onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, aynı dönemde yurt dışında zorunlu prim ödemeleri ile çakışan yurtiçi Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin iptalinin gerekip gerekmediği ve yaşlılık aylığı bağlanması talebine ilişkindir. Davacı, yurt dışında geçirdiği sürelerin Türkiye’deki sigortalılık süresi ile çakıştığını ve bu nedenle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğini savunmuştur. Ancak, mahkeme, Türk sosyal güvenlik sisteminin çifte sigortalılığa izin vermediğini ve yurt dışındaki zorunlu sigortalılık sürelerinin yurtiçindeki sürelerle çakıştığını belirterek, davanın reddine karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını onayarak, davacının yurtdışı çalışma süreleri ile yurtiçi Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin çakıştığını ve bu nedenle Bağ-Kur hizmet süresinin güncellendiğini ifade etmiştir. Mahkeme, davacının yurtdışında zorunlu prim ödemesi bulunan dönemlerdeki Bağ-Kur sürelerine değer verilmemesi gerektiğini vurgulamıştır. Sonuç olarak, davacı vekilinin temyiz talebi, kararın bozulmasını gerektirecek bir neden taşımadığı için reddedilmiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/10703 E.  ,  2024/10236 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/2075 E., 2024/330 K.
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2020/188 E., 2022/239 K.

    Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ticari faaliyetinden dolayı Kurumun 28.12.1983 tescil tarihi ile 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortası kapsamına alındığı, 12.04.1991 tarihi itibariyle ticari faaliyetini sonlandırdığı, mükellefiyet kaydının kapatıldığı tarihi itibariyle Bağ Kur sigortalılığının primlerinin ödendiği, 7 yıl 3 ay 14 gün primi ödenmiş süre bulunmakta iken Selçuklu Sosyal Güvenlik Merkezine müracaat ederek Almanya’da geçen çalışma ve boşta geçen sürelerin 3201 sayılı Kanun uyarınca (01.01.1992-10.07.1995) tarihleri arası 1270 gün borçlanma talebinde bulunulduğu, tahakkuk ettirilen borcun ödendiği, Bağ Kur sigortalılığı üzerinden ödenen 7 yıl 3 ay 14 gün prim ödemesi olan 2624 gün Bağ Kur ile (01.01.1992-10.07.1995) tarihleri arası 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında yurtdışı hizmet borçlanmasında geçen 1270 gün birlikte dikkate alınarak hizmet birleştirmesi sonucu 506 sayılı Kanun’un geçici 81 maddesinin C/a fıkrası uyarınca 15 yıl sigortalılık süresi, 60 yaş ve 3600 prim ödeme gün sayısı tamamlandığından dolayı 31.01.2019 tarihli tahsis talebinde bulunulduğu, ancak davalı Kurum tarafından yurtdışında yaşaması ve orada çalışması gerekçe gösterilerek Bağ Kur sigortalılık kaydı üzerinden ödenen primlerin iptal edildiği, oysa 1479 sayılı Kanunun 24-25 inci maddelerine göre vergi mükellefiyetine istinaden tescil edildiği, vergi kaydının kapanışına göre sigortalılığının sonlandırıldığı, tüm primlerin ödendiği, Kanun ile getirilen hakkın iptal edilmesinin Medeni Kanunun 2 nci maddesine aykırı bulunduğu belirtilerek; 28.12.1983-12.04.1991 tarihleri arasında primleri ödenmiş ve Kurumca iptal edilen 7 yıl 3 ay 14 gün (2624) sigortalılık süresinin tespit ve tesciline, Kuruma verilen 31.01.2019 tarihli tahsis talebi dikkate alınarak takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına; birikmiş yaşlılık aylıklarının da her bir aya isabet eden yasal faizleriyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin tespitine, aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Almanya yurtdışı hizmet cetvelinde yapılan incelemede sigortalının (14.12.1970-14.09.1984), (17.09.1984-30.11.1987) ile (16.01.1989-31.12.2006) tarihleri arasında sigortalı çalışması olduğu ve Türkiye’deki 4/1-b hizmetleri ile çakışma bulunduğunun tespit edildiği, yurtdışı sigortalı olarak çalıştığı dönemde göz önüne alarak 4/1-b dosyasının yeniden güncellendiği, ona göre davacının yurtdışı çalışmalarına esas alınan toplam Bağ Kur hizmet süresinin (15.09.1984-16.09.1984), (01.12.1987-15.01.1989) tarihleri arasında olmak üzere 1 yıl 1 ay 15 gün olarak güncellenmiş olduğu, Kurum işlemlerinde bir hata bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… “Tüm dosya kapsamı incelenip değerlendirildiğinde; davacının yurt dışı çalışma süreleri ile yurt içi Bağ-Kur sigortalılık süreleri çakıştığından, davacının Bağ-Kur hizmet süresinin 15.04.1984-16.09.1984 ve 01.12.1987-15.01.1989 tarihleri arasında olmak üzere 1 yıl 1 ay 15 gün olarak güncellendiği, uluslararası sözleşme hükümlerine göre çakışan sigortalılıkta yurt için sigortalılığa geçerlilik sağlayan bir düzenlemenin bulunmayışı dikkate alındığında yurt içi ve yurt dışında geçen zorunlu sigortalı hizmetlerin çakışması halinde gerçek çalışmanın geçerli tespit edilerek bu çalışmaya üstünlük tanınması gerektiği, davacının vergi kaydına dayalı Bağ-Kur sigortalısı olduğu dönemde yurt dışında zorunlu prim ödemesi bulunan dönemde geçen Bağ-Kur sürelerine değer verilmemesi gerektiği, yukarıda zikredilen davacının zorunlu prim ödeme süreleri olan dönemler arasında kalan 15.09.1984-16.09.1984 ve 01.12.1987-15.01.1989 tarihleri arasındaki 1 yıl 1 ay 15 günlük süreye Bağ-Kur sigortalılığı olarak değer veren Kurum işleminin yukarıda mezkur Yargıtay ilamına göre yerinde olduğu, Kurum işleminin iptaline karar verilemeyeceği, yurt dışında zorunlu prim ödemesi bulunmayan işsizlik sürelerinin Kurum tarafından Bağ-Kur sigortalılığı olarak değerlendirilmiş olması nedeniyle bu yönde bir uyuşmazlık bulunmadığı kanısına varıldığı” gerekçesiyle,
    “Davanın reddine” karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, “… Yurtdışında çalışan birisinin Türkiye’de isteğe bağlı sigortalı olması mümkün ise de; bir kişinin yurtdışında ve Türkiye’de zorunlu sigortalı olarak aynı dönemde fiilen sigortalılığa esas faaliyette bulunması ve bu kapsamda sigortalı olması mümkün değildir. Türk sosyal güvenlik sistemi, çifte sigortalılığa kural olarak cevaz vermez.

    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından, somut olayda; davacının yurt dışı çalışma süreleri ile yurt içi Bağ-Kur sigortalılık süreleri çakıştığından, davacının Bağ-Kur hizmet süresinin 15.04.1984-16.09.1984 ve 01.12.1987-15.01.1989 tarihleri arasında olmak üzere 1 yıl 1 ay 15 gün olarak güncellendiği, uluslararası sözleşme hükümlerine göre çakışan sigortalılıkta yurt için sigortalılığa geçerlilik sağlayan bir düzenlemenin bulunmayışı da dikkate alındığında yurt içi ve yurt dışında geçen zorunlu sigortalı hizmetlerin çakışması halinde gerçek çalışmanın geçerli tespit edilerek bu çalışmaya üstünlük tanınması gerektiği, davacının vergi kaydına dayalı Bağ-Kur sigortalısı olduğu dönemde yurt dışında zorunlu prim ödemesi bulunan dönemde geçen Bağ-Kur sürelerine değer verilmemesi gerektiği, davacının zorunlu prim ödeme süreleri olan dönemler arasında kalan 15.09.1984-16.09.1984 ve 01.12.1987-15.01.1989 tarihleri arasındaki 1 yıl 1 ay 15 günlük süreye Bağ-Kur sigortalılığı olarak değer veren Kurum işleminin yerinde olduğu anlaşılmakla, kararın vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı görülmekle, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine” karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık; aynı dönemde yurt dışında bulunulan ve zorunlu prim ödeme süreleri ile çakışan yurtiçi zorunlu Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin iptalinin gerekip gerekmediği ve yaşlılık aylığı bağlanması talebine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci; 3201 ve 5510 sayılı Kanunun ilgili maddeleri.

    3. Değerlendirme
    1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.