|
ÖZET: Başvuru, yurtdışında çalışarak elde edilen primlerin Türkiye’deki Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) aktarılması ve bu primlerin güncellenerek ödenmesi talebine ilişkindir. Başvuran, 1994 yılında İsviçre’den transfer edilen 1.200 gün karşılığı 3.600 Amerikan Doları’nın düşük bir tutar olarak iade edilmesi nedeniyle mağduriyet yaşadığını belirtmiştir. SGK, başvuranın yurtdışı borçlanma işlemlerinin 3201 sayılı Kanun çerçevesinde gerçekleştirildiğini, ancak iade edilen tutarın 2016 yılı itibarıyla güncellenmediğini ifade etmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu inceleyerek, başvuranın talebinin hukuka uygun olduğunu ve iade edilen tutarın güncel değer üzerinden hesaplanarak ödenmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu bağlamda, başvuranın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. İlgili mevzuat ve yargı kararları ışığında, başvuranın talebinin kabul edilmesi ve SGK’nın, yurtdışı borçlanma tutarını güncelleyerek ödemesi gerektiği tavsiye edilmiştir. Sonuç olarak, SGK’nın, başvuranın yurtdışından transfer edilen primlerinin güncel değerine göre yeniden hesaplama yaparak, ödemeyi gerçekleştirmesi için makul bir süre içinde işlem tesis etmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu durum, hem hukukun üstünlüğü hem de bireylerin haklarının korunması açısından önem taşımaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 237-237 |sayi|53878609-101.07.04-E.53878609-101.07.04-E.
BAŞVURU NO : 2018/9056 2018/ 9056
KARAR TARİHİ : 07/01/2019 |tarih|
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : Yurtdışı borçlanma tutarının güncellenerek ödenmesi talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 12/07/2018 12.7.2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza 12/ 07/ 2018 tarihinde e-başvuru yoluyla yapılan başvuruda başvuran, İsviçre’de çalıştığı 1200 gün karşılığı 3600 Amerikan Dolar ’ının 1994 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu’na aktarıldığını, söz konusu para İsviçre’den doğrudan geldiğinden Türkiye’de hiçbir sağlık yardımı almadığını, Türkiye’de 2014 ve 2015 yıllarında 650 gün sigortalılığı olduğunu, SGK tarafından emekli olamadıkları durumda 60 yaş üzeri vatandaşların sigorta primlerinin toptan ödendiğini dolayısıyla kendisinin de toptan ödeme talebinde bulunduğunu, kendisine 3600 Dolar ve 650 gün sigortalılığı karşılığı 5.150 TL ödendiğini belirterek toptan ödeme tutarının düşüklüğünden bahisle mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kamu Denetçiliği Kurumunun 24/ 09/ 2018 tarihli ve sayılı bilgi ve belge isteme yazılarına istinaden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel
Müdürlüğü’nün konuya ilişkin 06/ 11/ 2018 tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
1 / 12özetle;
2.1.3201 sayılı Yurtdışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurtdışında Geçen Sürelerinin Sosyal
Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki Kanunun 10 uncu maddesinde transferi sağlanan primlerin iade işlemleri düzenlendiği, buna göre İsviçre’den transfer edilen primlerin 3201 sayılı Kanuna göre borçlanılması durumunda aşağıda belirtildiği şekilde iade edildiği; i. İade işleminde transfer edilen primlerin tamamını borçlanarak tahakkuk eden borcu ödemesi durumda, transfer edilen tutarın tamamı; şayet transfer edilen primlerin bir kısmını borçlanarak tahakkuk eden borcun ödenmesi durumunda ise sadece borçlanılan süreye isabet eden oranı .
ii. Borçlanma tutarı ilgilinin talebi halinde transfer edilen meblağdan mahsup edilerek de ödenebilmektedir . Bu durumda transfer edilen primlerin borçlandırılma işlemi yapıldıktan sonra tahakkuk eden borç, transfer edilen tutardan mahsup edilerek kalan tutar .
iii. İsviçre’den transfer edilen primler ilgilinin aylığında bir menfaat sağlamıyorsa, transfer olunan primlerin tamamı .
2.2.İlgilinin 1/ 6/ 1989- 301911992 tarihleri arasında İsviçre’de 1200 gün hizmetinin olduğu tespit edildiği, 13/ 2/ 1994 tarihli dilekçesiyle ilgilinin, borçlanma tutarının İsviçre’den transfer edilen primlerden mahsup edilmesini talep ettiği, talebe istinaden transfer edilen 1200 prim gününün tamamının 3201 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin mülga hükümlerine göre döviz üzerinden değerlendirildiği ve her bir gün için 1 (bir) USD üzerinden borçlandırıldığı, tahakkuk ettirilen 1.200
USD karşılığı olarak 1.531 CHF’nin ilgilinin talebi doğrultusunda transfer edilen primlerden mahsup edildiği, mahsup işleminin ardından kalan 8.410,65 CHF’nin ilgiliye ödenmesi hakkında 28/ 2/ 1995 tarihinde Ziraat Bankası Yenişehir Şubesine ödeme talimatı gönderildiği ve 28/ 2/ 1995 tarihli yazı ile ilgiliye bilgi verildiği, 2.3.17/ 4/ 2008 tarihinde yapılan değişiklikle 3201 sayılı Kanununun 4 üncü maddesine borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartların yerine getirilememesi durumda veya ilgilinin talebi üzerine, borçlanma için yaptığı ödemelerin faizsiz olarak iade edileceği hükmünün eklendiği, 2.4.Ayrıca, 06/ 11/ 2008 tarihli ve 27046 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yurtdışında Geçen
Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin “Borçlanmadan vazgeçme ve borçlanma miktarının iadesi” başlıklı 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasında ise borçlandıkları hizmetleri ile malullük ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan sigortalılar ile ölüm aylığı bağlanamayan hak sahiplerine başvuruları halinde ödenen borçlanma tutarının tamamının, faiz uygulanmaksızın Türk Lirası olarak iade edileceği hususunun düzenlendiği, 2.5.Borçlanmaya istinaden transfer tutarından mahsup edilen 1.531 CHF’nin transfer tarihindeki kur karşılığı tutarın (l CHF : 31.378 TL) yukarıda belirtilen Yönetmelik hükmü gereğince faiz uygulanmaksızın iade edilmesinin diğer bir deyişle ilgiliye ödenecek tutarın 1.531×31,378=
48.039.718 eski TL= 48,04 TL olmasının gerektiği ancak dosyanın yeniden değerlendirilmesi sonucu
ilgiliye daha önce 28/ 2/ 1995 tarihli ve 162018 sayılı örneği ekli ödeme talimatında iade edilmiş olan 8.410,65 CHF’nin güncellenmek suretiyle toptan ödeme şeklinde 438,75 TL olarak mükerreren sehven ödendiğinin tespit edildiği, buna göre ilgiliye yapılan ödemenin 390,71 ( 438,75 – 48,04)
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
2 / 12TL’lik kısmının yersiz ödeme olduğunun anlaşıldığı ve ilgiliye sehven fazla ödendiği tespit edilmiş
tutarın tahsili cihetine gidildiği, 2.6.İlgilinin Türkiye’de 12/ 9/ 1984- 14/ 5/ 2015 tarihleri arasında 736 gün çalışmasının olduğunun tespit edildiği,
2.7.5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 31 inci maddesinin “ 4 üncü
maddenin birinci fıkrasının; (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar ile bu Kanuna göre ilk defa (c) bendi kapsamında sigortalı olanlardan, herhangi bir nedenle çalıştığı işten ayrılan veya işyerini kapatan ve yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli yaş şartını doldurduğu halde malûllük ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan sigortalıya, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c)
bentleri kapsamında ise kendi adına bildirilen, (b) bendi kapsamında ise ödediği malûllük, yaşlılık ve ölüm sigoılaları primlerinin her yıla ait tutarı, primin ait olduğu yıldan itibaren yazılı istek tarihine kadar geçen yıllar için, her yılın gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek toptan ödeme şeklinde verilir .” hükmüne amir olduğu, 2.8.Aynı zamanda 5510 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesinde, 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önceki hizmet sürelerine ait bölümünün, ilgilinin yazılı talebi halinde sigortalının ve işverenin ödemiş olduğu malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinin toptan ödeme şeklinde verileceği hüküm altına alındığı, 2.9.Bu çerçevede ilgilinin Türkiye’de geçen ve adına Kurumlarına yatırılan 736 prim gününün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin her yıla ait tutarının yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde hesaplandığı ve ilgiliye 4.687,62 TL ödeme yapıldığı, Hususları bildirilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının; 3.1.“Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesi; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir . Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir . Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz .”, 3.2.“Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”, 4. 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası ; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”, 5. 8/ 5/ 1985 tarihli ve 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında
Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun; 5.1.Başvuranın borçlanma yaptığı tarihte yürürlükte olan “Döviz ile değerlendirme” başlıklı 4 üncü maddesi; “Sosyal güvenlik kuruluşlarınca döviz ile değerlendirilecek sürelerin her bir günü
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
3 / 12için tahakkuk ettirilecek prim, kesenek ve karşılık borcu tutarı bir dolardır . Dövizin cinsi ve miktarı
Bakanlar Kurulu Kararı ile değiştirilebilir…
İstek sahipleri, tahakkuk ettirilen döviz borçlarını T.C. Merkez Bankasına veya yetkili bankalara satmak, karşılığı Türk parasının borçlanma işlemini yürüten sosyal güvenlik kuruluşuna intikali hususunda bankaya talimat vermek, döviz alım bordrosunun bir nüshasını sosyal güvenlik kuruluşuna ibraz etmek suretiyle mükellefiyetini yerine getirmiş olurlar .
İstek sahiplerinin, dolar dışında ödemek istediği döviz tutarı, T.C. Merkez Bankası veya yetkili bankalarca, dolara göre çapraz kur uygulamak suretiyle satın alınır .” 5.2. Başvuru tarihi itibarıyla yürürlükte olan “Borçlanma tutarı ve borçlanma tutarının iadesi” başlıklı 4 üncü maddesi; “Borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82 nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın
% 32’sidir . Ancak, prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir . Borçlanılan süreler, yurda kesin dönüş yapılmış olması şartıyla aylık tahsisi için yazılı talepleri halinde 5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin son fıkrası hükümlerine göre değerlendirilir . Tahakkuk ettirilen borç tutarı, tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenir . Ödeme yapılan gün sayısı prim ödeme gün sayısına ve prime esas kazanca dahil edilir . Tahakkuk ettirilen prim borcunu tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödemeyenler için yeniden başvuru şartı aranır .
Borçlanmadan sonradan vazgeçenler ile yapılan borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartları yerine getiremeyenlere ve bunların hak sahiplerine talepleri üzerine yaptıkları ödemeler, faizsiz olarak iade edilir .
Ancak yurt dışında iken borçlanma isteğinde bulunacak sigortalı veya hak sahipleri Yeni Türk Lirası olarak bildirilecek tutarın karşılığını cinsinden, Türkiye’de ise Yeni Türk Lirası olarak öderler .” 6. 06/ 11/ 2008 tarihli ve 27046 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yurtdışında Geçen Sürelerin
Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin “Borçlanmadan vazgeçme ve borçlanma miktarının iadesi” başlıklı 11 inci maddesinin ( 3) numaralı fıkrası; “Borçlandıkları hizmetleri ile malullük ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan sigortalılar ile ölüm aylığı bağlanamayan hak sahiplerine başvuruları halinde ödenen borçlanma tutarının tamamı faiz uygulanmaksızın Yeni Türk Lirası olarak iade edilir .”
Hükmü yer almaktadır .
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun kabulü gerektiği hususundaki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran özetle, 1994 yılında 3201 sayılı Kanun kapsamında SGK’ya 1.200 dolar karşılığı ödediği yurtdışı borçlanma tutarının 2016 yılında 48,04 TL olarak iade edilmesinin mağduriyetine neden olduğunu belirterek Kurumumuza başvurmuştur .
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
4 / 129. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle, başvuranın yurtdışı borçlanma işlemlerinin
başvuranın borçlanma talebinde bulunduğu 1994 yılındaki 3201 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin mülga hükümlerine göre her bir gün için 1 Amerikan Doları olmak üzere döviz üzerinden yapıldığı, bu kapsamda başvuranın İsviçre’den prim transferi yoluyla gelen primlerinden 1.200 dolar karşılığı
1.531 CHF’nin yurtdışı borçlanma tutarı olarak mahsup edildiği ve artan 8.410,65 CHF’lik kısmının
1995 yılında başvurana ödendiği, diğer taraftan 2008 yılında 3201 sayılı Kanunun 4 üncü
maddesinde değişiklik yapıldığı ve aylık bağlama şartlarını yerine getiremeyip talepte bulunanlara borçlanma için yaptığı ödemelerin faizsiz olarak iade edileceğinin düzenlendiği, aynı hususa
Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 11 inci maddesinde de yer verildiği, bu kapsamda başvurana iade edilmesi gereken tutarın başvuranın primlerinden mahsup edilen 1.531 CHF’nin transfer tarihindeki kur karşılığı olan 48.039.718 eski
TL karşılığı 48,04 TL olduğu ifade edilmiştir .
10. Bu durumda uyuşmazlığın, başvuranın 1995 yılında ödediği yurtdışı borçlanma tutarının 2016 yılında kendisine hangi esaslarla hesaplanmak suretiyle iade edileceği noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır .
11. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, başvuranın 1989 ile 1992 yılları arasında İsviçre’de çalıştığı, Türkiye’ye dönmesinin ardından İsviçre’de çalıştığı 1.200 günlük süre için 01/ 11/ 1993 tarihinde 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma talebinde bulunduğu, 3201 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin anılan tarihteki hükmüne göre her bir gün için 1 Amerikan Doları üzerinden borçlanma yapıldığından 27/ 01/ 1995 tarihinde İsviçre’den transfer edilen primlerinden 1.200
Amerikan Doları karşılığı 1.531 CHF’nin primlerinden mahsup edildiği ve mahsup işleminden artan tutarın başvurana ödendiği, başvuranın 27/ 07/ 2016 tarihli primlerinin tarafına iade edilmesi talebine istinaden 27/ 01/ 1995 tarihli CHF kuru esas alınarak 48.039.718 TL olarak hesaplanan borçlanma tutarının altı sıfırı atılmak suretiyle 48,04 TL olarak 26/ 12/ 2016 tarihinde başvurana ödendiği anlaşılmaktadır .
12. 3201 sayılı Kanun gereği yürütülen yurtdışında geçen sürelerin borçlanma işlemlerinde, borçlanma tutarı, Kanunda 2008 yılında 5754 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe kadar Amerikan
Doları olarak belirlenmekteydi . Belirtilen dönemde istek sahipleri, tahakkuk ettirilen döviz borçları için dövizlerini T .C. Merkez Bankasına veya yetkili bankalara satmakta, karşılığı Türk parasını ilgili sosyal güvenlik kuruluşuna intikal ettirmek suretiyle yurtdışı borçlanması yapmaktaydı . Anılan dönemde Kanunda borçlanmadan vazgeçmeye dair herhangi bir hükme yer verilmemiş olsa da
Kanunun 12 nci maddesine dayanarak çıkartılan Yönetmelikte borcunun bir kısmını ödeyen sigortalılardan borçlanmadan vazgeçenlere talepte bulunmaları halinde, ödemiş oldukları meblağın ödeme tarihlerindeki Türk Lirası tutarının iade edileceği düzenlenmiş ancak söz konusu meblağa faiz ödeneceğine ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiştir .
13. 3201 sayılı Kanunda 2008 yılında 5754 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile borçlanma tutarının dolar karşılığı belirlenmesi uygulamasından vazgeçilmiş, ayrıca borçlanmadan sonradan vazgeçenler ile borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartları yerine getiremeyenlerden talepte bulunanlara, yaptıkları ödemelerin faizsiz olarak iade edileceği düzenlenmiştir . Kanundaki değişikliğe paralel olarak yayımlanan yeni Yönetmelikte de borçlandıkları hizmetleri ile malullük ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan sigortalılardan başvuranlara, ödedikleri borçlanma tutarının tamamının faiz uygulanmaksızın Yeni Türk Lirası olarak iade edileceği düzenlenmiştir .
14. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek ( 1) No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” kenar
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
5 / 12başlıklı 1 inci maddesinde “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı
gösterilmesini isteme hakkı vardır . Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir .
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez .” denilmiştir .
15. Aynı çerçevede, Anayasa’nın 35 inci maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir .” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmış, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır .
16. Anayasa Mahkemesi’nce verilmiş kararlarda Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkının, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsadığı (AYM, E .2015/ 39, K.2015/ 62, 1/ 7/ 2015, § 20), bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacağın da mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu (Mahmut Duran ve diğerleri, B . No: 2014/ 11441, 1/ 2/ 2017, § 60) ifade edilmektedir .
17. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı, mevcut mal, mülk ve varlıkları kapsamaktadır . Henüz sahip olunmayan bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı bu kapsamda olmamakla beraber belli durumlarda bir “ ekonomik değer” veya icrası mümkün bir
“ alacağı ” elde etmeye yönelik “ meşru bir beklenti” , mülkiyet hakkı güvencesinde sayılabilir
(Hüseyin Remzi Polge, B . No: 2013/ 2166, 25/ 6/ 2015, § 32; Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B . No:
2012/ 636, 15/ 4/ 2014, § 36- 37) .
18. Meşru beklenti, makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir . Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Hüseyin
Remzi Polge, § 33; Bu konudaki AİHM kararları için bkz . Kopecky/Slovakya, B . No: 44912/ 98, 28/ 9/ 2004, § 52; Saghinadze/Gürcistan, B . No: 18768/ 05, § 103, 27/ 5/ 2010; SA Dangeville/Fransa, B . No: 36677/ 97, 16/ 4/ 2002, §§ 44- 45) .
19. Anayasa’nın ve Sözleşmenin ortak koruma kapsamında yer alan mülkiyet hakkı, sosyal güvenlik ödemesi hakkını içermemekle beraber, yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak, sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise, yargısal içtihatlara paralel olarak, ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, § 36;
Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz . Stec ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B . No: 65731/ 01 ve 65900/ 01, 12/ 4/ 2006, § 53- 55; Andrejeva-Letonya [BD], B . No: 55707/ 00, 18/ 2/ 2009, § 77) .
20. Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesi; kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu haline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarının
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
6 / 12başvurucular üzerinde orantısız bir yük oluşturması halinde mülkiyet hakkının ihlaline karar
vermiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B . No: 2013/ 817, 19/ 12/ 2013; Akel Gıda San. Ve Tic . A .Ş., B . No: 2013/ 28, 25/ 2/ 2015; Ferda Yeşiltepe, B .No: 2014/ 7621, 25/ 7/ 2017 , §§ 63- 76; Güler Ergin, B .No: 2015/ 7602, 10/ 5/ 2018; Şerif Yılmazkaya, B .No: 2015/ 6908, 27/ 6/ 2018) .
21. Anayasa Mahkemesi’nin 2014/ 7621 Başvuru Numaralı ve 25/ 7/ 2017 tarihli Ferda Yeşiltepe
Başvurusu hakkında vermiş olduğu Genel Kurul Kararında; başvurucu, emekli ikramiyesinin ödeme tarihindeki katsayılar esas alınarak ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, Yüksek Mahkeme yapmış olduğu değerlendirmede; 21.1.Başvurucunun “emekli ikramiyesi alacağının” Anayasanın 35 inci maddesi anlamında mülkiyet hakkı kapsamında “mülk” teşkil ettiği ve mülkiyet hakkına yapılan, alacağın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi şeklindeki müdahalenin, “mülkiyetten barışçıl yararlanma”ya ilişkin birinci kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği, 21.2.Anayasanın 35 inci maddesinde mülkiyet hakkının sınırsız bir hak olarak düzenlenmediği, bu hakkın kamu yaran amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği, mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen
Anayasanın 13 üncü maddesinin de göz önünde bulundurulması gerektiği, 21.3.Anayasanın 13 üncü maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklerin, özlerine dokunulmaksızın, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasaya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği, 21.4.Ölçülülük ilkesi çerçevesinde ise; kişilerin mülkiyet haklarına getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmaması ve ulaşılmak istenen kamu yararı ile bireyin sınırlandırılan hakkı arasında adil bir dengenin kurulması gerektiği, bu adil dengenin, mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle bireye şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetin yüklenmesi durumunda bozulmuş olacağı, 21.5.Sonuç olarak, emekli ikramiyesine hak kazandığı tarihten ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen yirmi beş yıllık süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacağın değer kaybına uğratılarak ödendiği, belirtilen değer kaybının miktarı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu sonucuna varmış ve başvuranın mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir .
21.6.Ayrıca Mahkeme, alacağın hak kazanıldığı tarihteki tutarının ödeme tarihi itibarıyla enflasyon karşısındaki değer kaybı giderilmiş tutarının ne kadar olması gerektiğine yönelik Merkez Bankası verilerini esas almak suretiyle bir hesaplamaya gitmiş ve başvurana ödenmiş tutar ile kendi hesaplaması sonucu ulaştığı tutar arasındaki farkın maddi tazminat olarak başvurana ödenmesine karar vermiştir .
22. Bunla beraber, aynı konuya ilişkin Kurumumuzun 09/ 10/ 2013 tarih ve 2013/ 42 sayılı
Tavsiye Kararında ; “Konu geniş bir açıyla değerlendirildiğinde idareden, ilgili yılların katsayıları ile emekli ikramiyesinin hesaplamasının ardından, yıllar içerisindeki enflasyon oranları dikkate alınarak paranın alım gücünde oluşan değer kaybını belirlemesi ve Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) ve benzeri parametreler kullanarak söz konusu tutarın ödeme tarihindeki alım gücüne
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
7 / 12denkleştirmesi beklenmektedir . Çünkü Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, ülkemizde
yaşanan enflasyonun uzun yıllar yüksek oranlarda seyrettiği, buna bağlı olarak paranın alım gücünün düştüğü ve yaşanan derin ekonomik kriz dikkate alındığında belli bir miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade anındaki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir .” “Dolayısıyla Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından hesaplanan emekli ikramiyesinin hesaplama usulüne ilişkin hukuka aykırılık sorunu bulunmadığı düşünülmekle birlikte, şikâyet konusuna ilişkin olarak ilgili kanun metninde ya da alt düzenleyici işlemlerde, 5083 sayılı “Türkiye
Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun”dan önceki döneme ilişkin olarak idarenin vatandaşa yapacağı ödemelerde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğinin belirtilmediği görülmekte olup bu nedenle hesaplanan ikramiye tutarının alım gücünün, çeşitli bilimsel yöntem ve araçlarla ödeme tarihindeki alım gücüne dönüştürülmeksizin ödenmesi suretiyle eksik işlem tesis edildiği kanaatine varılmıştır .” “Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yapılan emekli ikramiyesi ödemelerine ilişkin olarak ilgili yılların katsayıları ile emekli ikramiyesinin hesaplamasının ardından, yıllar içerisindeki enflasyon oranlan dikkate alınarak paranın alım gücünde oluşan değer kaybının belirlenmesi ve çeşitli parametreler kullanılarak söz konusu tutarın ödeme tarihindeki alım gücüne denkleştirilmesi hususunda tavsiyede bulunulmasına ” karar verilmiştir .
23. Yine, Kurumumuzun 15/ 04/ 2016 tarihli ve 2015/ 520 sayılı Tavsiye Kararında; 2013/ 42 sayılı Tavsiye Kararına atıfta bulunularak; “Şikâyetçiler için 30 yılın üzerindeki emeklilik ikramiyelerinin hesaplanmasında, emekli olunan ilgili yılların katsayıları ile emekli ikramiyesinin hesaplamasının ardından, yıllar içerisindeki enflasyon oranları dikkate alınarak paranın alım gücünde oluşan değer kaybının belirlenmesi ve Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) ve benzeri parametreler kullanarak söz konusu tutarın ödeme yapılacak tarihteki alım gücüne denkleştirilmesi beklenmektedir . Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Dördüncü Dairesinin 24/ 06/ 2008 tarihli ve 49548/ 99 sayılı “Sefine BAŞ/Türkiye Davası” Kararında da; ileri sürülen ihlalin hem zamanlıca, hem mağdurun bu hakkı kullanamadığı süre göz önüne alınarak telafi yoluna gidilmesi gerektiği, ödeme konusu bir miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade anındaki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu, dolayısıyla AİHM 1 No’lu Ek Protokolün 1 inci maddesinin ihlal edildiği şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır . Dolayısıyla söz konusu değerlemenin yapılmaması halinde, ülkemizde yaşanan enflasyonun uzun yıllar yüksek oranlarda seyrettiği, buna bağlı olarak paranın alım gücünün düştüğü ve yaşanan derin ekonomik kriz dikkate alındığında, özellikle uzun yıllar önce emekli olmuş kişiler açısından hesaplanacak tutarlar, günümüz koşullarında alım gücü çok düşük olan değerlere denk gelecektir . Bu anlamda, emekli ikramiyelerinin çeşitli parametreler kullanılarak ödeme tarihindeki alım gücüne dönüştürülmeksizin hesaplanması halinde, belirlenecek rakamların sosyal güvenlik hakkına, mülkiyet hakkına ve sosyal devlet ilkesine uygun olmayacağı ortadadır .” değerlendirmelerine yer verilmiştir .
24. Bunların yanında, Kurumumuzun 26/ 11/ 2018 tarihli ve 2018/ 4862 sayılı Kısmi Tavsiye
Kısmi Ret Kararında; İLKSAN’a 14 yıl 8 ay 18 gün üzerinden aidat ödeyip en son 26/ 10/ 1992 tarihinde Sandıktan ayrılan başvurana aidat iadesi olarak 1992 yılında en son ödediği aidat tutarı esas alınarak yapılan hesaplama neticesinde 12/ 02/ 2018 tarihinde 7,34 TL ödenmesi üzerine
Kurumumuza yapılan başvuru üzerine; “Başvuranın emekli yardımı bedelinin güncel veriler üzerinden yeniden hesaplanarak ödenmesi talebiyle ilgili olarak ise; emekli yardımının hesaplama usulüne ilişkin hukuka aykırılık sorunu bulunmadığı düşünülmekle birlikte, hesaplanan emekli yardımı tutarının alım gücünün, çeşitli bilimsel yöntem ve araçlarla ödeme tarihindeki alım gücüne dönüştürülmeksizin ödenmesi suretiyle eksik işlem tesis edildiği, yıllar içerisindeki
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
8 / 12enflasyon oranları dikkate alınarak paranın alım gücünde oluşan değer kaybının belirlenmesi ve
çeşitli parametreler kullanılarak söz konusu tutarın ödeme tarihindeki alım gücüne denkleştirilmesi gerektiği, bu yönüyle Sandık işleminin hakkaniyete uygun olmadığı sonucuna varılmıştır .” denilmiştir .
25. Yine, aidat iadesine ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E.:2006 / 3149, K .:
2010/ 407 sayılı kararında; “…davacıdan kesilen aidatların üye kalsa idi emekliye ayrılırken alacağı maddi yardım ölçü alınarak hesaplanması suretiyle davacıya ödenmesi hakkaniyet gereği olduğundan…” ifadelerine yer verilmek suretiyle aidat iadesine ilişkin bir ödeme iade olunurken hangi esaslar çerçevesinde hesaplama yapılması gerektiğine ilişkin hususlar ortaya konulmuştur .
26. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin E.: 2004/ 3102 K .: 2004/ 4681 ve 25.05.2004 tarihli kararında; kişilerin yurda kesin dönüş koşulunu yerine getirmediği gerekçesiyle borçlanmasının iptal edilmesi durumunda Kurumun mal varlığında sebepsiz zenginleşme meydana geldiğinden Kurumun söz konusu tutarı iade yükümü olduğu belirtilmiş ve “Borçlanılan sürenin döviz ile ne şekilde değerlendirileceği 3201 sayılı Yasanın 4. maddesinde, “Sosyal güvenlik kuruluşlarınca döviz ile değerlendirilecek sürelerin her bir günü için tahakkuk ettirilecek prim, kesenek ve karşılık borcu tutarı bir dolardır . .. istek sahipleri, tahakkuk ettirilen döviz borçlarını T.C. Merkez Bankasına veya yetkili bankalara satmak, karşılığı Türk parasının borçlanma işlemini yürüten sosyal güvenlik kuruluşuna intikali hususunda bankaya talimat vermek, döviz alım bordrosunun bir nüshasını sosyal güvenlik kuruluşuna ibraz etmek suretiyle mükellefiyetini yerine getirmiş olurlar” biçiminde belirtilmiştir . Görüldüğü gibi, tahakkuk ettirilen döviz borcu, istek sahiplerinden yabancı para olarak tahsil edildiğinden, iade de, iade anındaki yabancı para karşılığı üzerinden yapılmalıdır .
Davalının, Amerikan dolarını davacının istemi de gözetildiğinde, fiili ödeme günündeki rayice göre
Türk parası ile ödemek suretiyle borcundan kurtulabileceği yönü gözetilmeksizin, borçlanma bedelinin iadesine ilişkin istem yönünden yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir .” denilmiştir .
27. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E.: 2002/ 10- 779 K .: 2002/ 779 ve 09.10.2002 tarihli kararında ; Kurumun hatası sonucu 1000 dolar fazla yurtdışı borçlanması yaptırılan sigortalının
1000 doların aynen, olmadığı takdirde fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının temerrüt
tarihinden itibaren yürütülecek faizi ile ödenmesi talebi açılan dava incelemeye konu olmuş ve;
“Borçlanılan sürenin döviz ile ne şekilde değerlendirileceği 3201 sayılı Yasanın 4 ncü maddesinde, “Sosyal güvenlik kuruluşlarınca döviz ile değerlendirilecek sürelerin her bir günü için tahakkuk ettirilecek prim, kesenek ve karşılık borcu tutarı bir dolardır … istek sahiplen, tahakkuk ettirilen döviz borçlarını T.C. Merkez Bankasına veya yetkili bankalara satmak, karşılığı Türk parasının borçlanma işlemini yürüten sosyal güvenlik kuruluşuna intikali hususunda bankaya talimat vermek, döviz alım bordrosunun bir nüshasını sosyal güvenlik kuruluşuna ibraz etmek suretiyle mükellefiyetini yerine getirmiş olurlar” biçiminde belirtilmiştir . Görüldüğü gibi, tahakkuk ettirilen döviz borcu, istek sahiplerinden yabancı para olarak tahsil edildiğinden, iade de, iade anındaki yabancı para karşılığı üzerinden yapılmalıdır . Somut olayda davalı Kurum davacıdan hatalı olarak 1000 Dolar fazla alındığını kabul ettiğine ve davacı, davalı kurumun hatalı bildirimi sonucu 1000 Dolar fazla bozdurmak suretiyle ödeme yapmak zorunda kaldığına göre, kurumun 3201 sayılı Yasanın 4.
maddesi uyarınca borçlanma tutarının kuruma Türk Lirası olarak intikal ettiğinden söz edilerek,
1000 Doların kuruma intikal tarihindeki Türk lirasını iade etmek istemesi isabetsiz olduğu …
27.1.Bu durumda mahkemece, 1000 ABD Dolarının fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen bu miktara 13.1.2000 tarihinden itibaren,
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
9 / 123095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarınca bir yıl vadeli dolar hesabına uygulanan
en yüksek faiz yürütülmesine” şeklinde hüküm kurulması, harca esas değer, kabul ve red oranlarına göre avukatlık ücreti ve mahkeme masraflarının hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yanlış olup yerel mahkeme hükmünün bu nedenle BOZULMASI gerekir ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK.nun 438/ 7 maddesi gereğince, hüküm fıkrasının ( 1) ( 3) ve ( 6) numaralı bentleri silinerek yerine doğrusu yazılmak suretiyle hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir .
27.2.( 1) numaralı bendinde yazılı, ” 1000 ABD Dolarının fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının 13.1.2000 tarihine kadar faiz hesabı yapılmış olmakla bu tarihten itibaren Devlet
Bankalarınca bir yıl vadeli döviz hesabına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” kelimeleri silinerek yerine, “( 1) 1000 ABD Dolarının fiili ödeme günündeki Türk lirası karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine , hükmedilen bu miktara 13.1.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarınca bir yıl vadeli dolar hesabına uygulanan en yüksek faiz yürütülmesine” kelimelerinin yazılmasına, …
hükmün ( 1), ( 3) ve ( 6) numaralı bendtlerinin bu (DÜZELTİLMİŞ ŞEKLİYLE ONANMASINA) .”
Denilmiştir .
28. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E.: 2001/ 21- 106 K .: 2001/ 140 ve 14/ 02/ 2001 tarihli; E.:
2001/ 21- 105 K .: 2001/ 139 ve 14/ 02/ 2001 tarihli kararlarında; “Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, 3201 sayılı Yasaya göre, yurt dışı hizmetlerini borçlanan ve buna bağlı kendisine yaşlılık aylığı bağlanan bir Türk Vatandaşının uzun sayılabilecek bir süre sonra; yaşlılık aylığından yararlanma koşullarından biri olan yurda kesin dönüş koşulunun bulunmadığının anlaşılması üzerine, Kurumca; gerek borçlanma ve gerekse yaşlılık aylığının iptaliyle, borçlanma sırasında Kuruma döviz karşılığı ödenen Türk Parasının davacıya iade edilmek istenmesi halinde, bu bedele faiz uygulanıp uygulanmayacağına ilişkindir .
… Kurumun uygulanması ile; … d)İade edilmek istenen bedele faiz dahi uygulanmamakta … Böyle bir uygulama ise hiçbir yönden hukuksal kabul edilemez ve yasalarca korunamaz… Hal böyle olunca Kurumun evleviyetle faizi ödemesi zorunluluğunun kabulünde kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır .” denilmiştir .
29. Yukarıda yer verilen düzenlemeler ve yargı kararları ışığında; somut olayda mevcut yasa hükümleri çerçevesinde başvurucunun “prim iadesi alacağının” mevcut olduğu dolayısıyla başvuranın bu alacağının Anayasa’nın 35 inci maddesi anlamında mülkiyet hakkı kapsamında
“mülk” teşkil ettiği, yine başvurucunun yurtdışı borçlanma kapsamında ödediği tutarın güncel değeri üzerinden hesaplanarak kendisine ödenmesi talebinin konuyla ilgili yargı içtihatları tarafından desteklendiği dolayısıyla başvurucunun bu iddiasının mülkiyet hakkı kapsamında meşru beklenti olarak nitelendirmeye yeterli somutluğa sahip bir beklenti olduğu dolayısıyla başvurucunun talebinin, Anayasa’nın 35 inci maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkına ilişkin koruma kapsamında yer aldığı değerlendirilmektedir .
30. Bu çerçevede, başvuranın alacağının değer kaybına uğratıldığı iddiasının, başvuranın 1995 yılında döviz karşılığı yaptığı yurtdışı borçlanmasına ilişkin ödemenin 2016 yılında 1995 yılındaki döviz kurunun karşılığı TL olarak ödenmesinin ölçülü olup olmadığı da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir .
31. Anayasa Mahkemesi, emekli ikramiyelerinin güncel değer üzerinden ödenmesi talepli başvurularda ölçülülüğe ilişkin değerlendirmesini Merkez Bankası’nın enflasyon verileri üzerinden
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
10 / 12ulaştığı tutarları karşılaştırmak suretiyle ortaya koymaktadır . Aynı esaslar çerçevesinde Merkez
Bankası verileri üzerinden yapılan hesaplamada; 1995 yılı Ocak ayındaki 100 TL’nin, ödemenin yapıldığı 2016 yılı Aralık ayı itibarıyla enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığının
17.363 TL olduğu, bu durumda başvurucuya ödenmesi gereken 48,04 TL tutarındaki prim iadesi
tutarının 2016 yılı Aralık ayı itibarıyla Merkez Bankası verileri kullanılarak enflasyon karşısında değer kaybının giderilmiş karşılığını 8.341 TL olduğu görülmektedir . Bununla beraber, Yargıtay
Kararlarında yer bulan iptal edilen borçlanmaların kişilere geri ödenmesi tarihindeki döviz kurunun esas alındığı durumda; borçlanmaya esas alınan 1.200 Amerikan Dolarının 26/ 12/ 2016 tarihli TL karşılığının 4.216,20 ( 1.200 X 3,5135) TL, borçlanma karşılığı başvuranın İsviçre’den iade olunan primlerinden mahsup edilen 1.531 CHF karşılığının ise 5.219,18 ( 1.531 X 3,4090) TL olduğu görülmektedir .
32. Sonuç olarak, başvurucunun yurtdışı borçlanma tutarının Kurum hesaplarına intikal ettiği tarihten iadenin kendisine yapıldığı tarihe kadar geçen yaklaşık yirmi iki yıllık süredeki enflasyon oranları ya da kur değişimleri dikkate alındığında, mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen iadeye konu borçlanma tutarının değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır . Belirtilen değer kaybının miktarları gözetildiğinde başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple ortaya çıkan durumun kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu, bu yönüyle söz konusu işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 33. 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin cevabında başvuranın hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması beklenilmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
34. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup
Kırklareli İş Mahkemesinde yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Başvuranın yurtdışından transfer edilen primlerinden mahsup edilen borçlanma tutarının ödeme tarihindeki alım gücüne denkleştirilerek başvurana ödenmesi için makul sürede yeni bir işlem tesis edilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
11 / 12SOSYAL GÜVENLİK KURUMU tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün
içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın gereği için BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi