onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacı tarafından yurt dışında geçen sürelerin borçlanması talebi üzerine yaşanan hukuki uyuşmazlık ele alınmıştır. Davacı, 29.07.2019 tarihinde 5525 gün yurtdışı hizmet borçlanması için başvuruda bulunmuş, ancak davalı Kurum yalnızca “boşta geçen süre” olarak 121 günü kabul etmiştir. Davacı, bu durumu haksız ve hukuka aykırı bulmakta, Kurumun vatandaşları aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini iddia etmektedir. İlk Derece Mahkemesi, davayı kabul ederek borçlanmanın geçerli olduğuna karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi bu kararı esastan reddetmiş, Yargıtay ise kararın bozulmasına ve İlk Derece Mahkemesi’nin direnme kararına karşı çıkmıştır.

Yargıtay, davacının borçlanma talep tarihindeki prim üzerinden borçlandırılması gerektiğine hükmetmiştir. Dava sürecinde, davacının talebinin zaman aşımına uğradığı ve Kuruma başvuru zorunluluğunun dava şartı olduğu gibi hususlar da tartışılmıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, davacının yurtdışı hizmet sürelerinin borçlanmasının kabul edilmesi gerektiği yönünde bir karar vermiştir. Bu karar, davacının borçlanma iradesinin açıkça belirtildiği ve Kurumun bu iradeyi dikkate almadığı gerekçesiyle verilmiştir.

10. Hukuk Dairesi         2023/6270 E.  ,  2024/1797 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    SAYISI : 2023/34 E., 2023/78 K.
    KARAR : Direnme

    Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ile talep tarihindeki prim üzerinden 3201 sayılı Kanun kapsamında yaptığı borçlanmanın geçerli olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda kararın bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi tarafından Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

    Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yurt dışında Almanya ülkesinde yaşamakta olduğunu ve davalı Kuruma 29.07.2019 tarihinde yurtdışı hizmetlerini borçlanmak için başvurduğunu, davalı Kurum tarafından, müvekkilinin borçlanmak istediği 5525 gün yurtdışı sürelerinden sadece “boşta geçen süre” işaretlediği gerekçesi ile 121 gününün kabul edildiğini, bunun geriye kalan 5404 günü yönünden müvekkilinin borçlanma talebinin haksız ve hukuka aykırı olarak kabul edilmediğini, davalı Kurumun bu işleminin haksız olduğunu, zira müvekkilinin yurtdışı borçlanma iradesinin, gerek sunduğu yurtdışı hizmet cetvelinden, gerekse borçlanmak istediği toplam gün sayısını 5.525 gün olarak belirtmiş olmasından açık olduğunu, Devletin vatandaşını aydınlatma görevinin, Anayasadan kaynaklı bir görev olduğunu ve davalı Kurumun, bunu yapmayarak, aksine vatandaşın iradesi borçlanmak istediği süreyi 5525 gün olarak belirtmekle çok açık olduğu, sunulan yurtdışı hizmet belgesine göre “boşta geçen süreler” ile bu 5525 günün borçlanılmasının mümkün olmadığı, “çalışılan sürelerin” de işaretlenmesi gerektiği açık olduğu halde vatandaşını aydınlatma görevini ihmal etmek bir yana, adeta vatandaşın tuzağa düşmesi için çaba sarf ettiğini, böyle bir durumun bir hukuk devletinde kabulünün mümkün olmaması gerektiğini, bu nedenle de kurum işleminin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin, kurum işleminin hukuka aykırı olduğunu ve işlem kaldırılarak 5525 gün yurtdışı borçlanmasının kabul edilmesi gerektiğini belirterek davalı Kuruma itiraz ettiğini, davalı Kurumun, 28.02.2020 tarihli ve 3.646.942 sayılı yazısı ile “Genel Müdürlüğümüzün 2011/48 sayılı Genelgesinde tebliğ alındıktan sonra yapılmak istenen değişiklik taleplerine işlem yapılmayacağı talimatlandırıldığından, 24.02.2020 tarihli dilekçenize işlem yapılamamıştır.” denilerek müvekkilinin talebinin haksız ve hukuka aykırı Genelge gerekçe gösterilerek reddedildiğini beyanla; müvekkilinin 29.07.2019 tarihli 5525 gün yurtdışı borçlanma başvurusunun boşta geçen ve çalışılan süreler olarak kabulü ve tespiti ile borçlanma bedelinin ödenmesi için müvekkiline yeniden süre verilmesine, aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle: Öncelikle, davanın zamanaşımı/hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kurum kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere, davacının, bu davanın açılmasında hukuki yararının bulunmadığını, hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesini dilediklerini, ayrıca Kuruma karşı dava açılmadan önce Kuruma başvuru zorunluluğunun dava şartı olduğunu, davacının, ilgili koşulları yerine getirmemiş olup, davasının dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, ilgili kurum kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere, davacı tarafından 07.08.2019 tarihinde düzenlenen yurt dışı borçlanma talep dilekçesi ile borçlanılmak istenen yurt dışındaki hizmetin/sürenin niteliğinin, “boşta geçen süre” şeklinde işaretlenmiş olduğunu, davacının talebi doğrultusunda işlem yapılmış olup, Kurumun yapmış olduğu işlemin mevzuat hükümlerine uygun olduğunu, davacı tarafından 24.02.2020 tarihinde dilekçe verilmiş olup, davacının dilekçesine istinaden 28.02.2020 tarihinde 3646942 sayılı Kurum yazısı ile, “17270482 sicil nolu dosyanız tetkik edilmiş, 29.07.2019 tarihli borçlanma talebinize istinaden borç tahakkuk cetvelinin 09.01.2020 tarihinde postaya verildiği ve tarafınızdan 16.01.2020 tarihinde tebliğ alındığı tespit edilmiştir. Genel Müdürlüğümüzün 2011/48 sayılı Genelgesinde tebliğ alındıktan sonra yapılmak istenen değişiklik taleplerine işlem yapılmayacağı talimatlandırıldığından, 24.02.2020 tarihli dilekçenize işlem yapılamamıştır.” şeklinde cevap verildiğini, öncelikle davanın usulden reddine, Mahkememiz aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 26.10.2021 tarihli ve 2021/213 Esas, 2021/635 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile davacının Almanya ülkesinde geçen 10.08.1998-31.12.2018 tarihleri arasındaki çalışma sürelerinden 5525 gününün 3201 sayılı Kanun kapsamında eldeki davanın açıldığı tarih olan 10.05.2021 tarihindeki sigorta primine esas asgari kazanç tutarı esas alınarak borçlandırılmasına ve bu doğrultuda düzenlenecek borçlanma tahakkuk cetvelinin davacıya tebliği ile borçlanma bedelinin ödenmesi konusunda süre verilmesine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin 31.03.2022 tarihli ve 2022/749 Esas, 2022/997 Karar sayılı kararıyla; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    2. Daire bozma ilamında; davalı Kuruma 29.07.2019 tarihinde yurtdışı hizmetlerini borçlanmak için başvurduğu, borçlanma talep dilekçesinde borçlanmak istediği 5225 gün süreyi olarak sehven çalışılan süre yerine boşta geçen süreyi işaretlediğini belirterek borçlandırılan gün sayısının 121 gün olarak değerlendirilmesine karşı davalı Kurumda itirazda bulunduğu, buna karşılık Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 28.02.2020 tarihli ve 3.646.942 sayılı yazısıyla, davacının 29.07.2019 tarihli borçlanma talebine istinaden düzenlenen borç tahakkuk cetvelinin 09.01.2020 tarihinde postaya verildiğinin ve davacının tahakkuk cetvelini 16.01.2020 tarihinde tebliğ aldığının tespit edildiği, Genel Müdürlüğün 2011/48 sayılı Genelgesinde, tahakkuk cetveli tebliğ alındıktan sonra yapılmak istenen değişiklik taleplerine işlem yapılmayacağının talimatlandırıldığı, bu sebeple davacının dilekçesine işlem yapılmadığı belirtilerek davacının itirazının reddedildiği, anlaşılmaktadır. Her ne kadar Mahkemece dava tarihi itibarıyla borçlanma bedelinin tespitine yönelik hüküm kurulmuş ise de davacının borçlanmak istediği süreyi dilekçesiyle belirtmiş olması ve bilahare verdiği dilekçe ile yaptığı işaretlemeyi sehven yaptığını beyan etmesi ile davacının borçlanmak istediği süre kadar yurtdışı hizmetinin bulunması nedenleriyle borçlanma talep tarihi olan 29.07.2019 tarihi itibarıyla sigorta primine esas asgari kazanç tutarı esas alınarak borçlandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedeni olduğu belirtilmiştir.

    B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
    İlk Derece Mahkemesi kararı ile Mahkememizin önceki hükmünde alıntılanan Yargıtay’ın içtihadı kapsamında değerlendirildiğinde; tahakkuk ettirilen prim borcuna ilişkin Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün 09.01.2020 tarihli yazısı, borçlanma talep tarihi olan 29.07.2019 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinde öngörülen üç aylık sürenin dolduğu 29.10.2019 tarihinden sonra düzenlenerek davacıya tebliğ edildiği, bu durumda, davalı Kurumun davacının borçlanma talebini cevapsız bıraktığının kabulü gerektiğinden Kuruma başvuru tarihinden itibaren 6 aylık süre içerisinde dava açılması gerektiği, ancak söz konusu süre 29.01.2020 tarihinde sona ermiş iken davacının eldeki davayı belirtilen tarihin sonrasına rastlayan 10.05.2021 tarihinde açtığı, şu halde, Yargıtay’ın içtihadı gereğince, eldeki dava yeni borçlanma iradesi sayılarak davanın açıldığı tarihteki primler esas alınmak suretiyle borçlanma bedelinin belirlenmesi gerektiği belirtilerek önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.

    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili dilekçesinde özetle: dava dilekçesinde belirtilen talebin “Müvekkilimin 29.07.2019 tarihli 5525 gün yurtdışı borçlanma başvurusunun boşta geçen ve çalışılan süreler olarak kabulü ve tespiti ile borçlanma bedelinin ödenmesi için kendisine yeniden süre verilmesinin sağlanmasına, aksi Kurum işleminin iptaline,” şeklinde olduğu, Mahkemenin davacının borçlanma başvurusunun reddine ilişkin aksine kurum işleminin iptali yönlü kararı yerinde ise de talepten farklılık gösterdiğinden ve davacının mağduriyetine sebep olunacağından, talep gibi karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    Davalı Kurum vekili dilekçesinde özetle: davanın zaman aşımı, hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiği, iş bu davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığı, kuruma başvuru zorunluluğu dava şartı olduğu, davacı tarafından 07.08.2019 tarihinde düzenlenen yurt dışı borçlanma talep dilekçesi ile borçlanmak istediğiniz yurt dışındaki hizmetin/sürenin niteliği boşta geçen süre şeklinde işaretlediği, talebi doğrultusunda işlem yapıldığı, 29.07.2019 tarihli borçlanma talebine istinaden borç tahakkuk cetvelinin 09.01.2020 tarihinde postaya verildiği ve 16.01.2020 tarihinde tebliğ alındığı, Genel Müdürlüğün 2011/48 sayılı genelgesinde tebliğ alındıktan sonra yapılmak istenen değişiklik taleplerine işlem yapılmayacağı talimatlandırıldığından bahisle temyiz yasa yoluna başvurmuştur.

    C. Uyuşmazlık
    Uyuşmazlık, talep tarihindeki prim üzerinden borçlanmaya karar verilip verilmeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.

    D. Gerekçe
    1. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 ve 373 üncü maddeleri ile 3201 sayılı Kanun’un 1 inci madde hükümleridir.

    2. Değerlendirme
    Davalı Kuruma 29.07.2019 tarihinde yurtdışı hizmetlerini borçlanmak için başvurduğu, 09.01.2020 tarihinde borç tahakkuk cetvelinin oluşturulduğu ve davacıya tahakkuk cetveli 16.01.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından tahakkuka 24.02.2020 tarihinde itiraz edildiği, Kurum tarafından 28.02.2020 tarihli işlemle talebinde reddi üzerine eldeki davanın 10.05.2021 tarihinde açıldığı gözetildiğinde dava tarihindeki prim üzerinden borçlanması gerektiği anlaşılmakta olup ilk derece mahkemesinin direnme hükmünde dayandığı yasal dayanaklar ile gerekçeye göre Dairemize ait anılan bozma ilamının ortadan kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır.

    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA,

    Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.