|
ÖZET: Başvuran, Nevşehir Ayşe Hümaşah Sultan Yurdu’nda verilen disiplin cezasının geri alınmasını talep etmektedir. İddiasına göre, kendisine 08.05.2024 tarihinde yurt idaresine ait eşyaya zarar verdiği gerekçesiyle kınama cezası verilmiş, ancak bu ceza, olay sırasında yaşadığı psikolojik baskı ve fiziksel şiddet göz önünde bulundurulmadan uygulanmıştır. Başvuran, yaşanan olayda kendisine saldırıda bulunan oda arkadaşından dolayı korku yaşadığını ve bu nedenle karşılık vermediğini belirtmektedir. Olay sonrası yaşadığı sinir krizi nedeniyle mutfaktaki masayı devirmiş ve bu esnada bazı eşyaların zarar görmesine neden olmuştur.
Gençlik ve Spor Bakanlığı, olayla ilgili yapılan incelemede, disiplin cezasının verilmesini gerektiren bir durumun mevcut olduğunu ifade etmiştir. Ancak, başvuranın yaşadığı psikolojik durum ve olayın gelişimi dikkate alındığında, verilen kınama cezasının ölçülülük ilkesine aykırı olduğu değerlendirilmiştir. Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin hükümleri doğrultusunda, disiplin cezasının geri alınması gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, disiplin cezalarının uygulanmasında hukukun genel ilkelerine uyulması ve ilgili mevzuatın gözden geçirilmesi gerektiği tavsiye edilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun kabul edilmesi ve verilen disiplin cezasının geri alınması yönünde Gençlik ve Spor Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur. Bakanlığın, yurt hizmetleri ile ilgili mevzuat değişiklikleri yapması gerektiği vurgulanmıştır. Bu süreçte, idarenin karar verme sürecinde şeffaflık ve hukukun üstünlüğüne uygun hareket etmesi önem arz etmektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/11563-S.24.17577
BAŞVURU NO : 2024/8844
KARAR TARİHİ : 22.10.2024
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Yurt yönetimince başvurana verilen disiplin cezasının geri alınması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 18.07.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle; Nevşehir Ayşe Hümaşah Sultan Yurdu Müdürlüğü disiplin kurulunca “08.05.2024 tarihinde yurt idaresinde bulunan demirbaş eşyaya zarar verdiğiniz tespit edilmiştir.” denilerek kendisine kınama cezasının verilip 10.06.2024 tarihinde tarafına tebliğ edildiğini, Gençlik Spor Bakanlığı’na dilekçe yazarak yaptığı itirazın reddedildiğini, söz konusu zararı bilerek ve isteyerek vermediğini, olay tarihinde aynı odada kaldığı şahıs tarafından fiziki şiddete ve hakarete uğradığını, kendisinin “yurttan ceza alırım, atılırım” korkusuyla karşılık vermediğini, şikâyet için gittiğinde idari personelin odalarında olmadığını gördüğünü, öğle arası olduğu için yemek yediklerini düşünerek yemekhaneye gittiğini, burada sinir krizi geçirdiği için masayı itmesiyle kırılan bardak, tabak parçalarının ayağına batıp kestiğini, temizlikçi ve yurt güvenliğinin batan cam parçalarını çıkarıp kendisini sakinleştirmeye çalışarak 112’yi aradıklarını, ambulansla Nevşehir Devlet
Hastanesi’ne götürüldüğünü, hasta tanılama ve kayıt formunun fiziki muayene bulgu kısmında “ensede tırnak izleri ve ayakta cam kesikleri” ifadesinin yazılı olduğunu, yurda döndüğünde odasının değiştiği ve kendisine demirbaşa zarar verdiği için kınama cezası verileceğinin söylendiğini, ancak ilgili mevzuatta belirtildiği üzere ceza verilirken psikolojik ve diğer şartların da göz önüne alınması gerektiğini, kararın hakkaniyetli olmadığını ve sicilindeki bu cezanın gelecekte işe alınmasına engel olabileceğini ifade ederek kınama cezasının geri alınmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzca 29.07.2024 tarihli ve sayılı bilgi ve belge talep yazısına cevaben Gençlik ve Spor Bakanlığı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğünün 20.08.2024 tarihli ve – – sayılı yazı ve eklerinde özetle;
2.1. 08.05.2024 tarihinde blok numaralı odada barınmakta olan . .’nin sabah saatlerinde İdareye gelerek oda arkadaşı hakkında şikâyette bulunduğu, bunun üzerine idarenin ile konuşmasını beklemeden odada kavga çıkararak ’in saçını çektiği, odalarında başlayan sözlü ve fiziksel şiddet içeren tartışmanın öğle saatlerinde ’in idareye gelmesiyle orada da devam ettiği,
2.2. ’in mutfak kısmında masayı devirip bazı malzemelerin kırılmasına neden olduğu, İdarenin olayı tutanak altına alması üzerine ismi geçen öğrencilerin ifadesine başvurulduğu, ’in ifadesinde; oda arkadaşı . . ile yurdun ilk yılında aralarında herhangi bir problem olmadığı fakat daha sonra tartışmalar yaşadıklarını, kendisinin tartışmalarda alttan alan taraf olduğunu, sessiz kalmayı tercih ettiğini ifade ettiği, idare tarafından ’e daha önce oda değişimi teklif edildiği fakat kendisinin bazı sebeplerden dolayı bu değişimi kabul etmediği,
2.3. Olayın gerçekleştiği gün ’in ifadesinde; . .’nin kendisine “tuvalet kapısını doğru ört” diye bağırıp küfür içeren sözler söylediğini, “seni annen baban bile sevmiyor, annen bile seni terk etti” gibi cümleler kurduğunu, tehditte bulunduğunu, ardından ’in yatağında uzanırken . .’nin kendisine saldırdığını ve saçını çekerek darp ettiğini, bunun üzerine ’in idareye indiğini, arkasından da . .’nin gelerek güvenlik ve temizlik personelinin yanında “Ben yaptım hak etti saçını ben çektim iyi oldu” ifadelerini kullandığını, güvenliğin . .’yi dışarı çıkarmasının ardından, kendinin de fenalaşıp sinir krizi geçirdiğini, idare mutfağında bulunan masayı ittiğini, üzerindeki eşyaları kırdığını ve ayağında kesikler oluştuğunu, ambulans ile hastaneye gittiğini, hastanede kendisine sakinleştirici serum takıldığını, darp raporu alıp hastane polisine giderek
. . hakkında şikâyetçi olduğunu belirttiği,
2.4. . .’nin ifadesinde; ile daha önce yakın arkadaş olduğunu, fakat kendisi hakkında özel bir konuda arkasından konuştuğunu duyması üzerine arkadaşlığını bitirdiğini, bunun üzerine ’in kendisini kışkırtmaya çalıştığını ve bunu inadına yaptığını, olay günü ’in gürültüsüyle uyandığını, lavabo kapısının özellikle açık bırakıldığını, bu durumu idareye söyleyeceğini belirttiğini fakat ’nın bunu umursamadığını, isminin anons edilmesine rağmen idareye gelmediğini, bir süre geçtikten sonra ’nın hala idareye gitmemesine sinirlenerek ’nın saçını çektiğini ve arkadaşının onları ayırdığını, idareye inerken
. .’nin bağırarak “Şimdi görürsün, bittin kızım sen” gibi sözler söylediğini, ardından . .’nin de idareye inerek saçını çekmek dışında herhangi bir fiziksel temasının bulunmadığını belirttiği,
2.5. Olayın idarede geçen kısmına şahit olan temizlik personeli . .’nün ifadesinde; 08.05.2024 tarihinde öğle arasında isimli öğrencinin idareye gelerek memurları sormasının ardından mutfakta ağlamaya başladığını, daha sonra masayı devirdiğini, sinir krizi anında öğrenciyi güvenlik görevlisi . . ve temizlik personeli . . ile sakinleştirmeye çalıştıklarını belirttiği,
2.6. Temizlik personeli . ’nın ifadesinde; isimli öğrencinin idareye gelerek memurları sormasının üzerine memurların öğle molasında olduğunu belirttiğini, öğrenci idare mutfağındaki masaya oturup ağlamaya başladığını, daha sonra mutfak masasında bulunan tabak ve bardakları fırlatıp masayı devirdiğini, masanın üzerindeki tabaklar ve bardakların yere düşüp kırıldığını, yanında bulunan . . ve güvenlik görevlisi
. . ile birlikte öğrenciyi sakinleştirmeye çalışıp öğle arasında olan memur . .’yı arayarak durumu bildirdiğini belirttiği,
2.7. Güvenlik görevlisi . .’nin ifadesinde, olay günü saat 12.10 sularında bir öğrencinin yanına gelerek 2’inci katta kavga olduğunu söylemesi üzerine öğrenci ile birlikte kata çıktığını, isimli öğrencinin tam o esnada idareye indiğini, aşağı indiğinde öğrencinin mutfakta ağladığını, öğrenciyi sakinleştirmeye çalışırken öğrencinin masayı devirip masa üzerinde bulunan malzemeleri fırlattığını, daha sonra memurların gelerek 112 acil servisi arayıp ambulans çağırdıklarını ve öğrencinin hastaneye sevkinin sağlandığını belirttiği,
2.8. Yurt müdürlüğünde görevli memur . ’nın ifadesinde; öğle arasında dışarda olduğu esnada . ’nın telefonla arayarak olayı kısaca anlatması üzerine 12.30 civarında yurda döndüklerini, geldiklerinde
’in hala ağladığını, . , . ve . .’nin öğrenciye yardımcı olduklarını gördüğünü, hemen 112 aranıp ambulans talebinde bulunulduğunu, öğrenciye alanda gerekli ilkyardım yapıldığını ve ambulansla hastaneye sevkinin sağlandığını belirttiği,
2.9. İnceleme neticesinde olayda adı geçen öğrencilerin ve şahitlerin ifadesinden de anlaşılacağı üzere bozulan arkadaşlıkları neticesinde öğrencilerin birbirlerine aynı oda içerisinde kışkırtıcı hal ve hareketler içerisinde bulunduklarının, psikolojik baskı uyguladıklarının, birbirlerine karşı hoşgörü ve nezaketten uzak davranışlar sergilediklerinin, idarenin oda değişimi taleplerine karşı odadan çıkmak istemediklerini belirterek odada kavga çıkmasına sebep olduklarının anlaşıldığı, bu kapsamda ’in idareye gelerek mutfakta bulunan masayı devirip sinir krizi geçirmesi, idarede bulunan malzemelere zarar vermesi sebebiyle her iki öğrenci hakkında da Yurt Hizmetleri Yönetmeliğinin ilgili maddeleri uyarınca işlem yapıldığı
açıklamalarına yer ver verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13’üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
3.3. “Yükseköğretim kurumları” başlıklı 130’uncu maddesinde; “…yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, mali işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı mali kaynakların kullanılması kanunla düzenlenir…”
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile
tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin;
5.1. “Gençlik ve Spor Bakanlığı” başlıklı Yedinci Bölümünün “Görev” başlıklı 184’üncü maddesinde:
“(1) Gençlik ve Spor Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır: …
ğ) Yurt yapmak, yaptırmak, işletmek, işlettirmek, desteklemek ve yurt hizmetlerine ilişkin usul ve esasları belirlemek..”
5.2. “Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü” başlıklı 188’inci maddesinde: “(1) Kredi ve Yurtlar Genel
Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:
a) Yurt ihtiyacını belirlemek, yurtların her türlü ihtiyacını temin etmek, yurtların sevk ve idaresini yapmak, öğrencilerin iaşe, ibate ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması için yurt alanlarında ilgili düzenlemeleri yapmak, ..
f) Öğrenci disiplin işlemleri ile ilgili işlerin mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütülmesini sağlamak…”
6. 09.04.2021 tarih ve 31449 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurt
Hizmetleri Yönetmeliği’nin; 6.1. “Disiplin cezaları” başlıklı 21’inci maddesinde; “(1) Öğrenciler; Bakanlık tarafından tespit edilen yurt kurallarına uymak zorundadırlar. Aykırı harekette bulunanlara uyarma, kınama ve yurttan çıkarma cezaları uygulanır.”
6.2. “Kınama cezası” başlıklı 23’üncü maddesinde; “(1) Kınama cezası; öğrenciye yurt içindeki davranışlarında kusurlu bulunduğunun yazılı olarak bildirilmesidir.
(2) Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller aşağıda belirtilmiştir:
…
ç) Yurt bina ve tesislerine veya demirbaş eşyaya zarar vermek…”
6.3. “Yurttan çıkarma cezası” başlıklı 24’üncü maddesinde; “(1) Yurttan çıkarma cezası; öğrencinin, öğrenimi süresince Bakanlık yurtlarından herhangi birine alınmamak üzere yurtla ilişiğinin kesilmesidir. (2)
Yurttan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller aşağıda belirtilmiştir:
…
m) Yurt binası ve eklentilerinde darp etmek suretiyle, kişilere zarar vermek veya öğrencileri sindirmek …”
6.4. “Disiplin cezalarının onay mercileri” başlıklı 25’inci maddesinde; “(1) Disiplin kurulu tarafından teklif edilen uyarma cezası yurt müdürünün; kınama cezası il müdürünün; yurttan çıkarma cezası Genel
Müdürün onayı ile yürürlüğe girer.
(2) Yurt müdürünün disiplin kurulu başkanı olması halinde, bu kurulun uyarma cezasına ilişkin kararları, ayrıca bir onaya gerek kalmadan yürürlüğe girer.”
6.5. “Disiplin cezasının ağırlaştırılması veya hafifletilmesi” başlıklı 27’inci maddesinde; “(1) Disiplin cezası verilirken, öğrencinin yurt içinde ve dışındaki hal ve hareketi, yurt idaresi ve arkadaşlarına karşı tutumu, fiil veya hallerin ne gibi şartlar altında işlenmiş olduğu, psikolojik durumu ve diğer sebepler de göz önünde
bulundurularak bir derece ağır veya hafif ceza verilebilir. Ancak 26’ncı maddeye göre bir derece ağır ceza uygulanmış ise bu madde hükmüne göre tekrar ağırlaştırma yapılamaz.
(2) Ceza tespitinde, aynı cezanın verilmesini gerektiren birden fazla fiilin işlenmesi veya toplu fiil işlemeyi teşvik halinde bir derece hafif ceza uygulaması yoluna gidilemez.
(3) Birden çok cezanın verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesi halinde, her bir fiile karşılığı olan ceza verilir.
(4) Genel Müdür yurttan çıkarma cezası, il müdürü kınama cezası teklifini bir derece hafifletebilir.”
6.6. “Disiplin cezasına itiraz” başlıklı 28’inci maddesinde; “ (1) Öğrenci, disiplin cezalarının tebliği tarihini takip eden yedi gün içinde disiplin cezalarına itiraz edebilir. İtirazlar; uyarma cezasında il müdürlüğüne, kınama cezasında Genel Müdürlüğe, yurttan çıkarma cezasında ise Bakanlığa yapılır.
(2) Uyarma cezasında il müdürü, kınama cezasında Genel Müdür, yurttan çıkarma cezasında ise Bakan yardımcısı itiraz üzerine karar vermeye yetkilidir.
(3) İtiraz, kararın uygulanmasına engel olmaz. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
(4) Bakan yardımcısı itiraza konu yurttan çıkarma cezasının uygulanmasını karar verinceye kadar durdurabilir, cezayı onaylayabilir, bir alt ceza verebilir ya da kaldırabilir.
(5) İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır.”
hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. İlk paragrafta ayrıntılarına yer verildiği üzere; başvuran, yurt idaresince hakkında açılan disiplin soruşturması neticesinde verilen kınama cezasının özel durumunun dikkate alınması suretiyle geri alınmasını talep etmektedir.
9. Bu çerçevede öncelikle başvuru konusu olayda disiplin cezasına konu fiilin mevzuat hükümleri uyarınca disiplin cezasını gerektirir nitelikte olup olmadığı, şayet disiplin cezasını gerektiren bir fiil ise de hangi cezaya sebebiyet vereceği hususlarının tespiti önem arz etmektedir. Yapılan incelemede Kurumumuzun bilgi ve belge talebine istinaden idare tarafından gönderilen cevabi yazıda Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurt Hizmetleri
Yönetmeliği’nin “Yurttan çıkarma cezası” başlıklı 24. maddesinin 2. fıkrasının m bendinde: “Yurt binası ve eklentilerinde darp etmek suretiyle, kişilere zarar vermek veya öğrencileri sindirmek.” fiiline yer verildiğinin, “Disiplin cezasının ağırlaştırılması veya hafifletilmesi” başlıklı 27. maddesinde “Disiplin cezası verilirken,
öğrencinin yurt içinde ve dışındaki hal ve hareketi, yurt idaresi ve arkadaşlarına karşı tutumu, fiil veya hallerin ne gibi şartlar altında işlenmiş olduğu, psikolojik durumu ve diğer sebepler de göz önünde bulundurularak bir derece ağır veya hafif ceza verilebilir. Ancak 26 ncı maddeye göre bir derece ağır ceza uygulanmış ise bu madde hükmüne göre tekrar ağırlaştırma yapılamaz.” hükmünün yer aldığının, başvuru konusu olayda da anılan hükümlerin uygulandığının ve nihayetinde yönetmeliğin “Kınama cezası” başlıklı 23. maddesinin 2. fıkrasının ç bendinde yer alan “Yurt bina ve tesislerine veya demirbaş eşyaya zarar vermek” hükmünün uygulanarak başvurana kınama cezası verildiğinin ifade edildiği anlaşılmıştır.
10. Ancak dosyada mübrez belgeler ve idarenin açıklamaları bir bütün olarak ele alındığında; cezaya konu olan eylemin esas itibariyle yurttan çıkarma cezası kapsamında değerlendirilemeyeceği, anılan eylemin kınama cezası maddesi kapsamında yer alabileceği, hal böyle olunca bir alt cezanın uygulanması durumunda başvurana ancak uyarma cezası verilebileceği, dolayısıyla cezanın bu yönüyle ölçülülük ilkesine aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
11. Nitekim Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13’üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” düzenlemesi yer almaktadır. Anayasa’da yer alan bu hüküm, hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması ve korunması açısından temel bir öneme sahiptir. Şöyle ki bu düzenleme, yasama organının hak ve özgürlükleri ne gibi ölçütler doğrultusunda sınırlandırabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasanın bütünselliği ilkesi gereği, Anayasa kurallarının bir arada ve hukukun genel ilkeleri dikkate alınarak uygulanması zorunludur.
12. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde bir değerlendirme yapıldığında; ölçülülük ilkesi göz ardı edilerek disiplin cezasına hükmedildiği tespit edildiğinden, başvuran hakkında verilen kınama cezasının geri alınmasına yönelik idareye tavsiyede bulunulması gerektiği kanaatine varılmıştır.
13. Öte yandan disiplin hukuku kapsamında kişilere uygulanan yaptırımlar, genel olarak ceza hukuku yaptırımları kadar ağır sonuçlar doğurmasa da, bazı durumlarda, özellikle meslekten ihraç gibi disiplin cezaları, ceza hukuku kapsamında verilen cezaların ötesinde daha ciddi etkiler yaratabilmektedir. Ayrıca, kişiler sırf disiplin cezası aldıkları için meslek yaşamlarında belirli hak veya fırsatlardan mahrum kalabilmektedir. Disiplin cezaları, bireylerin temel hak ve özgürlüklerine müdahale edebilen idari işlemler niteliğindedir. Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, idarenin tüm eylem ve işlemlerinde hukukun genel ilkelerine, Anayasa’ya, kanunlara ve diğer mevzuata uygun hareket etmesi zorunludur. Disiplin hukuku çerçevesinde de kişilere uygulanacak disiplin cezalarının bu ilkelerle uyumlu olması gerekmektedir. Devlet, disiplin işlemlerinde hakkaniyeti sağlamaktan, hukuka uygun kararlar vermekten ve kişilerin haklarını güvence altına almaktan sorumludur. Bu sorumluluğun en iyi şekilde yerine getirilebilmesi için, hukukun evrensel ilkelerinin disiplin hukuku alanında da uygulanmasını sağlamak ve disiplin yaptırımları ile bu yaptırımlarla ulaşılmak istenen amaçlar arasında adil bir denge kurmak önem arz etmektedir.
14. Anayasa Mahkemesi itiraz yoluyla önüne gelen bir davada, Türk Standartları Enstitüsü Kuruluş
Kanunu’na KHK ile eklenen “Enstitü personelinin izin, disiplin, intibak işleri ile diğer hususlar yönetmelikle belirlenir.” hükmünü iptal etmekle birlikte; hem adli hem de idari suç ve cezalar için Anayasa’nın 38’inci maddesinde belirtilen ilkelerin uygulama alanı bulacağı, ancak adli suçlar için belirlenen cezaların idari
cezalardan genellikle daha ağır olduğu, hürriyeti bağlayıcı cezaların idari suçlar için geçerli olamayacağı, idari suçlarda daha az önemli bir hukuki değerin korunduğu ve bu korumanın yetkili idari merci tarafından belirlenen idari usullere göre yapıldığı göz önünde alındığında, adli ve idari suç ve cezalar açısından Anayasa’nın 38’inci maddesinde belirtilen ilkelerin aynı derecede uygulanmasının işin mahiyetine uygun olmadığı yönünde karar vermiştir. Hayatın değişen şartları ve yasama organının yavaş işleyen yapısı karşısında idari suç ve cezaların daha sıklıkla değiştirilmesine ihtiyaç duyulduğundan, kanunilik ilkesinin disiplin mevzuatı açısından daha esnek uygulanması gerekmektedir. Ancak kanunilik ilkesi daha esnek uygulansa dahi idari suç ve cezalara ilişkin düzenlemelerin genel ilkeleri ortaya konmalı ve kanuni çerçevesi çizilmelidir. Nitekim Anayasa Mahkemesi de disiplin işlemlerinin kanuni güvencesi olmadan ve belirli bir çerçevesi çizilmeden tamamını doğrudan yönetmeliğe bırakan maddeyi iptal etmiştir. (Ceza Hukuku İlkelerinin Disiplin Hukukunda Uygulanabilirliği – Burç Volkan Zor- SDÜHFD – CİLT: 12, SAYI : 2024/11563-S.24.17577 1, YIL: 2022)
15. Bu çerçevede disiplin yaptırımına maruz kalacak kişiler, yaptıkları fiilin olumsuz yönlerini öngöremeseler ya da yapmış oldukları fiilin disiplin suçu oluşturup oluşturmadığını bilmeseler bile, hangi disiplin yaptırımı ile karşı karşıya kalabileceklerini önceden bilmeleri gerekir. Yani disiplin hukuku kapsamında çıkarılan kanunların ilgili kişilere hangi disiplin cezalarının verilebileceğini hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde düzenlemesi gerekmektedir. Bu durum aynı zamanda hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereğidir. Nitekim
Anayasa Mahkemesinin birçok kararında ifade edildiği üzere, Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan “hukuk devleti” nin temel ilkelerinden biri “belirlilik” tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu birtakım güvenceler içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup; birey, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu, kanundan öğrenebilme imkânına sahip olmalıdır. Birey, ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörüp, davranışlarını düzenleyebilir. Hukuk güvenliği, kuralların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de kanuni düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (AYM, E.2009/51, K.2010/73, K.T.
20/5/2010; AYM, E.2009/21, K.2011/16, K.T. 13/1/2011; AYM, E.2010/69, K.2011/116, K.T. 7/7/2011; AYM)
16. Anayasa Mahkemesi, belirlilik ilkesinin disiplin hukukunda da geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Anayasa Mahkemesi’ne göre, “Anayasa’nın 38’inci maddesine paralel olarak Türk Ceza Kanunu’nun 2’nci maddesinde yer alan ‘suçta ve cezada kanunilik’ ilkesi uyarınca, hangi eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde yasada gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasak eylemleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmaktadır. Anayasa’nın 38’inci maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından disiplin cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tabidir.” (AYM, T.19.4.1988, E.1987/16, K.1988/8) “Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan idari yaptırımlardır. (…) disiplin suç ve cezaları öğrencilerin özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkı, ifade özgürlüğü, eğitim ve öğrenim hakkı gibi pek çok hak ve özgürlüğüne sınırlama getiren bir nitelik taşımaktadır. Bu itibarla disiplin suç ve cezaları sebebi veya sonucu itibarıyla çeşitli temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması sonucunu doğurabilir. Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması ise ancak kanuni düzenlemelerle mümkündür.” (AYM, E.2018/30, K.2018/94,
25/9/2018, § 16; E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 12; AYM, E.2022/54, K.2022/99, 08/09/2022, § 28)
17. Belirlilik ilkesinin disiplin hukukunda da geçerli olduğu Danıştay tarafından da kabul edilmektedir.
Danıştay’a göre, “Suç ve cezaların yalnızca yasayla konulup kaldırılması da yeterli olmayıp kuralların kuşkuya yer vermeyecek biçimde açık ve sınırlarının da belli olması gerekir. Bu bağlamda cezanın kanuniliği ilkesi, her şeyden önce o suçun kanun tarafından ‘tanımlı’ olmasını gerekli kılar. Disiplin cezası ile cezalandırılan kamu görevlisinin disiplin suçu oluşturan eylemi açık bir şekilde belirlenmeli, disiplin suçu oluşturan bu eyleminin hangi disiplin kurallarını ihlal ettiği açıkça ortaya konulmalıdır. Cezaların açık ve belirgin olması, açılan iptal davalarında hukuki nitelendirmeler ve muhakeme açısından kolaylık sağlayacak, aksi bir durum ise uyuşmazlık hakkında hukuki değerlendirme yapmayı olanaksız kılacaktır.” (Danıştay, 12.D, T.9.5.2014, E.2013/7372,
K.2014/3573)
18. Bu çerçevede 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 184.
maddesinde Gençlik ve Spor Bakanlığının görevleri arasında “Yurt yapmak, yaptırmak, işletmek, işlettirmek, desteklemek ve yurt hizmetlerine ilişkin usul ve esasları belirlemek,” ve devamında 188. maddesinde Kredi ve
Yurtlar Genel Müdürlüğünün görevleri arasında “a) Yurt ihtiyacını belirlemek, yurtların her türlü ihtiyacını temin etmek, yurtların sevk ve idaresini yapmak, öğrencilerin iaşe, ibate ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması için yurt alanlarında ilgili düzenlemeleri yapmak,” sayılmış ve Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurt Hizmetleri
Yönetmeliğinin 21 ve devamındaki maddelerinde disiplin cezalarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Dolayısıyla her ne kadar Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’na yurt hizmetlerine ilişkin düzenleme yetkisi verilmiş ve anılan yetkiye dayanarak da yönetmelik ile birtakım düzenlemeler yapılmış ise de gerek Anayasa Mahkemesi gerekse de Danıştay kararlarında disiplin cezalarının mahiyetine ilişkin yapılan değerlendirmeler, uygulamada yaşanan güçlükler ve cezanın sonuçlarının önem derecesi göz önünde bulundurulduğunda Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı yurtlarda uygulanacak disiplin hükümlerinin genel çerçevesinin kanunla düzenlenmesi gerektiği kanaati oluşmuştur. Bu doğrultuda kanuni düzenleme yapma yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde olması dolayısıyla Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından konuyla ilgili kanuni düzenlemelerin yapılması amacıyla gerekli ön hazırlık çalışmalarının yapılması ve yüce Meclise sunulmak üzere ilgili makamlara konunun arz edilmesi gerekmektedir.
19. Sonuç olarak; konunun önemi ve etkileri göz önünde bulundurularak disiplin hükümleri bakımından Yurt Hizmetleri Yönetmeliği’ne dayanak olmak üzere ilgili mevzuat değişikliğinin yapılması konusunda gerekli çalışmaların yapılmasına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanlığına tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin
“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine İdare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği, Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgelerin süresinde gönderildiği, ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, İdarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
21. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği
Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Kararın idareye tebliğ tarihinden itibaren
30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden
kalan süre işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE,
Başvuranın verilen disiplin cezasının geri alınması ve disiplin hükümleri bakımından Yurt Hizmetleri
Yönetmeliği’ne dayanak olmak üzere ilgili mevzuat değişikliğinin yapılması konusunda gerekli çalışmaların yapılmasına ilişkin GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Tavsiye Kararının BAŞVURANA ve GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞINA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi