|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 30.07.2019 tarihinde yaptığı yurt dışı borçlanma talebinin geçerliliği üzerinedir. Davacı, Almanya’da ikamet eden müvekkilinin, 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi uyarınca borçlanma talebinin, davalı Kurum tarafından tebligat adresine ulaştırılmadığı gerekçesiyle geçersiz sayıldığını iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kısmen kabulü ile borçlanma talebinin geçerli olduğuna karar vermiştir.
Davalı Kurum ise, işlemlerinin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, davacının talebinin makul süre içinde takip edilmediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile borçlanma talebinin geçerli olduğu yönünde karar verilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, davacının talebinin geçerliliğini onaylayarak, davalı Kurumun istinaf başvurusunu reddetmiştir. Bu durum, yurt dışı borçlanma taleplerinin zamanında takip edilmesinin önemini vurgulamaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/12342 E. , 2024/14020 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/142 E., 2024/425 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tespit davasında davanın kabulüne dair verilen kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile davalı Kurumda … sigorta sicil numarası ile 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesine göre sigortalı olarak tescilli olan müvekkilinin 30.07.2019 tarihinde Almanya’da geçen çalışma süresini 3201 sayılı Kanun hükümlerine göre 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a (SSK) maddesi kapsamında borçlanmak için davalı Kuruma talepte bulunduğunu, talep formunda tebligat adresi olarak Almanya’da ikamet ettiği adresi belirtmiş olduğunun, aradan uzun süre geçmiş olmasına rağmen müracaatı ile ilgili herhangi bir gelişme olmaması üzerine 2020 yılı Şubat ayında davalı Kuruma şifahen başvuran müvekkiline, belirtilen adreste tebligat yapılamadığı, üç aylık ödeme süresinin geçtiği, bu nedenle 30.07.2019 tarihli müracaatının geçersiz olduğu, yeniden talepte bulunması halinde yurtdışında geçen çalışma sürelerini 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b (Bağ-Kur) maddesi kapsamında borçlanabileceğinin söylendiğini, 19.07.2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve 01.08.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7186 sayılı Kanun’la 3201 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik ile borçlanma prim oranı %32’den %45’e çıkarılmış, borçlanılan hizmet sürelerinin ise 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b maddesi kapsamında değerlendirileceğinin öngörüldüğünü, ancak Kanun’un geçici 9 uncu maddesi, maddenin yürürlük tarihinden önce borçlanma talebinde bulunup, borçlarını yasal süresinde ödeyenlerin sigortalılık statülerinin ve tahakkuk ettirilen borç tutarının tespitinde önceki hükümlerin esas alınacağını hüküm altına almış olduğunu, 3201 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde ise tahakkuk ettirilen borç tutarının tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödeneceği belirtildiğini, davalı Kuruma verilen 20.02.2020 tarihli dilekçe ile yapılan işlemin Kanun hükümlerine açıkça aykırı olduğu ve müvekkilimin 30.07.2019 tarihli borçlanma müracaatının geçerli olduğu, bu müracaatına göre işlem yapılması ve borç tahakkuk cetveli düzenlenerek tebliğ edilmesinin talep edildiğini beyanla belirtilen nedenlerle; 1601201912583 sigorta sicil numaralı müvekkilinin 30.07.2019 tarihli 3201 sayılı Kanun hükümlerine göre yapmış olduğu yurt dışı hizmet borçlanmasının geçerli olduğunun, borçlanma işlemlerinin 30.07.2019 tarihinde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Kanun hükümlerine göre ve borçlanma talep tarihindeki prim oranı üzerinden yapılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacının 30.07.2019 tarihinde yapmış olduğu 3201 sayılı Kanun’a göre yurt dışı hizmet borçlanma talebi müvekkil Kurumca değerlendirilmiş ve 07/11/2019 tarihinde borç tebligatı sigortalının beyan ettiği adrese gönderilmiş; ancak tebligat adresinde kişiye teslim edilmeyerek müvekkil Kuruma iade edilmiş olduğunun, Kurum işlemlerinin yasa ve usule uygun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02/11/2021 tarih, 2020/81 E., 2021/309 K. sayılı kararıyla;
“1-Davanın kabulü ile
… sigorta sicil numaralı davacının 30.07.2019 tarihli 3201 sayılı Kanun hükümlerine göre yapmış olduğu yurt dışı hizmet borçlanmasının geçerli olduğu, borçlanma işlemlerinin 30.07.2019 tarihinde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Kanun hükümlerine göre ve borçlanma talep tarihindeki prim oranı üzerinden yapılması gerektiğinin tespitine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum istinaf dilekçesinde özetle; Kurumun genelge gereği yapılması gerekli işlemleri hukuka uygun olarak gerçekleştirdiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.11.2022 tarih ve E.2022/246, K.2022/1948 sayılı kararı ile “… Dosya kapsamından; davacının 30.07.2019 tarihli yurt dışı borçlanma talep dilekçesi üzerine davalı Kurumca düzenlenen 07.11.2019 tarihli borç tahakkuk cetvelinin davacının talep dilekçesinde bildirdiği yurt dışı adresine gönderildiği ancak tebliğ edilmeden 08.01.2020 tarihinde iade edildiği, davacının 20.02.2020 tarihinde Kuruma başvurarak 30.07.2019 tarihli yurt dışı borçlanma talep dilekçesine göre borç tahakkuk cetvelinin düzenlenmesini istediği, Kurumun 24.02.2020 tarihli cevabı ile davacının talebinin reddedildiği, eldeki davanın 10.03.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının 30.07.2019 tarihli yurtdışı borçlanma talep dilekçesi üzerine düzenlenen 07.11.2019 tarihli borç tahakkuk cetvelinin davacının yurtdışı adresinde tebliğ edilemeden 08.01.2020 tarihinde iade edilmesi, davacının makul süre içerisinde 20.02.2020 tarihinde davalı Kuruma yaptığı başvurunun reddedilmiş ve eldeki davanın ise yine makul süre içerisinde açılmış bulunması hep birlikte değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı Kurumun yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 18.05.2023 tarih ve E.2023/2887, K.2023/5577 sayılı kararında; “… Somut olayda, davacı, davalı Kuruma 30.07.2019 tarihinde borçlanma talebinde bulunmuş, süreli olan bu borçlanma işlemini başlattığı halde makul süre içinde takip etmeyip eldeki davayı 6 aylık süreyi geçirdikten sonra 10.03.2020 tarihinde açmıştır. Makul süre geçtiğine göre, davacı sigortalının 30.07.2019 tarihindeki borçlanma başvurusu geçersiz … gelmiştir.
Kuruma borçlanma için başvuran sigortalının, Kurumun işlem yapmaması halinde makul süre içinde işlemin iptali için dava açması gerekir. Borçlanma işlemleri başlatan ancak makul sürede takip etmeyen sigortalının kusurlu bulunduğu açıktır.
Bu durumda Mahkemece, talep tarihi itibariyle geçerli bir yurt dışı borçlanmasının bulunmadığı gözetilerek, davacının da talep etmesi halinde, dava dilekçesinin geçerli bir borçlanma başvurusu olduğunun kabulü ile dava tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat kapsamında, 10.03.2020 tarihinde geçerli ve yine davacı tarafından seçilecek asgari ya da azami prime esas günlük kazanç miktarı üzerinden borçlanabileceğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “1-Davanın Kısmen Kabulü ile Dava dilekçesinin geçerli bir borçlanma başvurusu olduğunun kabulü ile 10.03.2020 tarihinde yürürlükte olan mevzuat kapsamında 10.03.2020 tarihine geçerli davacı tarafından seçilecek asgari yada azami prime esas kazanç miktarı üzerinden borçlanılabileceğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davanın kabulü gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, aksine işlemin iptali ile yurt dışı borçlanmasının 30.07.2019 tarihi itibariyle geçerli olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci; 5510 sayılı Kanun’un 42 nci, 3201 sayılı Kanun’un 4, 5 inci ve geçici 9 uncu maddesi hükümleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine,
26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.