onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının yurt dışı borçlanmasının 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a kapsamında kabul edilip edilmeyeceği üzerinedir. Davacı, 19.07.2019 tarihinde borçlanma talebinde bulunmuş, 24.07.2019 tarihinde ise 4/1-a kapsamında çalışma yaptığı anlaşılmıştır. Ancak, davalı Kurum, davacının talebini 4/1-b kapsamında değerlendirerek reddetmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın reddine karar vermiş, ancak Yargıtay, bu kararı bozarak davanın kabul edilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay, davacının borçlanma bedelini ödeme tarihinden önce 4/1-a kapsamında sigortalılık süresinin bulunduğunu belirterek, davanın kabul edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. İlk Derece Mahkemesi, bozmaya uyularak davanın kabulüne karar vermiş ve davacının 4/1-b kapsamında yaptığı borçlanma işleminin 4/1-a kapsamında yeniden düzenlenmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, davalı Kurumun işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, davacının yapmış olduğu ödemenin SSK kapsamına aktarılması gerektiğini tespit etmiştir. Temyiz itirazları reddedilmiş ve karar onanmıştır.

10. Hukuk Dairesi         2024/10089 E.  ,  2024/11101 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    SAYISI : 2024/69 E., 2024/248 K.
    KARAR : Kabul

    Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen yurt dışı borçlanmasının 4/1-a kapsamda hizmetler olarak kabul edilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili, müvekkilinin yurt dışında geçen borçlanmaya esas sürelerinden bir bölümünü 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlanmak için 19.07.2019 tarihinde talepte bulunduğunu, akabinde müvekkilinin 24.07.2019 tarihinde 4/1-a kapsamında çalışma yaptığı anlaşılınca, 24.07.2019 tarihli ek dilekçe ile 19.07.2019 tarihli borçlanma talebinin 4/1-a kapsamında düzenlenmesinin talep edildiğini, ancak davalı Kurumun 14.04.2020 tarihli yazısı ile “…29.07.2019 tarihinde intikal eden dilekçenizde 19.07.2019 tarihli borçlanma başvurusunun iptali yönünde bir talebinizin olmadığı, ayrıca yeni bir borçlanma dilekçesinin ibraz edilmediği anlaşıldığından adı geçenin 19.07.2019 tarihli talebi geçerli sayılarak borçlanma başvurusu 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında değerlendirilerek sonuçlandırılmıştır…” demek suretiyle iş bu talebin reddedildiğini ve 24.02.1983-08.05.1994 tarihleri arasına ilişkin olmak üzere 4035 gün için 4/1-b kapsamında tekemmül ettirilen tahakkuk cetvelinin düzenlenip tarafına tebliğ edildiğini, müvekkilinin hak kaybına uğramamak adına tahakkuk ettirilen prim borcu olan 110.113,54 TL’yi üç aylık hak düşürücü süre içinde 09.06.2020 tarihinde ödediğini, ardından 25.06.2020 tarihli dilekçe ile tahakkuk cetvelinin 4/1-a kapsamında düzenlenmesi ve yapılan ödemenin düzenlenecek olan tahakkuk cetveline ait ödeme sayılması için dilekçe verildiğini, ancak davalı Kurumun 16.07.2020 tarihli yazısı ile talebi reddettiğini, Kurumun ret işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, müvekkilinin 4/1-b kapsamında yapılmış olan borçlanma işleminin 4/1-a kapsamında yeniden düzenlenmesini, müvekkilinin yapmış olduğu ödemenin SSK kapsamına aktarılarak düzenlenecek tahakkuk cetvelindeki tarih aralıklarına ait ödeme olarak sayılması gerektiğinin tespitine, aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı Kurum vekili, yapılan Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2021 tarihli ve 2021/423 E., 2021/49 K. sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.

    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    Daire kararında “…İnceleme konusu davada, davacının 19.07.2019 tarihinde borçlanma talebinde bulunduğu, hazırlanan tahakkuku kanuni süresi içinde 09.06.2020 tarihinde ödediği, davacının borçlanma bedelini ödeme tarihinden önce yurt içinde 24.07.2019-26.07.2019 tarihleri arasında 4/1-a kapsamda sigortalılık süresinin bulunduğu anlaşıldığından, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi…” gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.

    B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının 4/1-b kapsamında yapmış olduğu borçlanma işleminin davalı Kurum tarafından 4/1-a kapsamına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğine, davacının yapmış olduğu ödemenin SSK kapsamına aktarılarak düzenlenecek tahakkuk cetvelindeki tarih aralıklarına ait ödeme olarak sayılması gerektiğinin tespitine, aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.

    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, yurt dışı borçlanmasının 4/1-a kapsamda hizmetler olarak kabul edilmesi istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 3201 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri.

    3. Değerlendirme
    1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    14.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.