilgiliye iadeli taahhütlü olarak tebliğ edileceğinin ve posta alındısının ilgiliye teslim edildiği tarihin, borcun tebliğ tarihi olarak kabul edileceğinin hüküm altına alındığı,

2.2) Ayrıca 2011/48 sayılı Yurtdışı Borçlanma ve Tahsis İşlemleri başlıklı Genelge’nin “Borç

Miktarının Tebliği” başlığı altında, tebliğ mektubunun ilgililere teslim edilememesi nedeniyle Kuruma iade edilmesi halinde, adresin ilgilinin dosyası ve adrese dayalı kimlik paylaşım sisteminden doğru olup olmadığı ile ilgili yapılacak olan kontrol neticesinde, tebliğ mektubuna yazılan adresin doğru olduğu tespit edildiği takdirde, borcun ilgiliye tebliğine ilişkin yazının Kurumdan gönderildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ilgilinin müracaatı üzerine aynı borcun yeniden tebliğ edileceğinin, yeniden müracaatın üç aylık süreden sonra yapılması halinde ise önceki borçlanma işleminin geçersiz sayılacağının ve yeni borç tahakkukunun yeni talep tarihinde geçerli olan prime esas kazancın alt ve üst sınırları arasında seçilecek olan kazanç üzerinden gerçekleştirileceğinin düzenlendiği,

2.3) Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, tebliğ mektubuna yazılan adresin doğru olduğunun

tespit edildiği, bu sebeple borcun başvurana tebliğine ilişkin yazının Kurumdan gönderildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde müracaat edilmesi halinde aynı borcun tebliğine imkân varken başvuran vekili tarafından gönderilen ve borçlanma talebine ilişkin bilgi istenilen 2/4/2021 tarihli dilekçenin Kurum evrak sistemine giriş tarihinin 5/4/2021 tarihi olduğu, bu tarihin 2011/48 sayılı Genelge’de yer alan üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonraki bir tarih olduğu,

2.4) Dosyanın tetkikinden, 18/7/2019 tarihli Yurtdışı Hizmet Borçlanma Talep Dilekçesi ile Almanya’da

geçen sürelerini borçlanma talebinde bulunan başvuranın, borç miktarının tebliğ edileceği adres olarak yurt dışı adresini seçtiğinin, yurt dışı adres kutucuğuna “

” adresinin yazdığının, borç tahakkuk cetvelinin 8/8/2019 tarihli yazı ile başvuran tarafından beyan edilen Almanya adresine “ barkod numarası ile iadeli taahhütlü olarak gönderildiğinin ancak teslim alınmadığı/alınamadığı ibaresi ile borç tebliğ yazısının iade edildiğinin anlaşıldığı,

Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma

hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5.

maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin

Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un;

5.1) “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde;

“Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.”

5.2) “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin (c) bendinde;

“Bu Kanunda geçen:

…

c) Sürelerin Değerlendirilmesi; Türk vatandaşlığını haiz olanların 1 inci maddede belirtilen sürelerinin istekleri halinde değerlendirilmesini,

ifade eder.”

5.3) “Başvurulacak kuruluşlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında;

“Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar.”

5.4) “Borçlanma tutarı ve borçlanma tutarının iadesi” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında;

“Borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal

Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82 nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azami günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın %45’idir. Ancak, prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Tahakkuk ettirilen borç tutarı, tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenir. Ödeme yapılan gün sayısı prim ödeme gün sayısına ve prime esas kazanca dahil edilir. Tahakkuk ettirilen prim borcunu tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödemeyenler için yeniden başvuru şartı aranır.”

6) 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebligatın yapılması” başlıklı 1. maddesinde;

“Kazaî merciler, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler, (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlar, (IV) sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kurumları ile vakıf yükseköğretim kurumları, il özel idareleri, belediyeler, köy hükmî şahsiyetleri, barolar ve noterler tarafından yapılacak elektronik ortam da dâhil tüm tebligat, bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılır.”

7) Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik’in;

7.1) “Borçlanma başvurusunda istenilecek belgeler” başlıklı 7. maddesinde;

“Borçlanma başvuruları, örneği Kurumca hazırlanan ve Kurumun internet sayfasında yayımlanan Yurtdışı

Süreleri Borçlanma Talep Dilekçesi ile yapılır.

Yurtdışı Süreleri Borçlanma Talep Dilekçesinde, yurtdışında borçlanma kapsamında geçen sigortalılık veya ev kadını olarak geçen süreleri bulunan kişinin adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, borçlanılmak istenilen sürenin niteliği ve süresi, borçlanma miktarının hesabına esas bir günlük prime esas kazanç tutarı ve tebligat adresi ile Türkiye’de sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi geçen çalışmaları varsa kurumu, sigortalılık statüsü, sicil numarası ve süresi belirtilir.

Yurtdışı Süreleri Borçlanma Talep Dilekçesine, 9 uncu maddede belirtilen ve borçlanılacak süreye uygun belge asıllarının eklenmesi zorunludur. Kurum, bu belgelerin aslı yerine örneğini ve borçlanma işlemini tamamlamak için ihtiyaç duyduğu diğer belgeleri istemeye yetkilidir.”

7.2) “Sigortalılık sürelerinin belgelendirilmesi mecburiyeti” başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrası

ile 6/11/2020 tarih ve 31296 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik’in 6. maddesiyle yürürlükten kaldırılan ikinci fıkrasında;

“Borçlanma başvurusunda bulunanlar, yurtdışında geçen ve borçlanmaya esas olacak sürelerine ait 9 uncu maddede belirtilen belgelerden durumlarına uygun olanını, Kuruma ibraz etmekle belgelendirme mecburiyetlerini yerine getirmiş olurlar.

Kurum, gerektiğinde sigortalılık sürelerinin tespiti için sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış ülkelerden idari yardım talebinde bulunabilir.”

7.3) “Borçlanmaya esas sürelere ait belgeler” başlıklı 9. maddesinin, 6/11/2020 tarih ve 31296

sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik’in 7. maddesiyle değiştirilmeden önceki birinci fıkrasının (a) bendinde;

“Borçlanma yapılabilmesi için;

a) Borçlanılacak süre sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilmiş ülkelerde geçmişse;

1) Çalışılan ülkede bağlı bulunulan sigorta merciinden alınacak hizmet cetveli veya sigorta kartlarından,

2) Sigortalıların çalıştıkları iş yerlerinin resmi kuruluşlara ait olması veya resmi kuruluşlarca ya da kamu

kurumu olarak kabul edilen kuruluşlarca düzenlenmesi halinde, belgelerin ayrıca tasdikine gerek kalmaksızın; çalışılan ülkede işyerinin ait olduğu belediyelerce düzenlenmiş hizmet belgeleri, vergi dairelerince çalışılan sürelere ilişkin düzenlenmiş belgeler, iş bulma kurumlarınca işsizlikte geçen sürelere ilişkin verilen belgeler, ilgili meslek kuruluşları veya birliklerince veya diğer resmi kuruluşlarca verilen hizmet belgelerinden,

3) Yurtdışında kendi adına ve hesabına çalışanların bağlı oldukları vergi dairesi, ilgili meslek kuruluşu

veya birliklerince verilen hizmet belgesinden,

4) Bulunulan ülkelerdeki Türk konsoloslukları, çalışma ve sosyal güvenlik müşavirlikleri veya ataşelikler

gibi temsilciliklerden alınacak ve yurtdışı borçlanma için kullanılacağı belirtilen hizmet belgelerinden, …

durumlarına uygun olan belgenin Kuruma ibraz edilmesi gerekir.”

7.4) “Borçlanma miktarının tespiti, tebliği ve ödenmesi” başlıklı 10. maddesinin dördüncü ve

altıncı fıkralarında;

“Kurumca birinci fıkraya göre tahakkuk ettirilen borç tutarı, ilgiliye iadeli taahhütlü olarak tebliğ edilir.

Posta alındısının ilgiliye teslim edildiği tarih, borcun tebliğ tarihidir.

…

Borcun tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde ödenmemesi halinde, borçlanma işlemi geçersiz sayılır.

Üç aylık süre içerisinde borcun bir kısmının ödenmesi halinde, ödenen miktara isabet eden süre geçerli sayılır. Borcun bir kısmını veya tamamını ödemeyenlerin, bu sürelerinin Kanuna göre değerlendirilmesi, yeniden yazılı başvuruda bulunmaları ve tahakkuk eden borç miktarını süresi içinde ödemeleri şartına bağlıdır.”

7.5) “Borçlanmadan vazgeçme ve borçlanma miktarının iadesi” başlıklı 11. maddesinin birinci

fıkrasında;

“Borçlanma başvurusunda bulunup borcu tebliğ edilmeden ya da tebliğ edildikten sonra üç aylık süre içinde borçlanma başvurusundan vazgeçtiklerini yazılı olarak Kuruma bildirenlerin borçlanma başvuruları geçersiz sayılır.”

8) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğünün 8/6/2011 tarihli

ve 2011/48 sayılı Genelgesi’nin, borçlanma talep tarihinde yürüklükte olan “Yurtdışı Borçlanma

İşlemleri” başlıklı ikinci bölümünün “Borçlanmanın şartları” başlıklı birinci maddesi altında yer verilen ve “Yazılı istekte bulunmak” başlıklı 1.4. maddesinin son paragrafında;

“Borçlanma için belgelendirme ve tahakkuk eden borcun üç ay içinde ödenme mecburiyeti dikkate alındığında, Kurumun yazılı bildirisine rağmen eksik bilgi, beyan ve belgelerini üç ay içinde ibraz etmeyenlerin borçlanma işlemleri durdurularak, borçlanmanın geçersiz olduğu başvuru sahibine yazılı

olarak bildirilecektir. Bu durumda olanların borçlanma işlemi, yeni bir Yurtdışı Borçlanma Talep

Dilekçesine göre sonuçlandırılacaktır. Söz konusu üç aylık sürenin belirlenmesinde ilgili yazının

Kurumdan çıkış tarihi esas alınacaktır.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı

birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10) Bir numaralı paragrafta da yer verildiği üzere başvuran vekili özetle; müvekkilinin 18/7/2019 tarihli

borçlanma talebine göre düzenlenen borç tahakkuk cetvelinin yeniden gönderilmesini talep etmektedir.

11) Buna karşılık Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ise, borç tahakkuk cetveline ilişkin tebliğ

mektubunun tebliğe çıkarılmasına rağmen başvurana teslim edilememesi nedeniyle Kuruma iade edildiği, başvuranın adresinin doğru olup olmadığının dosyasından ve adrese dayalı kimlik paylaşım sisteminden kontrol edildiği ve adresin doğru olduğu anlaşıldığından, borcun başvurana tebliğine ilişkin yazının

Kurumdan gönderildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvuranın müracaatı olmaması üzerine borçlanma işleminin geçersiz sayıldığı açıklamalarına yer verilmiştir. Şu durumda başvuranın, yurt dışında geçen çalışma sürelerinin borçlandırılması talebi kapsamında düzenlenen borç tahakkuk cetvelinin tebliğinin hangi Kanun kapsamında yapılacağı ile söz konusu yazının, Kurumdan gönderildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvuranın müracaatı olmaması nedeniyle borçlanma işleminin geçersiz sayılmasına yönelik Kurum işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.

12) Görüldüğü üzere somut uyuşmazlığın, ilgililerin yurt dışında geçen sürelerini borçlanmaya ilişkin

başvuruları kapsamında düzenlenen borç tahakkuk cetvelinin tebliğ usulünün nasıl olması gerektiği noktasında düğümlendiği, bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için 3201 sayılı Kanun kapsamındaki borçlanma taleplerine ilişkin olarak idare tarafından yapılacak bildirimlerin tebliğ usulünün irdelenmesinin zaruri olduğu anlaşılmaktadır.

13) Bu kapsamda 2020/89059 numaralı başvuru hakkında verilen 16/12/2020 tarihli Tavsiye

Kararı’nda, 3201 sayılı Kanun kapsamındaki işlemler hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından

yapılacak tebligat usulünün irdelendiği ve aşağıdaki değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir:

“13.1) Bu noktada değinmek gerekir ki; tebligat, yetkili makamlarca birtakım hukuki işlemlerin, işlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri istenilen kişilere kanuna uygun şekilde bildirimini ve bu bildirimin usulüne uygun olarak yapıldığının belgelendirilmesini ifade etmektedir. Bu nedenle söz konusu işlemlerin kendilerine bağlanan hukuki sonuçları doğurabilmesi, her şeyden önce muhatabına bildirilmesine

/

bağlıdır. Bu yönüyle tebligat, Anayasa’da güvence altına alınmış olan iddia ve savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan hak arama hürriyetinin önemli güvencelerinden biridir.

(Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E: 2013/95, K: 2014/176 sayılı kararından. Kaynak:

www.corpus.com.tr ) Bu nedenle yetkili makamların, tebliğ işlemlerini yürütürken gerekli özeni göstermemesi nedeniyle muhatabının tebliğ konusuna vâkıf olamadığı durumlarda, muhatabının herhangi bir kusuru bulunmadığı hâlde tebligata bağlanan hukuki sonuçtan sorumlu tutmak hakkın varlığını anlamsız kılacaktır. (Anayasa Mahkemesinin; 25/10/2017 tarihli ve E: 2014/7805, K: 2014/7805; 21/3/2019 tarihli ve E: 2016/2595, K: 2016 2595 sayılı kararları. Kaynak: www.corpus.com.tr ) Şu halde tebligat konusu hukuki işlemin ilgilisi hakkında hukuki sonuç doğurmasının, kanuna uygun şekilde bildirim yapılmasının yanında, bu bildirimin ayrıca usulüne uygun olarak belgelendirilmesine de bağlı olduğu anlaşılmaktadır.

13.2) Bu anlamda tebligat, tebliğ konusu hakkında muhatabın bilgilendirilmesinin yanında, bu

bilgilendirmenin belgelendirilmesini de içeren bir usul işlemidir. Nitekim 7201 sayılı Kanun, tebligatın bu özelliklerinin somut olarak gerçekleşmesini tamamen birtakım şekli kurallar ile sağlamaya çalışmaktadır. Dolayısıyla Kanun’un amacı; tebliğin muhatabına ulaşması, tebliğ konusu ile ilgili olarak muhatabın bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hâl böyle iken, Kanun kapsamındaki kurum ve kuruluşlar tarafından yapılacak tebligatlarda, söz konusu şekli hükümlerin en ufak ayrıntılarına

kadar uygulanması yasal zorunluluktur. (Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesinin 16/3/2017 tarihli ve E:

2017/1090, K: 2017/2178 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr )

13.3) Bu noktada ifade etmek gerekirse Sosyal Güvenlik Kurumu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve

Kontrol Kanunu’na ekli IV sayılı cetvelde sayılan sosyal güvenlik kurumları arasında yer almaktadır. Bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılacak tebligatların, altı numaralı paragrafta yer verilen düzenleme doğrultusunda 7201 sayılı Kanun’a tabi olduğu açıktır. Dolayısıyla mezkûr idare tarafından yapılacak tebligatların usulüne uygun olması için, 7201 sayılı Kanun’daki zorunlu şartların yerine getirilmiş olması gerekmektedir.

13.4) Bu kapsamda yurt dışı adreslere yapılacak tebligatlarda da, 7201 sayılı Kanun’un öngördüğü

usulde tebliğe çıkılması, tebligatın yapılamaması durumunda ise ilanen tebligat dâhil Kanun’un öngördüğü tüm hukuki çarelere başvurulması gerekmektedir. (Aynı yönde, Yargıtay Beşinci Hukuk

Dairesinin 24/1/2018 tarihli ve E: 2016/13378, K: 2018/94 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr)

Dolayısıyla ilgililerin yurt dışında geçen sürelerinin borçlandırılmasına yönelik talepleri kapsamında, Sosyal Güvenlik Kurumunca düzenlenecek borç tahakkuk cetvellerinin de 7201 sayılı Kanun’da benimsenen usul uyarınca tebliğ edilmesi gerekmektedir. Gerçekten de, söz konusu borç tahakkukunun tebliğine ilişkin 3201 sayılı Kanun’da ayrı bir düzenlemeye yer verilmemiş olması ve Sosyal Güvenlik

Kurumunun 7201 sayılı Kanun’a tabi olması karşısında bu kabulün zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Sonuç olarak somut olayda, borç tahakkuk cetvelinin tebliğinin 7201 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda yapılacağına ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı yönündeki Kurum açıklamasına katılmak hukuken mümkün değildir. Nitekim 2020/2456 numaralı başvuruya ilişkin 27/4/2020 tarihli Tavsiye Kararı’nda da,

3201 sayılı Kanun kapsamında yapılacak tebligatın 7201 sayılı Kanun’da öngörülen usul ve esaslara

uygun olarak yapılması gerektiği, aksi halde tebligatın usulsüz olacağı değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir.

13.5) Hal böyle iken, yurt dışı çalışma sürelerinin borçlandırılması talebini konu alan geçerli bir

dilekçenin mevcut olduğu durumlarda, ilgililerin talep dilekçelerinde belirttikleri adreslere yapılacak tebligatların Kurumun sorumluluğunda olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Kurumun, herhangi bir nedenle borç tahakkuk cetvelinin ilgilisine tebliğ edilemediği durumlarda 7201 sayılı Kanun’un öngördüğü şekli şartların yerine getirilip getirilmediğini kontrol etmesi ve ilanen tebliğ usulü de dâhil olmak üzere söz konusu borç tahakkukunun ilgilisine tebliğ edilmesine yönelik hukuki çarelere başvurması gerekmektedir.

13.6) Diğer taraftan somut olayda, borç tahakkuk cetvelinin başvurana tebliğ edilememesi nedeniyle, söz

konusu yazının Kurumdan gönderildiği tarihten itibaren üç aylık sürenin geçirilmesi ile başvuranın yurt dışı çalışma sürelerini borçlanma başvurusunun geçersiz sayılması işleminin de irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada gerek 3201 sayılı Kanun’un ve gerekse bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin

Yönetmelik’in, hangi hallerde ilgililerin başvurularının geçersiz sayılacağını düzenlediği görülmektedir.

Bu kapsamda Kanun’un 4. maddesinde, tahakkuk ettirilen prim borcunu tebligat tarihinden itibaren üç aylık süre içerisinde ödemeyenler için yeniden başvuru şartı aranacağı düzenlenmektedir. Diğer bir deyişle, tahakkuk ettirilen borç miktarı ilgilisine tebliğ edilmesine rağmen üç aylık yasal süre içerisinde ödenmemiş ise yapılan başvuru geçersiz hale gelmektedir. Bu durumda ise 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma yapılabilmesi, ilgilisinin yapacağı yeni başvuru üzerine hesaplanacak borcun ödenmesi ile mümkün olacaktır.

13.7) Diğer taraftan Yönetmelik’in ise, ilgililerin borçlanma başvurularının hangi hallerde geçersiz

sayılacağını 10. ve 11. maddelerinde düzenlediği görülmektedir. Buna göre ilk olarak tahakkuk ettirilen prim borcunu, tebliğden itibaren üç ay içerisinde ödemeyenlerin başvuruları geçersiz sayılacaktır. İkinci olarak ise borç tebliğ edilmeden veya tebliğden sonra üç aylık süre içerisinde Kuruma başvurarak, borçlanma talebinden vazgeçtiklerini bildirenlerin başvurularının geçersiz sayılacağı düzenlenmektedir.

Görüldüğü üzere ne Kanun ne de Yönetmelik, sayılan haller dışında borç tahakkuk cetveli tebliğ edilmeden ve/veya ilgilisince borçlanma talebinden vazgeçildiği yönünde irade açıklaması ortaya konulmadan, borçlanma başvurusunun geçersiz sayılmasına olanak tanımamaktadır. Bu nedenle borç tahakkuk cetvelinin herhangi bir nedenle ilgilisine tebliğ edilememesi nedeniyle, söz konusu yazının Kurum kayıtlarından çıkış tarihi esas alınarak borçlanma başvurusunun geçersiz sayılmasına hukuken imkân bulunmamaktadır.”

14) Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvuranın yurt dışı çalışma sürelerinin

borçlandırılması talebi kapsamında düzenlenen borç tahakkuk cetvelinin, 7201 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda yöntemince tebliği gerçekleştirilmeden, tahakkuk ettirilen borcun başvurana tebliğine ilişkin yazının Kurumdan gönderildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvuranın müracaatı bulunmadığı gerekçesiyle borçlanma başvurusunun geçersiz sayılmasına yönelik Kurum işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

15) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin

“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan

/

değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

16) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının tebliğ tarihinden

itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Manisa İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle;

Başvuranın yurt dışında geçen çalışma sürelerinin borçlandırılmasına ilişkin başvurusunun geçersiz sayılmasına yönelik Kurum işleminin geri alınması,

3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışında geçen sürelerin borçlandırılmasına ilişkin başvurular

doğrultusunda düzenlenen borç tahakkuk cetvellerinin tebliğine ilişkin 2011/48 sayılı Genelge hükümlerinin 7201 sayılı Kanun’a uygun olarak yeniden ele alınması,

Hususlarında Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tavsiyede bulunulmasına,

6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine idare tarafından tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın, başvuran vekiline ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/