|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının yurt dışı borçlanması ile Türkiye’de emeklilik talebinin reddedilmesine ilişkindir. Davacı, Kurumun emeklilik talebini, çalışıyor olmasını gerekçe göstererek reddetmesini hukuka aykırı bulmakta ve emekliliğe hak kazandığının tespitini istemektedir. İlk Derece Mahkemesi, davacının yurt dışındaki çalışma ilişkisinin devam ettiğini belirterek talebi reddetmiştir. Ancak, 3201 sayılı Kanun’un 6. maddesi gereğince, emeklilik aylığı bağlanabilmesi için yurt dışındaki çalışma ilişkisinin sona ermesi gerektiği ve kesin dönüş şartının usulüne uygun araştırılmadığı ifade edilmiştir.
Yargıtay, kesin dönüş koşullarının yeterince incelenmediğini ve davacının yurt dışında çalıştığını gösteren belgelerin dikkate alınmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiğine hükmetmiştir. Bu bağlamda, yurt dışında geçirilen sürelerin borçlandırılması ve emeklilik talebinin değerlendirilmesi için gerekli şartların yerine getirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, davacının emeklilik talebinin yeniden değerlendirilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/12551 E. , 2024/11311 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1460 E., 2023/1943 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/179 E., 2020/267 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yurt dışı borçlanması nedeniyle Türkiye’de emeklilik şartlarını yerine getirmek suretiyle 30.11.2018 tarihinde Kuruma tahsis talebinde bulunduğunu, Kurum tarafından talebinin reddedildiğini, davacının çalışıyor olmasının gerekçe olarak gösterilmesinin kanunla hiç bir şekilde bağdaşmadığını, gerek yurt içi gerekse yurt dışı emeklilerinin çalışamayacağına dair bir yasanın bulunmadığını belirterek davacının emekliğe hak kazandığının tespitine ve kendisine yaşlılık aylığı bağlanması isteminin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarına dayalı olarak ek cevap verme haklarını saklı tuttuklarını, davacının dava açmadan önce Kuruma başvuruda bulunmasını ve 60 günlük süre içerisinde cevap verilmesini beklemesi gerektiğini, eğer cevap verilmez ise talebinin reddedilmiş sayılacağını ve görülmekte olan davada Kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kurum kayıtları ile taraf delilleri ve beyanlarından, ilgili kanun ve yönetmelikler incelenmiş, kesin dönüş kavramının tanımı Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinin (d) bendinde göre kesin dönüş; aylık tahsis talebinde bulunanların yurt dışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu ifade ettiği belirtilmekle, davacı …’in şifahi olarak halen Amerika’da çalıştığını beyan etmekte olduğunun Kuruma bildirilmiş olduğu dikkate alındığında Kurum tarafından davacının yurt dışı çalışma ilişkisinin devam etmesi gerekçesi ile yaşlılık aylığı tahsis talebini reddetmesinin 3201 sayılı Kanun 6/A-(a) bendinde belirtilen yurda kesin dönüş şartının gerçekleşmemiş olması nedeni hukuka uygun olduğu ve davacının emekliğe hak kazandığının tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması isteminin yerinde olmadığı, şartların yerine getirilmediği anlaşılmakla davacının emekliye hak kazandığının tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması talepli davasının reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının çalışıyor olmasının gerekçe gösterilerek emeklilik talebinin reddedilmesinin kanunla hiç bir şekilde bağdaşmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının vekil olarak görevlendirmiş olduğu Musa Kara’nın Kuruma sunduğu 14.01.2019 tarihli dilekçe ile …’in şifahi olarak halen Amerika’da çalıştığını Kuruma bildirmiş olduğu dikkate alındığında, Kurum tarafından davacının yurt dışı çalışma ilişkisinin devam etmesi gerekçesi ile yaşlılık aylığı tahsis talebini reddetmesinin 3201 sayılı Kanun 6/A-(a) bendinde belirtilen yurda kesin dönüş şartının gerçekleşmemiş olması nedeni ile hukuka uygun olduğu anlaşıldığından; davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; Kurum işleminin iptali ve tespit istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
Yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının yurt dışında geçen hizmetlerinin borçlandırılarak, ülkemiz sosyal güvenlik mevzuatında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesini sağlamak amacıyla kabul edilen 3201 sayılı Kanun hükümleri uyarınca borçlandırılan sürelere dayalı olarak hangi şartlarda aylık bağlanacağı anılan Kanunun 6 ncı maddesinde belirlenmiştir. Tahsis yapılabilmesi için aranan koşullardan birisi, yurda kesin dönülmüş olmasıdır.
Kesin dönüşün, aylık tahsis talebinde bulunanların yurt dışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu ifade ettiği; “sosyal sigorta ödeneği” deyiminden, çalışma yaşamı süresince karşılaşılan hastalık, iş kazası, meslek hastalığı veya işsizlik gibi riskler nedeniyle iş göremezlik veya işsizlik gibi adlar altında yapılan ödeneklerin amaçlandığı; “sosyal yardım ödeneği” ibaresinin ise bulunulan ülke mevzuatı kapsamında, geçimlerini sağlayacak hiçbir gelirleri olmayan veya mevcut gelirleriyle geçimlerini sağlamakta güçlük çeken kişilerin asgari geçim düzeyi ile sınırlı olmak üzere geçimlerinin sağlanması amacıyla kamu Kurum ve kuruluşları tarafından muhtaçlık durumuna ve süresine göre ödenen, ikamet şartına bağlı nakdi yardımlar anlamını taşıdığı kabul olunmaktadır. Ne var ki, “kesin dönüş” ifadesi, mutlak anlamda, yurt dışında bulunduğu ülkeden Türkiye’ye döndükten sonra tekrar yurt dışına çıkış yapmama şeklinde değerlendirilemez. İkamet şartına bağlı olmayan nitelikte sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği alanlara, anılan koşulun gerçekleştiğinin kabulü ile aylık bağlanabilecektir. Aksi yöndeki düşünce, Anayasamızın 23 üncü maddesi ile güvence altına alınmış olan “Yerleşme ve seyahat hürriyeti”nin; İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine) ek 4 no.lu Protokolün 2 nci maddesi ile tanınmış “Serbest dolaşım özgürlüğü”nün ihlali sonucunu doğuracaktır. 3201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin B bendi ile tekrar yurt dışına gitmek değil, yabancı ülke mevzuatına tabi olarak çalışmak ve ikamete dayalı sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği almak, aylığın kesme nedeni olduğu belirtilmiş; 3201 sayılı Kanun’a göre yaşlılık aylığı bağlanıp altı aydan daha uzun süre yurt dışında bulunmuş olanların, yurt dışında çalışıp çalışmadıklarını ve ikamete dayalı bir sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği alıp almadıklarını “3201 sayılı Kanun’a göre aylık alanlara mahsus yoklama belgesi” vererek, aylıklarını almaya devam edebilecekleri, yurt dışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 14 üncü maddesi ile hüküm altına alınmış olup, yurt dışında uzun süre kalmak, tek başına bir aylık kesme nedeni teşkil etmemektedir.
Ayrıca, yurt dışında geçen çalışmalar sonucu o ülkenin sosyal güvenlik sisteminden hak kazanılan yaşlılık ya da malullük aylığının bir sonucu olan ve ikamete dayalı bulunmayan sosyal sigorta veya sosyal yardım niteliğindeki edimlerden yararlanmak, yurt dışından kazanılmış olan sosyal güvenlik hakkının en doğal sonucu olup, bu haktan feragat anlamı çıkacak şekilde bir “kesin dönüş” tanımı yapılması, sosyal güvenlik hakkından feragat edilemeyeceği olgusunun göz ardı edilmesi sonucunu da doğuracaktır.
3.Değerlendirme
Mahkemece, kesin dönüş koşulları usulüne uygun araştırılmadan yaşlılık aylığı talebinin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Bu bağlamda, yukarıda açıklanan yasal mevzuat hükümleri de gözetilmek suretiyle 3201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi gereğince, borçlanılan süreler gözetilerek yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için, yurt dışındaki çalışma veya çalışmaya dayalı yardım ilişkisinin sona ermesi gerekmekte olup, eldeki davada, Dairemizin geri çevirme kararı ile dosya arasına alınan ve İçişleri Bakanlığı tarafından verilen 13.11.2018 tarihli belgeden davacının ABD’de 2002-2017 yılları arasında çalışmış olduğunun belirtilmiş olması karşısında; Mahkemece, davacının 30.11.2018 tarihli tahsis talebinin ABD’deki çalışmalarını gösterir 13.11.2018 tarihli belge ve yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri gözetilerek değerlendirilip elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; davacının vekil olarak görevlendirmiş olduğu Musa Kara’nın Kuruma sunduğu 14.01.2019 tarihli dilekçe ile …’in şifahi olarak halen Amerika’da çalıştığını Kuruma bildirmiş olduğu dikkate alındığında, Kurum tarafından davacının yurt dışı çalışma ilişkisinin devam etmesi gerekçesi ile yaşlılık aylığı tahsis talebini reddetmesinin uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.